Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Hoş Geldin Merhamet Ayı: Ramazan

İsmail Sezkin

HOŞGELDİN MERHAMET AYI


Bir ramazana daha ulaşmış olmanın verdiği sevinçle Rabbimize hamd ediyor, Peygamberimize salât ve selam ediyoruz. Cenab-ı Hak bizleri bu ramazandan en güzel şekilde istifade edenlerden eylesin. Peygamberimizin ifadesiyle "Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluş" olan bu ayın evvelinde bizleri rahmete nail olanlardan eylesin inşallah! Ortasında mağfirete uğrayanlardan eylesin inşallah! Bu mübarek ayın sonunda da cehennemden azat olanlardan eylesin inşallah!

Cenab-ı Allah kullarına karşı çok merhametlidir. Bizleri de merhametinin tecellisi olarak yaratmıştır. Hiç birimiz yoktu. Eğer yaratılmasaydık hiçbir zaman da olmayacaktık. Cenab-ı Hakk’ın zerreden küreye kadar kainattaki her şeyi bizim istifademize sunması da bizlere olan o sonsuz merhametinin tecellisidir? Namazlarımızın her rekâtında okumuş olduğumuz Fatiha Sûresi’nde Cenab-ı Mevla;

الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

“buyurarak hem bu dünyada hem de ahiret yurdunda merhametinin her şeyi kuşattığını bizlere bildiriyor..”

Şimdi Peygamber Efendimiz’den bir hadisle Allah-u Teâla’nın kullarına karşı merhametini daha iyi anlamaya çalışalım.

Peygamberimiz (s.a.s), bir gün mescidde otururken bir gurup esir getirilir. Esirlerin içinde kadınlar ve çocuklar da vardı. Peygamber Efendimiz (s.a.s), esirlerin içinde çocuğunu kaybeden bir kadının, aklını kaybetmişçesine, delirmiş gibi bir sağa bir sola koştuğunu görüyor. Kadın yakaladığı her çocuğu sinesine basıyor, kokluyor sonra bırakıyor. Sonra nihayet kendi yavrusunu bulup bağrına basıyor.

Peygamberimiz bu olan bitenleri izliyor ve yanındaki arkadaşlarına o bahsettiğim kadını gösterip:

"Şu kadını görüyor musunuz? Bu kadın şu kucağındaki çocuğunu ateşe atar mı?"diye soruyor arkadaşlarına. Sahabi "Hayır ya Resûlallah!" karşılığını veriyor. Ve işte bunun üzerine Peygamberimiz şu hikmet dolu sözleri söylüyor:

“Cenab-ı Allah o kadından daha şefkatlidir, kullarını cehenneme atmaz.”[2]

Evet; Değerli Mü’minler!

Ramazan ayındayız. Kur’an Ayındayız. Çünkü Kur’an-ı Kerim ramazan ayında kadir gecesinde indirilmiştir. Ramazanın ilk cumasını eda ediyoruz. Şimdi şu ayetleri yeniden hatırlayalım.

شَهْرُرَمَضَانَ الَّذِيَ أُنزِلَ فِيهِ الْقُرْآنُ هُدًى لِّلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِّنَ الْهُدَى وَالْفُرْقَانِ فَمَن شَهِدَ مِنكُمُ الشَّهْرَفَلْيَصُمْهُ

““(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”(1)”

Böylece Cenab-ı Allah Kur’an-ı Kerim’in indirildiği bu mübarek ayı onbir ayın sultanı yapmıştır. Kur’an’ın indirildiği geceyi ise bin aydan daha hayırlı kılmıştır. Kur’an-ı Kerim ise Cenab-ı Allah’ın kullarına karşı bir merhametidir. Bu sebeple Kur’an-ı kerime uyduğumuz zaman Cenab-ı Allah’ın merhametine de nail olacağımız unutulmamalıyız.

Peygamberimiz Ramazan ayının nasıl bir merhamet tecellisi olduğunu bizlere şöyle bildiriyor.

