HADİSELERE İBRET NAZARIYLA BAKABİLMEK
Değerli Mü’minler!.. Bizler bu dünyada Cenab-ı Hakk’ın razı olacağı şekilde bir hayat sürmekle mükellefiz… Cenab-ı Hakk’ın yaratmış olduğu ve insanoğlunun emrine verdiği nimetlere, ibret nazarıyla bakarak, hareket etmeliyiz… Allah-u Teâlâ’nın bu varlıkların yaratılışındaki bu düzeni, intizamı kendimize örnek almalıyız…
İşte bununla ilgili olarak Cenab-ı Mevla Mülk Suresi’nde “O gökyüzünü tabaka tabaka yaratandır… Rahman’ın yaratışında hiçbir kusur göremezsin… Bir kere daha bak… Hiçbir çatlak ve düzensizlik görüyor musun?..”(MÜLK;1-3) diyerek bizi düşünmeye sevk ediyor… Yeryüzüne ve gökyüzüne bakarak o düzeni görmemizi istiyor Allah-u Teâlâ…
Değerli Kardeşlerim!.. Rahman Suresi’ndeki bir ayet-i kerimede de;
وَالسَّمَاءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ الْمٖيزَانَ اَلَّا تَطْغَوْا فِى الْمٖيزَانِ
““Göğü yükseltti ve ölçüyü-dengeyi kurdu… Siz de ölçüde haddi aşmayın… Dengeyi bozmayın…”(RAHMAN;7-8) diyerek, bizlere verilen nimetleri iyi değerlendirmemiz gerektiğini… Yeryüzünde haddi aşacak davranışlarda ve sözlerde bulunmamamız gerektiğini hatırlatıyor Cenab-ı Allah…”
Yine hepimizin bildiği Yasin Suresi'nde bir ayet-i kerime…
وَجَعَلْنَا فٖيهَا جَنَّاتٍ مِنْ نَخٖيلٍ وَاَعْنَابٍ وَفَجَّرْنَا فٖيهَا مِنَ الْعُيُونِ
““Biz yeryüzünde nice hurma bahçeleri… Nice üzüm bağları yarattık… Oralarda birçok pınarlar fışkırttık…”(YASİN;34) diyor Cenab-ı Hakk… Bunlar gibi daha birçok ayet-i kerimede, insanoğluna sunduğu nimetleri, veciz bir şekilde anlatıyor Allah-u Teâlâ…”
Değerli Kardeşlerim!.. İnsanoğlu olarak; dünya hayatında insanca ve Müslümanca yaşayabilmek için, bütün nimetleri ve imkânı bizlere Allah-u Teâlâ’nın sunduğunun bilincinde olmalıyız…
Ramazan ayını, Rahmet ayını, Kur'an ayını yaşadığımız şu günlerde; oruçlu ağızlarımızla, kıldığımız namazlarla davranışlarımızı düzelttiğimiz şu günlerde Cenab-ı Hakk'ın bize sunmuş olduğu bu nimetlerin şükrünü-hamdini de hakkıyla eda edebilmeliyiz…
Cenab-ı Hakk’ın bize sunmuş olduğu bu nimetlere karşı, sorumluluklarımız var… Bütün bu ayet-i kerimeler bizlere Cenab-ı Rabbil Alemin’in yarattığı kulları başıboş bırakmadığını, kendilerine her türlü nimetin kendisi tarafından verildiğini hatırlatıyor…
Öyleyse bizler de, Müslümanlar olarak Cenab-ı Hakk'ın sunmuş olduğu sayısız nimetlere, o nimetin kendi cinsinden şükrünü eda etmenin yollarını aramalıyız…
Mesela; çiftçilik yapanlar, ürettikleri mahsulatın hasadını yaptıktan sonra, öşrünü hemen vererek şükrünü eda etmeli… Mesela; ticaret yapanlar, o ticaretten elde ettiği kazancın bereketini görmek istiyorsa, fakirin, yoksulun, ihtiyaç sahibinin hakkını, zekât ve sadaka olarak vermek suretiyle şükrünü eda etmeli…
Değerli Mü’minler!.. Şöyle gökyüzüne, dağlara, taşlara baktığımızda Cenab-ı Hakk’ın bir düzen içerisinde dünyayı yarattığını görüyoruz…
Bu dünyada olup biten her şeyin neden meydana geldiği noktasında bir imtihan dünyasındayız…
ظَهَرَ الْفَسَادُ فِى الْبَرِّ وَالْبَحْرِ بِمَا كَسَبَتْ اَيْدِى النَّاسِ
