İSRA VE MİRAÇ
Gece yürüyüşü… Geceleyin yaya veya binekli olarak yapılan yürüyüş anlamına gelen İsra… Peygamber Efendimiz'in bir gece Burak isimli bir binitle Mekke'den alınıp… Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesidir… Peygamber Efendimiz buradan da Mi'rac’a çıkmıştır…
İsrâ hadisesi Kur'an ile sabit olduğu için… Hiç kimse bu hadiseyi inkâr edemez… Kur'an-ı Kerîm'de bu olay şöyle anlatılır:
سُبْحَانَ الَّذِي أَسْرَى بِعَبْدِهِ لَيْلاً
“Her şeyden münezzeh olan Allah kulunu (Muhammed’i) bir gece”
مِّنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ إِلَى الْمَسْجِدِ الأَقْصَى الَّذِي بَارَكْنَا حَوْلَه
“Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götürdü”
لِنُرِيَهُ مِنْ آيَاتِنَا
“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye”
إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ البَصِير
“Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. İsra 17/1”
Bu ayetin ifadesine göre… Peygamberimiz bedeni ile birlikte Beyt-i Makdis'e götürülmüştür…
Mirac ise; Peygamberimiz'in göğe yükselerek… Cenab-ı Allah'ın huzuruna kabul edilmesi mucizesidir
Bu yolculuk başlamadan önce… Cebrâil bazı meleklerle birlikte gelerek… Peygamberimiz’in göğsünü açmışlar… İçini zemzem ile yıkadıktan sonra Hikmet ve iman nuru doldurmuşlardır… Bu olaya bir nevi manevi bir operasyon diyebiliriz…
Peygamberimiz’in Mi'rac'tan önce göğsünün açılması… O muazzam olaya bir hazırlık… Göreceği olaylar karşısında rahat olması… Ve kendini kaybetmemesi içindir…
Necm Suresi’nde… Peygamberimiz’in Miraca yükseldiği haber veriliyor… (NECM;1-18)
وَالنَّجْمِ إِذَا هَوَى
“Battığı zaman yıldıza andolsun…”
مَا ضَلَّ صَاحِبُكُمْ وَمَا غَوَى
“Arkadaşınız Muhammed sapmadı… Ve batıla inanmadı…”
وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى
“arzusuna göre de konuşmaz..”
إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى
“’nun bildirdikleri… Kendisine vahyedilenden başkası değildir…”
عَلَّمَهُ شَدِيدُ الْقُوَى
“Çünkü O’nu güçlü kuvvetli biri olan Cebrail öğretti…”
ذُو مِرَّةٍ فَاسْتَوَى
“Ve üstün yaratılışlı melek doğruldu…”
وَهُوَ بِالْأُفُقِ الْأَعْلَى
“Kendisi en yüksek ufukta iken…”
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى
“Sonra Muhammed'e yaklaştı… Yere doğru sarktı…”
فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى
“O kadar yaklaştı ki… Birleştirilmiş iki yay arası kadar… Hatta daha da yakın oldu…”
فَأَوْحَى إِلَى عَبْدِهِ مَا أَوْحَى
“Bunun üzerine Allah… Kuluna vahyini bildirdi…”
مَا كَذَبَ الْفُؤَادُ مَا رَأَى
“Gözleriyle gördüğünü… Kalbi yalanlamadı…”
أَفَتُمَارُونَهُ عَلَى مَا يَرَى
“Onun gördükleri hakkında… Şimdi kendisi ile tartışacak mısınız?..”
وَلَقَدْ رَآهُ نَزْلَةً أُخْرَى
“Andolsun… Onu önceden bir defa daha görmüştü…”
عِندَ سِدْرَةِ الْمُنْتَهَى
“Sidretü'l-Münteha'nın yanında…”
عِندَهَا جَنَّةُ الْمَأْوَى
“Cennetü'l-Me'va da onun yanındadır.”
إِذْ يَغْشَى السِّدْرَةَ مَا يَغْشَى
“Sidre'yi kaplayan kaplamıştı.”
مَا زَاغَ الْبَصَرُ وَمَا طَغَى
“Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı.”
