İSLAM ÂLEMİNİ GERÇEK İSLAMÎ UYGULAMA KURTARIR VE YÜKSELTİR (3)
Değerli Müminler!.. Bizler elhamdülillah Müslümanız… Bu dünyada yaşıyoruz… Ama ahirete iman ediyoruz… Bizim hem dünyevi hem de uhrevi huzuru yakalamak gayemiz, hedefimiz var… Bunu başarabilmek için ilahi ahlak esaslarına bağlı bir hayatımızın olması gerekiyor… Bunun için de samimi ve şuurlu bir şekilde Cenab-ı Allah’ın emir ve yasaklarına sarılmamız gerekiyor… Hayatımızın her anında Kur’an’a, Peygamberimize itaat etmemiz gerekiyor
Değerli Kardeşlerim!.. İnsanlar Cenab-ı Allah’a itaat etmedikleri zaman sürekli bozguna uğrar ve sürekli ezilirler Bakınız yıllardır, özellikle de son zamanlarda Müslümanlar sürekli eziliyorlar… Çünkü bütün İslam âlemi darmadağınık… Daha da kötüsü bu dağınıklığı artık makul, sıradan; sanki normal bir şeymiş gibi görmeye başladık…
Değerli Kardeşlerim!.. Öncelikle şunu bilmemiz lazım… İslam âlemi bu gün gelişmişlik bakımından kötü bir durumdaysa, ki öyle… Bunun suçu İslam’da ve Kur’an’da değil… Bunun suçu İslam’ı ve Kur’an’ı doğru okuyup doğru anlayamayan ve doğru yaşamayanlar
İslam âleminin kurtuluşu İslam’da mıdır, değil midir?.. Bu konuyu artık ciddî bir şekilde, bizler, Müslümanlar olarak düşünmek zorundayız İslam’ı şuurlu bir şekilde yaşamadan kuru kuruya İslamcılık İslam değildir…
İslam demek; can ve mal güvenliği demektir… İslam demek; din ve inanç güvenliği demektir… İslam demek; ırz, namus ve nesep güvenliği demektir… Bunlar yoksa İslam lafta kalır Adaletin olmadığı yerde İslam’dan söz edilemez… İnsafın, merhametin olmadığı yerde İslam olmaz… İslam âlemini İslam kurtarır derken; İslam’ın Kur’an’a, Sünnete uygun olan, doğru uygulanmasını kast ediyorum… Anlatmaya çalıştığım şey; Hz.Ebubekir’in, Hz. Ömer’in, Hz. Osman’ın, Hz. Ali’nin İslam uygulamasıdır… Cenab-ı Hak: (Âl-i İmrân,19)
اِنَّ الدّٖينَ عِنْدَ اللّٰهِ الْاِسْلَامُ
“diyor…”
“Allah katında hak din şüphesiz İslam’dır.” diyor.
وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْاِسْلَامِ دٖينًا
““Kim İslam’dan başka bir din ararsa… diyor…”
فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ
“Bilsin ki böyle bir din asla kabul edilmeyecek…”
وَهُوَ فِى الْاٰخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرٖينَ
“Bu dünyada İslam’dan başka din arayan… Ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır.” (Âl-i İmrân Sûresi, ayet 85) diyor.”