“Bu ayet-i kerime insanoğlunun kendi eliyle yapıp ettikleri sebebiyle, karada ve denizde fesat çıkartarak, Allah-u Teâlâ’nın kurmuş olduğu düzenin bozulduğunu bizlere haber veriyor…(RUM;41)”
Bu dünyada olup biten ve başımıza gelen her şeye karşı bizim tavrımız her zaman mü’mince olmalı… Bizim tavrımız, mü’mince olursa eğer, Cenab-ı Allah’ı hoşnutluğunu kazanır, gazabından emin oluruz…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz ile ashabının Mekke'den Medine'ye hicreti esnasında nazil olan bir ayet-i kerimede bize bu dünya hayatının bir imtihan olduğu anlatılıyor…
وَلَنَبْلُوَنَّكُمْ بِشَىْءٍ مِنَ الْخَوْفِ وَالْجُوعِ وَنَقْصٍ مِنَ الْاَمْوَالِ وَالْاَنْفُسِ وَالثَّمَرَاتِ
Cenab-ı Allah bizleri biraz açlık, biraz korkuyla imtihan edeceğini söylüyor… Mallardan, canlardan ve ürünlerden eksilterek deneyeceğini söylüyor… Ayetin sonunda da
وَبَشِّرِ الصَّابِرٖينَ
buyurarak, bu imtihanlar karşısında sabredenleri müjdeliyor…(BAKARA;155)
Şu dünyada insanın başına birçok musibet gelebilir… Önemli olan; mü’minin, Müslümanın bu musibetlere karşı nasıl tavır takınacağı…
Hani hatırlayın; Peygamberimiz Mekke'de İslam’ı anlatmaya başlayıp, insanları lâ ilâhe illallah Muhammedün Resulullah demeye davet ettiğinde; müşrikler, Peygamberimizi ve ashab-ı kiramı çeşit çeşit işkencelere maruz bıraktılar… Medine'ye gelince de mü’minlerin başına birçok sıkıntılar geldi…Ama onlar Peygamberimizle birlikte kalplerinde taşımış oldukları sağlam iman ile o musibetlere sabrettiler…
Onlar sarsılmaz şeksiz ve şüphesiz imanları sayesinde Cenab-ı Hakk’ın müjdelerine nail olmuşlar… Allah'a ait olduğumuzu ve en sonunda yine Allah'a döndüreceğimizi unutmamışlar… Başarı ve kurtuluşu sadece Allah'tan beklemişler… Cenab-ı Allah'a güvenmişler… Cenab-ı Allah karşısında her zaman ümitvar olmuşlar… Cenab-ı Hakk’a karşı sorumluluklarını yerine getirmenin güveniyle iyimser olmaya özen göstermişler Ashabın bu sarsılmaz imanları müşriklere karşı her zaman onurlu ve kişilik sahibi birer insan olmalarında önemli bir yere sahiptir…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde, insanın hayatı boyunca dünyada birçok musibetle, birçok imtihanla karşılaşmasının normal olduğunu ifade ediyor… Bu musibet ve sıkıntılarla, imtihanlarla karşı karşıya kalan da sadece biz değiliz… Bunların en çetiniyle, en zorlarıyla peygamberler de karşılaşmıştır… Peygamberimizin başına da birçok musibetler gelmişti İşkencelere maruz kalmıştı… Birçok musibet ve sorunla karşı karşıya kalmıştı…
Peygamberimiz bu musibetlere bizlerin de maruz kalabileceğimizi ifade ediyor… İnsanoğlu yaratılış gereği; sevinci, hüznü, neşeyi, kederi, mutluluğu birlikte yaşar… Bu insanın doğasında var, böyle yaratılmış… Hayatı boyunca sevinmesine sebep olan güzel şeylerle, üzülmesine sebep olan sorunlarla, musibetlerle de karşı karşıya kalabilir…
