Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Hesaba Çekileceğimiz Bilinciyle Yaşamak

İsmail Sezkin

HESABA ÇEKİLCEĞİMİZ BİLİNCİ İLE YAŞAMAK


İnsan sorumluluk taşıyan bir varlıktır. Sorumluluk bilinci insanoğlunun temel özelliklerinden birisidir. İnsanoğlu Cenab-ı Allah’ın emirlerine uymak ve yasaklarından kaçınmakla yükümlüdür… Herkes bir gün mutlaka, şu dünyada yaptıklarından ve ya yapmadıklarından sorgulanıp hesaba çekilecek İnsanoğlu, dünyaya öyle tesadüfen gelmemiştir… Cenab-ı Allah’ın takdir ve yaratmasıyla var olmuştur Üstelik Cenab-ı Allah, kâinatta olan her şeyi de, onun hizmetine vermiştir

أَفَحَسِبْتُمْ أَنَّمَا خَلَقْنَاكُمْ عَبَثاً وَأَنَّكُمْ إِلَيْنَا لَا تُرْجَعُونَ

““Sizi sadece boş yere yarattığımızı ve sizin gerçekten huzurumuza geri getirilmeyeceğinizi mi sandınız?” (MÜ’MİNUN 115)”

Öldükten sonra dirilip Cenab-ı Allah’ın huzuruna getirileceğimiz bugüne biz hesap günü diyoruz. Bu hesap günü denen gün, insanın en dehşetli günlerinden bir gündür. Peygamberler bile bu günün dehşetinden Cenab-ı Allah’a sığınmışlardır. Bu peygamberlerden biri, Hz. İbrahim Peygamber’dir. İbrahim Peygamber, Cenab-ı Allah’a şöyle dua ediyor:

وَلَا تُخْزِنِي يَوْمَ يُبْعَثُونَ يَوْمَ لَا يَنفَعُ مَالٌ وَلَا بَنُونَ إِلَّا مَنْ أَتَى اللَّهَ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ

““(Ey Rabbim!) İnsanların dirilecekleri (ve huzuruna gelip hesap verecekleri) gün, beni utandırma. O gün ne mal fayda verir, ne evlat. Ancak Allah’a temiz bir kalple gelenler başka.” (ŞUARA 87/89.)”

Hz. İbrahim Peygamber bu duasıyla bize örnek oluyor, yol gösteriyor. Bu ayet aynı zamanda bizlere şunları hatırlatıyor Ey İnsanlar, öleceksiniz fakat sonradan diriltilip Allah’ın huzurunda hesap vereceksiniz. Bunu aklınızdan hiç çıkarmayın, hazırlıklı olun. İbrahim (AS) bir peygamber olduğu, hatta Cenab-ı Allah’ın dostu olma şerefiyle şereflendiği halde hesap gününü unutmuyor ve o gün mahcup duruma düşmemeyi Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyor.

O halde siz de; bu peygamberi kendinize örnek alın… Allah’a yönelin, yalvarın ve o gün hesabınızın kolay geçmesini Allah’tan dileyin… Kimseye güvenmeyin… Sadece Allah’ın rızasını kazanmaya çalışın. Cenab-ı Allah sizden razı olmadıkça, kimsenin size bir iyilik yapamayacağını unutmayın. Çünkü Allah izin vermedikçe hiç kimsenin bir başkasına şefaat etmesi de söz konusu değildir. O halde yapacağınız tek şey, Allah’ın rızasını kazanmaktır. Bu da ancak Cenab-ı Allah’ın emirlerine itaat etmek ve yasaklarından kaçınmakla mümkün olur.

Evet, o gün mal ve evladın fayda vermeyeceği bir gün.

يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ

““Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının.”

