Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İfrat ve Tefrit Nedir? İslam’da İtidal, Birlik ve Vasat Ümmet

MEHMET ERÇELİK

İFRAT VE TEFRİTTEN KAÇAN VASAT BİR ÜMMET OLALIM


.BİRLİK, BERABERLİK VE İTİDAL: ETİKETLERİ YIRTIP MÜSLÜMAN KALABİLMEK

ÖLÜLERDEN MEDET UMANLARIN VE TEKFİR SİLAHINI ÇEKENLERİN ORTAK ÇUKURU: İFRAT VE TEFRİT!

MAHŞERDE BİZE CEMAATİMİZ VEYA HİZBİMİZ DEĞİL, SADECE "MÜSLÜMAN" KİMLİĞİMİZ SORULACAK!

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

AZİZ VE MUHTEREM HOCALARIM, KIYMETLİ KARDEŞLERİM,

Yüce Rabbimiz, bizleri asırlardır bölen, parça parça eden fırkacılık ve hizipçilik hastalığına daha en başından son noktayı koymuş ve Kitab-ı Kerim’inde, Hac Suresi’nin 78. ayet-i kerimesinde bizlere şöyle hitap etmiştir:

هُوَ سَمَّاكُمُ الْمُسْلِمِينَ مِنْ قَبْلُ وَفِي هَٰذَا

"O, size daha önce gönderilen kitaplarda da, bu Kur’an’da da ‘Müslümanlar’ adını verdi."

(Hac Suresi, 22:78)

Bizler, bizzat Allah Teâlâ tarafından bu şerefli isimle adlandırılmışken, bugün İslam ümmeti olarak musalla taşından daha soğuk bir imtihanın tam ortasındayız. En büyük yaramız; özümüzü, Kitabımızı ve Sünneti unutup birbirimize isimler, sıfatlar ve etiketler yetiştirme yarışına girmiş olmamızdır. Ne acıdır ki dinimizin tertemiz, berrak kaynakları önümüzde dururken; her birimiz ümmetin bir parçasını hoyratça harcıyor, farkında olmadan tefrika ateşine odun taşıyoruz.

Rabbimiz bu tehlikeye karşı bizleri Âl-i İmrân Suresi 103. ayette açıkça uyarmaktadır:

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا

"Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın; bölünüp parçalanmayın."

(Âl-i İmrân Suresi, 3:103)

Bakınız, etrafımıza bir nazar edelim: İçimizden biri çıkıp Tevhid’in o saf ve berrak sesini haykırdığında, "Yalnızca Allah’a kulluk edin, O’ndan başkasına tapmayın, tüm tağutları elinizin tersiyle itin" dediğinde, onun ne dediğini anlamaya çalışmadan, hemen bir çırpıda ona "Vehhabi" etiketini yapıştırıp kenara itiyoruz. Diğer tarafta, Allah dostlarının sevgisini anlatırken ölçüyü kaçıran, "Kabirlerden, ölülerden medet umun, onlar sizi doğrudan cennete sokar" diyerek araya aracılar koyan, şefaati Allah'tan değil de aciz kullardan bekleyen muhabbet ehlini, sırf bizim mahalledendir diye sorgusuz sualsiz "Ehli Sünnet’in yegane sahibi" ilan ediyoruz. Bir başka köşede ise, ümmetin derdiyle dertlenmek yerine sürekli açık arayan, en küçük hatada veya günah işleyende Müslüman kardeşinin defterini dürüp onu kolayca dinden çıkaran aşırıcıları, "Tekfirci" çukuruna teslim ediyoruz.

SORUYORUM SİZLERE KARDEŞLERİM; herkes birbirine bir kusur buldu, herkes kendi cemaatini, kendi fırkasını hatasız ilan etti de ne oldu? Biz ne zaman kul yapısı hiziplere feda olmadan, sadece Allah’ın bize verdiği o asil isimle, yani sadece "MÜSLÜMAN" olarak yan yana geleceğiz? Ne zaman birbirimizi etiketlemeden, can kardeş olabileceğiz?

