HEP BİRLİKTE ALLAH'A YÖNELİŞ
Değerli Mü’minler!.. Peygamber Efendimiz (SAV) veda haccında bir hutbe irad etmişti Biz o hutbeye ‘Veda Hutbesi’ deriz… Peygamberimiz o hutbesinde ümmetiyle vedalaşarak, bu dünyadan ayrılma vaktinin yaklaştığının işaretlerini vermişti… Nitekim Veda haccından döndükten kısa bir süre sonra da rahatsızlanmıştı… Artık Peygamber Efendimizin bu dünyadaki son günleriydi… Ancak çok ağır geçen hastalığına rağmen, mescide çıkıp cemaatle namaz kılmaya büyük önem veriyordu… Hastalığına rağmen ashabına namaz kıldırmaya devam ediyordu Ömrünün son Perşembe günü yatsı vakti ezan okunmuş ve cemaat toplanmıştı…
Ama Peygamberimiz mescide gelemez… Herkes onun mihraba gelmesini bekliyor… Hasta yatağında, bir ara gözlerini açan Peygamberimiz “Cemaat namazı kıldı mı?” diye sorar Ama daha kılmamışlardı… Hatta o gelmeden başlamayı da düşünmüyorlardı Bunun üzerine Peygamberimiz, rahatlamak için vücudunu yıkar ve kalkmaya çalışır, ama kalkamaz ve bayılır Ayılınca tekrar namazın kılınıp kılınmadığını sorar Cemaat hâlâ onu bekliyor O, yeniden yıkanıp kalkmak ister, ama yine bayılır Böylece üç kere yıkanıp hazırlanır, ama her defasında da bayılır
Artık mescide çıkabilecek takatinin kalmadığını anlar Peygamberimiz Ancak birinin de mescide gidip, cemaate namaz kıldırması gerekiyor Bunun üzerine Hz. Ebû Bekir'e namazı kıldırması için haber gönderir Peygamberimiz
Ertesi gün öğle namazı vaktinde, kendisini biraz iyi hisseden Peygamberimiz, Hz. Abbâs ve Hz. Ali'nin kollarının arasında zorla da olsa mescide gelir Hz. Ebû Bekir'in namaz kıldırdığı cemaate uyarak, oturduğu yerden namazını kılar… Fakat o vakitten sonra bir daha odasından çıkamaz Geçen her an takatten düşmeye başlar Pazartesi günü sabah namazında da, biraz kendini iyi hisseder gibi olunca, yattığı odanın mescide açılan kapısındaki perdeyi aralayıp, namazın cemaatle kılınışını seyreder Ashâb-ı kirâm, saf olmuş yine Hz. Ebû Bekir'in imametinde sabah namazını kılıyorlar Onların bu hâlini görünce sevinir ve tebessüm ederek şükreder Peygamberimiz Ashab da göz ucuyla Allah Resûlünü görünce tekrar aralarına gelecek umuduyla çok sevinirler…
Fakat Peygamberimiz onlara namazlarını tamamlamalarını işaret eder ve perdeyi kapatır Ve o gün öğleye doğru Peygamberimiz vefat eder Ashâbın Peygamberimizi, son görüşü bu olur…
Değerli Kardeşlerim!.. İslam’ın bazı şiarları vardır Camiye-mescide gitmeyi alışkanlık hâline getirmek İslâm'ın şiarlarından biridir… Namazı cemaatle kılmak İslâm'ın şiarlarından biridir… Camilerin-mescitlerin bakımı ile uğraşmak da İslâm'ın şiarlarından biridir… Bu nedenle Peygamber Efendimiz,
إِذَا رَأَيْتُمُ الرَّجُلَ يَتَعَاهَدُ الْمَسْجِدَ فَاشْهَدُوا لَهُ بِالْإِيمَانِ
