Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam'da Evlilik Hukuku

İbrahim Bölükbaşı

İSLAM'DA EVLİLİK HUKUKU


Hz. Adem’den beri devam eden ve cennette de devam edecek olan iki ibadetten biri iman, diğeri de nikahtır.

Ebu Hanife olmak üzere bir çok alim evliliği ibadetin bizzat kendisi saymışlardır.

EVLİLİK ALLAH IN EMRİDİR

Aranızdaki bekârları, kölelerinizden ve cariyelerinizden elverişli olanları evlendirin. Eğer bunlar fakir iseler, Allah kendi lütfu ile onları zenginleştirir. Allah, (lütfu) geniş olan ve (her şeyi) bilendir. Nûr : 32

EVLİLİK PEYGAMBERİMİZİN SÜNNETİDİR

Hz. Aişe’nin naklettiği bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

" النِّكَاحُ مِنْ سُنَّتِي فَمَنْ لَمْ يَعْمَلْ بِسُنَّتِي فَلَيْسَ مِنِّي وَتَزَوَّجُوا فَإِنِّي مُكَاثِرٌ بِكُمُ الأُمَمَ وَمَنْ كَانَ ذَا طَوْلٍ فَلْيَنْكِحْ وَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَعَلَيْهِ بِالصِّيَامِ فَإِنَّ الصَّوْمَ لَهُ وِجَاءٌ "

“Nikah benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben kıyamet gününde diğer ümmetlere karşı sizin çoğunluğunuzla övüneceğim. Kimin evlenmeye gücü yeterse evlensin, evlenme gücü bulunmayan da oruca devam etsin. Çünkü oruç onun için (harama karşı) bir kalkandır.” (İbn Mace, Nikah, 1/1919

Rasulullah buyurduki

:إِذَا تَزَوَّجَ الْعَبْدُ فَقَدْ كَمُلَ نِصْفُ الدِّينِ، فَلْيَتَّقِ اللهَ فِي النِّصْفِ الْبَاقِي

‘Bir kimse evlenince imanının yarısını elde etmiş olur.Artık diğer yarısı için Allah’tan korksun.

Peygamberler Evlenerek Topluma Örnek Olmuşlardır

وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا رُسُلاً مِّن قَبْلِكَ وَجَعَلْنَا لَهُمْ أَزْوَاجًا وَذُرِّيَّةً

“Andolsun senden önce de peygamberler gönderdik ve onlara da eşler ve çocuklar verdik.” (Rad, 13/38)

İlk Aileyi İlk İnsan Hz. Âdem (A.S.) İle Hz. Havva Validemiz Kurmuştur

Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının. Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir.

Ailenin en temel iki üyesi kadın ve erkektir.İnsan neslinin devamı, nesebin muhafazası, toplumu meydana getiren ve toplumun temel taşı olan aile müessesesinin kurulması meşru bir evlilikle mümkün olur.

Evliliğin ilk temel şartı ise nikahtır.

Evlenmenin Hükmü

Evleneceklerin durumuna göre nikahın hükmü farz, vacip, sünnet, haram, veya mekruh kısımlarına ayrılır.

..1) Evlenmediği takdirde zinaya düşeceği kesin olan kimsenin evlenmesi farzdır.

..2) Evlenince, eşine zulüm ve işkence yapacağı kesin olan kimsenin evlenmesi haramdır.

..3) Eşine zulüm yapma ihtimali bulunan kimsenin evlenmesi mekruhtur.

..4) Eşinin haklarına riayet edeceğine inanan kişilerin evlenmesi sünnettir

Evlilik yapma sebebi öncelikle mutlu olmak içindir:

وَمِنْ ايَاتِه اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجًا لِتَسْكُنُوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةً اِنَّ فى ذلِكَ لايَاتٍ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

“İçinizden kendileri ile huzura kavuşacağınız eşler yaratıp aranızda sevgi ve rahmet var etmesi, O'nun varlığının delillerindendir. Bunda düşünen akıllı toplumlar için dersler vardır.

(Rum, 30/21)

تُنْكَحُ الْمَرأةُ لارْبَعِ خِصَالِ: لِمَالِهَا، وَلِحَسَبِهَا، وَلِجَمَالِهَا، وَلِدِينِهَا. فَأظْفَرْ بِذَاتِ الْدِّينِ، تَرِبَتْ يَدَاكَ.

