İSLAM'IN YERYÜZÜNDEKİ DÜŞMANLARI
KİNİNİZDE BOĞULACAKSINIZ! ALLAH’IN NURUNU SÖNDÜRMEYE GÜCÜNÜZ YETMEYECEK!
YA ŞERİATLA İZZET BULACAKSINIZ, YA İNKARLA ZİLLET İÇİNDE GEBERECEKSİNİZ!
İLAHİ KANUNA BAŞ KALDIRAN ZALİMLER İÇİN; YAŞASIN CEHENNEM!
İSLAM’A "ÇAĞ DIŞI" DİYENLER! SİZİN ÇAĞINIZ MAHŞERİN EBEDİ KARANLIĞIDIR!
AĞIZLARIYLA NUR-U İLAHİYİ ÜFLEYENLER! NEFESİNİZ KESİLECEK, İSLAM GALİP GELECEKTİR!
İSLAM’IN YERYÜZÜNDEKİ HAKİMİYETİNDEN KAÇAMAYACAKSINIZ! ZAFER ALLAH’INDIR!
1. BÖLÜM: ALLAH’IN NURUNU SÖNDÜREMEYECEKSİNİZ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه اجمعين
ALEMLERİN RABBİ, mülkün tek sahibi ve hesabı en çabuk gören Allah Teâlâ’ya sonsuz hamd; küfrün karanlığını risaletiyle parçalayan, batılın korkulu rüyası, kâinatın efendisi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa S.a.v. (sallallahu aleyhi ve sellem) efendimize, o’nun mübarek âline ve izinden giden kahraman sahabe-i kiram hazretlerine salat ve selam olsun.
AZİZ MÜMİNLER, DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR bugün sizlere; Allah’ın nurunu ağızlarıyla üfleyerek söndürebileceğini sanan bedbahtların, ezan okunurken çığlık atarak kendi cehennemlerini hazırlayanların ve İslam’ın yeryüzündeki düşmanlarının uğrayacağı o dehşetli rüsvalığı anlatıyoruz. ya şeriatın izzetiyle şereflenip Allah’ın rızasına ermek ya da İslam’a "çağ dışı" diyerek kin kusmak suretiyle ebedi bir zilletin ve cehennem ateşinin yakıtı olmak arasındaki o ince çizgiyi; ilahi kanunlara baş kaldıran zalimlerin "muhakkak yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz" ihtarınca nasıl perişan olacaklarını, Kur’an-ı Kerim ve sahih sünnetin sarsıcı hakikatleriyle bir bir ortaya koyuyoruz. kâfirler ve münafıklar istemese de, kinlerinde boğulsalar da Allah’ın nurunu nasıl tamamlayacağını ve batılın nasıl zail olacağını hep birlikte göreceğiz.
1. Ayet
يُر۪يدُونَ لِيُطْفِؤُا نُورَ اللّٰهِ بِاَفْوَاهِهِمْ وَاللّٰهُ مُتِمُّ نُورِه۪ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
"Allah'ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır!" (Saf, 8)
1. Hadis
لَيَبْلُغَنَّ هَذَا الدِّينُ مَا بَلَغَ اللَّيْلُ وَالنَّهَارُ، وَلَا يَتْرُكُ اللَّهُ بَيْتَ مَدَرٍ وَلَا وَبَرٍ إِلَّا أَدْخَلَهُ اللَّهُ هَذَا الدِّينَ
"Bu din, gece ve gündüzün ulaştığı her yere ulaşacaktır. Allah, İslam'ı girmedik tek bir kerpiç ev veya kıl çadır bırakmayacaktır!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin Kur'an ve İslam hakkında "sihir, şiir" diyerek halkı uzaklaştırmaya çalışmaları ve İslam'ın yayılmasını engellemek için kurdukları tuzaklara cevap olarak inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam güneşi üflemekle sönmez. Kâfirler medya, siyaset veya silahla saldırsalar da Allah’ın vaadi haktır. Onların bütün çabası, denizin suyunu ağızlarıyla bitirmeye çalışmak kadar beyhudedir.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilal (Hz.), kızgın kumlar üzerinde göğsüne kaya konulmuşken "Ehad! Ehad!" diyerek, küfrün o boğucu karanlığını tek başına bir nur gibi delip geçmiştir.
Kıssadan Hisse: Nurun sahibi Allah iken, kâfirin karanlığına asla galibiyet yoktur.
2. Ayet
قُلْ لِلَّذ۪ينَ كَفَرُوا سَتُغْلَبُونَ وَتُحْشَرُونَ اِلٰى جَهَنَّمَۜ وَبِئْسَ الْمِهَادُ
"De ki o küfredenlere: Yakında yenileceksiniz ve cehenneme sürüleceksiniz! Orası ne kötü bir yataktır!" (Âl-i İmrân, 12)
2. Hadis
إِذَا أَرَادَ اللّٰهُ بِقَوْمٍ هَلَاكًا ظَهَرَ فِيهِمُ الرِّبَا وَالزِّنَا
"Allah bir toplumu helak etmek istediğinde, onlarda faiz ve zina (haramlar) aleni hale gelir!" (Hâkim, el-Müstedrek)
Nüzul Sebebi: Bedir savaşından sonra Müslümanların zaferini kabullenemeyen Yahudilerin ve müşriklerin kibrine karşı, akıbetlerinin rezillik olduğunu ilan etmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İslam’a "çağ dışı" diyerek kin kusanlar, aslında kendi sonlarını hazırlıyorlar. Yenilgi sadece savaş meydanında değil, mahşerdeki o büyük rüsvalıkla tamamlanacaktır.
Sahabe Kıssası: Bedir'de kâfirlerin elebaşları (Ebu Cehil ve avanesi) öldürülüp kuyuya atıldığında, Efendimiz S.a.v. (Sallallahu aleyhi ve sellem) onlara; "Rabbinizin vaad ettiğini hak olarak buldunuz mu?" diye seslenmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah’ın kanununa baş kaldıranın sonu, ya dünyada zillet ya ahirette cehennemdir.
3. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا يُنْفِقُونَ اَمْوَالَهُمْ لِيَصُدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ فَسَيُنْفِقُونَهَا ثُمَّ تَكُونُ عَلَيْهِمْ حَسْرَةً ثُمَّ يُغْلَبُونَۜ
"Kâfirler mallarını, insanları Allah yolundan alıkoymak için harcarlar. Harcayacaklar da! Sonra bu onlara bir iç acısı olacak, sonra da yenilecekler!" (Enfâl, 36)
3. Hadis
مَنْ عَادَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ
"Allah Teâlâ buyuruyor ki: Kim benim bir dostuma (mümine, İslam'a) düşmanlık ederse, Ben ona harp ilan ederim!" (Buhârî, Rikâk, 38)
Nüzul Sebebi: Ebu Süfyan’ın, Bedir’in intikamını almak ve İslam’ı yok etmek için Kureyş’ten büyük paralar toplayıp ordu kurması üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanları teknolojilerini, paralarını ve lobilerini İslam’ı boğmak için kullanırlar. Ancak sonuç değişmez: Harcadıkları paralar ellerinde patlayacak ve kalplerinde bitmeyen bir "hasret" (pişmanlık) kalacaktır.
