Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Helal ve Haram: Allah'ın Kulları İçin Koyduğu Sınır

İsmail Sezkin

HELAL VE HARAM ALLAH'IN KULLARI İÇİN KOYDUĞU SINIR


Değerli Mü’minler!.. Helal; dinimizde yapılması ve ya yenilip içilmesi serbest olan şey demektir… Allah ve Rasulü'nün bir şeyin helal olduğunu belirtmesi ve ya işlenmesinde günah olmadığını bildirmesi o işin helal olduğunu gösterir…

Haram ise; kesin bir delille, açık bir şekilde yasak edilen fiillerdir… Haramı belirlemek Allah’a ve Peygamberimize aittir… Kim olursa olsun; insanların böyle bir yetkileri yoktur…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا

“Ey iman edenler…”

لَا تُحَرِّمُوا طَيِّبَاتِ مَا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكُمْ

“Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz nimetleri kendinize haram etmeyin…”

وَلَا تَعْتَدُوا

“Allah'ın koyduğu sınırları da aşmayın…”

اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُعْتَدٖينَ

“Çünkü Allah haddi aşanları sevmez…(MAİDE;87)”

وَكُلُوا مِمَّا رَزَقَكُمُ اللّٰهُ حَلَالًا طَيِّبًا

“Allah'ın size rızık olarak verdiklerinden helal olanı iyi ve temiz olarak yiyin…”

وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذٖى اَنْتُمْ بِهٖ مُؤْمِنُونَ

“Ve kendisine inanmakta olduğunuz Allah'a karşı gelmekten de sakının…(MAİDE;88)”

Değerli Mü’minler!.. İnsan şu dünyada yiyip-içmek için yaşamayacak, yaşamak için yiyip-içecek… Biz elhamdülillah Müslümanız… Hayatımızı bu anlayışla yaşayacağız… Onun için rızık talep ederken, her zaman rızkımızın helal ve temiz olmasına dikkat edeceğiz… Müslüman önüne gelen her şeyi değil; dinimizin meşru saydığı şeyleri yiyip-içme gayesinde olacak…

اِلَّا عَلَى اللّٰهِ رِزْقُهَا وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِى الْاَرْضِ

““Yeryüzünde kımıldayan her canlının rızkı Allah'a aittir…””

وَيَعْلَمُ مُسْتَقَرَّهَا وَمُسْتَوْدَعَهَا

“Allah her canlının bulunduğu yeri ve öldüğünde emanet olarak konulacağı yeri bilir…”

كُلٌّ فٖى كِتَابٍ مُبٖينٍ

“Çünkü Bunların hepsi kitapta apaçık belli ve yazılıdır… (HUD;6)”

Muhterem Mü’minler!.. Dinimizin haram kıldığı bir işle kazanç temin eden bir kimseye o işi yapmaması tavsiye edildiğinde… Eğer o kişi ‘bu kazanç yolunu bırakırsam maişetini temin edemem, evimi geçindiremem’ diyerek endişeleniyorsa; bu kimsenin imanı ve Rezzak olan Cenab-ı Allah'a güveni tam değil demektir… Allah’a imanında şüphe var demektir… Bu konuda Peygamberimiz bizi uyarıyor…

Peygamberimiz “Hiçbir canlının rızkını tamamlayıp tüketmedikçe ölmeyeceğini Cebrail bana vahyetti” diyor… “Şayet rızıkta bir gecikme olursa Allah'tan korkun ve rızkınızı talep etmede dikkatli olun” buyuruyor… Bir başka hadis-i şeriflerinde de; “Zenginlik mal-mülk ve servet çokluğunda değildir… Hakiki zenginlik, nefsin zenginliği olan gönül tokluğudur” diyor… “Cenab-ı Allah, kuluna takdir olunan rızkı muhakkak verir… O halde rızık talep ederken güzel hareket edin… Helal olanı alın, haram olanı terk edin” diyor…

Değerli Mü’minler!.. İnsan yiyeceklerini tozdan, topraktan, mikroptan uzak tutma hassasiyeti gösterdiği gibi… Şüpheli şeylerden sakınmak için de çok dikkat etmesi lazım… Bu iş öyle tesadüflere bırakılacak ve ihmal edilecek bir mesele değil yani…