الصَّلَواتُ الخَمْسُ والجُمُعةُ إلى الجُمعةِ ، وَرَمَضَانُ إلى رمَضَانَ ، مُكَفِّرَاتٌ ما بيْنَ هُنَّ إذا اجْتُنِبَتِ الكبَائِرُ

““Büyük günahlardan kaçınıldığı sürece, beş vakit namaz ile iki cuma ve iki ramazan, aralarında geçen günahlara keffaret olur.”[4]”

Peygamber Efendimiz’in ifade ettiği üzere Ramazana ulaşmak ve bu aydan istifade etmek suretiyle günahlarımızı affettirebileceğiz inşallah. Şu bir ay bizim için gerçekten çok büyük bir merhamet, bu hadis bize bunu anlatıyor işte.

Şimdi de orucun nasıl bir merhamet tecellisi olduğunu yeniden hatırlayalım.

Cenab-ı Allah’ın "İnsanın oruç dışında her ameli kendisi içindir. Oruç benim içindir, mükâfatını da ben vereceğim" diye buyurduğunu haber veriyor Peygamber Efendimiz.

“Oruç kalkandır. Biriniz oruç tuttuğu gün kötü söz söylemesin ve kavga etmesin. Şayet biri kendisine söver ya da çatarsa: ‘Ben oruçluyum’ desin.

Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah katında misk kokusundan daha güzeldir.

Oruçlunun rahatlayacağı iki sevinç anı vardır: Birisi, iftar ettiği zaman, diğeri de orucunun sevabıyla Rabbine kavuştuğu andır."[5]

Bir hadisle de ramazan akşamlarında kıldığımız teravih namazımızın bizlere nasıl bir merhamet tecellisi olduğunu anlayalım.

"Kim ramazanın faziletine inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek terâvih namazını kılarsa, geçmiş günahları bağışlanır."[6]

Cenab-ı Allah biz kullarının hep iyilikler içerisinde olmasını istiyor. Bunun içinde Kutsal Kitaplar göndermiş, bu kitapların yaşantıya aktarılması için ise örnek olarak Peygamberler göndermiş. Hata yapan kullar için ise merhamet kapısı hiçbir zaman kapatılmamış.

Hatta hatasından dönenler için Cenab-ı Allah her zaman bağışlayıcı olarak kulunun yanında olmuş. Nitekim bu hususta Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor:

قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ

““Ey kendilerinin aleyhinde çalışarak haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü Allah bütün günahları bağışlar.”[7]”

“Peygamber Efendimiz’in kızı Zeynep bir gün babasına "Çocuğum ölmek üzere, lütfen bize kadar geliniz" diye haber gönderir.

Peygamberimiz, hayatın insana verilmiş bir ilahî emanet olduğunu ve sabrederek mükâfat kazanmanın iyi bir fırsatını yakaladığını hatırlatarak Zeynep hanıma şu haberi gönderir:

-Kızım, veren de, alan da Allah'dır. Her şeyin belli bir ömrü vardır. Sabret, yavrum! Göstereceğin sabrın Allah katında büyük sevabı olduğunu hatırla!

Fakat Hz. Zeynep babasının bir an önce gelmesini ve ciğerparesini son bir defa kucağına alarak onu ebedî âleme hayır ve bereket kazanmış olarak göndermesini istediği için tekrar haber salar.