Sahabe Kıssası: Umeyr b. Vehb (Hz.), Efendimiz S.a.v.'i öldürmek için ücret alıp Medine'ye gelmiş ancak İslam'ın nuruyla karşılaştığında secdeye kapanarak Müslüman olmuştur.
Kıssadan Hisse: İslam'a karşı harcanan her kuruş, sahibini yakacak bir ateş korudur.
4. Ayet
قُلْ مُوتُوا بِغَيْظِكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
"De ki: Kininizde boğulun (geberin)! Şüphesiz Allah kalplerde olanı hakkıyla bilendir." (Âl-i İmrân, 119)
4. Hadis
لَا تَقُومُ السَّاعَةُ حَتّٰى يُقَاتِلَ الْمُسْلِمُونَ الْيَهُودَ فَيَقْتُلُهُمُ الْمُسْلِمُونَ
"Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça kıyamet kopmaz. O gün Müslümanlar onları (İslam düşmanlarını) hezimete uğratacaktır!" (Müslim, Fiten, 79)
Nüzul Sebebi: Müslümanlara karşı dışarıdan dost görünüp içeriden kin besleyen münafıkların ve Yahudilerin kalplerindeki gizli düşmanlığı ifşa etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanlarının en büyük azabı, İslam’ın her geçen gün büyümesini görmektir. Bu kin onları içten içe kemirir. Allah onlara "Geberin!" diyerek son sözü söylemiştir.
Sahabe Kıssası: Uhud Savaşı’nda kâfirlerin sevinç çığlıklarına karşı Hz. Ömer (Hz.); "Bizim ölülerimiz cennette, sizin ölüleriniz cehennemdedir!" diye haykırarak imanın izzetini göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Müminin izzeti, kâfirin en büyük kabusudur.
5. Ayet
وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ
"Kim Allah'ın indirdiğiyle (şeriatla) hükmetmezse, işte onlar kâfirlerin ta kendileridir!" (Mâide, 44)
5. Hadis
لَتُنْقَضَنَّ عُرَى الْإِسْلَامِ عُرْوَةً عُرْوَةً... فَأَوَّلُهُنَّ نَقْضًا الْحُكْمُ
"İslam'ın bağları ilmek ilmek çözülecektir. İlk çözülecek olan bağ ise hüküm (şeriatın terk edilmesi) bağıdır!" (Ahmed b. Hanbel, Müsned)
Nüzul Sebebi: Kendi çıkarlarına uymadığı için Allah’ın kanunlarını (hükümlerini) değiştiren ve çağın gereklerine göre din uyduran ehli kitabın bu tavrını kınamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ya şeriatla izzet, ya inkarla zillet! Allah’ın kanununu "çağ dışı" görenler, aslında kendi akıllarını putlaştıranlardır. İlahi kanuna baş kaldıran, ebedi bir karanlığa mahkumdur.
Sahabe Kıssası: Hz. Cafer (Hz.), Necâşî’nin huzurunda; "Biz batıl içindeydik, Allah bize bu dini (şeriatı) gönderdi ve biz onunla izzet bulduk" diyerek İslam’ın hükümlerini savunmuştur.
Kıssadan Hisse: Allah'ın hükmünden kaçan, cehennemin odunu olmaya koşar.
6. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ اَهْلِ الْكِتَابِ وَالْمُشْرِك۪ينَ ف۪ي نَارِ جَهَنَّمَ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۜ اُو۬لٰٓئِكَ هُمْ شَرُّ الْبَرِيَّةِۜ
"Ehli kitaptan ve müşriklerden olan kâfirler, ebedi kalmak üzere cehennem ateşindedirler. İşte onlar yaratılmışların en şerlileridir!" (Beyyine, 6)
6. Hadis
مَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي
"Kim benim sünnetimden (ve getirdiğim dinden) yüz çevirirse, o benden değildir!" (Buhârî, Nikâh, 1)
Nüzul Sebebi: Apaçık deliller (Kur'an ve Peygamber) gelmesine rağmen inatla küfürde direnenlerin mahlukat içindeki aşağılık konumlarını bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İslam’a ve ezana düşmanlık edenler, Allah katında "yaratılmışların en aşağılığı" olarak tescillenmiştir. Onların teknolojik üstünlükleri veya kibirli tavırları, onları "şerr-i beriyye" (mahlukatın en şerlisi) olmaktan kurtarmaz.
Sahabe Kıssası: Ebu Cehil ölürken bile kininden; "Muhammed’e (S.a.v.) söyleyin, ona olan düşmanlığım daha da arttı!" demiştir. İşte küfrün karanlık körlüğü budur.
Kıssadan Hisse: İnsanlıktan çıkmanın ilk yolu, İslam’a düşman olmaktır.
2. BÖLÜM: ŞERİATLA İZZET YA İNKARLA ZİLLET!
7. Ayet
وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ اَعْمٰى
"Kim benim zikrimden (şeriatımdan, kitabımdan) yüz çevirirse, şüphesiz onun için dar (sıkıntılı) bir hayat vardır. Kıyamet günü de onu kör olarak haşrederiz!" (Tâhâ, 124)
7. Hadis
اَلْإِسْلَامُ يَعْلُو وَلَا يُعْلَى عَلَيْهِ
"İslam daima üstündür, ona galip gelinmez (onun üzerine çıkılamaz)!" (Buhârî, Cenâiz, 79)
Nüzul Sebebi: Dünyevi menfaatleri için Allah’ın hükümlerini terk edenlerin hem dünyada huzur bulamayacaklarını hem de ahirette mutlak bir körlükle cezalandırılacaklarını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslama "çağdışı" diyenler, kendi ruhlarını karanlığa gömenler dir. Allah’ın kanununa (şeriatına) sırt dönen toplumlar, teknolojiye sahip olsalar da manen buhran dadırlar. Mahşerdeki körlük ise, dünyada hakikati görmeyen gözlerinin bedelidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), Kudüs’ün anahtarlarını teslim almaya giderken ayağındaki yamalı elbiseyi eleştirenlere; "Biz zelil bir kavimdik, Allah bizi İslam ile izzetli kıldı. İzzeti başka yerde ararsak Allah bizi tekrar zelil eder!" demiştir.
Kıssadan Hisse: İzzeti Batı’da veya batıl kanunlarda arayan, zilletin çukurunda boğulur.
8. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪يٓ اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَاۜ اَفَمَنْ يُلْقٰى فِي النَّارِ خَيْرٌ اَمْ مَنْ يَأْت۪يٓ اٰمِنًا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ
"Ayetlerimizi çarpıtanlar (onlara çağ dışı diyenler, alay edenler) bizden gizleyemezler. Ateşe atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güven içinde gelen mi?" (Fussilet, 40)
8. Hadis
سَيَكُونُ فِي أُمَّتِي كَذَّابُونَ ثَلَاثُونَ كُلُّهُمْ يَزْعُمُ أَنْهُ نَبِيٌّ وَأَنَا خَاتَمُ النَّبِيِّينَ
"Ümmetim içinde otuz tane yalancı deccal çıkacaktır. Hepsi de kendisinin peygamber olduğunu (veya İslam'dan daha üstün bir yol getirdiğini) iddia edecektir. Oysa ben peygamberlerin sonuncusuyum!" (Ebu Davud, Fiten, 1)
Nüzul Sebebi: Kur'an ayetlerini dilleriyle eğip büken, onları etkisiz hale getirmeye çalışan müşriklerin ve sapkınların Allah katındaki yerini bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İslam’ın hükümlerini moderniteye kurban edenler, ayetleri çarpıtan mülhidlerdir. Allah "Onlar bizden gizlenemez" buyurarak, her bir alayın ve her bir iftiranın hesabının ateşle sorulacağını ihtar etmektedir.
Sahabe Kıssası: Müseylemetül-Kezzab, ayetlerle alay edip benzerini yazmaya kalktığında; sahabe ordusu onu "Yalancı" damgasıyla tarihin çöplüğüne ve cehennemin dibine yollamıştır.
Kıssadan Hisse: Allah’ın kelamıyla yarışmaya kalkan, cehennemin yakıtı olmaya razı olmuştur.
9. Ayet
وَاِذَا نَادَيْتُمْ اِلَى الصَّلٰوةِ اتَّخَذُوهَا هُزُوًا وَلَعِبًاۜ ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ قَوْمٌ لَا يَعْقِلُونَ
"Siz namaza (ezana) çağırdığınız zaman, onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların akıllarını kullanmayan bir topluluk olmazlarındandır!" (Mâide, 58)
9. Hadis
إِذَا نُودِيَ بِالصَّلَاةِ أَدْبَرَ الشَّيْطَانُ وَلَهُ ضُرَاطٌ حَتَّى لَا يَسْمَعَ التَّأْذِينَ
"Ezan okunduğu zaman şeytan, ezanı duymamak için arkasını dönüp yellenerek kaçar!" (Buhârî, Ezân, 4)
Nüzul Sebebi: Medine’de ezan okunduğunda Müslümanlarla alay eden, müezzini taklit ederek İslamiyet’e kin kusan Yahudi ve münafıkların bu cahilce tavırlarını kınamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ezan okunurken çığlık atanlar, aslında içlerindeki şeytanın feryadını dışarı vurmaktadırlar. İslam’ın sesini susturmaya çalışanlar, akıldan yoksun bedbahtlardır. Onlar ezandan kaçtıkça, aslında cennetten kaçmaktadırlar.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilal (Hz.) ezan okurken bir müşrik onunla alay etmiş; çok geçmeden o müşriğin dili ağzında şişmiş ve rüsva olarak ölmüştür.
Kıssadan Hisse: Allah’ın çağrısıyla (ezanla) alay edenin sesi, mahşerde hüsranla kesilir.
10. Ayet
اَفَحُكْمَ الْجَاهِلِيَّةِ يَبْغُونَۜ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ حُكْمًا لِقَوْمٍ يُوقِنُونَ
"Yoksa onlar cahiliye hükmünü mü (beşeri kanunları mı) istiyorlar? İman eden bir toplum için, Allah’tan daha güzel hüküm veren kim olabilir?" (Mâide, 50)
10. Hadis
لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِهِ
"Sizin hiçbiriniz, arzu ve isteklerini (beşeri tercihlerini) benim getirdiğim şeriata tabi kılmadıkça gerçek manada iman etmiş sayılmaz!" (Nevevî, Erbaîn, 41)
Nüzul Sebebi: Müslüman olduklarını söyledikleri halde, bazı davalarda cahiliye kanunlarına veya hakemlerine gitmek isteyenlerin samimiyetsizliğini ortaya koymak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Şeriatı "çağ dışı" görüp modern cahiliye sistemlerine sığınanlar, Allah’ın adaletinden şüphe edenlerdir. Allah’ın kanunundan daha mükemmel bir nizam yoktur; onu terk edenler ancak zulme ve karanlığa hizmet ederler.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), Peygamber’in (S.a.v.) hükmüne razı olmayıp başka hakem arayan bir münafığın kellesini; "Allah ve Resulü'nün hükmüne razı olmayanın hükmü budur!" diyerek almıştır.
Kıssadan Hisse: Allah'ın hükmünü beğenmeyen, zalimin zulmüne mahkumdur.
11. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَت۪ي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِر۪ينَ
"Bana ibadet etmeyi (ve benim kanunlarıma uymayı) kibirlerine yediremeyenler, alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir!" (Mü'min, 60)
11. Hadis
لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ مَنْ كَانَ فِي قَلْبِهِ مِثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْ كِبْرٍ... الْكِبْرُ بَطَرُ الْحَقِّ وَغَمْطُ النَّاسِ
"Kalbinde zerre kadar kibir olan cennete giremez! Kibir; hakkı (İslam’ı) inkar etmek ve insanları küçük görmektir!" (Müslim, Îmân, 147)
Nüzul Sebebi: Kendilerini üstün görüp fakir Müslümanlarla bir arada olmayı ve İslam’ın emirlerine boyun eğmeyi reddeden kibirli kâfirlerin sonunu bildirmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanlığının temelinde "kibir" yatar. İslam’ın nurunu kendi sönük akıllarıyla ölçmeye kalkanlar, mahşerde "dâhirîn" (boyun bükmüş, aşağılanmış) bir halde ateşe sürüleceklerdir.
Sahabe Kıssası: Ebu Cehil, Bedir'de ölmek üzereyken bile; "Beni boynumun altından kes ki kellem yüksekte görünsün, heybetim bozulmasın" diyerek kibrinde gebermiştir.
Kıssadan Hisse: Kibirle baş kaldıran, ateşle diz çöker.
