07.08.2026 HUTBE
MÜSLÜMAN MÜSLÜMANIN KARDEŞİDİR:
İMAN KARDEŞLİĞİNİ KORUMAK İBADETTİR
AYET
إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ إِخْوَةٌ فَأَصْلِحُوا بَيْنَ أَخَوَيْكُمْ وَاتَّقُوا اللَّهَ لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
"Şüphesiz müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki size merhamet edilsin." (Hucurât, 49/10)
HADİS
الْمُسْلِمُ أَخُو الْمُسْلِمِ لَا يَظْلِمُهُ وَلَا يُسْلِمُهُ
"Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez ve onu yardımsız bırakmaz." (Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58)
Aziz Kardeşlerim!
İman kardeşliği, kan bağıyla kurulan bir yakınlıktan daha kuvvetlidir. Aynı Rabbe iman eden, aynı Kur'ân'a sarılan, aynı kıbleye yönelen ve aynı Peygamber'e ümmet olan müminler; Allah'ın emriyle kardeştir. Bu kardeşlik, sadece bir söz değil; omuzlara yüklenmiş büyük bir emanettir.
Bir müminin kalbini kırmak, güvenini sarsmak, hakkını yemek, onu aldatmak veya sıkıntılı gününde yalnız bırakmak; kardeşlik hukukuna ağır bir darbedir. Mümin; din kardeşinin huzurunu bozan değil, huzuruna vesile olan kimsedir. Onun ayıbını araştıran değil, örten; düştüğünde sevinen değil, elinden tutup kaldırandır.
Bugün kendimize şu soruyu samimiyetle soralım: Ben, din kardeşimin yanında emniyet bulduğu bir insan mıyım? Dilimden, elimden ve davranışlarımdan kardeşlerim emin mi? Yoksa sözlerim gönül kırıyor, tavırlarım güveni zedeliyor, hırsım kardeşlik hukukunun önüne mi geçiyor?
Unutmayalım ki dünya hayatı geçicidir. Asıl yurt ahirettir. Orada soyumuzla, servetimizle ve makamımızla değil; imanımız, ihlâsımız ve kullara karşı gösterdiğimiz adaletle hesaba çekileceğiz. Öyleyse kalplerimizi kin ve hasetten arındıralım; kardeşliğimizi doğruluk, merhamet ve güven üzerine yeniden inşa edelim.
RABBİMİZ bizleri, iman kardeşliğini koruyan, kul hakkından titizlikle sakınan ve huzuruna temiz bir kalple çıkan kullarından eylesin.
