İSLAM'DA DÜRÜSTLÜK
Aziz Müminler!..Muhterem Kardeşlerim!.. Rabbimize sonsuz hamdü senalar olsun ki…Bizleri iman nimetiyle şereflendirdi…İslam’ın nuruyla gönüllerimizi aydınlattı…Ve bizleri şu mübarek mabette… aynı kıbleye yönelen gönüller olarak bir araya getirdi…Salât ve selâm…Doğruluğun timsali…Güvenin temsilcisi…“el-Emîn” olan Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya…Onun aline… ashabına… ve kıyamete kadar onun yolundan giden bütün müminlerin üzerine olsun…
Aziz Kardeşlerim!.. Bugün sizlerle…Toplumun en büyük yaralarından biri olan…Belki de kaybedildikçe huzurun kaybolduğu bir hakikati konuşacağız:
“İSLAMDA DÜRÜSLÜK!..NEDİR? Dürüstlük; insanın yalan söylememesi, kimseyi aldatmaması, her zaman doğruyu söylemesi ve hem sözünde hem davranışında güvenilir olmasıdır. İslam’da buna “sıdk” denir ve Müslümanın en önemli ahlak özelliklerinden biridir.
”Evet…Doğruluk…Sadakat…Emanete riayet…Kul hakkından sakınmak…
Çünkü mümin;Sadece namaz kılan insan değildir!..Mümin;Güven veren insandır!..Mümin;Kimseyi aldatmayan insandır!..Mümin; İnsanların elinden ve dilinden emin olduğu insandır!..
Nitekim Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyuruyor:
الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ
“Müslüman; insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.” (Buhârî, Îmân 4)”
Aziz Müslümanlar!.. Bugün insanlar neden huzursuz?..Çünkü güven azaldı…Sözler tutulmuyor…Emanetler korunmuyor…Menfaat uğruna doğrular gizleniyor…Hak eden değil… yakın olan tercih ediliyor… Kul hakkı kolayca çiğneniyor…Halbuki Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
“Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O yaptıklarınızı hakkıyla görür” ( Hud, 11/112).
Peygamber efendimize sorulur
يَا رَسُولَ اللَّهِ قُلْ لِي فِي الْإِسْلَامِ قَوْلًا لَا أَسْأَلُ عَنْهُ أَحَدًا غَيْرَكَ
قَالَ قُلْ آمَنْتُ بِاللَّهِ ثُمَّ اسْتَقِمْ
Ey Allahın Rasulü Bana İslam Hakkında Öyle Bir Söz Söyle Ki, Onu Senden Başka Kimseye Sormayayım.”
Resûlullah (S.A.V.) Buyurdu Ki:“De Ki: Allah’a İman Ettim, Sonra Dosdoğru Ol (İstikamet Üzere Yaşa).”(Müslim, İmân 62. Dualarımızda he p dürüst doğru olmayı istemeliyiz
وَقُلْ رَبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَلْ لِي مِنْ لَدُنْكَ سُلْطَانًا نَصِيرًا
«De ki: "Rabbim! (Gireceğim yere) doğru(dürüst) olarak girmemi sağla. (Çıkacağım yerden de) doğru (dürüst) içinde çıkar. Katından bana yardımcı bir kuvvet ver.» (İsra suresi 80
Kur’an’ın ilk suresinde, kılmış olduğumuz 5 vakit namazda günde 40 kez okuduğumuz Fatiha suresinde cenabı haktan şöyle niyaz ederiz.
اهْدِنَا الصِّرَاطَ الْمُسْتَقِيمَ
“Bizi dosdoğru yola ilet…” diye, bu ayet bizlere nasıl olmamız gerektiğini en açık şekliyle bildirmektedir.”
BİZİ DÜRÜSLÜKTEN AYIRMAYACAK İKİ KAYNAK KURAN VE SÜNNET
تَرَكْتُ فِيكُمْ أَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا مَا تَمَسَّكْتُمْ بِهِمَا كِتَابَ اللَّهِ تَعَالَى وَسُنَّةَ رَسُولِهِ
Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: "Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe asla dogru yoldan ayrılmayacaksınız: Allah'ın Kitab'ı ve Resûlünün sünneti.(Muvatta, Kader, 46,).
