GENÇLİK VE ZAMANIN KIYMETİ
GENÇLİK BİR EMANETTİR, HESABI ÇOK AĞIRDIR!
GENÇLİK YA CENNETİ KAZANDIRIR YA CEHENNEMİ HAZIRLAR!
GENÇLİK NEFSİN DEĞİL, RAHMÂN’IN YOLUNDA YAŞANMALIDIR!
İSTİKAMET, RÜZGÂRA GÖRE DEĞİL HAKKA GÖREDİR!
GENÇLİK, ŞEHVETİN DEĞİL İBADETİN ZİRVE ZAMANIDIR!
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَىٰ آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، كَمَا صَلَّيْتَ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ وَعَلَىٰ آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
اللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَىٰ آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ، كَمَا بَارَكْتَ عَلَىٰ إِبْرَاهِيمَ وَعَلَىٰ آلِ إِبْرَاهِيمَ، إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline salât eyle; İbrahim’e ve onun âline salât ettiğin gibi. Şüphesiz Sen hamde layık ve şanı yüce olansın.
Allah’ım! Efendimiz Muhammed’e ve onun âline bereket ver; İbrahim’e ve onun âline bereket verdiğin gibi. Şüphesiz Sen hamde layık ve şanı yüce olansın.
ZAMANIN ÇIĞLIĞI VE GENÇLİĞİN MAHŞERİ: UYAN EY İNSAN!!
AZİZ MÜMİN,DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!!
Ey gafletin karanlık dehlizlerinde yolunu kaybetmiş insanoğlu! Ey zamanın kıymetini bilmeden, avucundaki o paha biçilemez ömür sermayesini kum taneleri gibi hoyratça tüketen gafil kul!
Dur ve nefes al! Dur ve bak! Sana verilen bu hayat, senin nefsi arzularının oyuncağı değildir. Sana bahşedilen bu gençlik, başıboş bırakılmış, hesapsız bir rüzgâr değildir. Attığın her adımda, aldığın her nefeste yer sarsılıyor, zaman ağlıyor ve kabir sana doğru sessizce yaklaşıyor! Sanıyor musun ki bu dünya bir eğlence yeri? Sanıyor musun ki bu gençlik, bir daha geri gelmeyecek olan o bahar, senin şahsi mülkün?
Hayır! Binlerce kez hayır!
Dün geçti; elinden kaydı gitti ve o geçen saniyeler artık senin lehine veya aleyhine birer şahit olarak divana yazıldı. Yarın ise koca bir meçhul… Kim bilir belki de senin için güneş hiç doğmayacak! Elinde sadece "an" var, ama sen o mukaddes anı ekranların başında, günahın kucağında, batılın vitrininde heba ediyorsun.
Ey gücüne aldanan genç kardeşim! Pazularına bakıp mağrurlaşıyorsun, sağlığına güvenip ölümü çok uzaklarda sanıyorsun. Ama unutma! Nice delikanlılar vardı, senin gibi hayalleri dağları aşan… Nice genç fidanlar vardı, "Hele bir yaşlanayım, o zaman secdeye varırım" diyen… Şimdi neredeler? Şimdi o kara toprağın altında, bir saniyelik "Sübhanallah" diyebilmek için, bir tek secde için, bir tövbe fırsatı için feryat ediyorlar! Ama heyhat! Geri dönüş kapıları mühürlendi, defterler kapandı!
Ey kimliğini başkalarının kokuşmuş ideolojilerinde arayan zavallı! İslam gibi en mükemmel, en izzetli bir nizam kapında dururken; sen neden Allah katında hiçbir değeri olmayan batıl yollara, köhne geleneklere, ruhu öldüren akımlara meyletmektesin? Allah sana o muazzam akıl nimetini, hakikati bulasın diye verdi. Her duyduğun söze itibar etme! Batı’nın süslü yalanlarına, nefsinin sinsi fısıltılarına kalbini açma! Bizim dinimiz, insana kul olmayı değil, kula kul olmaktan kurtulup Alemlerin Rabbi’ne aziz bir kul olmayı emreder.
İşit ey insan! Şeytan seni adım adım felakete sürüklüyor. Bugün kahkahalarla güldüğün o küçük günahlar, yarın mahşer meydanında kalbini karartan birer katran lekesi, gözünden yaş yerine kan akıtan birer pişmanlık ateşi olacak! O gün geldiğinde dilin susacak; lakin ellerin nerede harcandığını, ayakların hangi harama yürüdüğünü, gözlerin hangi harama nazar ettiğini tek tek haykıracak!
Sana sorulacak:
“Gençliğini nerede çürüttün?” “Vaktini neyin uğruna kurban ettin?” “Sana o sağlığı, o kuvveti veren Rabbine karşı ne hazırladın?”
Cevabın var mı? O dehşetli hesap günü için bir hazırlığın var mı?
Ey insan! Sen ya ebedi cennetin bir adayı olacaksın ya da kendi ellerinle hazırladığın cehennemin odunu! Güzelliğin solacak, o çok güvendiğin gücün tükenecek, dostların seni terk edecek ve sen o daracık kabirde amellerinle baş başa kalacaksın. O gün "Keşke toprak olsaydım" demeden önce, bugün seccadeni gözyaşınla ıslat!
