ÖLEN VE HAYATTA OLAN MÜSLÜMANLARA KARŞI GÖREVLERİMİZ
Kardeşin hasta, sen neredeydin?
Cenazesine gittin ama hayattayken yanında mıydın?
Mümin kardeşini yalnız bırakan, yarın kimi bulacak?
Bugün ziyaret etmediğin kardeşin, yarın seni beklemeyecek!
Cenazeye omuz veriyorsun, peki kardeşliğe de omuz veriyor musun?
Kardeşinin derdiyle dertlenmeyen, hangi imanı taşıyor?
Ölünün arkasından ağlıyorsun, peki hayattayken neredeydin?
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
HAMD
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي جَعَلَ الْمُؤْمِنِينَ إِخْوَةً، وَأَمَرَنَا بِتَفَقُّدِ أَحْوَالِهِمْ، وَبِعِيَادَةِ مَرِيضِهِمْ، وَاتِّبَاعِ جَنَائِزِهِمْ، وَجَعَلَ ذٰلِكَ مِنْ أَعْظَمِ حُقُوقِهِمْ. نَحْمَدُهُ وَنَسْتَعِينُهُ وَنَسْتَغْفِرُهُ.
“Hamd; müminleri kardeş kılan, onların hâlini gözetmeyi, hastasını ziyaret etmeyi ve cenazesine katılmayı en büyük haklardan sayan Allah’a mahsustur. O’na hamd eder, O’ndan yardım diler ve O’ndan bağışlanma isteriz.”
SALAVAT
اللّٰهُمَّ صَلِّ وَسَلِّمْ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذِي عَلَّمَنَا حُقُوقَ الْمُؤْمِنِينَ، وَأَرْشَدَنَا إِلَى عِيَادَةِ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعِ الْجَنَازَةِ، وَتَعْزِيَةِ الْمُصَابِ، وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
“Allah’ım! Müminlerin haklarını bize öğreten, hasta ziyaretini, cenazeye katılmayı ve taziyede bulunmayı bizlere gösteren Efendimiz Muhammed’e, onun âline ve ashabının hepsine salât ve selâm eyle”
CENAZELER İBRETTİR, AMA SEN NEDEN UYANMIYORSUN.
AZİZ KARDEŞLERİM!
Eğer bugün 'İyi adamdı, cenazeye katıldı' desinler, 'Beni arayıp başsağlığı diledi' diye adın anılsın diye musallaya koşuyorsan, dur ve bir an için ruhuna bak! Hayattayken kapısını çalmadığın, hastalığında bir yudum su, bir tatlı söz ikram etmediğin, dertlendiğinde yüküne omuz vermediğin kardeşinin tabutu önünde saf tutman; Allah katında neyi ifade eder? Gel, sadece insanların takdirini değil, Allah’ın ve Resûlü’nün sözlerini duyalım: Bir Müslüman gerçekten böyle mi olmalıdır?
Mümin, kardeşini sadece mezara girerken değil, hayattayken nefes alırken de yalnız bırakmayandır. İslam’ın ruhu, 'ayıp olmasın' diye cenaze beklemek değil, 'kardeşim darda kalmasın' diye ömrünü kardeşine vakf etmektir. Kardeşinin acısını kendi ciğerinde hissetmeyenin, onun tabutuna el sürmesi sadece boş bir merasimdir. Hayattayken ihmal ettiğin bir canın, öldüğünde cenazesine gitmen; kalbin değil, sadece bedenin orada olduğunu gösterir. Oysa gerçek mümin, kardeşinin cenazesini kendi cenazesi bilir; onun evladının acısını kendi evladının acısı gibi yaşar.
'Millet ne der, elalem ne söyler' diyerek atılan o adımlar, ahirette birer vebal olarak karşımıza çıkacaktır. Hayattayken yüzüne bakmadığın, dertleriyle ilgilenmediğin bir Müslümanın vefatından sonra sergilenen o 'vefa sahneleri', aslında samimiyetin ve kardeşliğin cenazesidir. Bir müminin kalbini kırmak Kâbe’yi yıkmaktan ağırsa, o kalp hayattayken ve sevgiye muhtaçken yanında olmayanın, o kalp sustuğunda gösterdiği çaba, ölümü hatırlatan o muazzam ilahi davete bir saygısızlıktır. Hakiki kardeşlik; 'öldüğünde ayıp olmasın' diye gitmek değil, 'yaşarken yüzümüz olsun' diye bugün yanında durmaktır!”
BİRİNCİ BÖLÜM: İMANIN TEMELİ OLAN KARDEŞLİK VE VEFA HUKUKU
1. MADDE: GEÇMİŞE VEFA VE KALBİ ARINMA
Ayet-i Kerime
وَالَّذ۪ينَ جَآؤُ۫ مِنْ بَعْدِهِمْ يَقُولُونَ رَبَّنَا اغْفِرْ لَنَا وَلِاِخْوَانِنَا الَّذ۪ينَ سَبَقُونَا بِالْا۪يمَانِ وَلَا تَجْعَلْ ف۪ي قُلُوبِنَا غِلًّا لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا رَبَّنَآ اِنَّكَ رَؤُ۫فٌ رَح۪يمٌ
“Onlardan sonra gelenler şöyle derler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı hiçbir kin bırakma! Rabbimiz! Şüphesiz sen çok şefkatlisin, çok merhametlisin.”
Haşr Suresi, 10. Ayet
Hadis-i Şerif
حَقُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ خَمْسٌ: رَدُّ السَّلَامِ، وَعِيَادَةُ الْمَر۪يضِ، وَاتِّبَاعُ الْجَنَائِزِ، وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ، وَتَشْم۪يتُ الْعَاطِسِ
“Müslümanın Müslüman üzerindeki hakkı beştir: Selamı almak, hastayı ziyaret etmek, cenazeye iştirak etmek, davete icabet etmek ve aksırana "Yerhamukallâh" demek.”
Buhârî, Cenâiz, 2; Müslim, Selâm, 4 - Riyâzü's-Sâlihîn, 896. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Bu ayet-i kerime, ilk Müslüman nesiller olan Muhacir ve Ensar'dan sonra gelecek olan bütün müminlerin, kendilerinden önce din yolunda can ve mal feda eden büyüklere karşı takınmaları gereken vefa, hürmet ve dua ahlakını bir ömür boyu diri tutmak üzere nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, müminin sadece hayat arkadaşı değil, ebedi ahiret yoldaşıdır. Müslümanlık, diri olanın elinden tutmak, hasta olanın gönlünü almak, ölenin ise ardından rahmet dilemektir. Kalpte kin ve haset varken yapılan kardeşlik iddiası boştur. Bir müminin cenazesine katılmak, aslında kendi sonuna omuz vermektir; zira bugün taşıdığın tabut yarın senin evin olacaktır. Kardeşinin hakkını gözetmeyen, Allah'ın huzurunda o haktan sorgulanacaktır.
Sahabe Kıssası
Hazreti Abdullah b. Ömer (r.a.), bir müminin cenazesine katılmanın ve namazını kılmanın Uhud dağı kadar büyük ecirlerini öğrendiğinde; "Biz ne kadar çok sevabı kaçırmışız!" diyerek hıçkırıklara boğulmuş ve o günden sonra hiçbir müminin ne hastalığında ne de vefatında geri durmamıştır.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin hakkını hayattayken gözetmeyen, vefatından sonra vefalı bir dost olamaz.
– Müminin kalbinde din kardeşine karşı kin, haset ve düşmanlık barınamaz.
2. MADDE: İMANIN BAĞLADIĞI MUTLAK KARDEŞLİK
Ayet-i Kerime
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللّٰهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan sakının ki size merhamet edilsin.”
Hucurât Suresi, 10. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ عَادَ مَر۪يضًا لَمْ يَزَلْ ف۪ي خُرْفَةِ الْجَنَّةِ حَتّٰى يَرْجِعَ
“Bir kimse hasta bir kardeşimizi ziyaret ettiğinde, dönünceye kadar cennet bahçeleri içindedir.”
