AİLE ÇÖKÜŞÜ VE BOŞANMALAR
GİRİŞ:YIKILAN KALELERİN FERYADI.
ARŞI TİTRETEN FERYAT: YIKILAN YUVA, SÖNEN OCAK!
ŞEYTANIN EN BÜYÜK ZAFERİ: BİR AİLEYİ DAĞITTIĞI ANDIR!
ENKAZ ALTINDAKİ ÇOCUKLAR: BOŞANMA İKİ KİŞİLİKTİR AMA CEZASI BİR NESİLDİR!
ALLAH’A VERİLEN SÖZDEN CAYMAK: NİKÂH MASASINDAKİ O YEMİN NEREDE?
AİLE ÇÖKERSE DEVLET ÇÖKER: TOPLUMU YETİM BIRAKAN BOŞANMALAR!
DİRİ CENAZELER EVİ: SEVGİSİZLİĞİN MEZARA ÇEVİRDİĞİ YUVALAR!
اعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بسم الله الرحمن الرحيم
الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي جَعَلَ الْبَيْتَ سَكَناً، وَخَلَقَ مِنَ الْاٰيَاتِ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً، وَاَمَرَ بِالْمَعْرُوفِ فِي الْعِشْرَةِ وَالصُّحْبَةِ.
وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ الَّذ۪ي قَالَ: "خَيْرُكُمْ خَيْرُكُمْ لِاَهْلِه۪"، وَعَلٰى اٰلِه۪ وَاَصْحَابِهِ الَّذ۪ينَ كَانُوا نُجُومَ الْقُدْوَةِ فِي الصَّبْرِ وَالْوَفَاءِ.
“Hamd; insanı bir nefisten yaratan, ona eşler verip kalplerine sevgi ve merhamet ilmeklerini dokuyan, yuvayı huzurun ve ibadetin merkezi kılan âlemlerin Rabbi Allah’a mahsustur!”
Salât ve Selâm; "Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır" buyurarak evini bir saadet asrına çeviren, sabrın ve vefanın en yüce timsali Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi ve sellem) üzerine, ailesine ve ocağını İslam'ın nuruyla tüttüren sahabe-i kiram (Hazretleri) üzerine olsun!
AZİZ MÜMİNLER, DEĞERLİ KARDEŞLERİM!
Bugün burada, arşın en çok titrediği, şeytanın en büyük zafer tacını giydiği bir yangını konuşmaya geldik! Bir ev yıkıldığında sadece camlar kırılmaz; o evin çatısı altında büyüyen masum çocukların kalbi enkaz altında kalır!
Sen evini sadece taştan duvardan mı ibaret sandın? O ev Müslümanlığın kalesidir! Kale yıkılırsa namus gider, nesil gider, din gider!"
Sen sabrı sadece oruçta mı sandın? Asıl sabır, eşinin bir acı sözüne karşı yutkunup 'Allah için' diyerek susmandır! Nefsinin kölesi olup kapıyı vuran, cennetin kapısını da kendi üstüne kapatmıştır!"
Bugün boşanmak kolaylaştı ama sadakat bir garip oldu. Bugün imzalar çabuk atılıyor ama Allah’a verilen sözler çabuk unutuluyor!
EY ÜMMET-İ MUHAMMED! Aile çökerse toplum yetim kalır. Eğer biz yuvamızı sabırla, ihlasla, Allah korkusuyla tahkim etmezsek; yarın sokaklarda başıboş gezen, babasızlığın ve sevgisizliğin yarasıyla yanan bir neslin hesabını veremeyiz! Şimdi, yıkılmak üzere olan o kaleleri Kur’an’ın surlarıyla sarmaya, boşanmanın o soğuk yüzüne karşı imanın sıcaklığıyla durmaya hazır mısınız?
AİLE: CENNETİN DÜNYADAKİ ŞUBESİ VE YIKILAN YUVALARIN ENKAZ.
1. ANA BÖLÜM: YUVANIN KUTSİYETİ VE ALLAH'IN AYETİ OLARAK EŞLER (1-6)
1. MADDE: HUZURUN KAYNAĞI
1. AYET
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوٓا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًۜ
“Kendileriyle huzur bulasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratması, ve aranıza sevgi ve merhamet koyması O'nun ayetlerindendir.”
Rûm, 30/21
1. HADİS
إِذَا تَزَوَّجَ الْعَبْدُ فَقَدِ اسْتَكْمَلَ نِصْفَ الدِّينِ فَلْيَتَّقِ اللَّهَ فِي النِّصْفِ الْبَاقِي
“Kul evlendiği vakit dininin yarısını tamamlamış olur. Artık kalan yarısında Allah'tan korksun!”
Tirmizî, Nikâh, 18, No: 1081 - Sahih
Nüzul Sebebi: Eşlerin sadece biyolojik bir ihtiyaç değil, ruhun teskin edildiği ilahi birer nişane olduğunu tescil için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Eşin senin cennet yoldaşındır!" EY ADEMOĞLU! Allah senin yalnızlığına, çaresizliğine acıdı da kendi nefsinden bir eş lütfetti. O eş, senin dünyadaki sığınağın, ahirete giden yoldaki korunağındır. Evlilik kuru bir âdet, nefsi bir tatmin değil; Allah'ın dinini ikame etme davasıdır. Dinini tamamlayan bu ayete nasıl el kaldırırsın, nasıl incitirsin? Evinde huzur, sofranda bereket yoksa dön de kalbine bak; rahmet ve meveddet damarlarını kendi ellerinle ve günahlarınla tıkamışsın demektir.
Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz. Hazretleri) bir gün daralıp mescitte toprakta yatarken Efendimiz (S.a.v) gelip üzerindeki toprağı silkelemiş, "Kalk ey Ebû Türâb (Toprağın babası)" diyerek onu sevgiyle teselli etmiş ve evine, Hz. Fatıma annemizin yanına döndürmüştür.
Kıssadan Hisse: Allah için sevilen eş, Allah için sabredilen eştir!
2. MADDE: MA'RUF İLE GEÇİNMEK
2. AYET
وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِۚ
“Onlarla (eşlerinizle) güzellikle, hoşça geçinin!”
Nisâ, 4/19
2. HADİS
لاَ يَفْرَكْ مُؤْمِنٌ مُؤْمِنَةً إِنْ كَرِهَ مِنْهَا خُلُقًا رَضِيَ مِنْهَا آخَرَ
“Bir mümin erkek, mümin bir kadına buğz etmesin! Onun bir huyunu beğenmezse, başka bir huyundan razı olur.”
Müslim, Radâ, 61, No: 1469 - Sahih
Nüzul Sebebi: Kadınların bir mal gibi miras kalıp hor görüldüğü cahiliye toplumunda, aile içi nezaketi bir iman borcu kılmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: "Kusursuz eş arayan eşsiz kalır!" EY ADEMOĞLU! Karşındaki kadından Hatice olmasını bekliyorsan, sen ne kadar Muhammed (S.a.v) olabildin? Kendi kusurlarını, günahlarını kaç arşın kefene sarıp insanlardan sakladın da sıra eşine gelince hatasız bir melek arıyorsun? Rabbimiz "güzellikle geçinin" buyuruyor; bu bir keyif, bir tercih değil, yerine getirilmesi mecburi bir emirdir. Kusurları örteceksin ki senin de kusurların örtülsün.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer'e (Hz. Hazretleri) hanımından dert yanmaya gelen bir adam, onun kapısına vardığında hanımının Hz. Ömer’e sesini yükselttiğini duyar. Hz. Ömer'in sustuğunu görünce şaşırır. Hz. Ömer (Hz. Hazretleri) adama der ki: "O benim ekmeğimi pişiriyor, çamaşırımı yıkıyor, çocuklarımı emziriyor. Kalbimi haramdan koruyor. Bir azıcık sesine sabretmeyeyim mi?"