Değerli Müslümanlar! Bizler, Allah Teâlâ’nın yarattığı kullarız. Kul olmak; yalnızca bir isim değil, bir duruş, bir ahlâk ve bir sorumluluktur. Allah’ın emir ve yasaklarına gönülden teslim olmak, O’nun rızasını her şeyin üzerinde tutmak demektir. Gerçek kulluk ise, sadece ibadetlerde değil; hayatın her anında, her sözde ve her davranışta Allah’ı hatırlayarak yaşamaktır.
Aziz Müminler! Bu kulluğun en derin ve en sarsılmaz ölçülerinden biri dürüstlüktür. Dürüstlük; kalpteki imanın dile, göze, ele ve hayata yansımasıdır. Sözü doğru olmak, özü doğru olmak, verdiği sözü tutmak ve emanete sadakat göstermek… İşte müminin şerefini yükselten hakikat budur. Çünkü dürüstlük, sadece bir ahlâk değil; imanın hayata yansıyan hâlidir.
Unutmayalım ki!, iman kalpte ne kadar güçlü olursa olsun, davranışlara yansımıyorsa zamanla zayıflar. Bu sebeple büyüklerimiz şöyle ikaz etmişlerdir: "İmanın tesiri davranışa yansımazsa, davranışın tesiri imana sirayet eder." Ve yine insanın iç dünyasını sarsan MEVLANA ya nispet edilen şu veciz ifade, bize önemli bir hakikati hatırlatır: "İnandığınız gibi yaşamazsanız, yaşadığınız gibi inanmaya başlarsınız."
Öyleyse geliniz… Dürüstlüğü sadece bir söz değil, bir hayat biçimi hâline getirelim. Yalana kapı aralamayan, emanete ihanet etmeyen, sözüne sadık kalan bir mümin olalım. Çünkü insanı Allah katında değerli kılan, ne malı ne makamıdır; yalnızca dürüstlüğü ve güvenilirliğidir.
Rabbimiz bizleri, sözüyle özü bir olan, kalbiyle davranışı aynı istikamette buluşan, dürüst kullarından eylesin.
Değerli Müslümanlar! gittiğimiz yol hangisi?
Yüce Rabbimiz insanı başıboş bırakmamış, ona doğru ve yanlış yolu apaçık bir şekilde göstermiştir:
إِنَّا هَدَيْنَاهُ السَّبِيلَ إِمَّا شَاكِرًا وَإِمَّا كَفُورًا
““Şüphesiz biz ona doğru yolu gösterdik; artık o isterse şükreden olur, isterse nankör.” (İnsan,3)”
وَهَدَيْنَاهُ النَّجْدَيْنِ
“Ona iki yolu (hayır ve şer yolunu) göstermedik mi?” (Beled,10)”
Aziz Müminler! İnsan, hayatı boyunca bir yol üzerindedir. Fakat en tehlikeli durum, yanlış yolda olduğu hâlde kendisini doğru yolda zannetmesidir. Çünkü bu aldanış, tövbe kapısını geciktirir, kalbi karartır ve insanı hakikatten uzaklaştırır.
Nefis ve şeytan, insanı küçük bahanelerle aldatır. Günahı süsler, hatayı normalleştirir, harama kılıf buldurur. “Kalbim temiz”, “Allah affeder”, “Bir kereden bir şey olmaz”, “Kısmetim böyle”“Nasılsa evleneceğiz, rahatça görüşebiliriz.”,“Ben o gözle bakmıyorum.”,“O benim kardeşim.gibi”,“Allah affeder.” gibi sözler, çoğu zaman şeytanın insana fısıldadığı aldatıcı sözlerdir.