Ebu Hureyre (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (a.s) buyurdular ki:

"Kadın dört hasleti için nikahlanır: Malı İçin, Nesebi (Asaleti) İçin, Güzelliği İçin, Dini İçin. Sen dindar olanı seç de huzur bul.”

Ailenin en temel iki üyesi kadın ve erkektir.İnsan neslinin devamı, nesebin muhafazası, toplumu meydana getiren ve toplumun temel taşı olan aile müessesesinin kurulması meşru bir evlilikle mümkün olur.

Meşrû olmayan sebeplerle bir araya gelen insanların oluşturduğu topluluklar aile sayılmaz.

İslam dini,iffetsizlik,namussuzluk sayılan zina, fuhuş ve her türlü gayri meşru ilişkiyi haram saymış ve şiddetle yasaklamıştır.

وَلاَ تَقْرَبُواْ الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاء سَبِيلاً

(“Zina’ya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur. İsra, 17/32

KARISI VEYA KOCASI OLMAYAN FAKİRDİR.

Rasulullah buyurdu ki

مِسْكِينٌ مِسْكِينٌ، رَجُلٌ لَيْسَتْ لَهُ اِمْرَأَةٌ

“Kadını olmayan erkek yoksuldur yoksuldur

Yanındakiler:“Çokça malı olsa da mı?” dediler”

قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَإِنْ كَانَ غَنِيًّا مِنَالْمَالِ؟

قَالَ: وَإِنْ كَانَ غَنِيًّا مِنَ الْمَالِ

“Rasulullah: “Evet, çokça malı olsa bile”

وَقَالَ: مِسْكِينَةٌ مِسْكِينَةٌ مِسْكِينَةٌ، اِمْرَأَةٌ لَيْسَ لَهَا زَوْجٌ

“Kocası olmayan kadın da yoksuldur, yoksuldur! Buyurdu.”

قَالُوا: يَا رَسُولَ اللَّهِ، وَإِنْ كَانَتْ غَنِيَّةً مِنَ الْمَالِ؟

“Yanındakiler: “Çokça malı olsa bile mi?” diye sordular.”

قَالَ: وَإِنْ كَانَتْ غَنِيَّةً مِنَ الْمَالِ

“Rasulullah: “Evet, çokça malı olsa bile” buyurdular.”

EVLİLİĞİ ZORLAŞTIRAN VEYA İMKANSIZ HALE GETİREN BAZI SEBEBLER

Başlık parası, Bir ev dolusu gerekli gereksiz eşya veya çeyiz isteme, Milyarlarla ifade edilen düğün ve eğlence masrafları vb.. İslâm'ın reddettiği israf ve lüzumsuz harcamalar

evliliğe ve gençlerin yuva kurmasına engel oluyor. Dinimiz, bu türlü davranışları kınamaktadır. Evliliği bunlar imkansız hale getirdiğinden dolayı insanları zinaya Sevk etmektedir. bu davranış haramdır.

Kızım, ben senin mutluluğunu isterim”, “Ben çektim sen çekme”, “Şimdiden ne aldırırsan kârdır” ve bir sürü yanlış davranış ve yanlış düşünceler.

EVLENMEYE ARACI OLMAK:

Rasulullah buyurdu ki:

مِنْ أَفْضَلِ الشَّفَاعَةِ أَنْ يُشَفَّعَ بَيْنَ الْاِثْنَيْنِ فِي النِّكَاحِ

En hayırlı şefaatlerden birisi de, evlenecek iki kişiye aracılık yapmaktır.”İbn Mace. Rasûlullah buyurdu:

إِذَا خَطَبَ إِلَيْكُمْ مَنْ تَرْضَوْنَ دِينَهُ وَخُلُقَهُ فَزَوِّجُوهُ، إِلَّا تَفْعَلُوا تَكُنْ فِتْنَةٌ فِي الْأَرْضِ، وَفَسَادٌ عَرِيضٌ

“Dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi kız talep ederse onu evlendirin. Böyle yapmazsanız, yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat çıkar.” [15] Rasulullah buyurdu ki:

مَا اسْتَفَادَ الْمُؤْمِنُ بَعْدَ تَقْوَى اللَّهِ خَيْرًا لَهُ مِنْ زَوْجَةٍ صَالِحَةٍ إِنْ أَمَرَهَا أَطَاعَتْهُ