Kıssadan Hisse: Sabır, yuvanın çimentosudur!
3. MADDE: SIRR-I MAHREMİYET
3. AYET
هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّۜ
“Onlar sizin için bir elbise, siz de onlar için bir elbisesiniz.”
Bakara, 2/187
3. HADİS
إِنَّ مِنْ أَشَرِّ النَّاسِ عِنْدَ اللَّهِ مَنْزِلَةً يَوْمَ الْقِيَامَةِ الرَّجُلَ يُفْضِي إِلَى امْرَأَتِهِ وَتُفْضِي إِلَيْهِ ثُمَّ يَنْشُرُ سِرَّهَا
“Kıyamet günü mevkisi Allah katında en kötü olanlardan biri de, eşiyle baş başa kalıp sonra onun sırrını yayandır.”
Müslim, Nikâh, 123, No: 1437 - Sahih
Nüzul Sebebi: Eşler arasındaki mahremiyet sınırlarının çizilmesi ve aile içi sırların dokunulmazlığını ihtar için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Elbise bedeni sıcaktan, soğuktan koruduğu ve ayıpları örttüğü gibi; sen de eşinin eksiğini, hatasını dış dünyaya karşı öyle örteceksin. EY ADEMOĞLU! Evindeki sırları, eşinin kusurlarını sokakta, kahvede, akraba meclislerinde pazarlayanın namusu, haysiyeti kalır mı? Yuva müstahkem bir kaledir; o kalenin surlarında gedik açan, kendi evini kendi eliyle düşmana teslim etmiş demektir.
Sahabe Kıssası: Ümmü Süleym (Hz. Hazretleri), küçük çocuğunun vefat ettiği gün, kocası Ebû Talha (Hz. Hazretleri) eve geldiğinde üzülmesin diye yemeğini yedirdi, ikramını yaptı. Sonra meseleyi öyle bir nezaket ve emanet şuuruyla anlattı ki, Ebû Talha isyan etmeden teslimiyet gösterdi.
Kıssadan Hisse: Sırrı dışarı taşan yuvanın huzuru kaçar!
4. MADDE: AĞIR SÖZ: EMANET
4. AYET
وَاَخَذْنَ مِنْكُمْ م۪يثَاقًا غَل۪يظًا
“O kadınlar sizden ağır (sapasağlam) bir söz almışlardı.”
Nisâ, 4/21
4. HADİS
فَاتَّقُوا اللَّهَ فِي النِّسَاءِ فَإِنَّكُمْ أَخَذْتُمُوهُنَّ بِأَمَانَةِ اللَّهِ
“Kadınlar hakkında Allah'tan korkun! Çünkü siz onları Allah'ın emaneti olarak aldınız.”
Müslim, Hac, 147, No: 1218 - Sahih
Nüzul Sebebi: Nikâh akdinin sıradan bir sözleşme veya imza değil, Allah adına, Allah'ın şahitliğinde verilen bir söz (misak) olduğunu tescil için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Sen o imzayı sadece memura ya da şahitlere vermedin; meleklerin şahitliğinde, doğrudan doğruya Allah’a söz verdin! EY ADEMOĞLU! Allah'ın emaneti olarak aldığın o kadına zulmedersen, o emanete hıyanet edersen bilesin ki ahirette muhatabın eşin değil, emanetin sahibi olan Allah azze ve celledir. Allah'ın emanetine hıyanet edenin akıbeti ise çetin bir azaptır.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) Veda Haccı'nda, yüz binin üzerindeki sahabe-i kirama hitap ederken, tarihin en büyük insan hakları beyannamesinde "Kadınlar size Allah'ın emanetidir" buyurarak bu mühürlü sözü ümmete ebedi bir vasiyet olarak bırakmıştır.
Kıssadan Hisse: Emanete hıyanet münafıklık alametidir!
5. MADDE: SEVGİ VE MERHAMET DENGESİ
5. AYET
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَاخْتِلَافُ اَلْسِنَتِكُمْ وَاَلْوَانِكُمْۜ
“Göklerin ve yerin yaratılması, dillerinizin ve renklerinizin farklı olması, O'nun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir.”
Rûm, 30/22
5. HADİS
مَنْ لاَ يَرْحَمْ لاَ يُرْحَمْ
“Merhamet etmeyene, merhamet olunmaz!”
Buhârî, Edeb, 18, No: 5997 - Sahih
Nüzul Sebebi: İnsanın yaratılışındaki ayetleri idrak edip, kalplerdeki kibrin ve katılığın kırılması, evdeki kaba kuvvetin ilahi rahmete engel olduğunun bildirilmesi için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Taş kalpli olanın, merhametten nasipsiz olanın evi ancak baykuş yuvasına döner. EY ADEMOĞLU! Dışarıda arkadaşlarına, cemaate, esnafa karşı pamuk gibi yumuşak, güler yüzlü olup da evinin eşiğinden girince çoluk çocuğuna karşı aslan kesilmek, terör estirmek mümin ahlakı mıdır? Gerçek mümin, en yakınından başlayarak merhamet saçan insandır.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i öperken yanına gelen bedevi Akra b. Hâbis, "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim" deyince, Efendimiz (S.a.v) ona bakmış ve "Allah senin kalbinden rahmeti ve merhameti sökmüşse ben ne yapayım?" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Evin bereketi, eşe gösterilen merhamettedir.
6. MADDE: AİLENİN NAFAKASI
6. AYET
لِيُنْفِقْ ذُو سَعَةٍ مِنْ سَعَتِه۪ۜ
“İmkânı geniş olan, nafakayı genişliğine göre versin.”
Talâk, 65/7
6. HADİS
دِينَارٌ أَنْفَقْتَهُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ ... وَدِينَارٌ أَنْفَقْتَهُ عَلَى أَهْلِكَ أَعْظَمُهَا أَجْرًا الَّذِي أَنْفَقْتَهُ عَلَى أَهْلِكَ
“Allah yolunda harcadığın para ile ailene harcadığın para arasında; sevabı en büyük olanı, ailene harcadığındır!”
Müslim, Zekât, 39, No: 995 - Sahih
Nüzul Sebebi: Ailenin rızkını meşru yoldan temin etmenin ve onlara cömertçe harcamanın, nafile ibadetlerden ve diğer infaklardan üstün olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Senin bu dünyadaki en büyük cihadın, alnının teriyle kazandığın o helal lokmayı sofrana getirip ailene yedirmendir. EY ADEMOĞLU! Dışarıda el ulağına, eşe dosta cömertlik yapıp şan şöhret kazanan, ama kendi evine gelince kuruşların hesabını yapan, cimrilik eden, ailesini muhtaç bırakanın vay haline! Müminin cömertliği önce evinde başlar.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Hazretleri) Tebük seferi için malının tamamını getirip teslim ettiğinde, Efendimiz (S.a.v) ona "Ailene ne bıraktın ey Ebû Bekir?" diye sormuş, o da tam bir teslimiyetle "Onlara Allah ve Resulü'nü (S.a.v) bıraktım" demiştir. Bu, bir ailenin görebileceği en büyük manevi mirastır.
Kıssadan Hisse: Evin rızkı, cennetin anahtarıdır.
2. ANA BÖLÜM: YUVAYI KORUYAN MANEVİ KALELER (7-12)
7. MADDE: EDEP VE HAYÂ KALESİ
7. AYET
قُلْ لِلْمُؤْمِن۪ينَ يَغُضُّوا مِنْ اَبْصَارِهِمْ
“Mümin erkeklere söyle, gözlerini (harama bakmaktan) sakınsınlar!”