لَقَدْ رَأَى مِنْ آيَاتِ رَبِّهِ الْكُبْرَى
“Andolsun O… Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü…”
Namazlarımızda her oturuşta okuduğumuz bir dua var… “Ettehiyyatü” duası… Bu dua miracın bir hediyesidir
Ettehıyyatü duası… Miraç Gecesi Peygamberimiz’in Allah-u Teala ile ilk selamlaşmasıdır… Bizim için de Peygamberimiz’in Miraç anını yaşama zamanımızdır…
Peygamberimiz huzura ilk varışında Cenab-ı Hakk'a şöyle demişti:
التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ
“Hayat sahibi varlıkların… Hayatlarıyla sundukları ibadetler… Dualar… Bütün güzel sözler… Ve güzel davranışların hepsi Allah'a mahsustur…”
Peygamberimiz’in bu sözüne… Cenab-ı Allah şöyle cevap veriyor…
السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
“Ey Peygamber… Allah’ın selâmı… Allah’ın rahmeti… Ve bereketleri senin üzerine olsun…”
Peygamber Efendimiz de şu şekilde karşılık vermişti
السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ
“Selâm bize olsun… Ve bizimle beraber Allah’ın salih kullarının üzerine olsun…”
Bu konuşmaya tanık olan Cebrail Kelime-i Şehadet getiriyor:
أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
“Şehadet ederim ki… ALLAH'tan başka ilâh yoktur. Yine şehadet ederim ki… Muhammed O'nun kulu ve elçisidir…”
Ebu Said el Hudri’den rivayet edildiğine göre… Miraç Gecesi Peygamberimiz başlarını taşla ezen insanlara rastlıyor… Cebrail’e bunların kimler olduğunu soruyor… Cebrail bunların dünyadayken… başları secdeye gitmeyenler olduğunu söylüyor. (Askalanî, Fethu’l-Bari, Menakıbu’l-Ensar:41; 7/597)
Miraç gecesi Peygamberimiz bir de… Dudakları deve dudağı gibi olan… Ve bu dudakları kesilip… Ağızlarına ateşten bir taş koyulan insanlar görüyor… Cebrail, onların da… Yetimlerin mallarını haksızlıkla yiyenler olduğunu söylüyor.
Sonra derileri kesilip… Ağızlarına tıkılan… Ve kendilerine yediğiniz gibi yiyiniz denilen… Birilerine rastlıyor… Cebrail bunların da… Koğucular… Fitneciler… İnsanların ırzına… Ve namusuna saldıranlar olduğunu söylüyor…
Bir de, önlerine kurulmuş bir sofradaki güzel etleri bırakıp… Leş yiyenleri görüyor Peygamberimiz… Bunların da zinakârlar olduğunu… Yani Allah’ın kendilerine helal kıldığı hanımlarını bırakıp… Haram yola sapanlar olduğunu söylüyor Cebrail.
Yine; karınları evler gibi büyük olup… Bunları firavun ve ailesinin… Ayakları ile çiğnediğini görüyor Peygamberimiz… Bunların da, faiz yiyenler olduğunu söylüyor Cebrail… (Askalanî, Fethu’l-Bari, Menakıbu’l-Ensar:41; 7/598, İbn-i Cerir et-Taberi; Tehzibü’l-Âsar, No:727; 1/433)
İsra ve Mirac… Peygamberimiz’in Mekke'de karşılaştığı çilelere karşı sabretmesinin büyük bir hediyesidir…
Cenab-ı Allah Peygamberimiz’i huzuruna eriştirerek bazı dinî talimatları bildirmenin yanı sıra… Peygamber’in üzüntüsünü ve sıkıntısını hafifletmişti Dolayısıyla bu hadise… Cenab-ı Allah’ın desteğinin her zaman… İnananların üzerinde olduğunun en önemli ispatıdır…
Müşrikler Peygamberimiz'i iyice bunaltmışlardı… Çevresini boşaltmışlardı… Yalnızlaştırmışlardı…
Peygamberliğin 10. yılında… Peygamberimizin amcası ve himayecisi olan Ebu Talip… Ve vefakâr ve fedakâr eşi… Hz. Hatice vefat ediyorlar Bu yıla "Hüzün yılı" deniliyor
Peygamberimiz Mekke'deki bütün desteklerini kaybedince… Taif'e gidip İslam'ı anlatmak istiyor… Taifliler onu taşlarla karşılıyor… Peygamberimiz yaralı bir şekilde Mekke'ye geliyor… Ama bu sefer de Mekke'ye sokulmuyor… Dağlarda geceliyor… Ancak birilerinin araya girmesiyle girebiliyor Mekke'ye Bu esnada erkek çocukları da birbiri ardınca vefat etmişler Kalbi yaralı Peygamberimiz'e bir teselli lazımdı… İşte bu teselli… İsra ve Miraç yolculuğudur..
