Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Gıybetin Vebali: Kul Hakkı, Mahşer Hesabı ve Dili Korumak

MEHMET ERÇELİK

CUMA VAAZI

KARDEŞİNİN ŞEREFİNİ ÇAYINA MEZE YAPANLAR! MAHŞERDE O ETİ ÇİĞ ÇİĞ YİYECEKSİNİZ!

BAKIR TIRNAKLARLA KENDİ YÜZÜNÜ PARÇALAYACAKSIN! DİLİNİN CEZASI EBEDİ RÜSVALIKTIR!

EY SADECE DİNLEYEN SESSİZ ORTAK! O LEŞ SOFRASINA KAŞIK SALLADIĞIN İÇİN SEN DE YANACAKSIN!

"DOĞRU SÖYLÜYORUM" DİYEREK KENDİNİ KANDIRMA! DOĞRU İSE GIYBET, YALANSA İFTİRA; HER YOLUN SONU ATEŞ!

MAHŞERİN EN BÜYÜK İFLASI: SEVAPLARINI GIYBET ETTİĞİN KİŞİYE KENDİ ELİNLE VERDİN!

GIYBET EDENİN TEVBESİ, HAKKINI YEDİĞİ KİŞİNİN İNSAFINA KALMIŞTIR! EBEDİ FELAKETE HAZIR MISIN?

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي حَرَّمَ الْغ۪يبَةَ وَجَعَلَهَا كَاَكْلِ لَحْمِ الْمَيْتَةِ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي حَذَّرَ مِنْ حَصَائِدِ الْاَلْسِنَةِ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَهْلِ التَّقْوٰى وَالْعِفَّةِ.

“Gıybeti haram kılan ve onu ölü etini yemek gibi şiddetli bir günah olarak belirleyen Allah’a hamd olsun.

Kulların dilinden doğan kötü sonuçlara karşı uyaran Peygamberimiz Hz. Muhammed’e,

onun takva ve iffet sahibi âline ve ashabına salât ve selâm olsun.”

DEĞERLİ MÜMİNLER, AZİZ CEMAAT!

Müslümanın ırzını, şerefini ve etini haram kılan; zerre kadar şerri mahşerde mizan önüne koyan Allah’a hamd olsun! "Ümmetimin en müflisi, gıybetle sevaplarını tüketenlerdir" buyurarak bizleri uyaran Efendimiz (S.a.v.), diliyle kimseyi incitmeyen aline ve sahabe-i kiram efendilerimize salat ve selam olsun!

DEĞERLİ HOCAM, AZİZ CEMAAT!

Bugün cami kapısından girerken ağzımızda biriktirdiğimiz o "tatlı" sandığımız zehri, gıybeti konuşacağız! Hani o "Hele bir otur da konuşalım" dediğiniz, çayın yanında meze yaptığınız kardeşinizin şerefi var ya; işte o aslında kardeşinizin çiğ çiğ yediğiniz ölü etidir!

EY DİLİNİ AKREP YAPANLAR! "Gıybet eden, sadece başkasını değil, kendi ruhunu da kemiren bir ateşe sürükler." Duyuyor musunuz? Bir anlık konuşma, bir ömür boyu tövbesizliğe sebep olabilir! Gıybetin sesi bugün dünyada fısıltıdır ama mahşerde bir gök gürültüsü gibi yankılanacak; o an için sessiz kalan kalpler, azabın çığlıklarını bizzat kendi ruhunda duyacaktır!

SOFRALARINDAN ARINMA REHBERİ

1. Ayet

وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۜ

"Birbirinizin gıybetini yapmayın! Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan tiksindiniz (değil mi)?" (Hucurât, 12)

1. Hadis

اَلْغ۪يبَةُ اَشَدُّ مِنَ الزِّنَا

"Gıybet, zinadan daha şiddetlidir (vebaldir)!" (Taberânî, el-Evsat, 7/25)

Nüzul Sebebi: Ashabdan iki kişinin, yanlarında olmayan bir kardeşleri hakkında "onun çok uykusu var" demesi üzerine; haramın sadece eylemde değil, dilde de olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Allah gıybeti "ölü eti yemek" gibi iğrenç bir temsille anlatmıştır. Zina eden tevbe edip Allah ile helalleşebilir; ama gıybet eden, hakkını yediği kişiyle helalleşmedikçe affolunmaz.

Sahabe Kıssası: Efendimiz S.a.v. zamanında bir koku yayıldı. Efendimiz S.a.v.: "Bu koku, müminlerin gıybetini yapanların ağzından çıkan leş kokusudur" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Dilini gıybetle kirleten, ağzında kardeşinin leşini taşıyor demektir!

2. Ayet

وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ

"Arkadan çekiştiren, ayıp kusur arayan her kişinin vay haline!" (Hümeze, 1)

2. Hadis

لَمَّا عُرِجَ ب۪ي مَرَرْتُ بِقَوْمٍ لَهُمْ اَظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ يَخْمِشُونَ وُجُوهَهُمْ وَصُدُورَهُمْ

"Miraç gecesi bakır tırnaklarıyla yüzlerini ve göğüslerini tırmalayan bir kavme uğradım. Cebrail: 'Bunlar insanların etlerini yiyen (gıybet eden)lerdir' dedi." (Ebû Dâvûd, Edeb, 35)

Nüzul Sebebi: İnsanların gıyabında kaş-göz işaretiyle alay eden, laf taşıyan ve insanların onurunu zedeleyen müşrik ve münafıkların sonunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Veyl", cehennemde bir vadidir. Bakır tırnaklar ise dünyada diliyle başkasının şerefini tırmalayanın, ahirette kendi yüzünü parçalayacağının sembolüdür.