Nûr, 24/30
7. HADİS
إِيَّاكُمْ وَالدُّخُولَ عَلَى النِّسَاءِ
“Yanında mahremi olmayan kadınların yanına girmekten, (baş başa kalmaktan) sakının!”
Buhârî, Nikâh, 112, No: 5232 - Sahih
Nüzul Sebebi: Yuvanın mahremiyetini bozan, sadakati zedeleyen dış gözlere, gayrimeşru adımlara ve toplumsal fitnelere karşı manevi bir kalkan oluşturmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Gözü dışarıda, haramda olanın kalbi asla evinde ve helalinde olmaz. EY ADEMOĞLU! Sokaktaki, ekrandaki haramlara gözünü dikip, sonra eve gelip helalinden soğuyorsun. Şeytan dışarıyı süsler, evindeki helalini ise sana çirkin gösterir. Göz kapaklarını harama kapatmayan, yuvasının kapısını huzura kapatmış olur. Hayâ, evliliğin namus bekçisidir.
Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz. Hazretleri) o kadar yüksek bir hayâ sahibidir ki, Efendimiz (S.a.v) onun hakkında "Meleklerin bile hayâ ettiği bir kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?" buyurmuştur. O, bu hayâsıyla yuvasını fitnelerden muhafaza etmiştir.
Kıssadan Hisse: Gözü korumak, yuvayı korumaktır.
8. MADDE: DANIŞMA VE İSTİŞARE
8. AYET
وَاَمْرُهُمْ شُورٰى بَيْنَهُمْۖ
“Onların işleri, aralarında istişare (danışma) iledir.”
Şûrâ, 42/38
8. HADİS
الْمُسْتَشَارُ مُؤْتَمَنٌ
“Kendisine danışılan kimse, güvenilen kişidir.”
Tirmizî, Edeb, 57, No: 2823 - Sahih
Nüzul Sebebi: Aile hayatında bencil, cahili, "benim dediğim dedik" anlayışını yıkıp, ortak akıl, sevgi, saygı ve rıza ile hareket etmeyi emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Danışan dağları aşmış, danışmayan düz yolda yönünü şaşırmıştır. EY ADEMOĞLU! Sen hayat arkadaşını, eşini sadece eve bakan bir hizmetçi, bir çocuk bakıcısı mı sandın ki önemli kararlar alırken onun fikrini sormaya tenezzül etmiyorsun? Akıl akıldan üstündür, hele ki o akıl seninle aynı yastığa baş koyan gönül yoldaşının aklıysa.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) Hudeybiye Antlaşması imzalandığında, ashabın kurban kesmede ağır davrandığını görünce çok mahzun olmuş ve çadırına girip hanımı Ümmü Seleme (Hz. Hazretleri) annemizle istişare etmiştir. Onun "Ya Resulallah, sen çık kurbanını kes, onlar sana tabi olacaklardır" fikrini uygulamış ve kriz anında çözülmüştür.
Kıssadan Hisse: İstişare edilen yuvada hata asgariye iner.
9. MADDE: ARŞ'I TİTRETEN KARAR
9. AYET
فَاِنْ اَطَعْنَكُمْ فَلَا تَبْغُوا عَلَيْهِنَّ سَب۪يلًاۜ
“Eğer size itaat ederlerse, artık onların aleyhine bir yol (boşanma bahanesi) aramayın!”
Nisâ, 4/34
9. HADİS
أَبْغَضُ الْحَلاَلِ إِلَى اللَّهِ الطَّلاَقُ
“Allah katında helallerin, en sevimsiz olanı boşanmadır.”
Ebû Dâvud, Talâk, 3, No: 2178 - Sahih
Nüzul Sebebi: Sudan sebeplerle, fındık kabuğunu doldurmayacak öfkelerle yuva yıkmayı, eşini kapı dışarı etmeyi adet edinen cahiliye zihniyetini uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Boşanma kapısı dinde son çaredir, helaldir ama melekleri ağlatan, Allah'ın gazabını celbeden bir helaldir. EY ADEMOĞLU! Allah'ın en sevmediği, şeytanın ise bayram ettiği bir yola gözü kapalı koşarak mı huzur bulacağını sanıyorsun? Zorluklara göğüs germeden, ilk fırtınada gemiyi terk etmek mümin vakarına yakışmaz.
Sahabe Kıssası: Hz. Sevde (Hz. Hazretleri) annemiz, Efendimiz'in (S.a.v) kendisini boşanma korkusuyla serbest bırakabileceğini hissettiğinde, hemen hakkından vazgeçmiş, "Ya Resulallah, benim günümü Aişe'ye ver, yeter ki beni boşama, kıyamet günü senin eşin olarak haşrolunayım" diyerek yuvasına sarılmıştır.
Kıssadan Hisse: Boşanma, helallerin en ağırıdır.
10. MADDE: ŞEYTANIN EN BÜYÜK ZAFERİ
10. AYET
فَيَتَعَلَّمُونَ مِنْهُمَا مَا يُفَرِّقُونَ بِه۪ بَيْنَ الْمَرْءِ وَزَوْجِه۪ۜ
“Onlar sihirle karı ile kocanın, arasını ayıracak şeyleri öğreniyorlardı.”
Bakara, 2/102
10. HADİS
إِنَّ إِبْلِيسَ يَضَعُ عَرْشَهُ عَلَى الْمَاءِ ... فَيَقُولُ: مَا تَرَكْتُهُ حَتَّى فَرَّقْتُ بَيْنَهُ وَبَيْنَ امْرَأَتِهِ ... فَيَقُولُ: نِعْمَ أَنْتَ
“İblis tahtını su üzerine kurar ve sarayını gönderir... İçlerinden biri 'Karı ile kocanın arasını ayırdım' der. İblis onu yanına çağırır ve 'Sen ne güzel iş yaptın' diyerek onu kucaklar.”
Müslim, Münâfikûn, 67, No: 2813 - Sahih
Nüzul Sebebi: Karı-kocanın arasını açmanın, yuvayı dağıtmanın ancak büyücülerin, şarlatanların ve baş düşman iblisin ana hedefi olduğunu bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Şeytanın göğsüne takacağı en büyük şeref madalyası, senin yuvanın enkazıdır! EY ADEMOĞLU! Evde incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerden kavga çıkarıp iblisi ve askerlerini sevindirmek mümin izzetine yakışır mı? Eşine hırslanırken aslında arkada sana fısıldayan şeytana uşaklık ettiğini ne zaman fark edeceksin?
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) evde bir gerginlik, bir huzursuzluk hissettiği an hemen ashabına dönüp, "Şeytanın vesveselerinden ve tuzaklarından alemlerin Rabbi olan Allah'a sığının, abdest alın" buyurarak ateşi suyla söndürmeyi öğretmiştir.
Kıssadan Hisse: Yuvayı yıkan, şeytanın ordusuna asker olur.
11. MADDE: HAKEM VE ISLAH
11. AYET
فَابْعَثُوا حَكَمًا مِنْ اَهْلِه۪ وَحَكَمًا مِنْ اَهْلِهَاۚ اِنْ يُر۪يدَآ اِصْلَاحًا يُوَفِّقِ اللّٰهُ بَيْنَهُمَاۜ
“Erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. Eğer barışmak isterlerse Allah aralarını bulur.”
