Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İslam'ın İlme Verdiği Değer

İbrahim Bölükbaşı

İSLAM'IN İLME VERDİĞİ DEĞER


DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR: İnsanoğlu düşünen, düşündüğünü sözle ifade eden, konuştuğunu yazan ve yazdığını da okuyabilen bir varlıktır.

Allah Teala vahyin ilk ayetinde, Rasulünün şahsında

bütün insanlığa “oku” diye hitap etmektedir

اقْرَأْ بِاسْمِ رَبِّكَ الَّذِي خَلَقَ. خَلَقَ الْإِنسَانَ مِنْ عَلَقٍ. اقْرَأْ وَرَبُّكَ الْأَكْرَمُ. الَّذِي عَلَّمَ بِالْقَلَمِ. عَلَّمَ الْإِنسَانَ مَا لَمْ يَعْلَمْ

"Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku, insana bilmediklerini belleten0, 0 kalemle (yazmayı) öğreten Rabbin,0

en büyük kerem sahibidir." (Alâk, 96/1-5)

Bilgi Sahibi Allah’tan Korkar

فَلاَ تَكُونَنَّ مِنَ الْجَاهِلِينَ “

“Sakın cahillerden olma!””

İLİM ÖĞRENMEK DERECE KAZANDIRIR Bilenlerle Bilmeyenler Bir Olmaz

:قُلْ هَلْ يَسْتَوِي الَّذِينَ يَعْلَمُونَ وَالَّذِينَ لَا يَعْلَمُونَ إِنَّمَا يَتَذَكَّرُ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

De ki: Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri bunları hakkıyla düşünür.”( Zümer, 39/9.)

Bilgi Sahibi Olmayanın Kafası Boştur

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَيَتَّبِعُ كُلَّ شَيْطَانٍ مَر۪يدٍۙ

"İnsanlardan kimi vardır ki, hiçbir bilgisi olmadığı halde Allah hakkında tartışmaya girer ve her azgın şeytanın ardına düşer." (Hac; 3)

Bilgi Sahibi Allah’tan Korkar

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء

“Allah'a karşı ancak; kulları içinden âlim 0olanlar derin saygı duyarlar.”

(Fatır, 28);

فَاسْأَلُواْ أَهْلَ الذِّكْرِ إِن كُنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ

“Eğer bilmiyorsanız zikir erbabına (alimlere, bilenlere) sorunuz.

(Nahl, 43)

OKUMAK

طَلَبُ الْعِلْمِ فَرِيضَةٌ عَلَى كُلِّ مُسْلِمٍ “

“İlim öğrenmek her Müslüman’a farzdır.”

(İbn Mace, Mukaddime, 17)

“Kurandan/İlimden Bir şey Öğrenmenin Değeri”

يَا أبَا ذَرٍّ! لَاَنْ تَغْدُو فَتَعَلَّمَ آيَةً مِنْ كِتَابِ اللّهِ، خَيْرٌ لَكَ مِنْ أَنْ تُصَلِّيَ مِائَةَ رَكْعَةٍ.

وَلَاَنْ تَغْدُو فَتَعَلَّمَ بَاباً مِنَ الْعِلْمِ، عُمِلَ بِهِ أَوْ لَمْ يُعْمَلْ، خَيْرٌ مِنْ أَنْ تُصَلِّىَ أَلْفَ رَكْعَةٍ.

Ebu Zerr (r.a) anlatıyor: "Rasulullah (a.s), bana dediler ki:

"Ey Ebu Zerr! Senin evden çıkıp Allah'ın kitabından bir ayet öğrenmen, senin için yüz rek'at namaz kılmandan daha hayırlıdır. Keza gidip ilimden bir bab (mevzu) öğrenmen -ki bu işle amel edilsin veya edilmesin- senin için bin rek'at namaz kılmandan daha hayırlıdır." (İbn Mâce, Mukaddime, 16)

Ömür Boyu İlim”

Peygamber (s.a.v.):

“Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin”

“İLİM YOLCUSU’NA GIBTA”

لا حَسَد إلاَّ في اثْنَتَيْنِ: رَجُلٌ آتَاهُ اللَّه مَالاً فَسلَّطهُ عَلى هلَكَتِهِ في الحَقِّ ، ورَجُلٌ آتاهُ اللَّه الحِكْمَةَ فهُوَ يَقْضِي بِهَا ، وَيُعَلِّمُهَا

"Yalnız şu iki kimseye gıbta edilir:

Allah'ın kendisine ihsân ettiği malı hak yolunda harcayıp tüketen kimse;

Allah'ın kendisine verdiği ilimle yerli yerince hükmeden ve

onu başkalarına da öğreten kimse"

Enes radıyallahu anh şöyle dedi:

rızık kazandırmaya da vesile olur.