Müslim, Birr, 39 - Riyâzü's-Sâlihîn, 897. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Müslüman kabileler ve gruplar arasında cahiliye asabiyeti sebebiyle çıkan anlaşmazlıkları, kavgaları kökünden sonlandırmak ve aradaki kan bağı olmasa dahi imanın sağladığı mutlak kardeşlik bağını en mukaddes hukuk olarak tescil etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, mümin için bir binanın birbirine kenetlenmiş tuğlaları gibidir. Hasta yatağında seni bekleyen bir mümin varken dünya meşgalesine dalmak, o binadan bir tuğla koparmaktır. Hasta ziyareti sadece bir nezaket değil, ilahi rahmetin sağanak sağanak yağdığı bir ibadettir. Kardeşinin derdiyle dertlenmeyen kalpte iman nasıl karar kılar? Cenazeye iştirak etmek ve taziye vermek, o kardeşlik binasını ölümden sonra da ayakta tutmaktır.
Sahabe Kıssası
Hazreti Selman-ı Farisi (r.a.), Medine'nin en uç mahallesinde hasta yatan bir din kardeşini duyduğunda, yolun uzaklığına ve çölün yakıcı sıcağına bakmaksızın yola çıkmış ve "Kardeşimin hakkı benim rahatımdan evladır" buyurarak yanına gitmiştir.
Kıssadan Hisse
– Müslüman kardeşinin başına herhangi bir musibet gelince onu ziyaret etmek farz-ı kifaye derecesinde ehemmiyetli bir sünnettir.
– Müminler arası barışı sağlamak, ilahi rahmete ulaşmanın en büyük vesilesidir.
3. MADDE: ALÇAKGÖNÜLLÜLÜK VE ŞEFKAT KANATLARI
Ayet-i Kerime
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِمَنِ اتَّبَعَكَ مِنَ الْمُؤْمِن۪ينَ
“Sana uyan müminlere kanatlarını indir (onlara karşı mütevazı ve şefkatli ol).”
Şuarâ Suresi, 215. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللّٰهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
“Kim bir müminin dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.”
Müslim, Zikir, 38 - Riyâzü's-Sâlihîn, 245. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Tebliğ vazifesinin en çetin günlerinde, müminlerin birbirlerine karşı takınması gereken şefkat, merhamet ve alçakgönüllülük ahlakını cemiyete kalıcı olarak yerleştirmek, aralarındaki dayanışmayı pekiştirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin dert ortağıdır. Kardeşinin sıkıntısı varken ona sırtını dönen, aslında kendi ahiretine sırtını dönmüştür. Bir müminin gönlünü yapmak, ona zor gününde destek olmak, sadece bir sosyal görev değil, kıyametin dehşetli azabından kurtulmak için bir kalkandır. Dünya meşgalesi seni kardeşinin kapısından uzaklaştırıyorsa, o meşgale senin için bir yüktür. Bugün kardeşinin yükünü omuzlayan, yarın kendi yükünü hafifletmiş olur.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebu Cehm b. Huzeyfe (r.a.) anlatır: Yermük Savaşı'nda yaralılar arasındayken amcamın oğluna su götürdüm. O sırada başka bir yaralı inledi; amcamın oğlu içmedi, suyu ona götürmemi işaret etti. Suyu ona götürdüm, o da bir başkasını işaret etti. Sonuncusuna varana kadar hepsi susuzluktan şehit oldu; ama kardeşlik hakkı can teslim edilirken bile çiğnenmedi.
Kıssadan Hisse
– Kendi susuzluğunu kardeşinin susuzluğundan sonra gören, gerçek imanın tadına varmıştır.
– Kardeşinin sıkıntısını gideren kişinin dünyevi ve uhrevi sıkıntılarını bizzat Yüce Allah giderir.
4. MADDE: İNSAN HAYATINI VE RUHUNU İHYA ETMEK
Ayet-i Kerime
وَمَنْ اَحْيَاهَا فَكَاَنَّمَآ اَحْيَا النَّاسَ جَم۪يعًاۜ
“Kim bir kimsenin hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.”
Mâide Suresi, 32. Ayet
Hadis-i Şerif
الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ
“Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu (düşmana veya sıkıntıya) teslim etmez.”
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58 - Riyâzü's-Sâlihîn, 234. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
İnsan hayatının ilahi kat pazarındaki mutlak kutsiyetini vurgulamak, toplumsal hürriyet ve barışın temelini tek bir bireyin dahi yaşatılması, korunması ahlakı üzerine kurmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşini ne zalimin eline ne de yalnızlığın, kimsesizliğin pençesine terk eder. Hasta yatağında bir başına kalan, cenazesine kimsenin sahip çıkmadığı bir Müslüman, o toplumun en büyük vebalidir. Kardeşini yalnız bırakmak, onu manen ölüme terk etmektir. Bir müminin elinden tutmak, sadece ona nefes aldırmak değil, bir ruhu baştan aşağı ihya etmektir. Sen bugün kardeşinin derdiyle ilgilenmezsen, o dert bir gün senin kapını da çalar.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ensar (r.a.), Mekke'den her şeyini geride bırakarak gelen Muhacir kardeşlerini karşıladıklarında; "Mallarımızın yarısı sizin, evlerimizin kapısı sonuna kadar size açıktır" diyerek onları yokluğa ve kimsesizliğe teslim etmemiş, kardeşliğin sadece dilde değil amelde olduğunu göstermişlerdir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşini zor günde, hastalıkta ve darlıkta yalnız bırakan, aslında kendi ebedi yalnızlığını inşa etmektedir.
– Müslümanı haksızlığa, zulme ve çaresizliğe terk etmek haram kılınmıştır.
5. MADDE: MÜMİNLERİN BİRBİRİNE VELAYETİ VE SON VEFA
Ayet-i Kerime
وَالْمُؤْمِنُونَ وَالْمُؤْمِنَاتُ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَاءُ بَعْضٍۢ
“Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin velileridir (dostları ve yardımcılarıdır).”
Tevbe Suresi, 71. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ شَهِدَ الْجَنَازَةَ حَتّٰى يُصَلّٰى عَلَيْهَا فَلَهُ ق۪يرَاطٌ وَمَنْ شَهِدَهَا حَتّٰى تُدْفَنَ فَلَهُ ق۪يرَاطَانِ
“Kim bir cenazede namaz kılınıncaya kadar bulunursa bir kîrat, gömülünceye kadar beklerse iki kîrat sevap alır.”
Buhârî, Cenâiz, 34; Müslim, Cenâiz, 52 - Riyâzü's-Sâlihîn, 927. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Münafıkların birbirlerini kötülüğe sevk edip iyilikten alıkoyma ittifakına karşılık; gerçek müminlerin hem hayatta hem de ölüm yolculuğunda birbirlerine nasıl samimiyetle sahip çıkmaları ve birbirlerinin hamisi olmaları gerektiğini beyan etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Müminler arasındaki bağ, sadece dünya menfaatiyle sınırlı değildir. Mümin kardeşinin cenazesine katılmak, ona karşı son vefa borcudur. Tabutun altına girmek, aslında kendi akıbetine omuz vermektir. Sen bugün bir din kardeşinin cenazesinde saf tutarken, aslında o sessiz vaizden ders alıyorsun. Kardeşinin cenazesinden kaçan, kendi sonundan kaçtığını sanan bir gafildir. Omuz verdiğin o tabut, bir gün senin de bineceğin tek binektir.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebu Hüreyre (r.a.), cenaze takibinin ve kabre kadar eşlik etmenin sevabını bizzat Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’den (S.a.v.) duyduğu günden sonra, Uhud dağı kadar büyük sevapları (kîrat) kaçırmamak için hiçbir müminin cenazesini kaçırmamaya azami gayret göstermiştir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin tabutuna omuz vermeyen, hayatın ve ahiretin ağır yükünü tek başına taşımaya mahkûmdur.
– Müminlerin dostluğu ölümle bitmez; dua ve cenaze namazıyla ebediyen devam eder.
6. MADDE: İYİLİK VE TAKVADA OMUZ OMUZA VERMEK
Ayet-i Kerime
وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰىۖ وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِۖ
“İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın.”
Mâide Suresi, 2. Ayet
Hadis-i Şerif
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَعُودُ مُسْلِمًا غُدْوَةً اِلَّا صَلّٰى عَلَيْهِ سَبْعُونَ اَلْفَ مَلَكٍ حَتّٰى يُمْسِيَ
“Bir Müslüman, sabahleyin hasta bir Müslümanı ziyaret ederse, yetmiş bin melek akşama kadar onun için dua eder.”
