Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Hicret: Muhammedî Bir Diriliş

İsmail Sezkin

HİCRET; MUHAMMEDİ BİR DİRİLİŞTİR…


HİCRET; MUHAMMEDİ BİR DİRİLİŞTİR…

وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ

““İyilik yarışında önceliği kazanan muhacirler ve ensar ile onlara güzelce tabi olanlar var ya; işte Allah onlardan razı olmuştur, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır…” (Tevbe;100)”

Bizleri yeni bir hicri yıla daha kavuşturan, hicret emriyle insanlığa çıkış kapıları açan Cenab-ı Allah’a hamd olsun… Allah yolunda yerini yurdunu terk edip hicret eden Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v) ve bu yolda Muhacir ve Ensar olan ashabına salat-ü selam olsun…

Değerli Mü’minler!.. İnsanlık tarihi boyunca yeryüzü birçok hicret yolculuğuna şahit olmuştur… Bu hicret yolcularının başında da peygamberler gelir… İlk insan ve ilk peygamber olan Hz. Âdem’den başlayıp ve hemen hemen bütün peygamberlerin hayatında hicret var… Ve nihayetinde bizim peygamberimizin de hayatının en önemli safhası hicret olmuş… Peygamber Efendimizin hayatının her anı biz Müslümanlar için tabi ki çok önemli… Ama hicret hadisesinin bizim için ayrı bir önemi var

Değerli Kardeşlerim!.. Hicret yeniden diriliş, yeniden varoluş demektir Nitekim Hz.Ömer hicreti bu yönüyle anladığı için, halifeliği döneminde Müslümanlar için takvim ihtiyacı ortaya çıkınca, Peygamber Efendimizin Mekke’den Medine’ye hicret ettiği tarihi, takvim başlangıcı olarak kabul etmişti Bugün hicri yılbaşı ile sadece yeni bir yıla girmiş olmuyoruz… Aynı zamanda Peygamber Efendimizin hicretini hatırlıyoruz… Böylece bu yeni hicri yılda bizler de manevi bir hicret yolculuğuna çıkmış oluyoruz Hicret denilince hemen aklımıza Peygamber Efendimizin ve Mekkeli Müslümanların Medine’ye göçü gelir…

Âlimlerimiz, hocalarımız da hicrete "Nefsi terbiye etmek maksadıyla manevî yolculuğa çıkmak; kalben ve zihnen masivayı terk etmek" demişlerdir

İnsanlık tarihi boyunca, Peygamber Efendimize kadar, farklı zaman dilimlerinde, dinleri ve inançları sebebiyle hicrete mecbur edilen peygamberlerin olduğunu ve o peygamberlere bağlılıklarını samimiyetle gösteren ümmetlerinin olduğunu görüyoruz… Bunları bize Kuran-ı Kerim haber veriyor Bunları Kur’an’dan okuyoruz…

Mesela; Hz.İbrahim Peygamber, Allah tarafından Peygamberlikle görevlendirildiği zaman, insanlara tevhidi anlatmaya başlamıştı Ama etrafındaki kimselerden çok sert bir karşılık görmüştü… Söylediklerinden vazgeçmesi istenmişti Aksi takdirde ateşte yakılmak gibi bir sonuçla karşılaşacağı kendisine ihtar edilmişti Ama her şeye rağmen, Hz. İbrahim Peygamber tebliğini yapmaya devam edince, ateşe atılmak gibi bir durumla karşılaşmıştı… Neticede Hz. İbrahim,

اِنّٖى مُهَاجِرٌ اِلٰى رَبّٖى اِنَّهُ هُوَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

“"Doğrusu ben, Rabbimin emrettiği yere hicret ediyorum." (Ankebut, 26) demek durumunda kalarak, önce Filistin'e, oradan Mısır'a, daha sonra da Kenan ülkesine hicret etmişti…”

Yine mesela; İbrahim Peygamberle aynı dönemde yaşayan Lut Peygamber de toplumunu düştükleri iğrenç ahlâksızlık batağından çıkarmak istemiş… Netice alamayınca da Rabbinden aldığı emirle bir gece vakti yaşadığı topraklardan arkasına bakmadan ayrılıp gitmişti…