“Nebî sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki kardeş vardı. Bunlardan biri (ilim öğrenmek için) Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e gelir, diğeri de (geçimlerini temin için) çalışırdı.

(Bir gün) çalışan kardeş, ötekini Nebi (s.a.v.)’e şikâyet etti. Peygamber aleyhisselâm da:

“Belki de sen, onun yüzünden iş buluyor, rızıklandırılıyorsun”

(Tirmizî, Zühd 33)

“İlim öğrenen kişinin rızkını Allah Teâlâ üstlenmiştir.”

“Kardeşinin yardımında bulunduğu sürece, Allah da kuluna yardım eder”

Cennete giden yoldur ilim öğrenmek

Ebu'd-Derda (ra)’dan Resûlullah (sav)'ın şöyle buyurduğu rivayet edilir:

مَنْ سَلَكَ طَرِيقاً يَطْلُبُ فيهِ عِلْماً سَلَكَ اللّهُ بِهِ طَرِيقاً مِنْ طُرُقِ الْجَنَّةِ.

“Kim ilim öğrenmek için bir yol tutarsa, Allah da onu cennete giden yollardan birine dahil eder.

وَإنَّ الملاَئِكَةَ لَتَضَعُ أجْنِحَتَهَا رِضىً لِطَالِبِ الْعِلْمِ،

“Melekler, ilim öğrenmesinden hoşnut olarak o kimseyi korurlar.”

وَإنَّ الْعَالِمَ لَيَسْتَغْفِرُ لَهُ مَنْ فِي السَّمَواتِ وَمَنْ في الارْضِ وَالْحِيتَانُ فِي جَوْفِ المَاءِ،

İlim öğrenen için göklerde ve yerde olanlar, hatta denizdeki canlılar bile istiğfar ederler.

وَإنَّ فَضْلَ الْعَالِمِ عَلى الْعَابِدِ كَفَضْلِ الْقَمَرِ لَيْلَةَ الْبَدْرِ عَلى سَائِرِ الْكَوَاكِبِ،

Âlimin ibadet edene üstünlüğü, dolunaylı gecede ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir.

وَإنَّ الْعُلَمَاءَ وَرَثَةُ ا‘نْبِيَاءِ،

“Âlimler peygamberlerin vârisleridir.”

وَإنَّ الانْبِيَاءَ لَمْ يُورِّثُوا دِينَاراً وَلا دِرْهَماً وَلكِنْ وُرِّثُوا الْعِلْمَ

Peygamberler, ne dinar ne de dirhem miras bırakırlar, ama ilim miras bırakırlar.

فَمَنْ أخَذَهُ أخَذَهُ بِحَظِّ وَافِرٍ.

“Kim ilme sahip çıkarsa, büyük bir nasip elde etmiş olur.””

(Ebû Davûd, İlim 1(3641); Tirmizî, İlim, 19)

İLİM DERECENİ YÜKSELTİR”

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا ق۪يلَ لَكُمْ تَفَسَّحُوا فِي الْمَجَالِسِ فَافْسَحُوا يَفْسَحِ اللّٰهُ لَكُمْۚ

وَاِذَا ق۪يلَ انْشُزُوا فَانْشُزُوا يَرْفَعِ اللّٰهُ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنْكُمْۙ وَالَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ دَرَجَاتٍۜ وَاللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَب۪يرٌ

Ey iman edenler! Size, "Meclislerde yer açın" denildiği 0zaman açın ki, Allah da size genişlik versin.

Size, "Kalkın", denildiği zaman da kalkın ki,

Allah içinizden inananların ve kendilerine ilim verilenlerin derecelerini yükseltsin.

Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

(Mücâdele 11)

MAL VE İLİM SAHİPLERİ

“Dünyada dört kısım insan vardır:

1*Allah’ın kendisine mal ve ilim verdiği kimsedir. Bu kişi Allah’a karşı saygılı davranır, hısımlarını görüp gözetir, o maldaki Allah’ın hakkını yerine getirir. Bu, en üst derecedir.

2*Allah’ın kendisine ilim verip mal vermediği iyi niyetli kimsedir. O, iyi niyetle, “Eğer malım olsaydı ben de falan adam gibi davranırdım” der. Bu, iyi niyetinin karşılığını görür. İkisinin sevabı eşittir.

3*Allah’ın mal verip ilim vermediği kimsedir. O bilgisizliği yüzünden malını gelişi güzel harcar, Allah’a karşı sorumlu davranmaz, hısımlarını görüp gözetmez, o malda Allah’ın hakkı olduğunu idrak etmez. Böylesi kişi, en kötü durumdadır.

4*Allah’ın ne mal ne de ilim verdiği kimsedir. Bu kişi der ki, “Eğer malım olsaydı, ben de falan gibi yer içerdim”. Bu da niyetinin karşılığını görür. Binaenaleyh bu iki kişinin vebâli eşittir.” (Tirmizî, Zühd 17)

Hz. Ali(ra) buyuruyor: “İlim maldan hayırlıdır. Çünkü malı sen koruyacaksın, ilim ise seni korur. İlim hakim, mal mahkumdur. Mal harcamakla azalır, ilim harcamakla çoğalır.”

(İmam Gazali, İhyaü Ulumi’d-Din, I, 7)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kıyamet gününde insanların en şiddetli azaba uğrayanı,

ilmi kendisine fayda vermeyen âlimdir”

(Süyûtî, elFethu’lkebîr, I, 188)

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Bir kimseye bildiği bir konu sorulduğunda cevap vermezse,

kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulur.”

(Tirmizî, İlim 3)

Nice doktorlar bilgi almak istersiniz size burun kıvırır.

Nice avukat bilgi danışırsınız sizi kendi müşterisi olmadığınız için geri çevirir.

Nice öğretmen hoca bilgisinden istifade ettirmez, faydalandırmaz. Kabuğuna çekilir, insanların kendisine gelmesini bekler.

Nice öğretmen derslerde vermediği bilgileri para karşılığında verir.

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Alimlere karşı böbürlenmek veya cahillerle münakaşa etmek veyahut halkın teveccühünü kendinize çevirmek için ilim öğrenmeyiniz. Kim böyle yaparsa. o kimse ateştedir.” (İbni Mace, 259)

Kıyamet günü hesabı ilk görülecek kişi, şehit düşmüş bir ki Allah Teâlâ ona verdiği nimetleri hatırlatır, o da hatırlar ve bunlara kavuştuğunu itiraf eder. Cenâbı Hak: – Peki, bunlara karşılık ne yaptın? buyurur.

– Şehit düşünceye kadar senin uğrunda cihad ettim, diye cevap verir.

– Yalan söylüyorsun. Sen, “babayiğit adam” desinler diye savaştın, o da denildi, buyurur. Sonra emr olunur da o kişi yüzüstü cehenneme atılır.

Bu defa ilim öğrenmiş, öğretmiş ve Kur‘an okumuş bir kişi huzura getirilir. Allah ona da verdiği nimetleri hatırlatır. O da hatırlar ve itiraf eder.

Ona da: – Peki, bu nimetlere karşılık ne yaptın? diye sorar.

– İlim öğrendim, öğrettim ve senin rızân için Kur’an okudum, cevabını verir.

– Yalan söylüyorsun. Sen “âlim” desinler diye ilim öğrendin, “ne 0güzel okuyor” desinler diye Kur’an okudun. Bunlar da senin 0hakkında söylendi0,0 0buyurur. Sonra emr olunur o da yüzüstü cehenneme atılır.

(Daha sonra) Allah’ın kendisine her çeşit mal ve imkân verdiği bir kişi getirilir. Allah verdiği nimetleri ona da hatırlatır. Hatırlar ve itiraf eder.