وَإِنْ نَظَرَ إِلَيْهَا سَرَّتْهُ وَإِنْ أَقْسَمَ عَلَيْهَا أَبَرَّتْهُ وَإِنْ غَابَ عَنْهَا نَصَحَتْهُ فِي نَفْسِهَا وَمَالِهِ

“İnanmış bir kişi Allah’a takvadan sonra saliha bir kadından daha hayırlı hiçbir şey elde etmiş olmaz. (Çünkü iyi bir kadın) Eşinin söylediğini tutar, yüzüne bakarsa gönlü açılır, karısı(nın bir şeyi yapması ve yapmaması) üzerine yemin ederse yeminini yerine getirir. Eşinin bulunmadığı zamanda ona ve malına hıyanet etmez. [16] Eş seçiminde Güzellik Mal mülk aranmamalı

لَا تَزَوَّجُوا النِّسَاءَ لِحُسْنِهِنَّ، فَعَسَى حُسْنُهُنَّ أَنْ يُرْدِيَهُنَّ، وَلَا تَزَوَّجُوهُنَّ لِأَمْوَالِهِنَّ، فَعَسَى أَمْوَالُهُنَّ أَنْ تُطْغِيَهُنَّ، وَلَكِنْ تَزَوَّجُوهُنَّ عَلَى الدِّينِ، وَلَأَمَةٌ خَرْمَاءُ سَوْدَاءُ ذَاتُ دِينٍ أَفْضَلُ

“Kadınları güzelliği için almayın; olur ki güzellikleri onları kötü duruma düşürür, onları malları için almayın; olur ki malları onları şımartır. Fakat onları dindarlıkları için alın. Yemin ederim ki burnu yirik, kulağı kesik dindar bir kadın diğerinden çok üstündür.” [18]

Ebu Hureyre anlatıyor: Rasulullah’a soruldu ki:

قِيلَ لِرَسُولِ اللَّهِ: أَيُّ النِّسَاءِ خَيْرٌ؟

«Hangi kadın daha hayırlıdır?» diye soruldu. Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:

قَالَ: اَلَّتِي تَسُرُّهُ إِذَا نَظَرَ، وَتُطِيعُهُ إِذَا أَمَرَ، وَلَا تُخَالِفُهُ فِي نَفْسِهَا وَمَالِهَا بِمَا يَكْرَهُ

“Kocası baktığı zaman onu neşelendiren, bir şey istediği zaman ona itaat eden, ne kendisinde ne de malında, kocasının hoşlanmayacağı şeyi bulundurmayan kadındır”

İSLAMDA NİŞAN

Üstün zeka ve kabiliyetleri ile bilinen Mugîre b. Şu'be kendi evlenme öyküsünü şöyle anlatır: Bir gün Resûlullah'ın yanına gelerek evlenmek istediğimi ona söyledim. Bana,

اذْهَبْ فَانْظُرْ إِلَيْهَا فَإِنَّهُ أَجْدَرُ أَنْ يُؤْدَمَ بَيْنَكُمَا

'Git de evlenmek istediğin kıza bak. Çünkü onu görmen, (uyum sağlamanız ve) evliliğin devamı için daha uygundur.'buyurdu. Allah Resûlü aynı şekilde başka sahâbîlerine de tavsiyede bulunmuş, evlenecek kişilerin birbirlerini görüp beğenmelerini teşvik etmişti. Bu hadisten hareketle, evlenecek kişilerin belirli ölçüler içinde birbirleriyle konuşup, bazı konuları müzakere edebilecekleri sonucu çıkarılabilir. Çünkü evlenecek kişilerin önceden konuşmaları ve birbirlerini dinlemeleri, aile yuvasının selâmeti bakımından faydalı olacaktır. İbn Mâce, Nikâh, Ayrıca, söz kesildiğini ifade için bir de “nişan” denilen küçük bir tören yapılır. Bu tören sırasında karşılıklı hediyeler takdim edilir, yüzükler takılır ve kimi zaman günün anlamına dair konuşmalar yapılır.Asr-ı saadetteki aynı muhtevayı içeren uygulamalar, nikâh akdi sonrası ile zifaf arasında geçen süreyi kapsamaktadır. Nitekim Hz. Peygamber, Hz. Âişe ile nişanlanmış ve bu durum üç yıl sürmüştür. Nişan, evlilik gibi bir birliktelik değildir. Sadece iki tarafın birbirini tanımaları için bir fırsattır, evliliğe bir ön hazırlıktır. Nikâh akdi yapılana kadar geçen süre içinde, tarafların birbirlerini ve yeni aileyi tanıma şansı bulduğu nişan dönemi, bir anlamda evlilik vaadidir. Ancak evlilik mecburiyeti getirmeyeceği gibi, taraflara evliliğin verdiği beraber yaşama hak ve yetkisini de tanımaz. Dolayısıyla nişanlılar, mahremiyeti kaldıracak tarzda birlikte olamazlar, evliler gibi hareket edemezler.

