Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İsrâ ve Miraç Kandili

İbrahim Bölükbaşı

İSRÂ VE MİRAÇ KANDİLİ


Kıymetli Mü’minler bugünkü sohbetimiz recep ayının 27.gecesi idrak edeceğimiz Miraç ve İsra mucizesi ile ilgili olacaktır. O mubarek gecede neler yaşandı bizlere Rabbimiz Peygamber efendimizle ne hediyeler gönderdi. Miracın önemini faziletini sizlere anlatacağım

İsra: Sözlükte gece yürüyüşü, geceleyin yaya veya binekli olarak yapılan yürüyüş anlamına gelir.

Dinen anlamı :Hz. Peygamber (s.a.s)'in gece Burak isimli bir binitle Mekke'den Kudüs'teki Beyt-i Makdis'e götürülmesi hadisesidir. (1235 km). bir aylık yürüyerek veya binitli olarak gidilen yolculuk..

Mirac: Arapça'da merdiven, yukarı çıkmak, yükselmek anlamlarına dile gelir.İslam'da Hz. Peygamber (s.a.s)' in göğe yükselerek Allah'ın huzuruna kabul edilmesi mucizesidir.

Kısacası Yeryüzünde Gece yapılan yolculuğa İsra ,Gökyüzünde yapılan yolculuğa ise Miraç denir.


MİRACI DURUM NEYDİ

**Yaklaşık 3 yıl süren müslümanlara zulüm işkence Müslümanları bir mahalleye kapatıp onları boykot etme ,aç susuz bırakma..

**41 yıl efendimizi koruyup kollayan 87 yaşındaki Amcası ve hamisi Ebu Talip'i ve 3 gün sonra 65 yaşında 25 yıllık hayat arkadaşı Hz. Hatice’nin vefatı,tarihte bu yıla hüzün yılı denmektedir.

**Taif’e gitmesi ve orada 10 gün kalıp ardından taşlanarak kovulması, Mekke'ye sığınması…

İslam da bu yıla “Hüzün Yılı” denilmiştir. Hüznün gönülleri kuşattığı bugünlerde Yüce Allah, habibi Hz. Muhammed (SAV)’i huzuruna kabul ederek İsra ve miraç ile şereflendirir. Allah Teala’nın sabır ve tahammülü dolayısıyla Rasul’ünü hem teselli etmek hem de ödüllendirmek için gerçekleştirdiği mucizevi olaydır.

isra ve miraç hadisesi :Efendimiz Mekke’de, halası Ümmü Hani’nin evinde iken veya Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Hz. Cebrail bazı meleklerle birlikte gelerek Efendimizin göğsünü açmışlar, kalbini zemzem ile yıkadıktan sonra hikmet ve iman nuru doldurmuşlardır.

1.(Ey Muhammed!) Senin göğsünü açıp genişletmedik mi?

2,3.Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı?

4.Senin şânını yükseltmedik mi?

5.Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

6.Gerçekten, güçlükle beraber bir kolaylık vardır.

7.Öyleyse, bir işi bitirince diğerine koyul.

8.Ancak Rabbine yönel ve yalvar.

MESCİD-İ AKSÂ:NIN ÖNEMİ NEDİR

*Yahudiler için Hz. Adem’in toprağının alındığı yer, Hz. Süleyman’ın Beytü’l Makdis’i inşa ettiği kutsal mekan. *Hıristiyanlar için Hz. Zekeriya’nın Yahya ile müjdelendiği, Hz. Meryem’in Ruhu’l Kudüs tarafından ziyaret edildiği, *Hz. İsa’nın Çarmıha gerilip semavata yükseldiği mekan.

*Müslümanlar için yeryüzünde kurulan ikinci mabed,ilk kıble, 3. kutsal şehir,

İSRA YOLCULUĞU KUR’ANI KERİMDE ŞÖYLE GEÇER:

سُبْحَانَ الذي اَسْراى بِعَبْدِهِ لَيْلاً مِنَ المَسْجِدِ الحَرامِ الى المَسْجِدِ الاَقْصاَ الذى باَرَكْناَ حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ آياَتِناَ اِنهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ

Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye (Muhammed) kulunu Mescid-i Harâm'dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah noksan sıfatlardan münezzehtir; O, gerçekten işitendir, görendir. (İsra17/1)

Mekke’deki Mescid-i Haram’a kervanla veya yaya yürüyüşü ile bir aylık mesafede bulunması yüzündendir. Peygamber Efendimiz zamanında bulunan mescitler arasında, 1235 km. mesafeyle Mekke’ye en uzak mescit olduğu için,

MESCID-I AKSA yani “EN UZAK MESCID” ismiyle meşhur olmuş, Daha sonra Cebrâil aleyhi's-selâm Peygamberimizi "Burak"a bindirerek birlikte Kudüs'teki Mescid-i Aksa'ya gelirler.

