Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Güzel Ahlak: Peygamber Ahlakıyla Ahlaklanmak

İsmail Sezkin

GÜZEL AHLAK


Değerli Mü’minler!.. İslam'ın en önemli meselelerinden birisi güzel ahlak konusudur… Peygamber Efendimiz de “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” buyuruyor… Ve Müslümanın tarifini yaparken de… Bir; Müslüman cömert olacak… İkincisi; güzel ahlaklı olacak diyor…

Cenab-ı Allah'ın yaratmış olduğu bütün varlıklarda Bütün mahlûkatla ilgili bir amaç vardır… Bir gaye vardır… Bir sebep vardır… Bir anlam vardır… O halde, Allah-u Teâlâ’nın yaratmış olduğu bütün manaları anlamamız gerekiyor… Anlamaya çalışmamız gerekiyor… Tam olarak anlamamız mümkün olmasa da, sınırlı aklımızla, en azından anlama çabası içerisinde olmamız gerekiyor…

Sorgulamaya da önce kendimizden başlamamız gerekiyor… Önce, beni kimin yarattığını bileceğim… Beni yaratan Cenab-ı Allah’ın, beni niye yarattığını bileceğim… Buradan başlayacağız… Sonra; Cenab-ı Hakk beni bir amaç üzere, bir gaye, bir hikmet üzere yarattığına göre… O halde, nereden geldiğimi bileceğim… Akan bir zamanın içerisinde, bir yolculuğun içerisinde olduğumun farkında olarak, gideceğim yeri bileceğim ve bir menzilim olacak…

Değerli Kardeşlerim!.. Biz Allah'tan geldik yine Allah'a gideceğiz… Bu menzilin bir sonraki aşaması ahiret hayatı… Bu dünya sadece bir durak… Asıl hayat bundan sonraki ahiret hayatı… Oraya gideceğime göre… O halde oraya giderken, benim bu hayatta bir şeyler yapmam lazım… O halde; hâlâ nefes aldığımız her yeni güne başlarken… Günlük planlarımızda, bize ebedi hayatı kazandıracak bir şeyler olsun gayesiyle yaşayacağız hayatı…

Değerli Mü’minler!.. İnsanı anlamlı kılan, yaşamın içerisinde bir mana, bir hedef, bir gaye ile yaşamaktır… Tolstoy, “Bir insan acı duyarsa canlıdır… Başkasının acısını duyarsa insandır…” diyor… Elhamdülillah, biz insanız… O halde biz sadece kendimizi düşünerek yaşayamayız bu hayatı…

İnsan olmak budur… Zaten bizim Peygamberimiz de mü’minin tarifini yaparken “Kendisine yapılmasını istemediğini, başkasına yapmayan insandır” diyor…

O halde, yaşadığımız bu dünyada bizi anlamlı kılan… Bizi kıymetli bir mü’min olarak değerli kılan… Diğer insanların faydasına, menfaatine, yararına işler yapmaktır… Ama insanlık adına her ne yapıyorsak, bunu Cenab-ı Allah'ın rızasını gözeterek yapmaya çalışmaktır… İşte hayatı en anlamlı kılan şey budur…

Değerli Kardeşlerim!.. Ayet-i kerimelerde ve Peygamber Efendimizin hadis-i şeriflerinde bu anlamda en önemli husususun güzel ahlak olduğunu görüyoruz… Güzel ahlaklı bir Müslüman olmak, başka insanların tavırlarıyla ilgili değildir… Bizim kendi karakterimizle ve kişiliğimizle alakalıdır… Diğer bir ifadeyle ahlak, kişilik meselesidir… Ahlak, karakter meselesidir… Yani bizim Müslüman kimliğimizi… Müslüman karakterimizi ortaya koyan bir durumdur…