Tövbe etmeden önce defterin dürülmesin! Secde etmeden önce ömrün bitmesin! Gaflet uykusundan silkelen ve zamanını dirilt! Çünkü bu hayatın telafisi yok, bu gençliğin tekrarı yok ve bu imtihanın ikinci bir şansı yok! Gel, Allah’ın sana verdiği o kuvveti O’nun yolunda tüket. Gel, o berrak aklını hakikatle nurlandır. Dosdoğru bir istikamet ile, izzetli bir vakarla Rabbine yönel!
1. DELİL
— AYET —
اللَّهُ الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ ضَعْفٍ ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ ضَعْفٍ قُوَّةً ثُمَّ جَعَلَ مِنْ بَعْدِ قُوَّةٍ ضَعْفًا وَشَيْبَةً
"Sizi güçsüz yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından size kuvvet veren, sonra kuvvetin ardından da sizi tekrar güçsüz ve ihtiyar kılan Allah'tır."
AYET KAYNAĞI: Rûm Sûresi, 54
— HADİS —
لَا تَزُولُ قَدَمَا ابْنِ آدَمَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مِنْ عِنْدِ رَبِّهِ حَتَّى يُسْأَلَ عَنْ خَمْسٍ: عَنْ عُمُرِهِ فِيمَا أَفْنَاهُ، وَعَنْ شَبَابِهِ فِيمَا أَبْلَاهُ، وَعَنْ مَالِهِ مِنْ أَيْنَ اكْتَسَبَهُ وَفِيمَا أَنْفَقَهُ، وَمَاذَا عَمِلَ فِيمَا عَلِمَ
"Âdemoğlunun ayakları kıyamet gününde; ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nerede yıprattığından, malını nereden kazanıp nereye harcadığından ve ilmiyle ne amel ettiğinden sorgulanmadıkça yerinden ayrılmaz."
HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 1
Nüzul Sebebi: İnsanların gençlik kuvvetine güvenip bunu kalıcı sanmaları, güç ve güzellik sebebiyle kibirlenmeleri üzerine Allah Teâlâ, insanın bebeklikten gençliğe, gençlikten ihtiyarlığa dönüşeceğini hatırlatarak kullarını tevazuya çağırmıştır.
Az ve Öz Tefsir: Bu ayet gençliğin ebedî olmadığını ilan eder. Bugün aynaya hayran olan yüz, yarın kırışacaktır. Bugün güçlü olan beden, yarın bastona muhtaç olacaktır. Hadis ise gençliğin kıyamette özel bir sorgu konusu olacağını bildirir. Ömür genel sorudur; gençlik ise özel hesaptır.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) yaşlandığında bir genç ona: "Keşke gençliğin geri gelseydi." dedi. O ise: "Gençliğin gitmesine üzülmüyorum; günah işleme kuvvetimin gitmesine seviniyorum." buyurdu.
Kıssadan Hisse: Gençlik sermayedir. Bu sermayeyi Allah yolunda harcayan kazanır; nefsinin yolunda tüketen iflas eder. Mahşerde gençlik yılları tek tek önümüze konacaktır.
2. DELİL
— AYET —
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا
"Emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Seninle birlikte tevbe edenler de dosdoğru olsunlar. Sakın haddi aşmayın."
AYET KAYNAĞI: Hûd Sûresi, 112
— HADİS —
لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ شِبْرًا بِشِبْرٍ وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ
"Sizden öncekilerin yolunu karış karış, arşın arşın takip edeceksiniz."
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, İ'tisâm 14; Müslim, İlim 6
Nüzul Sebebi: Müminlerin baskılar ve fitneler karşısında kimliklerini korumaları, vahiy çizgisinden ayrılmamaları için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah "dosdoğru olun" demiyor sadece; "emrolunduğunuz gibi dosdoğru olun" buyuruyor. İstikametin ölçüsü nefis değil, vahiydir. Hadis ise körü körüne taklitçiliğin sonunun helak olduğunu haber verir.
Sahabe Kıssası: Hz. Cafer b. Ebî Tâlib (r.a.), Habeşistan'da Necaşi'nin huzurunda İslam'dan taviz vermedi. Baskı altında bile hakikati gizlemedi.
Kıssadan Hisse: Rüzgâr her gün yön değiştirir; hakikat değişmez. İstikameti olmayan genç, pusulası kırılmış gemiye benzer.
3. DELİL
— AYET —
وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتَّى يُغْنِيَهُمُ اللَّهُ مِنْ فَضْلِهِ
"Evlenme imkânı bulamayanlar, Allah onları lütfuyla zenginleştirinceye kadar iffetlerini korusunlar."
AYET KAYNAĞI: Nûr Sûresi, 33
— HADİS —
يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ
"Ey gençler topluluğu! Evlenmeye gücü yeten evlensin. Çünkü evlilik gözü haramdan daha çok korur ve iffeti muhafaza eder."