Yine; Şuayb Peygamber de, tebliğ buyurduğu ilahî mesajlar yüzünden, kendine inananlarla beraber terk-i diyar ettirilenlerdendi…

Mesela; Musa Peygamber de aynı kaderi paylaşmıştı… Firavunun zulmüne maruz kalmış olan İsrailoğullarını bir gece yola çıkaran Hz. Musa, kavmiyle Kızıldeniz’de sahil-i selamete çıkarken, Firavun ve askerleri suda boğulmuştu

Değerli Mü’minler!.. Bizim Peygamberimiz de diğer bütün Peygamberler gibi, Rabbinden almış olduğu emir ve yasakları insanlara ulaştırmış, onların dünya ve ahirette huzurlu ve mutlu bir yaşam sürmeleri için en büyük fedakarlığı göstermişti… Ama Peygamberimiz ve ashabı da, kendilerinden önceki Peygamberlerin ve onların kavimlerinin başlarına gelen aynı akıbetle karşılaşmışlardı… Onlar da hicret etmeye mecbur bırakılmışlardı… Nitekim Cenab-ı Hakk Kur’an’da bu hususu bizlere şöyle bildiriyor…

وَاِنْ كَادُوا لَيَسْتَفِزُّونَكَ مِنَ الْاَرْضِ لِيُخْرِجُوكَ مِنْهَا

““Seni Mekke'den sürüp çıkarmak için neredeyse seni sıkıştıracaklardı…”

وَاِذًا لَا يَلْبَثُونَ خِلَافَكَ اِلَّا قَلٖيلًا

““Bunu yapabilselerdi, senin ardından orada çok az kişi kalırdı… Yani şu anda yanında olanların çoğunluğu senin yanından ayrılır, seni terk ederlerdi”

سُنَّةَ مَنْ قَدْ اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ مِنْ رُسُلِنَا

““Senden önce gönderdiğimiz peygamberlerimiz hakkındaki kanun böyledir… Yani senden önceki peygamberlere böyle oldu…”

وَلَا تَجِدُ لِسُنَّتِنَا تَحْوٖيلًا

““Bizim kanunumuzda hiçbir değişme bulamazsın…” (İsra 76-77)”

İşte Değerli Kardeşlerim!.. Diğer peygamberlere olduğu gibi; bizim Peygamberimize de, müşrikler, insanlık dışı birçok baskılar, işkenceler, hakaretler yapmışlar ve hicrete zorlamışlardı Ashabının çektiği işkencelere daha fazla dayanamayan Peygamberimiz ashabına önce Habeşistan’a hicret etmelerini söyledi…

Ama kendisi Mekke’den ayrılmayınca orada daha fazla zulme, hakarete, eziyete maruz kaldı Mekke’deki Müslümanlara 3 yıl boykot uygulandı ve göz göre göre insanlar ölüme sürüklendiler Peygamberimizin eşi Hz.Hatice ve amcası Ebu Talip gibi bu 3 yıllık boykota dayanamayanlar oldu… Kendisini himaye eden amcası Ebu Talib’i ve eşi Hz.Hatice‘yi kaybettikten sonra, müşrikler Peygamberimizin üzerine daha fazla gittiler… Daha fazla zulmettiler… Oğullarını, eşini, amcasını kaybeden Peygamberimiz çok bunaldı ve Zeyd’i de yanına alıp bir çıkış kapısı umuduyla Taif’e gitti… Taif’de anne tarafından akrabaları vardı… O yüzden burayı tercih etmişti Taiflileri Allah’a imana davet edecekti… Ama onlar Allah senden başka peygamber olacak birini gönderemedi mi diyerek alay ettiler… Bununla da yetinmeyip Peygamberimizi, çocuklara taşlatarak kovdular…

Bu olanlardan sonra Peygamberimiz yine Mekke’ye döndü ve İslam’ı anlatmaya devam etti… Müşrikler de zulme devam etti