İlk Müslümanlardan Habbab bin Eret arkadaşlarıyla birlikte bir gün Peygamberimize geliyor… Müşriklerin zulümlerinden ve işkencelerinden zor durumda kaldıklarını anlatarak… “Ya Rasulüllah!.. Allah'a dua etsen de; bize zafer nasip etse… Bize yardım etse… Bize yardımını gönderse” diyor… Peygamberimiz “Sizden önceki ümmetlerden şöyle biri vardı… Onun için; yerde bir çukur kazıldı ve o çukura atıldı… İmanından, inandığı hakikatleri yaşamaktan çevirmek için işkenceler yapıldı… Bu şekilde zalimane bir şekilde öldürüldü… Ama imanından vazgeçmedi” diye Habbap bin Eret’e sabırlı olması gerektiğini nasihat eder… İşte bizler de; sıkıntılara ve musibetlere karşı mü’mince tavır sergileyebilmek için, sabırlı olmalı ve Cenab-ı Allah’tan geldiğine inanarak, Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmak için her zaman, her şeyde sabırlı olmalıyız…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz cahiliye döneminin adetlerinin yanlış olduğunu, her zaman anlatmış ve uyarmıştı… Mesela; bir yakınımızı, bir sevdiğimizi kaybettiğimizde, nasıl hareket edeceğimizi biz Peygamberimizden öğreniyoruz… Biliyorsunuz; oğlu İbrahim'i kaybettiği zaman Peygamberimiz çok üzülüyor ve gözlerinden yaşlar dökülerek ağlıyor… Yanındaki arkadaşları “Bu ne haldir diye” soruyor… Peygamberimiz de “Bu merhamettendir” buyuruyor… “Göz yaşarır, kalp hüzünlenir” diyor… “Esas sabır, musibetin ilk anında gösterilen sabırdır” diyor…
İşte mü’mince tavır böyle olmalı… “Ateş düştüğü yeri yakar” demiş büyüklerimiz… Tabi ki; insanoğlunun başına gelen sıkıntılar acıya sebebiyet verebilir… İşte o ilk anda; o acıya sabrettiğimiz zaman kazanan biz olacağız inşallah…
Değerli Kardeşlerim!.. Eğer her zaman mü’mince bir yaşam sürmek istiyorsak; başımıza gelen olaylara karşı, ilk anda böyle mü’mince tavır ortaya koyarak sabırlı olmalıyız… Peygamberimiz bizlere böyle durumlarda nasıl hareket edeceğimize dair dualar da öğretiyor ve mü’minin şaşılacak durumundan bahsediyor…
Peygamberimiz başımıza bir musibet geldiği zaman “
اِنَّا لِلّٰهِ وَاِنَّا اِلَيْهِ رَاجِعُونَ
Biz Allah'a aitiz… Allah'tan geldik ve yine ona döneceğiz’ dememizi… Allah'ım başıma gelen bu musibetin mükâfatını ancak senden bekliyorum… Bana sabretmeyi nasip et… Bana bunun ecrini ihsan et” diye dua etmeyi öğretiyor…
Peygamberimizin İslam'a davet yolunda karşılaştığı sıkıntıları hepimiz biliyoruz… Özellikle de Mekke'de, İslam'ın ilk yıllarında, müşriklerin Peygamberimize ve sahabilere yapılan işkenceleri hepimiz biliyoruz… Onlar her türlü işkenceye rağmen imanlarında sebat göstermişlerdi… Sabretmişlerdi ve Cenab-ı Hakk'ın övgüsüne mazhar olmuşlardı…
Bizler de Peygamberimiz ve arkadaşları gibi; her zaman sabredebilmeyi… İnandığımız değerler uğrunda yaşayabilmeyi… Bunun için de Cenab-ı Allah’ın rızası doğrultusunda korkup-çekinmeden İslam'ı yaşama ve herkese İslam'ın güzelliklerini gösterebilme gayretinde olmalıyız…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamberimiz “Mü'minin hali ne hoştur” buyuruyor… “Her hali kendisi için hayırlıdır… Bu durum sadece mü’mine mahsustur… Başına bir sevinecek hal geldiği zaman şükreder… Bu onun için hayır olur… Başına bir sıkıntı geldiğinde, ona da sabreder… Bu da onun için hayır olur…” diyor…
Rabbim Peygamberimizin bahsettiği gibi mü’min ve Müslüman olabilmeyi nasip eylesin…