O halde; biz hayatımızı yaşarken, insanların tavırlarına göre… İnsanların sözlerine göre… Bir tepki veren, bir karşılık veren değil… Biz olması gereken şekliyle Müslüman olarak yaşayan… Müslüman olarak ayakta duran insan olmalıyız… Bollukta da darlıkta da… Sıkıntılı zamanda da geniş zamanda da… Gençlikte de yaşlılıkta da… Evinizde ve akrabalarınızın içerisinde de, çarşıda-pazarda da… Kısaca hayatın her anında, biz Müslümana yakışan bir tavır sergilemek zorundayız Biz Müslümana yakışan tavrı, sözleri ve hareketleri göstereceğiz… Başkalarının yanlış yapması bizim için örnek olmayacak… Bizim için örnek Allah ve Resulü olacak… Bizim için örnek Kur'an olacak…

İşte; hayatın her merhalesinde ortaya konan karakterin, kişiliğin adı ahlaktır… Ahlak tabiat demektir Yaratılış demektir… Ve bu anlamda ahlak; iyi ahlak ve kötü ahlak diye ikiye ayrılıyor… Hani bazıları için kötü huylu insan… Bazıları için iyi huylu insan diyoruz ya, işte bundan bahsediyorum…

İyi ahlaklı, iyi huylu olmak demek; nefsin kuvvet ve vasıflarında insanın itidalli olması, orta yolu tercih etmesi demektir… İnsanın bir gayeye yönelik olarak, kendi arzusuyla, iyi davranışlarda bulunup kötülüklerden uzak durmasıdır… Onun için fıtratın değiştirilmemesi gerekiyor…

Peygamber Efendimiz “İnsanlar İslam fıtratı üzere doğar… Tertemiz doğar… Doğan o çocukların anne-babaları kendi inançları doğrultusunda… Müslümansa Müslüman olarak yetiştirir… Mecusi ise Mecusi inancına göre yetiştirir… Hristiyansa Hristiyan inancını ona aşılar” diyor…

Yani, insanlar fıtraten, yaratılıştan; yalan nedir bilmez, yalanı yaşadıkça öğrenir… Kötü ahlak nedir bilmez, yaşadıkça ahlakı kötüleşir… Kötü söz nedir bilmez… İnsanlara eziyet etmek nedir bilmez İnsanlara acı vermek, ıstırap vermek, sıkıntı vermek nedir bilmez… Bunlar öğrenilir… Birilerinden görür, bunu gördüğü gibi örnek alır ve kendi hayatında yaşamaya başlar…

Değerli Mü’minler!.. İşte bundan dolayı Müslüman olarak bizim, İslam'ı öğrenme, yaşama sorumluluğumuz kadar… Müslüman olarak örnek olma sorumluluğumuz da var… Bizim bunu unutmamamız gerekiyor…

Ama hocam, ben insanlara böyle böyle yap demiyorum ki… Ama sen kötülüğü yapmak suretiyle… Kötü ahlakı hayatında göstermek suretiyle… İnsanlara kötü örnek oluyorsun… Eğer, yaşadığın toplumda bir hatayı, bir günahı, kötü bir hasleti, kötü bir davranışı sergilersen… Farkına varmadan birileri seni örnek alırsa Seni örnek aldıkları için, senin bu davranışlarını kendi hayatlarında yaşarlarsa… Günah olarak hem ona yazılıyor… Hem de seni örnek aldıkları için senin amel defterine de günah olarak yazılıyor…

Kötülükler böyle olduğu gibi, iyilikler de böyle… Eğer bizler hayatımızda Allah-u Teâlâ’nın emirlerini… İyilikleri ve güzellikleri… Yani maruf olan şeyleri hayatımızda yaşarsak… Şayet insanlar da bizi örnek alırsa… Bu iyilikleri hayatlarında yaşarlarsa… O zaman o iyiliği yaşadığı için onun amel defterine sevap yazılır Ama siz bunun farkına varmasanız bile, sizi örnek aldıkları için, kıyamet günü amel defterinize yazılmış sevap olarak karşımıza çıkacak… Yani iyilikler de böyle, kötülükler de böyle…