12. Ayet
وَقَالَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لَا تَسْمَعُوا لِهٰذَا الْقُرْاٰنِ وَالْغَوْا ف۪يهِ لَعَلَّكُمْ تَغْلِبُونَ
"Kâfirler dediler ki: Bu Kur’an’ı dinlemeyin, o okunurken gürültü yapın (çığlık atın, müzik çalın), belki bu yolla galip gelirsiniz!" (Fussilet, 26)
12. Hadis
سَيَكُونُ فِي أُمَّتِي أَقْوَامٌ يَسْتَحِلُّونَ الْحِرَ وَالْحَرِيرَ وَالْخَمْرَ وَالْمَعَازِفَ
"Ümmetimden bazı topluluklar gelecek; zinayı, ipeği, içkiyi ve çalgıları (İslam’ın sesini bastırmak için kullanılan eğlenceleri) helal sayacaklar!" (Buhârî, Eşribe, 6)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin, Peygamberimiz (S.a.v.) Kur'an okurken insanların etkilenmemesi için ıslık çalıp el çırparak gürültü yapmaları üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bugün ezan okunurken çığlık atanlar veya İslamî değerlerle alay edenler, bin dört yüz yıl önceki müşriklerin bugünkü temsilcileridir. Amaçları hakkın sesini bastırmaktır. Ama nafile; gürültü kirliliği ancak yapanı sağır eder.
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Mesud (Hz.), Kabe’nin önünde müşriklerin gürültüsüne rağmen haykırarak Rahman Suresi’ni okumuş, yüzü gözü kan içinde kalsa da hakkın sesini onlara dinletmiştir.
Kıssadan Hisse: Kâfirin gürültüsü, İslam'ın gürlemesi karşısında yok olmaya mahkumdur.
3. BÖLÜM: İLAHİ KANUNA BAŞ KALDIRAN ZALİMLERİN HAZİN SONU!
13. Ayet
وَمَنْ يُشَاقِقِ الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُ الْهُدٰى وَيَتَّبِعْ غَيْرَ سَب۪يلِ الْمُؤْمِن۪ينَ نُوَلِّه۪ مَا تَوَلّٰى وَنُصْلِه۪ جَهَنَّمَۜ وَسَآءَتْ مَص۪يرًا
"Kendisine hidayet yolu belli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkan ve müminlerin yolundan (şeriattan) başkasına uyan kimseyi, yöneldiği o yolda bırakırız; sonra da onu cehenneme atarız. Orası ne kötü bir varış yeridir!" (Nisâ, 115)
13. Hadis
مَنْ رَغِبَ عَنْ سُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي
"Kim benim sünnetimden (getirdiğim nizamdan ve hayat ölçülerinden) yüz çevirirse benden değildir!" (Buhârî, Nikâh, 1)
Nüzul Sebebi: Müslüman görünüp hırsızlık yapan ve suçu bir Yahudi'nin üzerine atan Bişr b. Übeyrık'ın, suçunun vahiyle ortaya çıkması üzerine dinden dönüp müşriklere sığınması üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam’ın izzetli yolunu bırakıp batılı, modern cahiliyeyi ve küfrün yaşam tarzını seçenler; Allah tarafından o bataklıkta terk edilirler. "Yöneldiği yolda bırakırız" ifadesi bir mühlettir; sonu ise ebedi bir ateştir.
Sahabe Kıssası: Müseylime’ye uyanlar hidayet gelmişken batılı seçtikleri için Yemame’de kılıçtan geçirilmiş ve tarihe "yalancılar" olarak kazınmışlardır.
Kıssadan Hisse: Peygamber'in yoluna sırt dönen, cehennemin kucağına koşar.
14. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُؤْذُونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ لَعَنَهُمُ اللّٰه
“Color”
فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَاَعَدَّ لَهُمْ عَذَابًا مُه۪ينًا
"Allah’ı ve Resulü’nü incitenlere (İslam’a dil uzatanlara, alay edenlere) Allah dünyada da ahirette de lanet etmiş ve onlar için alçaltıcı bir azap hazırlamıştır!" (Ahzâb, 57)
14. Hadis
إِنَّ اللَّهَ لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ حَتَّى إِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ
"Şüphesiz Allah zalime (İslam düşmanına) mühlet verir; fakat bir yakaladı mı onu asla bırakmaz (kurtuluşu olmaz)!" (Buhârî, Tefsir, 11)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin ve münafıkların Peygamber Efendimiz S.a.v. (Sallallahu aleyhi ve sellem) hakkında asılsız dedikodular yayarak İslam davasını zayıflatmaya çalışmaları üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam’a "gerici" veya "çağ dışı" demek, Allah’ı ve Resulü’nü incitmektir. Bu cüretin cezası sadece ateş değil, "mühin" yani rezil ve kepaze eden bir aşağılanmadır. Lanet demek, Allah'ın rahmetinden ebediyen kovulmak demektir.
Sahabe Kıssası: Efendimiz S.a.v.'e diliyle eziyet eden Ebu Leheb, çiçek hastalığına benzer iğrenç bir illetle ölmüş, leşi kokuştuğu için çocukları bile yanına yaklaşamamıştır.
Kıssadan Hisse: Allah ile savaşa giren, rüsvalıkla can verir.
15. Ayet
ذٰلِكَ بِاَنَّهُمْ كَرِهُوا مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ فَاَحْبَطَ اَعْمَالَهُمْ
"Bu, Allah’ın indirdiği hükümleri (şeriatı) beğenmemeleri sebebiyledir. Bu yüzden Allah onların bütün amellerini boşa çıkarmıştır!" (Muhammed, 9)
15. Hadis
لَا يُؤْمِنُ اَحَدُكُمْ حَتَّى يَكُونَ هَوَاهُ تَبَعًا لِمَا جِئْتُ بِهِ
"Hiçbiriniz, heva ve hevesini (arzularını ve fikirlerini) benim getirdiğim şeriata tabi kılmadıkça gerçek mümin olamaz!" (Nevevî, Erbaîn, 41)
Nüzul Sebebi: Kur'an'ın hükümlerini ağır bulan, kendi menfaatlerine uymadığı için İslam'ın nizamına düşmanlık besleyenlerin amellerinin hiçe sayılacağını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Şeriatın bir hükmünü dahi beğenmeyen, "Bu devirde bu olmaz" diyen kişinin namazı da orucu da boşa gider. Allah’ın kanununa burun kıvıranın terazisinde hiçbir hayır kalmaz; o kişi iflas etmiş bir müflis olarak haşrolur.
Sahabe Kıssası: Münafıkların başı Abdullah b. Ubey, zahiren namaz kılsa da İslam’ın otoritesini beğenmediği için "ameli boşa çıkanlar" zümresinde kalmıştır.
Kıssadan Hisse: Allah'ın hükmünü tartıya vuran, kendi imanını yok eder.
16. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحَٓادُّونَ اللّٰهَ وَرَسُولَهُ كُبِتُوا كَمَا كُبِتَ الَّذ۪ينَ مِنْ قَبْلِهِمْ
"Allah’a ve Resulü’ne karşı gelip (İslam’a savaş açanlar), kendilerinden öncekiler nasıl rezil ve perişan edildilerse, tıpkı öylece perişan edileceklerdir!" (Mücâdele, 5)
16. Hadis
مَنْ آذَى لِي وَلِيًّا فَقَدْ آذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ
"Allah buyurur ki: Kim benim bir dostuma (mümine, İslam sancaktarına) düşmanlık ederse, Ben ona harp ilan ederim!" (Buhârî, Rikâk, 38)
Nüzul Sebebi: Yahudilerin ve müşriklerin gizli ittifaklar kurarak İslam’ın nurunu söndürme planlarına karşı, tarih boyunca zalimlerin nasıl helak olduğunu hatırlatmak için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Firavunlar, Nemrutlar, Ebu Cehiller nasıl tarihin çöplüğüne gömüldülerse; bugün ezan sesinden rahatsız olanlar da aynı zilletle perişan olacaklardır. Allah’ın harp ilan ettiği bir kulun, yeryüzünde barınacak yeri yoktur.
Sahabe Kıssası: Hendek Savaşında İslam'ı yok etmeye gelen müttefik orduları, bir rüzgar ve manevi ordularla perişan olup kaçmışlardır.
Kıssadan Hisse: İlahi kanuna baş kaldıranın ordusu ne kadar büyük olursa olsun, yenilgiye mahkumdur.
17. Ayet
وَلَا تَهِنُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَاَنْتُمُ الْاَعْلَوْنَ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ
"Gevşemeyin, hüzünlenmeyin; eğer gerçekten inanıyorsanız üstün olan sizlersiniz!" (Âl-i İmrân, 139)
17. Hadis
اَلْإِسْلَامُ يَعْلُو وَلَا يُعْلَى عَلَيْهِ
"İslam daima üstündür, hiçbir güç onun üzerine çıkamaz!" (Buhârî, Cenâiz, 79)
Nüzul Sebebi: Uhud Savaşı’nda alınan geçici sarsıntı sebebiyle müminlerin hüzne kapılması üzerine, imanın verdiği asıl üstünlüğü hatırlatmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanları her ne kadar güçlü görünseler de, mümin imanından taviz vermediği sürece hakikatte hep galiptir. Kâfirlerin gürültüsü, İslam’ın sessiz vakarı karşısında yok olmaya mahkumdur. Üstünlük teknoloji veya para ile değil, Allah'a olan bağlılık ile ölçülür.
Sahabe Kıssası: Hz. Cafer (Hz.), Mute’de iki kolu kesilse de İslam sancağını dişleriyle tutarak "üstünlüğün" ne olduğunu tüm dünyaya göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Kâfirin kibri geçici, müminin izzeti ebedidir.
18. Ayet
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْكَافِر۪ينَ اَوْلِيَآءَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ اَتُر۪يدُونَ اَنْ تَجْعَلُوا لِلّٰهِ عَلَيْكُمْ سُلْطَانًا مُب۪ينًا
"Ey iman edenler! Müminleri bırakıp da kâfirleri dost (rehber, müttefik) edinmeyin! Kendi aleyhinize Allah’a apaçık bir delil mi vermek istiyorsunuz?" (Nisâ, 144)
18. Hadis
اَلْمَرْءُ مَعَ مَنْ اَحَبَّ
"Kişi sevdiği (dost olduğu, peşinden gittiği) ile beraberdir!" (Buhârî, Edeb, 96)
Nüzul Sebebi: Müslüman saflarında görünüp kâfirlerin yaşam tarzına hayranlık duyan ve onlarla gizli dostluklar kuran münafıkların bu tutarsızlığını kınamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam’a "çağ dışı" diyenlerin sistemlerini, fikirlerini ve yaşam tarzlarını rehber edinenler, kendi mahşerlerini yakarlar. Kimin peşinden gidersen onunla haşrolursun. Kâfirin dostluğu, Müslüman'a sadece ateş getirir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), Müslüman olduktan sonra eski cahiliye dostlarıyla bütün bağını kesmiş; "Artık tek dostum Allah ve Resulü'dür" demiştir.
Kıssadan Hisse: Kâfire hayran olan, onunla aynı ateşte yanmaya razı olmuştur.
4. BÖLÜM: EZAN SESİNDEN KAÇAN ŞEYTANLARIN RÜSVALIĞI!
19. Ayet
وَاِذَا قُرِئَ الْقُرْاٰنُ فَاسْتَمِعُوا لَهُ وَاَنْصِتُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
"Kur’an okunduğu zaman onu dinleyin ve susun (gürültü yapmayın) ki size merhamet edilsin!" (A'râf, 204)
19. Hadis
اَلْمُؤِذِّنُ يُغْفَرُ لَهُ مَدَى صَوْتِهِ وَيَشْهَدُ لَهُ كُلُّ رَطْبٍ وَيَابِسٍ
"Müezzin, sesinin ulaştığı yerler kadar mağfiret olunur. Onun lehine (şahitlik ederek) her yaş ve kuru şey (mahlukat) şahadet eder!" (Ebû Dâvûd, Salât, 31)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin, Müslümanlar namaz kılarken veya Kur'an okurken ıslık çalıp gürültü yaparak (çığlık atarak) ilahi kelamı bastırmaya çalışmaları üzerine nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: Kur’an’ın ve ezanın sesinden rahatsız olup gürültü çıkaranlar, aslında Allah’ın merhamet kapısını kendi elleriyle kapatanlardır. Ezan okunurken çığlık atanlar, o mübarek nidanın şahitliğinden mahrum kalacak ve mahşerde dilsiz mahlukatın bile şikayetçi olduğu kimseler olacaklardır.
Sahabe Kıssası: Hz. Bilal (Hz.) Kabe’nin damında ezan okurken, müşriklerin elebaşları kulaklarını tıkamış; "Keşke babam ölseydi de bu sesi duymasaydım" diyen bedbahtlar, çok geçmeden Bedir'in çukuruna dökülmüşlerdir.
Kıssadan Hisse: Ezan sesinden rahatsız olan kulak, cehennemin nidasıyla sağır olur.
20. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ يُلْحِدُونَ ف۪يٓ اٰيَاتِنَا لَا يَخْفَوْنَ عَلَيْنَاۜ اَفَمَنْ يُلْقٰى فِي النَّارِ خَيْرٌ اَمı مَنْ يَأْت۪يٓ اٰمِنًا يَوْمَ الْقِيٰمَةِۜ
"Ayetlerimizi (ve şeriatımızı) amacından saptıranlar (onlara çağ dışı diyenler) bizden gizlenemezler. Ateşe atılan mı daha iyidir, yoksa kıyamet günü güven içinde gelen mi?" (Fussilet, 40)
20. Hadis
سَيَأْت۪ي عَلَى النَّاسِ سَنَوَاتٌ خَدَّاعَاتٌ... يُصَدَّقُ ف۪يهَا الْكَاذِبُ وَيُكَذَّبُ ف۪يهَا الصَّادِقُ
"İnsanların üzerine öyle aldatıcı yıllar gelecek ki; o zaman yalancılar doğrulanacak, doğru söyleyenler (İslam diyenler) ise yalanlanacaktır!" (İbn Mâce, Fiten, 24)
Nüzul Sebebi: Kur’an ayetlerini dilleriyle eğip bükerek, "Bunlar eskilerin masallarıdır" diyenlerin Allah’ın sonsuz ilmi karşısında asla gizlenemeyeceklerini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam’a "çağ dışı" ya da "gericilik" yaftası vuranlar, modernizmin aldatıcı yıllarında kaybolmuş zavallılardır. Allah "Onlar bizden gizlenemez" diyerek, her türlü sinsi planın ve hakaretin hesabını tek tek soracağını vaad etmiştir.
Sahabe Kıssası: Velid b. Mugire, Kur’an hakkında "insan sözü" dediği için; Allah onun hakkında "Onu sekara (cehenneme) sokacağım!" buyurarak onu tarihin en aşağılık kâfiri kılmıştır.
Kıssadan Hisse: Allah’ın ayetine "çağ dışı" diyenin, ahirette çağı ebedi azaptır.
21. Ayet
يَآ اَيُّهَا النَّبِيُّ جَاهِدِ الْكُفَّارَ وَالْمُنَافِق۪ينَ وَاغْلُظْ عَلَيْهِمْۜ وَمَأْوٰيهُمْ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ
"Ey Peygamber! Kâfirlere ve münafıklara karşı cihad et ve onlara karşı sert davran. Onların barınağı cehennemdir. Orası ne kötü bir varış yeridir!" (Tevbe, 73)
21. Hadis
اَلْكُفْرُ مِلَّةٌ وَاحِدَةٌ
"Küfür tek bir millettir (İslam'a karşı hepsi tek yürektir)!" (Taberânî)
Nüzul Sebebi: İslam düşmanlarının içten ve dıştan yürüttükleri sinsi politikalara karşı, Müslümanların izzetli ve tavizsiz bir duruş sergilemeleri gerektiğini emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: İslam’ın yeryüzündeki düşmanları; ister modern görünümlü kâfir, ister maskeli münafık olsun, hepsi İslam’ın nurunu söndürmek için birleşmişlerdir. Onlara karşı müsamaha değil, İslam’ın vakarı ve şeriatın adaletiyle karşılık verilmelidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), İslam’a hakaret eden birini duyduğunda; "Ya Resulallah! İzin ver de şu münafığın kellesini alayım, İslam'ın izzetini koruyayım" diyerek imandaki sertliği ve sadakati göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Kâfire şirin görünmeye çalışan, izzetini kaybeder.
22. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ فَتَنُوا الْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَتُوبُوا فَلَهُمْ عَذَابُ جَهَنَّمَ وَلَهُمْ عَذَابُ الْحَر۪يقِۜ
"Mümin erkeklere ve mümin kadınlara işkence eden (onları dinlerinden döndürmeye çalışan), sonra da tövbe etmeyenler için cehennem azabı ve yakıcı bir azap vardır!" (Burûc, 10)
22. Hadis
إِنَّ اللَّهَ عَزَّ وَجَلَّ لَيُمْلِي لِلظَّالِمِ فَإِذَا أَخَذَهُ لَمْ يُفْلِتْهُ
"Şüphesiz Allah zalime mühlet verir; ama bir yakaladı mı onu bir daha asla bırakmaz!" (Buhârî, Tefsîr, 11)
Nüzul Sebebi: Ashab-ı Uhdud’un, iman edenleri ateş dolu hendeklere atarak İslam’dan döndürmeye çalışması üzerine; zalimlerin uğrayacağı asıl yakıcı ateşin haberini vermek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bugün İslamî şeairlere saldıranlar, ezan okunurken çığlık atanlar ve başörtüsüne dil uzatanlar; aslında müminlerin imanını sınayan günümüz zalimleridir. "Azabü'l-Harîk" (yakıcı azap), onların kalplerindeki kin ateşinin mahşerdeki gerçek yansımasıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Hubeyb (Hz.) darağacına götürülürken kâfirler ona; "Senin yerine Muhammed'in (S.a.v.) burada olmasını ister miydin?" dediklerinde; "Onun ayağına bir diken batmasına bile razı olmam!" diyerek küfrün yüzüne tükürmüştür.
Kıssadan Hisse: Müminin canını yakan, kendi canını ebedi ateşe atmıştır.
23. Ayet
فَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَجَاهِدْهُمْ بِه۪ جِهَادًا كَب۪يرًا
"Kâfirlere boyun eğme ve bu Kur’an ile onlara karşı büyük bir cihad (manevi ve ilmi bir savaş) ver!" (Furkân, 52)
23. Hadis
جَاهِدُوا الْمُشْرِكِينَ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنْفُسِكُمْ وَأَلْسِنَتِكُمْ
"Müşriklere karşı mallarınızla, canlarınızla ve dillerinizle (hakikati haykırarak) cihad edin!" (Ebû Dâvûd, Cihâd, 17)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin, Müslümanları kendi batıl sistemlerine ve yaşam tarzlarına çekme çabalarına karşı, Kur’an’ın sarsıcı delilleriyle direnç gösterilmesini emretmek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: En büyük cihad, İslam’a "çağ dışı" diyenlere karşı şeriatın izzetini savunmaktır. Onların modernite putlarına boyun eğmemek, dilleriyle kustukları kine karşı elif gibi dimdik durmak her müminin borcudur.
Sahabe Kıssası: Mus’ab b. Umeyr (Hz.), bütün servetini ve ailesini kâfirlerin baskısına rağmen terk etmiş; Uhud'da iki kolu kesilse de İslam sancağını yere düşürmemiştir.
Kıssadan Hisse: Kâfirin rızasını arayan, Allah'ın rızasından mahrum kalır.