Sahabe Kıssası: Hz. Aişe Hz. annemiz, bir kadın için "boyu kısadır" deyince Efendimiz S.a.v.: "Ya Aişe! Öyle bir söz söyledin ki, denize düşse denizin suyunu kirletip kokuturdu!" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Bir kelime deyip geçme; o kelime koca bir denizi kokutacak kadar zehirlidir!

3. Ayet

هَمَّازٍ مَشَّآءٍ بِنَم۪يمٍۙ

"Sürekli kusur arayıp kınayan, durmadan laf getirip götüren (kimseye boyun eğme)!" (Kalem, 11)

3. Hadis

لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

"Laf taşıyan (gıybetçi/koğucu) cennete giremez!" (Buhârî, Edeb, 50)

Nüzul Sebebi: İnsanların arasını açmak için söz taşıyan Velid b. Mugire gibi fitnecileri deşifre etmek ve müminleri bu ahlaktan sakındırmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Cennete giremez" ihtarı, gıybetin imanı kemirdiğini gösterir. İki kişinin arasını bir cümleyle yıkan, Allah’ın rahmet köprülerini de yıkmıştır.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe Hz. birinin laf taşıdığını duyunca; "Ben Resulullah'tan S.a.v. duydum; gıybetçi cennetin kapısında durdurulur!" diyerek onu meclisten kovmuştur.

Kıssadan Hisse: Laf taşıyan, aslında cehenmeme odun taşımaktadır!

4. Ayet

وَتَحْسَبُونَهُ هَيِّنًاۖ وَهُوَ عِنْدَ اللّٰهِ عَظ۪يمٌ

"Siz onu (gıybeti) önemsiz sanıyordunuz. Oysa o, Allah katında çok büyük bir vebaldir!" (Nûr, 15)

4. Hadis

اِنَّ الرَّجُلَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ لَا يَرٰى بِهَا بَأْسًا يَهْو۪ي بِهَا سَبْع۪ينَ خَر۪يفًا فِي النَّارِ

"Bir adam, önemsemeden (şaka yollu) bir söz söyler de o söz yüzünden yetmiş yıl cehennemin dibine yuvarlanır!" (Tirmizî, Zühd, 10)

Nüzul Sebebi: Hz. Aişe Hz. annemize atılan iftira ve arkasından yapılan konuşmaların ne kadar "basit" görülse de Allah katında Arş'ı titreten bir cürüm olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Bizim "canım ne olacak, sadece olanı söyledik" dediğimiz gıybet, Allah katında "Azîm" (çok büyük) bir günahtır. İnsanı 70 yıl aşağı düşüren o "bir cümle", aslında bir ömrün ibadetini yutan bir girdaptır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hz. dilini eliyle tutar ve ağlayarak; "Beni bütün bu tehlikeli yerlere sürükleyen işte budur!" derdi.

Kıssadan Hisse: Dilini hapsetmeyen, ahiretini kaybeder!

5. Ayet

مَا يَلْفِظُ مِنْ قَوْلٍ اِلَّا لَدَيْهِ رَق۪يبٌ عَت۪يدٌ

"Ağzından tek bir söz çıkmasın ki, yanında onu kaydeden bir gözcü bulunmasın!" (Kâf, 18)

5. Hadis

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللّٰهِ وَالْيَوْMِ الْاٰخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا اَوْ لِيَصْمُتْ

"Allah’a ve ahiret gününe inanan, ya hayır söylesin ya da sussun!" (Buhârî, Edeb, 31)

Nüzul Sebebi: İnsanın her nefesinin, her fısıltısının kayıt altına alındığını; gıybetin mahşerde bir "ses kaydı" gibi sahibine dinletileceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Susmak", gıybet ateşinden kurtulmanın tek kalesidir. Konuştuğun her kelime mahşerde karşına ya nur ya da bir akrep olarak çıkacaktır.

Sahabe Kıssası: Hz. Lokman Hz. oğluna demiştir ki: "Oğlum! Eğer konuşmak gümüş ise, gıybetten susmak altındır. Ben sustuğum için hiç pişman olmadım."

Kıssadan Hisse: Dilini koruyan, şerefini ve ahiretini korur!

6. Ayet

يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ وَاَيْد۪يهِمْ وَاَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

"O gün dilleri, elleri ve ayakları yaptıkları işler hakkında aleyhlerine şahitlik edecektir!" (Nûr, 24)

6. Hadis

إِنَّ أَكْثَرَ خَطَايَا ابْنِ آدَمَ فِي لِسَانِهِ

"İnsanoğlunun hatalarının (günahlarının) çoğu dilindedir!" (Taberânî, el-Kebîr, 10/197)

Nüzul Sebebi: Kabir azabının en büyük sebeplerinden birinin "koğuculuk" ve "gıybet" olduğunu; dilin mahşerde bizzat itirafçı olacağını bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Kabir, gıybetçiler için ateşten bir çukurdur. Dünyada başkasının ayıbını deşen, kabirde yalnız bırakılmaz; tırnakları ve dilleri ona azap eder.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz. birinin gıybet ettiğini görünce; "Gidin taze bir deve eti kesin ve ona yedirin, o gıybet ederek zaten ölü eti yemişti!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Dilini susturmayanı, kabir toprağı susturur!

