HZ. PEYGAMBERİN ÇOCUKLAR VE GENÇLERLE MÜNASEBETİ
Peygamber Efendimizin hayatının her safhasında örnek olduğunu Rabbimiz şöyle bildiriyor:
لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُو اللَّهَ وَالْيَوْمَ الْآخِرَ وَذَكَرَ اللَّهَ كَثِيرًا
“Andolsun ki Resûlullah; sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir.”
Ahzâb, 33/21
Şimdi bu örnekliğin çocuklara ve gençlere karşı nasıl bir örnek olduğu hususunda sohbet etmeye başlayalım.
MERHAMET PEYGAMBERİ
Çölde yaşayan insanların genelde soğukkanlı olduğu, merhamet yönünden çok zayıf olduğu bilinmektedir. İşte bunlardan biri Akra' b. Hâbis idi. Bu zat Temîm kabilesinin reislerindendi ve Araplar arasında önemli bir mevkiye sahipti; Câhiliye döneminde ortaya çıkan anlaşmazlıklarda hakemlik yapar ve elinden geldiğince adaletle hükmederdi. Mekke'nin fethinden önce Müslüman olan Akra', elinden geldiğince İslâm'ı öğrenmeye çalışıyordu.
Akra' bir gün Resûlullah'ı torunu Hasan'ı öperken görmüş ve Peygamber Efendimize şöyle demişti: "Benim on çocuğum var; onlardan hiçbirini öpmedim." Rahmet Peygamberi bunun üzerine şöyle buyurmuş ve bu yanlışını düzeltmesi gerektiğini ima etmişti:
مَنْ لَا يَرْحَمُ لَا يُرْحَمُ
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.”
İbn Hacer, İsâbe, I, 101-102
Çünkü Allah Resûlünün benimsediği en önemli prensiplerden biri, küçüklere sevgi ve şefkat göstermekti.
لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا
“Küçüğümüze merhamet etmeyen ve büyüğümüze saygı göstermeyen bizden değildir.”
Müslim, Fedâil, 65
Hz. Peygamber çocukları çok severdi; zira o âlemlere rahmet olarak gönderilmişti ve çocuk sevgisi, Allah'ın insana bahşettiği merhamet duygusunun göstergesiydi.
Bir bedevî Hz. Peygamber'e gelerek: "Sizler çocukları öper misiniz? Biz onları hiç öpmeyiz" demişti. Nebî (s.a.v.) ona şu anlamlı cevabı vermişti:
أَوَ أَمْلِكُ لَكَ أَنْ نَزَعَ اللَّهُ مِنْ قَلْبِكَ الرَّحْمَةَ
“Allah senin gönlünden merhameti çekip almışsa ben ne yapayım?”
Buhârî, Edeb, 18
ÇOCUKLARLA ŞAKALAŞIR VE OYUN OYNARDI
Resûlullah'ın çocukları sevmesine ve bu sevgisini göstermesine hiçbir durum engel olmuyordu. İslâm'ın en önemli ibadetlerinden biri olan namazda bile çocuklara olan sevgisini ve ilgisini esirgemeyen Peygamberimiz; torunları Hasan veya Hüseyin'i omuzunda, sırtında veya kucağında tutarak namaz kılardı. Secdeye gittiği zaman torununu yere bırakır, kalktığı zaman tekrar alırdı.
Namaz kıldırırken cemaatin içinde ağlayan bir çocuk sesi duysa dayanamaz, kıraati kısa tutarak namazı bir an evvel bitirirdi. Kendisine mevsimin ilk meyvesi sunulunca bereket duası yapar ve onu orada bulunan en küçük çocuğa ikram ederdi. Şüphesiz Rahmet Elçisinin çocuklarla ilişkisi muhabbet, şefkat ve merhamet üzerine kuruluydu.