24. Ayet
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا بِطَانَةً مِنْ دُونِكُمْ لَا يَأْلُونَكُمْ خَبَالًاۜ وَدُّوا مَا عَنِتُّمْۚ قَدْ بَدَتِ الْبَغْضَآءُ مِنْ اَفْوَاهِهِمْۚ
"Ey iman edenler! Sizden olmayanları (İslam düşmanlarını) sırdaş edinmeyin. Onlar size fenalık etmekten asla geri durmazlar. Kininizden (ve zorlanmanızdan) büyük zevk alırlar. Kinleri ağızlarından taşmaktadır!" (Âl-i İmrân, 118)
24. Hadis
لَا تَسْتَض۪يؤُوا بِنَارِ الْمُشْرِك۪ينَ
"Müşriklerin ateşiyle aydınlanmayın (onların fikirlerini ve yaşam tarzlarını ışık edinmeyin)!" (Nesâî, Zînet, 51)
Nüzul Sebebi: Medine’deki bazı Müslümanların, eski Yahudi ve müşrik dostlarıyla olan ilişkilerini kesmeyip onlara devlet sırlarını vermeleri ve İslam düşmanlarının bu yolla zarar vermeleri üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanlarının dilleriyle kustukları nefret, kalplerindeki düşmanlığın sadece küçük bir kısmıdır. "Ağızlarından kin taşmaktadır" ifadesi, ezan okunurken çığlık atanları tam olarak tarif etmektedir. Onların dostluğu zehirdir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bir hristiyan katibi işe almak isteyen valiye; "Müşrikleri kendinize yakınlaştırmayın, Allah'ın uzaklaştırdıklarını baş tacı etmeyin!" diyerek sert bir ders vermiştir.
Kıssadan Hisse: Kâfiri dost edinen, onun hançerine razı olmuştur.
5. BÖLÜM: MUHAKKAK YENİLECEKSİNİZ VE CEHENNEME SÜRÜLECEKSİNİZ!
25. Ayet
وَمَنْ اَظْلَمُ مِمَّنْ مَنَعَ مَسَاجِدَ اللّٰهِ اَنْ يُذْكَرَ ف۪يهَا اسْمُهُ وَسَعٰى ف۪ي خَرَابِهَاۜ اُولٰٓئِكَ مَا كَانَ لَهُمْ اَنْ يَدْخُلُوهَآ اِلَّا خَآئِف۪ينَۜ لَهُمْ فِي الدُّنْيَا خِزْيٌ وَلَهُمْ فِي الْاٰخِرَةِ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ
"Allah’ın mescitlerinde O’nun adının anılmasını engelleyen ve onların harap olmasına çalışandan daha zalim kim olabilir? Bunların oralara ancak korkarak girmeleri gerekir. Onlar için dünyada bir rüsvaylık (zillet), ahirette ise büyük bir azap vardır!" (Bakara, 114)
25. Hadis
اِنَّ اللّٰهَ زَوٰى لِيَ الْاَرْضَ فَرَاَيْتُ مَشَارِقَهَا وَمَغَارِبَهَا وَاِنَّ اُمَّت۪ي سَيَبْلُغُ مُلْكُهَا مَا زُوِيَ ل۪ي مِنْهَا
"Allah yeryüzünü benim için dürüp topladı; doğusunu da batısını da gördüm. Şüphesiz ümmetimin mülkü (İslam'ın hakimiyeti), bana gösterilen o yerlerin tamamına ulaşacaktır!" (Müslim, Fiten, 19)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin Müslümanları Kabe'den men etmeleri ve mescitleri ibadete kapatma çabaları üzerine, bu zulmün sahiplerinin dünyadaki zilletini ilan etmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ezan sesinden kaçanlar, cami cemaatine dil uzatanlar ve İslam'ın şeairini yeryüzünden silmek isteyenler; "en zalim" sıfatıyla mühürlenmişlerdir. Onlar için dünyada "hizy" (aşağılanma) kaçınılmazdır. İslam'ın sancağı ise Efendimiz S.a.v.'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) müjdesiyle yeryüzünün her karışına dikilecektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), dinden dönen ve İslam'ın nurunu söndürmek isteyen sahte peygamberlerin ordularına karşı; "Allah'ın nurunu söndüremezsiniz!" diyerek kıyam etmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah'ın evine (İslam'a) savaş açan, kendi evini cehennem çukuru eylemiştir.
26. Ayet
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰىٓ اَوْلِيَآءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَآءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ
"Ey iman edenler! Yahudileri ve Hristiyanları dost (rehber, müttefik) edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdır. Sizden kim onları dost edinirse, o da onlardandır!" (Mâide, 51)
26. Hadis
لَتَتَّبِعُنَّ سَنَنَ مَنْ كَانَ قَبْلَكُمْ شِبْرًا بِشِبْرٍ وَذِرَاعًا بِذِرَاعٍ... قَالُوا: يَا رَسُولَ اللّٰهِ، اَلْيَهُودَ وَالنَّصَارٰى؟ قَالَ: فَمَنْ؟
"Sizler karış karış, arşın arşın sizden öncekilerin (İslam düşmanlarının) yoluna uyacaksınız Dediler ki: 'Ey Allah'ın Resulü! Yahudi ve Hristiyanları mı kastediyorsun?' Buyurdu ki: 'Onlardan başka kim olacak?'" (Buhârî, İ'tisâm, 14)
Nüzul Sebebi: Bazı Müslümanların, kendilerini güçlü hissetmek için Yahudi ve Hristiyan kabilelerle gizli ittifaklar kurup onlara sığınmaları üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam’a "çağ dışı" diyerek kin kusanların medeniyetine, kanunlarına ve yaşam tarzına özenenler; manen onlardan sayılırlar. Küfür tek bir millettir ve tek amaçları müminleri şeriattan koparmaktır. Kâfire hayran olan, onun helakine de ortak olur.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), Hristiyan bir katibi görevlendirmek isteyen valiye; "Allah onları alçalttığı halde siz mi yükseltiyorsunuz? Onları kapınızdan kovun!" diyerek izzeti hatırlatmıştır.
Kıssadan Hisse: Kâfirin peşinden giden, Sırat'ta onunla beraber düşer.
27. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَشَاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰى لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـًٔاۜ وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ
"Kâfir olanlar, Allah yolundan alıkoyanlar ve kendilerine hidayet belli olduktan sonra Peygamber’e karşı çıkanlar; Allah’a hiçbir zarar veremezler. Allah onların amellerini boşa çıkaracaktır!" (Muhammed, 32)
27. Hadis
لَا يَزَالُ مِنْ اُمَّت۪ي اُمَّةٌ قَآئِمَةٌ بِاَمْرِ اللّٰهِ لَا يَضُرُّهُمْ مَنْ خَذَلَهُمْ وَلَا مَنْ خَالَفَهُمْ
"Ümmetimden bir topluluk daima hakkı (şeriatı) ayakta tutacaktır. Onları terk edenler veya onlara muhalefet edenler (kâfirler), onlara asla zarar veremeyecektir!" (Buhârî, İ'tisâm, 10)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin ve münafıkların, İslam'ı yok etmek için kurdukları sinsi tuzakların Allah katında bir toz tanesi kadar hükmü olmadığını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanlarının gürültüsü, çığlıkları ve teknolojik baskıları; Allah'ın dinine zerre zarar veremez. Onlar sadece kendi ahiretlerini yakarlar. "Amellerin boşa çıkması", dünyada yaptıkları her işin mahşerde bir hiç sayılmasıdır.
