İSLAM'DA AKRABALIK HUKUKU: SILA-İ RAHİM
Değerli Müslümanlar!
İslam dini, her konuda olduğu gibi akraba hukukuna riayet konusunda da bizlere vazifeler vermiştir; birçok ayet ve hadiste bu konu zikredilmiştir.
İslam dininin en önemli kaynakları olan Kur'ân-ı Kerîm ve hadislerde akraba hukukuna riayet edilmesi, akrabalık bağlarının korunması ve gözetilmesi hususunda biz inananlara önemli görevler düşmektedir.
Akrabalar arasındaki bu münasebete "sıla-i rahim" denmektedir. Akrabalık bağlarının koparılmaması; hakka ve hukuka riayet etmek şartıyla ister maddî ister manevî olsun bu ilişkilerin korunup gözetilmesi, İslam dininin üzerinde durduğu önemli konuların başında gelir.
Rabbimiz, Peygamber Efendimize ilk tebliği yakın akrabalarına yapmasını emretmiştir:
وَأَنْذِرْ عَشِيرَتَكَ الْأَقْرَبِينَ
“Önce en yakın akrabalarını uyar.”
Şuarâ, 26/214
وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَسَاءَلُونَ بِهِ وَالْأَرْحَامَ
“Allah'tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının.”
Nisâ, 4/1
AKRABAYLA İLETİŞİMİNİ KESEN LANETE UĞRAR
فَهَلْ عَسَيْتُمْ إِنْ تَوَلَّيْتُمْ أَنْ تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ وَتُقَطِّعُوا أَرْحَامَكُمْ أُولَئِكَ الَّذِينَ لَعَنَهُمُ اللَّهُ فَأَصَمَّهُمْ وَأَعْمَى أَبْصَارَهُمْ
“Demek idareyi ve hâkimiyeti ele alırsanız hemen yeryüzünde fesat çıkaracak, akrabalık bağlarını parçalayıp keseceksiniz, öyle mi? Onlar öyle kimselerdir ki Allah kendilerini rahmetinden kovmuş, duygularını almış ve gözlerini kör eylemiştir.”
Muhammed, 47/22-23
YÜCE RABBİMİZ AKRABAYA YARDIM ETMEYİ EMREDER
إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُ بِالْعَدْلِ وَالْإِحْسَانِ وَإِيتَاءِ ذِي الْقُرْبَى
“Allah adaleti, ihsanı ve yakınlara yardım etmeyi emreder.”
Nahl, 16/90
ALLAH, ONLARA GÖZETME HAKLARINI VERMENİ İSTER
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ وَالْمِسْكِينَ وَابْنَ السَّبِيلِ
“Akrabaya, yoksula ve yolda kalmış yolcuya haklarını ver.”
İsrâ, 17/26
Ömrünün uzun ve rızkının geniş olmasını isteyenlere Efendimiz şöyle buyurmaktadır:
مَنْ أَحَبَّ أَنْ يُبْسَطَ لَهُ فِي رِزْقِهِ وَيُنْسَأَ لَهُ فِي أَثَرِهِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ
“Rızkının genişlemesini ve ömrünün uzamasını arzu eden kimse akrabasını ziyaret etsin, onlarla olan bağlantısını devam ettirsin.”
Buhârî, Edeb, 12
Hangimiz ekonomik sıkıntı içinde değiliz? Kişi akrabalarını, amcasını, kardeşlerini ziyaret ederse Allah Resûlü (s.a.v.) rızkının genişleyeceğini söylüyor.
AKRABALARIYLA İLETİŞİMİNİ KESEN CENNETE GİREMEZ
لَا يَدْخُلُ الْجَنَّةَ قَاطِعُ رَحِمٍ
“Akrabalık bağını koparan, (cezasını çekmeden) cennete giremez.”
Buhârî, Edeb, 11
مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ فَلْيَصِلْ رَحِمَهُ
“Allah'a ve ahiret gününe iman eden kimse akrabasına iyilik etsin.”
Riyâzü's-Sâlihîn, 316
AKRABAYA YAPILAN İYİLİK İKİ KAT SADAKADIR
الصَّدَقَةُ عَلَى الْمِسْكِينِ صَدَقَةٌ وَعَلَى ذِي الرَّحِمِ ثِنْتَانِ صَدَقَةٌ وَصِلَةٌ
“Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır; bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir: Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır.”
Tirmizî, Zekât, 26
Değerli Kardeşlerim!
