GENÇLERİMİZİN MİLLÎ VE MANEVÎ DEĞERLERLE YETİŞTİRİLMESİNİN ÖNEMİ
Rabbimize hamd, gençliğe rehber, insanlığa umut olarak gönderilen Peygamber Efendimiz Muhammed’e salât ve selâm olsun.
İftara Doğru programımızda bugün; “Gençlerimizin Millî ve Manevî Değerlerle Yetiştirilmesinin Önemi” üzerine gönüllerimize dokunan bazı hakikatleri paylaşmak istiyorum.
DEĞERLİ KARDEŞLERİMGençlik: Bir Emanet ve İmtihandır.
Yüce Rabbimiz Kuran’da şöyle buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا قُوا أَنْفُسَكُمْ وَأَهْلِيكُمْ نَارًا
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi ateşten koruyun.”(Tahrîm, 66/6)
Bu ayet bizlere şunu hatırlatır:Evlatlarımız sadece bizim değil; Allah’ın bize emanetidir.
Yine Rabbimiz buyururki:
إِنَّمَا أَمْوَالُكُمْ وَأَوْلَادُكُمْ فِتْنَةٌ
“Mallarınız ve evlatlarınız birer imtihandır.(Teğâbün,15)”
Gençlik bir nimettir; fakat aynı zamanda hesaba çekileceğimiz bir sorumluluktur.
DEĞERLİ DOSTLAR Peygamberimiz Gençliğe Verdiği Değerle ilgili şöyle buyurmuştur:
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ
“Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları kendi gölgesinde gölgelendirir… Bunlardan biri de Allah’a ibadet ederek yetişen gençtir.”
Düşünün ki kıyamet gününde Allah’ın arşının gölgesine mazhar olacak bir gençlik modeli var. Bu; ibadetle, ahlâkla, istikametle yetişmiş gençtir. Yine Efendimiz buyurur:
لَا تَزُولُ قَدَمَا عَبْدٍ يَوْمَ الْقِيَامَةِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ أَرْبَعٍ وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلَاهُ
“Kul kıyamet günü dört şeyden sorgulanmadıkça yerinden ayrılamaz… Gençliğini nerede tükettiğinden de sorulacaktır.”Gençlik; hesaba konu olan bir sermayedir.
Kur’ân’da Gençlik Örneği Rabbimiz buyuruyor:
إِنَّهُمْ فِتْيَةٌ آمَنُوا بِرَبِّهِمْ وَزِدْنَاهُمْ هُدًى
“Onlar Rablerine iman etmiş gençlerdi; biz de onların hidayetini artırdık.”(Kehf,13)
Ashâb-ı Kehf gençti. İnançlarını korumak için fedakârlık yaptılar. Onları yücelten yaşları değil; duruşlarıydı.Demek ki gençliğin kıymeti, değerlerle şekillenmesindedir.
Aziz dostlar Millî ve Manevî Değer Dengesi nasıl olmalı
Bir milletin gücü sadece teknolojisiyle değil; gençliğinin ahlâkıyla ölçülür.
Manevî değerlerinden kopmuş bir gençlik; rüzgârın savurduğu yaprak gibidir.
Millî şuurdan uzak bir gençlik; köksüz bir ağaç gibidir.
Ecdadımız ilmi imanla, gücü ahlâkla birleştirmiştir.
Onları ayakta tutan sadece maddî imkânlar değil; manevî dirilişleriydi.
Kitaplarımızda Bir menkıbede anlatılır:
Bir baba oğlunu bir âlime götürür ve der ki: “Hocam, oğluma ilim öğret.”
Âlim cevap verir: “Önce ona edep öğretelim; ilim sonra gelir.”
Çünkü edepsiz ilim zarar verir; ahlâklı ilim ise toplumu inşa eder.
Bizlere Düşen Sorumluluğu Resûlullah (s.a.v.) şöyle anlatır
كُلُّكُمْ رَاعٍ وَكُلُّكُمْ مَسْئُولٌ عَنْ رَعِيَّتِهِ
“Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.””
Anne-baba, öğretmen, din görevlisi…
Hepimiz gençliğimizden sorumluyuz.
Gençlerimizi sadece eleştirmeyelim; onlara rehber olalım.
Sadece yasak koymayalım; ideal gösterelim. Sadece nasihat etmeyelim; örnek olalım.
Sonuç olarak Aziz Kardeşlerim: Gençlik bir milletin istikbalidir.
Manevî değerlerle yetişen bir genç; Rabbine bağlı,Ailesine saygılı,Milletine sadık olur.
Şimdi dua edelim:
Allah’ım…Gençlerimizi imanla, ahlâkla ve güzel karakterle donat. Onları Kur’ân’a ve sünnete bağlı kullar eyle. Kötü alışkanlıklardan, zararlı akımlardan muhafaza eyle.Vatanına, milletine ve dinine hayırlı nesiller eyle. Bizleri de onlara güzel örnek olan kullarından eyle.