Tirmizî, Cenâiz, 2; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/81 - Riyâzü's-Sâlihîn, 899. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Müslüman toplumun iç birliğini ve sarsılmaz nizamını sağlamak, şahsi ve kabilevi husumetleri bir kenara bırakıp hayırlı işlerde, darlıkta ve hastalık zamanlarında tek bir vücut gibi hareket etmeyi emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Hasta ziyareti, sadece hastanın gönlünü almak değil, gökyüzündeki meleklerin duasını yeryüzüne davet etmektir. Bir mümin kardeşi hastalıkla imtihan edilirken senin onu hatırlaman, arş-ı alada yankı bulur. Kardeşinin en zayıf anında yanında olmayanın kardeşlik iddiası dildedir, kalpte değil. Yetmiş bin meleğin duasından mahrum kalmak, bir mümin için ne büyük kayıptır! Bugün sen hastayı ziyaret et ki, melekler de senin için rahmet dilesin.
Sahabe Kıssası
Hazreti Zeyd b. Erkam (r.a.) gözlerinden ağır bir şekilde rahatsızlandığında, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (S.a.v.) bizzat onun evine giderek ziyarette bulunmuş, mübarek elleriyle ona hem teselli vermiş hem de sabrın cennetteki mükafatını müjdelemiştir.
Kıssadan Hisse
– Hastanın yanına giden, aslında Allah'ın rahmet kapısına gitmiş ve meleklerin istiğfar ordusunu arkasına almış olur.
– Günah ve zulüm yolunda yardımlaşmak Müslümana kesinlikle haramdır.
İKİNCİ BÖLÜM: KALBİ VE AHLAKİ BAĞLARI KORUMAK, KÜSLÜĞÜ MENETMEK
7. MADDE: GIYBET VE KÜSLÜK DUVARLARINI YIKMAK
Ayet-i Kerime
وَلَا يَغْتَب بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۜ
“Birbirinizin gıybetini yapmayın. Sizden biri, ölü kardeşinin etini yemeyi sever mi? İşte bundan tiksindiniz.”
Hucurât Suresi, 12. Ayet
Hadis-i Şerif
لَا يَهْجُرُ الْمُسْلِمُ أَخَاهُ فَوْقَ ثَلَاثِ لَيَالٍ
“Bir Müslümanın, din kardeşine üç günden fazla küs durması helal değildir.”
Buhârî, Edeb, 62; Müslim, Birr, 23 - Riyâzü's-Sâlihîn, 1569. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Müslümanlar arasında suizan, gizli halleri araştırma (tecessüs) ve arkadan konuşma (gıybet) illetlerinin yayılmasını önlemek; kardeşlik hukukunu hem hayatta hem de vefattan sonra onur bazında korumak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Müminin hakkı sadece o hayattayken değil, vefatından sonra da devam eder. Arkasından konuşmak, onurunu zedelemek mecazi olarak "ölü etini yemek" gibi ağır bir vebaldir. Hayattayken basit meseleler yüzünden küs durmak, kardeşlik binasına balta vurmaktır. Üç günü geçen küslük, nefsin kibridir. Sen hayattayken kardeşine sırtını dönüyorsan, o öldüğünde tabutunun altına girmendeki samimiyet nerede? Kardeşini sağlığında görmeyen, küslüğü bitirmeyen, cenaze başında helallik alırken vicdanını nasıl teskin edecektir?
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebu'd-Derdâ (r.a.), bir mümin kardeşi büyük bir hata yaptığında cemaatin ona küstüğünü görmüş ve; "Onun işlediği kötü amele küsün ama kardeşinize sahip çıkın, o hatadan dönmesi için elinden tutun" buyurarak kardeşliği her türlü nefsi duygunun üstünde tutmuştur.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin onurunu hayattayken gıybete karşı korumayan, onun vefatında samimi bir gözyaşı dökemez.
– Haklı bile olsa küslüğü üç günden fazla uzatmak kulun manevi helakine sebeptir.
8. MADDE: ÖFKEYİ YUTMAK VE TAZİYEDE BULUNMAK
Ayet-i Kerime
اَلَّذ۪ينَ يُنْفِقُونَ فِي السَّرَّآءِ وَالضَّرَّآءِ وَالْكَاظِم۪ينَ الْغَيْظَ وَالْعَاف۪ينَ عَنِ النَّاسِۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُحْسِن۪ينَۚ
“Onlar bollukta da darlıkta da infak ederler, öfkelerini yenerler ve insanları affederler. Allah, iyilik yapanları sever.”
Âl-i İmrân Suresi, 134. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ عَزّٰى مُصَابًا فَلَهُ مِثْلُ أَجْرِهِ
“Kim bir musibete uğrayana (yakını ölene) taziyede bulunursa, onun kazandığı sevabın bir katı da ona verilir.”
Tirmizî, Cenâiz, 71; İbn Mâce, Cenâiz, 56 - Riyâzü's-Sâlihîn, 932. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Uhud Savaşı sonrası hem maddi hem de manevi olarak çok büyük sarsıntı ve darlık içinde olan müminlerin, nefislerine ağır gelse de birbirlerine karşı affedici olmalarını ve taziye günlerinde kenetlenmelerini emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Müslümanlık, kardeşin darda kaldığında yanında olmaktır. Sadece iyi günde selam vermek yetmez; asıl kardeşlik, bir mümin sevdiğini kaybettiğinde, ocağına ateş düştüğünde yanında durmaktır. Taziye vermek, kardeşinin acısını paylaşmak, omuzundaki yükü hafifletmektir. Sen kardeşinin en kederli gününde kapısını çalmazsan, gönül köprülerini nasıl kuracaksın? Affedici olmak ve acıya ortak olmak, ilahi muhabbete giden yoldur.
Sahabe Kıssası
Hazreti Cafer b. Ebi Talib (r.a.) Mûte'de şehit olduğunda, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed (S.a.v.) bizzat onun evine gitmiş, çocuklarını kucaklamış ve sahabelere "Cafer'in ailesine yemek yapın, çünkü onların başlarına kendilerini meşgul eden büyük bir acı geldi" buyurarak taziye sünnetini bizzat başlatmıştır.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin acısını yüreğinde hissetmeyenin imanı, kâğıt üzerindeki kuru bir iddiadan öteye geçmez.
– Taziyeye giderek acılı bir kalbe su serpmek, sahibine musibetzedenin ecri kadar sevap kazandırır.
9. MADDE: TEVAZU VE GIYABİ DUANIN ARŞTAKİ YANKISI
Ayet-i Kerime
وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
“Müminlere karşı kanatlarını indir (onlara karşı alçakgönüllü ve şefkatli ol).”
Hicr Suresi, 88. Ayet
Hadis-i Şerif
دَعْوَةُ الْمَرْءِ الْمُسْلِمِ لِاَخ۪يهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ مُسْتَجَابَةٌ
“Bir Müslümanın, din kardeşine gıyabında (yüzüne karşı değil, arkasından) yaptığı dua kabul olunur.”
Müslim, Zikir, 87; Ebu Davud, Vitir, 29 - Riyâzü's-Sâlihîn, 1495. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed’e (S.a.v.) ve onun şahsında kıyamete kadar gelecek tüm inananlara, dünya malına ve gücüne sahip kibirlilere özenmek yerine, imanda buluşan fakir mümin kardeşlerine karşı mutlak tevazuyla yaklaşmalarını emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin arkasından hayır konuşan ve o görmezken onun için Rabbine el açandır. Gerçek kardeşlik, menfaat bittiğinde değil, kardeşin seni duymadığında bile onun iyiliğini istemektir. Sen hayattayken kardeşinin ayıbını örtüp ona gizlice dua etmiyorsan, öldüğünde arkasından yapacağın duanın samimiyeti eksik kalır. Bir müminin en büyük hazinesi, bir başka müminin kalbinden süzülüp arşa çıkan duadır. Sen o hazineden pay alıyor mu-sun?
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebu’d-Derdâ (r.a.), her gece secdesinde Medine'deki onlarca din kardeşinin adını tek tek zikrederek onlara dua ederdi. Hanımı "Neden kendi nefsini bırakıp onlara yalvarıyorsun?" dediğinde; "Bir mümin kardeşime dua ettiğimde bir melek 'Amin, bir benzeri de sana olsun' diyor. Ben meleklerin bana dua etmesini istiyorum" cevabını vermiştir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin gıyabında hayır dua eden, aslında kendi ahiretine ve dünyasına nurdan huzur hazırlar.
– Müminlere karşı kibirlenmek, ilahi rahmet kanatlarının dışına itilmeye sebeptir.