Son zamanlarda bayram tatillerinde otobüs terminallerinde izdihamlar olmaktadır; umut ediyoruz ki bu yolculuklar akrabalar için yapılmıştır. Maalesef çıkan haberler, özellikle Akdeniz bölgesindeki otellerin tatilde hınca hınç dolduğunu bizlere göstermektedir. Elbette tatile de gidilsin; ama akrabalar ihmal edilmemelidir.
Dünyada yaşamaktan zevk almamız ve hayatımızın huzurla geçmesi, akrabalık ilişkilerini canlı tutmamızla mümkündür. Uzun bayram tatillerini, akrabalık bağlarımızı canlandırmak için bir fırsat bilmeliyiz.
GERÇEK SILA-İ RAHİM, NEFSİMİZE AĞIR GELENDİR
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
لَيْسَ الْوَاصِلُ بِالْمُكَافِئِ وَلَكِنِ الْوَاصِلُ الَّذِي إِذَا قُطِعَتْ رَحِمُهُ وَصَلَهَا
“Akrabasının yaptığı iyiliğe aynıyla karşılık veren, onları koruyup gözetmiş sayılmaz. Akrabayı koruyup gözeten adam, kendisiyle ilgiyi kestikleri zaman bile onlara iyilik etmeye devam edendir.”
Buhârî, Edeb, 15; Ebû Dâvûd, Zekât, 45; Tirmizî, Birr, 10
Bencil insanın bir özelliği de arka planda yatan kibirdir, büyüklük hastalığıdır. Bu anlayışın en büyük zararı yalnızlaştırmasıdır; yalnızlaşan insan depresifleşir ve mutsuz olur.
Aile içi iletişimi ve akraba ziyaretlerini terk ettiğimiz zaman karşılaşacağımız tablo budur. Bu hastalığın çaresi de sıla-i rahim yapmak, akraba ziyaretlerini sıklaştırmaktır.
AİLE İÇİNDE İLETİŞİMSİZLİK
İslam'da akrabalık hukukunun zedelenmesinin temelinde aile içi iletişimsizlik gelir. Birbirleriyle konuşmayan aileler var: Çocuk odasında bilgisayarda oyun oynuyor, baba televizyonda maçını izliyor, anne mutfakta magazin programlarına bakıyor. Aynı evde yalnızları oynuyoruz.
Yıllar önce duyduğumuz bir hikâye şimdilerde bizim hikâyemiz: "Baba akşam eve gelir. Çocuk sorar: 'Baba, sen saatte kaç para kazanıyorsun?' Babası: 'Git başımdan, ne yapacaksın ne kadar kazandığımı!' diye çıkışır. Çocuk çaresiz boyun büker ve yatağa gider.
Biraz sonra baba pişman olur; 'Gidip şunun gönlünü alayım' diyerek çocuğun yanına gider: 'Merak ettim, neden sordun kaç para kazandığımı? 20 dolar kazanıyorum.' Çocuk yastığının altından 10 dolar çıkarır, babasına uzatır ve sorar: 'Benimle yarım saat oynar mısın?'"
Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi bağlarını güçlendirir, dargınlıkları sona erdirir; sevinç ve üzüntülerin paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesile olur. Yakınlarımızı başta bayramlar olmak üzere her zaman ziyaret etmek, mümkünse hediyeler götürmek güzel bir davranıştır; yapılan ziyareti iade etmek de öyledir.
Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlardan biri de şudur: İyilik, karşılık beklenerek yapılmamalı; sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunulmamalı, aksine unutan ve akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görev yerine getirilmelidir.
Muhterem Kardeşlerim!
Bize kötülük eden, bizimle ilişkisini kesen akrabamıza karşı nasıl davranmalıyız? Böyle bir akrabamıza sıla-i rahimle yükümlü müyüz? Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kötülüğe karşı iyiliği emretmiştir:
لَا تَكُونُوا إِمَّعَةً تَقُولُونَ إِنْ أَحْسَنَ النَّاسُ أَحْسَنَّا وَإِنْ ظَلَمُوا ظَلَمْنَا وَلَكِنْ وَطِّنُوا أَنْفُسَكُمْ إِنْ أَحْسَنَ النَّاسُ أَنْ تُحْسِنُوا وَإِنْ أَسَاءُوا فَلَا تَظْلِمُوا
“Sakın sizden kimse kararsız olup da "Ben insanlarla beraberim; insanlar iyilik yaparsa ben de yaparım, kötülük yaparsa ben de kötülük yaparım" demesin. Aksine nefsinizi sabit tutun: Halk iyilik yaparsa siz de iyilik yapın; kötülük yaparsa zulme yer vermeyin.”