““Bir kişinin sürekli mescide gittiğini görürseniz onun imanına şahit olun” buyuruyor ve Allah-u Teâlâ’nı şu ayetiyle bizi uyarıyor…”
اِنَّمَا يَعْمُرُ مَسَاجِدَ اللّٰهِ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَ وَلَمْ يَخْشَ اِلَّا اللّٰهَ فَعَسٰى
Allah-u Teâlâ bu ayet-i kerimesinde “Allah'ın mescitlerini, ancak Allah'a ve ahiret gününe inanan, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah'tan başkasından korkmayan kimseler imar eder” buyuruyor
Değerli Mü’minler!.. Dinimiz İslâm'ın bütün uygulamalarına bakın, tamamının aslında bir tek amacı olduğunu görürsünüz O da, İslâm kimliğiyle yoğrulmuş bir toplum meydana getirmek ve bu topluma aynı inancı paylaşan bir ümmet olma şuuru kazandırmaktır
Mesela; Medine'ye toplu olarak hicret edilmesinde bu vardır Mesela; Ensar ile Muhacirlerin kardeş yapılmasında bu vardır Mesela; bir arada ibadet edilecek mescidin inşa edilmesinde de bu vardır… Mesela; insanları ilâhî huzurda hep birlikte toplanmaya davet eden ezanda da bu vardır…
Yani biraz önce de dediğim gibi; kısaca, İslâm'ın temel ibadetlerinin hepsinin toplumsal bir yönü vardır İslâm dini, öyle kuru kalabalık bir toplum istemiyor Bilinçli ve aynı hedefleri paylaşan, inançlı insanların oluşturduğu kaliteli bir toplum istiyor İslam Dini İşte bu sebeple, namaz ibadetine, “cemaatle kılınma” özelliği getirilmiş… Namaz aslında ferdî bir ibadettir Ama cemaatle kılındığı zaman namaz toplumsal bir mahiyet kazanmış olur…
Namaz cemaati, manevi bir topluluğun adı oluyor yani Çünkü namaz için oluşturulan cemaat, sadece Allah rızasını kazanmak isteyen ulvî bir topluluktur
Değerli Kardeşlerim!.. Namazını camide cemaatle kılan bir mü’min, camiden dirilmiş ve yenilenmiş olarak ayrılır Nitekim Peygamber Efendimiz, cemaatle kılınan namazın kişiye kazandırdığı güzellikleri şöyle zikrediyor:
مَنْ تَوَضَّأَ لِلصَّلاَةِ فَأَسْبَغَ الْوُضُوءَ
“r kimse namaz kılmak için güzelce abdest alır,”
ثُمَّ مَشَى إِلَى الصَّلاَةِ الْمَكْتُوبَةِ
“onra bir farz namazı kılmak için giderse,”
النَّاسِ مَعَ فَصَلاَّهَا
“O namazı başka insanlarla beraber kılarsa,”
أَوْ فَصَلاَّهَا مَعَ الْجَمَاعَةِ
“e ya cemaatle kılarsa,”
أَوْ فَصَلاَّهَا فِى الْمَسْجِدِ
“Ya da mescitte kılarsa,”
غَفَرَ اللَّهُ لَهُ ذُنُوبَهُ
“Allah o kimsenin günahlarını affeder ””
Peygamberimizin bir başka müjdesini de Enes bin Malik bize haber veriyor…
مَنْ صَلَّى لِلَّهِ أَرْبَعِينَ فِى يَوْمًا جَمَاعَةٍ
“Bir kimse, kırk gün süreyle, Allah için, namazlarını cemaatle kılarsa,”
يُدْرِكُ التَّكْبِيرَةَ الأُولَى
“Cemaatle kıldığı o namazların ilk tekbirine yetişirse,”
كُتِبَتْ لَهُ بَرَاءَتَانِ
“O kimseye Allah tarafından iki kurtuluş yazılır;”
بَرَاءَةٌ مِنَ النَّارِ
“irisi ateşten yani cehennemden kurtuluş,”
وَبَرَاءَةٌ مِنَ النِّفَاقِ
“iğeri de münafıklıktan kurtuluş.””