PEYGAMBER EFENDİMİZ ÇOCUKLARA CEZA VERMEZDİ
Râfi' b. Amr çocukken bir gün ensarın hurmalarını taşlarken yakalanmış ve Allah Resûlünün huzuruna getirilmişti. Resûlullah onu derhâl cezalandırmak yerine şöyle davrandı:
يَا بُنَيَّ لِمَ تَرْمِي النَّخْلَ قَالَ آكُلُ قَالَ فَلَا تَرْمِ النَّخْلَ وَكُلْ مِمَّا يَسْقُطُ فِي أَسْفَلِهَا ثُمَّ مَسَحَ رَأْسَهُ فَقَالَ اللَّهُمَّ أَشْبِعْ بَطْنَهُ
“Çocuğum, hurmaları neden taşlıyorsun?" diye sordu; o da "Yemek için" diye karşılık verdi. Bunun üzerine Peygamberimiz: "Hurmaları taşlama, altına düşenlerden ye" buyurarak ona doğruyu öğretti, başını okşadı ve "Allah'ım, onun karnını doyur" diyerek dua etti.”
İbn Mâce, Ticâret, 67
Küçük yaşlardan itibaren Resûlullah'ın hizmetinde bulunan Hz. Enes'in şu ifadesi, Efendimizin çocuklarla ilişkisini çok güzel özetlemektedir:
خَدَمْتُ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَشْرَ سِنِينَ فَوَاللَّهِ مَا قَالَ لِي أُفٍّ قَطُّ وَلَا قَالَ لِشَيْءٍ فَعَلْتُهُ لِمَ فَعَلْتَ كَذَا وَلَا لِشَيْءٍ تَرَكْتُهُ لِمَ تَرَكْتَ كَذَا
“Resûlullah'a (s.a.v.) on sene hizmet ettim. Vallahi bana bir kez olsun "Öf!" bile demedi. Herhangi bir şeyden dolayı "Niçin böyle yaptın?" demediği gibi "Şöyle yapsaydın ya!" da demedi.”
Çocukların hayata veda etmesi Allah Resûlünü bir başka hüzünlendirirdi. Kızı Hz. Zeyneb'in minik oğlu ölmek üzereyken kucağına verildiğinde Rahmet Peygamberinin gözlerinden yaşlar dökülüyordu. Sa'd b. Ubâde: "Yâ Resûlallah! Bu ne hâl?" deyince Peygamberimiz şöyle buyurdu:
هَذِهِ رَحْمَةٌ جَعَلَهَا اللَّهُ فِي قُلُوبِ عِبَادِهِ وَإِنَّمَا يَرْحَمُ اللَّهُ مِنْ عِبَادِهِ الرُّحَمَاءَ
“Bu, Allah'ın kullarının kalbine koyduğu rahmettir. Allah, kullarından ancak merhametli olanlara merhamet eder.”
Buhârî, Cenâiz, 32
HZ. PEYGAMBERİN GENÇLERLE MÜNASEBETİ
Resûlullah gençlere bir iş verdiği zaman, tecrübesizlikten kaynaklanan ürkekliği yok etmek üzere muhatabına güven verir ve onu cesaretlendirirdi.
Hz. Ali genç yaşta Yemen'e kadı olarak görevlendirildiğinde, genç ve tecrübesiz oluşunu gerekçe göstererek ilk başta çekingen davranmıştı. Bunun üzerine Allah Resûlü mübarek elini onun göğsüne koymuş ve şöyle dua etmişti:
اللَّهُمَّ اهْدِ قَلْبَهُ وَثَبِّتْ لِسَانَهُ
“Allah'ım! Bunun kalbine hidayet ver ve diline sebat ver!”
İbn Mâce, Ahkâm, 1
Böylece duasıyla onu cesaretlendirmiş ve ona bir davada nasıl hüküm vermesi gerektiğini anlatmıştı. Hz. Ali: "Bundan sonra iki kişi arasında hüküm verme konusunda hiç tereddüt etmedim" demişti.