7. Ayet

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌۜ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا

"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme! Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan sorumludur!" (İsrâ, 36)

7. Hadis

اِنَّ مِنْ اَرْبَى الرِّبَا الِاسْتِطَالَةَ ف۪ي عِرْضِ الْمُسْلِمِ بِغَيْرِ حَقٍّ

"Faizin en şiddetlisi (ve en kötüsü), bir Müslümanın şerefine ve onuruna gıybetle (haksız yere) dil uzatmaktır!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 35)

Nüzul Sebebi: Gıybeti sadece "iki laf etmek" sananların; aslında bir müminin en mukaddes değeri olan "ırzını ve şerefini" faizden daha büyük bir haramla çiğnediklerini bildirmek içindir.

Az ve Öz Tefsir: Malı sömüren faiz ne kadar büyük bir haramsa; bir insanın haysiyetini sömüren, onu gıybetle küçülten dil de o kadar büyük bir cinayet işlemektedir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz. birinin gıybet ettiğini duyunca; "Sen az önce faizin en büyüğünü yedin! Çabuk tövbe et ve o kardeşinin onurunu iade et!" diye haykırmıştır.

Kıssadan Hisse: Kardeşinin şerefini gıybetle eksilten, mahşerde kendi cennet sermayesini tüketir!

8. Ayet

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّنّ۪ۖ اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ

"Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının... Çünkü zannın bir kısmı günahtır." (Hucurât, 12)

8. Hadis

اَلْغ۪يبَةُ ذِكْرُكَ اَخَاكَ بِمَا يَكْرَهُ

"Gıybet, kardeşini hoşlanmadığı bir şeyle anmandır. Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet etmiş olursun; yoksa ona iftira etmiş olursun!" (Müslim, Birr, 70)

Nüzul Sebebi: "Ben yalan söylemiyorum ki, onda olanı söylüyorum" diyerek kendini avutanların mazeretlerini kökten kazımak için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet zaten doğru olanı söylemektir; yalan olanı söylemek ise "iftira"dır. "Olanı söylemek" seni kurtarmaz, aksine o kusuru teşhir ettiğin için kardeşinin örtüsünü yırtmış olursun.

Sahabe Kıssası: Bir adam Hz. Selman-ı Farisi Hz. hakkında "Çok yemek yiyor" dedi. Efendimiz S.a.v. ona: "Kardeşinin etini yediğini hissediyor musun?" buyurarak onu uyardı.

Kıssadan Hisse: "Doğru söylüyorum" demek, "Ben bu eti doğru kesiyorum" demekten farksızdır; o yine de leştir!

9. Ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ

"Müminler arasında hayâsızlığın (kusurların) yayılmasını arzu edenler için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır!" (Nûr, 19)

9. Hadis

مَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللّٰهُ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ

"Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıbını örter!" (Müslim, Zikir, 38)

Nüzul Sebebi: Başkasının kusurunu pazarlayanların, gıybet meclislerinde başkasının ayıbıyla eğlenenlerin mahşerde Allah tarafından rüsva edileceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Mümin, müminin aynasıdır; aynadaki lekeyi silmek yerine onu herkese gösteren, aslında kendi çirkinliğini ilan eder.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz. gece vakti birinin evinde günah işlediğini gördü ama sabah olunca bunu kimseye anlatmadı. "Allah örttüyse, ben kimim ki açayım?" dedi.

Kıssadan Hisse: Kardeşinin ayıbını örten, kendi cehennem kapısını örtmüş olur!

10. Ayet

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ

"Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve (gıybetten uzak) doğru, sağlam söz söyleyin!" (Ahzâb, 70)

10. Hadis

لَا يَسْتَق۪يمُ ا۪يمَانُ عَبْدٍ حَتّٰى يَسْتَق۪يمَ قَلْبُهُ، وَلَا يَسْتَق۪يمُ قَلْبُهُ حَتّٰى يَسْتَق۪يمَ لِسَانُهُ

"Kişinin dili düzelmedikçe kalbi düzelmez; kalbi düzelmedikçe de imanı dosdoğru olmaz!" (Ahmed b. Hanbel, 3/198)

Nüzul Sebebi: Dilin imanın anahtarı olduğunu; gıybetle kirlenen bir dilin kalbi karartacağını ve en nihayetinde imanı sarsacağını ihtar etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: İman sadece kalpteki bir iddia değildir; dilin gıybetten temizlenmesi imanın sıhhat şartıdır. "Benim kalbim temiz ama gıybet yaparım" demek imkansızdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe Hz. derdi ki: "Kalp bir kuyu, dil ise onun kovasıdır. Kova ne getirirse kuyuda o vardır."

Kıssadan Hisse: Dilinden gıybet dökülenin kalbi irin bağlamıştır!

11. Ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ

"Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence (fitne/gıybet) edenler, sonra da tövbe etmeyenler için cehennem azabı vardır!" (Burûc, 10)

11. Hadis

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِه۪ وَيَدِه۪

"Müslüman, diğer Müslümanların elinden ve dilinden (gıybetinden) emin olduğu kimsedir!" (Buhârî, Îmân, 4)

Nüzul Sebebi: Sadece fiziksel işkencenin değil, dil ile yapılan onur kırıcı konuşmaların da müminleri yaralayan bir "fitne" olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Dil yarası, kılıç yarasından daha derindir. Müslümanlık iddiası, başkasının hukukuna saygıyla ölçülür. Diliyle kardeşini yaralayanın Müslümanlığı zarar görür.

Sahabe Kıssası: Bir sahabi Efendimiz S.a.v.’e: "Hangi Müslüman daha faziletlidir?" diye sorunca, Efendimiz S.a.v. elini ve dilini işaret ederek: "Kimseyi bunlarla incitmeyendir" buyurdu.

Kıssadan Hisse: Dilinle yaraladığın her mümin, mahşerde senin celladın olacaktır!

12. Ayet

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ . هَمَّازٍ مَشَّآءٍ بِنَم۪يمٍۙ

"Sürekli yemin eden aşağılık, her kusuru diline dolayan ve laf taşıyan kimseye asla itaat etme!" (Kalem, 10-11)

12. Hadis

يُبْصِرُ اَحَدُكُمُ الْقَذَاةَ ف۪ي عَيْنِ اَخ۪يهِ، وَيَنْسَى الْجِذْعَ ف۪ي عَيْنِه۪

"Sizden biriniz, kardeşinin gözündeki çöpü görür de kendi gözündeki koca kütüğü unutur!" (Ebû Nuaym, Hilye, 2/271)

Nüzul Sebebi: Kendi günah dağlarını görmeyip başkasının küçük kusurlarını gıybetle büyütenlerin körlüğünü ve samimiyetsizliğini teşhir etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet, kendi kusurunu gizlemek için başkasını karalama sanatıdır. Başkasının gözündeki "çöp" senin dilinde destan olurken; kendi gıybet günahın seni cehenneme sürükler.

Sahabe Kıssası: Hz. İsa Hz. derdi ki: "Başkalarının kusurlarına efendi gibi değil, kul gibi bakın. Kendi kusurlarınıza ise hakim gibi bakın!"

Kıssadan Hisse: Kardeşinin kusurunu sayıp döken, kendi günah defterini doldurandır!

13. Ayet

يَوْمَ تَجِدُ كُلُّ nَفْسٍ مَا عَمِلَتْ مِنْ خَيْرٍ مُحْضَرًا وَمَا عَمِلَتْ مِنْ سُوءٍ

"O gün her nefis, yaptığı hayrı da işlediği kötülüğü de (gıybeti de) hazır bulacaktır." (Âl-i İmrân, 30)

13. Hadis

اَتَدْرُونَ مَا الْمُفْلِسُ؟... مَنْ شَتَمَ هٰذَا وَقَذَفَ هٰذَا... فَيُعْطٰى هٰذَا مِنْ حَسَنَاتِه۪ وَهٰذَا مِنْ حَسَنَاتِه۪

"Müflis kimdir? Namaz ve orucuyla gelir; ama şunun gıybetini yapmıştır. Sevapları bunlara dağıtılır, sevabı bitince onların günahları buna yüklenir!" (Müslim, Birr, 59)

Nüzul Sebebi: İbadetlerine güvenip diliyle başkalarını yaralayanların, mahşerde "sevap iflası" yaşayacaklarını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet, ibadet kumbarasını delen bir matkaptır. Akşama kadar topladığın sevapları, bir akşamüzeri çay sohbetinde gıybetle başkasına hediye ediyorsun.

Sahabe Kıssası: Hasan-ı Basri Hz. kendisine gıybet eden birine bir tabak taze hurma gönderip; "Duydum ki sevaplarını bana hediye etmişsin, karşılıksız bırakmak istemedim" demiştir.

Kıssadan Hisse: Gıybet eden, başkasının günahını temizlerken kendi cennetini ona hibe eder!

14. Ayet

وَاِذَا رَاَيْتَ الَّذ۪ينَ يَخُوضُونَ ف۪يٓ اٰيَاتِنَا فَاَعْرِضْ عَنْهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۜ

"Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan yüz çevir!" (En'âm, 68)

14. Hadis

مَنِ اغْت۪يبَ عِنْدَهُ اَخُوهُ الْمُسْلِمُ وَهُوَ يَقْدِرُ عَلٰى نَصْرِه۪ فَلَمْ يَنْصُرْهُ، اَدْرَكَهُ اللّٰهُ بِذَلِكَ ف۪ي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ

"Kimin yanında Müslüman kardeşinin gıybeti yapılır da gücü yettiği halde onu savunmazsa, Allah onu dünya ve ahirette perişan eder!" (Ahmed b. Hanbel, 3/487)

Nüzul Sebebi: Gıybeti sadece yapanın değil, sessizce dinleyerek o leş sofrasına ortak olanların da aynı vebalin altında kalacağını bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: "Ben konuşmuyorum, sadece dinliyorum" demek seni kurtarmaz. Gıybet meclisinde susmak, o zehirli yemeğe kaşık sallamaktır. Ya o dili susturacaksın ya da meclisi terk edeceksin!

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz. bir mecliste gıybet başlayınca; "Durun! Allah'ın haram kıldığı eti burada yemeyin!" diyerek meclisi dağıtmıştır.