وَاخْشَوْا يَوْماً لَّا يَجْزِي وَالِدٌعَن وَلَدِهِ

وَلَا مَوْلُودٌ هُوَ جَازٍ عَن وَالِدِهِ شَيْئاً

“Ne babanın evladı, ne evladın babası namına bir şey ödeyemeyeceği bir gün olan kıyamet gününden çekinin.” (LOKMAN 33)”

İşte şöyle bi düşünmesi bile insana dehşet veren günde, herkes kendisiyle meşgul olacak… Hiç kimsenin başkasıyla ilgilenmeye ayıracak zamanı olmayacak.

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ

وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ

““O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar… Çünkü;”

لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

“O gün herkesin kendine yetecek bir derdi vardır.” (ABESE 34/37)”

Hepimiz, şu dünyada yakınlarımızdan birisiyle karşılaştığımız zaman seviniriz Ama görüyorsunuz; o gün, değil başkalarından, bu en yakınlarıyla bile karşılaşmak istemeyecek hiç kimse… Herkes birbirinden kaçacak. Çünkü kardeşi: “Sen bana dünyada yardım etmedin”; diyecek belki… Anne-babası: “Sen bize iyilikte kusur ettin.”; diyebilir… Eşi: “Sen bana haram yedirdin.”; diyebilir… Çocuklarınız: “Sen bize dinimizi öğreterek bizi uyarmadın.” deyip yakasına yapışırlar diye, herkes böyle birbirinden kaçacak. Hz Aişe anlatıyor: Peygamber Efendimiz (SAV):

“İnsanlar kıyamet günü (ilk yaratılışları gibi) yalın ayak, çıplak ve sünnetsiz olarak haşrolacaklardır.” buyurur. Hz. Aişe: “Ey Allah’ın Rasülü! Erkek kadın bir arada mı? Bunlar birbirlerinin edep yerlerine bakarlar, nasıl olur?” diye sorar.

Peygamber Efendimiz (SAV): “Ey Aişe! Haşir işi çok zordur, insanların birbirlerine bakmalarına müsait değildir…” buyurur.

وَأَنذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ

““(Ey Muhammed) En yakın akrabanı uyar.” (ŞUARA 214) ayetini nazil olunca, Peygamber Efendimiz (SAV) akrabalarını bir araya topluyor ve onlara şu konuşmayı yapıyor…”

“Ey Kureyş Topluluğu! Kendinizi Allah’tan satın alın… Yani kendinizi Allah’ın azabından koruyun… Yoksa ben Allah’ın azabından hiçbir şeyi sizden men edemem

Ey Abdi Menaf Oğulları! Allah’ın azabından hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam

Ey Abdülmuttalib’in oğlu Abbas! Senden de Allah’ın azabından hiçbir şeyi men edemem

Ey Peygamberin halası Safiye! Benim, Allah’ın azabından kurtarmak için sana hiçbir yararım olmaz…

Ey Muhammed (SAV)’in kızı Fatıma! Malımdan ne dilersen iste, vereyim fakat Allah’ın azabından hiç bir şeyi senden men edemem ”

Peygamber Efendimiz (SAV) ashabıyla beraber bir gün bir cenazeye katılır Cenazenin mezarı kazılırken, Peygamberimiz mezarın bir kenarına oturur Bu manzara O’nu çok etkiler… Mübarek gözlerinden yaşlar dökülmeye başlar ve eliyle mezarı göstererek yanındakilere: “Kardeşlerim, kendinizi bugün için hazırlayınız.” buyurur.

Peygamberimizin şu uyarısı aslında her şeyi anlatıyor zaten bize “Benim bildiğimi siz bilseydiniz, daha az güler, daha çok ağlardınız.” diyor Peygamberimiz.

Kıyamet günü insanın bu dünyada gizli ve ya aşikâr işlediği her şeyin hesabı görülecek… İnsanların arasındaki anlaşmazlıkların hepsi o gün orada çözümlenecek Orada hiç kimsenin arasında halledilmeyen bir sorun kalmayacak… Ayrıca o gün hiç kimsenin hiçbir şeyi saklaması söz konusu bile olamayacak.