– Peki ya sen bu nimetlere karşılık ne yaptın? buyurur.

– Verilmesini sevdiğin, razı olduğun hiç bir yerden esirgemedim, sadece senin rızânı kazanmak için verdim, harcadım, der.

– Yalan söylüyorsun. Halbuki sen, bütün yaptıklarını “ne cömert adam” desinler diye yaptın.

Bu da senin için zaten söylendi, buyurur. Emİr olunur bu da yüzüstü cehenneme atılır.”

(Müslim, İmâre 152)

مَثَلُ الَّذينَ حُمِّلُوا التَّوْريةَ ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَارًا بِئْسَ مَثَلُ الْقَوْمِ الَّذينَ كَذَّبُوا بِايَاتِ اللّهِ وَاللّهُ لَايَهْدِى الْقَوْمَ الظَّالِمينَ

“Kendilerine Tevrat yükletilip de

sonra onu taşımayanların (Amel etmeyenler) durumu, kitaplar taşıyan eşeğin durumu gibidir.

Allah'ın âyetlerini yalanlayanların durumu ne kötüdür. Allah zalim toplumu doğru yola iletmez.” (Cum'a 5)

Bildiği halde Yapmayıp Başkalarına Yapmasını Tavsiye Etmek Kınanmıştır

“ İlim ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen, kendini bilmezsin. Ya nice okumaktır.”

Efendimizin ifadesiyle başkasına öğüt verip de kendisini unutanlar,

“etrafını aydınlattığı halde kendisini yakıp bitiren kandile” benzetilmiştir. (İbn Ebi Şeybe, Musannaf, 7/182.)

“Bana bir harf öğretenin hizmetçisi olurum.” Hz. Ali

“Ümmetimin alimlerine tazim ve hürmet ediniz.

Zira onlar yeryüzünün yıldızlarıdır.”

YÜZME BİLMEYEN KİBİRLİ ALİMİN SONU

Geçmiş vakitlerin birinde alimin biri, boğazın öbür yakasına geçmek için bir sandalcının yanına gelerek ona sorar:– Karşıya geçirmek için ne kadar para alıyorsun?– Garşuya bir liraya geçürüm efendü.Alim, sandalcının bu bozuk Türkçe ile verdiği cevabı beğenmez.– Bu ne biçim konuşma böyle? Yoksa sen dilbilgisi bilmiyor musun?– Yok ağam, güççükken haytalık ettük, okuyamaduk!– Tüh, yazık sana! Desene gitti hayatın dörtte biri!Bir müddet gittikten sonra dil alimi tekrar sorar:– Allah bilir şimdi sen, matematik de bilmezsin!– Yok beğüm! Onu da bilmem! Dedik ya, güççükken haylazluktan okula gidemedük!– Tüh yazık, yazık! Hayatının dörtte biri daha boşa gitti!Bir müddet daha yol aldıktan sonra alim, tekrar sorar:– Sakın fizik ve kimya okumadum deme!– Belki hayatımın dörtte birü daha boşa getti; ama o dediklerini de bilmem efendü, vaktinde öğrenemedük işte!– İyi de sandalcı! Dilbilgisi bilmezsin; matematik, fizik ve kimya da bilmezsin; sen ne diye yaşarsın?Bu arada hava bozulmaktadır. Sandalcı büyük bir fırtınanın geleceğini anlar. Alime sorar:– Efendü, yüzme bilüsünüz deel mi?Dil alimi, sandalcının bu sorusundan endişeye düşer, bir korkudur başlar. Sandalcıya yalvaran gözlerle cevap verir:– Sandalcı ağa! Ben yüzme bilmiyorum! Çocukluktan beri o ilmi öğren, bu ilmi öğren derken yüzme öğrenmeye fırsat bulamadım.– Aha! N’apcan şimdi! Şimdiden başla dua etmeye! Çünkü gittü hayatunun dörtte dördü!

Bildikleriyle övünen insan, bilmediklerinden dolayı dövünmeyi de hak eder.

EVLİYADA KİBİR OLMAZ

Nasreddin Hoca'ya sormuşlar: -Hocam Sen Evliya mısın?