Oysa Kur’ân-ı Kerîm bu tehlikeyi açıkça haber vermiştir:
وَمَنْ يَعْشُ عَنْ ذِكْرِ الرَّحْمَٰنِ نُقَيِّضْ لَهُ شَيْطَانًا فَهُوَ لَهُ قَرِينٌ
““Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, biz ona bir şeytanı musallat ederiz; artık o onun yakın dostu olur.” (Zuhruf, 43/36)”
وَإِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّبِيلِ وَيَحْسَبُونَ أَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ
““Şüphesiz onlar (şeytanlar), insanları yoldan alıkoyarlar; fakat onlar kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.” (Zuhruf,37)”
Aziz Müslümanlar! Bugün en büyük tehlike, günah işlemekten ziyade günahı normal görmek ve kendini haklı zannetmektir. Çünkü insan, nefsini temize çıkararak değil; hatasını kabul ederek kurtuluşa ulaşır.
Öyleyse kendimize gelelim! Bahaneleri bırakalım! Nefsimizin süslü aldatmalarına aldanmayalım! Ölümün bize ne zaman geleceğini bilmediğimiz bir dünyada, oyalanmaya değil, uyanmaya muhtacız.
Rabbimiz bizleri hakikati gören, nefsine yenilmeyen, şeytanın aldatmasına kapılmayan ve sırat-ı müstakim üzere dimdik yürüyen kullarından eylesin. Âmin.
Sözde Dürüstlük Değerli Müslümanlar!Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا
““Ey iman edenler!Allah’da karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki Allah işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah’da ve Resûlü’ne itaat ederse, muhakkak büyük bir kurtuluşa ermiştir.”(Ahzâb,70-71)”
Aziz Müminler! Dürüstlüğün hayattaki en belirgin tezahürlerinden biri sözde dürüstlüktür. Müslüman; doğru sözlü olan, söylediğini yaşayan ve verdiği sözü tutan kimsedir. Çünkü söz, insanın karakterini yansıtan en önemli ölçüdür.
Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) doğruluk hakkında şöyle buyurmuştur:
إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ وَإِنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا
““Doğruluk iyiliğe götürür, iyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddık yazılır. Yalan ise günaha götürür, günah da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında yalancı yazılır.” (Buhârî, 6094)”
Yüce Rabbimiz bir başka ayette şöyle buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللَّهِ أَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ
Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyleri niçin söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir gazaba sebep olan bir iştir.” (Saff, 61/2-3)
Aziz Müslümanlar! Mümin, dili ile söylediğini hayatı ile doğrulayan insandır. Söz ile davranış arasında çelişki olması, imanın kemaline zarar verir. Bu sebeple Müslüman, her zaman sözünde duran, doğru konuşan ve dürüstlüğü hayatının merkezine alan kimse olmalıdır. Rabbimiz bizleri doğruluktan ayrılmayan, sözünde duran ve dürüstlüğü hayatının her alanına yansıtan kullarından eylesin. Âmin.
Çalışma Hayatında Dürüstlük: Helalin Sessiz İmtihanı
Dürüstlük, bir Müslümanın hayatında sadece bir kural değil, kalpte taşınan bir iman emanetidir. Bunun en açık göstergesi ise çalışma hayatındaki doğruluk ve güvenilirliktir. Çünkü insan, en çok kazancında ve işinde imtihan edilir. Eline geçen her lokma, aslında kalbinin temizliğine açılan bir kapıdır.
Müslüman, yaptığı her işi Allah’ın huzurunda yapıyormuş gibi titizlikle yürütmelidir. Hileden, aldatmadan ve kul hakkına giren her türlü davranıştan uzak durmalıdır. Çünkü haramla karışan bir kazanç, sadece cebi değil; kalbi de kirletir. Helal lokma ise hem bedeni hem ruhu aydınlatır.