Müşriklerin yaptıkları dayanılmaz hale gelince Peygamberimiz İslam güneşine başka ufuklar arayacaktı… Hac için Mekke’ye gelen Medinelilerle Akabe’de görüşecek ve Medineliler Müslüman olacak ve Peygambere biat edecekler… Peygamberimiz Musab b. Umeyr’i ilk öğretmen olarak Medine’ye gönderecek ve böylece İslam Medine’de yayılacak… Musab b. Umeyr Medine’yi Peygamberimize hazırlayacak ve Musab’ın gayretleriyle Müslümanlar çoğalacak Derken Risaletin 12. yılında Akabede 2. biat gerçekleşir ve Medineliler Peygamberi ve ashabını Medine’ye davet ederler… Bunun üzerine Peygamberimiz hicret etmek isteyenlere izin verir ve şöyle buyurur: "Sizin hicret edeceğiniz yerin iki kara taşlık arasında hurmalık bir yer olduğu bana gösterildi…”(Buhari, Menakıp; 45)

Bu iznin ardından Medine’ye gruplar halinde hicret başlar ve üç ayda Mekke’deki Müslümanların tamamına yakını Medine’ye hicret ederler Mekke’de Hz.Ebubekir, Hz. Ali ve Müslüman oldukları için aileleri tarafından hapsedilmiş olanlarla, köle ve cariyelerden başka hiç kimse kalmaz Hz. Ebubekir de hicret etmek için izin ister, ama Peygamberimiz Hz.Ebu Bekir’e:

“– Acele etme, bana hicret için izin verileceğini umuyorum” diyerek izin vermemişti…

Muhterem Cemaat!.. Müslümanların Medine’ye göç etmeye başladığını gören müşrikler telaşlanmaya başlar ve Darun-Nedve’de toplanırlar… Dâru'n-Nedve'de Peygamberimizin öldürülmesi kararı alınır… Peygamberimizi öldürme kararını alırken bunu kendilerinden başka kimsenin bilmediğini sanıyorlardı… Ama yanılıyorlardı Çünkü yerde ve gökler de olan her şeyi, hatta gözlerin hâin bakışını ve sinelerin gizlediğini bilen Allah vardı Nitekim Dârü'n-Nedve’de alınan kararla ilgili olarak Kur'an-ı Kerîm’de şöyle buyuruluyor:

وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذٖينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِرٖينَ

“"Hani bir vakitler kâfirler, seni tutup bağlamak ve ya öldürmek ve ya Mekke'den sürüp çıkarmak için tuzak kuruyorlardı da; onlar tuzak kurarken Allah da tuzaklarını bozuyordu Allah tuzakların en iyisini kurar…'' (Enfal, 30)”

Müşriklerin bu korkunç plânını Cebrâil Peygamberimize haber verdi… "Bu gece, her zaman yatmakta olduğun yatağında yatmayacaksın, evini terk edeceksin " buyurularak Peygamberimize de hicret için izin verildi…

Peygamberimiz Hz. Ali'yi çağırdı… "Ben Medine'ye gidiyorum… Sen bu gece benim yatağımda yat, hırkamı üstüne ört Müşrikler beni yatıyor sansınlar, onlara bir şey sezdirme… Sabahleyin şu emânetleri sâhiplerine ver” dedi…

Hz. Ali, Peygamberin yatağına yattı… Peygamberimiz eline bir avuç kum alıp, evini çeviren müşriklerin üzerine saçtı… Saçılan kum taneleri canilerden her birine isabet etmiş, hepsi de derin bir uykuya dalmışlardı… Peygamberimiz Yâ-Sîn Sûresi’nin başından "Biz onların önlerine ve arkalarına birer sed çektik, böylece gözlerini perdeledik Onlar artık elbette görmezler" buyurulan

وَجَعَلْنَا مِنْ بَيْنِ اَيْدٖيهِمْ سَدًّا وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدًّا

فَاَغْشَيْنَاهُمْ فَهُمْ لَا يُبْصِرُونَ

“âyetine kadar okuyarak, aralarından geçip gitti”