Değerli Mü’minler!.. Peygamber Efendimiz, namazlarımızı ne kadar kalabalık bir cemaatle kılarsak, Cenab-ı Allah'a o kadar sevimli olacağını ve kalabalığın çokluğuna göre bize daha çok sevap kazandıracağını bildiriyor Hatta kadınların da bu rahmetten mahrum bırakılmamasını da her zaman bizlere tavsiye etmiş ve
اللَّهِ مَسَاجِدَ اللَّهِ إِمَاءَ تَمْنَعُوا لاَ
““Allah'ın kadın kullarının Allah'ın mescitlerine gelmelerine engel olmayın” demişti…”
Peygamber Efendimiz bu camiye ve cemaate, kadınlar kadar, çocukların da getirilmelerine, her zaman özen gösteriyor ve çok önem veriyordu Hatta annelerin çocuklarıyla beraber mescide gelmelerine engel olmak şöyle dursun, tam aksine cemaat içinde bir çocuk ağlaması işittiği zaman, annesini huzursuz etmesine engel olmak için, namazı kısa ve çabuk kıldırıyor ve namazı bu yüzden kısa kıldırdığını da, namazdan sonra bizzat dile getiriyordu
Böylece cemaat ile namaz kılmanın bereketini ve sevabını anlayan hanım sahâbîler de, sabah namazında bile Peygamber Efendimizin arkasında saf tutarak, namazlarını hep cemaatle kılıyorlardı…
Değerli Kardeşlerim!.. Bir Müslüman, devamlı cemaatle namaza devam ederse, o kişi ilahi rahmete ve ilahi himmete talip olmuş olur Cemaatle edilen duaların da Cenab-ı Allah’ın yanında daha makbul olacağı umulur Çünkü Peygamber Efendimizin haber verdiğine göre;
صَلاَةُ الْجَمَاعَةِ تَفْضُلُ صَلاَةَ الْفَذِّ بِسَبْعٍ وَعِشْرِينَ دَرَجَةً
““Cemaatle kılınan namaz, tek başına kılınan namazdan yirmi yedi kat daha faziletlidir…””
Neden biliyor musunuz?.. Çünkü namazlarını cemaatle kılan bir insan; faydasız işlerin yapıldığı yerlerden, günahların işlendiği yerlerden, bunları yapan kişilerden; kendiliğinden uzaklaşmış olur… Böylece her türlü sapma ve kaymadan korunmuş olur
Nitekim Peygamberimiz, sahabeden Ebu'd-Derdâ'ya, bir yerde üç kişi olduğunda, eğer o üç kişi namazlarını cemaatle kılmazlarsa, şeytanın onları kuşatıp yeneceğini söylüyor Sonra da Eb’d Derda’yı;
فَعَلَيْكَ بِالْجَمَاعَةِ فَإِنَّمَا يَأْكُلُ الذِّئْبُ الْقَاصِيَةَ
““Cemaate devam et, çünkü kurt sürüden ayrılanı yer” diye uyarıyor”
Değerli Mü’minler!.. Bütün bu hadis-i şeriflerden de öğreniyoruz ki; Peygamber Efendimiz namazları cemaatle kılma hususunda en ufak bir gevşekliğe dahi müsamaha göstermiyordu Nitekim bir keresinde, yatsı namazına gelenlerin sayısının az olduğunu görünce çok kızmıştı…
Hatta bu kızgınlığını, içinden cemaate gelmeyenlerin gidip evlerini yakmak geldiğini söyleyecek kadar açığa vurmuş ve
وَلَوْ عَلِمَ أَحَدُهُمْ أَنَّهُ يَجِدُ عَظْمًا سَمِينًا لَشَهِدَهَا
““Şayet bunlardan biri, burada dünyevî bir menfaat bulacağını bilseydi, bu namaza mutlaka gelirdi” demişti… İşte Peygamberimizin bu hiddeti ve bu sözü; O’nun cemaatle namaz kılmaya ne kadar önem verdiğini gösteriyor…”
Anlıyoruz ki; namazın cemaatle kılınmamasına razı değildi Peygamberimiz Bu nedenle her fırsatta namazı cemaatle kılmanın faziletlerini anlatıyordu Namazlarımızı cemaatle kılmamız için teşvik ediyor ve bize şu müjdeyi veriyor…
مِنْ حِينِ يَخْرُجُ أَحَدُكُمْ مِنْ بَيْتِهِ إِلَى مَسْجِدِهِ