Muhterem Mü’minler! Kur’an’ın bütün emirleri haktır… Farzdır… Ve o Kur’an-ı Kerim bize birlik ve beraberliği emrediyor… Ahir zamanı yaşıyoruz… Şu ahir zamanın en önemli farzı İttihad-ı İslam’dır… Yani birlik ve beraberliktir Bugün en çok ihtiyacımız olan şey geçmişte yaşananları unutmaktır… Cenab-ı Allah’ın ipine hep birlikte sarılmaktır… Zorluklara birlikte göğüs germektir Saflar halinde küfre karşı durmaktır
İslam bir hayat dinidir… İslam bizim hem dünyamızı ilgilendirir, hem de ahiret hayatımızı ilgilendirir İslam’ın uygulaması Kur’an ve Sünnet üzerine olur Kur’ansız, Sünnetsiz İslam olmaz… Mesela; İslami uygulamada rüşvet olmaz… İslami uygulamada haram kazanç olmaz… İslami uygulamada haram servet olmaz… Din sömürüsünün olduğu bir ortam İslamî ortam olamaz…
İslam’ın hayata uygulandığı bir yaşamda öncelikle şu olur… Sabahleyin, güneşin doğmasına bir saat kala, bütün Müslümanların evlerinde ışıklar yanar Herkes Rabbine yönelir… İslam toplumunda hayat böyle başlar… Günün böyle başladığı bir İslam toplumunda öyle bir güvenlik olur ki… Evlerin kapılarını kilitlemeye bile lüzum kalmaz Böyle bir yerde öyle bir adalet olur ki… Bırakın suçluyu, orada hiç kimse suç işlemeye cesaret bile edemez… Vel hâsılı; İslam toplumunda öyle hiç kimsenin keyfine göre uygulama olmaz… İslam toplumunda onun bunun dediği olmaz… Sadece Cenab-ı Hakk ne demişse o olur
İslam toplumunda kötülere ve kötülüklere fırsat verilmez Herkes üzerine düşeni yapar Herkes Emr-i bil Maruf Nehy-i anil Münker görevini yerine getirir… İslam toplumunda ‘laf ola torba dola’ ‘efendim biz de Müslümanız, kime ne?.. Bu Allah’la benim aramda’ diyerek aleni bir şekilde, hiç utanmada-sıkılmadan günah işlenemez İslam toplumu iffet toplumudur… İslam toplumu ahlak toplumudur… İslam toplumu fazilet toplumudur…
Değerli Kardeşlerim!.. Hepimiz Cenab-ı Allah'ın emri olan İslam ahlâkının yaygınlaşması için gayret etmek zorundayız…
Kur’an-ı Kerim ve Peygamberimiz bizleri asırlar ötesinden uyarıyor… Bu uyarılara kulak verelim… Basiret gözlerimizi açalım Bu ayetlere kulak vermeden, bu ayetleri özümsemeden, hayatımıza aktarmadan bulamayız Hak yolu… (Enfal, 20)
يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا
Ey iman edenler!
اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُ
“Allah’a ve O’nun peygamberine itaat edin… diyor…”
وَلَا تَوَلَّوْا عَنْهُ
“Peygamberin emirlerinden yüz çevirmeyin… diyor”
وَاَنْتُمْ تَسْمَعُونَ
(Kur’an’ın nasihatlarını) işittiğiniz… Dinlediğiniz halde yapmayın bunu” diyor Cenab-ı Hakk.
وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللّٰهِ جَمٖيعًا
“Hepiniz birlikte Allah’ın ipine sarılın… Kur’an’a sarılın… İslam’a sarılın… Peygambere sarılın Hem de sımsıkı sarılın…”
وَلَا تَفَرَّقُوا
“Parçalanıp ayrılmayın… diyor Cenab-ı Hakk. (Âl-i İmrân, 103)”
Peygamber Efendimiz’de: “Sözün en doğrusu Allah’ın kitabıdır” diyor… “Yolun en güzeli de Muhammed’in yoludur” diyor… (Buhari; Müslim; Tac, c.1, sh. 44)
اِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ اِخْوَةٌ
“Mü’minler ancak kardeştir”
فَاَصْلِحُوا بَيْنَ اَخَوَيْكُمْ
“Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin”
وَاتَّقُوا اللّٰهَ
“Allah size bunları emrediyor… Bu konularda… Allah’a karşı gelmekten sakının…”
لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Eğer Allah’ın bu emirlerine uyarsanız… Allah da size merhamet eder… Hucurat,10)”
