Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İsrâ Sûresi 22-39. Ayetler Tefsiri

İsmail Sezkin

İSRA SURESİ 22-39 AYETLER


لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَخْذُولًا

Cenab-ı Allah’la birlikte başka bir İlâh kabul etme. Eğer başka İlâhlar bulursan, eğer Allah’la birlikte onları da dinlersen, eğer onlara da kulluk edersen, eğer onlara da dua edersen o zaman yerilmiş olursun, Cenab-ı Hakk’ın desteğini kaybetmiş ve tek başına kalmış olursun. (İSRA;22)

Değerli Mü’minler!.. Bu tehdit ayetiyle başlıyor bu günkü konuşacağımız ayetler. Gerçekten çok büyük bir tehdit bu. Çok ciddi düşünmek ve çok korkmak zorundayız bu tehditten. Hayatımızın tamamında Cenab-ı Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirmek zorundayız.

وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرٖيمًا

Bu ayette Cenab- Hak sadece kendisine kulluk etmemizi istiyor. Hayatımızda sadece kendisini dinleyerek, onun emrettiği gibi yaşamamızı istiyor. Kendisiyle ilgili emrinden hemen sonra da anne-babalarımıza karşı iyilik yapmamızı emrediyor.

Yani anne-babaya hizmet etmenin, onlara hürmet etmenin Allah’ın huzurundaymış gibi, Ona ibadet ediyormuş gibi kulluk etmek olduğunu bildiriyor. Eğer anne-babanızdan biri ya da ikisi sizin yanınızda ihtiyarlarsa sakın ha sakın onlara öf bile demeyin diyor. Onları azarlamayı, onların kalbini kırmayı kesin bir ifadeyle yasaklıyor Allah. Onlara tatlı, güzel söz söylemeyi, onlarla konuşurken gönüllerini alarak konuşmayı emrediyor. (İSRA;23)

وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانٖى صَغٖيرًا

رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا فٖى نُفُوسِكُمْ اِنْ تَكُونُوا صَالِحٖينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّابٖينَ غَفُورًا

Bizleri dünyaya getirip büyüten anne-babalarımıza merhametli ve şefkatli olmamızı emrediyor. Onlar için çok mütevazı olmamız emredilirken onlar için nasıl dua edeceğimiz de öğretiliyor:

“Rabbim, ben küçükken, ben yardım ve merhamete muhtaçken onlar nasıl beni yetiştirmişler, beni nasıl eğitip büyütmüşlerse, bana nasıl merhamet etmişlerse, şimdi şefkat ve merhamete muhtaç oldukları ihtiyarlıklarında Sen de onlara karşı merhametli ol. Sen onları bağışlayıver ya Rabbi”

“Sen onların kusurlarını görmeyiver, hatalarını, eksiklerini kaale almayıver. Yaptıklarını tam ve eksiksiz kabul ediver ya Rabbi. Şimdi sen de onlara karşı merhametli oluver ya Rabbi” diye dua et onlar için.

Cenab-ı Hak bu ayetlerde önce kendisine kulluk etmemizi istedi. Bütün hayatımızda sadece kendisini dinlememizi, sadece kendisi için bir hayat yaşamamızı istedi. Sonra hemen peşinden anne-babalarımıza ihsanı gündeme getirdi. Sadece bana kulluk edin buyurduktan sonra bu kulluğun ayrıntısını ortaya koyuyor Cenab-ı Hak.

Evet; demek ki biz tüm hayatımızı kuşatan bir kulluk şuuru içinde olacağız. Hayatın sadece belli bölümlerinde değil tamamında O’nun kulu olduğumuzu unutmayacağız. Bunu yaptıktan sonra da hemen karşımıza anne babalarımız çıkıyor. Hele hele de anne-babalarımız ihtiyarladıkları zaman onlara karşı çok iyi davranmayı emrediyor Cenab-ı Allah. (İSRA;24-25)

وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذٖيرًا

اِنَّ الْمُبَذِّرٖينَ كَانُوا اِخْوَانَ الشَّيَاطٖينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهٖ كَفُورًا

Sadece Allah’a kulluk etmenin gereklerinden birisi de işte burada anlatılıyor. Akrabalara, miskinlere, düşkünlere ve yolcuya hakkını vermemiz emrediliyor. Allah’ın bu dünyada bizi imtihan etmek için verdiklerini saçıp savurmayacaksın. İsraf etmeyeceksin yani. Ayrıca bunları kulluğun ve Allah’ın rızasının dışında da kullanmayacaksın. Allah’ın bize verdiği her şeyi Allah için akrabalara, fakirlere, miskinlere, yolda kalmış durumda olanlara ulaştırmak, onlarla paylaşmak zorundayız. Bunu emrediyor Cenab-ı Hakk.