Düğün

Efendimiz de (sav) evliliklerin bir şenlik havasında, sevinç içinde yapılmasını istemiş, insanların def çalıp şarkı söylemelerine, ziyafet vermelerine, şeker, hurma ve meyve gibi şeylerin damat ve gelinin üzerine serpilmesi şeklindeki eğlence şekillerine müsamaha göstermiştir . Hatta bu konularda ihmalkâr davrananları uyararak düğünün gereğinin yapılmasını teşvik etmiştir.

Rasulullah buyurdu

أَعْلِنُوا هَذَا النِّكَاحَ وَاجْعَلُوهُ فِي الْمَسَاجِدِ وَاضْرِبُوا عَلَيْهِ بِالدُّفُوفِ

Nikahı(düğünü) ilan edin, törenini mescidlerde yapın ve defler çalın.Tirmizi,Nikah

فَصْلُ مَا بَيْنَ الْحَرَامِ وَالْحَلاَلِ الدُّفُّ وَالصَّوْتُ

“Haram olan (ilişki) ile helâl olan (nikâh) arasındaki ayırıcı özellik, def çalmak ve şarkı söylemek (suretiyle duyurmaktır).”.”Bu ifadelerden, düğünlerin topluma açık mekanlarda yapılması istenmiş bu ifadeleriyle düğünde helâl daireyi aşmayacak şekilde eğlenmeye de peygamber efendimiz teşvik etmişlerdir. Düğünlerin böyle yapılması ve düğün esnasında iki insanın evlendiğine dair herkesi haberdar ederek eğlenilmesi ve evliliğe meşruiyet kazandıracağı anlaşılmaktadır.

Ancak câhiliye kültüründen kaynaklanan yanlış âdetleri kaldırmıştır.

Düğünlerde içki içilmesi, eğlencede aşırıya gidilmesi, kadın ve erkeklerin birbirlerine karşı mahremiyet sınırlarını aşan tavır ve davranışlar içinde bulunması Peygamberimiz tarafından yasaklanmıştır.

Düğünde İsraf:

إِنَّ أَعْظَمَ النِّكَاحِ بَرَكَةً أَيْسَرُهُ مُؤْنَةً

“Bereket bakımından nikahın en güzeli, masraf olarak da en kolay olanıdır.

وَالَّذِينَ إِذَا أَنفَقُوا لَمْ يُسْرِفُوا وَلَمْ يَقْتُرُوا وَكَانَ بَيْنَ ذَلِكَ قَوَاماً

“Onlar, harcadıklarında ne israf ne de cimrilik edenlerdir. Onların harcamaları, bu ikisi arası dengeli bir harcamadır.”(Furkan, 25/67)

وَاِنْ تُطِـعْ اَكْثَرَ مَنْ فِي الْاَرْضِ يُضِلُّوكَ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِۜ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنْ هُمْ اِلَّا يَخْرُصُونَ

Eğer yeryüzündekilerin çoğuna uyarsan seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyuyorlar ve onlar sadece yalan uyduruyorlar.(Enam 116)

Başlık parası,

Bazı yörelerde evlenecek kızın babası mehir dışında damat adayından başlık parası adı ile bir meblağ almakta ve bunu kendi mülküne katmaktadır. Böyle bir para alması caiz midir? İmam Ebû Hanîfe'ye göre, kadın için mehrin dışında kız babasına bir meblağın verilmesi caiz değildir

Bir ev dolusu gerekli gereksiz eşya veya çeyiz isteme,

Milyarlarla ifade edilen düğün ve eğlence masrafları

gibi İslâm'ın reddettiği israf ve lüzumsuz harcamalar evliliğe ve gençlerin yuva kurmasına engel oluyor. Dinimiz, bu türlü davranışları kınamaktadır.

