GÜNAHINA TÖVBE EDEN GÜNAHSIZ GİBİDİR
Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah insanoğlunu eşref-i mahlûkat olarak yaratmış ve yeryüzünün halifesi yapmış… Bununla beraber, hak ve hakikati bildirmek ve Yaşantılarıyla örnek olmaları için peygamberler göndermiş… Kitaplar göndererek de, peygamberlerin davet ettiği yolun ne olduğunu bildirmiş…
Dolaysıyla; iyilik yapanların mükâfatlandırılacağını, kötülük yapanlarınsa; hem dünya hayatında, hem ahiret hayatında huzurdan uzaklaşacaklarını bildiriyor…
“Bütün insanlar hatalıdır… Hatalı insanların Allah katında en makbul olanları tövbe edenlerdir” diyor Peygamberimiz…
Dolayısıyla insan günah işleyebilecek fıtratta yaratılmış… Zayıf yaratılmış… Nefsani arzuları ile donatılmış… İnsan cahil ve zalim olabilecek kabiliyette yaratılmış… İnsan şeytanın düşmanlığına maruz bırakılmış… Dünya hayatı kendisine cazip kılınmış… İnsana irade ve sorumluluk verilmiş… İnsana cimrilik verilmiş… Yani insanın bir takım zaafları var…
İnsan bu özelliklerinden dolayı birtakım hatalar işleyebilir… Birtakım kusurları olabilir… Ancak bu kusurlar oldu diye Allah-u Teâlâ onun defterini kapatmıyor… Allah-u Teâlâ rahmetiyle, merhametiyle onu hidayete davet ediyor… Onu hakka ve hakikate davet ediyor… Tertemiz bir insan olarak hayatını devam ettirmesini istiyor…
Bunun için de insan ne hata işlerse işlesin… Hangi günahı yaparsa yapsın… Kendisinin affedilecek bir tarafının olduğunu bildiği zaman… Rabbini bildiği zaman… Mevlâsını tanıdığı zaman… Ellerini açıp ‘Ya Rabbi!.. Ben şu günahlarla karşına geldim… Senden başka gidecek kapım yok… Beni senden başka affedecek olan da yok’ dediği zaman…
وَرَحْمَتٖى وَسِعَتْ كُلَّ شَیْءٍ
““Benim rahmetim her şeyi kuşatmıştır”(A’RAF;156) diyen Cenab-ı Allah…”
ادْعُونٖى اَسْتَجِبْ لَكُمْ
““Bana dua edin duanıza icabet edeyim”(MÜ’MİN;60) diyen Cenab-ı Allah…”
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّابٖينَ
““Allah tövbe edenleri sever”(BAKARA;222) buyuran Cenab-ı Allah… Kendisine yöneldiğimizde bizi affeder… Bize kulum hoş geldin der… Kulum iyi ki geldin, ben seni affetmek için fırsat kolluyorum der…”
Değerli Kardeşlerim!.. Şekli ne olursa olsun… Büyüklüğü ne olursa olsun… Küçüklüğüne büyüklüğüne bakmadan, kime karşı olduğuna bakmadan, küçümsemeden tövbeye durmamız gerekir…
Çünkü Peygamberimiz “Küçük günahlardan sakının” diyor… “Çünkü önemsenmeyen o küçük günahlar bir insanda toplanırsa onu helak eder” diyor…
Demek ki; günah ister küçük olsun, ister büyük olsun… Biz her bir günahımız için Cenab-ı Hakk’a yönelmeli ve affımızı istemeliyiz… Çünkü dünya hayatında iken yapmış olduğumuz bazı günahların karşılığını dünya hayatında görürken… Bazı günahların karşılığını da kıyamet gününde göreceğiz…
Cenab-ı Allah'ın yasak ettiği her şey günahtır… Cenab-ı Allah'a isyan olan her şey günahtır… Cenab-ı Allah'ın cehennemle cezalandırılacağını vadettiği her şey günahtır…
