HAYRA ANAHTAR ŞERRE KİLİT OLMAK
Değerli Müminler!.. İnsanın yaratılış gayesi Cenab-ı Allah’a kulluktur İnsanoğlu Allah’a kulluk etsin diye yaratılmıştır… Allah-u Teâlâ insanı; bir, kendisine iman ve ibadet etmesi için, iki, tâat ve kullukta bulunması için yaratmıştır…
Allah-u Teâlâ insanı bir de salih amel ve güzel davranışlarda bulunması için yaratmış ve
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتّٰى يَاْتِيَكَ الْيَقٖينُ
““Ölüm gelinceye kadar rabbine ibadet et” (HİCR;99) buyurarak, bu ibadet ve kulluğun son nefesimizi verinceye kadar devam ettirilmesini istemiş”
Dolayısıyla; kul hayatı boyunca, her daim Rabbine ibadet ve kullukta bulunacak… Hayatını helal dairesi içinde sürdürecek… Harama el uzatmayacak… İsyana, nisyana, gaflete, dalalete düşmeyecek… Kul, özelikle de Müslüman, her zaman uyanık olacak
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
“ul bu dünyada yapmış olduğu zerre miktarınca bile olsa, her iyiliğin ve hayrın karşılığını alacak…”
وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ
“erre miktarınca kötülük ve şerrin karşılığını da aynı şekilde görecek… Bu dünyada Rabbine ne kadar ve nasıl ibadet ve kulluk ettiyse, bir o kadar ahirette mükâfata nail olacak (ZİLZAL;(7-8)”
Değerli Kardeşlerim!.. Bizler şu dünyada Cenab-ı Hakk’ın rızasını ve hoşnutluğunu kazanmak için ibadet ederiz… Ve vermiş olduğu nimetlere karşı şükretmek için kulluk ederiz Bu söylediğim, Cenab-ı Hakk’a ibadet ve kulluğumuzun en asgari miktarıdır En alt seviyesidir…
Cenab-ı Allah bu asgari kulluğun üzerinde, bizden başka şeyler de istiyor… Mesela Hucurat Suresi’nde
اِنَّ اَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللّٰهِ اَتْقٰیكُمْ
““Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır” buyurarak takvada birbirimizle yarışmamızı istiyor…(HUCURAT;13) Yine mesela Bakara Suresi’nde”
فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ
buyurularak; iyilikte, hayırda güzelliklerde, en güzel davranışı ortaya koymada birbirimizle yarışmamızı istiyor…(BAKARA;148) Yine Al-i İmran Suresi’nde de
وَسَارِعُوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا السَّمٰوَاتُ وَالْاَرْضُ اُعِدَّتْ لِلْمُتَّقٖينَ
buyurularak da affa, mağfirete ve cennete koşmada birbirimizle yarış halinde olmamızı istiyor Cenab-ı Allah…(AL-İ İMRAN;133)
Değerli Kardeşlerim!.. Hayır, geniş kapsamlı bir kelimedir… Yapılan her türlü meşru işe, her türlü faydalı amele ve iyiliklere hayır denir Şer ise bunun tam zıddıdır Yani zararlı ve meşru olmayan şeylere de şer denir…
Diğer bir ifade ile Cenab-ı Allah’ın rızasına uygun amel ve faaliyetlerimizin hepsi birer hayırdır… Cenab-ı Allah’ın rızasına uygun olmayan her türlü eylem ve davranışlarımızın her biri ise birer şerdir Peygamber Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde;
إِنَّ مِنَ النَّاسِ مَفَاتِيحَ لِلْخَيْرِ مَغَالِيقَ لِلشَّرِّ
“uyuruyor ve “İnsanlardan öyleleri vardır ki; onlar hayrın anahtarları, şerrin de kilitleridir” diyor…”
وَإِنَّ مِنَ النَّاسِ مَفَاتِيحَ لِلشَّرِّ مَغَالِيقَ لِلْخَيْرِ
“Öyle insanlar da vardır ki; onlar da şerrin anahtarları, hayrın kilitleridir” buyuruyor…”
فَطُوبَى لِمَنْ جَعَلَ اللَّهُ مَفَاتِيحَ الْخَيْرِ عَلَى يَدَيْهِ
“Ne mutlu Allah’ın hayra anahtar kıldığı kimselere!..””