““Bir kimse camiye gitme niyetiyle evinden çıktığında,”
فَرِجْلٌ تَكْتُبُ حَسَنَةً وَالْأُخْرَى تَمْحُو سَيِّئَةً
“ttığı bir adımla kendisine bir sevap yazılır, diğer adımıyla bir günahı silinir” buyuruyor”
Dolayısıyla evi camiye en uzak olanın, en büyük sevabı alacağını söylüyor Ayrıca Peygamber Efendimiz, yatsı namazını cemaatle kılan kimsenin gecenin yarısını; hem yatsı hem de sabah namazını cemaatle kılanın ise gecenin tamamını namaz kılarak geçirmiş gibi sevap kazanacağını haber veriyor
Çünkü yatsı ve sabah namazları, vakit olarak nefse en ağır gelen ve riyanın olmadığı, yani gösteriş yapılamayacak vakitlerdir
Bu vakitler nefse ağır geldiği için, bu vakitlerde gösteriş yapılamadığı için de; Peygamberimizin zamanında münafıklar bu namazlarda cemaate gelmezlermiş… Peygamberimiz bu iki vakit için,
وَلَوْ يَعْلَمُونَ مَا فِى الْعَتَمَةِ وَالصُّبْحِ لأَتَوْهُمَا وَلَوْ حَبْوًا
“buyuruyor… Yani “Eğer insanlar yatsı ve sabah namazlarındaki fazileti bilselerdi, sürünerek de olsa o ikisini cemaatle kılmaya gelirlerdi” diyor”
Değerli Kardeşlerim!.. Malumunuz cuma namazı sadece cemaatle kılınır ve cemaatle kılınması farzdır… Dolayısıyla; cuma namazını bir yana bırakırsak, hadislerde cemaate devam edilmesi hususunda ısrarla üzerinde durulan namazların, sabah ve yatsı namazları olduğunu görüyoruz
Peygamber Efendimizden sonra, ashâbı da bu konuda aynı titizliği sürdürmüştü Nitekim Hz. Ömer, bir sabah namazında cemaatten Süleyman b. Ebû Hasme adlı bir kişiyi göremeyince merak etmiş, çarşıya giderken evine uğrayıp ne olduğunu öğrenmek istemişti
Yolda o şahsın annesi Şifâ Ümmü Süleyman'a rastlayan Hz. Ömer, “Süleyman'ı sabah namazında göremedim” deyince kadın, oğlunun gece namaz kıldığı için uyuyakaldığını ve sabah namazına gidemediğini söylemişti… Bunun üzerine Hz. Ömer, “Sabah namazına cemaate gitmesi, bütün gece namaz kılmasından daha hayırlıdır” diyerek, bu durumu tasvip etmediğini ifade etmişti…
Burada anlatmaya çalıştığım; Peygamber Efendimizin bütün bu teşviklerinden, müjdelerinden ve sakındırmalarından, cemaatle kılınan namazların aslında farz namazlar olduğu anlaşılıyor Bunların dışında, özellikleri gereği daha çok katılımın gerekli olduğu bayram namazı, cenaze namazı, teravih namazı, güneş tutulduğu zaman kılınan küsuf namazı, yağmur duası namazı gibi namazlar da Peygamberimiz zamanından beri cemaatle kılınır Bunların yanı sıra, evde kıldığı nafile namazları bile, bazen eşleriyle beraber cemaatle kılarmış Peygamberimiz… Hatta kazaya kalan namazları da cemaatle kılmıştı Peygamber de kazaya namaz bırakır mı derseniz, buyurun dinleyelim… Çünkü Peygamberimiz de bizim gibi bir insan, bizim gibi bir kuldu…
Meselâ, Hendek Savaşı'nda bir gün öğle, ikindi ve akşam namazlarını vaktinde kılamamışlardı Daha sonra bu namazları birleştirerek kılmıştı Yine ashabıyla bir sefer esnasında uyuya kaldıkları için kılamadıkları sabah namazını ise, güneş doğduktan sonra aynı şekilde cemaatle kılmıştı Böylece, imkân nispetinde ve şartlara göre, vaktinde kılınamamış namazların bile cemaatle kılınabileceğini bize öğretmişti Peygamberimiz
