FİTNE VE KARGAŞA
Muhterem Müslümanlar! Dinimiz İslam mü’minleri kardeşlik bağı ile birbirine bağlamıştır… Allah-u Teâlâ Kur’an’da:
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ
“uyuruyor… "Mü’minler ancak kardeştirler…"[Hucurat, 10]”
İslâm ahlâkının temelini teşkil eden bir hadis-i şerifte de Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor: "Hiçbiriniz, kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için de istemedikçe, iman etmiş olmaz "
Müslüman, kendisine reva gördüğünü din kardeşine de reva görecek, kendisi için hoşlanmadığı bir şeyi din kardeşine de yapmayacak, yapılmasını istemeyecek Peygamber Efendimiz bir de şöyle buyuruyor:
"Birbirinize haset etmeyin Alış-verişte birbirinizi aldatmayın Birbirinize dargın durmayın ve birbirinizden yüz çevirmeyin Birinizin bitmek üzere olan pazarlığını bozmayın Ey Allah'ın kulları kardeş olun… Müslüman Müslümanın kardeşidir; ona zulmetmez, onu yardımsız bırakma, ona hor bakmaz "
Toplumların varlığının devamını sağlayan en büyük kuvvet, kardeşlik, birlik ve beraberliktir… Bu gücü kaybeden toplumlar yok olup gider… Allah-u Teâlâ Kur'an-ı Kerim’de:
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمٖيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا
“"Toptan Allah'ın ipine sarılın, parçalanıp ayrılmayın…" [Ali İmran, 103] buyuruyor…”
Değerli Mü’minler!.. Bir toplumda ortaya çıkmasından korkulan, en büyük, en sıkıntılı konulardan birisi de fitnedir Bir toplumda fitne ortaya çıkınca, fitne baş gösterince artık o toplumda yaşayan herkes ondan etkilenir…
İyisi de etkilenir, kötüsü de etkilenir… O işe karışan da etkilenir, karışmayan da mutlaka ondan etkilenir Onun için
وَالْفِتْنَةُ اَشَدُّ مِنَ الْقَتْلِ
iye tarif ediliyor Kuran’da “Fitne adam öldürmekten daha büyük bir beladır Daha ağırdır…” (BAKARA;191)
Fitne; başıbozukluktur Onun için Peygamberimiz, fitneden bizi sakındırmıştır Fitne zamanında nasıl hareket etmemiz gerektiğini de bize tavsiyeleriyle bildirmiştir
Evet, fitne öyle büyük bir beladır ki, hangi toplumda çıkarsa, o toplumdaki bütün insanlara mutlaka zararı dokunur… Bu fitne öyle bir beladır ki;
وَاتَّقُوا فِتْنَةً
“Fitneden kaçının… Uzak durun fitneden”
لَا تُصٖيبَنَّ الَّذٖينَ ظَلَمُوا مِنْكُمْ خَاصَّةً
“Fitneden sadece zalimler zarar görmez… Bütün toplum zarar görür (Enfal;25)”
Onun için
وَاتَّقُوا فِتْنَةً
bu fitneden uzak durmaya çalışın Fitneyi uyandıracak, fitneyi ayağa kaldıracak, belayı körükleyecek olan her türlü hareketten uzak durun… O belaya, o kargaşaya zemin hazırlayacak her türlü hareketten, tavırdan, söylemden uzak olun diyor ayet-i kerime…
Çünkü Değerli Mü’minler!.. Fitne geldiği zaman “efendim ben ona karışmıyorum ki, fitneyle benim işim olmaz ki, ben uzak duruyorum, ben şöyleyim, ben böyleyim…” demeniz sizi o fitneden, o kargaşadan kurtarmaz
Bela gelince, musibet gelince toplu olarak gelir İyisi de kötüsü de o bela ve musibetin içinde durumuna göre, Allah’ın takdirine göre etkilenir, ceza görür
Fitne ve bela; yüksek bir tepeden yuvarlanan kaya parçasına benzer Önünde ne varsa alır götürür Altında ezer geçer… Ama salih amel işleyen insanlar, Allah’a kulluk vazifelerini yapmaya çalışan, yanlıştan, hatadan uzak durmaya gayret eden insanlar da o fitnenin içinde, o musibetin içinde heder olabilirler Zayi olabilirler Ahirette Cenab-ı Allah, ayrıyeten onun mükâfatını verir…
Dünyada canlarına mal olabilir Mallarına mal olabilir… Servetlerine mal olabilir Ama ahirette onun mükâfatını görürler…