Peygamberimiz ertesi gün herkesin evine çekildiği öğle sıcağında Hz. Ebubekir’in evine gitti Ve Hz. Ebû Bekir’e beraber Medine’ye hicret edeceklerini söyledi ve Mekke’den ayrıldılar… Peygamberimiz Mekke'den ayrılırken şu duygu dolu sözleri söyledi:

"Ey Mekke, vallahi sen Allah katında yeryüzünün en hayırlı yerisin Bana da en sevimli yerisin… Vallahi eğer buradan çıkmaya mecbur bırakılmasaydım, çıkmazdım…" ( İbn Mâce, Menâsik, 103, 3099)

Peygamberimiz ve Hz. Ebû Bekir Mekke'nin güneyinde bir buçuk saat mesafedeki Sevr dağına vardılar… Dağı tırmanarak zirvesindeki mağaraya gizlendiler…

Mekke müşrikleri gruplar halinde her tarafta Peygamberimizi aramaya koyuldular ama bulamadılar… Bulana yüz deve vereceklerini ilân ettiler… Her tarafı arıyorlardı… Hatta bunlardan bir kısmı mağaranın ağzına kadar gelmiş, o kadar yaklaşmışlardı ki, adımlarının sesi içerden duyuluyordu… Hz. Ebû Bekir endişelenmeye başladı Peygamberimize, kulağına eğilerek, "Düşmanlar çok yaklaştı, o kadar ki, ayaklarının dibine bir baksalar bizi görecekler" dedi Peygamberimiz de "Korkma! Allah bizimle beraberdir" diye cevap verdi… Hatta o sırada mağaranın kapısına kadar gelenlerden biri mağaranın içine girip aramak istemiş, Umeyye b. Halef de ona “Orada ne işin var? Aklını mı yitirdin. Baksana Muhammed doğmadan önce orada örümcekler ağ germiş, kuşlar yuva yapmış” dedi ve içeriye girmesine engel oldu…

Çünkü onlar içeri girdikten sonra mağaranın ağzına örümcekler ağ germiş, bir çift güvercin yuva yapmıştı… İşte tarih kitaplarında anlatılan mağara mucizeleri bunlardır…

Değerli Kardeşlerim!.. Allah bir kulunu korumak istedikten sonra onun sebeplerini de yaratır Bu hadise Kur'an-ı Kerîm'de şöyle anlatılıyor:

اِلَّا تَنْصُرُوهُ فَقَدْ نَصَرَهُ اللّٰهُ

““Eğer siz Allah'ın Resûlüne yardım etmezseniz, bu önemli değil; Allah ona yardım etmiştir”

اِذْ اَخْرَجَهُ الَّذٖينَ كَفَرُوا ثَانِىَ اثْنَيْنِ اِذْ هُمَا فِى الْغَارِ

“Hani kâfirler onu iki kişiden biri olarak (Ebu Bekir ile birlikte Mekke'den) çıkarmışlardı… Hani onlar mağaradaydı…”

يَقُولُ لِصَاحِبِهٖ لَا تَحْزَنْ اِنَّ اللّٰهَ مَعَنَا

“, arkadaşına, üzülme, çünkü Allah bizimle beraberdir, diyordu…”

فَاَنْزَلَ اللّٰهُ سَكٖينَتَهُ عَلَيْهِ

“Bunun üzerine Allah ona sükunet sağlayan emniyetini indirdi…”

وَاَيَّدَهُ بِجُنُودٍ لَمْ تَرَوْهَا وَجَعَلَ كَلِمَةَ الَّذٖينَ كَفَرُوا السُّفْلٰى

“Onu sizin görmediğiniz bir ordu ile destekledi ve kâfir olanların sözünü alçalttı…'' (Tevbe, 40)”