Bu hadise akla ve mantığa uzak değildir… İçinde bulunduğumuz 21. Yüzyılda… Bilimin ulaştığı noktaya baktığımız zaman… Peygamber mucizelerini daha iyi anlıyoruz… İnsanoğlu, kendi eli ile yaptığı bir makinenin içine binerek… Uzaya çıkıyor… Atmosferi geçerek uzayın derinliklerinde yol alıyor Aya ayak basıyor
Hayatında hiç kuş görmemiş bir adama… Kuşu tarif etseniz Ve `Havada uçar` deseniz… Bizim bu miracı inkâr edenler gibi direnir adam… Oysa kuşları havada uçuran Cenab-ı Allah… Peygamberini yedi kat semanın ötesine de götürür… Hatta daha fazlasını da yapar…
Ebu Cehil : ‘Olmaz öyle şey’ derken… Hz. Ebubekir; ‘O söylemişse doğrudur’ demiş… Biz, bu gün Hz. Ebubekir’in yolunda yürümeye çalışıyoruz… İnkâr edenlerin ise kimin yanında olduklarına dikkat etmesi lazım…
Miraç olayının… Müslümanlar için en önemli sonuçlarından birisi… Hiç şüphesiz İslâm dininin temel direğiolan… Ve müminlere bir Miraç hediyesi olan namazdır…
Onun için Değerli Kardeşlerim!.. "Namaz mü’minin miracı" olmuştur Peygamberimiz’in Miraç'ta… Arada hiçbir vasıta olmadan… Mevlâsı ile buluştuğu gibi… mü’minler de namazda vasıtasız olarak… Doğrudan doğruya Rabbinin huzuruna çıkar… Sadece O'na kulluk etme… Ve sadece O'ndan yardım isteme fırsatı bulur…
Öyle ise, bir mü’min… Günde beş vakit namazını… Dikkatle ve huşu içerisinde kılacak olursa… O namaz onun için bir miraç olur… Ve kul onunla Hakk'a yol bulur…
Miraç'ın diğer bir önemli sonucu… Bakara Sûresi’nin son iki ayetinin nazil oluşudur… Bu ayetler "Amenerrasûlü" diye bilinir… Bu ayetleri biz yatsı namazlarından sonra okuruz…
Bu ayetlerde… İlâhî emirler karşısında… Mutlak itaate yönelen… Mü’minlerin inançlarındaki sadakatleri ifade edilir…
Miraç'ın bir başka sonucu ise… Peygamberimiz'in ümmetinden… Cenab-ı Allah'a şirk koşanlar dışında… Herkesin affedilebileceğinin va'dedilmiş olmasıdır…
İnsan bilerek ya da bilmeyerek günah işleyebilir… İşlenen günahlardan dolayı pişmanlık duymak… Ve Cenab-ı Allah'tan af dilemek… Bir daha günah işlememeye azmetmek kaydıyla… Allah-u Teâlâ işlenen günahları affedebilir
Vaazımızı Kur’an-ı Kerim’de… İsra Süresi’nde bulunan… Dünya ve ahretimizi huzura ve mutluluğa kavuşturacak olan… Tavsiyeler ile bitirelim… Cenab-ı Hakk bu Ayet-i Kerime’lerde bizlere şöyle buyuruyor…
لاَّ تَجْعَل مَعَ اللّهِ إِلَهًا آخَرَ
“Allah ile birlikte başka bir tanrı edinmeyin… Cenab-ı Allah’la birlikte başka bir İlâh kabul etme. İsra, 22”
أَلاَّ تَعْبُدُواْ إِلاَّ إِيَّاهُ
“Kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi emrediyor… Ondan başkasına kulluk etmeyin diyor… Hayatımızda sadece O’nun emrettiği gibi yaşamamızı istiyor…”
Kendisiyle ilgili emrinden hemen sonra… Anne-babaya iyi davranmamızı kesin bir ifadeyle emrediyor Allah
وَبِالْوَالِدَيْنِ إِحْسَانًا
“Anne-babaya ihsanda bulununuz diyor… Anne-babaya hizmet etmenin… Onlara hürmet etmenin Allah’ın huzurundaymış gibi kulluk etmek olduğunu bildiriyor…”
إِمَّا يَبْلُغَنَّ عِندَكَ الْكِبَرَ أَحَدُهُمَا أَوْ كِلاَهُمَا
“Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa… İhtiyarladıkları zaman…”
فَلاَ تَقُل لَّهُمَآ أُفٍّ
“akın onlara “öf!” bile deme… Bu ifadeyle onları azarlamayı… Onların kalbini kırmayı… Çok kesin bir emirle yasaklıyor Allah…”
وَلاَ تَنْهَرْهُمَا وَقُل لَّهُمَا قَوْلاً كَرِيمًا
“Onlarla konuşurken gönüllerini alarak konuşmayı emrediyor… Onları azarlamayın diyor… Konuştuğunuz şeyler onları üzmesin… Tam aksine… Söyledikleriniz onların hoşuna gitsin diyor…”
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ
“Bizleri dünyaya getirip büyüten anne-babalarımıza… Merhametli ve şefkatli olmamız emredilirken… Onlar için dua etmeyi.. Ve nasıl dua edeceğimizi de öğretiyor.”
وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
“Şöyle dua et onlar için… Rabbim, onlar artık ihtiyarladı… Şefkate ve merhamete muhtaç hale geldiler… Ben küçükken… Ben yardım ve merhamete muhtaçken… Onlar beni nasıl yetiştirmişlerse… Beni nasıl eğitip büyütmüşlerse… Bana nasıl merhamet etmişlerse… Sen de onlara karşı merhametli ol… Sen de onları bağışla ya Rabbi… İsra, 23-24”
وَآتِ ذَا الْقُرْبَى حَقَّهُ
“Akrabaya hakkını ver…”
وَالْمِسْكِينَ
“Miskinlere hakkını ver…”
وَابْنَ السَّبِيلِ
“Yolda kalmışlara da hakkını ver…”
وَلاَ تُبَذِّرْ تَبْذِيرًا
“Ve malını lüzumsuz yere saçıp savurma…”
Sahip olduğun her şeyi sana verenin Allah olduğunu bileceksin… Allah’ın bu dünyada bizi bunlarla imtihan ettiğini bileceksin… Saçıp savurmayacaksın… İsraf etmeyeceksin… Bunları kulluğun ve Allah’ın rızasının dışında kullanmayacaksın… Çünkü… İsra, 26
إِنَّ الْمُبَذِّرِينَ كَانُواْ إِخْوَانَ الشَّيَاطِينِ
“Eğer varlığınızı… Malınızı-mülkünüzü… Allah’ın gösterdiği bu yerlerde harcamazsanız… Eğer saçıp-savurur boş yerlerde harcarsanız… Şeytanla dost olmuş olursunuz…”
وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهِ كَفُورًا
“Oysa şeytan Allah’ın kendisine verdiği makamı… Allah’ın verdiği ilmi… O’nun yolunda kullanmayan… Allah’ın kendisine verdiği ilim ve makama güvenerek… İsyan eden bir nankördür. İsra, 27”
وَإِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ
“Allah’ın bu emrini yerine getirmek istiyorsun… Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsun… Ama buna gücün yetmiyor… O zaman…”
ابْتِغَاء رَحْمَةٍ مِّن رَّبِّكَ تَرْجُوهَا
“Eğer bir şeyler vermeye… Yardım etmeye… Gücün yetmiyorsa… Onların hepsine veremiyorsan… Ya da onların istedikleri kadar veremiyorsan… Yine Allah’ın rızasını kazanabilirsin… Ne yaparsan kazanabilirsin…”
فَقُل لَّهُمْ قَوْلاً مَّيْسُورًا
“Buna gücün yetmiyorsa… O zaman hiç olmazsa o veremediğin kimseleri azarlayıp tersleme… O zaman onların gönlünü alacaksın İsra, 28”
وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ
“Bakın bir ölçü daha koyuyor Allah… Cimri olmayacaksın diyor… Yani elin biraz cebine gidecek… Cömertliği öğreneceksin…”
وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ
“Ama cimri olmayacağım diye… Saçıp-savurmayacaksın aynı zamanda… Yani ne cimrilik edeceksin… Ne de saçıp savuracaksın…”
فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا
“Eğer böyle yaparsan fakir düşersin… Ondan sonra pişman olursun… Aç ve açıkta kalırsın… Kısaca ne cimri olun… Ne de müsrif olun diyor Allah… İsra,29”
إِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاء وَيَقْدِرُ
“Herkesin rızkını veren Allah’tır… Rızkı veren Allah istediğine bol bol verir… İstediğine de az az verir Ama herkese rızkını belli bir ölçüyle verir… Bunun kuralını koyan Allah’tır…”
إِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهِ خَبِيرًا بَصِيرًا
“Cenab-ı Allah herkesi görüyor… Herkesin durumunu biliyor… Kimin neye muhtaç olduğunu… Kime ne kadar vermesi gerektiğini… Kimin için azın hayırlı… Kimin için çoğun hayırlı olduğunu biliyor… İsra,30”
وَلاَ تَقْتُلُواْ أَوْلادَكُمْ خَشْيَةَ إِمْلاقٍ
“O halde öyle yoksulluk korkusuyla… Besleyememe korkusuyla falan çocuklarınızı öldürmeyin…”
نَّحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَإِيَّاكُم
“Onların rızkını veren de Allah… Bizim rızkımızı da veren Allah Sen ne yaparsan yap… Allah’ın sana nasip ettiğinden fazlasını kazanamazsın…”
إنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْءًا كَبِيرًا
“İşte bu düşünce ve endişelerle… Çocukları öldürmek çok büyük bir günahtır… Hatta çocukların daha anne karnındayken öldürülmesi de dâhildir buna… İsra,31”
وَلاَ تَقْرَبُواْ الزِّنَى إِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً
“Zinaya da yaklaşmayın… Çünkü zina büyük günahtır…”
وَسَاء سَبِيلاً
“Cenab-ı Hak burada zina etmek şöyle dursun… Zinaya yaklaşmayı bile yasaklıyor… Yani insanı zinaya götüren yollara bile girmeyin diyor… İsra,32”
وَلاَ تَقْ تُلُواْ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللّهُ
“Bu ayette Allah’ın hükümlerinden bir tanesi daha bildiriliyor Nedir o? Cenab-ı Allah’ın öldürülmesini yasakladığı hiçbir nefsi öldürmeyin… İsra,33”
Dikkat ediyor musunuz bilmiyorum… Müthiş bir sıralama var ayetlerde… Önce Allah’a iman ve kulluk… Sonra anne-babaya itaat ve hürmet… Sonra mal-mülk… Sonra çocuklar… Sonra zina… Daha sonra öldürme yasağı… Şimdi bu ayette ise yetimler…
وَلاَ تَقْرَبُواْ مَالَ الْيَتِيمِ
“Yetimin malına yaklaşmayı yasaklıyor Allah…”
إِلاَّ بِالَّتِي هِيَ أَحْسَنُ حَتَّى يَبْلُغَ أَشُدَّهُ
“Yetim buluğ çağına ulaşana kadar onun malına sadece güzellikle, iyi niyetle yaklaşabilirsiniz. Yetim faydasını zararını bilecek… Malına sahip olabilecek bir çağa ulaşıncaya kadar… Onun malıyla ilgilenme meselesi… Allah’ın ayetlerinde yerini almış burada… Ayet devam ediyor…”
وَأَوْفُواْ بِالْعَهْدِ
“Ahitlerinizi de yerine getirin diyor Hem Allah’a verdiğiniz sözleri… Hem de insanlara verdiğiniz sözleri tutun…”
إِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُولاً
“Çünkü Allah’a verdiğiniz ahitlerinizin de… İnsanlara verdiğiniz taahhütlerinizin de… Belli bir sorumluluğu vardır… Ağzınızdan çıkan her sözün bir bedeli vardır İsra,34”
وَأَوْفُوا الْكَيْلَ اإِذ كِلْتُمْ
“Verdiğiniz sözleri tuttuğunuz gibi… Ölçtüğünüz zaman da ölçüyü tam tutun… Doğru teraziyle tartın… Ölçüp biçmeniz… Tartıp takdir etmeniz… Allah’ın istediği gibi dosdoğru olsun… İsra,35”
وَلاَ تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌ
“Bilmediğin bir şeyin ardına düşme… Gözün… Kulağın ve kalbin… O körü körüne peşine düştüğün şeylerden sorumlu olacak… Her şeyin hesabını vereceksin… Diye devam ediyor ayet… İsra,36”
وَلاَ تَمْشِ فِي الأَرْضِ مَرَحًا
“Sen âciz bir kulsun… Onun için yeryüzünde öyle kendini bir şey zannederek… Sakın böbürlenerek… Kibirlenerek… Hava atarak yürümeyin… Ne yeri delebilirsin… Ne de dağları geçebilirsin… Dün doğduğun zaman hiçbir şeyin yoktu Yarın öldüğün zaman da hiçbir şeyin olmayacak.. Toprak olup gideceksin… Yok olup gideceksin… İsra,37”
Vel hasıl-ı kelam;
Mîraç; maddî ve manevî yükselişe bir örnektir… Miraç Kandili aydınlığını fırsat bilerek… Çeşitli sebeplerle lekelenen kalplerimizi… Önce tevbe ve istiğfar ile temizleyelim… Bundan sonraki hayatımızı İsra Suresi’nin bu ayetlerindeki hüküm ve emirler ışığında yaşama gayretinde olalım… Salı gün akşam idrak edeceğimiz bu Miraç Kandili böyle bir hayatın başlangıcı olsun inşallah…
Mi'rac Kandilini kutlu olsun… Hayırlara vesile olsun…