Sahabe Kıssası: Hz. Hubeyb (Hz.) şehit edilirken kâfirlerin yüzüne karşı; "Müslüman olarak öldükten sonra, hangi yanım üzerine düşersem düşeyim gam yemem!" diyerek küfrün acziyetini haykırmıştır.
Kıssadan Hisse: Denize tükürenin tükürüğü kendi yüzüne döner; İslam'a saldıran ancak kendini helak eder.
28. Ayet
وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ
"Onlar tuzak kuruyorlardı, Allah da tuzak kuruyordu. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır (tuzakları boşa çıkarandır)!" (Enfâl, 30)
28. Hadis
اَللّٰهُمَّ مُنْزِلَ الْكِتَابِ سَر۪يعَ الْحِسَابِ اهْزِمِ الْاَحْزَابَ اَللّٰهُمَّ اهْزِمْهُمْ وَزَلْزِلْهُمْ
"Ey kitabı indiren, hesabı çabuk gören Allah'ım! (İslam düşmanı) orduları bozguna uğrat! Onları perişan et ve sars!" (Buhârî, Cihâd, 98)
Nüzul Sebebi: Kureyşli müşriklerin Daru'n-Nedve'de toplanıp Efendimiz S.a.v.'i öldürmek için kurdukları suikast tuzağının, Cebrail Hz. vasıtasıyla boşa çıkarılması üzerine inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanlarının kapalı kapılar ardında kurdukları tüm planlar, Allah'ın "El-Mekir" sıfatıyla başlarına yıkılacaktır. Ezan okunurken çığlık atanların arkasındaki karanlık odaklar, Allah'ın tuzağından kaçamazlar. Zafer, plan yapanın değil, hüküm sahibinindir.
Sahabe Kıssası: Hicret gecesi Hz. Ali (Hz.) Efendimiz'in yatağına yatarak kâfirlerin tuzağını canı pahasına boşa çıkarmış; Allah Resulü S.a.v. ise onların gözü önünde toz serperek geçip gitmiştir.
Kıssadan Hisse: Allah'ın ordusu galip, kâfirin tuzağı ise örümcek ağı kadar zayıftır.
29. Ayet
فَاصْدَعْ بِمَا تُؤْمَرُ وَاَعْرِضْ عَنِ الْمُشْرِك۪ينَ . اِنَّا كَفَيْنَاكَ الْمُسْتَهْزِئ۪ينَ
"Sana emrolunanı açıkça haykır ve müşriklere (İslam düşmanlarına) aldırış etme! Şüphesiz o alay edenlere karşı biz sana yeteriz!" (Hicr, 94-95)
29. Hadis
لَا تَزَالُ طَآئِفَةٌ مِنْ اُمَّت۪ي ظَاهِر۪ينَ عَلَى الْحَقِّ لَا يَضُرُّهُمْ مَنْ خَالَفَهُمْ
"Ümmetimden bir taife, hak (İslam) üzere galip olmaya devam edecektir. Onlara muhalefet edenlerin (kâfirlerin) saldırıları onlara zarar veremeyecektir!" (Müslim, İmâre, 170)
Nüzul Sebebi: Müşriklerin alayları ve hakaretleri karşısında daralan müminlerin kalplerine inşirah vermek ve Allah'ın korumasını müjdelemek için nazil olmuştur.
Az ve Öz Tefsir: "Kefeynake" (Sana yeteriz) müjdesi, kıyamete kadar İslam sancağını taşıyanlar içindir. İslam'a "çağ dışı" diyerek alay edenler, bizzat Allah tarafından muhatap alınıp cezalandırılacaktır. Mümin, kâfirin alayından değil, Allah'ın azabından korkar.
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Mesud (Hz.), Kabe'de Rahman Suresi'ni okurken müşrikler onu darp etmiş; o ise kanlar içinde; "Vallahi Allah'ın düşmanları benim gözümde hiç bu kadar küçülmemişti!" demiştir.
Kıssadan Hisse: Allah "Yeterim" dedikten sonra, tüm dünya düşman olsa ne çıkar?
30. Ayet
وَيَقُولُونَ مَتٰى هُوَۜ قُلْ عَسٰىٓ اَنْ يَكُونَ قَر۪يبًا
"Diyorlar ki: 'O (zafer veya azap) ne zaman?' De ki: 'Belki de yakındır!'" (İsrâ, 51)
30. Hadis
اَبْشِرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ مُتِمٌّ نُورَهُ وَمُعِزٌّ د۪ينَهُ
"Müjdeleyin! Şüphesiz Allah nurunu tamamlayacak ve dinini (İslam'ı) aziz kılacaktır!" (Taberânî)
Nüzul Sebebi: Kâfirlerin, İslam'ın zaferini ve vaad edilen azabı alaya alarak "Hadi getir de görelim" şeklindeki küstahlıklarına cevap olarak inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: İslam düşmanlarının "Yenilmeyeceğiz" kibri, sadece bir mühlettir. "Yakındır" ifadesi, her an başlarına inecek olan ilahi tokadı anlatır. İslam'ın yeryüzündeki nuru, sönmek bir yana, her geçen gün daha da parlayacaktır. Muhakkak yenilecekler ve cehenneme sürüleceklerdir!
Sahabe Kıssası: Hz. Fatıma (Hz.) validemiz, Efendimiz S.a.v.'in vefatına yakın ağlarken; Efendimiz S.a.v. ona İslam'ın her eve gireceğini müjdeleyerek gözyaşlarını silmiştir.
Kıssadan Hisse: Güneşin doğuşu nasıl engellenemezse, İslam'ın zaferi de engellenemez!
AZİZ MÜMİNLER; Nihayetinde her nefis Allah’a döndürülecek ve her kul dünyada neye hizmet ettiğinin hesabını verecektir. İslam’ın nuruna üfleyenlerin nefeslerinin kesildiği, ezan sesinden irkilip çığlık atanların dillerinin mahşerde ateşten halkalarla bağlandığı o dehşetli gün gelmeden evvel; safımızı netleştirmek mecburiyetindeyiz. ya Allah’ın şeriatıyla izzet bulup ebedi saadete erecek ya da İslam’a "çağ dışı" diyen bedbahtların peşinden gidip zilletin ve cehennemin çukuruna yuvarlanacağız. unutmayın ki; kâfirler kinlerinde boğulsa da Allah nurunu tamamlayacak ve batılın orduları muhakkak yenilgiye uğrayacaktır. ilahi kanuna baş kaldıran ZALİMLER İÇİN;YAŞASIN CEHENNEM! Rabbim bizleri İslam’ın izzetinden ayırmasın, bizleri dinine hadim, sancağına sadık ve o’nun nuruna şahit eyleyerek huzuruna kabul buyursun.
MEHMET ERÇELİK