Peygamberimiz ve Hz. Ebû Bekir Sevr mağarasında üç gün üç gece kaldılar… Dördüncü günün sonunda Abdullah b. Ureykıt'ı kendilerine yol göstermek üzere ücretle tutarak yola koyuldular… Yine yolda Sürâka denen bir iz sürücü, Kureyş'in ilân ettiği mükâfâtı ele geçirmek hevesiyle, kendi bölgelerinden geçmiş olan hicret kafilesini tâkibe koyuldu… Atını dörtnala sürerek Peygamberimize yaklaştığı sırada, atı sürçüp kapaklandı… Kendisi de yere yuvarlandı… Yeniden atına binip koşturdu Tam yaklaştığı sırada, atının ön ayakları kuma saplandığı için, yine düştü Atını zorlukla kurtardı Sürâka'nın morali iyice bozulmuştu Peygamberden özür diledi… Yazılı bir emânnâme alarak geri döndü; diğer tâkipçileri de "Ben aradım, boşuna yorulmayın, bu tarafta yok" diyerek geri çevirdi… Peygamberimizin bu yolculuğu 7 gün 7 gece sürdü… Hicret esnasında birçok mucize oluyor ve ayeti kerimeler iniyordu… Nitekim o zaman nazil olan Kasas Suresi’nin 85. ayetinde Allah-u Teâla

اِنَّ الَّذٖى فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَادُّكَ اِلٰى مَعَادٍ

buyurarak “Kur'an-ı okumayı, tebliğ etmeyi ve ona uymayı sana farz kılan Allah, elbette seni Mekke'ye geri döndürecektir…” diye Peygamberimizi teselli ederek Mekke’ye yeniden döneceğinin müjdesini vermişti

Değerli Mü’minler!.. Peygamberimizin Mekke'den hareketinden üç gün sonra Hz. Ali de Mekke'den ayrılmış ve Kubâ'da Peygamberimize yetişmişti… Burada 14 gün kalan Peygamberimiz burada Kuba mescidini inşa etmiş ve Cuma günü Medine‘ye doğru yola çıkmıştı… Yolda Ranuna vadisinde Ben-i Salim yurdundan geçerken Cuma namazı farz olmuş ve burada ilk Cuma namazını kıldıktan sonra Medine‘ye yolculuğuna devam etmişti

Rasûlullah'ın yola çıktığı Medine'de duyulmuştu… Bu yüzden Medineliler, Peygamberi karşılamak üzere her sabah şehir dışına çıkıp bekliyorlardı Pazartesi günü yine öğleye kadar beklemişler, sıcak bastırınca ümitlerini kesip dönmüşlerdi Bu esnâda bir iş için evinin yüksek kulesinden etrafı seyreden bir Yahûdî, beyazlar giyinmiş bir kafilenin uzaktan gelmekte olduğunu gördü ve yüksek sesle“İşte günlerdir yolunu beklediğiniz devletli geliyor” diye bağırdı… Bunun üzerine Medineli Ensar def çalarak “Taleal bedru Aleyna” nidalarıyla Peygamberi büyük bir sevinç ve coşkuyla karşıladılar…

Değerli Kardeşlerim!.. Allah Rasulü’nün Medine’ye hicreti ile artık Yesrib Medine olacaktı, insanlık yeniden dirilecekti, İslam güneşi Medine’den doğacaktı… Böylece Hicret, ilk Müslümanların, sıkıntılı günlerden kurtulmalarına ve kardeşlik esası üzerine kurulan toplum hayatına kavuşmalarına vesile olmuştur…

Hicret; Ensar ve Muhacirinin sergiledikleri dostluk ve kardeşliğin, milli birlik ve bütünlüğün en güzel timsalidir Hicret; ilk Müslümanların inançları uğruna gösterdikleri fedakarlığın doruk noktasıdır Nitekim Cenab-ı Hakk da Kur’an-ı Kerim’de

وَالسَّابِقُونَ الْاَوَّلُونَ مِنَ الْمُهَاجِرٖينَ وَالْاَنْصَارِ وَالَّذٖينَ اتَّبَعُوهُمْ بِاِحْسَانٍ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ

buyurarak muhacir ve ensarı övmüştür… Bu ayette Cenab-ı Allah “İslâm’ı ilk önce kabul eden Muhâcirler ve Ensar ile, iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O’ndan razı olmuşlardır…” diyor…