Evinde birtakım işlerle meşgulken namaz vakti girince elindeki işi bırakıp namaza giden Peygamberimiz, geçerli bir mazereti olmayan ve vakti olan her Müslüman'ın cemaate iştirak etmesinin önemini ve gereğini her zaman anlatmıştı hayatında
Nitekim bir defasında görme engelli sahabe Ümmü Mektûm, kendisini mescide getirecek bir kimsesinin olmadığını söyleyerek, namazı evde kılmak için izin istemişti Peygamberimizden… Bunun üzerine Peygamberimiz ona, ezanı duyup duymadığını sormuş ve “Evet” cevabını alınca da, “Öyleyse
فَأَجِبْ
davete icabet et” buyurarak, cemaatle namazın sevabından mahrum kalmamasını tavsiye etmişti Ümmü Mektûm’a
Değerli Müminler!.. Peygamber Efendimiz, korku ve hastalık gibi özür durumu ile yolculukta iken, soğuk ve yağmurlu geceler gibi kötü hava şartlarının olduğu vakitlerde cemaate gitmemeye izin vermiştir sadece
Malumunuz İslâm Dini kolaylık dinidir Onun için kar, sel, çamur, hareket imkânı olmayan bedensel engellilik, can güvenliğinin bulunmaması, bakılan hastanın başından ayrılamama, kayıp arama, cenaze işleri gibi hususlar cemaate gelmemek için mazeret olarak kabul edilir…
Peygamber Efendimizin tavsiyesine göre, iki kişi bir araya geldiği zaman içlerinden büyük olanın imam olması ve ezan okuyarak namazlarını cemaatle kılmaları gerekir Eğer üç kişi bir aradaysa, içlerinden Kur'an'ı en iyi okuyanın imam olması gerekir
Cemaatle namazın ilk ve en önemli şartı saf tutmaktır… Peygamber Efendimiz, safları düzgün tutmanın, namazı güzelleştiren, hatta onu tamamlayan ve mükemmelleştiren bir unsur olduğunu ifade eder hadis-i şeriflerinde… Nitekim bir defasında meleklerin Allah katında saf tutmalarını örnek vererek ashabının da onlar gibi olmalarını istemiş ve
يُتِمُّونَ الصُّفُوفَ الأُوَلَ وَيَتَرَاصُّونَ فِى الصَّفِّ
““Melekler ilk safları tamamlarlar ve safta sık dururlar” demişti…”
Peygamber Efendimiz, safların düzgünlüğüne öyle önem verirdi ki; namaza durmadan önce bizzat cemaatin saflarını düzeltir ve omuzlarına dokunarak, “Düzgün durun, karışık durmayın ki; kalpleriniz de karmakarışık olmasın ” uyarısında bulunurdu…
Değerli Mü’minler!.. Yeri gelmişken bu konuyu biraz detaylandıralım… İmamın, ilk safın önüne ve orta yerine durması ve daha sonra sırasıyla saflardaki boş yerlerin doldurulması gerekir… Namaza dururken önündeki safta bulunan boşluğu doldurmadan namaza duranları Peygamberimiz “Allah da onları rahmetinden geri bırakır” diye uyarıyor…
Namazda safların düzgün tutulması, Müslümanları hem şeklen hem de ruhen birlikte tutma amacına matuftur Hiçbir makam-mevki farkı olmadan omuz omuza dizilerek oluşturulan bu düzen, toplumun birlik ve dirliğinin en güzel yansımasıdır… Hatta bir defasında da, cemaatle imama uyan, ama safa katılmadan arka tarafta tek başına namaza duran bir adama, Peygamberimiz namazı tekrar kılması gerektiğini söylemişti… O kişi de namazını tekrar kılmıştı… Saftaki boşluğu doldurana Allah-u Teâlâ rahmetiyle yaklaşır, safta boşluk bırakandan ise Cenab-ı Hakk rahmetini keser…