GENÇLERE EVLİLİK TAVSİYESİ
Genç olmanın belki de en zor taraflarından birinin karşı cinse duyulan ilgi ve arzu olduğunu bilen Peygamberimiz, gençlere dengeli davranmayı ve sabırlı olmayı tavsiye ederdi. Abdullah b. Mes'ûd'un anlattığına göre o, etrafındaki gençlere şöyle buyurmuştu:
يَا مَعْشَرَ الشَّبَابِ مَنِ اسْتَطَاعَ مِنْكُمُ الْبَاءَةَ فَلْيَتَزَوَّجْ فَإِنَّهُ أَغَضُّ لِلْبَصَرِ وَأَحْصَنُ لِلْفَرْجِ وَمَنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَعَلَيْهِ بِالصَّوْمِ فَإِنَّهُ لَهُ وِجَاءٌ
“Ey gençler! Evlenme imkânı bulanınız evlensin; çünkü evlenmek, gözü haramdan çevirmek ve iffeti korumak için en iyi yoldur. Evlenme imkânı bulamayanlar da oruç tutsun; çünkü orucun, kişi için şehveti kesme özelliği vardır.”
Buhârî, Nikâh, 3
Hz. Peygamber; gençlik hevesleri konusunda delikanlılardan sadır olabilecek aşırılıkları, onları kırmadan, incitmeden ve küçük düşürmeden engeller, yanlışını görmesine yardımcı olurdu.
Bir defasında nefsine hâkim olamayıp artık zina etmek istediğini belirten bir delikanlı Peygamberimize gelerek İslâm'ın haram kıldığı bu fiili işlemek için izin istemişti. Sahâbîler hemen onu susturmaya kalkışmışlardı. Ancak Resûlullah onlara müsaade etmemiş; genci yanına oturtmuş ve sırasıyla ona annesiyle, kızıyla, kız kardeşiyle, halasıyla ve teyzesiyle bir başkasının zina etmesine razı olup olmayacağını sormuştu. Genç her seferinde "Hayır" cevabını vermiş, Resûlullah da her seferinde diğer insanların da buna razı olmayacağını sakin bir dille anlatmıştı. Sonra "Allah'ım! Bu gencin günahını bağışla, kalbini temizle, ırzını koru!" diye dua etmiş ve delikanlı bu niyetinden vazgeçmişti.
İbn Hanbel, V, 257
Güç, heyecan ve kuvvetin zirvede olduğu bu dönemde tecrübesizlik gençleri tehlikeli girdaplara sokabilir. İşte Resûlullah, güçlü iradesiyle bu fırtınaya dayanıp harama düşmeyen genci; Allah'ın kendi arşının gölgesinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde gölgelendireceği yedi kişiden biri olarak saymıştır:
سَبْعَةٌ يُظِلُّهُمُ اللَّهُ فِي ظِلِّهِ يَوْمَ لَا ظِلَّ إِلَّا ظِلُّهُ إِمَامٌ عَادِلٌ وَشَابٌّ نَشَأَ فِي عِبَادَةِ اللَّهِ وَرَجُلٌ قَلْبُهُ مُعَلَّقٌ بِالْمَسَاجِدِ وَرَجُلَانِ تَحَابَّا فِي اللَّهِ اجْتَمَعَا عَلَيْهِ وَتَفَرَّقَا عَلَيْهِ وَرَجُلٌ دَعَتْهُ امْرَأَةٌ ذَاتُ مَنْصِبٍ وَجَمَالٍ فَقَالَ إِنِّي أَخَافُ اللَّهَ وَرَجُلٌ تَصَدَّقَ بِصَدَقَةٍ فَأَخْفَاهَا حَتَّى لَا تَعْلَمَ شِمَالُهُ مَا تُنْفِقُ يَمِينُهُ وَرَجُلٌ ذَكَرَ اللَّهَ خَالِيًا فَفَاضَتْ عَيْنَاهُ
“Allah'ın arşının gölgesinden başka bir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde Allah Teâlâ yedi insanı arşının gölgesinde barındıracaktır: Adil devlet başkanı; Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç; kalbi mescitlere bağlı Müslüman; birbirlerini Allah için sevip buluşmaları da ayrılmaları da Allah için olan iki insan; güzel ve mevki sahibi bir kadının beraber olma isteğine "Ben Allah'tan korkarım" diye yaklaşmayan yiğit; sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse ve tenhada Allah'ı anıp gözyaşı döken kişi.”