Her zaman, haram olan her şeyin ahirette hesabının sorulacağının bilincinde olmamız lazım… Bu hepimizin üzerine, namaz gibi, oruç gibi bir mükellefiyettir… Çünkü Peygamberimiz “Helali talep etmek ve gerekli araştırmayı yapmak her Müslümanın üzerine vaciptir” diyor…

Biz kul olarak Allah'ın taksim ve tahsis ettiği rızkı elde etmeye çalıştığımız gibi, rızık da sahibini arar… İster yiyecek-içecek olsun, ister başka bir şey olsun; hiç fark etmez, rızık sahibine nasip olacağı zamanı bekler… Koyunun kuzusunu, kuzunun anasını arayıp bulduğu gibi rızık da sahibini arar bulur… Peygamberimiz “İnsanın eceli sahibini araştırıp, zamanı geldiğinde onu bulduğu gibi, rızkı da zamanı geldiğinde onu mutlaka bulur” diyor…

Cenab-ı Allah bizi en değerli varlık olarak yaratmış… Temiz fıtratımızı korumak ve ahiretteki ebedi kurtuluşa ulaşmamız için bize bazı sınırlar koymuş… Hayatımız boyunca riayet etmemiz gereken bu sınırlara işte helal ve haram diyoruz…

Peygamberimiz “Helal olan bellidir… Haram olan da bellidir… Bir de bu ikisi arasında şüpheli olan şeyler vardır… Ama insanların çoğu bunu bilmez, bunda yanılırlar… Şüpheli konulardan sakınanlar dinini ve iffetini korumuş olur… Şüpheli konulardan sakınmayanlar ise gitgide harama dalar, haramla işgal etmiş olurlar… Harama dalarlar” diyor…

Peygamberimiz bize bu uyarıyı yaparken; sadece haramdan ve harama yol açan vasıtalardan kaçınmaya değil… Aynı zamanda haram şüphesi taşıyan işlerden de uzak durulmasını buyuruyor…

Değerli Mü’minler!.. Yaratılış hikmetine uygun olan her şey helaldir… İnsanın onur ve haysiyetini zedeleyen her şey de haramdır… Mahlukata zarar veren her şey haramdır… Helal, Allah'ın rızasına uygun söz, tutum ve davranışlardır… Haram ise, Cenab-ı Hakk’ın gazabına ve insanların kınamasına neden olacak kötülüklerdir…

İlk insan Hz. Adem'in cennetten kovulmasına sebep olan şeyin, Allah'ın koyduğu bir haramın işlenmesi olduğunu hepimiz biliyoruz… Dolayısıyla; tekrar cennete gitmek için de, Allah’ın helal ve haramlarına uyarak hayatımızı yaşamak zorundayız… Helal-haram duyarlılığı olmadan yaşanan ömür israf edilmiş bir ömür demektir… İsraf edilen ömrün sonu ise hüsrandır…

Değerli Kardeşlerim!.. Dinimizde hiç kimsenin öyle kendi kafasına göre helal ve haram koyma yetkisi yoktur… Kur’an-ı Kerim'e iman eden ve Peygamberimizin yolunda yürüyen herkes hayatında helal-haram duyarlılığına sahip olmak zorundadır… Çünkü mü’min, imanının gereği olarak Allah’ın sınırlarını bilen ve kendini tanıyan insandır… Müslüman hiçbir canı incitemez… Duyarsız, hürmetsiz ve iffetsiz davranarak kendisinin ve başkasının haysiyetini çiğneyemez…

Mü’min; yetim malına el uzatamaz… Kul ve kamu hakkına giremez… Eşine ve çocuklarına, annesine-babasına, komşularına ve akrabalarına, maiyetinde çalışanlara kötü muamelede bulunamaz… Yalan, yalancı şahitlik, iftira ve kötü sözlerle dilini kirletemez… Emanete asla ihanet edemez… Verdiği sözden dönemez… Fitne ve fesat peşinde koşamaz… Bozgunculuk yapamaz…

Değerli Kardeşlerim!.. Harama düşmemenin birinci yolu takvadır… Cenab-ı Allah

وَمَنْ يَتَّقِ اللّٰهَ يَجْعَلْ لَهُ مَخْرَجًا

““Kim Allah'a karşı gelmekten sakınırsa, Allah ona bir çıkış yolu açar…””

وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ

““Onu beklemediği yerden rızıklandırır…””

وَمَنْ يَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِ فَهُوَ حَسْبُهُ

““Kim Allah'a tevekkül ederse, Allah kendisine yeter” buyuruyor (TALAK;2-3)”

Harama düşmemek için ikinci olarak da, sınırlara dikkat etmek gerekir… Haramlar adeta yakıcı bir ateş yumağı gibidir… Cenab-ı Allah'ın çizdiği hudutları aşan kimse kendini bu ateşin içinde bulur… Bu tehlikeden korunmanın yolu ise haramlarla helallerin arasındaki şüpheli şeylerden uzak durmaktır… Peygamberimiz “Kim şüpheli bir şeyi terk ederse haramlığı belli olan şeyi daha çok terk eder… Kim de şüphelendiği şeyi yapmakta cüretkâr olursa… Haramlığı açık olan şeye düşmesi daha kolay olur” diyor…

Harama düşmemek için üçüncü olarak, kanaatkâr olmak lazım… Cenab-ı Allah

لَا يَسْتَوِى الْخَبٖيثُ وَالطَّيِّبُ وَلَوْ اَعْجَبَكَ كَثْرَةُ الْخَبٖيثِ

““Pisin çokluğu hoşuna gitse bile, pis ile temiz bir olmaz” diyor…(MAİDE;100) Yani helal az olsa bile çok değerlidir… Çok kıymetlidir… İslam âlimlerinin dediği gibi; buğday tanesi kadar bir helal, Allah katında dünyalar dolusu haramdan daha makbul ve daha sevimlidir… Çünkü haram pistir ve Allah tarafından reddedilmiştir… Helal ise iyi ve temizdir… Allah tarafından sevilmiş ve kabul görmüştür… O sebeple bu ikisi hiçbir zaman birbirine denk olmaz…”

Dördüncü olarak; lüks ve gösterişten uzaklaşmak gerekiyor… Cenab-ı Allah’ın insanoğluna lütfettiği maddi ve manevi her şey emanettir… Onun için, bunların nerede ve nasıl kullanılması gerektiği ayet ve hadislerle açıklanmış bize… Herkes mesuliyeti oranında bu nimetlerden hesaba çekilecek… Dolayısıyla Allah-u Teâlâ’nın kendisine lütfettiği nimetleri onun razı olduğu istikamette, insanların hizmetinde kullanmaya gayret etmek zorundayız… Cenab-ı Hakk;

وكُلُوا وَاشْرَبُوا وَلَا تُسْرِفُوا اِنَّهُ لَا يُحِبُّ الْمُسْرِفٖينَ

buyuruyor… “Yiyin-için fakat israf etmeyin… Çünkü Allah israf edenleri sevmez”(ARAF;31) diyor… Şunu da söyleyeyim; helalin ihtiyaçtan fazla harcanması ve kullanması da israftır bizim dinimizde…

Değerli Kardeşlerim!.. İnsan gönlünü dünyaya kaptırıp ahireti unutmaya ve ya ölümü kendine uzak görmeye başladığı zaman harama dalar… Ondan sonra helâlleri haram, haramları da helal görmeye başlar insan… Onun için, Cenab-ı Hakk’ın ve Peygamberimizin helal ve haram konusundaki uyarılarını bilmek ve dikkat etmek zorundayız… Müslümanlar olarak hesap gününü düşünerek yaşamak zorundayız… Peygamberimizin dediği gibi “Hesaba çekilmeden kendimizi hesaba çekmek” zorundayız… Peygamberimiz “Müslüman, bir başkasının elinden ve dilinden zarar görmediği kimsedir” diye Müslümanı tarif ediyor… Peygamberimizin bu tarifini kendimize uydurduğumuz zaman, bu günkü yaşadığımız her sıkıntıdan kurtulmuş olacağız… Bunun yolu da haramlardan uzak durmaktan geçiyor… Bu gün özellikle İslam toplumu olarak buna çok ihtiyacımız var…

Unutmayın; Müslümanlar düzelmeden dünya düzelmeyecek… İnsanlık yaşadığı bu sıkıntılardan kurtulamayacak…