Değerli Kardeşlerim!.. Peygamber Efendimiz, ashabına cemaat adabını işte bu şekilde teker teker öğretmişti… Camiye giderken vakarlı ve rahat bir şekilde gidilmesini, zamanında gidilmesini, giderken acele edilmemesini, cemaate sonradan yetişenin de imama uymasını ve imamın selamından sonra kalan rekatları tamamlamasını tavsiye ediyor Peygamberimiz
Ayrıca kişinin camide bulunduğu süre boyunca, otururken bile, Allah’ın haram dediği bir şeyi konuşmamak kaydıyla, kendi aralarında sohbet ederken bile, namazdaymış gibi sevap kazanacağını ve meleklerin duasına mazhar olacaklarını müjdeliyor Peygamberimiz…
Peygamberimiz, namaz esnasında nelere dikkat edeceğimizi de öğretiyor bize… İmamdan önce rükû ve secde yapılmaması, imama uyan kimsenin namaz boyunca imamın her hareketini eş zamanlı olarak takip etmesi, imam Kur'an okurken cemaatin susup dinlemesi gibi…
Ayrıca Peygamber Efendimiz, cemaatle namaz kılındığı her zaman, namaz bittikten sonra bir müddet oturduğu yerde bekleyerek, mescitten çıkış esnasında hanımlara öncelik veriyordu… Böylece onların kalabalıktan rahatsız olmadan çıkmaları sağlanıyordu
Peygamber Efendimizin cemaate gelenlerin dikkat etmesini istediği, diğer hususlarda öncelikle şunları da söyleyebiliriz… Cemaatin kendi arasında asgarî sosyal ilişki kurallarına uymak… Ve temizlik Dolayısıyla günümüzde de cemaatle namaza katılanların bu hususlara dikkat etmelerinin ne kadar önemli ve ne kadar yerinde olduğunu hep görüyoruz
Değerli Kardeşlerim!.. Ve’l-hasıl-ı kelam; cemaatle namaz, dünyevî ve uhrevî kazanımlarıyla, Peygamberimizden bize miras kalan en kuvvetli sünnetlerden birisi Nitekim İbn Mes'ûd'un şu sözleri de bunu ortaya koyuyor:
“Kim yarın Allah'a Müslüman olarak kavuşmak isterse şu namazlara ezan okunan yerde devam etsin!.. Çünkü Allah, Peygamberinize hidayet yollarını meşru kılmıştır ve namazlar da hidayet yollarındandır Eğer siz, şu evinde kalan kimse gibi evlerinizde namaz kılarsanız, Peygamberinizin sünnetini terk edersiniz Eğer Peygamberinizin sünnetini terk ederseniz, şaşırırsınız ”
Peygamber Efendimiz, hayatının son ânına kadar namazın cemaatle kılınmasına çok önem vermişti… Ashabına hep bunu tavsiye etmişti… Namazları cemaatle kılmanın karşılığında da, çok büyük sevapların verileceğini müjdelemişti
Sözlerime başlarken; İslâm'ın temel ibadetlerinin hepsinin toplumsal bir yönü vardır İslâm dini, öyle kuru kalabalık bir toplum istemiyor demiştim İşte kuru kalabalığı İslam’ın istediği ve emrettiği gibi, nitelikli bir topluluk yapacak, insanların eşit olduğunu ve iman kardeşliğinin her şeyden üstün olduğunu gösterecek ilk yer cemaatle namazdır Namazları camide cemaatle kılmak, evden, işten, dünyevilikten; Cenab-ı Hakk'ın evine, O'nun katına sığınılan bir hicret gibidir Bunun mükâfatı da, Peygamberimiz tarafından şöyle dile getirilir… Bu da son sözümüz olsun…
مَنْ غَدَا إِلَى الْمَسْجِدِ وَرَاحَ أَعَدَّ اللَّهُ لَهُ نُزُلَهُ مِنَ الْجَنَّةِ كُلَّمَا غَدَا أَوْ رَاحَ
““Her kim sabah-akşam mescide giderse, her gidişinde Allah ona cennette bir yer hazırlar ””