Manevî bir binit olan Burak'ı Peygamberimiz şöyle tarif ediyor: "Bu, merkepten büyük, katırdan küçük uzun ve beyaz bir hayvandı. Adımını gözünün görebildiği en son noktaya koyardı..

Mescidi aksaya kısa zamanda Cebrail ile birlikte varır orada Adem (as) dan Peygamber efendimize kadar tüm Peygamberlerin orada ruhaniyetleri hazır bulunuyordu.

Peygamberlere imam oluyor

Peygamberimiz burada 124 bin Peygamberlerin ruhlarına imam olarak) namaz kıldırır . Namazın ardından orada dua edilip ayrılır .Yer yüzündeki gece yolculuğu İsra bitmiş

Gökyüzünde yapacağı yolculuk yani Miraç başlar onun Göklerde yapacağı yolculuk için

Mi'rac merdiveni getirilir Mi'rac, asansör gibi yükseğe çıkaran manevî bir merdivendir .

Buna Cebrâil aleyhi's-selâm ile beraber binerler ve göklere çıkarlar.

.اَلَّذ۪ي خَلَقَ سَبْعَ سَمٰوَاتٍ طِبَاقاًۜ

“O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır.(mülk3)”

1. Kat sema: vardıklarında, Cebrâil aleyhi's-selâm: - Açınız, dedi. İçerden bir ses: - Kimsin? diye sordu.

- Ben Cebrâil'im. - Yanında kimse var mı? - Muhammed (s.a.v.) var. Muhammed gönderildi mi? (Peygamber olarak görevlendirildi mi) Evet, gönderildi. Kapı açıldı ve Peygamberimiz birinci semâya varmış oldu.

Orada, sağında ve solunda bir çok gölgeler olan bir adam gördü. Bu adam, sağına baktıkça gülümsüyor, soluna baktıkça da ağlıyordu. Peygamberimizi görünce: Merhaba sâlih Peygamber, hoş geldin, iyi oğul, dedi. Peygamberimiz Cebrâil aleyhi's-selama kim olduğunu sordu. Cebrâil aleyhi's-selam da

Hz.Adem olduğunu söyledi. Etrafındaki gölgeler de onun soyu idi. Sağındakiler cennetlik olanlar, solundakiler de cehenneme girecek olanlardı. Onun için Hz.Adem sağına baktıkça seviniyor, gülüyordu. Soluna baktıkça da üzülüyor ve ağlıyordu

2. Kat sema:Burada peygamberimiz (sav) Hz. Yahya (as) ve Hz. İsa (as) ile görüştü ve konuştu. Meleklerin hepsinin rükû vaziyetinde ibadet ve yüce Allah’ı tesbih ediyorlardı. Tesbihleri“Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanellahi’l-azîm” şeklindeydi.

3. Kat sema:Peygamberimiz (sav) oradan Cebrail (as) ile üçüncü kat semaya yükseldi. Orada

Yakup ve Yusuf (as) ile karşılaştı. Onlarla selamlaştı ve konuştu.

Sonra Davud ve Süleyman (as) ile de görüştü. Çünkü onlar da bu semada idiler. Baba - Oğul Peygamberler Olarak Bu Katta Kalıyorlardı.

4. Kat sema :Peygamberimiz (sav) oradan dördüncü kat semaya yükseldi. Burada İdris as) ile karşılaştı ve onunla konuştu..

5. Kat sema:Peygamberimiz (sav) burada da Hz. Harun (as) ile karşılaştı ve konuştu

6. Kat sema : Hz.Musa (as) burada bulunuyordu. Peygamberimiz (sav) onun ile görüştü, selamlaştı ve konuştu.

7. Kat sema:“Beyt-il Mamur” denilen meleklerin kıblesi burada bulunuyordu. Cebrail (as) peygamberimize (sav) burası hakkında bilgi verdi. “Bu beyti ziyaret için her gün 70.000 melek gelir. Bir daha kıyamete kadar kendisine ikinci kez sıra gelmez” buyurdu.

Peygamberimiz (sav) burada sırtını Beyt-i Mamura vermiş bir kürsü üzerinde oturan yaşlı ve heybetli bir zatı gördü. Cebrail (as) onu “Bu atan İbrahim’dir” (as) diye tanıttı. Peygamberimiz (sav) ona selam verdi ve onun ile konuştu.

İbrahim (as) peygamberimize (sav) tavsiyelerde bulundu. Son olarak da şöyle dedi:

“Ümmetine benden selam söyle. Onlara ‘Cennetin toprağı güzel, suyu tatlı, arzı da düz ve geniştir’ de. Oraya bol bol fidan dikmelerini söyle.”