Kıssadan Hisse: Gıybete susan, gıybete ortaktır!

15. Ayet

اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ اُو۬لٰٓئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا

"Çünkü kulak, göz ve kalp; bunların hepsi ondan (yaptıklarından) sorumludur!" (İsrâ, 36)

15. Hadis

اِيَّاكُمْ وَالظَّنَّ، فَاِنَّ الظَّنَّ اَكْذَبُ الْحَد۪يثِ

"Zandan sakının! Çünkü zan (gıybetin temelidir ve) sözlerin en yalanıdır!" (Buhârî, Edeb, 58)

Nüzul Sebebi: "Duydum ki şöyle yapmış", "Galiba böyleymiş" diyerek insanların onurunu zannın insafına bırakan gıybetçileri uyarmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Gıybetin tohumu zandır, meyvesi ise cehennem ateşidir. Kesin bilgiye dayanmayan her fısıltı, kardeşinin şerefine sıkılmış bir mermidir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hz. birinin zanna dayanarak birini çekiştirdiğini duyunca; "Gözünle görmediğin her söz, diline ateştir!" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Zannı diline dolayan, gerçeği mahşerde azapla öğrenir!

16. Ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلَاتِ الْمُؤْمِنَاتِ لُعِنُوا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ

"İffetli, gıybetten habersiz mümin kadınlara iftira atanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir!" (Nûr, 23)

16. Hadis

مَنْ كَانَتْ لَهُ مَظْلَمَةٌ لِاَخ۪يهِ مِنْ عِرْضِه۪ اَوْ شَيْءٍ فَلْيَتَحَلَّلْهُ مِنْهُ الْيَوْمَ

"Kimin üzerinde kardeşinin onuruna (gıybetine) dair bir hak varsa, mahşerden önce bugün dünyada helalleşsin!" (Buhârî, Mezâlim, 10)

Nüzul Sebebi: Haysiyet ve onurun Müslüman için en kutsal değer olduğunu; gıybetle bu onuru lekeleyenlerin Allah’ın lanetine uğrayacağını ihtar için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet sadece bir "günah" değil, bir "infazdır". Birinin onurunu gıybetle öldürmek cinayettir. Allah'ın lanetlediği bir dil, cennetin kokusunu alamaz.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Ömer Hz. Kabe'ye bakarak; "Sen ne kadar büyüksün! Ama bir müminin onuru Allah katında senden daha büyüktür!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Müminin şerefini dile dolayan, Kabe'nin taşını yıkmış gibidir!

17. Ayet

اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ النَّاسِ بِالْبَاطِلِ

"İnsanların mallarını (ve onurlarını) haksız yere yiyenler..." (Nisâ, 161)

17. Hadis

اِنَّ دِمَاءَكُمْ وَاَمْوَالَكُمْ وَاَعْرَاضَكُمْ حَرَامٌ عَلَيْكُمْ

"Şüphesiz kanlarınız, mallarınız ve onurlarınız (şerefiniz) birbirinize haramdır!" (Buhârî, İlim, 37)

Nüzul Sebebi: Efendimiz S.a.v.'in Veda Haccı'nda ümmetine bıraktığı en büyük vasiyettir; gıybetin bir "dokunulmazlık ihlali" olduğunu tescillemek için söylenmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet, birinin şerefine el uzatmaktır. Haram dendiğinde sadece içki ve domuz eti akla gelmemelidir; müminin onurunu gıybetle yemek de büyük haramdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hz. gıybet edilen bir meclisten geçerken kulaklarını tıkamış; "Haram lokma yiyenlerin yanından kaçıyorum!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Haram et (gıybet) yiyen meclisler, manevi veba salgını yerleridir!

18. Ayet

فَاَمَّا مَنْ ثَقُلَتْ مَوَاز۪ينُهُ . فَهُوَ ف۪ي ع۪يشَةٍ رَاضِيَةٍۜ

"Kimin tartıları (iyilikleri) ağır gelirse, o hoşnut olacağı bir hayat içindedir." (Kâria, 6-7)

18. Hadis

لَا تَدْخُلُوا الْجَنَّةَ حَتّٰى تُؤْمِنُوا، وَلَا تُؤْمِنُوا حَتّٰى تَحَابُّوا

"İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi (gıybetten kaçınıp) sevmedikçe de gerçek mümin olamazsınız!" (Müslim, Îmân, 93)

Nüzul Sebebi: Gıybetin kardeşlik bağlarını kopardığını, sevgiyi öldürdüğünü ve bu yüzden cennet yolunu kapattığını bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet sevginin katilidir. Kardeşini arkadan çekiştiren onu sevemez; sevemeyen de kamil mümin olamaz. Sevgi terazisini gıybet boşaltır.

Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi Hz. gıybet edenlere; "Kardeşinizi severek mi cennete girmek istersiniz, yoksa etini yiyerek mi cehenneme gitmek?" diye sormuştur.

Kıssadan Hisse: Gıybet sevgiyi kurutur, sevgi kuruyunca iman da kurur!