Nisâ, 4/35
11. HADİS
أَفَلاَ أَدُلُّكُمْ عَلَى أَفْضَلَ مِنْ دَرَجَةِ الصِّيَامِ وَالصَّلاَةِ وَالصَّدَقَةِ؟ إِصْلاَحُ ذَاتِ الْبَيْنِ
“Size namaz, oruç ve sadakadan daha üstün bir dereceyi haber vereyim mi? İnsanların arasını (özellikle eşlerin) düzeltmektir!”
Ebû Dâvud, Edeb, 50, No: 4919 - Sahih
Nüzul Sebebi: Eşlerin arasındaki inatlaşmayı, gurur ve kibri kırıp, aile mahremiyetini de koruyarak akil insanlardan oluşan toplumsal bir hakemlik müessesesi kurmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Mesele kavgalarda haklı çıkmak, egoyu tatmin etmek değil; ne pahasına olursa olsun o kutsal yuvayı kurtarmaktır. Adım atacaksın, alttan alacaksın ki Allah da senin işini rast getirsin. Sen ıslah edici olursan, Allah kalpleri birbirine ısındırır.
Sahabe Kıssası: Hz. Âkil (Hz. Hazretleri) ve hanımı Fatima arasında şiddetli bir geçimsizlik baş gösterdiğinde, sahabe-i kiram hemen araya girmiş, ayetin emri doğrultusunda hakemler tayin ederek onları mahkemeye ve boşanmaya gitmeden evlerinde barıştırmışlardır.
Kıssadan Hisse: Islah eden, Allah'ın yardımını arkasına alır.
12. MADDE: ZULME SINIR: TALAK
12. AYET
اَلطَّلَاقُ مَرَّتَانِۖ فَاِمْسَاكٌ بِمَعْرُوفٍ اَوْ تَسْر۪يحٌ بِاِحْسَانٍۜ
“Boşanma iki defadır. Bundan sonra ya iyilikle tutmak ya da güzellikle salıvermek gerekir.”
Bakara, 2/229
12. HADİS
لاَ تُطَلِّقُوا النِّسَاءَ إِلاَّ مِنْ رِيبَةٍ فَإِنَّ اللَّهَ لاَ يُحِبُّ الذَّوَّاقِينَ وَلاَ الذَّوَّاقَاتِ
“Kadınları şüphe (ve meşru bir sebep) olmaksızın boşamayın! Çünkü Allah sırf zevki için sürekli eş değiştiren erkek ve kadınları sevmez!”
Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, 17/339, No: 938 - Hasen
Nüzul Sebebi: Kadını defalarca boşayıp, iddeti bitmek üzereyken geri alarak ona ömür boyu eziyet eden ve nikâhı bir zulüm zincirine çeviren cahiliye âdetini kökten yıkmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Zulmün adı hiçbir zaman özgürlük ya da hürriyet olamaz! EY ADEMOĞLU! Nikâh senin elinde bir oyuncak değildir. Ya o kadını başının tacı yapıp gül gibi tutacaksın ya da ayrılmak kaçınılmazsa canını yakmadan, hakkını teslim ederek güzellikle bırakacaksın.
Sahabe Kıssası: Sâbit b. Kays’ın (Hz. Hazretleri) hanımı Efendimiz’e (S.a.v) gelerek kocasına karşı bir nefreti olmadığını ama ona bir türlü ısınamadığını, dinine zarar gelmesinden korktuğunu söyleyince, Efendimiz (S.a.v) kadının aldığı mehri (bahçeyi) iade etmesini istemiş ve onları güzellikle ayırmıştır.
Kıssadan Hisse: Ayrılığın da bir edebi, ahlakı ve hukuku vardır.
3. ANA BÖLÜM: YIKILAN YUVALARIN ENKAZI: YETİM KALAN ÇOCUKLAR (13-18)
13. MADDE: İDDET: DÜŞÜNME SÜRESİ
13. AYET
فَطَلِّقُوهُنَّ لِعِدَّتِهِنَّ وَاَحْصُوا الْعِدَّةَۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَ رَبَّكُمْۚ لَا تُخْرِجُوهُنَّ مِنْ بُيُوتِهِنَّ
“Kadınları iddetlerini gözeterek boşayın ve süreyi sayın. Rabbiniz Allah'tan korkun. Onları (iddet süresince) evlerinden çıkarmayın!”
Talâk, 65/1
13. HADİS
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَاسْتَوْصُوا بِالنِّسَاءِ خَيْرًا
“Allah'a ve ahiret gününe inanan, komşusuna eziyet etmesin. Bir de kadınlar hakkında birbirinize hep hayrı tavsiye edin!”
Buhârî, Nikâh, 80, No: 5185 - Sahih
Nüzul Sebebi: Öfke patlamalarıyla kadını gecenin bir yarısı sokağa atmayı yasaklayıp, aynı çatı altında sakinleşerek geri dönüş kapısını açık tutmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Öfkeyle kalkan ziyanla ve pişmanlıkla oturur. EY ADEMOĞLU! Allah azze ve celle kitabında 'Evinden çıkarma, bekle' diye emrederken, sen nefsinin kudurmuşluğuna uyup 'Defol git babanın evine!' diyerek ilahi hudutları nasıl çiğnersin? Din, tam da o öfke anında basılması gereken manevi bir frendir.
Sahabe Kıssası: Abdullah b. Ömer (Hz. Hazretleri) hanımını hayızlı iken boşayınca, Efendimiz (S.a.v) bu duruma çok sert çıkmış, Hz. Ömer’e "Ona emret, hemen hanımına dönsün, temizlenip sonra isterse usulüne göre boşasın!" diyerek fevri boşanmayı engellemiştir.
Kıssadan Hisse: Din, öfke anındaki frendir.
14. MADDE: BELKİ BİR KAPI AÇILIR
14. AYET
لَا تَدْر۪ي لَعَلَّ اللّٰهَ يُحْدِثُ بَعْدَ ذٰلِكَ اَمْرًا
“Bilemezsin, belki Allah bundan sonra (kalplerde) yeni bir durum yaratır.”
Talâk, 65/1
14. HADİS
مَا اكْتَسَبَ مُؤْمِنٌ بَعْدَ تَقْوَى اللَّهِ خَيْرًا لَهُ مِنْ زَوْجَةٍ صَالِحَةٍ
“Mümin bir kul için takvadan sonra, sâliha bir eşten daha hayırlı bir nimet yoktur.”
İbn Mâce, Nikâh, 5, No: 1857 - Hasen
Nüzul Sebebi: Pişmanlığa, tefekküre zaman tanımak ve ilahi inayetin kalpleri yeniden birbirine ısındırabileceğini insanlara hatırlatmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Acele etmek şeytandandır, teenni ve sabır ise Rahman'dandır. EY ADEMOĞLU! Allah 'Ben kalpleri değiştirebilirim, araya bir rahmet kapısı açabilirim' diye ümit verirken, sen hangi cüretle ümidini kesip kapılara kilit vuruyorsun, köprüleri yakıyorsun? Sabret ki hayır kapıları aralansın.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer'e (Hz. Hazretleri) bir adam gelip hanımını artık sevmediğini ve boşanmak istediğini söyleyince, Hz. Ömer (Hz. Hazretleri) ona tarihi bir tokat gibi cevap vermiştir: "Yazıklar olsun sana! Her yuva sırf aşk ve sevgi üzerine mi kurulur? Hani nerede vefa, hani nerede hamişlik, hani nerede birliktelik?"
Kıssadan Hisse: Bir gece sabret, sabah hayır ola!
15. MADDE: HUDUDULLAH (ALLAH'IN SINIRLARI)
15. AYET
تِلْكَ حُدُودُ اللّٰهِۜ وَمَنْ يَتَعَدَّ حُدُودَ اللّٰهِ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ
“Bunlar Allah'ın sınırlarıdır. Kim bu sınırları aşarsa, gerçekten kendine zulmetmiş olur.”