Değerli Kardeşlerim!.. “Fetihten sonra hicret yoktur…” buyuran Peygamberimiz, kıyamete kadar ümmetin asıl hicretinin Allah’ın yasak kıldığı şeylerden uzak durmakla gerçekleşeceğini; hicretin Allah’a ve Rasulüne olması gerektiğini bildiriyor… Nitekim Peygamberimiz yine bir başka hadisinde de:

“Yapılan işler niyetlere göre değerlenir Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır… Kim de elde edeceği bir dünyalığa ve ya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir ” diyor…

Dolayısıyla Hicret; her şeyden önce Allah ve Resulüne gönülden bağlılığın, sadakat ve teslimiyetin ifadesidir… Hicret; bâtıldan, boş şeylerden, ömrü israf eden her türlü arzu ve istekten uzaklaşarak hakka, hakikate, ahlak ve irfana teslim oluşun ifadesidir…

Hicret, sadece bir mekandan diğerine yapılan yolculuk değildir Hicret, maddeden manaya, fenadan bekaya yürüyebilmek, Allah-u Teala’nın yarattığı tertemiz fıtratımızı muhafaza edebilmektir… Şirkten, küfürden, nifaktan uzaklaşıp, iman ehli olabilmektir

Hicret; fâni dünyanın çekiciliğine kanmamaktır… Nefsin heva ve arzularının tuzağına düşmemek, ulvi duygu ve gayeleri, gelip geçici heves ve tutkulara feda etmemektir

Bir ömür boyu helallerle hemhal olup, haramlardan uzak durabilmektir Durgun suların çabuk kirlendiğini unutmadan her zaman hayra doğru akış içinde olmak, Hakk’ın rızasını tahsil istikametinde koşmaktır Onun için;

“Mü'min insanların canları ve malları konusunda kendisinden güvende olduğu kimsedir… Muhacir yani hakiki hicret ise, kötülüklerden ve günahlardan uzaklaşan yani hicret eden kimsedir…” diyor Peygamberimiz… (İbni Mace, Fitne, 2 (3924)

Yine bir başka hadis-i şeriflerinde de “Müslüman müslümanların elinden ve dilinden güvende olduğu kimsedir… Hakiki muhacir, Allah'ın yasakladığı şeylerden kaçan, onları terk eden kimsedir” diyor… (Buhari, İman, 9)

Yani Hicretten gaye, küfürden zulümden uzaklaşıp İslamı bütünüyle yaşamaktır Hicret; hakkın batıla, imanın küfre, aydınlığın karanlığa, hidayetin delalete üstün gelmesidir… Hicret; Muhammedi bir diriliş ve malını, mülkünü, servetini, makamını ve gerekirse evladını, anne-babasını Allah yolunda feda etmesidir…

Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Yeni bir hicri yıla girdiğimiz bu günlerde bizler de nereden nereye hicret edeceğimizi şöyle bir düşünelim Eski yılın muhasebesini yaparken Allah ve Rasulü yolunda neleri feda ettiğimize, nelerden hicret ettiğimize bir bakalım Artık Ümmet-i Muhammed olarak günahlardan ve hatalardan Allah’a ve Rasulüne yapacağımız hicretle yeniden Muhammedi bir diriliş gerçekleştirmek durumundayız hepimiz Allah’ın ipine sımsıkı sarılarak insanlığın cennetten yeryüzüne başlayan hicret yolculuğunu yine cennette bitirmenin gayreti içinde olmalıyız…

Cenab-ı Hakk Peygamberimize Mekke‘den hicret ederken tekrar mekkeye döneceğini müjdeleyip fetih nasip ettiği gibi bize de tekrar cennete dönebilmeyi nasip eylesin

Rabbim bizlere kendi yolunda hicret edebilmeyi nasip eylesin…

Rabbim bizlere ensar ve muhacir kardeşliğini nasip eylesin…

Rabbim tüm Alem-i İslam‘a Muhammedi bir diriliş lütfetsin…

Rabbim bu yeni hicri yılı hakkımızda hayırlara vesile kılarak, rızasına uygun yaşamayı nasip etsin.