Kızım, ben senin mutluluğunu isterim”, “Ben çektim sen çekme”, “Şimdiden ne aldırırsan kârdır” ve daha nice nice yanlış düşünceler.

Kız tarafının “Kızımız mutlu olsun” diyerek yapmış olduğu bitmez tükenmez istekler düğün esnasında ve sonrasında mutluluğa değil mutsuzluğa götürmektedir.

Günümüzde özellikle erkek ve kız taraflarının evlendirmek istedikleri çocuklarının hep mutluluğunu istediklerini ileri sürerek ön plana çıkarmış oldukları isteklerin, aile yuvası kurulduktan sonra eşler arasında problemlere yol açtığını üzülerek görmekteyiz..

خَيْرُ النِّكَاحِ أَيْسَرُهُ

“Nikahın en hayırlısı, kolay ve külfetsiz olanıdır” Ebu Davud, Nikâh, 31. II, 591

Düğün Yemeği:

Düğün şenliğinin vazgeçilmez bir parçası da “velime”, yani düğün yemeğidir. Peygamber Efendimiz Henüz yeni evlenmiş olan Abdurrrahman b. Avf'a,

أَوْلِمْ وَلَوْ بِشَاةٍ

“Bir koyun keserek de olsa düğün yemeği ver!” buyurarak mütevazı bir daveti ihmal etmemek gerektiğine işaret etmiştir. Davete İcabet:

«حَقُّ الْمُسْلِمِ عَلَى الْمُسْلِمِ خَمْسٌ: رَدُّ السَّلَامِ، وَعِيَادَةُ الْمَرِيضِ، وَاتِّبَاعُ الْجَنَائِزِ، وَإِجَابَةُ الدَّعْوَةِ، وَتَشْمِيتُ الْعَاطِسِ»

“Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-'in şöyle buyurdu: "Müslümanın,Müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icabet etmek ve hapşırınca(Elhamdulillah dediğinde)yerhamukallah(Allah sana rahmet etsin) demektir."Sahihi buhari(1240)”

BU DAVET ZENGİN FAKİR AYIRIMI YAPILMAMIŞ DAVET OLMALIDIR.

Peygamber efendimiz buyurur ki:

«شر الطعامِ طعامُ الوليمة، يُدعى لها الأغنياء ويُترك الفقراء،

ومن تَرك الدعوة فقد عصى الله ورسوله صلى الله عليه وسلم »

En şerli yemek, zenginlerin çağrılıp, fakirlerin çağrılmadığı velime(düğün)yemeğidir. Davete katılmayan kimse Allah'a ve Rasûlü -sallallahu aleyhi ve sellem-'e isyan etmiş olur. [Sahih Hadis]

بِئْسَ الطَّعَامُ طَعَامُ الْوَلِيمَةِ يُدْعَى إِلَيْهَا الأَغْنِيَاءُ وَيُتْرَكُ الفُقَرَاءُ

“Zenginlerin dâvet edilip fakirlerin çağırılmadığı düğün yemeği ne fena bir yemektir.” Buhârî, Nikâh, 7

Bir Müslüman'ın, davet edildiği Velîmeye katılarak düğün sahibi kardeşinin gönlünü kazanması, Peygamber Ahlâkındandır., Düğün Tebriği:

İslâm öncesi Arap toplumunda, yeni evlileri tebrik ederken bir an evvel zenginleşmeleri ve çoluk çocuğa karışmaları temennisinde bulunmak âdet idi. Peygamber Efendimiz böyle maddî dilekler yerine, eşler arasında geçim ve bereket için dualar edilmesini,

بَارَكَ اللَّهُ لَهَا فِيكَ وَبَارَكَ لَكَ فِيهَا

“Allah ona seni, sana da onu mübarek eylesin!”denmesini istemiştir.

Kendileri de Abdurrahman b. Avf'ın (ra) evlendiğini öğrenince ona,

فَبَارَكَ اللَّهُ لَكَ“

“Öyleyse, Allah senin için (bu düğünü) mübarek etsin!” buyurmuşlardır.”

Günümüzde yeni evlenen çiftlere söylenen, “Allah mübarek etsin!”, “Hayırlı olsun!”, “Allah bir yastıkta kocatsın!” cümleleri, sünnetin kültürümüzdeki yansımaları olarak aynı mânâyı içermektedir

Dini nikah nasıl olmalı

İslam dininde dini nikah diğer adıyla imam nikahı kıyılması esastır. Resmi nikah kıyıldıktan sonra yetkili din görevlisi huzurunda dini nikah kıyılır. Allah katında erkek ile kadının evliliklerinin kabul görmesi için dini nikah kıyılması önemlidir. Bu nikah öncesiÖncelikle Mehir belirlenmelidir Nikah kıyılmadan Mehir evlilik akdi sırasında erkeğin kadına vermekle yükümlü olduğu mal veya mülkü ifade eder. Evlilik de iki insan arasında kurulan en kutsal bağlardan biridir. Bu bağın temelinde sevgi, saygı ve karşılıklı anlayış yatar. Ancak, evliliğin sadece bu duygusal yönleriyle sınırlı olmadığını, aynı zamanda bazı İslami yükümlülükleri de beraberinde getirdiğini unutmamak gerekir. İşte bu yükümlülüklerden biri de"mehir"dir.

Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyrulmaktadır:

وَآتُواْ النَّسَاء صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَيْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيئًا مَّرِيئًا

Evlendiğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer mehrin bir kısmını kendi arzularıyla size bağışlarlarsa, onu da gönül rahatlığı içinde afiyetle yiyin.”(Nisa, 4)

Dinimize göre, nikâhın sahih olması için, gerekli şartlar nelerdir?

Bu üç şart yerine gelirse nikâh sahih olur. Verilmesi vacib olan mehir konuşulmasa da nikâh sahihtir, ama nikâhta vacib olan mehir tespit edilmelidir. Mehir vermek vacibdir. Peygamber efendimiz,(Mehir vermemek niyetiyle nikâhlanan, Kıyamette hırsızlarla haşrolur)buyurmuştur. [R. Nasıhin] Mehir iki kısımdır: Mehr-i muaccel,acele verilmesi gereken mehir demektir.

,Mehr-i müeccel,hemen verilmeyip daha sonra, vefat veya boşanma durumunda verilmesi gereken mehir demektir.

Mehrin en az miktarı Hanefîler'e göre 10 dirhem (o dönemlerde yaklaşık iki koyun bedeli), Mâlikîlere göre ise 3 dirhem gümüştür. Bu şartların birincisi, Müslüman kızın Müslüman erkekle evlenmesidir. Müslüman olmayan erkekle evlenemez. Evlenmeye karar verdiği anda, kâfir olur.

لَا هُنَّ حِلٌّ لَهُمْ وَلَا هُمْ يَحِلُّونَ لَهُنَّۜ

Çünkü müslüman hanımlar kâfirlere helâl değillerdir. Kâfirler de müslüman hanımlara helâl olmazlar(Mümtehine 10)

Evlenen bu emri inkâr etmiş olur. Müslüman erkek de, aynı şekilde müşrik, dinsiz bir kadınla evlenemez. O da,evlenmeye karar verdiği anda kâfir olur.

وَلَا تَنْكِحُوا الْمُشْرِكَاتِ حَتّٰى يُؤْمِنَّۜ وَلَاَمَةٌ مُؤْمِنَةٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكَةٍ وَلَوْ اَعْجَبَتْكُمْۚ وَلَا تُنْكِحُوا الْمُشْرِك۪ينَ حَتّٰى يُؤْمِنُواۜ وَلَعَبْدٌ مُؤْمِنٌ خَيْرٌ مِنْ مُشْرِكٍ وَلَوْ اَعْجَبَكُمْۜ اُو۬لٰٓئِكَ يَدْعُونَ اِلَى النَّارِۚ وَاللّٰهُ يَدْعُٓوا اِلَى الْجَنَّةِ وَالْمَغْفِرَةِ بِاِذْنِه۪ۚ وَيُبَيِّنُ اٰيَاتِه۪ لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ۟١

İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan kadınlarla evlenmeyin. Allah’a ortak koşan kadın hoşunuza gitse de, mü’min bir cariye Allah’a ortak koşan bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikleri sürece Allah’a ortak koşan erkeklerle, kadınlarınızı evlendirmeyin. Allah’a ortak koşan hür erkek hoşunuza gitse de; iman eden bir köle, Allah’a ortak koşan bir erkekten daha hayırlıdır. Onlar ateşe çağırırlar, Allah ise izniyle, cennete ve bağışlanmaya çağırır. O, insanlara âyetlerini açıklar ki, öğüt alıp düşünsünler.(bakara 221)

Dinimizde küfv [denk] olmak önemlidir.Küfv, Hanefî'de, soyda, malda, dinde ve şerefte birbirine denk olmak demektir. Kızla erkeğin din bilgileri, takva, nesep, mevki ve servet bakımından denk olmaları lazımdır. Denk olmak, erkeğin salih Müslüman olması, Ehl-i sünnet itikadında olması, namaz kılması, içki içmemesi, yani İslamiyet’e uyması ve nafaka kazanacak kadar iş sahibi olması demektir. Damadın, yalnız mal mülk ve makam sahibi olmasını isteyen, kızlarını felakete sürüklemiş, Cehenneme atmış olur. Kız da, namaz kılmalı ve günahlardan sakınmalıdır. Nikâhın ikinci şartı da, şahitlerin bulunmasıdır. Hanefî’de, şahit olarak, âkıl ve baliğ Müslüman iki erkek veya bir erkekle iki kadının bulunması lazımdır. Çocukla delinin şahitliği geçerli olmaz. Nikâhın üçüncü şartı, icap ve kabuldür. Yani sözleşmedir.

Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonra bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer âyet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder. Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:

Nikah kıyılırken (Kadına şöyle sorulur):

……….…………….. hanım! Allah-ü Tealanın emri Peygamberimizin kavli, İmam-ı Azam hazretlerinin içtihadı üzere ve aranızda kararlaştırdığınız mehr-i muaccel,ve yine aranızda kararlaştırdığınız… mehr-i müeccel ile

……oğlu…….kocalığa kabul ettiniz mi? (Erkeğe şöyle sorulur):

….. Bey! Allah-ü Teala’nın emri, Peygamberimizin kavli, İmam-ı Azam hazretlerinin içtihadı üzere ve aranızda kararlaştırdığınız mehr-i muaccel,ve yine aranızda kararlaştırdığınız…………………… mehr-imüeccel ile

…………………kızı……………………..karılığa kabul ettiniz mi? (Şahitlere şöyle sorulur):

Şahitler, siz de Allah rızası için bu akde şahitlik eder misiniz?

اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ، اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً* اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا* اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ* بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ* وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Allahım!Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme. Allah’ım!Bu çiftlerin arasında Adem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım!Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle” (Furkan, 25/74) Rabbimiz!Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından kor. (Bakara, 2/201)Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur. (Sâffât, 37/180-182) Bu duayı Peygamber efendimiz ve bütün âlimler, veliler okudular. Bunu okuyunca, karı koca arasında, ölünceye kadar muhabbet mevcut olur, rahat ve huzur içinde yaşarlar. Evlerinden bereket eksik olmaz. Duanın meali de şöyledir: (Allah’ım! Bu evliliği mübarek eyle! Aralarında ülfet, geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, bunları nefret, geçimsizlik ve ayrılıktan koru! Allah’ım! Âdem aleyhisselam ile Havva validemiz, Muhammed aleyhisselam ile Hatice-i kübra ve müminlerin annesi Âişe validemiz; Hazret-i Ali ile Hazret-i Fatıma-tüz-Zehra validemiz arasındaki var olan ülfeti bunlara da nasip eyle! Kendilerine, salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle! Âmin. Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara rehber eyle! Ey Rabbimiz, bize dünyada ve ahirette iyilik, güzellik ver. Bizi Cehennem azabından koru! Kudret ve şeref sahibi olan senin Rabbin, onların söylediği uygunsuz şeylerden münezzehtir. Bütün Peygamberlere selam olsun. Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd olsun.)

Karı ile Kocanın birbirlerine karşı Hakları ve Görevleri

Erkekle kadın birbirlerinin eksiklerini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibidirler.

هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَاَنْتُمْ لِبَاسٌ لَهُنَّ

"Onlar (hanımlar) sizin için bir elbise; siz de onlar için bir elbisesiniz."

Kadınların hakları

يَا رَسُولَ اللَّهِ مَا حَقُّ زَوْجَةِ أَحَدِنَا عَلَيْهِ قَالَ " أَنْ تُطْعِمَهَا إِذَا طَعِمْتَ وَتَكْسُوَهَا إِذَا اكْتَسَيْتَ -

أَوِ اكْتَسَبْتَ - وَلاَ تَضْرِبِ الْوَجْهَ وَلاَ تُقَبِّحْ وَلاَ تَهْجُرْ إِلاَّ فِي الْبَيْتِ

Ya Rasulallah kadınlarımızın bizim üzerimizdeki hakkı nedir? Dedim.

“Yediğin gibi onu da yedirmek,giydiğin gibi onu da giydirmek ve yüzüne vurmamak, onu kötülememek, bir de darılıp ayrı yatmaya mecbur kaldığında onu ancak ev için de yapmaktır.”

kadınların hakları

1- Koca eşine mehrini cömertçe vermelidir.

Evlenme sırasında erkeğin kadına ödediği veya ödeyeceğini taahhüt ettiği para veya mal (mehir) kadının hakkıdır.

وَآتُواْ النَّسَاء صَدُقَاتِهِنَّ نِحْلَةً فَإِن طِبْنَ لَكُمْ عَن شَيْءٍ مِّنْهُ نَفْسًا فَكُلُوهُ هَنِيئًا مَّرِيئًا

“Kadınlara mehirlerini gönül rızası ile 0(cömertçe) verin; 0eğer gönül hoşluğu ile o 0mehrin bir kısmını size bağışlarlarsa onu da afiyetle yiyin”.

2- Nafaka: kişinin bakmakla yükümlü olduğu kimselerin yiyecek, giyecek ve konut giderlerini karşılamak demektir. Nikah işlemi tamamlanınca, kadının nafakası normal ölçüler içinde kocaya aittir. Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:

وَعَلَى الْمَوْلُودِ لَهُ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ

“Annelerin beslenmesi ve giyimi, uygun bir şekilde çocuk babasına aittir”. (Bakara, 2/ 233

3- Himaye: Koca, kadının yöneticisi ve gözeticisi konumunda olduğu için, karısını himaye etmekle, ona zarar verecek maddi ve manevi şeylerden onu korumakla yükümlüdür

اَلرِّجَالُ قَوَّامُونَ عَلَى النِّسَٓاءِ بِمَا فَضَّلَ اللّٰهُ بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍ

وَبِمَٓا اَنْفَقُوا مِنْ اَمْوَالِهِمْۜ فَالصَّالِحَاتُ قَانِتَاتٌ حَافِظَاتٌ لِلْغَيْبِ بِمَا حَفِظَ اللّٰهُۜ

Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar.

4- Koca eşini Allah’ın bir emaneti olarak görmeli ve haklarına tecavüz etmemelidir. Onu cehennem yakıtı olmaktan korumalıdır.

يَا اَيُّهَا الَّذينَ امَنُوا قُوا اَنْفُسَكُمْ وَاَهْليكُمْ نَارًا

“Ey inananlar! Kendinizi ve ailenizi yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun”.

5- Koca, karısına ve çocuklarına Kur’an’ı, farzları ve İslamiyet hakkında gereken bilgileri mutlaka öğretmelidir.

وَأْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا “

“Ailene namazı emret, kendin de ona sabırla devam et” taha 132”

6-Aile efradına karşı cömert davranmak:

Eş ve çocukların her türlü ihtiyaçlarını koca cömertçe karşılamalıdır.

أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لاهْلِهِ

Hz. Ebu Hüreyre (r.a) anlatıyor: Rasulullah (a.s) buyurdular ki:

"Mü'minler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır." buyurmuştur.

Yüce Rabbim hep mutluluklar içerisinde bir araya gelmeyi, Bekar olanlarımıza hayırlı evlilikler, evlenme aşamasında olanlara hayırlı düğünler, evlenmiş olanlara ise hayırlı ve mutlu bir hayat rabbimiz nasip etsin

. Yüce Rabbim birbirini seven, birbirine anlayışla yaklaşan aile hayatı kurmayı hepimize nasip etsin.

Rabbimiz aile hayatı kurmuş olanlara da ayrılık göstermesin.

Hayırlı, toplumumuza devletimize faydalı evlatlar yetiştirmeyi bizlere nasip etsin.