Talâk, 65/1
15. HADİS
إِنَّ اللَّهَ تَعَالَى فَرَضَ فَرَائِضَ فَلاَ تُضَيِّعُوهَا وَحَدَّ حُدُودًا فَلاَ تَعْتَدُوهَا
“Allah birtakım farzlar kıldı, sakın onları zayi etmeyin; sınırlar çizdi, sakın o sınırları aşmayın!”
Dârekutnî, Sünen, 4/184, No: 4396 - Hasen
Nüzul Sebebi: Aile hukukunu, nikâhı ve boşanmayı çocuk oyuncağı sananları, canı sıkılınca hak çiğneyenleri ilahi hudutlarla korkutup hizaya getirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Sınırı aşan, Allah'ın çizdiği çizgiyi çiğneyen adam her şeyden önce kendi huzurunu, kendi ahiretini kaybeder. Kulun hakkına giren, eşine zulmeden adam doğrudan Allah’a savaş açmıştır. O sınırlar bizim keyfimize göre esnetilemez.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v), hanımının ve çocuklarının hakkını vermeden gün boyu oruç tutup gece boyu namaz kılan Osman b. Maz'ûn'u (Hz. Hazretleri) çağırmış ve "Ey Osman! Sınırı aşma, senin üzerinde nefsinin hakkı var, eşinin hakkı var, misafirinin hakkı var. Hududu çiğneme!" diye sertçe uyarmıştır.
Kıssadan Hisse: Adaletsiz ayrılık ve haksızlık, katmerli günahtır.
16. MADDE: HAPİS DEĞİL, HÜRRİYET
16. AYET
وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِتَعْتَدُواۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ
“Onları zarar vermek ve haklarına tecavüz etmek için nikâh altında tutmayın! Kim bunu yaparsa, şüphesiz kendine zulmetmiş olur.”
Bakara, 2/231
16. HADİS
لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ
“İslam'da ne doğrudan zarar vermek, ne de zarara zararla karşılık vermek vardır.”
İbn Mâce, Ahkâm, 17, No: 2341 - Sahih
Nüzul Sebebi: Kadın boşanmak istediğinde sırf inat uğruna, sürüm sürüm sürünsün, başkasıyla evlenemesin diye onu nikâh altında hapsedip eziyet eden erkekleri durdurmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Yuva müminin sükûnet yurdudur, zindan ya da hapisane değil! EY ADEMOĞLU! Bir kadından intikam almak için nikâh bağını, talak hakkını bir silah olarak kullanmak ancak Firavun ahlakıdır, Ebu Cehil zihniyetidir. Sevemiyorsan, yürütemiyorsan dürüstçe ve erkekçe helalleşip serbest bırakacaksın.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v), nefret ettiği kocasıyla sırf nikâh zoruyla yaşamak zorunda kalan ve eriyip giden bir kadını (Barîre’yi) bizzat dinlemiş; şefaatçi olmak istemiş ama kadının "Ya Resulallah bu bir emir mi?" sorusuna "Hayır sadece aracıyım" deyince kadının ayrılma tercihine saygı duyup zorla tutulmasına müsaade etmemiştir.
Kıssadan Hisse: Zoraki beraberlik değil, rızalı birliktelik esastır.
17. MADDE: ÇOCUKLARIN AH'I
17. AYET
وَلْيَخْشَ الَّذ۪ينَ لَوْ تَرَكُوا مِنْ خَلْفِهِمْ ذُرِّيَّةً ضِعَافًا خَافُوا عَلَيْهِمْۖ فَلْيَتَّقُوا اللّٰهَ
“Geride korumasız, aciz çocuklar bırakacak olsalardı onlar adına ne kadar endişe edeceklerse, (başkalarının yetimleri ve kendi çocukları için de) Allah'tan öyle korksunlar!”
Nisâ, 4/9
17. HADİS
كَفَى بِالْمَرْءِ إِثْمًا أَنْ يُضَيِّعَ مَنْ يَقُوتُ
“Bakmakla ve rızkını temin etmekle yükümlü olduğu aile fertlerini, ihmal edip zayi etmesi, kişiye günah olarak yeter!”
Ebû Dâvud, Zekât, 45, No: 1692 - Sahih
Nüzul Sebebi: Kendi nefsi zevkleri ve inatları uğruna masum çocuklarını sahipsizliğe, yalnızlığa ve manevi bir öksüzlüğe gömen bencil ebeveynleri uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Senin o anlık öfken, kavgaların elbet biter geçer ama o kavgaların ortasında titreyen masum çocuğun yüreğindeki travma ömür boyu bitmez! Kendi ellerinizle yıktığınız o yuvanın enkazı altında ilk bozulan, ilk ezilen evlatlarınız olur. Çocukların ahını alanın iki yakası bir araya gelmez.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) bir bayram günü sokakta ağlayan öksüz bir çocuk gördüğünde hemen yanına gitmiş, onu bağrına basmış, evine götürerek "İster misin ben baban olayım, Aişe annen olsun, Fatıma ablan olsun?" buyurarak ailenin çocuk için nasıl bir sığınak olduğunu bizzat göstermiştir.
Kıssadan Hisse: Yıkılan yuvada en çok çocuklar üşür!
18. MADDE: ATEŞTEN KORUMAK
18. AYET
يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ آمَنُوا قُوٓا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْل۪يكُمْ نَارًا
“Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi (yakıtı insanlar ve taşlar olan) ateşten koruyun!”
Tahrîm, 66/6
18. HADİS
إِنَّ اللَّهَ سَائِلٌ كُلَّ رَاعٍ عَمَّا اسْتَرْعَاهُ أَحَفِظَ ذَلِكَ أَمْ ضَيَّعَ؟
“Allah her çobana ve her yöneticiye, elinin altındakileri koruyup korumadığını, muhafaza mı ettiğini yoksa zayi mi ettiğini mutlaka soracaktır!”
Nesâî, İşratü’n-Nisâ, 1, No: 9165 - Sahih
Nüzul Sebebi: Aileyi dağıtmanın, düzeni bozmanın çocukları ve eşleri ahir zaman fitnelerine karşı tamamen savunmasız ve korumasız bırakmak anlamına geldiğini bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Evladı korumak sadece karnını doyurmak, sırtına marka kıyafetler giydirmek değildir; onu haramlardan korumak, huzurlu bir yuvada iman üzere büyümesini sağlamaktır. Parçaladığın o yuva yüzünden sokakların kucağına düşen, dinsiz imansız yetişen evladının hesabı ahirette senin boynuna bir zincir olacaktır.
Sahabe Kıssası: Zeyd b. Hârise (Hz. Hazretleri) çocukken kaçırılıp köle olarak satılmış ve Efendimiz'in (S.a.v) yanına düşmüştü. Yıllar sonra öz babası onu bulup geri götürmek istediğinde Zeyd (Hz. Hazretleri), öz babasının yanına dönmek yerine Efendimiz'in (S.a.v) yanındaki o iman, edep ve sevgi dolu sıcak yuvayı tercih etmiştir.
Kıssadan Hisse: Yuva, çocuğun iman kalesidir.
4. ANA BÖLÜM: BOŞANMAYA GÖTÜREN SEBEPLER: SABIRSIZLIK VE NEFSİN ESİRİ OLMAK (19-24)
19. MADDE: ÇOCUĞU ARAÇ KILMAK
19. AYET
لَا تُضَآرَّ وَالِدَةٌ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَهُ بِوَلَدِه۪
“Hiçbir anne çocuğu yüzünden zarara uğratılmasın, ve hiçbir baba da çocuğu yüzünden (sıkıntıya sokulmasın)!”