وَوَيْلٌ لِمَنْ جَعَلَ اللَّهُ مَفَاتِيحَ الشَّرِّ عَلَى يَدَيْهِ
“Yazıklar olsun şerrin anahtarı/öncüsü olanlara!..” (İbnMâce, Mukaddime, 19)”
Hayra anahtar şerre kilit olan muhsin ve muttaki kullar; Kur’an’ın rehberliğinde, Peygamberinin önderliğinde hayatını yaşayan ve etrafındakilere de o yönde örnek olan insanlardır Nitekim Peygamber Efendimiz, hayra öncülük eden kimseye, o hayrı işleyecek olanların sevabı kadar sevap verileceğini bildiriyor ve “Eğer bir kimse hayırda bir çığır açar ve bu çığırda kendisine uyulursa; kendi sevabı ile birlikte kendisine uyanların sevapları kadar sevap alır” diyor… “Kendisine uyan kimselerin sevaplarından da hiçbir şey eksiltilmez” diyor… Ama tam tersine “Eğer bir kimse de şer/kötü bir çığır açar ve bu çığırda kendisine uyulursa; kendi günahı ile birlikte kendisine uyanların günahları kadar günah kazanır Kendisine uyanların günahlarından da hiçbir şey eksiltilmez” diyor… (Tirmizî, İlim, 15)
Değerli Mü’minler!.. Bu hadisi şerifte bildirilen diğer grup ise şerre anahtar, hayra kilit olanlar dikkat ederseniz Bunlar hiç hayır yoldan gidip hayır kapılarını açmazlar… Hep şer yolundan gidip, şer kapılarını açarlar… Din, diyanet ve insanlık için zararlı olan işlerin peşinde koşarlar
Hatta bunlar sadece kendileri zararlı, kötü, şerli işler yapmakla da kalmaz… Aynı zamanda etraflarındaki insanlara da bu kötü yolu tutmaları için telkin ve tavsiyede bulunurlar… Onların güzel ve hayırlı hizmette bulunmalarından rahatsız olurlar Bunlar isterler ki; herkes kendileri gibi olsun Aynı Mekke müşriklerinin ileri gelenlerinin Peygamber Efendimize iman edenlere engel olmaya çalıştıkları gibi
Muhterem Müslümanlar!.. İyilik ve hayırda yarışmak, Kur’an-ı Kerîm’in en çok üzerinde durduğu konuların başında gelir Bir çok ayet-i kerimede iyilik ve hayırda yarışmanın önemine dikkat çekilir… Allah katında hayırlı olanın bu olduğuna vurgu yapılır Şimdi Kur’ân-ı Kerîm’de bu ayetlerin bazılarına bakalım… Cenab-ı Hak bize ne buyuruyor…
فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ
“İyi ve güzel işlerde birbirinizle yarışın ”[ BAKARA;148, MAİDE;48] Bakın bu ayette inananlar, yani bizler iyiliklerde ve hayırda yarışa davet ediliyoruz Ve yine hayır sahipleri için…”
وَالَّذٖينَ يُؤْتُونَ مَا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ
““Onlar, sonunda Rablerine dönecekleri düşüncesi içinde kalpleri titreyerek vermeleri gerekeni verenlerdir diyor Cenab-ı Allah…”
وَالَّذٖينَ يُؤْتُونَ مَا اٰتَوْا وَقُلُوبُهُمْ وَجِلَةٌ اَنَّهُمْ اِلٰى رَبِّهِمْ رَاجِعُونَ
“te hayırda yarışan kimseler ve bu konuda başka herkesi geçecek olanlar böyleleridir” diyor… [ Mü’minûn;60-61]”
Peygamber Efendimizin bu konudaki üsve-i hasene oluşu, yani örnekliği de bizim için bir model teşkil eder Çünkü Peygamber Efendimiz, Müslümanları kesintisiz hayırlar yapmaya teşvik etmiş ve bu konuda gerekli olan gayreti de bizzat kendisi hayatı boyunca her zaman göstermişti Nitekim Peygamber Efendimiz, Medine-i Münevver’deki yedi parça mülkünü bizzat Allah yolunda vakfetmişti