Muhterem Cemaat-i Müslimin!.. Allah’a ve Peygamberine itaat eden Müslüman şuurlu ve ahlaklı olur… Allah’a ve Peygamberine itaat eden Müslüman güçlü ve âdil olur (Âl-i İmrân, 31-32)
قُلْ
“Ya Muhammed… Kullarıma şunu söyle… Şunu haber ver diyor Allah-u Teâlâ Peygamberimize…”
اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ
“Eğer onlar Allah’ı seviyorlarsa…”
فَاتَّبِعُونٖى
“Hemen sana uysunlar… Sana tabi olsunlar…”
يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ
“Eğer onlar bunu yaparlarsa… Yani sana uyarlarsa… Sana tabi olurlarsa… Allah da onları sever…”
وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ
“Eğer Allah onları severse… Allah onların günahlarını bağışlar…”
وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ
“Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir…”
قُلْ
“Ya Muhammed!.. Kullarıma şunu da söyle… Şu emrimi de haber ver diyor…”
اَطٖيعُوا اللّٰهَ وَالرَّسُولَ
“Allah’a ve Resulüne itaat etsinler… Uysunlar…”
فَاِنْ تَوَلَّوْا
“Eğer onlar bunu yapmazlarsa… Allah’a ve Peygambere itaat etmezlerse… Bundan yüz çevirirlerse…”
فَاِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرٖينَ
“Onlar şunu da bilsinler ki… Allah kâfirleri asla sevmez…”
İyi dinleyelim Değerli Kardeşlerim!.. Doğru anlayalım bu ayetleri Çünkü bizi kurtaracak olan bu ayetler… Çünkü sizi kurtaracak olan Kur’an’dır diyor Allah-u Teâlâ… (İsra,9)
اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ يَهْدٖى لِلَّتٖى هِىَ اَقْوَمُ
“Bu Kur’an sizi en doğru olan yola götürür diyor…”
Hz. Aişe’ye Peygambermiz’in ahlakını soruyorlar… Hz. Aişe; “O’nun ahlakının Kur’an olduğunu’’ söylüyor İşte bu da bize Kur’an’ı okumamız gerektiğini, Kur’an’ı anlamamız ve yaşamamız gerektiğini öğretiyor
Hepimiz din, dil ve tarih şuuruna sahip olmak zorundayız… Eğer bu şuurlar diri olursa insan kendisi de diri olur… İçinde yaşadığı toplum da diri olur Bu şuurlar kaybedildiği zaman, insan kendisi de yok olur gider… Toplum da yok olur gider
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz” diyor Peygamberimiz… “Nasıl ölürseniz öyle diriltilirsiniz!” diyor Eğer Kur’an’a ve sünnete sarılmazsak; hem dünyamızı kaybederiz, hem de ahiretimizi Eğer Peygamberimizin ahlakıyla ahlaklanmazsak; hem bu dünyada rezil bir hayat yaşarız, hem de öbür dünyada zelil olur gideriz
Onun için Değerli Kardeşlerim!.. Kur’an’ı okuyup anlamak zorundayız biz… Peygamberimizi anlayıp, O’nun yolundan yürümek zorundayız… İslam’ı hakkıyla yaşamak zorundayız… En önemlisi de; çocuklarımızı İslam ahlakına sahip Müslümanlar olarak yetiştirmek zorundayız… Cenab-ı Allah’ın yasakladığı, haram kıldığı ne varsa yapan; sonra da “kimse karışamaz arkadaş… Bu Allah’la benim aramda… Biz de Müslümanız…” diye kendini avutan değil… Haramı-helali bilen, hayatını buna göre yaşayan vasıflı Müslümanlar olarak yetiştirmek zorundayız çocuklarımızı
Cenab-ı Hakk’ın “Emr-i bil maruf, nehyi an’il münker” emrini hayatımıza, yaşadığımız şu topluma hâkim kılmak zorundayız Yani bir birimize iyiliği emretmek, kötülüğü yasaklamak, ahlaksızlığı engellemek zorundayız
Değerli Mü’minler!.. Ümmet fedakârlığa odaklanmış bir değerdir… Ümmet insanların belli değerlerden beslendiği ve o değerleri hayatına hâkim kılmayı başardığı bir ideal insan topluluğuna denilir… Arzu ettiğimiz ümmet işte böyle bir şeydir…
Rûm Suresi’nin 30. ayeti bu gün ümmet şuurunun nereden darbe aldığını, nereden yaralandığını göstermesi bakımından son derece çarpıcı bir ayet… (RUM;30)
فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّٖينِ حَنٖيفًا