Bize düşen günahın küçüklüğüne büyüklüğüne bakmadan tövbe etmek, Allah'a yönelmektir… Peygamberimiz “Günahların büyüklerinden sakının” diye uyarıyor bizi… Yine hadis-i şeriflerinde “Sizlere günahların en büyüklerini haber vereyim mi?” buyuruyor… Yani büyük günahlar denilen günahlardan bahsediyor Peygamberimiz…
Allah'a ortak koşmak ve inkâr etmek… İçki içmek… Kumar oynamak… Allah'ın rahmetinden ümit kesmek… Başkalarına iftira atmak… Anne-babaya zulmetmek… Yalancı şahitlik yapmak… Yalan konuşmak… Allah'ın haram kıldığı cana kıymak… Bunların büyük günahlar olduğunu söylüyor Peygamberimiz…
Ama ister küçük olsun, ister büyük olsun… Günahlardan kaçınmamız gerektiğini söylüyor… Yine Allah'a ve Peygambere karşı çıkmak, onlara düşmanlık beslemek… Ayetlerle, dini hüküm ve değerlerle alay etmek… Günaha aracılık ve öncülük etmek… Dinin hükümlerinin uygulanmasına engel olmak… Riyakârlık… Cana kıymak… İntihar etmek… Teröristlik… Yol kesicilik, yankesicilik… Avret yerlerini açmak Anne-babaya zulmetmek… Şımarmak… Canlılara zulmetmek… Sıla-i rahimi kesmek gibi günahlardan da bahsediyor Peygamberimiz…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz bir gün hutbeye çıkarken, her adımda sesli bir şekilde “Âmin” der… Bir adım çıkar, “Âmin”; bir adım daha çıkar, “Âmin"; bir adım daha çıkar, "Âmin” der… Hutbesi bittikten sonra: “Yâ Rasûlallah!.. Minbere çıktığınız zaman her adımınızda 'Âmin' dediniz, bunu neden söylediniz?” diye sorarlar… Peygamberimiz “Cebrail üç dua etti, ben de âmin dedim” der…
- Birincisinde; 'Annesine, babasına hizmet edip onların hayır duasını alarak cenneti kazanamayan kişiye yazıklar olsun… Burnu yerde sürünsün!' dedi… Ben de âmin dedim…”
- İkincisinde; 'Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, eğer sana salat-ü selâm getirmezse; ona yazıklar olsun!.. Burnu yerde sürünsün!' dedi… Ben de ona âmin dedim."
- “Üçüncüsünde; 'Bir insan Ramazana eriştiği halde, Ramazanın feyzinden, bereketinden istifade edememişse… Ramazan gelip geçtikten sonra hâlâ Allah'ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa… Allah'ın affını, mağfiretini kazanamamışsa… Ona yazıklar olsun!.. Burnu yerde sürünsün!' dedi Ben de ona âmin dedim.”
Bakın bu fırsat mevsimi, bu mübarek ay kendimizi günahlarımızdan temizleme fırsatı için bizlere geliyor… Cenab-ı Allah;
وَالَّذٖينَ اِذَا فَعَلُوا فَاحِشَةً اَوْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ
““Onlar bir kötülük yaptıklarında ya da kendilerine zulmettikleri zaman…”
ذَكَرُوا اللّٰهَ
“Allah'ı hatırlarlar diyor…”
فَاسْتَغْفَرُوا لِذُنُوبِهِمْ
“Ve o yapmış oldukları hatalardan, günahlardan kusurlardan dolayı bağışlanma dilerler…”
وَمَنْ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ اِلَّا اللّٰهُ
“Allah'tan başka günahları bağışlayacak olan yoktur”(AL-İ İMRAN;135) diyor…”
Kendisi günahsız olduğu halde; “Ben günde yetmiş defa ve ya yüz defa tövbe ediyorum” diyen Peygamberimiz; siz de böyle yapın diye bize örnek oluyor…
Biz de Peygamberimiz gibi her gün, en azından beş vakit namazlarımızda tövbe istiğfarımızı yapmamız gerekir…
وَالَّذٖينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ
““İman edip salih amel işleyen insanların…”
لَنُكَفِّرَنَّ عَنْهُمْ سَيِّئَاتِهِمْ
“Günahlarını ben örterim” diyor Cenab-ı Allah…”
وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ اَحْسَنَ الَّذٖى كَانُوا يَعْمَلُونَ
““Yapmış oldukları şeyin daha güzeliyle de onları mükafatlandırırım” diyor…(ANKEBUT;7)”
Bakın; sadece günahlarımızı affetmekle kalmıyor, bizi daha güzeliyle mükafatlandıracağını söylüyor Cenab-ı Allah…
وَاسْتَغْفِرُوا رَبَّكُمْ ثُمَّ تُوبُوا اِلَيْهِ
““Rabbinize istiğfar edin… Tövbe ederek Rabbinize yönelin” diyor…(HUD;90)”
وَتُوبُوا اِلَى اللّٰهِ جَمٖيعًا اَيُّهَ الْمُؤْمِنُونَ
““Ey mü’minler topluluğu!.. Hep birlikte Allah'a tövbe edin” buyuruyor…(NUR;31)”
اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ التَّوَّابٖينَ وَيُحِبُّ الْمُتَطَهِّرٖينَ
““Allah çokça tövbe edenleri… Tövbe etmeyi alışkanlık haline getirenleri ve temizlenenleri sever” buyuruyor…(BAKARA;222)”
Öyleyse; Cenab-ı Allah’ın koymuş olduğu bu kurallara uyalım… Bu kurallara göre yaşayalım… Çünkü biz kuluz… Beşeriz… Hata edebiliriz… İsyan edebiliriz… Belki unuturuz… Dünya meşakkatlerine dalarak Cenab-ı Hakk’dan uzaklaşabiliriz… Kitabımızdan uzaklaşabiliriz… Peygamber ahlakından uzaklaşabiliriz…
Ama bizi affetmek için bekleyen bir Rabbimiz var… Gerçek bir niyetle Cenab-ı Hakk’a yöneldiğimiz zaman… İyi bir pişmanlıkla bir daha o günahı işlememek üzere söz verdiğimiz zaman Cenab-ı Hakk bizleri bağışlayacaktır Çünkü Peygamberimiz; “Tövbe kendinden evvelki günahları siler atar” diyor…
Değerli Kardeşlerim!.. “Günahından tövbe eden kimse günahı olmayan kimse gibidir” diyor Peygamberimiz… “Ne kadar çok günahınız olursa olsun; tövbe ettiğiniz zaman Allah tövbelerinizi kabul eder… Günahlarınızı bağışlar” diyor… Öyleyse hemen Cenab-ı Allah’a yönelerek sırtımızdaki günah yüklerinden kurtulalım… Cenab-ı Allah’ın bizlerden beklediği tövbeyi geciktirmeden yerine getirelim…
“Son nefesini vermedikçe Allah kulunun tövbesini kabul eder” diyor Peygamberimiz… Son nefesimiz gelmeden tövbelerimizi yerine getirelim…
Ramazandan Ramazana tutmuş olduğumuz oruçlarımızın bizler için tövbe makamında olduğunu… Beş vakit namazın ve cumadan cumaya kılmış olduğumuz namazların aralardaki günahları affettireceğini yine hadis-i şeriflerden öğreniyoruz…
Hatalarımızdan uzaklaşmak için… Günahlarımızdan uzaklaşmak için… Her türlü noksanlıklardan uzaklaşmak için fırsat mevsimi içerisindeyiz… Eğer bugün bunun farkına varamazsak… Eğer idrak edemezsek hiçbir şeyin geçerli olmayacağı kıyamet gününde pişmanlıklarla karşı karşıya kalmış olacağız…
يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ
““Ey insanlar!.. Allah'ın koymuş olduğu kurallara hakkıyla riayet edin…”
وَاخْشَوْا يَوْمًا لَا يَجْزٖى وَالِدٌ عَنْ وَلَدِهٖ
““Öyle bir gün gelecek ki; orada babanın evladına, evladın babasına faydası dokunmayacak…”(LOKMAN;33) diyor Cenab-ı Allah… Hepimizi böyle bir gün bekliyor… Onun için bu dünya hayatında hiçbir şey bizleri aldatmaması lazım…”