Yerde ve göklerde Cenab-ı Allah’a saklı hiçbir şey yoktur. Cenab-ı Allah’a gizli ve saklı hiçbir şey olmadığı halde; O yine de, insanların yaptıklarını birer birer yazdırıyor meleklerine. Bunu Kur’an şöyle anlatıyor bize:

كِرَاماً كَاتِبِينَ يَعْلَمُونَ مَا تَفْعَلُونَ

““Oysa üzerinizde muhakkak koruyucular var. Değerli yazıcılar… Onlar, siz her ne yaparsanız (sizinle birlikte bulunduklar için) bilirler… (İyi ve kötü hiç birini kaybetmeden hepsini amel defterlerinize yazarlar.) (İNFİTAR – 10/12)”

Melekler kaleme aldıkları bu defterlerde kulun neyi ne zaman ve nerede yaptığını birer birer yazıyorlar. Bu defterler kıyamet günü herkesin eline verilecek… Kimine sağından verilecek… Kimine solundan verilecek… Kimine önünden, kimine arkasından verilecek…

اقْرَأْ كَتَابَكَ

““Oku kitabını bakalım… denilecek…”

كَفَى بِنَفْسِكَ الْيَوْمَ عَلَيْكَ حَسِيباً

“Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin sana yeter.” (İSRA 14) denilecek.”

İnsanoğlu bu amel defterlerini eline aldığı zaman… Bir bakacak ki; her şey teker teker yazılmış… Hiçbir şeyin unutulmadığını görecek

وَوُضِعَ الْكِتَابُ

““O gün herkesin amel defteri ortaya konulmuş olacak…”

Ey Muhammed! O gün herkes defterini eline aldığı zaman…

فَتَرَى الْمُجْرِمِينَ مُشْفِقِينَ مِمَّا فِيهِ

“Suçluların amel defterlerinden korktuklarını görürsün”

O günahkarlar defterlerini eline alıp bakınca

وَيَقُولُونَ

“Şöyle derler”

يَا وَيْلَتَنَا

“Eyvah!.. Yazıklar olsun bize! derler…”

مَالِ هَذَا الْكِتَابِ

“u nasıl deftermiş böyle; derler…”

لَا يُغَادِرُ صَغِيرَةً وَلَا كَبِيرَةً إِلَّا أَحْصَاهَا

“Büyük küçük hiçbir şey bırakmadan hepsini saymış dökmüş derler”

وَوَجَدُوا مَا عَمِلُواحَاضِراً

“Onlar bu defterlerde bütün yaptıklarını hazır bulmuşlardır. (KEHF 49)”

Herkes amel defterini eline aldıktan sonra artık hesap zamanı… Ve o gün herkes sorgulanacak

فَلَنَسْأَلَنَّ الَّذِينَ أُرْسِلَ إِلَيْهِمْ وَلَنَسْأَلَنَّ الْمُرْسَلِينَ

““Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz.” Buyuruyor Allah-u Teâlâ… (A’RAF – 6)”

Peygamber gönderilen topluluklara: “Size gelen elçilere, peygamberlere ne cevap verdiniz?” diye sorulacak… Peygamberlere de “Siz onlara benim emir ve yasaklarımı bildirdiğiniz zaman onlar size ne cevap verdiler?” diye sorulacak İşte hesap böyle başlayacak…

Amel defterlerini inceleyenlerden bazıları orada yazılı günahlarından bir kısmını inkâr edecekler ve: “Bunları ben yapmadım, melekler yazdı.” Diyecekler Ama, bu konudaki şahitlere itiraz edemeyecekler Çünkü o gün vücutlarındaki organlar aleyhlerinde şahitlik yapacaklar

يَوْمَ تَشْهَدُ عَلَيْهِمْ أَلْسِنَتُهُمْ وَأَيْدِيهِمْ وَأَرْجُلُهُم بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ

““O gün onların dilleri, elleri ve ayakları işledikleri şeyler hakkında kendilerine şahitlik ederler.” (NUR – 24)”

“Onlar azalarına: Niçin aleyhimize şahitlik ettiniz? Derler. Azaları da: Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu.” derler. (FUSSİLET 20/21)

Enes b.Malik (RA) anlatıyor: Bir gün Peygamberimiz (SAV) sahabeyle otururlarken Peygamberimiz gülümser. Sonra da: “Niye güldüm biliyor musunuz?” der Merak eder sahabe…

Peygamberimiz şöyle buyurur: “Kulun Rabbi ile konuşmasına gülüyorum Kul, Allah’ın huzurunda hesap verirken: “Ey Rabbim! Siz beni haksızlık yapmaktan men etmediniz mi?” diyecek. Allah: “Evet, men ettim.” diyecek.