AKRABASINI TERK EDENİN AMELLERİ KABUL EDİLMEZ
تُعْرَضُ أَعْمَالُ النَّاسِ فِي كُلِّ جُمُعَةٍ مَرَّتَيْنِ فَلَا يُقْبَلُ عَمَلُ قَاطِعِ رَحِمٍ
“Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah'a arz olunur; ancak akrabasıyla alâkasını kesen kimsenin amelleri kabul edilmez.”
İbn Hanbel
YAKINLARA İYİLİK GÜNAHLARIN AFFINA VESİLEDİR
İbn Ömer anlatıyor: Bir adam Resûlullah'a gelerek şöyle dedi:
إِنِّي أَذْنَبْتُ ذَنْبًا عَظِيمًا فَهَلْ لِي مِنْ تَوْبَةٍ قَالَ هَلْ لَكَ مِنْ أُمٍّ قَالَ لَا قَالَ هَلْ لَكَ مِنْ خَالَةٍ قَالَ نَعَمْ قَالَ فَبِرَّهَا
“Ben büyük bir günah işledim; buna tövbe imkânım var mı?" Hz. Peygamber: "Annen var mı?" diye sordu. Adam: "Hayır, yok" dedi. "Peki teyzen var mı?" dedi. Adam: "Evet, var" deyince Resûlullah: "Öyleyse ona iyilik yap!" diye emretti.”
Tirmizî
AKRABAYA VERMEMEYE YEMİN ETMEK GÜNAHTIR
وَلَا يَأْتَلِ أُولُو الْفَضْلِ مِنْكُمْ وَالسَّعَةِ أَنْ يُؤْتُوا أُولِي الْقُرْبَى وَالْمَسَاكِينَ وَالْمُهَاجِرِينَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ وَلْيَعْفُوا وَلْيَصْفَحُوا أَلَا تُحِبُّونَ أَنْ يَغْفِرَ اللَّهُ لَكُمْ وَاللَّهُ غَفُورٌ رَحِيمٌ
“İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler; yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere bir şey vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”
Nûr, 24/22
Bir adam Peygamberimize sordu:
يَا رَسُولَ اللَّهِ إِنَّ لِي قَرَابَةً أَصِلُهُمْ وَيَقْطَعُونِي وَأُحْسِنُ إِلَيْهِمْ وَيُسِيئُونَ إِلَيَّ وَأَحْلُمُ عَنْهُمْ وَيَجْهَلُونَ عَلَيَّ
“Ey Allah'ın elçisi! Benim yakınlarım var; ben onları ziyaret ederim, onlar bana gelmez. Ben onlara iyilik ederim, onlar kötülük eder. Ben onlara yumuşak davranırım, onlar bana kaba davranır.”
Peygamberimiz şöyle buyurdu:
لَئِنْ كُنْتَ كَمَا قُلْتَ فَكَأَنَّمَا تُسِفُّهُمُ الْمَلَّ وَلَا يَزَالُ مَعَكَ مِنَ اللَّهِ ظَهِيرٌ عَلَيْهِمْ مَا دُمْتَ عَلَى ذَلِكَ
“Eğer dediğin gibi isen, onlara sıcak kül yutturmuş oluyorsun. Sen böyle davrandığın sürece Allah'ın yardımı seninledir.”
Müslim
SILA-İ RAHİM ADINA YAPILABİLECEKLER
Sıla-i rahmin birkaç derecesi vardır:
En aşağı derecesi: Akrabalarımıza karşı tatlı sözlü ve güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda selamlaşmayı ve hâl hatır sormayı ihmal etmemek; kendileri hakkında hep iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir.
İkinci derecesi: Ziyaretlerine gitmek ve ihtiyaç duyduklarında yardımlarına koşmaktır. Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayıp, yapılacak işleri varsa onları takip edivermek kendilerini sevindirecektir.
Üçüncü derecesi: Bize gelmeyen akrabamıza gitmemiz, bize kötülük eden akrabamıza iyilikte bulunmamız ve imkânımız varsa akrabalarımıza maddî yardım ve destek sunmamızdır.
DUA
Rabbim bizleri akrabanın haklarına riayet edenlerden eylesin. Bizleri akrabayla imtihan etmesin. Onlara karşı sevgi, muhabbet ve şefkat duygularını ebediyen kaybettirmesin.
Âmin.
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI
Din Hizmetleri Uzmanı