19. Ayet

لَا يُحِبُّ اللّٰهُ الْجَهْرَ بِالسُّوءِ مِنَ الْقَوْLِ اِلَّا مَنْ ظُلِمَۜ

"Allah, zulme uğrayanlar dışında, kötü sözün (başkalarının kusurlarının) açıkça söylenmesini sevmez!" (Nisâ, 148)

19. Hadis

إِيَّاكُمْ وَالْغِيبَةَ فَإِنَّ الْغِيبَةَ أَشَدُّ مِنَ الزِّنَا... فَلَا يُغْفَرُ لَهُ حَتَّى يَغْفِرَ لَهُ صَاحِبُهُ

"Gıybetten sakının! Zina eden tevbe eder, Allah affedebilir. Ama gıybet eden, hakkını yediği kişi affetmedikçe asla bağışlanmaz!" (Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, 1/136)

Nüzul Sebebi: Mazlumun hakkını araması dışında, "doğru bile olsa" birinin gıyabında konuşmanın Allah katında ne büyük bir nefret sebebi olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Zinadan eşeddir" hükmü, kul hakkının dehşetini gösterir. Allah’ın affına giden yol, önce o kardeşinin gönlünden geçer.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hz. ağzındaki taşı çıkarıp; "Beni bu tehlikeli yola (kul hakkına) düşüren işte bu dildir!" diyerek ağlamıştır.

Kıssadan Hisse: Allah ile aranı düzeltirsin ama kuluyla aranı düzeltmeden cennete giremezsin!

20. Ayet

لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ

"Müminlerin ayıplarını yayanlar için dünyada da ahirette de elem verici bir azap vardır!" (Nûr, 19)

20. Hadis

مَنْ رَمَى مُسْلِمًا بِشَيْءٍ يُرِيدُ شَيْنَهُ بِهِ حَبَسَهُ اللَّهُ عَلَى جِسْرِ جَهَنَّمَ حَتَّى يَخْرُجَ مِمَّا قَالَ

"Kim bir Müslümanı küçük düşürmek için ona gıybet atarsa, hesabını verene kadar Allah onu cehennem köprüsü (Sırat) üzerinde hapseder!" (Ebû Dâvûd, Edeb, 36)

Nüzul Sebebi: Başkasının lekesini ortaya çıkarmayı dürüstlük sananların Sırat üzerindeki korkunç bekleyişini ihtar için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: "Sırat üzerinde hapsolmak" demek, cennet kapısındayken gıybetini yaptığın kişinin gelip senin sevaplarını tek tek almasını izlemektir. Söylediğin her kelime Sırat'ı inceltir.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Mesud Hz. bir mecliste gıybet edenleri görünce; "Kalkın buradan! Sırat'ta asılı kalmak mı istiyorsunuz?" diye bağırmıştır.

Kıssadan Hisse: Kardeşinin onurunu tırmalayan, Sırat'ta tırnaklarıyla asılı kalır!

21. Ayet

إِذْ يَتَلَقَّى الْمُتَلَقِّيَانِ عَنِ الْيَمِينِ وَعَنِ الشِّمَالِ قَعِيدٌ

"Onun (insanın) sağında ve solunda oturan iki kaydedici (melek) her şeyi kaydeder!" (Kâf, 17)

21. Hadis

لَا تُؤْذُوا عِبَادَ اللّٰهِ... فَإِنَّهُ مَنْ تَتَبَّعَ عَوْرَةَ اَخ۪يهِ الْمُسْلِمِ تَتَبَّعَ اللّٰهُ عَوْرەتَهُ

"Allah’ın kullarına gıybetle eza etmeyin! Kim kardeşinin ayıbını araştırıp yayarsa, Allah da onu evinin içinde bile olsa rüsva eder!" (Tirmizî, Birr, 85)

Nüzul Sebebi: "İnsanlar ne der?" korkusuyla yaşayan ama Allah’ın gördüğünü unutanların, gıybet sebebiyle bizzat Allah tarafından rezil edileceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Başkasının kapı aralığından bakanın, kendi kapısı mahşerde açılır. Sen başkasının ayıbını dökersen, Allah senin en gizli günahlarını Arasat meydanında gösterir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz. birinin ayıbını öğrenince; "Allah örttüyse ben kimim ki açayım? Ben açarsam Allah benimkini hiç örtmez!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Kardeşinin örtüsünü yırtan, mahşerde çıplak ve rüsva kalır!

22. Ayet

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ

"Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve her nefis yarın (mahşer) için ne (söz) gönderdiğine baksın!" (Haşr, 18)

22. Hadis

مَنْ ذَبَّ عَنْ لَحْمِ اَخ۪يهِ بِالْغ۪يبَةِ كَانَ حَقًّا عَلَى اللّٰهِ اَنْ يُعْتِقَهُ مِنَ النَّارِ

"Kim bir kardeşinin onurunu gıybet meclisinde savunursa, onu cehennem ateşinden azad etmek Allah üzerine bir hak olur!" (Ahmed b. Hanbel, 6/461)

Nüzul Sebebi: Gıybet meclislerinde susmanın vebalini, savunmanın ise cennet anahtarı olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Gıybete engel olmak, cehennem ateşine su dökmektir. "Susun, gıybet yapmayın" diyen bir dil, mahşerde ateşin yakmadığı bir nur olur.

Sahabe Kıssası: Muaz b. Cebel Hz. bir mecliste bir sahabi hakkında konuşulunca; "Susturun dillerinizi! Onun İslam'daki hizmeti sizin gıybetinizden büyüktür!" diyerek meclisi susturmuştur.

Kıssadan Hisse: Kardeşini gıybete karşı savunanı, Allah mahşerde azaba karşı savunur!