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Nikâh 3; Müslim, Nikâh 1
Nüzul Sebebi: Evlenme imkânı bulamayan gençlerin harama yönelmemeleri ve iffetlerini korumaları için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah gençlere "harama düşebilirsiniz" demiyor; "iffetinizi koruyun" buyuruyor. Çünkü iffet imanın kalesidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Mersed b. Ebî Mersed (r.a.), cahiliye döneminden tanıdığı bir kadının haram teklifini reddetmiş ve Allah korkusunu tercih etmiştir.
Kıssadan Hisse: Bir anlık haram zevk, yıllarca sürecek pişmanlığa dönüşebilir. İffetini koruyan genç, Arş'ın gölgesine adaydır.
4. DELİL
— AYET —
أَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ
"Size düşünüp ibret alacak kadar ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti."
AYET KAYNAĞI: Fâtır Sûresi, 37
— HADİS —
اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ شَبَابَكَ قَبْلَ هَرَمِكَ
"Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil: İhtiyarlığından önce gençliğinin..."
HADİS KAYNAĞI: Hâkim, el-Müstedrek, IV, 341
Nüzul Sebebi: Ahirette dünyaya dönmek isteyecek insanların mazeretsiz bırakıldığını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah'ın verdiği her gün ahiret için açılmış yeni bir fırsattır. Fakat fırsatlar sonsuz değildir.
Sahabe Kıssası: Hasan-ı Basrî (rh.a.) şöyle demiştir:
"Ey Âdemoğlu! Sen günlerden ibaretsin. Bir gün gidince senden bir parça gitmiş olur."
Kıssadan Hisse: Takvim yaprakları aslında ömür yapraklarıdır. Her kopan gün bizi kabre biraz daha yaklaştırmaktadır.
5. DELİL
— AYET —
وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّاهَا فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَاهَا
"Nefse ve onu düzenleyene; sonra da ona kötülüğü ve takvayı ilham edene yemin olsun."
AYET KAYNAĞI: Şems Sûresi, 7-8
— HADİS —
الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ
"Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölüm sonrası için çalışan kimsedir."
HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 25
Nüzul Sebebi: İnsanın iç dünyasında hayır ve şer meyillerinin bulunduğunu, kurtuluşun nefsi terbiye etmekle mümkün olduğunu öğretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Gençliğin en büyük savaşı dışarıda değil içeridedir. En çetin düşman çoğu zaman insanın kendi nefsidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a.) şöyle buyururdu:
"Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin. Tartılmadan önce kendinizi tartın."
Kıssadan Hisse: Nefsine hâkim olan bir genç, şehirler fetheden komutandan daha büyük bir zafer kazanmıştır. Çünkü dış düşman bir kez yenilir; nefis ise her gün yeniden mücadele ister.
GENÇLİK VE İSTİKAMET
6. DELİL
— AYET —
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذِينَ نَسُوا اللَّهَ فَأَنْسَاهُمْ أَنْفُسَهُمْ
"Allah'ı unutan, bu yüzden Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın."
AYET KAYNAĞI: Haşr Sûresi, 19
— HADİS —
مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ
"Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır."
HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Libâs, 4; Ahmed b. Hanbel, II, 50
Nüzul Sebebi: Müminlerin kendi kimliklerini terk ederek küfür ve günah ehlinin yaşayışına özenmemeleri konusunda uyarı mahiyetinde nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah'ı unutan insan zamanla kendi değerini, gayesini ve kimliğini de unutur. Kalp Allah'tan uzaklaştıkça insan kendi özüne yabancılaşır.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Ömer (r.a.) Resûlullah'a benzemek için yürüdüğü yolları bile takip eder, sünnete bağlılığıyla tanınırdı.
Kıssadan Hisse: Kimliğini kaybeden genç, yönünü kaybetmiş yolcu gibidir. Müslümanın şerefi taklitte değil, Resûlullah'a ittibadadır.
7. DELİL
— AYET —
قُلْ إِنَّمَا أَعِظُكُمْ بِوَاحِدَةٍ أَنْ تَقُومُوا لِلَّهِ مَثْنَىٰ وَفُرَادَىٰ ثُمَّ تَتَفَكَّرُوا
"De ki: Size sadece bir şeyi öğütlüyorum: Allah için ikişer ikişer ve teker teker kalkın, sonra düşünün."
AYET KAYNAĞI: Sebe' Sûresi, 46
— HADİS —
إِنَّ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ لَآيَاتٍ لِأُولِي الْأَلْبَابِ
Resûlullah (s.a.v.) bu ayeti okuyup tefekkür etmiş ve: "Bu ayeti okuyup da üzerinde düşünmeyen kimseye yazıklar olsun." buyurmuştur.
HADİS KAYNAĞI: İbn Hibbân, Sahîh
Nüzul Sebebi: Müşriklerin kör taklitten kurtulup hakikati düşünmeleri için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Tefekkür kalbin ibadetidir. Düşünmeyen göz bakar ama göremez; düşünmeyen kulak işitir ama anlayamaz.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (r.a.) geceleri gökyüzüne bakar ve Allah'ın kudretini tefekkür ederek gözyaşı dökerdi.