Kul: “Ama ben kendime benim tarafımdan bir şahit getirilmesinden başka bir şeye razı değilim.” Diyecek Bunun üzerine Allah: “Bugün sana tek şahit olarak nefsin, çok şahit olarak ta değerli yazıcı melekler yeter.” buyuracak ve ağzı mühürlenecek. Peşinden organlarına: “Konuş.” denilecek, onlar da onun yaptıklarını söyleyecek. Sonra da serbest bırakılacak. O da organlarına: “Irak olun, ben ancak sizin için mücadele ediyorum.” diyecek.”

Kıyamet günü iyilerle kötüler birbirinden ayırt edilecek… Bütün haklar alınıp sahiplerine verilecek. O gün hiç kimsenin hakkı kimsede kalmayacak

Peygamber Efendimiz’in bu konudaki ifadesiyle; “Hatta boynuzlu koyundan boynuzsuz koyunun öcü bile alınacak.”

Bütün hak sahiplerinin haklarını eksiksiz olarak alacakları o gün, dünyada haksızlık yapanlar da, iyiliklerini hak sahiplerine vermekle yaptıkları iyiliklerden de mahrum kalacaklar

Peygamber Efendimiz (SAV) bir gün: “Müflis kimdir bilir misiniz?” diye soruyor arkadaşlarına. Orada bulunanlar: “Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir.” derler.

Peygamber Efendimiz (SAV): “Gerçekte benim ümmetimden müflis, kıyamet gününde, namaz, oruç ve zekâtla gelecek olan kimsedir. (Yani, namazını kılmış, orucunu tutmuş ve malının zekâtını vermiş olan kimsedir.) Ama şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür. (Yani bu günahları da işlemiştir.) Bundan dolayı onun iyiliklerinden adı geçenlerin her birine verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yükletilir. Sonra da o kimse cehenneme atılır. İşte bu duruma düşen kişi müflistir, iflas etmiştir.” buyurur.

Bu meşhur müflis hadis-i şerifi, insan haklarına verilen önemi çok bariz bir şekilde anlatıyor bize. İnsan haklarına riayet etmeyen kimselerin kıyamet gününde sorgulanırken dünyada kazandıkları iyilikleri de kaybederek çok kötü bir düşeceklerini açık bir şekilde ifade ediyor. Peygamber Efendimiz (SAV), inananlara olan şefkat ve merhametinden dolayı, kul hakkıyla Cenab-ı Allah’ın huzuruna çıkmamamız için her vesile ile uyarmış bizi. Hatta Peygamberimiz, borçlanıp borcunu ödeyemeden ölen kimselerin borçlarını öder ve:

“Nefisimi kudret elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, yeryüzünde bulunan her mümine insanların en yakını benim. Sizden herhangi biriniz ölür de borç veya çoluk-çocuk bırakırsa, ben onun velisiyim, yardımcısıyım. Herhangi biriniz de mal bırakırsa o da varislerinindir.” buyururdu.

Peygamberimizin haber verdiğine göre insanoğlu kıyamet gününde genel olarak beş şeyden sorguya çekilecek.

“1- Ömrünü ne yolda tükettiğinden,

2- Vücudunu nerede yıprattığından,

3- Malını nereden kazandığından,

4- Malını nereye harcadığından,

5- Bildiği ile nasıl amel ettiğinden.”

Bu hadis-i şerifin üzerinde her zaman çok düşünmeliyiz ve bu sorulara verecek cevaplar hazırlamalıyız kendimize.