23. Ayet

وَمَنْ يَظْلِمْ مِنْكُمْ نُذِقْهُ عَذَابًا كَب۪يرًا

"Sizden kim zulmederse (gıybetle onur kırarsa), ona büyük bir azap tattıracağız!" (Furkân, 19)

23. Hadis

إِنَّ اللَّهَ حَرَّMَ عَلَى النَّارِ مَنْ قَالَ لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ يَبْتَغِي بِذَلِكَ وَجْهَ اللَّهِ

"Diliyle insanları yakan, 'Lailaheillallah' dese de o dilin cezasını çekmeden kurtulamaz!" (Buhârî, Rikâk, 6)

Nüzul Sebebi: İbadetin sadece şekilden ibaret olmadığını, gıybetin "büyük bir zulüm" olarak cehennem kapılarını açacağını ihtar için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Büyük Azap" (Azâben Kebîrâ); kalpleri yakan gıybetçiler içindir. Sen dünyada bir cümleyi basit sanırsın ama o cümle mahşerde üzerine yıkılacak koca bir dağdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hz. derdi ki: "Gıybet, aşağılık insanların yemeğidir. Asil bir ruh, başkasının ayıbıyla karnını doyurmaz!"

Kıssadan Hisse: Diliyle yıkanın, ahireti harabedir!

24. Ayet

يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ اَلْسِنَتُهُمْ

"O gün dilleri, yaptıkları gıybetler hakkında aleyhlerine şahitlik edecektir!" (Nûr, 24)

24. Hadis

أَمْسِكْ عَلَيْكَ لِسَانَكَ

"Dilini tut (sahip çık)!" (Tirmizî, Zühd, 61)

Nüzul Sebebi: İnsanın en büyük düşmanının kendi ağzının içinde olduğunu; gıybetin tüm uzuvları ateşe sürükleyen bir başbuğ olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Dil, bedenin tercümanıdır. Gıybetle kirlenen dil, mahşerde sahibine ihanet eder. Sen "ben söylemedim" desen de dilin; "Ya Rabbi! Ben falanın etini yedim!" diye bağıracaktır.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Abbas Hz. dilini tutar ve dermiş ki: "Ey dil! Ya hayır söyle kazançlı çık, ya da sus selâmette kal!"

Kıssadan Hisse: Dilini dünyada hapsetmeyen, ahirette dilinin kurbanı olur!

25. Ayet

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِه۪ عِلْمٌ

"Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme!" (İsrâ, 36)

25. Hadis

إِنَّ الْعَبْدَ لَيَتَكَلَّمُ بِالْكَلِمَةِ مِنْ رِضْوَانِ اللَّهِ لَا يُلْقِي لَهَا بَالًا يَرْفَعُهُ اللَّهُ بِهَا دَرَجَاتٍ

"Kul, Allah'ın rızasına uygun bir söz söyler de derecesi yükselir; bazen de Allah'ı öfkelendirecek (gıybet gibi) bir söz söyler de cehenneme sürüklenir!" (Buhârî, Rikâk, 23)

Nüzul Sebebi: İnsanın ağzından çıkan her hecenin bir "ses kaydı" gibi mahşerde dinletileceğini; gıybetin bir felaket olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Ağızdan çıkan bir kelime insanı ya Arş'a çıkarır ya da Esfel-i Safilin'e indirir. Gıybet, o uçurumun en kestirme yoludur.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir Hz. dilini tutup ağlayarak; "Beni bütün felaketlere sürükleyen budur!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Dünyada dilini hapseden, mahşerde hür kalır!

26. Ayet

يَوْمَ يَنْظُرُ الْمَرْءُ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ

"O gün kişi bizzat kendi elleriyle (ve diliyle) önden ne gönderdiğine bakacaktır!" (Nebe, 40)

26. Hadis

الْبِرُّ لَا يَبْلَى وَالذَّنْبُ لَا يُنْسَى

"İyilik eskimez, günah (gıybet) asla unutulmaz!" (Ahmed b. Hanbel, 5/130)

Nüzul Sebebi: "Kimse duymadı" sanılan fısıltıların, insanın bizzat kendi uzuvları tarafından ifşa edileceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Sen unutsan da melekler ve gıybetini yaptığın kişi unutmaz. O söz mahşer meydanında taze bir leş gibi karşına dikilir.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Abbas Hz. diline hitaben; "Ey dil! Ya hayır söyle kâr et, ya da sus selâmet bul!" diye feryat ederdi.

Kıssadan Hisse: Dilini hapsetmeyen, ahiretini kaybeder!

27. Ayet

أَلَمْ يَعْلَمْ بِأَنَّ اللَّهَ يَرَى

"O, Allah'ın her şeyi gördüğünü bilmiyor mu?" (Alak, 14)

27. Hadis

إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى عِنْدَ لِسَانِ كُلِّ قَائِلٍ

"Şüphesiz Allah, her konuşanın dilinin yanındadır (her sözü işitir)!" (Câmiu's-Sağîr, 1/193)

Nüzul Sebebi: Gıybetin müminler arasındaki sevgi bağını kopardığını, her an izlendiğini unutanlara ihtar için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet, Allah'ın huzurunda O'nun kulunu çekiştirmektir. "Veyl" vadisi, diliyle sevgi köprülerini yıkan gıybetçilerin cehennemdeki durağıdır.

