Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam Dini Senden Ne İster? İhlâs, Takva, Adalet ve Güzel Ahlak

MEHMET ERÇELİK

İSLAM DİNİ SENDEN NE İSTER?


İSLAM SENDEN GÖSTERİŞ DEĞİL, İHLÂS VE TAKVA İSTER.

أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ

الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ

Aziz Müminler!

Bugün insanların en büyük yanılgılarından biri, dini Allah'ın indirdiği gibi değil, insanların anlattığı gibi yaşamaya çalışmalarıdır. Kimisi dini sadece kıyafetten ibaret zanneder. Kimisi sakalı, sarığı, cübbeyi dinin tamamı sanır. Kimisi ise dini sadece dilde bırakır.

Hâlbuki Allah Teâlâ kulunun elbisesinden önce kalbine, görüntüsünden önce niyetine, sözünden önce amel ve ihlâsına bakar.

1. AYET

إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ

"Şüphesiz Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır."

(Hucurât Sûresi, 49/13)

1. HADİS

إِنَّ اللَّهَ لَا يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَلَا إِلَى أَجْسَادِكُمْ وَلَكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ

"Allah sizin suretlerinize ve bedenlerinize değil; kalplerinize ve amellerinize bakar."

(Müslim, Birr, 34)

Ey Müslüman!

Din senden insanların gözünde büyük görünmeni istemez; Allah'ın katında büyük olmanı ister.

Din senden gösteriş istemez; ihlâs ister.

إِنَّمَا الْأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى

"Ameller niyetlere göredir. Herkese ancak niyet ettiği şey vardır."

(Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155)

Din senden insanların alkışını istemez; Rabbinin rızasını ister.

Din senden çok konuşmanı istemez; doğru konuşmanı ister.

Din senden çok görünmeni istemez; doğru olmanı ister.

Din senden ezberlediğin kadarını değil, yaşadığın kadarını ister.

Kur'an'ı sadece güzel sesle okuman yetmez. Kur'an senin ahlâkın olmazsa, okuduğun ayetler kıyamet günü lehine değil, aleyhine şahitlik edebilir.

قَدْ أَفْلَحَ مَنْ زَكَّاهَا وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسَّاهَا

"Nefsini arındıran kurtuluşa ermiştir. Onu kirleten ise ziyana uğramıştır."

(Şems Sûresi, 91/9-10)

Namaz sadece eğilip kalkmak değildir. Eğer namaz seni yalandan, zulümden, haramdan ve kul hakkından alıkoymuyorsa, namazını değil önce nefsini sorgula.

Oruç sadece aç kalmak değildir. Dilin gıybetten, gözün haramdan, elin zulümden uzak değilse, nefsini yeniden hesaba çek.

Ey kardeşim!

Din senden hangi elbiseyi giyeceğini tek tek belirlemez; avretini örtmeni, hayâ sahibi olmanı ve takva elbisesini kuşanmanı ister.

Din senden hangi dili konuşacağını belirlemez;

dilini yalandan, iftiradan, gıybetten ve kırıcı sözlerden korunmanı ister.

وَقُولُوا لِلنَّاسِ حُسْنًا

"İnsanlara güzel söz söyleyin."

(Bakara Sûresi, 2/83)

Din senden hangi mesleği seçeceğini belirlemez; helâlinden kazanmanı, emeğini dürüstçe ortaya koymanı ve kazancına haram bulaştırmamanı ister.

Din senden ne kadar zengin olacağını istemez; malını Allah'ın razı olduğu yerde kullanmanı ister.

Din senden insanların seni "çok dindar" diye övmesini istemez; Allah'ın seni salih kulları arasına yazmasını ister.

Ey nefis!

Bugün insanlar seni alkışlıyor olabilir

Sosyal medyada binlerce kişi seni takip ediyor olabilir

Sana "hoca", "âlim", "abi", "örnek insan" diyor olabilirler

Fakat Allah senden razı değilse, bütün bu övgüler mahşer günü bir avuç toz gibi dağılacaktır.

Kabirde ne unvanın seninle gelecek

Ne makamın

Ne servetin

Ne seni alkışlayan insanlar

Seninle birlikte yalnızca imanının doğruluğu, ihlâsın, salih amellerin ve Allah için döktüğün samimi gözyaşların gelecektir.