10. MADDE: SALİH AMEL VE AMEL DEFTERİNİ AÇIK TUTAN VEFA
Ayet-i Kerime
اِنَّ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ سَيَجْعَلُ لَهُمُ الرَّحْمٰنُ وُدًّا
“İman edip salih amel işleyenler için Rahmân (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.”
Meryem Suresi, 96. Ayet
Hadis-i Şerif
اِذَا مَاتَ الْاِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ اِلَّا مِنْ ثَلَاثَةٍ: اِلَّا مِنْ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ اَوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِه۪ اَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهٗ
“İnsan öldüğü zaman ameli kesilir; ancak üç şey hariç: Sadaka-i cariye, faydalanılan ilim ve kendisine dua eden salih evlat (ve arkasından dua eden hayırlı dostlar).”
Müslim, Vasiyyet, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36 - Riyâzü's-Sâlihîn, 949. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Dünyada yığılan malların, makamların değil sadece iman ve salih amellerin kalıcı olduğunu, Allah katında ve Müslümanların temiz gönüllerinde silinmez bir muhabbet tahtı edinmenin tek yolunun takva olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Bir mümin öldüğünde amel defteri kapanır ama dostluk ve vefa defteri açık kalır. Arkasından dua eden hayırlı kardeşler, ölenin karanlık kabrini aydınlatan sönmez ışıklardır. Sen hayattayken kardeşinin gönlünde yer etmediysen, o öldükten sonra kim senin için el açıp içtenlikle yakaracak? Kardeşlik hakkı, sadece mezar başına kadar gitmek değil, mezardan sonra da onu dualarda yaşatmaktır.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebû Bekir (r.a.) vefat ettiğinde, Hazreti Ömer (r.a.) onun gizlice gidip hizmet ettiği Medine kenarındaki yetimlere ve yaşlılara gitmiş; ebeveyn gibi onlara bakan Ebû Bekir’in vefasını görünce hıçkırıklara boğularak onun arkasından dualar etmiş ve emanetini aynen yaşatmıştır.
Kıssadan Hisse
– Öldükten sonra kabirde yalnız ve duasız kalmak istemeyen, hayattayken bir müminin kalbine ihlasla girmelidir.
– Müminlerin kalbindeki hüsnüşehadet, kulun cennete giriş vizesidir.
11. MADDE: SABRI VE MERHAMETİ YAYMAK
Ayet-i Kerime
وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ وَتَوَاصَوْا بِالْمَرْحَمَةِۜ
“Aynı zamanda birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve birbirlerine merhameti tavsiye edenlerden olmaktır.”
Beled Suresi, 17. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللّٰهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
“Kim bir müminin dünyadaki sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.”
Müslim, Zikir, 38; Tirmizî, Hudûd, 3 - Riyâzü's-Sâlihîn, 245. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Gerçek imanın sadece bireysel, pasif bir ibadet hayatından ibaret olmadığını; aksine toplumun zayıflarına, yetimlerine, kölelerine ve darda kalan tüm kardeşlerine karşı topyekûn bir merhamet ve sabır seferberliği olduğunu bildirmek üzere nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin dert ortağıdır. Kardeşinin sıkıntısı varken ona sırtını dönen, aslında kendi ahiretine sırtını dönmüştür. Bir müminin gönlünü yapmak, ona zor gününde destek olmak, sadece bir sosyal görev değil, kıyametin dehşetli azabından kurtulmak için bir kalkandır. Dünya meşgalesi seni kardeşinin kapısından uzaklaştırıyorsa, o meşgale senin için bir yüktür. Bugün kardeşinin yükünü omuzlayan, yarın kendi yükünü hafifletmiş olur.
Sahabe Kıssası
Hazreti Abdullah b. Abbas (r.a.) Mescid-i Nebevî'de itikafta iken borçtan bunalmış kederli bir adam gördü. Adamın ihtiyacını görmek için hemen camiden çıkmaya hazırlandı. "İtikaftasın, nafile ibadetin bozulur" diyenlere: "Efendimiz'den (S.a.v.) duydum; bir kardeşinin ihtiyacı için yürümek, on yıl itikafta kalmaktan daha hayırlıdır" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin derdiyle dertlenmeyen, merhameti cemiyette yaymayan kişi imanın hakikatine eremez.
– Bir müminin dünyadaki darlığını çözenin uhrevi darlıklarını Yüce Allah çözer.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM: BENCİLLİKTEN UZAKLAŞMAK VE KUL HAKKINA TİTİZLİK
12. MADDE: NEFSİNE TERCİH ETMEK VE DİĞERKÂMLIK
Ayet-i Kerime
لَا خَيْرَ ف۪ي كَث۪يرٍ مِنْ نَجْوٰيهُمْ اِلَّا مَنْ اَمَرَ بِصَدَقَةٍ اَوْ مَعْرُوفٍ اَوْ اِصْلَاحٍ بَيْنَ النَّاسِۜ
“Onların fısıldaşmalarının çoğunda hayır yoktur; ancak bir sadakayı, bir iyiliği yahut insanların arasını düzeltmeyi isteyenlerinki müstesnadır.”
Nisâ Suresi, 114. Ayet
Hadis-i Şerif
لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتّٰى يُحِبَّ لِاَخ۪يهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِه۪
“Hiçbiriniz, kendisi için istediğini kardeşi için de istemedikçe (gerçek manada) iman etmiş olmaz.”
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71 - Riyâzü's-Sâlihîn, 236. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
İnsanlar arasındaki gizli meclislerin, kulislerin ve fısıldaşmaların toplumda fitneye, dedikoduya sebep olmasını önlemek; bunun yerine gizli konuşmaların sadece barış, sadaka ve kardeşlik için yapılması gerektiğini hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşi için berrak bir aynadır; kendine layık gördüğü her güzelliği ona da layık görür. Eğer sen tokken kardeşinin açlığından rahatsız olmuyorsan, sen huzurluyken kardeşinin hastalığını dert edinmiyorsan imanda bir eksiklik var demektir. Kardeşlik, sadece iyi günde beraber gülmek değil, onun mahrum kaldığı her şeyi kendi mahrumiyetin saymaktır. Bir müminin kalbini almak, bin nafile ibadetten daha değerlidir.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebû Talha (r.a.), evine gelen aziz misafiri ağırlayacak yiyecek az olunca, çocuklarını aç olarak uyutmuş, hanımına da lambayı yanlışlıkla söndürmüş gibi yapmasını söylemiştir. Karanlıkta misafirine yemeği yedirirken kendisi boş kaşığı ağzına götürerek kardeşini doyurmuş ve bu muazzam fedakarlık üzerine ayet nazil olmuştur.
Kıssadan Hisse
– Kardeşini nefsine ve evladına tercih edebilen mümin, ilahi muhabbete giden kapıyı aralamıştır.
– İnsanların arasını düzeltmek haricindeki fısıldaşmalarda hayır ve bereket yoktur.
13. MADDE: KÖTÜLÜĞÜ İYİLİKLE SAVMAK VE BÜTÜNLÜK
Ayet-i Kerime
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olanla sav; o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.”
Fussilet Suresi, 34. Ayet
Hadis-i Şerif
مَثَلُ الْمُؤْمِن۪ينَ ف۪ي تَوَادِّهِم وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ اِذَا اشْتَكٰى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعٰى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمّٰى
“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede bir vücut gibidirler. O vücudun bir organı hastalanırsa, diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle onun acısına ortak olurlar.”
Müslim, Birr, 66; Buhârî, Edeb, 27 - Riyâzü's-Sâlihîn, 224. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Müslümanların ilk yıllarda maruz kaldıkları ağır zulüm, hakaret ve kötülüklere karşı, nefislerinin intikam hırsıyla hareket etmesi yerine; kötülüğe asaletle ve iyilikle mukabele ederek düşman gönülleri fethedecek sarsılmaz dostluk köprüleri kurmalarını öğretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin acısını kendi öz bedeninde hissetmedikçe kâmil manada kardeş olamaz. Eğer bir mümin hasta yatağında inlerken sen yatağında rahat uyuyabiliyorsan, o vücudun canlı bir parçası değilsin demektir. Hayattayken kardeşinin sızısını duymayanın, o öldüğünde tuttuğu yas samimi değildir. Bir müminin kalbini iyilikle onarmak, aradaki düşmanlık buzlarını tamamen eritir.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebû Bekir (r.a.), canından çok sevdiği kızı Hazreti Âişe’ye (r.a.) iftira atan akrabası Mıstah'a yaptığı maddi yardımı kesmeye yemin ettiğinde bu ayetin ruhuyla uyarılmış; "Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz?" nidasını duyar duymaz kötülüğe iyilikle dönerek yardımını kat kat artırmıştır.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin acısını, hastalığını ve yoksulluğunu hissetmeyen bir kalp, bedende sadece manevi bir yüktür.