Kıssadan Hisse: Tefekkürsüz gençlik, pusulasız gemi gibidir. Düşünen genç hakikate yaklaşır.
8. DELİL
— AYET —
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve sadıklarla beraber olun."
AYET KAYNAĞI: Tevbe Sûresi, 119
— HADİS —
الْمَرْءُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكُمْ مَنْ يُخَالِلُ
"Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin."
HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Edeb, 16; Tirmizî, Zühd, 45
Nüzul Sebebi: Tebük Gazvesi sonrasında sadakat gösteren müminlerin örnek alınması için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İnsan yalnızca kendi karakterinden değil, çevresinin karakterinden de etkilenir. İyi dost cennete, kötü dost felakete sürükler.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (r.a.) ile Hz. Ömer (r.a.) birbirlerini hayırda destekler, ibadette yarışırlardı.
Kıssadan Hisse: Dost seçimi kader değildir; tercihtir. Bugünkü arkadaşın yarınki akıbetine tesir edebilir.
9. DELİL
— AYET —
اعْلَمُوا أَنَّمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا لَعِبٌ وَلَهْوٌ وَزِينَةٌ
"Bilin ki dünya hayatı ancak bir oyun, eğlence ve süsten ibarettir."
AYET KAYNAĞI: Hadîd Sûresi, 20
— HADİS —
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ ... وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ
"Yedi sınıf insanı Allah Arş'ın gölgesinde gölgelendirecektir... Bunlardan biri de Allah'a ibadet ederek yetişen gençtir."
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91
Nüzul Sebebi: Dünyanın geçici süslerine aldanılmaması için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Dünya göz kamaştırır fakat kalıcı değildir. Ahiret ise görünmez fakat ebedîdir.
Sahabe Kıssası: Hz. Mus'ab b. Umeyr (r.a.) Mekke'nin en zengin ve gösterişli gençlerinden biriydi. İman uğruna bütün nimetleri terk etti ve Uhud'da şehit düştü.
Kıssadan Hisse: Dünyayı terk eden kaybetmez; Allah için terk eden kazanır. Allah'ın sevdiği genç, nefsinin değil Rabbinin peşinden gidendir.
10. DELİL
— AYET —
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ ۚ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْئُولًا
"Bilmediğin şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp bunların hepsi ondan sorumludur."
AYET KAYNAĞI: İsrâ Sûresi, 36
— HADİS —
مَنْ يُرِدِ اللَّهُ بِهِ خَيْرًا يُفَقِّهْهُ فِي الدِّينِ
"Allah kimin hakkında hayır murad ederse onu dinde anlayış sahibi kılar."
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, İlim, 10; Müslim, İmâre, 175
Nüzul Sebebi: Müminlerin bilmedikleri konularda konuşmamaları ve zanla hareket etmemeleri için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İlimsiz konuşmak dilin afeti, ilim öğrenmek ise kalbin nurudur. Allah'ın sevdiği kul öğrenen ve öğrendiğiyle amel edendir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) bilmediği bir mesele sorulduğunda: "Allah daha iyi bilir." demekten çekinmezdi.
Kıssadan Hisse: Bilmediğini kabul etmek cehalet değil, ilimdir. Gençlik ilimle süslenirse nur olur; cehaletle birleşirse felakete dönüşür.
11. DELİL
— AYET —
وَأَنْ لَيْسَ لِلْإِنْسَانِ إِلَّا مَا سَعَىٰ
"İnsan için ancak çalıştığının karşılığı vardır."
AYET KAYNAĞI: Necm Sûresi, 39
— HADİS —
الْيَدُ الْعُلْيَا خَيْرٌ مِنَ الْيَدِ السُّفْلَى
"Veren el, alan elden daha hayırlıdır."
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Zekât, 18; Müslim, Zekât, 94
Nüzul Sebebi: İnsanın ahirette başkasının ameline değil, kendi gayretine göre karşılık göreceğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Kabirde ne babanın makamı, ne annenin serveti, ne dostlarının övgüsü sana fayda verecektir. Mahşerde herkes kendi amelinin önünde duracaktır. Bu ayet, tembelliğin değil gayretin kurtaracağını ilan etmektedir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdurrahman b. Avf (r.a.) Medine'ye hicret ettiğinde hiçbir malı yoktu. Kendisine yardım teklif edilince: "Bana çarşının yolunu gösterin." dedi. Çalıştı, kazandı, infak etti ve cennetle müjdelenenlerden oldu.
Kıssadan Hisse: Çalışmadan kazanmak isteyen dünyada da ahirette de aldanır. Gençlik alın teri dökme zamanıdır. Tembellik şeytanın, gayret Rahmân'ın sevdiği yoldur.
12. DELİL
— AYET —
كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
"Her nefis kazandığına karşılık bir rehindir."
AYET KAYNAĞI: Müddessir Sûresi, 38
— HADİS —
أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَاذِمِ اللَّذَّاتِ
"Lezzetleri yok eden ölümü çokça hatırlayın."
HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Zühd, 4; Nesâî, Cenâiz, 3
Nüzul Sebebi: İnsanın yaptığı hiçbir amelin karşılıksız kalmayacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İnsan bugün özgür olduğunu zanneder. Oysa işlediği her amel yarın boynuna dolanacak bir zincir veya cennete açılan bir anahtar olabilir. Her günah yeni bir esaret, her tövbe yeni bir kurtuluştur.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (r.a.) bir kabir gördüğünde uzun uzun ağlar ve şöyle derdi: "Kabir ahiret duraklarının ilkidir."
Kıssadan Hisse: Bugün eğlence diye işlenen nice günah, yarın kabirde ateşe dönüşebilir. Ölümü unutan nefis azar; ölümü hatırlayan kalp yumuşar.
13. DELİL
— AYET —
وَمَنْ يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا
"Kim Allah'tan sakınırsa Allah ona bir çıkış yolu ihsan eder."
AYET KAYNAĞI: Talâk Sûresi, 2
— HADİS —
احْفَظِ اللَّهَ يَحْفَظْكَ
"Allah'ın emirlerini koru ki Allah da seni korusun."
HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 59
Nüzul Sebebi: Müminlerin sıkıntılar karşısında takvaya sarılmaları gerektiğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İnsan bazen bütün kapıların kapandığını zanneder. Fakat Allah'ın açacağı bir kapıyı hiçbir güç kapatamaz. Takva, çıkmaz sokakların anahtarıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Yusuf (a.s.) harama kapılarını kapatanlara karşı Allah korkusunu tercih etti. Zindan seçti, günahı seçmedi. Sonunda Allah onu zindandan saraya çıkardı.
Kıssadan Hisse: Bir haramdan Allah için vazgeçen asla kaybetmez. Allah için terk edilen her günahın arkasında bir rahmet kapısı vardır.
14. DELİL
— AYET —
وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ
"Kim Allah'a tevekkül ederse O ona yeter."
AYET KAYNAĞI: Talâk Sûresi, 3
— HADİS —
لَوْ أَنَّكُمْ تَتَوَكَّلُونَ عَلَى اللَّهِ حَقَّ تَوَكُّلِهِ لَرُزِقْتُمْ كَمَا تُرْزَقُ الطَّيْرُ
"Allah'a hakkıyla tevekkül etseydiniz, kuşların rızıklandırıldığı gibi siz de rızıklandırılırdınız."
HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Zühd, 33; İbn Mâce, Zühd, 14
Nüzul Sebebi: Müminlerin sebeplere değil, sebepleri yaratan Allah'a güvenmeleri gerektiğini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Tevekkül tembellik değildir. Tevekkül, elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah'a bırakmaktır. Kul sebeplere sarılır; neticeyi Allah yaratır.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (r.a.) hicret yolunda mağarada iken düşmanlar mağaranın ağzına kadar geldiler. O sırada Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Üzülme, Allah bizimle beraberdir."
Kıssadan Hisse: İnsanların terk ettiği yerde Allah'ın yardımı başlayabilir. Allah'a güvenen yalnız değildir.
15. DELİL
— AYET —
وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْإِنْسَ إِلَّا لِيَعْبُدُونِ
"Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım."
AYET KAYNAĞI: Zâriyât Sûresi, 56
— HADİS —
اغْتَنِمْ خَمْسًا قَبْلَ خَمْسٍ: حَيَاتَكَ قَبْلَ مَوْتِكَ
"Ölümünden önce hayatının kıymetini bil."
HADİS KAYNAĞI: Hâkim, el-Müstedrek, IV, 341
Nüzul Sebebi: İnsanın yaratılış gayesini unutup dünyaya dalmaması için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İnsan yemek, içmek, eğlenmek ve yaşlanmak için yaratılmadı. İnsan Allah'a kulluk etmek için yaratıldı. Bu gayeyi kaybeden, dünyanın ortasında yönünü kaybetmiş yolcu gibidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Muâz b. Cebel (r.a.) ölüm döşeğinde ağlıyor ve şöyle diyordu: "Dünyadan ayrıldığım için değil; açlıkla geçirilen günleri ve ilim meclislerini özlediğim için ağlıyorum."
Kıssadan Hisse: Bir gün herkesin adı bir mezar taşına yazılacaktır. O gün önemli olan kaç yıl yaşadığın değil, niçin yaşadığın olacaktır. Gençlik geçecek, beden toprağa dönecek; fakat Allah için yapılan ameller ebediyen yaşayacaktır.
16. DELİL
— AYET —
إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ ۚ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا
"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin ve tam bir teslimiyetle selâm verin."
AYET KAYNAĞI: Ahzâb Sûresi, 56
— HADİS —
مَنْ صَلَّى عَلَيَّ صَلَاةً وَاحِدَةً صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ بِهَا عَشْرًا
"Kim bana bir salâvat getirirse Allah ona on rahmet indirir."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Salât, 70
Nüzul Sebebi: Resûlullah'ın ümmeti üzerindeki hakkını ve müminlerin ona bağlılığını kuvvetlendirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Peygamberini unutan bir ümmet, yönünü kaybetmiş bir kafileye benzer. Salâvat sadece dilin zikri değil, kalbin sadakatidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Mes'ûd (r.a.) Resûlullah'ın adını duyduğunda gözleri dolar ve salâvat getirmeden sözünü tamamlamazdı.