Öyleyse ey mümin!

Din senden kusursuz olmanı istemez

Hata ettiğinde Rabbine yönelmeni ister.

Din senden insanların önünde dindar görünmeni istemez

Gece kimsenin görmediği yerde de Allah'tan utanmanı ister.

Din senden şekli değil, özü ister.

Sloganı değil, teslimiyeti ister.

Gösterişi değil, takvayı ister.

Ve unutma!

Mahşer günü sana ilk sorulacak şey insanların seni nasıl tanıdığı değil; Allah'ın seni nasıl bulduğudur.

İSLAM SENDEN KUR'AN VE RESÛLULLAH'IN SAHİH SÜNNETİNE TESLİM OLMANI İSTER.

Aziz Müminler!

Bugün insanların çoğu dini Allah'tan öğrenmek yerine insanlardan öğreniyor. Kimin sözü daha etkileyici ise onun peşine düşüyor. Kimin sesi daha gür çıkıyorsa ona hakikat gözüyle bakıyor.

Hâlbuki hakikat, insanların büyüklüğüyle değil; Allah'ın vahyiyle ölçülür.

Müminin ölçüsü isimler değildir

Müminin ölçüsü Kur'an'dır.

Müminin yolu heva değildir

Müminin yolu Resûlullah'ın ﷺ sahih sünnetidir.

2. AYET

وَاعْتَصِمُوا بِحَبْلِ اللَّهِ جَمِيعًا وَلَا تَفَرَّقُوا

"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin."

(Âl-i İmrân, 3/103)

2. HADİS

تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا كِتَابَ اللَّهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّهِ

"Size iki emanet bıraktım. Onlara sımsıkı sarıldığınız sürece sapıtmazsınız: Allah'ın Kitabı ve Peygamberinin sünneti."

(Muvatta, Kader, 3; “el-Muvatta’da rivayet edilmiştir / çeşitli hadis kaynaklarında yer alır”

Ey Müslüman!

Din senden insanların ipine sarılmanı istemez

Allah'ın ipine sarılmanı ister.

Din senden körü körüne taklit etmeni istemez

Delille hareket etmeni ister.

مَنْ أَطَاعَنِي فَقَدْ أَطَاعَ اللَّهَ

"Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur."

(Buhârî, Ahkâm, 1; Müslim, İmâre, 33)

Din senden "Falanca ne dedi?" diye başlamanı istemez

"Allah ne buyurdu? Resûlü ne öğretti?" diye düşünmeni ister.

فَلَا وَرَبِّكَ لَا يُؤْمِنُونَ حَتَّى يُحَكِّمُوكَ فِيمَا شَجَرَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ لَا يَجِدُوا فِي أَنْفُسِهِمْ حَرَجًا مِمَّا قَضَيْتَ وَيُسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

"Hayır! Rabbine andolsun ki, aralarında çıkan anlaşmazlıklarda seni hakem kılmadıkça ve verdiğin hükme içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın tam bir teslimiyetle boyun eğmedikçe iman etmiş olmazlar."

(Nisâ Sûresi, 4/65)

Din senden vahyi arkana atmanı istemez

Hayatının merkezine koymanı ister.

Ey kardeşim!

Kur'an sadece evinin en yüksek rafında duran bir Mushaf değildir.

Kur'an hayatının en yüksek makamında olmalıdır.

Tozlanan Mushaflar değil

Hayata taşınmayan ayetler korkutmalıdır insanı.

Kur'an okunuyor

Ama faiz devam ediyorsa

Kur'an okunuyor

Ama kul hakkı yeniyorsa

Kur'an okunuyor

Ama anne-baba ihmal ediliyorsa

Kur'an okunuyor

Ama namaz terk ediliyorsa

O zaman durup kendimize sormalıyız:

Biz Kur'an'ı mı okuyoruz, yoksa Kur'an mı kıyamet günü bizi okuyacak?

وَمَا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا إِلَّا مَتَاعُ الْغُرُورِ

"Dünya hayatı aldatıcı bir geçimden başka bir şey değildir."

(Âl-i İmrân Sûresi, 3/185)

Ey nefis!

Din senden Allah'a inanmanı ister.

Fakat sadece "inanıyorum" demeni yeterli görmez.