Buhârî, Ezân, 36
Hz. Peygamber gençlerin terbiyesiyle özel olarak ilgilenmiş; mescidinin yanı başındaki Suffe isimli çardakta Ebû Hüreyre gibi nice delikanlıya dini öğretmiştir. Efendimizin yanında gençliklerini yaşayan Abdullah b. Ömer, Abdullah b. Mes'ûd, Abdullah b. Abbâs, Muâz b. Cebel ve Enes b. Mâlik gibi büyük sahâbîlerin, İslâm kültür ve medeniyetinin inşasındaki yerleri tartışılmazdır.
Bulduğu her fırsatta gençlere özel tavsiyelerde bulunan Allah Resûlünün, Abdullah b. Abbâs'a verdiği öğütlerden biri şöyledir:
يَا غُلَامُ إِنِّي أُعَلِّمُكَ كَلِمَاتٍ احْفَظِ اللَّهَ يَحْفَظْكَ احْفَظِ اللَّهَ تَجِدْهُ تُجَاهَكَ إِذَا سَأَلْتَ فَاسْأَلِ اللَّهَ وَإِذَا اسْتَعَنْتَ فَاسْتَعِنْ بِاللَّهِ وَاعْلَمْ أَنَّ الْأُمَّةَ لَوِ اجْتَمَعَتْ عَلَى أَنْ يَنْفَعُوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَنْفَعُوكَ إِلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ لَكَ وَلَوِ اجْتَمَعُوا عَلَى أَنْ يَضُرُّوكَ بِشَيْءٍ لَمْ يَضُرُّوكَ إِلَّا بِشَيْءٍ قَدْ كَتَبَهُ اللَّهُ عَلَيْكَ رُفِعَتِ الْأَقْلَامُ وَجَفَّتِ الصُّحُفُ
“Delikanlı! Sana bazı sözler öğreteceğim: Allah'ın hakkını koru ki Allah da seni korusun. Allah'ın hakkını gözet ki O'nu hep yanında bulasın. Bir şey isteyeceğinde Allah'tan iste; yardım dileyeceğinde Allah'tan yardım dile. Şunu bilmelisin ki bütün varlık âlemi senin yararına bir şey yapmak için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana destek verebilirler. Yine hepsi sana zarar vermek için bir araya gelse, ancak Allah yazmışsa sana zarar verebilirler. Zira kalemler kaldırılmış, sayfalar kurumuştur.”
Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 59
SONUÇ
Sonuç olarak diyebiliriz ki Allah Resûlü; peygamberlik görevi gereği cinsiyet ve yaş ayrımı yapmaksızın toplumun her ferdiyle yakından ilgilenmiş, bu bağlamda çocuklarla sevgi, gençlerle samimiyet dolu bir ilişki geliştirmiştir.
Bir çocuğun aslında geleceğin yetişkini olduğu, bir gencin ise vahyin muhatabı olduğu düşünüldüğünde onların ne kadar kıymetli oldukları anlaşılacaktır. Peygamberimiz; çocukların ve gençlerin geleceğin sorumluluğunu yüklenebilecek nitelikte yetişmesi için hassasiyet göstermiş, merhamet ve muhabbete doymuş bir çocuk, yeryüzünün halifesi olduğunun şuuruna ermiş bir genç, kısacası eşref-i mahlûkāt olan bir "insan" yetiştirmek için gayret etmiştir.
DUA
Yâ Rabbi! Çocuklarımızı ve gençlerimizi edepli, ahlaklı, faziletli; anasına, babasına ve hocasına saygı gösteren; Allah'ına ve peygamberine hürmet ve tazim edenlerden eyle.
Yâ Rabbi! Onları vatanına, milletine, dinine ve mukaddesatına gönülden bağlı olanlardan eyle. Namazına, niyazına, ibadet ve taatına devam edenlerden eyle.
Yâ Rabbi! Ülkemizi her türlü afetten, başta depremler olmak üzere musibetlerden, hastalıklardan, tehlikelerden, zarar ve ziyandan hıfz u himaye eyle.
Yâ Rabbi! Hassaten günah hastalıklarından, haramlardan, ahlaksızlıklardan, yalandan, gıybetten, riyadan, hasetten ve kibirden muhafaza eyle.
Âmin. El-Fâtiha.
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI
Din Hizmetleri Uzmanı