Kıssadan Hisse: Mahşer günü herkes bir kurtarıcı ararken, Resûlullah'ın şefaatine nail olmak isteyenler dünyada ona bağlı yaşamak zorundadır.
17. DELİL
— AYET —
وَالَّذِينَ جَاهَدُوا فِينَا لَنَهْدِيَنَّهُمْ سُبُلَنَا
"Bizim uğrumuzda mücadele edenleri mutlaka yollarımıza ulaştırırız."
AYET KAYNAĞI: Ankebût Sûresi, 69
— HADİS —
الْمُجَاهِدُ مَنْ جَاهَدَ نَفْسَهُ فِي طَاعَةِ اللَّهِ
"Gerçek mücahid, Allah'a itaat uğrunda nefsiyle mücadele eden kimsedir."
HADİS KAYNAĞI: Ahmed b. Hanbel, Müsned, 23958
Nüzul Sebebi: Allah yolunda sabreden ve mücadele eden müminlerin yalnız bırakılmayacağını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İnsan bazen şeytanla değil, kendi nefsiyle yenilir. En büyük savaş meydanı kalptir. En büyük zafer ise nefsin arzularına karşı kazanılan zaferdir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (r.a.) savaşta yere düşürdüğü düşman yüzüne tükürünce onu öldürmekten vazgeçmiştir. Çünkü nefsinin değil Allah'ın rızasının peşindeydi.
Kıssadan Hisse: Nefsini yenemeyen dünyayı fethetse de mağlup sayılır. Nefsini yenen ise görünmese de Allah katında büyük kahramandır.
18. DELİL
— AYET —
فَاصْبِرْ صَبْرًا جَمِيلًا
"Güzel bir sabırla sabret."
AYET KAYNAĞI: Meâric Sûresi, 5
— HADİS —
الصَّبْرُ ضِيَاءٌ
"Sabır bir nurdur."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Tahâret, 1
Nüzul Sebebi: Müminlerin musibetler ve sıkıntılar karşısında isyana düşmemeleri için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Sabır sadece beklemek değildir. Sabır; günaha karşı direnmek, ibadette devamlı olmak ve musibete teslimiyet göstermektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilâl (r.a.), kızgın taşlar altında işkence görürken bile "Ehad! Ehad!" demekten vazgeçmedi.
Kıssadan Hisse: Bir anlık sabır bazen ebedî kurtuluşa vesile olur. Bir anlık isyan ise yılların amelini zedeleyebilir.
19. DELİL
— AYET —
إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّىٰ يُغَيِّرُوا مَا بِأَنْفُسِهِمْ
"Bir toplum kendisinde olanı değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez."
AYET KAYNAĞI: Ra'd Sûresi, 11
— HADİS —
الْمُؤْمِنُ الْقَوِيُّ خَيْرٌ وَأَحَبُّ إِلَى اللَّهِ مِنَ الْمُؤْمِنِ الضَّعِيفِ
"Güçlü mümin, zayıf müminden daha hayırlı ve Allah'a daha sevimlidir."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Kader, 34
Nüzul Sebebi: Toplumların yükseliş ve çöküşlerinin kendi amelleriyle bağlantılı olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Kader tembelliğin bahanesi değildir. Allah değişim için önce kulun iradesini harekete geçirmesini ister.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a.) İslam'dan önce sert mizacıyla tanınırken, imanla şereflendikten sonra adalet timsali olmuştur.
Kıssadan Hisse: Kendini değiştirmeyen, hayatını değiştiremez. Günahla savaşmayan, günahın esiri olur.
20. DELİL
— AYET —
كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ
"Her nefis ölümü tadacaktır."
AYET KAYNAĞI: Âl-i İmrân Sûresi, 185
— HADİS —
يُبْعَثُ كُلُّ عَبْدٍ عَلَى مَا مَاتَ عَلَيْهِ
"Her kul öldüğü hal üzere diriltilecektir."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Cennet, 83
Nüzul Sebebi: İnsanların ölümden kaçamayacağını ve dünya hayatının geçici olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Ölüm yaşlıların değil, bütün insanların randevusudur. Kabristanlar yarım kalan hayallerin ve biten ömürlerin sessiz şahididir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (r.a.) kabir başına geldiğinde sakalı ıslanacak kadar ağlar ve şöyle derdi: "Kabir, ahiret menzillerinin ilkidir."
Kıssadan Hisse: Bugün nefes alıp veren nice insan, yarın bir kefene sarılacaktır. Nasıl yaşarsan öyle ölür, nasıl ölürsen öyle dirilirsin. Gençlik ölümden uzak olmak değil, ölüme daha az hazırlanmış olmaktır.
21. DELİL
— AYET —
وَقَضَىٰ رَبُّكَ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا إِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا
"Rabbin, kendisinden başkasına ibadet etmemenizi ve anne-babaya iyilik etmenizi emretti."