O'na güvenmeni

O'na teslim olmanı

Hükmüne razı olmanı da ister.

Din senden insanları ilahlaştırmanı istemez

Allah'ı yüceltmeni ister.

Hiçbir kul masum değildir.

Hiçbir insan vahiy değildir.

Vahiy yalnız Allah'tandır.

Peygamber ﷺ ise o vahyi eksiksiz tebliğ eden Allah'ın elçisidir.

Öyleyse sözlerimizi, sevgimizi, bağlılığımızı ve amellerimizi Allah'ın kitabı ve Resûlünün sahih sünnetiyle tartalım.

Çünkü mahşer günü sana;

"Kaç kişiyi takip ettin?" diye sorulmayacak.

"Kaç kitap okudun?" diye sorulmayacak.

"Kaç kişiyi alkışladın?" diye sorulmayacak.

Sana sorulacak olan şudur:

Allah'ın kitabına teslim oldun mu?

Resûlünün sünnetini hayatına taşıdın mı?

Hakikati öğrenince ona boyun eğdin mi, yoksa nefsini mi tercih ettin?

Ey kardeşim!

Bugün insanlar seni alkışlayabilir

Seni büyük görebilir

Fakat kabirde seni ne alkışlar aydınlatacak

Ne de insanların övgüsü kurtaracaktır.

Kabri aydınlatacak olan, Kur'an ile yaşayan bir kalptir.

Mahşerde yüzünü ağartacak olan, sünnete uygun bir hayattır.

Sırattan geçirecek olan, ihlâsla yapılmış salih amellerdir.

Öyleyse

Din senden slogan istemiyor

Teslimiyet istiyor.

Din senden tartışma istemiyor

İtaat istiyor.

Din senden övünmeni istemiyor

Allah'a kul olmanı istiyor.

Ve unutma!

Allah'ın huzurunda insanlar değil, Kur'an konuşacaktır

Resûlullah ﷺ konuşacaktır

Ve senin amellerin konuşacaktır

O gün hiçbir mazeretin, Allah'ın kitabının önüne geçemeyecektir.

İSLAM SENDEN ADALET, EMANET VE GÜZEL AHLAK İSTER.

Aziz Müminler!

İslam, sadece camide yaşanan bir din değildir.

İslam; çarşıda, pazarda, evde, iş yerinde, sokakta, kısacası hayatın her anında yaşanmak üzere gönderilmiştir.

Allah katında değerli olan insan; çok konuşan değil, çok amel eden insandır.

Çok bilen değil, bildiğiyle yaşayan insandır.

Çok ibadet ettiğini söyleyen değil, ibadetinin ahlâkına yansıdığı insandır.

Bir Müslümanın gerçek kimliği, namazdan çıktıktan sonraki hâlidir.

İnsanlara karşı merhameti

Ticaretindeki doğruluğu

Emanete sadakati

Ailesine karşı güzel ahlâkıdır.

3. AYET

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تُؤَدُّوا الْأَمَانَاتِ إِلَى أَهْلِهَا وَإِذَا حَكَمْتُمْ بَيْنَ النَّاسِ أَنْ تَحْكُمُوا بِالْعَدْلِ

"Şüphesiz Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder."

(Nisâ Sûresi, 4/58)

3. HADİS

آيَةُ الْمُنَافِقِ ثَلَاثٌ إِذَا حَدَّثَ كَذَبَ وَإِذَا وَعَدَ أَخْلَفَ وَإِذَا اؤْتُمِنَ خَانَ

"Münafığın alâmetlerinden biri de kendisine emanet edildiğinde hıyanet etmesidir."

(Buhârî, Îmân, 24; Müslim, Îmân, 107-108)

Ey Müslüman!

Din senden insanların güvenini boşa çıkarmanı istemez

Emanete sahip çıkmanı ister.

الدِّينُ النَّصِيحَةُ

"Din nasihattir."

(Müslim, Îmân

Din senden güçlü olduğunda zulmetmeni istemez

Adaletli olmanı ister.

Din senden menfaat için eğilip bükülmeni istemez…

Hak karşısında dosdoğru durmanı ister.

إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ

"Allah adaleti ve ihsanı emreder."

(Nahl Sûresi, 16/90)

Din senden insanların kusurunu büyütmeni istemez

Önce kendi kusurunu görmeni ister.