Sahabe-i Kiramın ileri gelenleri de onu takip ederek mallarını Allah yolunda vakfetmiş ve hayırlı işlerde yarış edenlerin öncüleri olmuşlardı
Bu itibarla bu okuduğumuz ayetler, Peygamber Efendimizin ve ashabının bu uygulamaları Müslümanlar arasında “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır… Malın en hayırlısı, Allah yolunda harcanandır… Allah yolunda harcananın en hayırlısı da insanların en çok ihtiyaç duyduğu şeyleri karşılayandır” şeklinde bir ilkenin yerleşmesine katkı sağlamıştır (Ali İmran 92)
Değerli Kardeşlerim!.. Bu yarış tatlı bir yarış… Bu çok hoş bir müsabaka… Bu bir hizmet yarışı… Ama bu yarış dünyalık elde etmek için, maddi çıkar sağlamak için yapılan bir yarış değil Bu yarış sadece Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmak amacıyla; halka hizmet için yapılan bir yarış
Bu yarışta karşıdakinin aleyhine çalışma yok… Başkasına çelme takma yok… Başkalarının yapacağı hizmetlere engel olma da yok, bu yarışta
Tam aksine; bu yarışta, Cenab-ı Hakk’ın bir emrine uyarak iyilik yapma ve takva hususunda birbirleriyle yardımlaşma var… Cenab-ı Hakk’ın bu emri şöyle…
وَتَعَاوَنُوا عَلَى الْبِرِّ وَالتَّقْوٰى
İyilik ve takva konusunda, yani kötülüklerden sakınmak hususunda birbirinizle yardımlaşın…
وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْاِثْمِ وَالْعُدْوَانِ
Günah ve düşmanlık/ haklara tecavüz hususunda ise asla yardımlaşmayın ” (MAİDE;2)
Cenab-ı Allah;
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجًا ثَلٰثَةً
y insanlar!.. Yer sarsıldıkça sarsıldığı, dağlar ufalandıkça ufalanıp da toz duman haline geldiği zaman, sizler üç sınıf olursunuz diyor Birincisi;
فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ
“ünyadayken iyi işler işlediklerini belirtmek için, amel defterleri sağdan verilenler… İkincisi;”
وَاَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ مَا اَصْحَابُ الْمَشْئَمَةِ
“ünyada kötülük yapanların kötülüklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler… Üçüncüsü ise;”
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ
“u dünyada hayatı boyunca imanda ve amelde öne geçenler… Bunlar ahirette de öne geçerler Hayırda önde olanlar, ecirde de önde olurlar…”
اُولٰئِكَ الْمُقَرَّبُونَ
“şte onlar Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir… Onların yeri, onların makamı;”
فٖى جَنَّاتِ النَّعٖيمِ
“ennetin en yüksek makamlarından olan Naim cennetleridir…(VAKIA;7-12)”
Değerli Kardeşlerim!.. Şu yaşadığımız hayat bir bakıma yarıştan ibaret aslında Bu yarış genellikle de; ya hayır ya da şer istikametinde yapılıyor Çünkü
كُلٌّ يَعْمَلُ عَلٰى شَاكِلَتِهٖ
“Herkes kendi mizacına uygun olanı yapar… Herkes kendi yapısına uygun işler görür…” (İSRA;84) Herkes, kendi mizaç ve meşrebine göre iş yapar…”
Bir de bu dünyada hayrı şer görenler var; şerri de hayır görenler var… Çirkini güzel, güzeli çirkin görenler var Kötülükte ve çirkinlikte yarışanlar da aslında iyi ve güzel yaptıklarını sanıyor