Bundan dolayı Müslümanların; İslam'ı öğrenmek, İslam'ı yaşamak sorumluluğu kadar… Örnek olma sorumluluğunu ihmal etmemesi… Bu durumun farkına olması ve bu bilinçle yaşaması gerekiyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Çocuklarımız bizi örnek alıyor… Torunlarımız bizi örnek alıyor… Konuşmalarımızla… Oturmamızla… Kalkmamızla… Hareketlerimizle hep bizi örnek alıyor… Zamanında bunun bilincinde olmayınca… Ondan sonra oturuyor onlardan şikâyet ediyor… Çoluk-çocuğumuzdan dert yanıyoruz… O yüzden, çoluk-çocuğumuzdan şikâyet ederken, dert yanarken önce bir kendimize bakalım… Onlara nasıl örnek olduğumuzu düşünelim… Ondan sonra konuşalım… Onların bu gün yaptıkları hata ve yanlışların bir hissesi de biziz…

Bakın; Peygamber Efendimiz bir olaya şahit oluyor… Bir sahabe hanımefendi çocuğuna çağırıyor… “Evladım sana bir hurma vereceğim gel” diye bir ifade kullanıyor… Peygamberimiz hemen müdahale ediyor… Diyor ki; “Gerçekten ona bir hurma verecek misin?..” “Evet Ya Resulüllah!.. Gerçekten hurma vereceğim” “Eğer” diyor, “Sen hurma vermeyecek olsaydın bu bir yalan günahı olarak senin amel defterine yazılırdı” diyor…

Anne-baba çocuğuna her hangi bir söz veriyor ama sözünde durmuyor… Çocuk benim çocuğum, söz veren de benim, cayan da benim diyor… Ama iman böyle demiyor… İman bütün gücün-kuvvetinle o sözünün arkasında duracaksın diyor… Velev ki çocuk bile olsa… Velev ki aleyhine bile olsa… Velev ki sen zarar görecek olsan bile… Asla doğruluktan şaşmayacaksın… Sözünü arkasında duracaksın… Sözünü yerine getireceksin… Sözünü yemeyeceksin diyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Müslüman budur işte… İman bize bunu hayatımızda göstermeyi ifade eder… Biz imanımızla bunu göstermek durumundayız…

Güzel ahlak aynı zamanda, sahibini Cenab-ı Allah'ın rızasına yaklaştırır… Güzel ahlak Cenab-ı Allah'a yakın olmanın alametidir… Onun için ahlakın bozulduğu bir toplum çürümeye, yok olmaya mahkûmdur… Dağılmaya mahkûmdur…

Kur'an-ı Kerim'de, özellikle Mekke döneminde inen ayet-i kerimelere baktığımız zaman… Ayet-i kerimelerin özellikle iki ana muhteva üzere indiğini görüyoruz… Birisi, iman… İkincisi, ahlak…

Önce lâ ilâhe illallah… Peygamber Efendimiz de öyle buyuruyor… “Evlatlarınız, çocuklarınız konuşmaya başlayınca… İlk olarak Lâ ilâhe illallah'ı öğretin… Önce bismillah demeyi öğretin… Allah'ı öğretin…” diyor…

Önce dilimizle söyleriz… Dilimizle söylediklerimiz bir müddet sonra kalbimize yerleşir… Kalbimize yerleşen de imana dönüşür… Peygamber Efendimiz “Bir insanın kalbi düzelmedikçe imanı düzelmez… İmanı samimi bir mü’min olamaz… Bir insanın da dili dürüst olmadıkça… Dili doğru olmadıkça da kalbi doğru olmaz…” diyor… İşte ahlak bu…

Biz önce sözlerimizle doğru olmalıyız… Velev ki kaybetsek bile… Velev ki zarara uğrasak bile… Velev ki aleyhimize olsa bile… Doğruluktan ayrılmayacak Müslüman… Peygamber Efendimiz “Yalanla iman bir arada olmaz…” diyor…