Aziz Müminler! Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bize çalışma hayatında dürüstlüğün nasıl bir vicdan hassasiyeti gerektirdiğini bizzat göstermiştir:
أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ مَرَّ عَلَى صُبْرَةِ طَعَامٍ فَأَدْخَلَ يَدَهُ فِيهَا فَنَالَتْ أَصَابِعُهُ بَلَلًا فَقَالَ مَا هَذَا يَا صَاحِبَ الطَّعَامِ قَالَ أَصَابَتْهُ السَّمَاءُ يَا رَسُولَ اللَّهِ قَالَ أَفَلَا جَعَلْتَهُ فَوْقَ الطَّعَامِ كَيْ يَرَاهُ النَّاسُ مَنْ غَشَّ فَلَيْسَ مِنِّي
Bir gün Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir yiyecek yığınının yanından geçerken elini içine sokmuş, parmaklarına ıslaklık gelmişti. Bunun üzerine, “Bu nedir?” diye sordu. Satıcı, “Yağmur ıslattı, ey Allah’ın Resûlü” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: “Islak kısmı insanların görmesi için üste çıkarsaydın ya. Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, Îmân, 164)
Aziz Müslümanlar! Bu söz, sadece bir ticaret uyarısı değildir… Bu söz, kalbe dokunan bir vicdan çağrısıdır. Bir Müslüman için en ağır kayıp, kazandığı para değil; kaybettiği güven ve zedelenen iman hissidir.
Çünkü hile, bereketi öldürür; dürüstlük ise azı bile bereketli kılar. İnsan belki aldatır ama unutmayalım ki hiçbir şey Allah’tan gizli değildir. Rabbimiz bizleri işinde dürüst, kazancında helal, kalbinde temiz ve her hâliyle güven veren kullarından eylesin. Âmin.
Doğru Konuşmak ve Salihlerle Beraber Olmak
Değerli Müslümanlar! Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدًا
““Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin.” (Ahzâb, 33/70)”
يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعِ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا
““(Böyle yaparsanız) Allah işlerinizi düzeltir, günahlarınızı bağışlar. Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse büyük bir kurtuluşa erer.” (Ahzâb, 33/71)”
Aziz Müminler! Doğru konuşmak, yalnızca dilin doğru söz söylemesi değil; kalbin doğruluğunun ve imanın hayata yansımasının bir sonucudur.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
لَا يَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ وَلَا يَسْتَقِيمُ قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ
““Kişinin imanı, kalbi doğru olmadıkça doğru olmaz. Kalbi de dili doğru olmadıkça düzgün olmaz.””
Aziz Müslümanlar! İnsanın kimlerle beraber olduğu da en az doğru söz kadar önemlidir. Çünkü insan, dostunun ahlâkından ve yolundan etkilenir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurur :
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَكُونُوا مَعَ الصَّادِقِينَ
“Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe, 9/119)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
الرَّجُلُ عَلَى دِينِ خَلِيلِهِ فَلْيَنْظُرْ أَحَدُكُمْ مَنْ يُخَالِلُ
“Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle dostluk ettiğine dikkat etsin.”Sünen Tirmizî, Zühd, 45 (2378)
Ve yine şöyle buyurmuştur:
إِنَّمَا مَثَلُ الْجَلِيسِ الصَّالِحِ وَالْجَلِيسِ السَّوْءِ كَحَامِلِ الْمِسْكِ وَنَافِخِ الْكِيرِ فَحَامِلُ الْمِسْكِ إِمَّا أَنْ يُحْذِيَكَ وَإِمَّا أَنْ تَبْتَاعَ مِنْهُ وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ مِنْهُ رِيحًا طَيِّبَةً وَنَافِخُ الْكِيرِ إِمَّا أَنْ يُحْرِقَ ثِيَابَكَ وَإِمَّا أَنْ تَجِدَ رِيحًا خَبِيثَةً
“İyi arkadaş ile kötü arkadaş, misk taşıyan kimse ile körük üfleyen kimse gibidir. Misk taşıyan ya sana ondan ikram eder, ya ondan satın alırsın ya da ondan güzel bir koku duyarsın. Körük üfleyen ise ya elbiseni yakar ya da kötü bir koku sana bulaştırır.”Müslim, Birr 146
Aziz Müminler! Öyleyse hem dilimizi hem kalbimizi hem de dostluklarımızı doğruya göre şekillendirelim. Çünkü doğru söz insanı güzelleştirir, doğru arkadaş ise insanı istikamette tutar ve Allah’a yaklaştırır.
Rabbimiz bizleri doğruluktan ayrılmayan, salihlerle beraber olan kullarından eylesin. Âmin.