Bakara, 2/233
19. HADİS
مَنْ فَرَّقَ بَيْنَ وَالِدَةٍ وَوَلَدِهَا فَرَّقَ اللَّهَ بَيْنَهُ وَبَيْنَ أَحِبَّتِهِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ
“Kim bir anne ile evladının arasını (haksız yere) ayırırsa, Allah da kıyamet gününde onunla sevdiklerinin arasını ayırır!”
Tirmizî, Siyer, 17, No: 1564 - Sahih
Nüzul Sebebi: Boşanma aşamasına gelen veya boşanan eşlerin, çocukların velayetini ve görüşme günlerini birbirlerine karşı birer tehdit, intikam ve koz aracı olarak kullanmalarını yasaklamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: O masum çocuk senin kirli intikam duygularının, egonun ve hırslarının tatmin aracı değildir! Sırf kocana ya da karına acı çektirmek için çocuğu annesinden koparan, babasına göstermeyen zalim ebeveynler, kıyamet günü Allah'ın huzurunda yapayalnız ve sevdiklerinden mahrum bırakılacaktır.
Sahabe Kıssası: Bir kadın Efendimiz’e (S.a.v) gelerek "Ya Resulallah, şu oğlumu karnımda taşıdım, kucağımda büyüttüm. Şimdi babası beni boşadı ve çocuğu benden koparmak istiyor" deyince Efendimiz (S.a.v) babaya müdahale etmiş ve "Sen evlenmediğin sürece çocuğun hakkı annesinindir" buyurarak anneyi evladından ayırmak isteyen babayı durdurmuştur.
Kıssadan Hisse: Boşanma eşler arasındadır, evlat ile ebeveyn arasında değil!
20. MADDE: GÖZ NURUNU SÖNDÜRMEK
20. AYET
رَبَّنَا هَب لَنَا مِنْ اَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ اَعْيُنٍ
“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan, gözümüzün nuru olacak nesiller bağışla.”
Furkân, 25/74
20. HADİS
مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نُحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أَدَبٍ حَسَنٍ
“Bir baba evladına güzel ahlak ve edepten, daha üstün, daha hayırlı bir miras bırakamaz.”
Tirmizî, Birr, 33, No: 1952 - Sahih
Nüzul Sebebi: Neslin selameti, çocukların hem dünyada hem ahirette salih ameller işlemesi için ebeveynlerin gece gündüz dua ve gayret içinde olmalarını emretmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Kendi ellerinle gözünün nuru kıldığın o evladını, sudan sebeplerle boşanarak karanlık dehlizlere, psikolojik çöküntülere gömüyorsun. Çocuğa bırakacağın en büyük miras ne mal ne mülk ne de dükkandır; ona bırakacağın en büyük miras, huzurla nefes alabildiği nurlu bir aile ortamıdır.
Sahabe Kıssası: Enes b. Mâlik’in (Hz. Hazretleri) annesi Ümmü Süleym, o küçük bir çocukken onu elinden tutup Efendimiz'e (S.a.v) getirmiş ve "Ya Resulallah, bu Enes'tir, senin hizmetinde bulunsun, ona dua et" demiştir. Efendimiz (S.a.v) onu kendi evladı gibi sevip büyütmüş, en güzel edeple yetiştirmiştir.
Kıssadan Hisse: Sevgiyle büyümeyen çocuk, öfkeyle dünyayı yakar.
21. MADDE: AHİRETTE BULUŞMA
21. AYET
وَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَاتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُمْ بِا۪يمَانٍ اَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ
“İman eden ve nesilleri de iman ile kendilerine tabi olanları, (cennette) nesilleriyle buluşturup kavuştururuz.”
Tûr, 52/21
21. HADİS
إِذَا مَاتَ الإِنْسَانُ انْقَطَعَ عَنْهُ عَمَلُهُ إِلاَّ مِنْ ثَلاَثَةٍ ... أَوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ
“İnsan ölünce ameli kesilir; ancak şu üç şey müstesna: ...Kendisine dua eden sâlih bir evlat!”
Müslim, Vasiyye, 14, No: 1631 - Sahih
Nüzul Sebebi: Ailenin sadece dünya hayatıyla sınırlı geçici bir bağ olmadığını, ahiret saadetinde de bir arada kalabilmek için dünyada o yuvaya sadakatle sarılmak gerektiğini ihtar için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Sen dünyadaki basit, fani kavgaların yüzünden bu kutsal bağı koparıp attın; peki yarın mahşer gününde, o ebedi cennette ailene, evlatlarına nasıl kavuşacaksın? Arkandan dua edecek, senin amel defterini açık tutacak salih bir evlat yetiştirmenin yolu, o yuvayı sabır seccadesinde muhafaza etmekten geçer.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) vefatına yakın kızı Hz. Fatıma (Hz. Hazretleri) annemizin kulağına gizlice bir şey söylemiş, o da ağlamıştı. Sonra tekrar fısıldayınca bu sefer gülmüştü. Hz. Aişe annemiz sebebini sorunca, "Babam ilkinde öleceğini söyledi ağladım, ikincisinde ise cennette ona ailemizden ilk kavuşacak olanın ben olduğumu müjdeledi, sevindim" demiştir.
Kıssadan Hisse: Cennete ailece girmek varken, dünyada ayrılmak niye?
22. MADDE: ALLAH'IN TALİMATI
22. AYET
يُوص۪يكُمُ اللّٰهُ ف۪يٓ اَوْلَادِكُمْ
“Allah size çocuklarınız (ın hakları ve sorumlulukları), hakkında kesin talimat verir!”
Nisâ, 4/11
22. HADİS
إِنَّ لِوَلَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا
“Muhakkak ki evladının, senin üzerinde aşikar bir hakkı vardır!”
Müslim, Sıyâm, 182, No: 1159 - Sahih
Nüzul Sebebi: Çocukların haklarının, bakımının ve terbiyesinin ebeveynlerin inisiyatifine bırakılmayıp bizzat alemlerin Rabbi olan Allah tarafından koruma altına alındığını bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Evlat senin tapulu malın, canın sıkılınca sokağa atacağın ya da ihmal edeceğin bir mülk değil; bizzat Allah’ın sana zimmetlediği en ağır emanettir. Kul hakkının en çetini, hakkını arayamayan o küçüklere, kendi evlatlarına karşı işlenen günahlardır.
Sahabe Kıssası: Uhud Savaşı’nda Hz. Talha b. Ubeydullah (Hz. Hazretleri) vücudunu Efendimiz’e (S.a.v) siper edip kılıç darbeleriyle doğranırken, Efendimiz (S.a.v) onun bu vefası karşılığında hem kendisine hem de arkada bıraktığı evlatlarına hayır, bereket ve hidayet duaları etmiştir.
Kıssadan Hisse: Evladının hakkını korumayanın, Allah katında yeri yoktur.
23. MADDE: RUHEN GÖMÜLENLER
23. AYET
وَاِذَا الْمَوْؤُودَةُ سُئِلَتْ بِاَيِّ ذَنْبٍ قُتِلَتْ
“Diri diri toprağa gömülen kız çocuğuna: Hangi günahtan dolayı öldürüldün?' diye sorulduğu zaman...”
Tekvîr, 81/8-9
23. HADİS
إِنَّ اللَّهَ حَرَّمَ عَلَيْكُمْ عُقُوقَ الْأُمَّهَاتِ وَوَأْدَ الْبَنَاتِ
“Şüphesiz Allah, annelere itaatsizlik etmeyi, ve çocukları (bedenen veya ruhen) gömmeyi size haram kılmıştır.”