Yalanla iman bir arada olmaz… Çünkü iman samimiyettir… İstikamettir… Dürüstlüktür… İçi dışı bir olmaktır… Yalan ikiyüzlülüktür… Yalan nifaktır… Yalan insanları kandırmaktır… Yalan insanları aldatmaktır… Kaypak olmaktır… Bu anlamda Peygamberimiz “Güzel ahlakın en önemli alameti güzel sözlü olmak… Güzel sözden ayrılmamak… Doğru sözden ayrılmamaktır” diyor…

Evet; Mekke döneminde inen ayetlerin genel olarak ihtiva ettiği konuların iman ve ahlak olduğunu söyledik… Peygamber Efendimiz bir kutsi hadiste Allah-u Teâlâ’nın “Bu din… Yani İslam, zatım için seçip, razı olduğum bir dindir… Ona ancak cömertlik ve güzel ahlak yakışır” dediğini söylüyor…

Evet, Müslümana yakışan en önemli haslet… Bir cömertlik… İki güzel ahlaktır… İyi hasletli olmak demek; insanlara iyilikle muamelede etmek… İnsanlara güzel konuşmak demektir… İnsanlara faydası, yararı dokunan insan olmak… Eliyle, diliyle insanların yarar gördüğü, fayda gördüğü insan olmak demektir…

Ve devamında Peygamber Efendimiz şöyle devam ediyor… “Müslüman olarak yaşadığınız müddetçe onu bu iki hasletle yüceltiniz” diyor… Yücelmek demek, Allah katında kıymetli olmak demektir… Allah katında değerli olmak demektir… Cenab-ı Allah'ın sevdiği, razı olduğu bir mü’min olmak demektir…

Allah-u Teâla’nın rızasını kazanmak için… Allah-u Teâlâ’nın size vermiş olduğu nimetleri siz de insanlarla paylaşın… Cömert olun… Çünkü sahip olduklarımızın sahibi siz değiliz… Biz sadece emanetçiyiz… Cenab-ı Allah bize her şeyi geçici olarak emanet verdi… O halde bizler de bunu insanların istifadesine sunacağız… Cömert olup, maddi-manevi vermeyi bileceğiz…

Cenab-ı Allah sana makam mı verdi; bu makamın imkânlarını insanların faydasına, istifadesine sunacaksın Cenab-ı Allah size sağlık sıhhat mi verdi; bu sağlığınızı, gücünüzü-kuvvetinizi insanlara faydalı olmaya, yararlı olmaya kullanacaksın… Allah size evlat mı verdi; evlatlarınızı dini öğreterek, dini terbiye ile yetiştirerek… Dine hizmetkâr olsun diye… Aynı zamanda devletine-milletine ve insanlara faydalı olsun diye yetiştireceksin… Cenab-ı Allah size mal-mülk mü verdi, bunu darda olan, zorda olan, sıkıntıda olan insanların ihtiyaçlarını gidermek için kullanacaksın… Kısaca bütün bunlar; Cenab-ı Allah Müslümanlardan istediği iki temel özellikten biri cömertliktir…

İkincisi de güzel ahlaklı olmak… Yani hayatımızın her merhalesinde güzel ahlakı hayatımızda göstermek… Peygamber Efendimiz bu anlamda “Mü’minlerin iman yönünden en hayırlısı ahlakı en güzel olandır” diyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimizin bütün halleri güzel ahlakın en güzel örnekleridir… Hz.Aişe “Ahlakı Hz. Peygamberden daha güzel bir başkası yoktu” diyor… Peygamber Efendimiz de “Bir mü’min güzel ahlakı sayesinde gündüz oruç tutup, gece namaz kılan kimselerin derecesine ulaşır… Cenab-ı Allah'a daha da yaklaşır” diyor…

Cenab-ı Allah, insanoğlunu mükemmel bir şekilde yaratmış… Kendisine kulluk yapmamızı istemiş… Nasıl kulluk yapacağımızı da peygamberleriyle bizlere bildirmiş

لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اِذْ بَعَثَ فٖيهِمْ رَسُولًا مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ

““İçlerinden, kendilerine Allah'ın ayetlerini okuyan… Kötülüklerden ve inkârdan kendilerini temizleyen… Kendilerine Kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur… Hâlbuki daha önce onlar apaçık bir sapıklık içinde idiler.”(AL-İ İMRAN;164)”