Fitneyi, kargaşayı, terörü, eşkıyalığı ortaya koyan, çıkartan, toplum içerisinde yayan, insanları huzursuz edenler ise bu dünyada o yaptıkları işin altında ezilecekleri gibi, ahirette de Allah’ın azabına duçar olacaklardır
Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz, bizi uyarıyor Aman fitneyi uyandırmayın, uzak durun fitneden diyor Şimdi şu Cuma vaktinde kulak verelim Peygamberimize… Bakalım ne diyor Peygamberimiz…
Bâdirû bil-a'mâli fitenen kekıtail-leylil-muzlimi Karanlık gecelerin parçaları gibi olan, kapkaranlık parçalar halinde insanların üzerine kara bulutlar gibi çöken fitnelerden önce, hayırlı ameller işlemeye gayret edin… Öyle bir zaman gelecek ki artık dini vecibelerinizi, görevlerinizi rahat bir şekilde yapamayacaksınız… O zaman gelmeden önce şimdiden gayret edin… Hayırlı ameller işleyin Kapkaranlık geceler gibi üzerinize kara bulutlar çökecek Fitneler ardı ardına sizi rahatsız edecek diyor Peygamberimiz
Öyle bir zamanki bu zaman yusbihur-racülü mü'minen ve yümsî kâfiren Bir insan sabahleyin mümin olarak sabahlayacak… Akşama kâfir olarak girecek Sabahtan akşama değişecek yani insanın durumu Sabah mü’min, Müslüman… Ama o fitne dalgası öyle bir etkileyecek ki, o insanı akşama bir de bakmışın inkârcı bir insan olacak Allah muhafaza
ve yümsî mü'minen ve yusbihu kâfirâ: Akşama mümin olarak akşamlayan insan, sabahleyin bir bakacaksınız ki yüzde yüz değişmiş ve akşamleyin iman ettiklerini, savunduklarını sabahleyin inkâr ediyor, kâfir olmuş… Allah muhafaza!.. İşte böyle fitne zamanları olacak diyor Peygamberimiz…
Yine öyle bir zamanki o zaman Yebîu ehadühüm dînehû biaradin mined-dünyâ kalîl: Mü’min olan o insan dünyanın çok basit bir menfaati karşılığında dinini satacak Dininden vazgeçecek Evet; çok basit bir meblağ, çok basit bir şöhret, çok basit bir servet, basit bir makam-mevki karşılığında dinini bırakacak, terk edecek… Dininin emirlerine sırt çevirebilecek Öyle bir zaman gelecek… Böyle korkunç bir zaman var önünüzde diyor
Ve hadisin devamında; hakikaten de öyle insanlar olduğu için dinini değiştirmeyi teklif edenler olacak diyor…
Öyle bir zamanki ufacık bir menfaat için dininden vazgeçebilen, Cenab-ı Allah’ın haramına helal diyebilecek kapasitede, Cenab-ı Allah’ın helaline haram diyebilecek, bu zamana, bu düzene uymaz diyebilecek kapasitede karakter bozuğu insanlar olacak o fitne zamanında…
Yine başka bir hadiste o fitne zamanını bize şöyle tarif ediyor Peygamberimiz Yûşikül ümemü: Çok az kaldı diyor… Kavimler, toplumlar En tedêa aleyküm: Sizin üzerinize çullanacağı zamana çok az kaldı Kemâ tedêal ekeletü ilâ kas’a tihê: Tıpkı sofraya çağıran yiyiciler gibi birbirlerini çağıracaklar ve Müslüman toplumun üzerine çullanacaklar Birliktelik sağlayacaklar…
Ve mü’minleri, Müslümanları yok etmek için, onları helak etmek için, onların elindeki maddi-manevi güzellikleri onlardan söküp almak için toplumlar birbirlerini davet edecekler Çağıracaklar ve bir kuvvet birliği ortaya koyacaklar
Soruyor sahabiler Ya Rasulüllah! Min gılletin nahnü yevmeizin: Peki bu mü’min ve Müslüman düşmanları, hatta bu insanlık düşmanları, bu kan emiciler, bizim azlığımızdan faydalanarak mı bu şeye kalkışacaklar Bu Müslümanlar zaten az insanlar, bir avuç insan, vuralım şunların başına, alalım şunların elindeki hakları, alalım şunların toprağını, alalım şunların her türlü zenginliklerini, alalım şunların her türlü kazanımlarını derken acaba bizim azlığımızdan dolayı mı böyle bir gayrete gelecekler?..