Bizde olup da onlarda olmayan neyimiz varsa onlara ulaştırmak zorunda olduğumuzu, bunun da kendisine kulluk etmek olduğunu haber veriyor Cenab-ı Allah.

Eğer Cenab-ı Hakk’ın burada emrettiği gibi yapmazsanız, varlığınızı Allah’ın gösterdiği yerlerde harcamazsanız, eğer saçar-savurur boş yerlerde harcarsanız şeytanla dost olursunuz. Oysa şeytan Allah’ın kendisine verdiği makamı ve ilmi O’nun yolunda kullanmayan, Allah’ın kendisine verdiği ilim ve makama güvenerek isyan eden bir nankördür. Velhasılı; Allah’ın verdiklerini Allah’ın istemediği yerlerde kullanmak, Allah’ın razı olmadığı yerlerde harcamak israftır ve şeytanlıktır. (İSRA;26-27)

وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا

Allah’ın bu emrini yerine getirmek istiyorsun. Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsun. Ama eğer buna gücün yetmiyorsa; o zaman hiç olmazsa o veremediğin kimseleri azarlayıp tersleme. Hiç olmazsa onların gönlünü al. Evet, bizim malımızda-mülkümüzde fakirin fukaranın hakkı var. Fakat onların hepsine veremiyorsun, ya da onların istedikleri kadar veremiyorsun, buna gücün yetmiyor. O zaman onların gönlünü alacaksın, güzel sözler söyleyip üzmeyeceksin onları. (İSRA;28) Sonra:

وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا

Şimdi de bir ölçü koyuyor, sınır koyuyor Cenab-ı Allah. Cimri olmayacaksın, ama cimri olmayacağım diye saçıp-savurmayacaksın da. Eğer böyle yaparsan fakir düşersin, ondan sonra pişman olursun, aç ve açıkta kalırsın. Yani ne cimrilik edeceksin, ne de saçıp savuracaksın.

Yani elin biraz cebine gidecek. Cömertliği öğreneceksin. Evet, cimri olmamak lâzım, ama israfçı da olmamak lâzım. Ölçü bu…(İSRA;29)

اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرًا بَصٖيرًا

Herkesin rızkını veren Allah’tır. Rızkı veren Allah istediğine bol bol verir, istediğine de az az verir. Ama herkese rızkını belli bir ölçüyle verir. Bunun kuralını koyan Allah’tır.

Allah niye böyle yapıyor? Niye bana az veriyor? Niye falancaya çok veriyor? diye bir soru sormaya hiç kimsenin hakkı da yok. Bizler bu eşitsizliğin hikmetini anlayamayız. Mülkün sahibi olan Cenab-ı Hak bizi böyle imtihan ediyor. Cenab-ı Allah; herkesi görüyor, herkesin durumunu biliyor, kimin neye muhtaç olduğunu, kime ne kadar vermesi gerektiğini, kimin için azın hayırlı, kimin için de çoğun hayırlı olduğunu biliyor. (İSRA;30) Öyleyse:

وَلَا تَقْتُلُوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِیَّاكُمْ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْاً كَبٖيرًا

Evet; herkesin rızkını veren Allah. Hiç kimsenin rızık sorumluluğu yok. Sen ne yaparsan yap Allah’ın sana nasip ettiğinden fazlasını kazanamazsın. O halde öyle yoksulluk korkusuyla, besleyememe korkusuyla falan çocuklarınızı öldürmeyin.

Onların rızkını veren de Allah. Bizim rızkımızı da veren Allah.

Üstelik bu ayette dikkat ederseniz; çocuklarımızın doyurulması bizim doyurulmamızdan önce zikrediliyor.

Bundan şunu anlıyoruz; bizim doyurulmamız da çocuklarımız yüzünden oluyor. Peygamber Efendimiz’in “Hangi çocuğunuz sayesinde doyacağınızı, zengin olacağınızı bilemezsiniz.” hadis-i şerifi de bunu anlatıyor işte.

O halde kendinizi rızık verici -haşa- tanrı makamında görerek, bakıp-büyütemeyiz diye çocuklarınızı öldürmeye kalkışmayın diyor Cenab-ı Allah. İşte bu düşünce ve endişelerle çocukların daha anne karnındayken öldürülmesi çok büyük bir günahtır. (İSRA;31)

Sonra:

وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبٖيلًا

Zinaya da yaklaşmayın. Zina yani nikâh dışı ilişki çok büyük günahtır. Burada da dikkat ederseniz çocuk öldürme yasağından sonra zina konusu gündeme geliyor ayette. Çünkü zinanın aslı öldürmektir.