– Kötülüğe en güzel ahlakla karşılık vermek, en azılı düşmanlıkları sıcak dostluklara çevirir.
14. MADDE: ALLAH'IN İPİNE SARILMAK VE CEMAAT ŞUURU
Ayet-i Kerime
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَم۪يعًا وَلَا تَفَرَّقُواۖ
“Hepiniz toptan Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı sarılın; parçalanıp ayrılmayın.”
Âl-i İmrân Suresi, 103. Ayet
Hadis-i Şerif
اِذَا كَانَ اثْنَانِ فَصَلَّى اَحَدُهُمَا بِصَاحِبِه۪ فَلَهُ كَرَامَةُ اَجْرِ الْجَمَاعَةِ
“İki kişi bir arada bulunur da biri diğerine namaz kıldırırsa, her ikisi de cemaat sevabına nail olur.”
Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr, 17/281; Abdürrezzâk, Musannef, 2/421 / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Medine’de yıllarca birbirinin kanını döken Evs ve Hazreç kabilelerinin İslam nuruyla kardeş olmasından sonra, şeytanın ve yahudilerin kışkırtmasıyla eski cahiliye kavgalarının onları tekrar ayırmasını engellemek ve vahdet üzere kalmalarını emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Müslümanlık tek başına, dağ başında yaşanacak bencil bir din değil; bir cemaat, cemiyet ve nizami duruş dinidir. Namazda bile tek başına kılmak yerine yanındaki kardeşinle bir araya gelmek, birbirine imam ve cemaat olmak ilahi rahmetin en büyük vesilesidir. Sen hayattayken kardeşinle aynı safta durmuyor, omuz omuza vermiyorsan, öldüğünde cenazende saf tutanların sana ne faydası olacak? Allah’ın ipine sarılmak, kardeşinin elini bırakmamaktır.
Sahabe Kıssası
Hazreti Selmân-ı Fârisî (r.a.) ile Hazreti Ebü’d-Derdâ (r.a.) kardeş ilan edildiklerinde; Selmân, kardeşinin dünya işlerini, eşini ve sıhhatini tamamen ihmal ederek sürekli nafile ibadetle meşgul olduğunu görmüş, onu elinden tutarak itidale davet etmiş ve "Rabbinin, nefsinin ve ailenin sende hakkı var" diyerek hayattayken birbirlerini nasıl hayra yöneltmeleri gerektiğini cemaat şuuruyla göstermişlerdir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin elini hayattayken cemaat şuuruyla tutmayan, mahşerde onun şefaatini ve şahitliğini bekleyemez.
– İki kişi dahi olsa bir araya gelip cemaat olmak, ayrılıktan ve tefrikadan fersah fersah hayırlıdır.
15. MADDE: İLAHİ BİR MUCİZE OLAN KALP TELİFİ
Ayet-i Kerime
وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ كُنْتُمْ اَعْدَآءً فَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَاَسْبَحْتُمْ بِنِعْمَتِه۪ٓ اِخْوَانًاۚ
“Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz.”
Âl-i İmrân Suresi, 103. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ دَعَا لِاَخ۪يهِ بِظَهْرِ الْغَيْبِ قَالَ الْمَلَكُ الْمُوَكَّلُ بِه۪: اٰم۪ينَ وَلَكَ بِمِثْلٍ
“Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka ona vekil kılınan melek: "Âmin, bir benzeri de sana olsun" der.”
Müslim, Zikir, 87; İbn Hıbbân, Sahîh, 3/264 - Riyâzü's-Sâlihîn, 1496. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Nesiller boyu süren, sönmeyen intikam ateşleriyle kökleşmiş olan kabile düşmanlıklarının para veya güçle değil, sadece İslam imanı ile bir anda son bulup yerini sarsılmaz bir muhabbete bırakması üzerine bu muazzam ilahi nimetin kıymetini ihtar etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Müminler arasındaki kardeşlik, tesadüfi bir coğrafi yakınlık değil, kalpleri evirip çeviren Yüce Allah'ın ilahi bir mucizesi ve en büyük nimetidir. Bu büyük nimetin şükrü; hayattayken birbirinin derdiyle dertlenmek, vefat ettikten sonra ise sanki yanındaymış gibi gıyabında samimiyetle dua etmektir. Kardeşlik, sadece göz göze gelince menfaat paylaşmak değil, kalpler Allah rızasında birleşince ebediyen başlamaktır.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebü’d-Derdâ (r.a.) yatağına her girdiğinde, isimlerini ve babalarının isimlerini tek tek sayarak yetmişten fazla din kardeşi için secdede gözyaşı dökerdi. Kendisine "Neden bu denli yoruluyorsun?" diye sorulduğunda, "Ben kardeşimin adını andıkça başımdaki melek de benim için dua ediyor, ben akıllılık edip meleğin duasını alıyorum" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin huzuru ve sıhhati için o yokken dua edenin kendi huzurunu ve sıhhatini bizzat müvekkil melekler korur.
– İman nimetiyle kalplerin birleşmesi, yeryüzünün tüm hazinelerinden daha kıymetlidir.
16. MADDE: TEFRİKAYA VE KİNE KESİN YASAK
Ayet-i Kerime
وَلَا تَكُونُوا كَالَّذ۪ينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَآءَهُمُ الْبَيِّنَاتُۜ
“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılanlar gibi olmayın.”
Âl-i İmrân Suresi, 105. Ayet
Hadis-i Şerif
لَا تَبَاغَضُوا وَلَا تَحَاسَدُوا وَلَا تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللّٰهِ اِخْوَانًا
“Birbirinize kin tutmayın, haset etmeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!”
Buhârî, Edeb, 57; Müslim, Birr, 28 - Riyâzü's-Sâlihîn, 1571. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Geçmiş ümmetlerin ve ehli kitabın düştüğü dünyevi hırslar, tefrika, kıskançlık ve ihtilaf hatalarına Müslümanların da düşerek parçalanmaması; vahdeti, birliği sakatlayacak her türlü çekişmeden şiddetle kaçınmaları gerektiğini ihtar etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, müminin sarsılmaz aynasıdır; aynada kusur arayan sadece kendi kalbinin çirkinliğini görür. Kin, haset ve arkasını dönüp gitmek; hayattayken kardeşlik bağını kökünden koparan melun zehirlerdir. Bugün hayattayken kardeşine sırt dönen, yarın musalla taşında ondan helallik beklerken hangi yüzle bakacak? Mümin, kardeşini fani dünyaya feda edip terk etmez. Bir müminin kalbini kırmak, Kâbe'yi yıkmaktan daha ağır bir cürümdür.
Sahabe Kıssası
Hazreti Selmân-ı Fârisî (r.a.) ile Hazreti Ebü’d-Derdâ (r.a.) arasında geçen vefa ve sadakat o kadar büyüktü ki, araya Şam ve Medine gibi çok uzak mesafeler girse dahi, birbirlerine mektuplar yazarak manevi durumlarını denetler, nefislerinin kine veya dünyaya meyil etmesini bu sarsılmaz mektuplarla engellerlerdi.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin ayıbını ve açığını arayan, ahirette kendi gizli ayıplarının ifşa olmasıyla rezil ve perişan olur.
– Müslümanların birbirine sırt çevirmesi, rahmet kapılarının yüzlerine kapanmasına sebeptir.
17. MADDE: AFFETMEK VE DÜNYEVİ SIKINTILARI GİDERMEK
Ayet-i Kerime
وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُواۜ اَلَا تُحِبُّونَ اَنْ يَغْفِرَ اللّٰهُ لكُمْۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
“Affetsinler ve hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını istemez misiniz? Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.”
Nûr Suresi, 22. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ نَفَّسَ عَنْ مُؤْمِنٍ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ الدُّنْيَا نَفَّسَ اللّٰهُ عَنْهُ كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ
“Kim bir müminin dünyadaki sıkıntılarından birini giderirse, Allah da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir.”