-Evet Ben Evliyayım. İstersen Şu Karşıdaki Ağacı Çağırayım Yanıma Gelsin?

-Tamam Hoca Çağır Görelim.

Hoca 3 Kere Ağacı Yanına Çağırır Fakat Ağaç Gelmez:

-Hoca Der ki; O Gelmezse Biz Gideriz, Evliya da Kibir Olmaz.

AMEL DEFTERİMİZİ KAPATMAYALIM

إذَا مَاتَ اﻹنْسَانُ انْقَطَعَ عَمَلُهُ إَّﻻ مِنْ ﺛﻼﺛﺔ صَدَقَةٍ جَارِيَةٍ أوْ عِلْمٍ يُنْتَفَعُ بِهِ أوْ وَلَدٍ صَالِحٍ يَدْعُو لَهُ

“İnsan öldüğü zaman ameli sona erer. Ancak üç sınıf insanın;

sadaka-i cariye, kendisinden istifade edilen bir ilim ve

kendisine hayır dua eden sâlih bir evlat bırakan kimsenin

ölümünden sonra da amel defterine sevap yazılır.” (Müslim, Vasıyyet 14.)

Bir yıl sonrasını düşünüyorsan tohum ek,

On yıl sonrasını düşünüyorsan ağaç dik,

Yirmi yıl sonrasını düşünüyorsan,

insan yetiştir.

أَغْدِ عَالِمًا

“Ya öğreten ol,”

أَوْ مُتَعَلِّمًا

“Ya öğrenen ol,”

أَوْ مُسْتَمِعًا

“Ya dinleyen ol,”

أَوْ مُحِبًّا

“Ya da ilmi seven/destek olan ol.”

وَلا تَكُنْ الخْاَمِسَةَ فَتَهْلِكُ

“Fakat beşincisi olma (bunların dışında kalma) helâk olursun.(Mecmeu'z-Zevâîd ve Menbeu'l-Fevâid, c. 1, s. 122.)”

Değerli kardeşlerim:

Kur’an-ı Kerimde zikredilen «Yaratan Rabbinin adıyla oku" emri sadece diploma almak için okumayı ifade etmez.

Ülkemizde basılan ve okunan kitap sayısını diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda, kendi maneviyatımız ve bilincimizle ne kadar meşgul olduğumuz ortaya çıkacaktır

. Kitap, Batılı bir insanın ihtiyaç listesinde 18. sırayı alırken,

Türk insanının ihtiyaç listesinde 224. sırada yer almaktadır.

İlk Emir: «Oku»

Yapılan istatistiklere göre;

Amerika’da 1000 kişiye 3000 kitap;

Almanya’da 1000 kişiye 2700 kitap;

Rusya’da 1000 kişiye 700 kitap düşerken

Türkiye’de 1000 kişiye maalesef sadece 7 kitap düşmektedir.

Japonya’da 1 kişi yılda ortalama olarak 6 kitap okurken, Türkiye’de 6 kişi 1 kitap okumaktadır.

(Kültür ve Medeniyetimizin Gelişmesinde Kitap, Yrd. Doç. Dr. Ahmet Albayrak, Rize Üniv. İlâhiyat Fak., Diyanet Aylık Dergi Ek, Kasım 2008 )

Allah Teâlâ Peygamberimize şöyle emrediyor:

وَقُلْ رَبِّ زِدْنى عِلْمًا

"(Ey Muhammed) de ki: Rabbim, 0benim ilmimi artır.” 0(Tâhâ, 20/114)

Peygamberimiz de bu emre uyarak:

"اللَّهُمَّ اَنْفَعْنِي بِمَا عَلَّمْتَنِي وَعَلِّمْنِي مَا يَنْفَعُنِي وَزِدْنِي عِلْمًا وَالْحَمْدُ لِلَّهِ عَلَى كُلِّ حَالٍ "

AMİNNN "Allah'ım,

Bana öğrettiğin ilimden beni yararlandır,

Yararlı olacak ilmi bana öğret.

İlmimi artır.

Her hal üzere Allah'a hamd olsun." (İbn Mâce, Mukaddime, 23, (259))


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

DİN HİZMETLERİ UZMANI