Cenab-ı Hak burada gayri meşru bir ilişki olan zina etmek şöyle dursun, zinaya yaklaşmayı bile yasaklıyor. Yani insanı zinaya götüren yollara bile girmeyin. (İSRA;32)

وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهٖ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِى الْقَتْلِ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا

“Bu ayette Allah’ın hükümlerinden bir tanesi daha bildiriliyor. Nedir o? Cenab-ı Allah’ın öldürülmesini yasakladığı hiçbir nefsi öldürmeyin. (İSRA;33)”

وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتٖيمِ اِلَّا بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُلًا

Dikkat ediyor musunuz bilmiyorum. Müthiş bir sıralama var ayetlerde. Önce Allah’a iman ve kulluk, sonra anne-babaya itaat ve hurmet, sonra mal-mülk, sonra çocuklar, sonra zina, daha sonra da öldürme yasağı… Şimdi bu ayette ise yetimler… Burada yetimin malına yaklaşmayı yasaklıyor Allah. Yetim buluğ çağına ulaşana kadar onun malına sadece güzellikle, iyi niyetle yaklaşabilirsiniz. Yetim faydasını zararını bilecek, malına sahip olabilecek bir çağa ulaşıncaya kadar onun malıyla ilgilenme meselesi Allah’ın ayetlerinde yerini almış burada. Kıyamete kadar ne yaparsanız yapın, toplumda nasıl tedbir alırsanız alın yetimin olmadığı bir toplum oluşturamazsınız. Çünkü Allah’ın takdiri bu. Henüz âkıl bâliğ olmadan babasını kaybeden çocuklar olacak her zaman. Aynı şekilde ne yaparsanız yapın; fakirler de her zaman olacak. Bunları ortadan kaldırmamız istenmiyor bizden. Bunlarla Allah’ın istediği gibi bir ilişki içinde olmamız isteniyor.

Allah yetimlerle ve fakirlerle imtihan ediyor bizi. Kimine çok veriyor, kimine de az veriyor. Kimini analı babalı imtihan ediyor, kimini de yetimlikle imtihan ediyor.

Dolayısıyla; mademki Müslümanız, mademki Allah’ın emirlerine boynumuz kıldan ince. O halde hepimiz yetimlere ve fakirlere şefkat ve merhamet etmekle mükellefiz. Allah böyle emrediyor çünkü.

Ayet devam ediyor ve ahitlerinizi de yerine getirin diyor. Hem Allah’a verdiğiniz sözleri, hem de insanlara verdiğiniz sözleri tutun. Allah’a verdiği sözü tutmayan bir kimsenin insanlara verdiği sözlerini yerine getirmesi de mümkün olmaz. Allah’ın haklarına riayet etmeyen bir adam insanların hakkını-hukukunu hiç gözetmez. Allah’a verdiğiniz ahitlerinizin de, insanlara verdiğiniz taahhütlerinizin de belli bir sorumluluğu vardır. Ağzınızdan çıkan her sözün bir bedeli vardır. (İSRA;34)

Peygamberimiz münafığı tarif ederken ne diyordu? Hatırlayın… “Münafığın alâmeti üçtür. Konuştuğu zaman yalan konuşur, vaat edip söz verdiği zaman cayar, kendisine bir şey emânet edildiği zaman da o emânete hıyanet eder.”

وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقٖيمِ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْوٖيلًا

Verdiğiniz sözleri tuttuğunuz gibi; ölçtüğünüz zaman da ölçüyü tam tutun, doğru teraziyle tartın. Ölçüp biçmeniz, tartıp takdir etmeniz Allah’ın istediği gibi dosdoğru olsun. Kendinize ölçerken başka, başkalarına ölçerken başka ölçüp biçmeyin. Müşteriyken başka, satıcıyken başka ölçmeyin. Borçluyken başka, alacaklıyken başka ölçmeyin. Başkalarına söylerken ayrı, kendinize uygularken ayrı uygulamayın. Her konuda ölçüyü Allah ve Resûlü belirlesin. Allah ve Resûlünün ölçüsünü ölçü olarak kabul edin. (İSRA;35) Ve sakın ha sakın:

وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُولٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُلًا

Bilmediğin bir şeyin ardına düşme. Gözün, kulağın ve kalbin o körü körüne peşine düştüğün şeyden sorumlu olacak ve bir bir hesabını verecek her şeyin. Evet, bilmediğimiz bir şeyin peşine düşmeyeceğiz. Yaptığımız hiçbir şey, konuştuğumuz hiçbir söz bilgisizce ve cahilce olmayacak. Kısaca bilerek bir hayat yaşamak zorundayız.