AYET KAYNAĞI: İsrâ Sûresi, 23
— HADİS —
رَغِمَ أَنْفُهُ ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ ثُمَّ رَغِمَ أَنْفُهُ، قِيلَ: مَنْ يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: مَنْ أَدْرَكَ وَالِدَيْهِ عِنْدَ الْكِبَرِ أَحَدَهُمَا أَوْ كِلَيْهِمَا ثُمَّ لَمْ يَدْخُلِ الْجَنَّةَ
"Burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün, burnu yere sürtülsün! Denildi ki: Kim ey Allah'ın Resûlü? Buyurdu ki: Anne-babasından birine veya her ikisine yaşlılıklarında yetişip de onların rızasını kazanarak cennete giremeyen kimse."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Birr, 9
Nüzul Sebebi: Anne-babaya iyiliğin sadece ahlaki bir görev değil, Allah'ın kesin emri olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah Teâlâ, kendisine kulluk emrinden hemen sonra anne-babaya iyiliği zikretmiştir. Bu sıralama, onların hakkının ne kadar büyük olduğunu göstermektedir.
Sahabe Kıssası: Hz. Abdullah b. Ömer (r.a.), Yemenli bir kişinin annesini sırtında taşıyarak tavaf ettiğini görünce; "Yaptığın bu hizmetler, annenin doğum sancılarından bir nefesi bile karşılamaz." buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Bugün anne-babasını üzen genç, yarın evladından aynı muameleyi görebilir. Anne-baba duası cennete açılan kapı, bedduası ise karanlık bir uçurumdur.
22. DELİL
— AYET —
وَلَا تَمْشِ فِي الْأَرْضِ مَرَحًا ۖ إِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْأَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا
"Yeryüzünde böbürlenerek yürüme! Çünkü ne yeri yarabilirsin ne de boyca dağlara ulaşabilirsin."
AYET KAYNAĞI: İsrâ Sûresi, 37
— HADİS —
لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ
"Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse cennete giremez."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Îmân, 147
Nüzul Sebebi: İnsanların sahip oldukları güç, mal ve gençliğe güvenerek kibirlenmemeleri için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Kibir, şeytanın ilk günahıdır. İblis'i secdeden alıkoyan şey ilimsizlik değil kibirdi.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (r.a.), halife olduğu halde omzunda un çuvalı taşır ve "Ömer'i kibirden koruyan şey budur." derdi.
Kıssadan Hisse: Toprağın altında herkes eşittir. Kibirle yürüyenler, bir gün omuzlarda taşınarak kabre götürülecektir.
23. DELİL
— AYET —
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنَا ۖ إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبِيلًا
"Zinaya yaklaşmayın! Çünkü o hayasızlıktır ve çok kötü bir yoldur."
AYET KAYNAĞI: İsrâ Sûresi, 32
— HADİS —
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ ... وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ
"Yedi sınıf insan vardır ki Allah onları kendi gölgesinden başka gölge olmayan günde gölgelendirecektir... Bunlardan biri de Allah'a ibadet ederek yetişen gençtir."
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Ezân, 36; Müslim, Zekât, 91
Nüzul Sebebi: İffetin korunması, neslin muhafazası ve toplumun ahlakının ayakta kalması için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Allah zinayı değil, zinaya götüren yolları da yasaklamıştır. Çünkü büyük günahlar küçük adımlarla başlar.
Sahabe Kıssası: Yusuf (a.s.) harama davet edildiğinde zindanı tercih etmiş, günahı tercih etmemiştir.
Kıssadan Hisse: Bir anlık haram lezzet, yıllarca sürecek pişmanlıklara dönüşebilir. Allah için haramdan kaçan genç, Arş'ın gölgesinde ağırlanacaktır.
24. DELİL
— AYET —
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْأَنْصَابُ وَالْأَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ
"Ey iman edenler! İçki, kumar, dikili taşlar ve fal okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan uzak durun."
AYET KAYNAĞI: Mâide Sûresi, 90
— HADİS —
كُلُّ مُسْكِرٍ حَرَامٌ
"Sarhoşluk veren her şey haramdır."
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Eşribe, 73
Nüzul Sebebi: Aklı örten ve insanı Allah'tan uzaklaştıran her türlü sarhoş edici şeyden ümmeti korumak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İçki ve uyuşturucu önce aklı, sonra ahlakı, sonra da hayatı yıkar. Şeytanın en kolay kullandığı kapılardan biridir.
Sahabe Kıssası: İçki yasağı inince Medine sokaklarında testiler kırılmış, sahabiler yılların alışkanlığını bir emirle terk etmişlerdir.
Kıssadan Hisse: Bir kadehle başlayan nice hayatlar mezarlıkta, hapishanede veya perişan ailelerde son bulmuştur. Allah'ın haram kıldığı şeyde asla hayır yoktur.
25. DELİL
— AYET —
وَأَقِيمُوا الصَّلَاةَ وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكِينَ
"Namazı dosdoğru kılın ve müşriklerden olmayın."
AYET KAYNAĞI: Rûm Sûresi, 31
— HADİS —
الْعَهْدُ الَّذِي بَيْنَنَا وَبَيْنَهُمُ الصَّلَاةُ فَمَنْ تَرَكَهَا فَقَدْ كَفَرَ
"Bizimle onlar arasındaki ahit namazdır. Kim onu terk ederse küfre düşmüş olur."
HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Îmân, 9; Nesâî, Salât, 8
Nüzul Sebebi: Müminlerin hayatlarının merkezine namazı yerleştirmeleri ve Allah ile bağlarını koparmamaları için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Namaz sadece bir ibadet değil, kulun Rabbiyle günde beş defa yaptığı buluşmadır. Namazı terk eden, kendisini rahmet kapısından mahrum bırakır.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilâl (r.a.) ezan okurken gözyaşı döker, namaz vakitlerini dünyanın en büyük nimeti kabul ederdi.
Kıssadan Hisse: Kabirde ilk soru namaz olacaktır. Dünyada secde etmeyen alınlar, ahirette büyük bir pişmanlık yaşayacaktır. Gençlikte kazanılan namaz alışkanlığı, ihtiyarlıkta da insanın en büyük sermayesi olur.
HESAP GÜNÜNE DOĞRU SON ÇAĞRI:EBEDİ HÜSRAN DAN ÖNCEKİ SON ÇIKIŞ!
Ey genç! Artık mazeretlerin bittiği, perdelerin aralandığı ve karar vaktinin tam ortasında durduğun o kritik andasın! Ya nefsinin sinsi fısıltılarına, şeytanın süslü vaatlerine kanıp sürüklenerek yok olacaksın; ya da Rabbine ram olup, izzetli bir istikametin şerefiyle yeniden doğacaksın! Seçim senin, ama unutma ki sonuç ebedidir!
Gel ey genç kardeşim! Üzerine emanet olarak giydirilen o muazzam şahsiyeti; Batı’nın kokuşmuş moda takıntılarına, vitrinlerde pazarlanan boş hayallere kurban etmekten vazgeç! Avrupa’yı körü körüne, düşünmeden, ruhunu satarcasına taklit etmenin seni ulaştıracağı tek yer, manevi bir uçurumdur. Hayatını İslam’ın mizanına vurmadan yaşayan o sözde "ünlüleri", parıltılı ama içi çürümüş şahsiyetleri kendine rehber edinmeyi bırak!
Çünkü sen, bir başkasının kopyası olmak için yaratılmadın! Sen, yerin ve göğün sahibi olan Allah’a kul olmak, kainatın efendisi olan Efendimiz S.a.v’in sancağını taşımak için yaratıldın! Bil ki; taklit eden, kendi benliğini yok eder. Şahsiyetini kaybeden ise sadece dünyasını değil, ahiretini de bir hiç uğruna ateşe atar!
Ey genç! Bir anlık alkış tufanı için, üç beş "beğeni" ve geçici takdirler uğruna ebedi hayatını yakmaya değer mi? Sonsuz bir azabı, fani bir popülariteyle takas etmek hangi akla sığar? Bak etrafına; moda geçiyor, trendler her mevsim değişiyor, bugün seni alkışlayan insanlar yarın ismini bile hatırlamayacak! Lakin Allah’ın huzurunda vereceğin o çetin hesap, mizanındaki o her bir saniye ebediyen seninle kalacak!
Ey genç! Bugün hayranlıkla izlediğin, yollarına güller serdiğin o insanlar… Seni o daracık, ışıksız kabirde yalnız bırakacaklar! Mahşerin o dehşetli hararetinde senin yanına bile uğramayacaklar! Allah’ın huzurunda, senin günahlarına ortak olmayacak, senin yerine tek bir kelime dahi cevap vermeyecekler! O halde soruyorum sana: Neden onları taklit ediyorsun? Neden seni ateşe, karanlığa ve hüsrana götüren bir hayatı ellerinle inşa ediyorsun?
Kendine gel ey ümmetin umudu! Kim olduğunu hatırla! Sen, Bedir’de aslanlaşan, İstanbul surlarında devleşen, seccadesini gözyaşıyla ıslatıp arşı titreten bir neslin evladısın! Sen, yarınları omuzlarında taşıyacak olan o muştulu gençsin! Yolunu değiştir, yönünü kıbleye dön, istikametini Allah’ın kelamıyla düzelt!
Bak, bugün bir adım atarsan, Allah sana rahmet kapılarını ardına kadar açar! Bugün samimi bir tövbe ile "Yarabbi!" dersen, geçmişin bütün o kirli izleri bir anda silinir gider. Bugün dönersen, yarın kurtuluşa erenlerin safında yer alırsın. Ama sakın unutma! Eğer bugün o adımı atmazsan, yarın dönmek isteyip de toprağın altında "Beni geri gönderin!" diye feryat eden ama dönemeyenlerden olabilirsin!
Ey genç! Ömür sermayesi hızla tükeniyor… Zaman daralıyor… Büyük hesap saati her saniye biraz daha yaklaşıyor!
Ve son söz:
Gençliğini Allah’a feda eden, ebedi bir cenneti kazanır…
Gençliğini nefsine ve Batı’nın batıl taklitlerine kurban eden ise, ebedi bir hüsranla kaybeder!
Uyan artık! Bu son çağrı senin içindir!
Hazırlayan MEHMET ERÇELİK