“Yüzünü… Benliğini… Varlığını… Hayatını… Her şeyini… Allah’ı birleyici olarak dine çevir… Nasıl bir din…(RUM;30)”
فِطْرَتَ اللّٰهِ الَّتٖى فَطَرَ النَّاسَ عَلَيْهَا
Allah’ın insanları üzerinde yarattığı o fıtrat dinine… Yani ilahi programın yer aldığı o hakikat dinine yüzünü çevir… Yüzünü dine çevir ki; yüzün olsun Allah’a çevirmek için…
Muhterem Mü’minler!.. Bakınız; Kur’an’da Allah’ın rızasını kazanmaktan söz eden ayetlerde… Vechullâh diye bir tamlama kullanılır…(İNSAN;9)
اِنَّمَا نُطْعِمُكُمْ لِوَجْهِ اللّٰهِ
Diye geçer mesela İnsan Suresi’nde… Sizi doyuruyoruz… Sizinle ilgileniyoruz… Allah’ın yüzü için… Buradaki Allah’ın yüzü için demek Allah’ın rızası için demektir…
Bu ümmetin Allah’a çevirecek bir yüzü olsun hassasiyetine, bir sadakate, bir fedakârlık ruhuna acilen ihtiyacı vardır… Biz insanları bu kürsülerden ne partimize, ne mezhebimize, ne tarikatımıza, ne meşrebimize, ne cemaatimize, ne grubumuza, ne de şuraya-buraya davet etmeyiz…
Biz insanları Allah’a davet ederiz… Biz insanları fıtrata davet ederiz… Bize gel demeyiz, kendine gel deriz… Kendine gelmek demek, fıtrata gelmek demektir… Biz insanları fabrika ayarlarına geri dönmeye davet ederiz… Bozulan, format atılan bilgisayarlar nasıl virüslerden temizlenir ise… Onlara nasıl antivirüs programları yüklenir, gelecek virüslere karşı koruma altına alması düşünülürse…
Müslümanın da antivirüs programına ihtiyacı vardır ki; işte o fıtrat dini olan İslam ve fıtrat kitabı olan Allah’ın kitabıdır… Allah’ın kitabıyla fıtratlanmaya, formatlanmaya ihtiyacımız var bizim…
Bilgisayarlara kurduğunuz antivirüs programları gün gelir eskir… Zamanla yeni virüsleri tanımaz hale gelir eski virüs programları… Onun için programların güncellenmesi gerekir… Bilgisayar diliyle apdeyt yapmak lazım yani…
Müslümanın apdeyti ise Kur’an’la abdest almasıdır… Bizim apdeytimiz kitabımızdır… Kur’an’dır… Müslüman Kur’an’a yüzünü çevirecek… Kur’an’la her gün yeni bir duyarlılığı hayatının merkezine koyacak… Eğer böyle olursa… Bir ve beraber olmanın derin huzurunu ancak o zaman yaşayacaklardır Müslümanlar… Ama bu ruhtan ayrılıp, herkesin kendi başına buyruk olduğu, bu bölük-pörçük görüntüyle, İslam dünyasının şu dayanılmaz, perişan görüntüsüyle karşı karşıya olmamızın asıl sebebi; işte vahiyden yüz çevirmemiz olmuştur…
Muhterem Mü’minler!.. Bu gün istikamet bulmak isteyenler rotasını Kur’an’a çevirmek zorunda… Peygamberî sünnet demek Kur’an’la buluşmak demektir… Kur’an’a rağmen bölük-pörçük bir görüntü ortaya koyup; Müslümanların dünya üzerinde birinin öbürünün vagonu olmak durumunda kalmalarına sebep olanlar, yeniden bir durum değerlendirmesi yaparak, Kur’an’la şereflenip, Onun ilahi ilkelerine sımsıkı yapışıp, ama i’tisâm dediğimiz masumane bir saf duyguyla, kendi egosunu Kur’an’a tasdik ettirmek için değil, Kur’an’ın dediğini dediğim diye kabul edebilecek, yiğit bir dönüşe çok acil ihtiyacımız var bizim bu gün…
Siz bölünürseniz, siz parçalanırsanız, siz gereksiz tartışmalarla güç kaybederseniz, siz dua yaparken ellerimi öyle mi kaldırayım, böylemi kaldırayım… Öyle mi yapayım, böyle mi yapayım derken… Tesbihatı tesbihle mi yapayım elimle mi yapayım derken… El-âlemin adamı senin ellerini kesmenin planlarını yapıyor bu gün… Kesiyor da zaten…
İşte Değerli Kardeşlerim!.. Bir Müslüman olarak dik duruş ortaya koyabilmek; vahyin dediği gibi, adam gibi adam olmaktan geçer… Fıtratına dönmek, fıtratınla buluşmaktan geçer… Kime sorarsanız herkes kendisini haklı görür… Aynen Rum Suresi’nin ayetlerinde olduğu gibi…(RUM;31-32)