Aziz Kardeşlerim!.. Şunu unutmayalım ki…Allah kandırılmaz…Allah unutmaz…Allah şaşırmaz…İnsanlardan gizlenen hiçbir şey… Allah’tan gizlenmez…İşte bunun için Müslüman;İnsanların gördüğü yerde de… görmediği yerde de… dürüst olur. Evinde dürüst olur…Ticaretinde dürüst olur…Görevinde dürüst olur…Konuşurken dürüst olur…Şahitlik yaparken dürüst olur…Çünkü bilir ki…Bir gün herkesin sustuğu yerde…Ameller konuşacaktır…
Bir gün herkesin kaçtığı yerde Hakikat ortaya çıkacaktır…Bir gün makamların… unvanların… alkışların fayda vermediği yerde Sadece doğruluk,dürüstlük kurtaracaktır…Rabbim bizleri doğruluktan dürüstlükten ayırmasın…Amin
Dürüstlüğün Mükâfatı
Değerli Müslümanlar! Dürüstlük, İslam ahlâkının temel esaslarından biri olup, insanı hem dünya hem de ahiret hayatında yücelten en önemli faziletlerdendir. Dürüstlük üzere yaşayan bir kul, kalbini Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle diri tutar ve hayatını ilahî rızaya uygun şekilde şekillendirir.
Yüce Rabbimiz Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmaktadır:
إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنْتُمْ تُوعَدُونَ
“Rabbimiz Allah’tır deyip dosdoğru olanların üzerine melekler iner ve onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vaat edilen cennetle sevinin, derler.” (Fussilet, 41/30)”
Bu ayet-i kerime, dürüstlük ve istikamet üzere olmanın yalnızca ahlâkî bir tercih değil, aynı zamanda ilahî bir müjdeye vesile olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Yüce Rabbimiz bir başka ayette şöyle buyurmaktadır:
قَالَ اللَّهُ هَٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِقِينَ صِدْقُهُمْ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْرِي مِنْ تَحْتِهَا الْأَنْهَارُ خَالِدِينَ فِيهَا أَبَدًا رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ
““Allah şöyle buyurur: Bu, doğrulara doğruluklarının fayda sağlayacağı gündür. Onlar için içinden ırmaklar akan cennetler vardır; orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da Allah’tan razı olmuşlardır. İşte bu büyük kurtuluştur.” (Mâide, 5/119)”
Aziz Müminler! Sonuç olarak;
Dürüstlük, İslam ahlâkının temelini teşkil eden en önemli erdemlerden biridir. Bireysel hayatta güveni, toplumsal hayatta ise adalet ve istikrarı temin eder. Dünya hayatında bazı zorluklara sebep olsa da, kalpte huzur ve sükûnet meydana getirir; ahiret hayatında ise ebedî kurtuluşun vesilesi olur.
Yalan ve hile ise kısa vadede bazı menfaatler sağlasa da, uzun vadede kalpte huzursuzluk, vicdanda rahatsızlık ve toplumda güven kaybına sebep olmaktadır.
Bu sebeple mümin, her hâl ve şartta sözünde, davranışında ve niyetinde dürüst olmalı; hayatını Allah Teâlâ’nın rızasına uygun bir istikamet üzere sürdürmelidir.
Rabbimiz Bizleri Doğruluk Ve Dürüstlükten Ayrılmayan, Sözünde Ve Özünde İstikamet Üzere Olan Kullarından Eylesin.
Rabbimiz Bizleri Emanete Riayet Eden, Kul Hakkından Sakınan Ve Güvenilir Kullarından Eylesin.
Rabbimiz Bizleri Ahdine Sadık Kalan, Verdiği Sözü Tutan Ve Sorumluluk Bilinciyle Yaşayan Kullarından Eylesin.
Rabbimiz Bizleri Kalbi Temiz, Dili Doğru Ve Ameli Salih Olan Kullarından Eylesin.
Rabbimiz Bizleri Yalan, Hile Ve Aldatmadan Uzak Duran, Helal Ve Temiz Kazançla Yaşayan Kullarından Eylesin.
Rabbimiz Bizleri İstikamet Üzere Sabit Kılan Ve Rızasına Uygun Bir Hayatla Huzuruna Varan Kullarından Eylesin.ÂMİN.
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI
DİN HİZMETLERİ UZMANI