Önceki peygamberler belirli kavim ve toplumlara gönderilmişken, Peygamber Efendimiz bütün âlemlere, bilhassa da bütün insanoğluna rahmet olarak gönderilmiş ve Peygamberimiz için

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ

““Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.”(KALEM;4) buyurulmuş…”

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًا

“Buyurularak “Peygamberimizin, bizim için, güzel bir örnek”(AHZAP;21) olduğu bildirilmiş ve…”

اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ

“Buyurularak “Peygamberimize uymamız.”(AL-İ İMRAN;31) emredilmiş…”

Değerli Mü’minler!.. Bu ayet-i kerimelerden Peygamberimizin ahlakıyla ahlaklanmamız gerektiğini öğreniyoruz… Peygamberimize itaat etmenin, hakka itaat etmek demek olduğunu öğreniyoruz Zaten Peygamber Efendimiz de “Beni Rabbim terbiye etti, terbiyemi de pek güzel kıldı.” diyor…

Öncelikle; Peygamber Efendimiz Kur’an’ın yaşayan canlı bir örneğiydi Tamamen Kur’an ahlâkı ile ahlaklanmıştı…

Peygamber Efendimiz her şeyden önce Cenab-ı Allah’a karşı son derece saygılı ve güzel ahlaklı idi… İbadetler hususunda çok titizdi… Farz ibadetlerin yanı sıra nafile ibadetlerle Cenab-ı Allah’a karşı güzel bir kul olunabileceğini söylerdi her zaman… Nafile ibadetlerde bile çok gayretli olduğunu gören Hz. Aişe: “Gelmiş geçmiş bütün günahların bağışlandığı halde neden kendini bu kadar yoruyorsun-zorluyorsun?” diye sorduğu zaman “Rabbime karşı daha çok şükreden bir kul olmayayım mı? ” diye cevap vermişti

Peygamber Efendimiz Cenab-ı Hakk’a karşı iyi bir kul olma hususunda bize örnek olduğu gibi, yaratılmış tüm mahlûkata karşı da ahlakı ve davranışları ile güzel bir örnektir… Peygamber Efendimiz her şeyden önce çok dürüst ve güvenilir bir insandı…

Mekkeliler çocukluğundan itibaren Peygamberimize Muhammed’ül-Emin diyorlardı Peygamberliğini açıkladıktan sonra, müşrikler Peygamberimize birçok ithamlarda bulundular Cin çarpmış dediler… Delirmiş dediler… Sihirbaz dediler… Ama hiç kimse, hiçbir zamana Peygamberimize ‘yalancı’ diyemedi

Peygamber Efendimizin doğruluğuna-dürüstlüğüne öyle güveniyorlardı ki; Bizans imparatoru Ebu Süfyan’a “Hiç sözünde durmadığı oldu mu?” diye sorduğu zaman “Hayır! O, verdiği her sözü tutar!” demişti Yani en azılı düşmanı olan Ebu Süfyan gibi müşrikler bile Peygamberimize itimat ediyorlar, güveniyorlardı…

Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimiz, zengin-fakir, büyük-küçük herkese adil davranır, kimseyi kayırmazdı Her şeyi ve herkesi hak ölçüsüne göre değerlendirirdi Hırsızlık yapmış Kureyşli bir kadının affedilmesi istendiği zaman; “Sizden öncekilerin helak olmalarının sebebi… Büyüklerden biri hırsızlık ettiğinde ceza vermedikleri halde… Aşağı tabakadan yani zayıflardan biri hırsızlık ettiğinde ceza vermeleri olmuştur Allah’a yemin ederim ki, Muhammed’in kızı Fatıma hırsızlık etseydi… Onun da elini keser, cezasını verirdim” demişti… Ve her zaman; “Haksızlık etmekten çekinin Çünkü haksızlık kıyamet gününde zulmettir” derdi…