O zaman Peygamber Efendimiz, büyük sahabelerinden birkaçıyla birlikte kızının evine gider. Ölümün eşiğinde olan ve "zayıflıktan ötürü vücudu eski bir kırbaya dönmüş bulunan" torununu kucağına verirler. Merhamet Peygamberi ağlamaya başlar. Mübarek gözlerinden dökülen inci tanelerini gören büyük sahabi Sa'd ibni Ubade hayretler içinde kalır:

-Ya Resûlallah! Bu hâl nedir? deyince, Peygamberimiz de:

-Bu gözyaşı, Allah Teala'nın, kullarının gönüllerine koyduğu, kendi rahmetinin bir eseridir. Cenab-ı Hak bu duyguyu, kullarından istediğine ihsan eder.”[9] diye buyurur Sa’d ibni Ubade’ye cevaben…

“Yine sene miladi 620 Mekke'de hüzün senesi.. Peygamberimizin en yakınları vefat etmiş, Sevgili eşi Hz. Hatice, en zor günlerinde her zaman kendisini destekleyen amcası Ebû Tâlib üç gün arayla vefat etmişler

Zulüm ve baskılar artmış, Mekke daralmış Taif, Mekke'ye iki günlük mesafede bir yerleşim merkezi Acaba bir nefes alma imkânı bulabilir miyim, acaba mukaddes emaneti taşıyacak bir yürek çıkar mı umuduyla Taif’e gidiyor Peygamberimiz. Eşrafın kapısını çalıyor. Maalesef Peygamberimiz aradığını bulamıyor Taif’te. Tam aksine alay ve hakaret buluyor, eza ve cefa ile karşılaşıyor, aşağılanıyor hatta müthiş bir öfke ile karşılanıyor Hatta şehrin ayak takımını örgütleyip Peygamberimiz’in üstüne sürüyorlar Taş yağmuruna tutuyorlar Peygamberimiz’i. Öyle bir taş yağmuru ki, kendilerini korumaları mümkün değil.

Peygamberimiz kan revan içinde kalıyor. Peygamberimizi, atılan taşlardan korumaya çalışan fedakâr sahabi Zeyd b. Hârise (r.a) de yaralanıyor. Zeyd, Peygamberimiz’e atılan taşlara kendi vücudunu siper ederek:

"-Ey Tâif halkı! Taşladığınız kimsenin bir peygamber olduğunu biliyor musunuz?!." diye bağırıp çağırıyor, ama boşuna Ortalık öylesine karışmış ki, kimse duymuyor Zeyd’i.

Kendilerini zor-zahmet Mekkelilere ait bir bahçeye, bir hurma ağacının altına atıyorlar..

O hurma ağacının altında kendilerine gelmeye çalışırlarken birdenbire Cebrail (a.s) beliriveriyor ve eğer izin verilirse, çevredeki dağı, bu azgın insanların başına geçirebileceğini teklif ediyor. Peygamberimiz çok rencide olduğu bu dakikalarda bile, "Hayır!" diyor. Evet, O, çok ileride bile olsa, onların neslinden (kıyamete kadar) yalnızca Cenab-ı Allah'a ibadet edip O'na şirk koşmayan birileri çıkacaksa, belâlara karşı "Hayır!" diyor [10]

Ve sonra Peygamberimiz merhametle ellerini açıp Cenab-ı Allah'a şöyle dua ediyor:

“Allah'ım, kuvvetimin yetersizliğini, çarelerimin tükenişini ve insanlarca horlanışımı sana havale ediyorum. Ey acıyanların en merhametlisi, sen horlananların Rabbi, Beni kime bırakıyorsun, hayatımı cehenneme çevirecek düşmanıma mı, yoksa işimin sahibi kıldığın akrabalarıma mı? Eğer bana kızgın değilsen, aldırmam! Senin bana ihsan ettiğin afiyet, benim için daha önemli ve yararlıdır"

YâRabb gazabına uğramaktan, rızandan mahrum kalmaktan, senin karanlıkları aydınlatan, din ve dünya işlerini dengeleyen yüzünün nuruna sığınırım, sadece senin rızanı isterim, yeter ki sen razı ol, çare de ancak seninle, güç de ancak seninledir”.[11]

Muhterem Cemaat!

Kullarına karşı Rahman ve Rahim olan Allah’ın kullarıyız hepimiz. Rahmetellil Alemin olan Hz.Muhammed’in ümmetiyiz her birimiz. Elhamdülillah. Bunun için ne kadar şükretsek az gelir. Bu ramazan ayı da bizler için; merhamet kanatlarımızı herkesin, her şeyin üzerine indirdiğimiz bir ay olsun.