Ey nefis!

Bugün sana teslim edilen her emanet

Bir gün Allah'ın huzurunda karşına çıkacaktır.

Sana verilen makam

Bir emanettir.

Sana verilen servet

Bir emanettir.

Sana verilen ilim

Bir emanettir.

Eşin

Evladın

Anne ve baban

Komşun

Hatta bedenin bile Allah'ın sana verdiği bir emanettir.

Peki sen bu emanetlere nasıl davrandın?

Helâl kazandın mı?

Kul hakkından sakındın mı?

İnsanları aldatmaktan uzak durdun mu?

Yoksa ibadet ederken dürüst, ticaret yaparken hilekâr mı oldun?

Camide mütevazı, çarşıda zalim mi oldun?

Dilinde Allah, elinde kul hakkı mı vardı?

Unutma!

Allah katında en ağır iflas, malını kaybetmek değildir.

Emaneti kaybetmektir.

Vicdanını kaybetmektir.

Adaletini kaybetmektir.

Güzel ahlâkını kaybetmektir.

Resûlullah ﷺ insanların mallarını almadan önce onların kalplerini kazanıyordu.

Çünkü İslam'ın fethettiği ilk yer şehirler değil

Kalplerdi.

Ey kardeşim!

Din senden insanların kusurunu saymanı istemez.

İnsanların gönlünü kazanmanı ister.

Din senden öfkeni büyütmeni istemez.

Merhametini büyütmeni ister.

Din senden intikam istemez.

Adalet ister.

Din senden kibir istemez.

Tevazu ister.

Din senden yalanla yükselmeni istemez.

Doğrulukla ayakta durmanı ister.

Bir gün mizan kurulacak

O mizanda yalnız namazın değil

Yalnız orucun değil

İnsanlara karşı davranışların da tartılacaktır.

Bir yetimin duası

Bir mazlumun gözyaşı

Bir çalışanın alın teri

Bir komşunun hakkı

Bir müşterinin aldatılması

Bir emanetin zayi edilmesi

Bunların hiçbiri Allah katında unutulmayacaktır.

Ey mümin!

İnsanların seni "iyi adam" diye tanıması yetmez.

Allah'ın seni güvenilir bir kul olarak kabul etmesi gerekir.

Çünkü mahşerde insanların şahitliği bir yere kadardır.

Asıl hükmü verecek olan Allah'tır.

O hâlde…

أَحَبُّ النَّاسِ إِلَى اللَّهِ أَنْفَعُهُمْ لِلنَّاسِ

"Allah katında en sevimli insan, insanlara en faydalı olandır."

(Taberânî)

Din senden şeklen dürüst görünmeni değil

Gerçekten emin bir insan olmanı ister.

Din senden çok konuşmanı değil

Sözünde durmanı ister.

Din senden alkış toplamanı değil

Allah'ın rızasını kazanmanı ister.

Ve unutma!

Emanetine sahip çıkanlar, Allah'ın rahmetine yaklaşırlar.

Emanete hıyanet edenler ise, tevbe etmedikleri takdirde bunun hesabını Allah'ın huzurunda vereceklerdir.

İSLAM SENDEN DÜNYAYI DEĞİL, ALLAH'IN RIZASINI KAZANMANI İSTER.

Aziz Müminler!

İnsan bu dünyaya ebedî kalmak için gönderilmedi.

Allah Teâlâ bizi mal biriktirmek, makam toplamak veya insanların övgüsünü kazanmak için yaratmadı.

Biz, Rabbimizi tanımak, O'na kulluk etmek ve O'nun huzuruna yüz akıyla çıkmak için yaratıldık.

Dünya bir imtihandır

Mal imtihandır

Evlat imtihandır

Makam imtihandır

Sağlık imtihandır

Hastalık imtihandır

Her nefes bir imtihandır.

Ve her imtihanın sonunda hesap vardır.

4. AYET-İ KERÎME

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ وَاتَّقُوا اللَّهَ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

"Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının. Herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

(Haşr Sûresi, 59/18)

4. HADİS-İ ŞERİF

الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللَّهِ الْأَمَانِيَّ

"Akıllı kişi nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir. Aciz kişi ise nefsinin arzularına uyan ve Allah'tan (amel etmeden) boş temennilerde bulunan kimsedir."