Öyle ya ufak bir toplum olur, azınlık olur, istediğin gibi ona zulmedersin… Ama toplum kalabalık toplum olduğu zaman korkarsın Yapmak istersin, fikrin o yöndedir ama karşında kalabalık bir toplum var Bu sefer alttan alta yaparsın bu işi Onun için Peygamberimize soruluyor ‘Ya Rasulullah! O gün biz az mı olacağız?.. Müslümanlar az mı olacaklar nüfus olarak toplum olarak?..’ Peygamberimiz cevap veriyor Lâ: Hayır! Bel entüm yevmeizin kesîr: Tam tersine siz o gün çoğunlukta olacaksınız
Velâ kinneküm ğusêun keğussâ isseyl… Fakat sizin hiçbir tutunacak dalınız yok İnsanların karşısında hiçbir ağırlığınız olmayacak… Aynen suyun önüne aldığı akıp giden çer çöp gibi olacaksınız Su bir yerden akarken önünde ufak tefek ne varsa, çer çöp hepsini alır önüne gider ya; hah işte aynen öyle, sizler de çok olacaksınız ama gücünüz olmayacak… Kökü olmayan ağaca benzeyeceksiniz
En ufak bir rüzgârda yıkılacak durumda olan köksüz ağaçlar gibi veyahut da sele kapılan çer çöp gibi olacaksınız… Böyle köksüz ağaç gibi ve ya çer çöp gibi darmadağınık olduktan sonra çok olsanız neye yarar yani…
Vele yenze annallâhu min sudûri aduvvikumul mehâbete minküm: O insanların Müslümanları çepeçevre kuşatmasının ve onların ellerinden her türlü zenginliklerini almasının nedeni de şu: Allah-u Teâlâ, düşmanlarınızın kalbinden size karşı olan korkularını alacak Düşman sizden korkmayacak artık
Değerli Mü’minler!.. Müslümanların Cenab-ı Allah’ın indirdiği Kur’an’a sımsıkı sarıldığı dönemlere bir bakın Öyle büyük mücadeleler verilmiş ki şu yeryüzünde… Müslümanlar düşmanları karşısında genelde sayıca azınlık olarak girmişler bu mücadeleye…
Bedir savaşı böyle olmuş… Uhut savaşı böyle olmuş Mute destanı böyle yazılmış Haçlı seferlerinde böyle olmuş… Çanakkale savaşı böyle olmuş… Kurtuluş savaşı böyle olmuş
Müslümanlar genelde sayıca az… Silah ve teçhizat olarak zayıf olmalarına rağmen düşmanlarına Allah’ın izniyle galip gelmişler… Neden?.. Çünkü Müslüman şu düşünceyle ve şu inançla gidiyor savaşa: Ben diyor, Allah adına savaşıyorum… Eğer burada öldürülürsem şehit olacağım ki, herkesin eline geçecek mertebe değildir şehitlik mertebesi
Eğer öldürülmezsem, sağ olarak dönersem Allah’ın dini için savaştığımdan dolayı Allah katında değerim yüksek olacak Gazi olacağım
İnsanlar ölümden kaçarken Müslümanlar, inançlı insanlar ölüme koşuyorlar yani… Ölümden korku yok Düşmandan korku yok… Düşmanın topundan, tüfeğinden, tankından korku yok
Ama öyle bir zaman gelir ki; Allah bizim kalbimizdeki düşmana karşı olan o cesareti alır Düşmanın kalbinden de bize karşı olan korkusunu alır O zaman düşman bizi hiç kaale almaz Hiç takmaz Sen istediğin kadar bağır, çağır, televizyonlara demeçler ver, yayınlar yap, hiç önemli değil Düşman artık bildiğini yapar
Müslümanların kafasına vura vura onların toprağını da işgal eder, onların elindeki yer altı ve yerüstü zenginliklerine de el koyar Onların bütün milli ve manevi kazanımlarını yerle yeksan eder…
İşte bu gün inanç coğrafyamızda olan olaylar gözümüzün önünde Şer güçler, toplandılar, bir araya geldiler, neden?.. Müslümanların kafasını ezeceğiz Müslümanları yok edeceğiz… Ve onların elindeki yer altı ve yerüstü zenginliklerini elimize geçireceğiz diye
Bundan daha acısını söyleyeyim mi diyor Peygamber Efendimiz?..