Bilgimiz de öncelikle Allah bilgisi olacak, vahiy bilgisi olacak, kitap ve sünnet bilgisi olacak. Öyle abuk sabuk bilgiler olmayacak. Gözümüzü Allah’ın ayetlerine dikeceğiz, kulağımızı Allah’ın ayetlerine vereceğiz, kalbimizi Allah’ın ayetlerine açacağız. Bilerek yaşayacağız. Her şeyimiz Kur’an’a ve sünnete uyacak. (İSRA;36) Fakat ne kadar bilgili olursan ol, ne kadar zengin olursan ol;

وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا

كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا

Yeryüzünde bir kul olduğunuzu, âciz, sonlu bir varlık olduğunuzu da unutmayın. Yeryüzünde öyle kendinizi bir şey zannedip de sakın böbürlenerek, kibirlenerek, hava atarak yürümeyin.

Ne kadar sert ve haşin yürürseniz yürüyün, ne yeri delebilirsiniz, ne de dağları geçebilirsiniz. Ne kadar öyle başınız yukarda olursa olsun ne arzı çökertebilirsiniz, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsiniz. İstediğin kadar göklere çıkmanla övün, yerlere inmenle övün. İstediğin kadar bu dünyada siyasal gücünle, ekonomik varlığınla böbürlen. İsterse gücün, egemenliğin, saltanatın kıtalara ulaşsın. İsterse tüm yeryüzü insanlığına karşında boyun büktürmüş ol.

Bir gün Allah’ın emri geldiğinde yıkılıp gideceksin. Hayatı elinde olmayan, varlığı kendisinden olmayan, ölümü de kendisinden olmayan bir varlık yaratıcısına kafa tutamaz. Dün doğduğun zaman hiçbir şeyin yoktu, yarın öldüğün zaman da hiçbir şeyin olmayacak. Toprak olup gideceksin. Yok olup gideceksin. (İSRA;37-38)

ذٰلِكَ مِمَّا اَوْحٰى اِلَيْكَ رَبُّكَ مِنَ الْحِكْمَةِ وَلَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتُلْقٰى فٖى جَهَنَّمَ مَلُومًا مَدْحُورًا

“İşte bütün bunlar her şeyi bilen Cenab-ı Rabbil Alemin’in sana bildirdiği hikmetlerdir. (İSRA;39)”

Ne dedi buraya kadar Allah-u Teâla? Ne istedi bizden? Sadece Allah’a kulluk edin dedi. Sadece O’nu dinleyin, sadece O’nun için ve O’nun istediği gibi bir hayat yaşayın dedi. Anne-babalarınıza karşı muhsin davranın dedi. Onları incitmeyin dedi. Onlar yanınızda ihtiyarladıkları zaman onlara öf bile demeyin dedi. Onlar üzerine şefkat ve merhamet kanatlarınızı gerin ve onlar için Rabbinize dua edin dedi.

Sonra akrabalarınıza, fakirlere, yolda kalmışlara haklarını verin, onlara yardım edin dedi. Varlığınızı, imkânlarınızı insanlarla paylaşın, cimri olmayın dedi. Ama aşırı saçıp savuran şeytan gibi de olmayın dedi. Muhtaçlara verebilecek bir şey bulamazsanız hiç olmazsa onlara tatlı söz söyleyip gönüllerini alın dedi.

Sonra rızık endişesiyle çocuklarınızı öldürmeyin, çünkü onların rızkını verecek olan benim dedi. Zinayı yapmak şöyle dursun, yakın semtine bile uğramayın dedi. O gerçekten çok çirkin bir şeydir. Haksız yere adam öldürmeyin dedi.

Yetimlerin, garibanların mallarına el uzatmayın dedi. Allah’a ve insanlara karşı verdiğiniz sözlerinizi yerine getirin dedi. Ölçüyü tartıyı güzel yapın, insanları aldatmayın dedi. Bilmediğiniz bir şeyin peşine düşmeyin, bilinçsiz bir hayat yaşamayın dedi. Yeryüzünde gururlanarak yürümeyin, alçak gönüllü ve mütevazı olun dedi. İnsanlara tepeden bakmayın dedi.

Cenab-ı Hak bu ölçülerde bir hayat yaşamayı nasib etsin cümlemize.