Onun için iyi ve kötünün, güzel ve çirkinin belirlenmesi sadece insan zevkine ve aklına bırakılamaz Zevk-i selim ve akl-ı selim ancak vahyin terbiyesinde oluşur Neyin doğru olduğunu, neyin yanlış olduğunu öğreneceğimiz yer vahiydir… Yani ölçümüz Kur’an olacak…
Kadının en güzel vasfı ar ve hayâ olduğu halde, onu bu güzellikten soyup, güzelliği sadece bedene indirgeyenler aslında güzellik değil çirkinlik yarışı yapıyorlar mesela
Oysa kalıcı güzellik bedenlerde değil ruhlardadır Mevlana’nın dediği gibi “Parfümü bedenden ziyade ruha sürmek gerekir ” Ruhun parfümü de edep ve hayâdır, ruhun kokusu güzel ahlaktır
Bedenler sonunda nasıl olsa çürüyüp toprak olur Bakın şu an sadece resimlerde yaşayan birçok dünya güzeli seçilenlerin bedenlerinden hiç bir şey kalmadı şu dünyada Hepsi çürüyüp yok oldu, gitti…
Öyleyse kalıcı olanları süsleme yarışına katılmak lazım Şu fani dünyada çürüyüp gidecek olanla uğraşıp ömür tüketmemek lazım Çünkü bunlar;
زٖينَةُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا
“ünya hayatının ziynetidir…”
وَالْبَاقِيَاتُ الصَّالِحَاتُ خَيْرٌ عِنْدَ رَبِّكَ ثَوَابًا وَخَيْرٌ اَمَلًا
“aki kalacak salih ameller ise Rabbinin yanında hem sevap bakımından hem de ümit bakımından daha hayırlıdır…”(KEHF;46)”
Değerli Mü’minler!.. Malumunuz; oyunlar ve sporlar genellikle yarışmak için yapılır Bu yarışmaların sonunda sembolik ve ya maddi değeri olan ödüller ve ya kupalar kazanılır Yarışmanın ödülü onun değeri nispetindedir… Bu türlü yarışmaların pek çoğu sadece zaman öldürme yarışından ibarettir
Konusu ve ödülü değerli olan yarışlar kişiye ve topluma faydası olan; ilmi, edebi, hayrî sahada, teknik ve hizmet alanında yapılan yarışmalardır Çünkü böyle yarışmaların meyveleri kalıcı olur
Sözgelimi bir futbol maçının sonucu anlık bir heyecan yaşatmaktan ibaretken; ilmi bir keşfin, bir hayır kurumunun, edebi bir eserin faydası asırlarca sürer
Cenab-ı Mevla bize hangi sahada yarışmamız gerektiğini de öğretiyor bize… Bakın Kur’an böyle bir kitap işte… Kur’an’da yok, yok…
وَلِكُلٍّ وِجْهَةٌ هُوَ مُوَلّٖيهَا
“Herkesin yöneldiği bir yön vardır” diyen Cenab-ı Allah;”
فَاسْتَبِقُوا الْخَيْرَاتِ
“O halde hayırlı işlerde birbirinizle yarışın” diyor… (BAKARA; 148)”
Peygamber Efendimiz de ilim elde etmek için ve malı hayırda harcamak için yapılan yarışlarda hasedin söz konusu olmadığını söylüyor… Bunların gıpta edilecek yarışlar olduğunu haber veriyor bize…
Kullukta, hizmette, ikramda, hakkı hâkim kılmada, faydalı ve kalıcı eserler bırakmada yarışmanın mükâfatları da kalıcı olur… Bu mükâfatlar dünyevi olduğu kadar, aynı zamanda uhrevi mükâfatlardır Önemli olan da uhrevi olan mükâfatlar, bunu kazanabilmek lazım…
Kazanmak için yarışmaya değer; en büyük ödül önce Allah rızasıdır… Ondan sonra da bu rızanın neticesi olarak cennet ve cemalullahtır…
سَابِقُوا اِلٰى مَغْفِرَةٍ مِنْ رَبِّكُمْ
““Ey insanlar! Rabbinizden gelecek mağfiret için yarışın” diyor Allah-u Teâlâ…”
وَجَنَّةٍ عَرْضُهَا كَعَرْضِ السَّمَاءِ وَالْاَرْضِ
“Genişliği gökle yerin genişliği kadar olan cennet için yarışın diyor… (HADİD;21) Çünkü;”
اِنَّ الْاَبْرَارَ لَفٖى نَعٖيمٍ
“yiler mutlaka cennette olacaklar, hem de Naim cennetindeki nimetler içinde olacaklar…”