Buhârî, Edeb, 6, No: 5975 - Sahih
Nüzul Sebebi: Cahiliye dönemindeki kız çocuklarını diri diri toprağa gömme vahşetini yasaklamak ve çocukların hayat hakkını her anlamda savunmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Eskiler evlatlarını cahiliye gayretiyle toprağın altına gömerdi; şimdikiler ise bitmek bilmeyen bencillikleri, kavgaları ve boşanmalarıyla çocukları sevgisizliğe, ilgisizliğe ve diri diri manevi bir ölüme gömüyorlar! Ruhen katledilen bir çocuğun feryadı, Arş-ı Ala'yı titretir.
Sahabe Kıssası: Bir sahabe cahiliye devrinde kendi elleriyle kızını nasıl kuyuya attığını, kızının can çekişirken babasının sakalındaki toprakları temizlemeye çalıştığını Efendimiz'e (S.a.v) anlatınca, Efendimiz (S.a.v) hıçkırıklara boğulmuş, mübarek sakalları ıslanana kadar ağlamış ve "İslam geçmişi siler, bir daha asla!" buyurmuştur.
Kıssadan Hisse: Merhameti olmayana merhamet edilmez.
24. MADDE: ASKIYA ALINAN HAYATLAR
24. AYET
فَلَا تُم۪يلُوا كُلَّ الْمَيْلِ فَتَذَرُوهَا كَالْمُعَلَّقَةِۜ
“Büsbütün (bir tarafa) meyledip de, öbürünü askıdaymış gibi (sahipsiz) bırakmayın!”
Nisâ, 4/129
24. HADİS
أَنْتَ وَمَالُكَ لِأَبِيكَ
“Sen ve malın babanındır, (ve baban da senin sığınağındır).”
İbn Mâce, Ticâret, 64, No: 2291 - Sahih
Nüzul Sebebi: Aile hayatında adaletsizliği, eşlerden birini ne tam boşayarak ne de tam eş kabul ederek ortada, sahipsiz ve askıda bırakmayı yasaklamak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Ne boşanıp yollarını ayıran ne de evlilik hukukuna riayet eden, kadını ve çocuğu ortada, nafakasız, sahipsiz, askıda bırakan adam en büyük zalimlerdendir. Askıda bırakılan, ihmal edilen her çocuk, toplumun bağrında açılmış cerahatli bir yaradır.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v), kızı Hz. Fatıma (Hz. Hazretleri) annemizi evlendirdikten sonra bile her gün evinin önünden geçerken ona selam verir, her yolculuktan dönüşte ilk ona uğrar ve alnından öperdi. Onu asla sahipsiz ve askıda bırakmamış, babalık sığınağını her an hissettirmiştir.
Kıssadan Hisse: Sahipsiz bırakılan çocuk, şeytanın açık avıdır.
5. ANA BÖLÜM: YUVAYI KURTARMANIN MÜKAFATI VE YIKMANIN VEBALİ (25-30)
25. MADDE: VEFA VE FAZİLET
25. AYET
وَلَا تَنْسَوُا الْفَضْلَ بَيْنَكُمْۜ
“Aranızdaki fazileti, (eski iyilikleri ve yaşanmışlıkları) unutmayın!”
Bakara, 2/237
25. HADİS
إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الرِّفْقَ فِي الأَمْرِ كُلِّهِ
“Şüphesiz Allah, her işte, nezaketle (rıfk ile) davranılmasını sever.”
Buhârî, Edeb, 35, No: 6024 - Sahih
Nüzul Sebebi: Ayrılık veya büyük tartışma anlarında, şeytanın kışkırtmasıyla geçmişteki bütün güzel günleri, iyilikleri ve fedakarlıkları bir kalemde silip atmayı önlemek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Bir tartışmada hemen düşman kesilmek, ağza alınmayacak hakaretler savurmak geçmişe, aynı yastığa baş koyulan günlere en büyük ihanettir. Mümin adam vefalı adamdır. Tartışırken bile nezaketi, rıfkı elden bırakmaz. Vefası olmayanın, dininde de hayır yoktur.
Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz. Hazretleri), bir adamın sudan sebeplerle yuvasını yıkmak istediğini duyduğunda onu karşısına almış ve "Bre adam! Hiç mi iyi günü olmadı bu kadının seninle? Hiç mi sana bir tas su vermedi? Hani sizin vefanız nerede?" diyerek adamı utandırmış ve boşanmaktan vazgeçirmiştir.
Kıssadan Hisse: Vefası olmayanın bekası olmaz.
26. MADDE: GERÇEK DÜŞMAN
26. AYET
اِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّاۜ
“Şeytan sizin apaçık düşmanınızdır; öyleyse siz de onu düşman edinin!”
Fâtır, 35/6
26. HADİS
إِنَّ الشَّيْطَانَ يَحْضُرُ أَحَدَكُمْ عِنْدَ كُلِّ شَيْءٍ
“Şeytan, yaptığınız ve karşılaştığınız her işte, yanınızda hazır bulunur (vesvese verir).”
Müslim, Eşribe, 133, No: 2033 - Sahih
Nüzul Sebebi: Asıl düşman olan iblisi unutup, birbirlerinin boğazına sarılan, evde birbirini düşman belleyen cahil karı-kocaları uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Sen evindeki eşinle, hayat arkadaşınla savaşmıyorsun; sen doğrudan doğruya arkada pusuya yatmış olan şeytanla savaşıyorsun! O kavgayı eşin kazanmıyor ya da sen kazanmıyorsun, sen öfkelendikçe arkada ellerini ovuşturan şeytan kazanıyor. Asıl düşmanını tanı ve ona göre safını belirle.
Sahabe Kıssası: Sahabe-i kiram efendilerimiz evlerinde ufak bir tartışma alevlenecek gibi olduğunda, Efendimiz'in (S.a.v) "Öfke şeytandandır, şeytan ateşten yaratılmıştır, ateş ise su ile söndürülür; öyleyse biriniz öfkelendiğinde hemen abdest alsın" vasiyetine uyar, hemen eûzü-besmele çekip abdest alırlardı.
Kıssadan Hisse: Düşmanını şaşıran, dostunu vurur!
27. MADDE: AFFIN İZZETİ
27. AYET
خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ
“Sen affetme yolunu tut, iyiliği emret!”
A'râf, 7/199
27. HADİS
وَمَا زَادَ اللَّهُ عَبْدًا بِعَفْوٍ إِلاَّ عِزًّا
“Allah, affeden bir kulunun, ancak şerefini ve izzetini artırır.”
Müslim, Birr, 69, No: 2588 - Sahih
Nüzul Sebebi: İntikam hırsıyla, gurur yaparak hataları büyütenlere inat; büyüklük gösterip affetmenin, alttan almanın müminin şerefini yücelteceğini ilan için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Affetmek zayıflık, acizlik ya da yenilgi değil; bilakis alemlerin Rabbi olan Allah’ın rahmetine ve Arş'ına sığınmaktır. Sen evinde eşinin hatasını affedeceksin ki, yarın mahşerde Allah da senin dağlar kadar olan günahlarını affetsin. İnatlaşan izzet bulamaz, affeden izzet bulur.
Sahabe Kıssası: Hz. Ebû Bekir (Hz. Hazretleri), kızı Hz. Aişe annemize atılan o korkunç iftiraya (İfk hadisesine) karışan akrabası Mıstah’a yaptığı maddi yardımı öfkeyle kesmişti. Ancak Nur suresi 22. ayet inip "Allah'ın sizi affetmesini istemez misiniz?" buyurunca ağlayarak "Evet, vallahi isterim!" demiş ve Mıstah'ı affederek yardımını kat kat artırmıştır.
