CUMA VAAZI
İBRAHİM'İN ADINI TAŞIMAK KOLAY, İBRAHİM'İN TARAFINDA DURMAK ZORDUR!
AH İBRAHİM! PUT KIRAMIYORSAN BARİ PUTLARI ÖVME!
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَأَصْحَابِهِ أَجْمَعِينَ.
1. AYET
قَدْ كَانَتْ لَكُمْ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ فِي إِبْرَاهِيمَ وَالَّذِينَ مَعَهُ
"Andolsun, İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda sizin için güzel bir örnek vardır."
(Mümtehine, 60/4)
1. HADİS
« مَنْ أَحَبَّ قَوْمًا حُشِرَ مَعَهُمْ »
"Kim bir topluluğu severse kıyamet günü onlarla beraber haşrolur."
(Ebû Dâvûd, Edeb, 113)
Aziz Müminler!
Hz. İbrahim'in adı dillerde kaldı; fakat onun cesareti kaç kalpte kaldı?
Onun kıssasını anlatan çok oldu; fakat onun tarafında duran az oldu.
O ateşe yürüdü…
Biz ise bazen bir alkışı kaybetmekten korkuyoruz.
O putların karşısında dimdik durdu…
Biz ise bazen bâtılı eleştirmeye bile cesaret edemiyoruz.
Müşrikler İbrahim'i neden tanıyordu biliyor musunuz?
Çünkü o putları övmüyordu.
Çünkü o bâtılı alkışlamıyordu.
Çünkü o hakikati gizlemiyordu.
Çünkü o tevhidi haykırıyordu.
Onlar şöyle demediler:
"İbrahim putlarımızı ne güzel övüyor."
Bilakis dediler ki:
"İbrahim denilen bir genç putlarımızdan söz ediyor."
Çünkü hak ile bâtıl aynı kalpte barınamaz.
Tevhid ile şirk aynı sofrada oturamaz.
İbrahim olmak, alkışlanmak değil; gerektiğinde yalnız kalmayı göze almaktır.
İbrahim olmak, popüler olmak değil; hakikat uğruna popüler olmayı göze almaktır.
2. AYET
وَلَا تَلْبِسُوا الْحَقَّ بِالْبَاطِلِ وَتَكْتُمُوا الْحَقَّ وَأَنْتُمْ تَعْلَمُونَ
"Bile bile hakkı bâtıla karıştırmayın ve gerçeği gizlemeyin."
(Bakara, 2/42)
2. HADİS
« مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ »
"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Buna gücü yetmezse diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin."
(Müslim, Îmân, 78)
Ey Nefis!
Sana putları kır demiyorum.
Ama putları övmek sana mı kaldı?
Sana ateşe atıl demiyorum.
Ama ateşi yakanları alkışlamak sana mı kaldı?
Sana insanların üzerine yürü demiyorum.
Ama bâtılı süslemek sana mı kaldı?
Sessiz kalmak da bir tercihtir; fakat o tercih, yarın senin aleyhine bir delil olabilir.
Bir gün kürsüde İbrahim'in tevhid mücadelesini anlatıp,
ertesi gün tevhidi boğmak isteyenleri övmek,
İbrahim'in yoluna yakışır mı?
Bir gün şirkle mücadeleyi anlatıp,
başka bir gün şirki normal göstermeye çalışmak,
İbrahim'in mirasına yakışır mı?
Hakikatin yanında görünmek kolaydır.
Hakikatin yanında kalmak zordur.
Tevhidi konuşmak kolaydır.
Tevhid uğruna bedel ödemek zordur.
İnsanların alkışını kazanmak kolaydır.
Allah'ın rızasını kazanmak zordur.
Bugün alkış alanlar, yarın mahşerde hesap verecek.
Bugün susanlar, yarın sessizlikleri ile şahitlik edecek.
3. AYET
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ
"Ey iman edenler! Allah'tan korkun. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın."
(Haşr, 59/18)
3. HADİS
« الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ »
"Akıllı kimse, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için amel işleyendir."
(Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 25)
SON TEFEKKÜR VE MUHASEBE
Ah İbrahim ah!
Müşrikler senin hakkında:
"Putlarımızı övüyor."
demediler.
"Putlarımızdan söz ediyor."
dediler.
Çünkü tevhid, bâtılı alkışlamaz.
Tevhid, şirki süslemez.
Tevhid, hakikati gizlemez.
Bugün ise nice insanlar vardır ki;
İbrahim'in kıssasını anlatır ama İbrahim'in tarafında duramaz.
Tevhidi över ama tevhidin gereğini yaşayamaz.
Hakkı bilir ama alkış kaybetmemek için susar.
Bâtılı tanır ama menfaat kaybetmemek için konuşamaz.
Çünkü bugün birçok insan, hakikat için değil; hakikatten elde edeceği menfaat için yaşamaktadır.
Ey İnsan!
Bir gün kabir kapısı kapanacak.
Bir gün dünya defteri dürülecek.
Bir gün bütün alkışlar susacak.
Bütün beğeniler silinecek.
Bütün makamlar sona erecek.
Bütün kalabalıklar dağılacak.
Sosyal medya hesapları kapanacak.
Fotoğraflar solacak.
Hatıralar unutulacak.
Fakat Allah'ın huzurunda söylediğin her söz,
paylaştığın her düşünce,
savunduğun her hakikat,
övdüğün her bâtıl,
susarak desteklediğin her yanlış önüne getirilecektir.
O gün sana:
"Kaç kişi seni alkışladı?"
diye sorulmayacak.
"Kaç kişi seni takip etti?"
diye sorulmayacak.
"Kaç beğeni aldın?"
diye sorulmayacak.
Şu sorulacak:
Allah senden razı mıydı?
Hakkın yanında mıydın?
İbrahim'in safında mıydın, yoksa putların gölgesinde mi?
İşte o gün ne mal fayda verecek…
Ne makam…
Ne şöhret…
Ne alkış…
Ne de insanların övgüsü…
Kurtuluş ancak Allah'a teslim olmuş bir kalple, samimi bir iman ve tevhid üzere yaşanmış bir hayatla mümkün olacaktır.
Bugün tuttuğun taraf, yarın haşrolacağın yeri belirleyecektir.
Bugün övdüğün şey, yarın sana şahitlik edecektir.
Bugün sustuğun yanlış, yarın senin aleyhine konuşacaktır.
Ne mutlu İbrahim'in yolunda yürüyenlere…
Ne mutlu hakkı gizlemeyenlere…
Ne mutlu bâtılı süslemeyenlere…
Ne mutlu mahşer günü Hz. İbrahim'in yüzüne bakabilecek bir imanla Rabbine kavuşanlara…
İbrahim'in yolunda yürümek, onun cesaretini taşımak, onun gibi yalnız kalmayı göze almaktır.
İbrahim'in yolunda yürümek, alkışlanmayı değil; hakikat uğruna bedel ödemeyi seçmektir.
Unutma:
Putlar değişti ama putçuluk değişmedi.
Bugünün putları taş ve ağaçtan olmayabilir.
Para, makam, şöhret, nefis ve benlik de insanı Allah'tan uzaklaştıran birer put hâline gelebilir.
Şekiller değişse de hakikat değişmez:
Allah'tan başkasına kulluk etmemek, tevhidin özüdür.
Ey Mümin!
Eğer sen bugün İbrahim'in yolundaysan,
putlara karşı dimdik duruyorsan,
hakikati gizlemiyorsan,
bâtılı övmüyorsan,
Allah'ın rızası için yalnız kalmayı göze alıyorsan…
Sen gerçekten İbrahim'in adını taşımaya layıksın.
Allah'ım!
Bizi İbrahim'in yolunda yürüyenlerden eyle.
Hakkı gizlemeyen, bâtılı övmeyen, tevhid üzere yaşayan kullarından eyle.
Mahşer günü Hz. İbrahim'in yüzüne bakabilecek bir imanla Sana kavuşmayı nasip eyle.
Âmin.
HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK
