DUYARLILIK VE SORUMLULUK BİLİNCİ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَمٖيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ
إِنَّ مَثَلَ الْمُؤْمِنِ كَمَثَلِ النَّحْلَةِ، أَكَلَتْ طَيِّبًا، وَوَضَعَتْ طَيِّبًا، وَوَقَعَتْ فَلَمْ تَكْسِرْ وَلَمْ تُفْسِدْ
GİRİŞ
Muhterem Müslümanlar!
İnsan, yeryüzünde başıboş bırakılmış bir varlık değildir.
Rabbimiz onu sorumluluk sahibi olarak yaratmış, dünya hayatını da bir imtihan yurdu kılmıştır.
Bu sebeple Müslüman; kendisine, ailesine, komşusuna, çevresine, toplumuna ve bütün insanlığa karşı hatta bütün varlığa karşı duyarlı olmakla yükümlüdür.
Kur'an-ı Kerim'de Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
يَٓا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا عَلَيْكُمْ اَنْفُسَكُمْۚ لَا يَضُرُّكُمْ مَنْ ضَلَّ اِذَا اهْتَدَيْتُمْۜ اِلَى اللّٰهِ مَرْجِعُكُمْ جَمٖيعًا فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
"Ey iman edenler! Siz kendi sorumluluklarınıza dikkat edin.
Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah’adır ve yapmakta olduğunuz her şeyi o zaman Allah size bildirecektir. (Mâide, 5/105)
Bu ayet bizlere, sorumluluklarımızı ihmal etmeden yaşamamız gerektiğini öğretmektedir.
Mümin, "Bana ne!" demez. "Bu beni ilgilendirmez!" diyerek kenara çekilmez,neme lazımcı tavra giremez.
Gücü nispetinde iyiliğin yayılması, kötülüğün önlenmesi için gayret gösterir.
Aziz Müminler!
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) duyarlılık konusunda ümmetine şu ölçüyü vermiştir:
وَالَّذِي نَفْسُ مُحَمَّدٍ بِيَدِهِ، إِنَّ مَثَلَ الْمُؤْمِنِ كَمَثَلِ النَّحْلَةِ، أَكَلَتْ طَيِّبًا، وَوَضَعَتْ طَيِّبًا، وَوَقَعَتْ فَلَمْ تَكْسِرْ وَلَمْ تُفْسِدْ
"Muhammed'in canını kudret elinde tutan Allah'a yemin olsun ki, mümin bal arısına benzer. Temiz olanı yer, temiz olanı ortaya koyar; bir yere konduğunda ne kırar ne de bozup ifsat eder."
Kaynak: Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, II, 199; ayrıca Hâkim, el-Müstedrek, I, 147.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) bu kısa hadiste müminin şahsiyetini bir bal arısı üzerinden anlatmıştır. Arı ile mümin arasında birçok benzerlik vardır.
1. "Temiz olanı yer"
أَكَلَتْ طَيِّبًا
Arı çöplüklere gitmez. Pisliklerden beslenmez. Çiçeklerin en güzel ve en temiz özlerini toplar.
Mümin de böyledir:
- Haram lokmadan sakınır.
- Helal kazanca önem verir.
- Gözünü, kulağını ve kalbini haramdan korur.
- Faydasız ve zararlı şeylerle meşgul olmaz.
Allah Teâlâ buyurur:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُلُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا رَزَقْنَاكُمْ
"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz ve helal olanlarından yiyin." (Bakara, 2/172)
Müminin helal hassasiyeti, onun manevî hayatının temelidir.
2. "Temiz olanı ortaya koyar"
وَوَضَعَتْ طَيِّبًا
Arının ürettiği şey baldır. Bal, Kur'an'ın ifadesiyle insanlar için şifadır.
Mümin de bulunduğu yerde:
- Güzel söz üretir.
- Faydalı işler yapar.
- İnsanlara umut verir.
- Kardeşlik ve muhabbet yayar.
- İlim, irfan ve hikmet taşır.
Allah Teâlâ buyurur:
أَلَمْ تَرَ كَيْفَ ضَرَبَ اللَّهُ مَثَلًا كَلِمَةً طَيِّبَةً كَشَجَرَةٍ طَيِّبَةٍ
"Allah'ın güzel sözü nasıl güzel bir ağaca benzettiğini görmedin mi?" (İbrâhîm, 14/24)
Müminin dili bal gibi olmalıdır. Kırıcı, yıkıcı ve yaralayıcı değil; onarıcı ve iyileştirici olmalıdır.
3. "Bir yere konduğunda kırmaz"
وَقَعَتْ فَلَمْ تَكْسِرْ
Arı, bir çiçeğe konar ama ona zarar vermez.
Mümin de girdiği ortama zarar vermez.
- Ailesini yıpratmaz.
- Komşusunu rahatsız etmez.
- İş arkadaşlarını incitmez.
- Devlet malına zarar vermez.
- Kamu hakkını çiğnemez.
Bugün birçok insanın problemi; bulunduğu yere yük olmasıdır. Mümin ise yük olan değil, yük alan insandır.
4. "İfsat etmez"
وَلَمْ تُفْسِدْ
İfsat; bozmak, çürütmek, fitne çıkarmak demektir.
Mümin: Dedikodu yapmaz. İnsanların arasını bozmaz. Fitne yaymaz. Kin ve düşmanlığı körüklemez. Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ şöyle buyurur:
وَاللَّهُ لَا يُحِبُّ الْفَسَادَ
"Allah bozgunculuğu sevmez." (Bakara, 2/205)
Mümin bulunduğu yerde sulh ve huzur vesilesidir.
Sahabenin Yorumu
Bu hadisi açıklayan âlimler, özellikle de Abdullah b. Ömer'den nakledilen değerlendirmelerde arı ile mümin arasındaki benzerliklere dikkat çekmişlerdir:
- Arının faydası çoktur, zararı azdır.
- Arı temiz yerlerde dolaşır.
- Arı çalışkandır.
- Arı başkasının emeğini gasp etmez.
- Arı topluma şifa sunar.
Bu özelliklerin tamamı müminde bulunmalıdır.
Aziz Müminler!
Bal arısı çiçekten bala ulaşır; mümin de ibadetten güzel ahlâka ulaşır. Arı petek yapar, mümin medeniyet inşa eder. Arı bal üretir, mümin iyilik üretir. Arı çiçeği incitmez, mümin gönül kırmaz. Arı bulunduğu yere şifa taşır, mümin bulunduğu yere rahmet taşır.
Öyleyse kendimize şu soruyu soralım:
Girdiğimiz evlere huzur mu götürüyoruz, huzursuzluk mu? Bulunduğumuz meclislerde bal mı üretiyoruz, fitne mi? İnsanlar bizi gördüğünde güven mi duyuyor, endişe mi duyuyor?
Peygamber Efendimizin bu benzetmesine layık olabilmek için helal lokmaya, güzel ahlâka, faydalı olmaya ve gönül yapmaya daha çok gayret edelim. Çünkü gerçek mümin, tıpkı bal arısı gibi yaşadığı yere bereket ve güzellik taşıyan kimsedir.
مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِي تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ، إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى
"Müminlerin birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede durumu bir beden gibidir. Bedenin bir organı rahatsız olunca diğer organlar da uykusuzluk ve ateşle ona iştirak eder.(Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)
Demek ki Müslüman, dünyanın herhangi bir yerindeki mazlumun acısını yüreğinde hisseder. Gazze'de, Doğu Türkistan'da, Afrika'da veya başka bir yerde çekilen sıkıntılar karşısında duyarsız kalamaz.
Hz. Nuh'tan Sorumluluk Dersi
Kur'an'da anlatılan peygamberler, sorumluluk bilincinin en güzel örnekleridir.
Hz. Nuh (a.s.) dokuz yüz elli yıl boyunca kavmini hakka davet etti.
Allah Teâlâ şöyle buyurur:
فَلَبِثَ فِيهِمْ أَلْفَ سَنَةٍ إِلَّا خَمْسِينَ عَامًا
"O, onların arasında elli yılı eksik bin yıl kaldı." (Ankebût, 29/14)
Kavmi kendisini yalanladı, alaya aldı; fakat o görevini terk etmedi. Çünkü peygamberler sonuçtan değil, sorumluluklarını yerine getirmekten mesuldürler.Biz seferden sorumluyuz zafer Allah’a ait.
Bugün bizler de çocuklarımızın eğitimi, ailemizin huzuru ve toplumumuzun iyiliği için yılmadan çalışmalıyız.
Hz. Musa'nın Duyarlılığı
Hz. Musa (a.s.) gençlik yıllarında iki kişinin kavga ettiğini görünce mazlumun yardımına koşmuştu.
Bu olay, haksızlık karşısında duyarsız kalmamanın önemini göstermektedir.
Müslüman, zulmü gördüğünde sessiz kalamaz. Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِلِسَانِهِ، فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِعْ فَبِقَلْبِهِ وَذٰلِكَ أَضْعَفُ الْإِيمَانِ
"Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmezse diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, Îmân, 78)
Peygamber Efendimizin Çevre Duyarlılığı
Kıymetli Kardeşlerim! Çevreyi korumak modern çağın değil, İslam'ın da emridir.
Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أَوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَأْكُلُ مِنْهُ طَيْرٌ أَوْ إِنْسَانٌ أَوْ بَهِيمَةٌ إِلَّا كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ
"Bir Müslüman ağaç diker veya ekin eker de ondan insan, hayvan veya kuş yerse bu onun için sadaka olur." (Buhârî, Hars, 1; Müslim, Müsâkât, 7)
Bir ağaç dikmeyi sadaka sayan bir dinin mensupları olarak çevremizi korumak, suyu israf etmemek ve tabiatı muhafaza etmek bizim görevimizdir.
Hz. Ebû Bekir'in Merhameti
Hz. Ebû Bekir (r.a.), halife olduktan sonra dahi ihtiyaç sahibi yaşlı bir kadının evine gizlice gidip hizmet etmeye devam etti.
Bir gün Hz. Ömer (r.a.) bunu fark etmiş ve bu büyük fedakârlığa hayran kalmıştır.
Bu olay, makam ve mevkilerin insanı hizmetten alıkoymaması gerektiğini göstermektedir.
Hz. Ömer'in Sorumluluk Anlayışı
Hz. Ömer (r.a.) şöyle demiştir:
"Fırat kenarında bir koyunu kurt kapsa, Allah'ın bunun hesabını Ömer'den soracağından korkarım."
Bu söz, yöneticilikte ve toplum hayatında sorumluluk bilincinin ne kadar yüksek olması gerektiğini göstermektedir.
Bugün her birimiz ailemizin, işimizin ve çevremizin sorumlusuyuz.
Zamana Karşı Duyarlılık
Aziz Müslümanlar! Zaman, geri getirilemeyen en büyük nimettir. Allah Teâlâ buyuruyor:
وَالْعَصْرِ إِنَّ الْإِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
Asra yemin olsun ki, İnsan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlar, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler başka. (Asr Sûresi, 103/1-3)
(Duyarlılık ve Sorumluluk Bilinci Açısından)
Asr Sûresi, Kur'an'ın en kısa sûrelerinden biri olmasına rağmen İslam'ın bütün hayat programını özetleyen büyük bir sûredir. İmam Şâfiî'nin:
"İnsanlar yalnızca bu sûre üzerinde düşünselerdi, onlara yeterdi."
dediği rivayet edilir.
Bu sûre, Vaazımızın konusu olan duyarlılık ve sorumluluk bilincini dört temel esas üzerinde inşa etmektedir.
1. "Asra yemin olsun ki"
وَالْعَصْرِ
Allah Teâlâ zaman üzerine yemin etmektedir.
Kur'an'da Allah bir şey üzerine yemin ediyorsa onun önemine dikkat çekmektedir.
Zaman, insanın en büyük sermayesidir. Kaybedilen mal geri gelebilir. Kaybedilen makam geri gelebilir. Kaybedilen sağlık bazen geri gelebilir. Fakat geçen bir saniye bile geri gelmez.
Bu nedenle Müslümanın zamana karşı duyarlı olması gerekir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) buyuruyor:
نِعْمَتَانِ مَغْبُونٌ فِيهِمَا كَثِيرٌ مِنَ النَّاسِ: الصِّحَّةُ وَالْفَرَاغُ
"İnsanların çoğunun kıymetini bilmediği iki nimet vardır: Sağlık ve boş vakit." (Buhârî, Rikâk, 1)
Bugün birçok insan malını koruduğu kadar vaktini korumamaktadır. Oysa ömür, dakika dakika tükenen bir sermayedir.
2. "İnsan gerçekten ziyan içindedir"
إِنَّ الْإِنْسَانَ لَفِي خُسْرٍ
Allah Teâlâ bütün insanların zararda olduğunu haber vermektedir.
Neden? Çünkü ömür sürekli eksilmektedir.
Bir tüccar sermayesini kaybettiğinde üzülür. İnsan ise her gün ömründen bir gün eksildiği halde çoğu zaman bunun farkına varmaz.