Bu ramazanda önce kendimize merhamet edelim. Günahlarımıza tövbe ederek ve bir daha dönmemeye çaba gösterelim, söz verelim. İbadetlerimizi eksiksiz bir şekilde, riyasız bir şekilde yerine getirelim. Ahlakımızı güzelleştirelim. İmanımızı kâmil hale getirmenin yollarını arayıp bulalım. İşte bunları yaparsak, başta ramazan ayımız olmak üzere bütün ömrümüzü böyle değerlendirirsek kendimize merhamet etmiş oluruz. Şu bedenlerimizi Cenab-ı Hak Cennetlik olsun diye yaratmıştır. Bu bedeni cehenneme götürmeyelim. Kısaca kendimize merhamet edelim.

Bu ramazanda bir de ailemize merhamet edelim. Bunu şu mübarek ayı fırsat bilip; çocuklarımıza ibadet alışkanlığı kazandırarak yapalım. İslam’ın en güzel ilkelerini öğreterek ve kendimizde onlara örnek olarak merhamet edelim ailemize. Onları da cehennemin dehşetli azabında korumaya çalışalım.

Bu ramazanda ihtiyaç sahiplerine yardım ederek onlara merhamet edelim. Biz onlara merhamet edelim ki, Rabbimiz de bizlere merhamet etsin.

Her ramazan olduğu gibi bu ramazan da bizim için bir fırsat. Bu fırsatı değerlendirenleri Cenab-ı Allah’ın rahmet deryası bekliyor. Haydi, hep beraber, birlik ve beraberlik içerisinde Rabbimizin şu ayetine sımsıkı sarılalım.

وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعاً وَلاَ تَفَرَّقُواْوَاذْكُرُواْ نِعْمَتَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَاناً وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِفَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ تَهْتَدُونَ

““Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.”[12]”

Bu ramazan bizim için bir dönüm olmalı. Çünkü bu hayatı ne zaman ve nerede sonlandıracağımızı bilmiyoruz. Ölümün nerde ne zaman nasıl geleceği hiç belli değil. Şu an yaşıyorsak bu bizim için çok değerli. Çünkü şu an itibariyle tövbe ederek günahlarımızı affettirme imkânımız var. Çok geç olmadan, eyvah demeden ölüm gelmeden uyanalım. Merhametin tecellisi olan Ramazandan istifade edelim. Eğer bu mübarek aydan hakkıyla istifade edebilirsek Allah’ın rızasına nail oluruz.

Allah-u Teala Kur’an-ı Kerim’de bizlere bazı duaları öğretiyor. O dualarla kendisine yalvarmamızı istiyor. Şimdi bizde Kur’an’daki böyle bir dua ile bitirelim sözlerimizi:

رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْلَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ

““Ya Rabbi! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi hakikatten saptırma ve yüce katından rahmetini bizlere bağışla. Şüphesiz sen çok lütuf sahibisin.”[13]”

Ramazan-ı şerifiniz mübarek olsun. İbadetlerimiz makbul, amelimiz salih, niyetlerimiz halis, ahlakımız güzel olsun. Rabbim bizi merhamet edenlerden ve merhamete nail olanlardan eylesin. Allah’a emanet olun.

Fatiha,1/2-3

[2] Buhari, "Edeb", 19

[3]En’am, 6/155

[4] Müslim, Taharet, 16

[5] Buhari, Savm 9

[6] Buhari, İman, 37

[7]Zümer, 39/53

[8] Hud, 11/3

[9]Buhârî, "Cenâiz" 32

[10]Buhârî, "Bedü'l-Halk", 7

[11]www.merhamet.org sitesinden alınmıştır

[12] Al-i İmran, 3/103

[13] Al-i İmran, 3/