وَلَا تَكُونُوا مِنَ الْمُشْرِكٖينَ
““Müşriklerden olmayın…””
مِنَ الَّذٖينَ فَرَّقُوا دٖينَهُمْ وَكَانُوا شِيَعًا
“Bunlar ki; dinlerini paramparça etmiş… Kendileri bölük-pörçük ayrılmışlar…”
كُلُّ حِزْبٍ بِمَا لَدَيْهِمْ فَرِحُونَ
“Üstelik her grup da sahip olduğu ile mutlu bir görüntü vermektedir…”
Bu gün kime sorsan ben haklıyım diyor… Ama kimin haklı olup olmadığını gel Kur’an’a soralım deyince… Kur’an’ın hakemliğine hiç kimse yanaşmıyor… Oysa Kur’an’ın hakemliği hakikatin hakemliğidir… Gel de anlat bunlara…
Bu ümmet Kur’an’la tevhidini yakalayacak… Bu ümmet Kur’an’la yeniden izzetine kavuşacak…(ZUHRUF;44)
وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَ
“Kur’an senin ve kavmin için bir onurdur… Bir haysiyettir… Bir şereftir…”
وَسَوْفَ تُسْئَلُونَ
“Hepiniz Kur’an’dan sorgulanacak… Kur’an’dan hesaba çekileceksiniz…”
O halde Değerli Mü’minler!.. En büyük cihat; en büyük değerlerin insanlara aktarıldığı cihattır… İşte onun adı Kur’an’ı anlatmaktır… Kur’an’ı anlatanlar, Kur’an’la cehdini buluşturanlar… İçtihadını, cehdini, cihadını Kur’an’ı anlatmak diye şekillendirenler… Hakikat anlamda mücahit ismini almaya hak kazananlardır…
Cenab-ı Allah Peygamberimizi inşa ederken; Furkan Suresi 52. ayette Ona bu emri vermiş ve O da bu emri sadakatle uygulayarak Mekke’de toplumun tohumlarını atmış… Yesrip denen Medine’ye vahyin ışıklarıyla dönebilmeyi başarmış… Vahiy; o şehri Ümmül Kurâ yapan, Yesrip’i Medine yapan, medeniyet dönüşümü meydana getiren; dinin ve hukukun uygulandığı, karanlıkların terk edilip aydınlıkların buluşturulduğu muhteşem bir ilahi prensipler bütünüdür…
Bu kitap sadece 610-632 yılları arasındaki Mekke ve Medine’sinin fotoğrafını çekmek için gönderilmiş bir kitap değil, unutmayın… Bu kitap mademki bir dönüşüm sağlamış… O halde, dönüşüm bu kitabın bir sıfatıdır… Kim bu kitaba sadakatle sarılırsa, bu kitap onu izzeti ile yüceltir..
Ve Allah-u Teâlâ’nın garantili ifadesi ile; kendisini değiştirenleri Allah da, hakikat anlamında, istikamet anlamında değiştirecek ve onu sırat-ı müstakîm denen yolun yolcusu yapacaktır…
Muhterem Kardeşlerim!.. Size bir davet ve o davetin doğru anlaşılmasıyla ilgili bir dua cümlesi ile sözlerimi bitireceğim… Yunus Suresi’nin 25. ayeti… Bakın ne buyuruyor Allah-u Teâlâ (YUNUS;25)
وَاللّٰهُ يَدْعُوا اِلٰى دَارِ السَّلَامِ
Allah herkesi… Hepinizi dâr-i selama davet ediyor… Allah sizi çağırıyor… Barış yurduna, esenlik yurduna, selam yurduna, selamet yurduna; İslam’a, Kur’an’a davet ediyor sizi…
وَيَهْدٖى مَنْ يَشَاءُ اِلٰى صِرَاطٍ مُسْتَقٖيمٍ
“İsteyen herkesi o müstakîm yola ulaştırıyor… Onlara hidayet ediyor…”
Onun için Değerli Mü’minler!.. Müstekîm yol denen hakikat yolunun yolcuları olma noktasında, Rabbimizin davetine icabet edelim…
Müslüman olan ve mazlum olan herkese… Hatta, dikkat edin sözüme, sadece Müslüman olanlara değil, mazlum olan herkese… Mazlumun dini, milliyeti ve cinsiyeti sorulmaz çünkü… Mazlumun yanında olmak Müslüman izzetinin olmazsa olmazıdır… Zulüm bizden geliyorsa eğer, ben bizden değilim deme cür’etini ortaya koymayı gerektirir… Onun için sizinle dâr’üs-selâm yurduna çıkmak ve Kur’an’ın Müslümanı olma noktasında, Peygamberî sünneti hakikaten hayatımıza hâkim kılma noktasında azim ve kararlılıkla hareket etme davetimizi yineliyor… Cumanızın hayırlara vesile olmasını Rabbimizden niyaz ediyorum… Hepinizden Allah razı olsun diyorum…