Peygamber Efendimiz en büyük zorluklar karşısında bile sabırlı davranır… Ümmetine de hep sabırlı olmayı tavsiye ederdi Yedi evladından altısının vefatına şahit olmuş… Taif’te hakaret görmüş, taşlanmış… Bedir’de, Uhud’da çok sevdiği arkadaşlarının şehadetini görmüş… Gönlü nice acılarla dağlanmasına rağmen… Peygamberimizin yüzünden tebessüm hayatı boyunca hiç eksik olmamıştı

Peygamber Efendimiz herkese değer verir ve herkesi severdi… Ashabının tümüne ilgi gösterir, onlara değer verir ve onları aynı derecede severdi Herkesin birbirini sevmesini ve sevdiğini de karşısındakine söylemesini isterdi…

Peygamber Efendimiz bütün insanlara… Ama özellikle de çocuklara karşı çok merhametliydi… Çok şefkatli ve merhametliydi… Merhameti bütün canlıları kapsamıştı Kendisine hakaret edip alaya alan… Eziyette bulunup canına kast eden düşmanlarına bile merhamet etmiştir

Değerli Mü’minler!.. Bizim insan ve Müslüman olarak bir ibadet hayatımız var; namaz var, oruç var, zekât var, şartlar tahakkuk etiğinde hac var… Bunun yanında bir de ahlaki hayatımız var… Lafa, konuşmaya gelince bu gün insanlar bunu öylesine söyleyip geçiyorlar… Ama bu ahlâk meselesi çok önemli bir mesele…

Bu gün bakıyorsun; herkes birbirine ahlaklı olmasını tavsiye ediyor… Tavsiye de etmeli… Çünkü ahlaklı olmak güzel bir şey… Ama biz bunu nasıl gerçekleştireceğiz… Mesele burada… Allah’ın iyi bir kulu olabilmemiz buna bağlı…

Bu gün bakıyorsunuz bazı insanların ibadet hayatı şöyle böyle iyi… İbadetlerini yerine getiriyorlar… Ama diğer taraftan; ahlak noktasında ciddi sorunları var… Bazıları da bunun tam tersi; düzgün bir mizaca sahip… Karaktere sahip… Toplumda sevilen birisi… Ama bakıyorsun; onun da hayatında ibadet denen bir şey yok… Oysa bunların her ikisi de Cenab-ı Allah’ın emri…

İbadet, namaz, cuma nasıl, ne kadar Cenab-ı Allah’ın emri ise; aynı şekilde ahlaklı olmak da Cenab-ı Allah’ın emri… Öyle ise, Rabbimizin rızasını kazanmak, hoşnutluğunu kazanmak, ebedi saadete ermek için, nasıl ki namazları kılmamız, ibadetleri yapmamız gerekiyorsa; aynı şekilde ahlaklı olmamız da gerekiyor…

Bunlar bir birinden ayrılmaz… Eğer bunlar bir birinden ayrılırsa; o toplumda İslam’ın meyvesini, güzelliğini, huzurunu göremeyiz.. O toplum İslam’ın güzelliklerinden, nimetlerinden, şifasından, rahmet ve bereket oluşundan istifade edemez…

Peygamberimizin emir ve tavsiyeleriyle bitirelim sözlerimizi… İnşallah kulağımıza küpe olur… Hayat rehberimiz olsun bu hadisler… Ne diyor?..

“Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse; Allah da onun kıyamet gününde sıkıntılarından bir sıkıntıyı götürür…” diyor…

Yine ne diyor Peygamberimiz?.. “Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa Allah da dünya ve ahirette, (sadece ahirette değil), Allah da dünya ve ahrette onun işini kolaylaştırır.” diyor… “Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah da dünya ve ahirette onun ayıplarını örter.” Yine bir başka hadis-i şeriflerinde de; “Bir kimseye günah olarak bir başkasını küçük görmek yeter.”

Vel hâsılı kelam Değerli Mü’minler!.. Bu dinin temeli iki hususa dayanıyor Bunlardan birincisi; tevhid… İkincisi ise; ahlaktır… İnsana saygıdır… Hürmettir…