Bizler ihlasla "Sadece Allah" diyenleri dışlarken, ölülerden ve kabirlerden medet ummayı din edinenlerin düştüğü tehlikeyi Zümer Suresi 3. ayette Rabbimiz ne net açıklamıştır:

أَلَا لِلَّهِ الدِّينُ الْخَالِصُ وَالَّذِينَ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ مَا نَعْبُدُهُمْ إِلَّا لِيُقَرِّبُونَا إِلَى اللَّهِ زُلْفَى

"İyi bilin ki halis din yalnız Allah’ındır. O’nu bırakıp da kendilerine birtakım dostlar edinenler: 'Biz onlara sadece, bizi Allah’a daha çok yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz' derler."

(Zümer Suresi, 3:3)

Yine aynı surenin 43 ve 44. ayetlerinde şefaatin ancak Allah’ın iznine bağlı olduğu, kulların kendi başlarına böyle bir yetkiye sahip olamayacağı tokat gibi yüzümüze vurulur:

أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ شُفَعَاءَ قُلْ أَوَلَوْ كَانُوا لَا يَمْلِكُونَ شَيْئًا وَلَا يَعْقِلُونَ

"Yoksa Allah’tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: 'Hiçbir şeye güçleri yetmese ve hiç düşünmeseler de mi?'"

(Zümer Suresi, 3:43)

قُلْ لِلَّهِ الشَّفَاعَةُ جَمِيعًا

"De ki: 'Şefaat yetkisi bütünüyle Allah’a aittir.'"

(Zümer Suresi, 3:44)

Peki ya kendi gibi düşünmeyen her Müslümanı kolayca dinden çıkaran, tekfir silahını çekenlerin unuttuğu o dehşetli uyarıya ne demeli? Allah Resûlü Hz. Muhammed Mustafa S.a.v. (Sallallahu aleyhi ve sellem) Efendimiz buyuruyor ki:

إِذَا قَالَ الرَّجُلُ لِأَخِيهِ يَا كَافِرُ فَقَدْ بَاءَ بِهَا أَحَدُهُمَا

"Bir adam din kardeşine 'Ey kâfir!' dediği zaman, bu söz ikisinden birine döner."

(Buhârî, Edeb 73; Müslim, Îmân 111)

yani eğer itham edilen kâfir değilse, o itham döner dolaşır sahibini vurur!

Rabbimiz bizleri hiziplere bölünmekten ve adalet çizgisinden sapmaktan korumak için ümmetimizin vasfını şöyle belirlemiştir:

وَكَذَٰلِكَ جَعَلْنَاكُمْ أُمَّةً وَسَطًا

"İşte böylece sizin vasat (dengeli, adil) bir ümmet olmanızı sağladık."

(Bakara Suresi, 2:143)

Kıymetli cemaat, biz ne zaman birbirimizin kurdu değil, ancak birbirimizin kalbi olacağız? Fahr-i Kâinat Efendimiz Hz. Muhammed S.a.v. ümmetin sınırını ve çizgisini ne güzel çizmiştir:

الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يَخْذُلُهُ وَلَا يَحْقِرُهُ

"Müslüman Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu düşman karşısında yapayalnız ve yardımsız bırakmaz, onu küçük görmez."

(Müslim, Birr 32; Tirmizî, Birr 18)

Ve yine fırkacılıkla, hizipçilikle birbirine girenleri gördüğünde uyararak şöyle buyurmuştur:

دَعُوهَا فَإِنَّهَا مُنْتِنَةٌ

"Bırakın bu asabiyeti, bu fırkacılığı, bu particiliği! Çünkü o kokuşmuştur!"

(Buhârî, Tefsir 63; Müslim, Birr 49)

Gelin ey kardeşlerim; ifratı da tefriti de, aşırılığı da gevşekliği de bir kenara bırakalım. Biz kul yapısı fırkaların, hiziplerin değil; alemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed Mustafa'nın (S.a.v.) ümmetiyiz. Bizim Allah’ın verdiği bu şerefli isimden başka bir sıfata, ümmeti parça parça bölen suni ayrışmalara ihtiyacımız yoktur. Müslüman kardeşler olarak tek bir vücut olmak zorundayız.

Nitekim şefkat Peygamberi Hz. Muhammed S.a.v. şöyle buyurmuştur:

مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى

"Müminler birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzerler."

(Buhârî, Edeb 27; Müslim, Birr 66)

Selam olsun etiketleri yırtıp atan, kardeşinin eksiğini kapatan, Tevhid çizgisinden sapmayan ve sadece "Müslüman" kalabilenlere

وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ


MEHMET ERÇELİK