Vele yagzifenne fî gulûbikümül vehne: Allah sizin kalbinize vehn diye bir hastalık koyacak diyor… Vehn hastalığı… Soruyorlar Vemel vehnü: Vehn nedir, o hastalık nedir ya Rasulullah?” Buyuruyor ki Hubbüd dünya: Siz dünyayı seveceksiniz… Dünyalığı seveceksiniz… Dünyaya değer vereceksiniz… Dünyalık yüzünden dininizi terkedebilecek kapasitede insanlar olacaksınız
Evvela menfaatim diyeceksin… Evvela çıkarım diyeceksin Menfaatim varsa varım, menfaatim yoksa ben yokum arkadaş bu işte diyeceksiniz…
Allah’ın ve Peygamberin emri, dini esasların hiçbirisi artık senin gözünde dünyadan daha kıymetli olmayacak Bu birincisi…
İkincisi ise Ve kerâhetül mevt: İkinci hastalık ise ölümden korku başlayacak sizde Ölümden korkacaksınız Ben niye gideyim?.. Ben niye öleyim?.. Hangi dava için çarpışıyoruz?.. Tartışmaları başlayacak..
Allah ve Resulü bir şeyi emrettiği zaman hiç düşünmeden, o emri yerine getirmek için malınızı da ortaya koyun, canınızı da ortaya koyun diyen İslam’ın mensupları olarak sizler artık “Niye ben ölüyormuşum? Bunun başka yolu yok mu?..” diye birtakım yollara sapmaya başlayacaksınız Evet, fitne işte böyle bir beladır…
Fitne o kadar büyük bir beladır ki insanı etkiler dedik… Bütün toplumu etkiler… Peki, nedir fitnenin vasıfları?..
Fitne geldiği zaman yavaş yavaş gelir… Tarihten itibaren böyle yığılarak, üst üste koyularak büyüyen ve bizim zamanımıza kadar gelen bir fitne var
Peygamber Efendimiz zamanından hemen sonra, Hz. Osman’ın şehadetiyle, Hz. Ali’nin şehadetiyle Müslümanların birlik beraberliğinin bozulmasıyla başlayıp devam eden ve ondan sonra toplumlarda büyüyerek zamanımıza kadar gelen bir fitnenin altında eziliyor bu gün İslam âlemi Yavaş yavaş gelir fitne
Fitne öyle bir şeydir ki, bir kere çıktı mı, bir yerden patlak verdi mi artık onun sonu gelmez Artık o kıyametle sonuçlanan bir beladır, bir kargaşadır Fitneye giren insan çıkamaz… Onun için uzak durmak tavsiye ediliyor
Fitne; fikri gruplaşmalardır Fikri bir takım gruplaşmalarla, gayesi iman olmayan, gayesi İslam olmayan, gayesi Allah olmayan, gayesi maddi-manevi iyiliklerin yayılması olmayan, ya menfaat icabı, menfaatlerinin arkasına sığınarak, birtakım gruplaşmalarla meydana gelen şeydir fitne
Fitne zamanında yalan artar Öyle bir artar, öyle bir artar ki artık yalancı olmayan insan, yalan söylemeyen insan parmakla gösterilecek hâle gelir
Bir adamdan bahsedilir Şu adam denir hiç yalan söylemez… Çok dürüsttür Çok sağlamdır denilir Ama bunların sayısı da birkaç taneyi geçmez
Fitne zamanında gerçekler istismar edilir. Din istismar edilir İnsanın inançları, insanların değerleri istismar edilerek insanlardan birtakım menfaatler kopartılır, alınır Kendilerine taraftar toplamaya çalışırlar… Herkes kendi görüşünü beğenir Çok başlılık başlar Kargaşa olacak ya… Herkes ben iyiyim, ben en doğruyum, herkes gelsin benim söylediğime uysun der Fitne zamanı böyle bir zamandır Benim dışımdakiler hepsi dalalettedir, sapıklıktadır der O öyle der Öbürü başka der Dolayısıyla kargaşa ve anarşi başlar
Fitne zamanında bir de cehalet artar Cahillik had safhaya ulaşır Fakat insanların ihtiyaçları olan birtakım bilgiler vardır Bu sefer insanlar bu ihtiyacından dolayı cahil insanlara akıl danışmaya başlarlar O da bilmiyor senin gibi Dinden haberi yok İmandan haberi yok… Kur’an’dan haberi yok Hadisten haberi yok Fakat çıkar karşına senin; çatır çatır İslam’ı anlatır sana İslam budur der İslam’ı öğretmeye çalışır sana