عَلَى الْاَرَائِكِ يَنْظُرُونَ
“nlar tahtlar üzerinde oturup kendilerine verilen nimetleri seyredecekler…”
تَعْرِفُ فٖى وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّعٖيمِ
“nların yüzlerinde nimete kavuşmanın sevinç parıltısını görülecek, onlar bu parıltılardan tanınacak”
خِتَامُهُ مِسْكٌ يُسْقَوْنَ مِنْ رَحٖيقٍ مَخْتُومٍ
“nlara ağzı mühürlü olup, içtikten sonra misk gibi kokan saf bir cennet içeceği sunulur”
وَفٖى ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَ
“Öyleyse birbirine imrenip yarışmak isteyenler, sadece bunun için yarışsınlar” diyor Cenab-ı Allah… (Mutaffifîn, 22-26)”
Değerli Kardeşlerim!.. Yarın ahirette Cennet ve Cemalullah gibi sonsuz ve en yüce ödüle ulaşmak için bu dünyada yarışmak ve bu yarışı kazanmak gerekiyor Bir kimse neticede, yani şu fani ömrünün sonunda, ebedi saadeti, cenneti kazanamamışsa hiçbir şey kazanamamış demektir Çünkü fani kazançlar son bulur… Sınırlı olan her şey tükenir Önemli olan faniyi bakiye çevirebilmektir
Başka yarışları kaybetmek telafi edilebilir… Bir maçta yenilen başka bir maçta kazanabilir… Kazanmasa da bu felaket olmaz Fakat Cenab-ı Allah’a kulluk yarışına katılmamak ve ya bu yarışı ciddiye almamak, sonundaki ödüle önem vermemek, oyun mesabesindeki yarışlarla avunmak Kur’an-ı Kerim’in tabiriyle
هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبٖينُ
““Apaçık bir hüsrandır…” Hem ödülden mahrum olmak, hem de cennetin zıttı olan cehennem ehlinden olmak gibi büyük bir felaketi de hiç bi kimse istemez herhalde…”
Dolayısıyla; kazanmak için yarışmaya değer en büyük ödül; önce Allah rızasıdır… Sonra da bu rızanın neticesi olarak cennet ve cemalullahtır
Onun için; bizlere Allah rızasını ve ebedî esenlik yurdu olan cenneti kazandıracak olan hayır işler yapmak için acele etmeliyiz… Ömrümüzü hayır hizmetleri ile değerlendirmeliyiz
Şunu unutmayın,
فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ
Hiçbir iyilik ve hayır zayi edilmeyecek, mutlaka karşılığı verilecek (ZİLZÂL;7)
Onun için; şu dünyada hiçbir iyiliği küçük görmemeliyiz… Her iyiliğin birer ahiret sermayesi olacağını düşünerek, büyük-küçük demeden, gücümüzün yettiği kadar hayırlar yapmalıyız… Hayırlı işlere koşmalıyız… Hayırlı hizmetlere öncülük etmeliyiz
Huzurlu, mutlu bir toplum olmak için de; Müslümanlar olarak topyekûn hayırda yarış halinde olmalıyız
Peygamber Efendimizin “Mü’min, cennete girinceye kadar kulağına gelen bir hayrı, iyiliği işlemeye doymaz”( Tirmizî, İlm, 19) hadis-i şerifini hiç unutmayalım… Ve bu doğrultuda yaşamaya gayret edelim
Mü’min, sonu cennete çıkan yolda yürür… Müslüman kendisini cennete yaklaştıracak, cehennemden uzaklaştıracak hayırlarda yarışır… Bu fani hayatının sonunda da Cenab-ı Allah’ın lütfu keremiyle vaat edilen sonsuz mükâfata ulaşır
Mevlana “Yürüyeceksen sana ayak verene doğru yürü” diyor… Bu yol sırat-ı müstakimdir… Bu yolun sonu Cenab-ı Allah’ın rızasına çıkar… Bu yolun sonu ebedi saadet yurdu olan cennete çıkar
Rabbim bu yolda daim ve kaim eylesin hepimizi