Hasan-ı Basrî şöyle der: "Ey Âdemoğlu! Sen günlerden ibaretsin. Bir gün geçtiğinde senin de bir parçan gitmiş olur."
Bu ayet bize sorumluluğumuzu hatırlatmaktadır:
Ömür tüketmek değil, ömür değerlendirmek gerekir.
3. Kurtuluşun Birinci Şartı: İman
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا
İlk şart imandır. Çünkü insanın bütün davranışlarını yönlendiren şey inancıdır.
İman: Sorumluluk bilinci kazandırır. Hesap günü şuurunu canlı tutar. İnsanı duyarlı hale getirir.
İman eden kişi: "Ben yaptıklarımdan hesaba çekileceğim." diye düşünür.
Bu yüzden anne-babasına, eşine, çocuklarına, komşusuna ve topluma karşı görevlerini ihmal etmez.
4. Kurtuluşun İkinci Şartı: Salih Amel
وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ
Yalnız inanmak yeterli değildir. İman, davranışlara yansımalıdır.
Salih amel; Namazdır. Oruçtur. Anne-babaya iyiliktir. Yetime sahip çıkmaktır. Fakire yardım etmektir. Çevreyi korumaktır. İnsanlara faydalı olmaktır.
İşte hadisi şerifte geçen "bal arısı gibi faydalı olmak" anlayışı burada ortaya çıkmaktadır. Mümin sadece konuşan değil, üreten insandır.
5. Kurtuluşun Üçüncü Şartı: Hakkı Tavsiye Etmek
وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ
Bu ayet çok önemlidir. Allah "hakka inanmak" demiyor sadece.
"Hakkı tavsiye etmek" diyor.
Yani Müslüman çevresine karşı duyarlı olacaktır.
- Evladını doğruya çağıracaktır. Yanlış yapanı güzelce uyaracaktır. Mazlumun yanında olacaktır. Haksızlık karşısında susmayacaktır. Bu, toplumsal sorumluluğun temelidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) buyurmuştur:
الدِّينُ النَّصِيحَةُ
"Din samimiyet ve öğüttür." (Müslim, Îmân, 95)
Demek ki mümin yalnız kendisini kurtarmaya çalışan biri değildir; başkalarının da iyiliğini isteyen kişidir.
6. Kurtuluşun Dördüncü Şartı: Sabrı Tavsiye Etmek
وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ
İyilik yolunda engeller olacaktır. Aile içinde sıkıntılar olacaktır. Çocuk eğitiminde zorluklar olacaktır. İnsanlara hizmet ederken nankörlük görülecektir.
Fakat mümin sabreder. Hz. Nuh (a.s.) dokuz yüz elli yıl tebliğ etti.
Hz. İbrahim (a.s.) ateşe atıldı.Hz. Musa (a.s.) Firavun'un zulmüne karşı mücadele etti.
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) Mekke'de yıllarca eziyet gördü.
Hepsinin ortak özelliği sabırdır. Sabır olmadan sorumluluklar yerine getirilemez.
Aziz Müminler!
Asr Sûresi bize şunu öğretmektedir: Zaman akıp gitmektedir.
Ömür tükenmektedir. Bu büyük zarardan kurtulmanın yolu ise:
- Sağlam bir iman sahibi olmak, Faydalı işler yapmak,
- Hakkı ve doğruluğu yaymak, Sabır ve sebatla yaşamaktır.
Öyleyse zamanın kıymetini bilelim. Ömrümüzü boş işlerle değil, Allah'ın razı olacağı amellerle değerlendirelim. Bal arısı gibi faydalı olalım, çevremize iyilik ve güzellik taşıyalım. Çünkü Asr Sûresi'nin öğrettiği gerçek kurtuluş yolu budur.
Rabbimiz bizleri, Asr Sûresi'nde övülen kullarından eylesin. Âmin
Sonuç ve Dua
Muhterem Müslümanlar!
Geliniz; Ailemize karşı duyarlı olalım. Komşularımızın halini soralım. Yetim ve mazlumları unutmayalım. Çevremizi koruyalım. Vaktimizin kıymetini bilelim. Bal arısı gibi faydalı insanlar olmaya çalışalım.
Rabbimiz bizleri sorumluluklarının farkında olan, çevresine fayda sağlayan, insanlara merhametle yaklaşan kullarından eylesin.
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الْاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)
وَآخِرُ دَعْوَانَا أَنِ الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ.
Amin
EYUP LALE VAİZ 2026