Kıssadan Hisse: Affeden, Allah katında affolunur.
28. MADDE: İYİ GEÇİNMEK
28. AYET
وَلَمَنْ صَبَرَ وَغَفَرَ اِنَّ ذٰلِكَ لَمِن عَزْمِ الْاُمُورِ
“Kim sabreder ve bağışlarsa, işte bu, azmedilmeye değer şerefli işlerdendir.”
Şûrâ, 42/43
28. HADİS
أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ
“Müminlerin iman bakımından en kâmili, ahlakı en güzel olandır. Sizin en hayırlınız ise kadınlarına karşı en hayırlı, en nazik olanınızdır!”
Tirmizî, Radâ, 11, No: 1162 - Sahih
Nüzul Sebebi: Eşlerin birbirine birer düşman ya da yük gibi bakmasını engelleyip, aile içi güzel ahlakı imanın kemalat şartı kılmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Dışarıda herkesin elini öptüğü bir melek, evine gelince ise terör estiren bir dev olma! Senin ne kadar dindar, ne kadar ahlaklı ve ne kadar iyi bir mümin olduğunun yegane şahidi, dışarıdaki cemaat değil, evinde senin kahrını çeken eşindir. İslam evde yaşanır, takva evde belli olur.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) eşlerine karşı insanların en naziği, en kibarıydı. Onların dertlerini dinler, yeri gelir Hz. Aişe annemizle koşu yarışı yapar, şakalaşır ve ev işlerinde kendi söküğünü kendi dikerek hanımlarına yardım ederdi.
Kıssadan Hisse: En hayırlı mümin, evinde belli olandır.
29. MADDE: HARAM VE BEREKET
29. AYET
وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِه۪ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ
“Allah'ın kiminizi kiminizden üstün kıldığı şeyleri, (başkalarının lüks hayatını, rızkını) arzu edip haset etmeyin!”
Nisâ, 4/32
29. HADİS
إِنَّ اللَّهَ طَيِّبٌ لَا يَقْبَلُ إِلَّا طَيِّبًا
“Şüphesiz Allah temizdir, ve sadece temiz, helal olanı kabul eder.”
Müslim, Zekât, 65, No: 1015 - Sahih
Nüzul Sebebi: Başkalarının malına, mülküne, lüksüne özenip evinde kocasına baskı yapan, bu yüzden yuvada huzursuzluk ve geçimsizlik çıkaran cahili zihniyeti uyarmak için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Senin ve çoluk çocuğunun kursağından geçen o tek bir haram lokma, bütün yuvanın manevi bereketini bitirir, evi cehennem ateşine çevirir. İnternetteki sahte, süslü hayatlara bakıp evindeki rızka nankörlük etme. Helal olan az rızık, haram olan çok rızlıktan kat kat hayırlıdır.
Sahabe Kıssası: Sahabe-i kiram efendilerimizin hanımları, sabahleyin kocalarını işe uğurlarken kapının eşiğinde cübbelerinden tutar ve şöyle yalvarırlardı: "Efendi! Allah'tan kork, bize haram lokma getirme. Biz dünyada açlığa, susuzluğa sabrederiz ama ahirette cehennem ateşine asla sabredemeyiz!"
Kıssadan Hisse: Helal az, haram çoktan iyidir.
30. MADDE: SÖZÜN EN GÜZELİ
30. AYET
وَقُل لِعِبَاد۪ي يَقُولُوا الَّت۪ي هِيَ اَحْسَنُۜ اِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْزَغُ بَيْنَهُمْۜ
“Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Çünkü şeytan (kötü sözler yüzünden) aralarını bozar!”
İsrâ, 17/53
30. HADİS
الْكَلِمَةُ الطَّيِّبَةُ صَدَقَةٌ
“Güzel, tatlı ve hoş söz, bir sadakadır.”
Buhârî, Cihâd, 128, No: 2989 - Sahih
Nüzul Sebebi: Ağızdan çıkan kırıcı, sivri ve yıkıcı kötü sözlerin, yuvayı temelinden sarsan ve yıkan birer zehirli kurşun olduğunu ümmete bildirmek için inmiştir.
Az ve Öz Tefsir: Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır, acı ve kırıcı söz ise en vefalı eşi bile evinden, yuvasından eder. EY ADEMOĞLU! Dışarıda el alemle konuşurken kelimelerini seçen dilin, evde hayat arkadaşına gelince neden bir hançere dönüşüyor? Dilinin zekâtı, eşine söyleyeceğin o güzel, merhametli ve taltif edici sözlerdir.
Sahabe Kıssası: Efendimiz (S.a.v) eşlerine karşı ümmetin en latif kelimelerini kullanırdı. Hz. Aişe (Hz. Hazretleri) annemize olan sevgisini, şefkatini göstermek için ona beyaz tenli, pembe yanaklı manasına gelen "Ey Hümeyra!" diye hitap eder, gönlünü her daim hoş tutardı.
Kıssadan Hisse: Dilin zekâtı, eşine güzel söylemektir.
AZİZ MÜMİNLER, KIYMETLİ KARDEŞLERİM!
Sözün bittiği, imtihanın ise her an yeniden başladığı o dehşetli noktadayız. Bugün burada yıkılan yuvaları, enkaz altında kalan masum kalpleri ve arşı titreten boşanmaları konuştuk. Ancak şunu unutmayın: HAKİKAT, SADECE BİLMEK İÇİN DEĞİL, BİLİNDİĞİ HALDE YAŞANMAK İÇİNDİR!
Ey bu kürsünün şahitliğinde toplanan Müslümanlar! Şimdi bu kapıdan çıkıp gideceksiniz. Ama dışarıda sizi bekleyen bir dünya var; sabrın tükendiği, sadakatin unutulduğu, "başka kapı bulurum" diyen nefislerin kol gezdiği bir dünya...
SORUYORUM SİZE: Eğer sen susarsan, bu ateşi kim söndürecek? Evindeki yangını söndürmeden başkasının bahçesini nasıl sularsın? Unutma ki; bir çocuğun "babam nerede?" sorusu, boşanmanın en ağır hesabıdır ve o hesap yarın mahşerde senin boğazına ateşten bir gem gibi dolanacaktır!
Sen boşandın kurtuldun mu sanıyorsun? O çocuğun gözündeki yaşı, gönlündeki boşluğu hangi nafaka dolduracak? Allah o sabinin hesabını senden sormayacak mı?"
EY ADEMOĞLU! Mahşerin o sessiz şahidi olan Kur’an, yarın senin lehine mi şahitlik edecek yoksa; "Ya Rabbi! Bu kulum senin emanetine hıyanet etti, bir anlık öfkesine koca bir yuvayı kurban etti!" diyerek senden davacı mı olacak?
SÖZÜN ÖZÜ ŞUDUR:
Aileyi yıkmak bir an, pişmanlığı ise bir ömür sürer!
Bugün sabretmeyen, yarın hasret çekmeye mahkûmdur!
Hakkı haykırmayan, yuvasını savunmayan dil; şeytanın dilsiz uşağıdır!
YA ALLAH’IN EMANETİNE SAHİP ÇIKIP O KALEYİ KORUYACAKSIN; YA DA BATILIN SENİ SÜRÜKLEDİĞİ O DERİN YALNIZLIKTA BOĞULUP GİDECEKSİN!
Cenab-ı Hak bizleri; yuvasını cennet bahçesine çeviren, eşine vefa, evladına merhamet gösteren ve mahşerde alnı ak çıkan kullarından eylesin.
Hazırlayan
MEHMET ERÇELİK