(Tirmizî, Sıfatü'l-Kıyâme, 25; hadis hasendir.)

Ey insan!

Din senden sadece bugününü düşünmeni istemez

Yarını, yani ahiretini düşünmeni ister.

Din senden nefsinin peşinden gitmeni istemez

Rabbinin emrine uymanı ister.

اتَّقِ اللَّهَ حَيْثُمَا كُنْتَ

"Nerede olursan ol Allah'tan sakın."

(Tirmizî, Birr, 55)

Din senden günah işlememiş olmanı istemez

İşlediğin günahlardan samimiyetle tevbe etmeni ister.

Din senden insanlara hesap sormanı istemez

Önce kendi nefsini hesaba çekmeni ister.

Bugün kendine şu soruyu sor:

Eğer bu gece son gecem olsaydı.

Rabbimin huzuruna çıkmaya hazır mıydım?

فَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُ وَمَنْ يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُ

"Kim zerre kadar iyilik yaparsa onu görür, kim zerre kadar kötülük yaparsa onu görür."

(Zilzâl Sûresi, 99/7-8)

Kabir seni bekliyor

Melekler seni bekliyor

Amel defterin kapanacağı an seni bekliyor

Mizan seni bekliyor

Sırat seni bekliyor

Cennet de seni bekliyor

Cehennem de

Ey nefis!

Din senden çok para kazanmanı istemez

Helâl kazanmanı ister.

Din senden herkes tarafından tanınmanı istemez

Allah tarafından bilinmeni ister.

Din senden insanların önünde ağlamanı istemez

Allah korkusuyla gizlice gözyaşı dökmeni ister.

Din senden başkalarının kusurlarıyla meşgul olmanı istemez

Kendi kusurlarını düzeltmeni ister.

Din senden "Ben kurtuldum." demeni istemez

Son nefesine kadar Allah'ın rahmetini umarak ve azabından korkarak yaşamanı ister.

Unutma!

Bugün seni alkışlayan insanlar

Yarın mezarına kadar gelecek

Sonra dönecekler.

Malın dönecek

Makamın dönecek

Dostların dönecek

Fakat sen kabirde yalnız kalacaksın.

Orada seninle birlikte yalnızca imanının doğruluğu, ihlâsın, salih amellerin ve tevben olacaktır.

Öyleyse

Din senden şekli değil, özü ister.

Din senden slogan değil, sadakat ister.

Din senden gösteriş değil, ihlâs ister.

Din senden zulüm değil, adalet ister.

Din senden kibir değil, tevazu ister.

Din senden tembellik değil, gayret ister.

Din senden ümitsizlik değil, tevbe ister.

Din senden insanlara kulluk değil, yalnız Allah'a kulluk ister.

Din senden Kur'an'ı duvara asmanı değil

Hayatına asmanı ister.

Din senden Peygamber Efendimiz'i ﷺ sadece sevdiğini söylemeni değil

Onun sahih sünnetini yaşamaya gayret etmeni ister.

Ve unutma ey kardeşim!

وَمَنْ أَعْرَضَ عَنْ ذِكْرِي فَإِنَّ لَهُ مَعِيشَةً ضَنْكًا

"Kim Benim zikrimden yüz çevirirse dar bir hayat yaşar."

(Tâhâ Sûresi, 20/124)

Mahşer günü sana ne kadar konuştuğun sorulmayacak; ne kadar yaşadığın sorulacaktır.

Ne kadar bildiğin değil; bildiğinle ne kadar amel ettiğin sorulacaktır.

Hangi ismi taşıdığın değil; Allah'ın dinine ne kadar teslim olduğun sorulacaktır.

ALLAH'IM bizleri Kur'an'a sımsıkı sarılan, Resûlü'nün sahih sünnetini yaşayan, adaletten ayrılmayan, emanetlere riayet eden, ihlâslı, takva sahibi ve son nefesine kadar tevbe üzere yaşayan kullarından eylesin.

اللَّهُمَّ ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ وَارْزُقْنَا الْإِخْلَاصَ وَالتَّقْوَى وَاجْعَلْ آخِرَ كَلَامِنَا مِنَ الدُّنْيَا لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللَّهِ

ÂMÎN YÂ RABBE'L-ÂLEMÎN.


MEHMET ERÇELİK