Müslim, Zikir, 38; Buhârî, Mezâlim, 3 - Riyâzü's-Sâlihîn, 245. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
İfk (iftira) hadisesi esnasında Hazreti Ebû Bekir’in (r.a.), öz kızına iftira atan akrabasına karşı öfkelenip yaptığı tüm maddi yardımları kesmeye yemin etmesi üzerine; en ağır şartlarda dahi müminlerin affedici olmalarını ve yardımlaşmayı şahsi kırgınlıklar için kesmemelerini ihtar etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin hatasına takılıp onu yalnızlığa ve bataklığa mahkûm eden değil, onu affının büyüklüğüyle yeniden hayata, ümmetin safına kazandırandır. Sen hayattayken kardeşinin küçük bir ayıbını örtmeyip ona sırt çeviriyorsan, yarın mahşerde kendi dağlar kadar günahının örtülmesini nasıl bekleyeceksin? Bir müminin dünyadaki maddi veya manevi derdine derman olmak, ahiretteki en dehşetli azap anında Allah'ın yardımını doğrudan celbetmektir.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebû Bekir (r.a.) bu ayet-i kerime nazil olur olmaz gözyaşları içinde; "Evet, vallahi Allah’ın beni bağışlamasını sonsuzca isterim!" diyerek, kendisine en büyük evlat acısını ve namus lekesini reva gören akrabasına verdiği maddi desteği eskisinden daha fazla olacak şekilde devam ettirmiştir.
Kıssadan Hisse
– Din kardeşini şahsi kusurları yüzünden affetmeyen, Yüce Allah'ın affına giden kapıyı kendi eliyle kilitler.
– Müminin dünyadaki bir sıkıntısını (borç, hastalık, çaresizlik) çözenin kıyamet darlığını Allah çözer.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM: EN COŞKULU VE ETKİLEYİCİ HİTABET KAYNAKLARI (HASTALIK, CENAZE VE ÖLÜM HUKUKU)
18. MADDE: AHDE VEFA VE VEFATTAN SONRA HAYIRLA YAD
Ayet-i Kerime
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ
“O müminler, emanetlerine ve ahitlerine (verdikleri sözlere) riayet ederler.”
Mü'minûn Suresi, 8. Ayet
Hadis-i Şerif
اِذَا مَاتَ الْمُسْلِمُ فَاتَّبِعْهُ وَلَا تَقُلْ اِلَّا خَيْرًا
“Bir Müslüman öldüğü zaman onun cenazesini takip edin ve arkasından hayırdan başka bir şey söylemeyin.”
Tirmizî, Cenâiz, 33; Nesâî, Cenâiz, 51 / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Dünyada ve ahirette mutlak kurtuluşa, felaha erecek olan kâmil müminlerin en temel karakter ve ahlak vasıflarını bildirmek; toplumsal güvenin, dostluğun yegane teminatı olan "sözünde durma" şuurunu yerleştirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin kardeşin, senin için hem hayattayken hem de vefatından sonra kutsal bir emanettir. Hayattayken onun sırrını, malını ve hukukunu korumak neyse, vefatından sonra arkasından hayırla yad etmek de aynen odur. Cenazeye katılmak sadece şekli bir merasim değil, ona sağlığında verdiğin kardeşlik sözünün altına kanla atılmış son imzadır. Ölmüş kardeşinin arkasından kötü konuşmak, gıybet etmek onun aziz emanetine ihanet etmektir.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ömer (r.a.), vefat eden bir din kardeşinin cenazesine katıldığında, onun hayattayken yaptığı bazı şahsi hataları, borçları arkasından mırıldananları duyunca sertçe müdahale etmiş ve; "Susun! Biz bugün onun hatasını değil, Rabbine giden bu son yolculuğunda ona olan vefalı şahitliğimizi konuşuyoruz" diyerek büyük bir ibret dersi vermiştir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin hukukunu ve onurunu toprak örtmeden önce koru ki, sen toprak altındayken de senin için koruyanlar çıksın.
– Ölen bir Müslümanın arkasından kötü konuşmak, gıybetin en ağır ve helalleşmesi imkansız olan formudur.
19. MADDE: İSAR AHLAKI VE HASTA YATAĞINDAKİ CENNET
Ayet-i Kerime
وَالَّذ۪ينَ تَبَوَّؤُ الدَّارَ وَالْا۪يمَانَ مِنْ قَبْلِهِمْ يُحِبُّونَ مَنْ هَاجَرَ اِلَيْهِمْ وَلَا يَجِدُونَ ف۪ي صُدُورِهِمْ حَاجَةً مِمَّآ اُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلٰٓى اَنْفُسِهِم وَلَوْ كَانَ بِهِمْ خَصَاصَةٌۜ
“Onlardan önce bu yurda (Medine’ye) yerleşmiş ve imanı kalplerine sindirmiş olanlar, kendilerine hicret edenleri severler; onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir kıskançlık duymazlar. Kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile kardeşlerini öz nefislerine tercih ederler.”
Haşr Suresi, 9. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ اَتٰى اَخَاهُ الْمُسْلِمَ يَزُورُهُ ف۪ي مَرِضٍ، جَلَسَ ف۪ي خُرَفِ الْجَنَّةِ
“Kim bir Müslüman kardeşini hastalığında ziyaret etmeye giderse, dönünceye kadar cennet bahçelerinin meyveleri arasındadır.”
Tirmizî, Cenâiz, 2; Müslim, Birr, 40 - Riyâzü's-Sâlihîn, 897. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Muhacirler her şeylerini Mekke'de bırakıp çıplak ayakla Medine’ye geldiklerinde, Ensar’ın sahip oldukları tek bir hurma ağacını, tek bir odayı dahi onlarla tam ortadan gönül rızasıyla paylaşmalarını ve kardeşlerini kendi nefislerine tercih eden o yüce "îsar" ahlakını ebedileştirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin hayati ihtiyacını kendi nefsinin en acil ihtiyacından dahi üstün tutabilen kimsedir. Sen hayattayken kardeşinin kapısını çalmayıp, o hasta yatağında bir başına acıyla inlerken fani dünya meşgalesine dalıyorsan, cennet bahçelerinden kendi elinle uzaklaşıyorsun demektir. Bir müminin gönlünü hastalık anında almak, onun derdiyle dertlenmek, aslında Allah'ın rahmet sarayına yürümektir. Bugün ziyaret etmediğin hasta, yarın senin için şahitlik edemez.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebû Bekir (r.a.), sabah namazını kıldıktan sonra her gün kimseye haber vermeden Medine’nin en ücra, tehlikeli kenar mahallelerindeki bir kulübeye giderdi. Hazreti Ömer (r.a.) merak edip onu takip ettiğinde gördü ki; Ebû Bekir orada yatan kör, felçli ve kimsesiz yaşlı bir kadının evini temizliyor, yemeğini elleriyle yediriyor ve ona dünyada sahip çıkıyordu.
Kıssadan Hisse
– Kardeşini kendi bencil nefsine tercih eden, daha dünyadayken cennetin turfanda meyvelerini toplamaya başlamıştır.
– Hasta kardeşini ziyaret eden kimse, adımlarını cennet bahçelerinin tam içinde atıyor demektir.
20. MADDE: ZAYIFLARI KORUMAK VE ÖLÜMÜN SESSİZ VAAZI
Ayet-i Kerime
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌۜ
“Köre güçlük yoktur, topala güçlük yoktur, hastaya da güçlük yoktur (onlar özel ilgiye, şefkate ve yardıma muhtaçtırlar).”
Nûr Suresi, 61. Ayet
Hadis-i Şerif
عُودُوا الْمَر۪يضَ وَاتَّبِعُوا الْجَنَازَةَ تُذَكِّرْكُمُ الْاٰخِرَةَ
“Hastayı ziyaret edin ve cenazeye iştirak edin; zira bu ikisi size ahireti ve ölümü hatırlatır.”
Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/48; İbn Ebî Şeybe, Musannef, 3/32 / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Cahiliye döneminde toplumun zayıf, engelli, yaşlı ve hasta bireylerinin sofralardan, meclislerden ve sosyal hayattan bir yük olarak görülüp dışlanmasına karşılık; İslam nizamında onlara karşı daha şefkatli ve kapsayıcı davranılması gerektiğini emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Hasta ziyareti yapmak ve cenazeye katılmak sadece karşı tarafa yapılan basit bir sosyal iyilik değil; kulun kendi katılaşmış kalbine yaptığı en büyük manevi ameliyattır. Hastanın iniltisinde kendi acziyetini, cenazenin o mutlak sessizliğinde ise dünyanın fâniliğini çıplak gözle görürsün. Kardeşinin cenazesine katılmak, ölümü hatırlatan en büyük sessiz davettir. Mümin, kardeşini ne hastalık yatağında ne de toprak yolculuğunda yalnız bırakır.