Bundan sonra mizan kurulur ve amellerin tartılmasına geçilir.

وَالْوَزْنُ يَوْمَئِذٍ الْحَقُّ

““O gün amelleri tartacak olan terazi haktır.”

فَمَن ثَقُلَتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

“Kimin sevap tartıları ağır gelirse, işte onlar kurtulanlardır.”

وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ فَأُوْلَئِكَ الَّذِينَ خَسِرُواْ أَنفُسَهُم

بِمَا كَانُواْ بِآيَاتِنَا يِظْلِمُونَ

“Kimin sevap tartıları hafif gelirse, işte onlar da ayetlerimize haksızlık etmelerinden ötürü kendilerini zarara sokanlardır.” (A’RAF 8/9)”

Ayette ifade edildiği gibi, tartıda iyilikleri kötülüklerinden ağır gelenler kurtuluşa erecek… Hafif gelenler ise, cehenneme gidecek Cehenneme gidenlerden inanmış olanlar, ancak cezalarını çektikten sonra cehennemden çıkıp cennete girebilecekler

Ameller tartılırken hiç kimseye haksızlık yapılmayacak, yaptığı her şey adalet terazisinde tartılacak.

وَإِن كَانَ مِثْقَالَ حَبَّةٍ مِّنْ خَرْدَلٍ أَتَيْنَا بِهَا

““Bu dünyada yapılan iş bir hardal tanesi kadar dahi olsa da, o bile adalet terazisine getirilecek…” (ENBİYA 47)”

فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْراًيَرَهُ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرّاً يَرَهُ

““Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görecek. Kim de zerre miktarı kötülük yapmışsa onu görecek.” (ZİLZAL 7/8)”

Tartıda iyilikleri, kötülüklerinden ağır gelenler cennete girecekler ve cennetin sonsuz nimetlerine erecekler.

Kıyamet gününde Cenab-ı Allah’ın huzurunda vereceğimiz hesabımızın kolay geçmesi için ne yapmamız gerektiğini de Peygamberimizden öğreniyoruz.

Peygamberimiz ne yapacağımızı çok kısa ve öz anlatıyor bize:“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.” Diyor…

Bu şu demek: İnsan dünyada yaptıklarının hesabını bir gün mutlaka vereceğine ve o günkü mahkemede hâkimin Cenab-ı Allah olduğuna inanır ve bu inancını ölünceye kadar muhafaza ederse, her işinde dikkatli olur.

İşlerinde doğruluktan ayrılmaz, kimseyi kandırmaz, kimseye haksızlık yapmaz, yalan söylemez. Kimsenin malına ve ırzına göz dikmez. Kendi hakkı kadar başkalarının hakkını da gözetir.

Kendine layık görmediği bir şeyi, başkalarına da layık görmez. Bu inanca sahip olan kimse hesap günü gelip çatmadan evvel, kötülükleri azaltır ve iyilikleri çoğaltır. Allah’tan korkar, O’na karşı gelmekten çekinir, günah işlememeye gayret eder. İşlediği günahlardan hemen tevbe eder, günahkâr olarak Cenab-ı Allah’ın huzuruna gitmek istemez.

İşte ahiret inancı, insanın duygu, düşünce ve davranışları üzerinde böylesine olumlu etkiler yapar. Konumuzu bir ayet-i kerime ile bitirelim:

وَاتَّقُواْ يَوْماً لاَّ تَجْزِي نَفْسٌ عَن نَّفْسٍ شَيْئاً وَلاَيُقْبَلُ مِنْهَا شَفَاعَةٌ وَلاَ يُؤْخَذُ مِنْهَا عَدْلٌ وَلاَ هُمْ يُنصَرُونَ

““Öyle bir günden korkunuz ki, o gün Allah’a döndürüleceksiniz. Sonra da herkese kazancı tamamı ile ödenecek ve hiç kimse haksızlığa uğramayacaktır.” (BAKARA 48)”