Sahabe Kıssası: Selman-ı Farisi Hz. gıybet edenlere; "Kardeşinizi severek mi cennete girmek istersiniz, yoksa etini yiyerek mi cehenneme gitmek?" diye sormuştur.

Kıssadan Hisse: Gıybet sevgiyi kurutur, sevgi kuruyunca iman da kurur!

28. Ayet

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

"Kim zerre miktarı bir kötülük (gıybet) işlerse onu görecektir!" (Zilzâl, 8)

28. Hadis

طُوبَى لِمَنْ شَغَلَهُ عَيْبُهُ عَنْ عُيُوبِ النَّاسِ

"Kendi kusuruyla meşgul olup başkalarının ayıbını (gıybetini) görmeyene ne mutlu!" (Bezzâr, 3/13)

Nüzul Sebebi: Kul hakkının dehşetini, kuluyla helalleşmeden gıybetin affedilmeyeceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Gıybet, zerre miktar kalsa da hesap gününde mizanı aşağı çeker. "Gıybetin sesi mahşerde yankılanır."

Sahabe Kıssası: Hz. Ali Hz. gıybet eden birini gördüğünde; "O dili kestirmezsen mahşerde senin boynuna ip olacaktır!" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Kuluyla helalleşmeyenin, Allah ile davası bitmez!

29. Ayet

وَوُضِعَ الْكِتَابُ فَتَرَى الْمُجْرِم۪ينَ مُشْفِق۪ينَ مِمَّا ف۪يهِ

"Kitap (amel defteri) ortaya konunca, suçluların onda yazılı olanlardan (gıybetlerden) korktuklarını görürsün!" (Kehf, 49)

29. Hadis

إِنَّ هٰذَا اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ يَعْمَلَانِ فِيكَ فَاعْمَلْ فِيهِمَا

"Şu gece ve gündüz sende (ömründe) amel ediyor; sen de onlarda hayırlı ameller yap (gıybetle tüketme)!" (Kenzü'l-Ummâl, 15/634)

Nüzul Sebebi: İyiliklerin mahşerde alacaklılara dağıtılacağı o dehşetli takas günü gelmeden önce dünyada arınmayı teşvik için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Defterde tek bir gıybet kelimesi kalması bile mahşerde titretecektir. Bugün bir özürle halledilecek mesele, mahşerde cennetini kaybetmene sebep olur.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer Hz. ölmeden önce tüm helalleştiği halde; "Keşke dilim hiç konuşmasaydı!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Dünyada helalleşmeyen, mahşerde ateşle ödeşir!

30. Ayet)

يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَد۪يدًاۙ

"Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve dosdoğru söz (gıybetten arınmış kelam) söyleyin!" (Ahzâb, 70)

30. Hadis

مَنْ ضَمِنَ ل۪ي مَا بَيْنَ لَحْيَيْهِ وَمَا بَيْنَ رِجْلَيْهِ اَضْمَنْ لَهُ الْجَنَّةَ

"Kim bana iki çenesi arasındaki (dilini) ve apış arası arasındakini koruma sözü verirse, ben de ona cennet sözü veririm!" (Buhârî, Rikâk, 23)

Nüzul Sebebi: Kabir azabının ve cehennemin en büyük kapısının dil olduğunu; gıybeti terk edenin doğrudan cennete yöneleceğini müjdelemek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Cennetin kilidi dildir. Kabirde yılanlar değil, dünyada söylediğin gıybet sözleri seni sokacaktır. Gıybeti bırakan, cennetin teminatını bizzat Resulullah S.a.v.'den alır.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe Hz. kabir azabından korkup ağlarken; "Gıybetçi cennet kokusunu duyamaz iken ben nasıl güleyim?" demiştir.

Kıssadan Hisse: Dilini dünyada susturmayanı, kabir toprağı dehşetle susturur!

DEĞERLİ MÜMİNLER! "Gıybet eden, sadece başkasını değil, kendi ruhunu da kemiren bir ateşe sürükler." İşte gördünüz; gıybet sadece bir "konuşma" değil, bir haysiyet katliamıdır!

EY DİLİNİ AKREP YAPANLAR! Kardeşinin kusurunu çayın yanında meze yapanlar! O yediğiniz et, mahşerde ağzınızdan irin olarak akacaktır!

EY "SADECE DİNLİYORUM" DİYENLER! O leş sofrasına ortak olduğunuz sürece, o bakır tırnaklar sizin de yüzünüzü tırmalayacaktır!

EY "DOĞRU SÖYLÜYORUM" DİYE KENDİNİ AVUTANLAR! Doğruyu söylemek gıybettir, yalanı söylemek iftiradır! Her iki yol da cehennemin dibine çıkar!

Gelin, mahşerin o büyük sessizliğinde çığlıklar atmak istemiyorsak; bugün dillerimizi tövbe ile mühürleyelim. Kardeşimizin onurunu, kendi şerefimiz bilelim. "Bir anlık konuşma, bir ömür boyu tövbesizliğe sebep olabilir." Unutmayın; mahşerde gıybetin sesi yankılanırken, dünyada susturduğunuz o haram sözler sizin kurtuluş beratınız olacaktır. Rabbim bizleri diliyle kardeşini yiyenlerden değil, diliyle cenneti kazananlardan eylesin

Hazırlayan MEHMET ERÇELİK