Sahabe Kıssası
Hazreti Selmân-ı Fârisî (r.a.), Şam eyaletinde ağır hasta yatan bir din kardeşini ziyaret etmek için çöl yollarında tam yirmi mil yürümüş ve yanına vardığında gözyaşları içinde: "Kardeşim, müjde çek; bu hastalık günahlarına kefaret, duaların ise şu an melekler gibidir; sakın Rabbinden ümidini kesme" diyerek ona en büyük manevi şifayı ulaştırmıştır.
Kıssadan Hisse
– Hastayı ve dertliyi ziyaret etmeyen gafil, kendi kalbinin katılaşmasına ve merhametten mahrum kalmasına seyirci kalır.
– Cenazeler ve hasta yatakları, insana ahireti hatırlatan en tesirli ve sözsüz vaizlerdir.
21. MADDE: ARADAKİ LÜTFU UNUTMAMAK VE KUSURLARI TOPRAĞA GÖMMEK
Ayet-i Kerime
وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرٌ
“Aranızdaki lütfu (iyilik, vefa ve dostluğu) unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.”
Bakara Suresi, 237. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ غسَّلَ مُسْلِمًا فَكَتَمَ عَلَيْهِ غَفَرَ اللّٰهُ لَهُ اَرْبَع۪ينَ مَرَّةً
“Kim bir Müslüman cenazesini yıkar da onda gördüğü şahsi kusurları gizlerse, Allah onu kırk kez bağışlar.”
Hâkim, Müstedrek, 1/506; Beyhakî, Sünen, 3/395 / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
En gergin anlarda, boşanma, ticari ayrılık veya dünyevi husumetlerin en zirveye tırmandığı anlarda bile, geçmişteki güzel günlerin, dostlukların ve din kardeşliği hukukunun bir kalemde silinip atılmamasını, müminler arasındaki asalet ve vefa bağının korunmasını emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin ayıbını o hayattayken pazarlayan değil, o vefat ettikten sonra ise mezara kadar onun en sadık sırdaşı olandır. Cenazeyi yıkamak, ona son kez hürmetle dokunmak ve bedenindeki veya ahlakındaki kusurları setretmek (gizlemek) müthiş bir vefa borcudur. Sen hayattayken kardeşinin kusurlarını herkese yayıyorsan, musallada "İyi biliriz" demenin ne kıymeti kalır? Bugün kardeşinin ayıbını toprağa gömen, yarın kendi kusurlarının Allah tarafından örtülmesini garantiler.
Sahabe Kıssası
Hazreti Abdullah b. Mesud (r.a.), vefat eden bir fakir din kardeşini defnederken kabrin içine bizzat kendisi inmiş, onu incitmeden sağ tarafına yerleştirirken hıçkırıklara boğulmuş ve; "Vallahi bu kardeşim hayattayken çok vefalıydı, keşke onun yerinde yatan şu an ben olsaydım" diyerek vefatından sonra bile sevgisini toprağa haykırmıştır.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin cenazesini yıkayıp onun kusurlarını dünyadan gizleyen kimsenin dağlar kadar kırk büyük günahı affedilir.
– Müminler arasındaki eski iyilikler ve hukuk, basit dünyevi kırgınlıklarla asla unutulamaz.
22. MADDE: MÜMİNİ İNCİTMENİN ARŞI TİTRETEN VEBALİ
Ayet-i Kerime
وَالَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ بِغَيْرِ مَا اكْتَسَبُوا فَقَدِ احْتَمَلُوا بُهْتَانًا وَاِثْمًا مُب۪ينًا
“Mümin erkekleri ve mümin kadınları yapmadıkları bir şeyden dolayı incitenler, şüphesiz büyük bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir.”
Ahzâb Suresi, 58. Ayet
Hadis-i Şerif
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَعُودُ مُسْلِمًا اِلَّا بَعَثَ اللّٰهُ اِلَيْهِ سَبْع۪ينَ اَلْفَ مَلَكٍ يُصَلُّونَ عَلَيْهِ
“Bir Müslüman, hasta olan bir Müslüman kardeşini ziyaret ettiğinde, Allah ona yetmiş bin melek gönderir de onlar o kişi için istiğfar ederler.”
Ebu Davud, Cenaiz, 3; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/115 / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Müslümanların şerefine, namusuna, ticaretine ve gıyabındaki ailevi hukukuna haince saldırarak onları haksız yere inciten, üzen münafıkların ve kötü niyetli kimselerin bu çirkin tavırlarını en ağır ilahi tehditle yasaklamak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümini haksız yere incitmek, kalbini kırmak arş-ı alayı sarsacak kadar ağır bir cürümdür. Hayattayken bir kardeşinin kalbini kırmak, onu hasta yatağında yalnız bırakmak büyük bir vebaldir. Oysa bir hastayı ziyaret etmek, sadece kuru bir hatır sormak değil; gökyüzü ordularını senin için topyekûn duaya ve istiğfara kaldırmaktır. Kardeşinin derdiyle dertlenmeyen, onun sevincine ortak olmayan bir kalp, imanın tadını alamaz. Bugün sen kardeşini ziyaret ederek melekleri sevindir ki, yarın sen darda kaldığında melekler de senin için şefaat etsin.
Sahabe Kıssası
Hazreti Zeyd b. Sabit (r.a.) vefat ettiğinde, ilim deryası Hazreti Abdullah b. Abbas (r.a.) onun cenazesine katılmış ve "İslam ilmi ve vefası böyle gider işte!" diyerek hıçkırıklarla ağlamış, ardından cenaze namazını kıldırıp kabrine kadar bizzat eşlik ederek müminin şahsına olan saygısını vefasıyla göstermiştir.
Kıssadan Hisse
– Mümin kardeşini yapmadığı bir şeyle suçlayıp inciten kimse, altından kalkamayacağı iftira günahını sırtlanmıştır.
– Hasta bir mümini ziyaret edene akşama kadar yetmiş bin melek aralıksız istiğfar getirir.
23. MADDE: SULH, HUZUR VE GIYABINDAKİ EMANET
Ayet-i Kerime
فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ
“Allah’tan sakının ve aranızdaki münasebetleri (kardeşlik bağlarını) düzeltin.”
Enfâl Suresi, 1. Ayet
Hadis-i Şerif
مَنْ عَادَ مَر۪يضاً نَادَى مُنَادٍ مِنَ السَّمَاءِ: طِبْتَ وَطَابَ مَمْشَاكَ وَتَبَوَّأْتَ مِنَ الْجَنَّةِ مَنْزِلًا
“Kim bir hastayı ziyaret ederse, gökten bir münadi şöyle seslenir: Ne iyi ettin, yürüyüşün mübarek olsun, cennette kendine muazzam bir yer hazırladın!”
Tirmizî, Birr, 64; İbn Mâce, Cenâiz, 2 - Riyâzü's-Sâlihîn, 901. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Bedir Savaşı zaferinden hemen sonra, ganimetlerin paylaşımı hususunda müminler arasında çıkabilecek olan küçük anlaşmazlıkları, soğuklukları daha başlamadan bitirmek ve kardeşlik bağının her türlü dünyevi maddi menfaatten üstün olduğunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşiyle arasını hayattayken daima hoş ve temiz tutandır. Küslükleri inatla uzatmak, dargın olarak can teslim etmek müminin şiarı olamaz. Kardeşinin sıkıntısı senin sıkıntın, derdi senin derdin olmadıkça kâmil imana eremezsin. Bugün kardeşinin yükünü hafifletmek, hastalandığında kapısını çalmak için attığın her hayırlı adım, gök kubbede meleklerin nidasıyla karşılanır. Kardeşinin kalbi sana kırık ve mahzunken, senin yaptığın ibadetler ilahi kat pazarında huzur bulmaz.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ebû Eyyûb el-Ensârî (r.a.), dünyevi bir mesele yüzünden birbirine kırılan iki sahabe gördüğünde hemen aralarına girmiş ve; "Allah Resûlü (S.a.v.) 'Bir Müslümanın kardeşiyle üç günden fazla küs durması helal değildir' buyurdu, gelin şu melun vebalden kurtulalım" diyerek onları bizzat sarıp barıştırmış ve aradaki soğukluğu tamamen gidermiştir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşiyle arasını hayattayken kibir yapmadan düzeltmeyen gafil, öldüğünde musallada helalleşmeye yetişemez.
– Hasta ziyaretine giden kul için semadan "Cennette kendine yer hazırladın" müjdesi verilir.
24. MADDE: CENNETİN ŞARTI OLAN MUHABBET VE EMANET
Ayet-i Kerime
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَ
“O müminler, emanetlerine ve verdikleri sözlere riayet ederler.”
Meâric Suresi, 32. Ayet
Hadis-i Şerif
لَا تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتّٰى تُؤْمِنُوا وَلَا تُؤْمِنُوا حَتّٰى تَحَابُّوا
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz; birbirinizi sevmedikçe de (kâmil manada) iman etmiş olmazsınız.”
Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Kıyamet, 56 - Riyâzü's-Sâlihîn, 379. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Dünyada ve ahirette mutlak felaha ve ebedi nimetlere kavuşacak olan müminlerin değişmez ahlaki vasıflarını bildirmek; toplumsal güvenin tek esası olan emanete hıyanet etmeme şuurunu zihinlere kazımak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, mümin için Allah'ın yeryüzündeki en mukaddes emanetidir. Hayattayken onun hukukunu korumak, hastalandığında gözyaşını silmek ve vefat ettiğinde cenazesine omuz vermek bu emanete sadakatin en yalın gereğidir. Birbirini Allah rızası için sevmeyen, birbirinin acısıyla uykusu kaçmayan bir toplulukta iman kökleşmez. Cenazeyle son yolculuğa uğurlamak, o kardeşe hayattayken verdiğin "biz ebediyen kardeşiz" sözünün ahiret senedidir.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ömer (r.a.), vefat eden bir din kardeşinin arkasından büyük bir maddi borç bıraktığını öğrendiğinde, yetimlerinin çaresizliğini görmüş ve; "Onun borcu artık devletin ve benim borcumdur, onun aziz emaneti benim emanetimdir" diyerek tüm borcu beytülmaldan kapatmış ve kardeşlik ahdine vefattan sonra da sadık kalmıştır.
Kıssadan Hisse
– Birbirini Allah rızası için sevmeyenlerin iman iddiası da cennet arzusu da boştur.
– Emanete riayet, Müslüman kardeşin kabre girip toprak olduktan sonra da devam eden ömürlük bir vefadır.
25. MADDE: KULUN AYIBINI ÖRTMENİN MİZANDAKİ KARŞILIĞI
Ayet-i Kerime
وَلَا تَسْتَوِي الْحَسَنَةُ وَلَا السَّيِّئَةُۜ اِدْفَعْ بِالَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُ فَاِذَا الَّذ۪ي بَيْنَكَ وَبَيْنَهُ عَدَاوَةٌ كَاَنَّهُ وَلِيٌّ حَم۪يمٌ
“İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olanla sav; o zaman seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluverir.”
Fussilet Suresi, 34. Ayet
Hadis-i Şerif
لَا يَسْتُرُ عَبْدٌ عَبْدًا فِي الدُّنْيَا اِلَّا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Bir kul, dünyada bir kulun ayıbını örterse, Allah da kıyamet günü onun ayıbını örter.”
Müslim, Birr, 72; Tirmizî, Birr, 85 - Riyâzü's-Sâlihîn, 243. Hadis / Sıhhat Derecesi: Sahih
Nüzul Sebebi
Müslümanların en zayıf anlarında dahi uğradıkları haksızlıklara, eziyetlere ve iftiralara karşı, cahiliye usulü kör bir intikam hırsıyla değil; asalet, vakar ve temiz bir iyilikle mukabele ederek düşman kalpleri dahi İslam'a kazandırmalarını öğütlemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir
Mümin, kardeşinin hatasını, açığını bulup dünyaya ilan eden bir ajan değil; onun ayıbını mezara kadar kendi kalbine saklayan sır küpüdür. Kardeşlik, onun en zayıf, nefis taşıyıp hata yaptığı anında bile arkasından vurmayıp hukukunu aslanlar gibi korumayı gerektirir. Sen hayattayken kardeşinin kusurlarını dilden dile meze yapıyorsan, mahşerde kendi gizli günahlarının örtülmesini hangi yüzle isteyeceksin? Bir müminin kalbini onarmak, düşmanı dosta çevirir. Cenazesine katıldığın kişinin hayattayken onurunu korumuşsan, o zaman şahitliğin arş katında mutlak değer bulur.
Sahabe Kıssası
Hazreti Ukbe b. Âmir (r.a.), gizlice içki içen bazı komşularını yakalayıp hemen mahkemeye ve valiye şikâyet etmek isteyen katibini kolundan tutarak durdurmuş ve; "Onları şikâyet edip rezil etme, git gizlice nasihat et ve kusurlarını ört. Çünkü ben bizzat Resûlullah’tan (S.a.v) 'Kim bir müminin ayıbını örterse, sanki cahiliyede toprağa diri diri gömülmek üzere olan sabî bir kız çocuğunu ölümden kurtarmış gibi büyük bir sevap alır' buyurduğunu işittim" demiştir.
Kıssadan Hisse
– Kardeşinin şahsi kusurunu dünyada gizleyip kapatan kimse, ebedi cennet kapısını kendi üzerine aralamış olur.
– Kötülüğü en güzel ahlakla savuşturmak, kalplerdeki kökleşmiş düşmanlık kirlerini temizler.
EY NEFSİM EY KARDEŞİM!
Unutma ki; musalla taşı, yalanların sustuğu, maskelerin düştüğü ve sadece hakikatin konuştuğu son duraktır. O taşın üzerine uzandığında, senin için dökülen yaşların samimiyetini, senin hayattayken kardeşine gösterdiğin vefa belirleyecektir. Hayattayken kapısını çalmadığın, elinden tutmadığın, dert sofrasına oturmadığın bir kardeşinin tabutuna omuz vermekle, omzundaki vebal yükünü indiremezsin.
Şunu iyi bil ki; insanların “iyi biliriz” demesi bir âdet olabilir, ama Allah’ın “kulumu nasıl bildin?” diye sorması mutlak hakikattir.
“Ayıp olmasın” diye gidilen cenazeler, ruhu olmayan birer merasimden ibarettir; oysa Müslümanlık ruhun ruha şahitliğidir.
Kardeşinin hastalığında yanında olmayanın, cenazesinde en ön safta durması, sadece yaşayanlara karşı bir gösteriş, ölene karşı ise bir borç ödeme çabasıdır.
Kardeşim!
Dünya meşgalesi gözlerini kör etmesin. Bugün senin için bir “ziyaret” olan, yarın senin için bir “zaruret” olacaktır. Bugün halini sormadığın her mümin, yarın mahşer meydanında senden şikâyetçi bir hasım olarak karşına çıkabilir. Mümin, kardeşini sadece toprak altına gönderirken değil, toprak üstünde nefes tüketirken de emanet bilen kişidir.
Sözün özü şudur: Eğer vefat ettiğinde musallada yüzünün ak, şahitlerin sadık olmasını istiyorsan; bugün hayatta olan kardeşlerini “can” bil, onları “emanet” bil. Bir müminin kalbi Kâbe’dir; o Kâbe’yi hayattayken tavaf et (ziyaret et), gönlünü yap, duasını al. Toprak olduktan sonra dökülen suların, kurumuş gönüllere bir faydası yoktur.
Gel, tövbe edelim… “Elalem ne der” prangasını parçalayıp, “Rabbim ne der” şuuruna erelim. Kardeşimizi hayattayken sevelim, dertteyken saralım, hastayken soralım ki; öldüğünde gitmeye yüzümüz, ardından dua etmeye sözümüz olsun.
Rabbim! Bizleri, mümin kardeşinin kıymetini sağlığında bilenlerden eyle.
Bizi, vefayı sadece mezar taşlarına yazanlardan değil, kardeşinin gönlüne kazananlardan eyle.
Hesabını veremeyeceğimiz hiçbir kırgınlığı mezara taşıtma.
Bizleri mahşerde, dünyada birbirini Allah için seven ve kollayan o kutlu toplulukla haşreyle.
Âmin.
Hazırlayan
MEHMET ERÇELİK