Hadiste de geçiyor ya hani; cahilleri insanlar başlarına âlim olarak koyarlar ve onlara soru sorarlar O insanlar da o sorulara cevap verirler Kendileri sapıtmış, yoldan çıkmışlar, karşı tarafta kendisine inanan, kendisini dinleyen, hoca dedikleri hoca müsveddeleri toplumları sapıtır Böyle bir zaman olur fitne zamanı…
Şaşkınlık başlar, insanlar ne yapacağını şaşırırlar Din başka söyler İnsanlar başka söyler Peygamber Efendimiz siz bu durumda kaldığınız zaman sakın ha Kur’an’dan ayrılmayın diyor Siz dinin söylediğinden sakın ayrılmayın diyor Eğer ayrılırsanız zaten sonunuz gelmiş demektir…
Yoksa din sadece lafta kalır Artık lafta söylenen bir söz olur din Yani namaz kılmaz insan Oruç tutmaz Zekâtla hiçbir alakası kalmaz Caminin önünden geçmez Kur’an’ı bir gün açıp okumamıştır ama dinden, imandan, Müslümanlıktan bahsedildiği zaman en önde gider
Benim kalbim temiz Sen benim kalbime bak der Benim dedem hacıydı Anneannem hocaydı der Lafta kalır yani Müslümanlık Ondan ileri gitmez
Dinin tatbikatı zorlaşır fitne zamanında Rahat bir yerde toplanıp Müslümanlar bilgi alışverişinde bulunamazlar Bir yerde toplanıp rahat bir şekilde Allah-u Teâlâ’yı zikredemezler Allah’ı tesbih edemezler İslam’ın emri budur, Kur’an’ın emri budur, diyemezler açıktan Derlerse suçlu sayılırlar
Bir de irtidat artar Ne demek irtidat: Yani dinden çıkma işi fazlalaşır Biraz önce okuduk hadisi Sabah Müslüman akşam kâfir Akşam Müslüman, sabah kâfir olabilir insan Böyle dine girer girer çıkar Bu da cahillikten kaynaklanır
Bu fitne fesat zamanında zenginlik artar Ama bunun yanında cimrilik te artar… Evet, insanlar zenginleşmiş, toplum zenginleşmiştir ama fakiri de tam fakirdir… Bir tarafta zengin insanlar kendi köşklerinde, villalarında safahat içinde hayatını idame ettirirken hemen yanı başlarındaki komşuları da sefalet içerisinde ölüme terkedilir
Fitne zamanında bir de gençler başrolü oynar… Gençler ortaya çıkarlar Gençler artık bilgiçlik taslamaya başlarlar Ve insanları yanlış yöne yönlendirirler
Bir de cinayetler artar fitne zamanında… İnsanlar sinek öldürür gibi, tavuk keser gibi insan öldürürler, insan katlederler fitne zamanında Gözünün üzerinde kaşın var deyince çeker, vurur öldürür, böyle bir zaman gelir…
Emniyet kalmaz… Güven kalmaz Ölümler artık aranır hale gelir… Yani bıkar insan hayattan Yahu ölsem de kurtulsam der Ganimet malı, yani devlet malı artık helal kabul edilir Devletin malı deniz hesabı yani… Fitnenin girmediği ev kalmaz
Ne yapmamız lazım o zaman?.. Yapacağımız tek bir şey var… Allah ve Rasulünün emirlerine tabi olmamız lazım Kurtuluş burada… Fitneden fesattan kurtulmak istiyorsak Cenab-ı Allah’a teslim olacak, Peygamber Efendimize tabi olacağız… Kur’an’a tabi olacağız Ve hayatımızı ona göre düzenlemeye, Kur’an’a göre yaşamaya, Peygamber Efendimizin öğrettiği gibi bir hayat yaşamaya gayret edeceğiz
Cenab-ı Allah devamlı olarak kullarını, insanları dener… İmtihan eder… Dünya hayatı zaten başlı başına bir imtihan… Fitne zamanları da bir imtihandır… Bakalım kullarım bana itaat edecek mi, etmeyecek mi diye… Yoksa bakalım kullarım bana isyan edecek mi, etmeyecek mi diye… Bakalım kulum imtihan dünyasında olduğunu biliyor mu, bilmiyor mu diye… Biliyorsa acaba unutmuş mu diye… Acaba bu imtihanı kazanabilecek mi diye… Onun için uyanık olmak lazım…
Rabbim her türlü fitneden ve fesattan biz Müslümanları muhafaza buyursun…