Peygamberimiz (sav) sordu: “Cennete nasıl fidan dikilir?”İbrahim (as) buyurdu:

“Sübhanallahi ve’l-hamdü lillahi ve La ilahe İllaallahu vallahü ekber. Ve la havle ve la kuvvete illa billahi’l aliyyül azîm” zikrini ve tesbihini çok söylesinler. Cennetin fidanları bu kelimelerdir. Dünyada bunu söylerlerse, cennette de bunun meyvelerini yerler” dedi.peygam efendimiz oradan ayrılır.

Göklerin son durağı olan hiçbir mahlukatın geçemeyeceği son yere varır orası Sidretül müntehadır.

Peygamberimizin (sav) “Sidretü’l-Münteha” Makamına Yükselmesi ve “Rü’yetullah”a Mazhar Olması:

SÜLEYMAN ÇELEBİ MİRAÇ OLAYINI ŞÖYLE DİLE GETİRMİŞTİR: -

Söyleşürken Cebrâil ile kelâm Geldi Refref önüne verdi selâm Aldı ol şâh-ı cihânı ol zamân Sidre'den gitti ve götürdü hemân

Cibril sidre’tü-l münteha da kalıp Hz. Peygamber Refref adı verilen bir binekle yolculuğuna devam etti. Zaman ve mekandan münezzeh Allah’ın huzuruna kabul edildi.

Allah Teala bana: Konuş ya Muhammed! Buyurdu. Ben hayretten dona kaldım. Sonra Allah benim kalbime ilham etti. Bende:

“Bü Bütün tazim ve dualar, Dil, beden ve mal ile yapılan bütün ibadetler Allah'adır” dedim.

Bunun üzerine Allah:

“Ey Peygamber ! Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi senin üzerine olsun” buyurdu.

Bende mukabele olarak:

Selam, bizlere ve Allah’ın bütün iyi kulları üzerine olsun” dedim.

-Bu manzarayı duyan cibril:

“Şahitlik ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve yine şahitlik ederim ki; Muhammed O'nun kulu ve peygamberidir” diyerek şehadette bulundu.

işte namazlarda oturuş anında okuduğumuz, diz çöküp kemal-i edeple huzura yöneldiğimizde arzettiğimiz tahiyyat duası bu şuur ile yerine getirilmelidir.

Allah, kuluna vahyini iletti.Necm10

1.Rabbimiz bizzat yüz yüze arada Cebrail(as) olmadan Peygamberimize Beş Vakit Namazı farz kıldı

Yüce Allah şöyle buyurdu: ‘Senin ümmetine beş vakit namazı farz kıldım ve onları, vaktinde ve hakkını vererek kılanları cennete koyacağımı kendi katımda vaad ettim. Namazları düzenli kılmayanlar için ise katımda böyle bir vaad yoktur.(Ebû Dâvûd, Salât,9)

5 vakit namaz özel bir şekilde farz kılınmıştır. Halbuki Oruç, Zekat Cibril vasıtasıyla yer yüzünde iken farz kılınmıştır. Allah peygamberini özel olarak huzuruna çağırıp NAMAZI bizzat bire-bir tevdi etmiştir

َلصَّلَوةُ مِعْراَجُ الْمُؤْمِنِينَ“

“Namaz Müminin Miracıdır” demiştir. 5 vakit namazını hakkıyla kılan günde 5 defa miracı yaşamaktadır.”

2. Bakara Suresinin son 2 ayeti Nazil oldu

اٰمَنَ الرَّسُولُ بِمَا اُنْزِلَ اِلَيْهِ مِنْ رَبِّه وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَمَلٰئِكَتِه وَكُتُبِه وَرُسُلِه

لَا نُفَرِّقُ بَيْنَ اَحَدٍ مِنْ رُسُلِه وَقَالُوا سَمِعْنَا وَاَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَاِلَيْكَ الْمَصيرُ

Peygamber, Rabbi tarafından kendisine indirilene iman etti, müminler de (iman ettiler). Her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine iman ettiler. «Allah'ın peygamberlerinden hiçbiri arasında ayırım yapmayız. İşittik, itaat ettik. Ey Rabbimiz, affına sığındık dönüş sanadır dediler

لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ .رَبَّنَا لَا تُؤٰاخِذْنَا اِنْ نَسينَا اَوْ اَخْطَاْنَا

رَبَّنَا وَلَا تَحْمِلْ عَلَيْنَا اِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذينَ مِنْ قَبْلِنَا رَبَّنَا .وَلَا تُحَمِّلْنَا مَا لَا طَاقَةَ لَنَا بِه وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا اَنْتَ مَوْلٰینَا فَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرينَ

Allah her şahsı, ancak gücünün yettiği ölçüde sorumlu kılar. Herkesin kazandığı (hayır) kendine, yapacağı (şer) de kendinedir. Rabbimiz! Unutursak veya hataya düşersek bizi sorumlu tutma.

Ey Rabbimiz! Bizden öncekilere yüklediğin gibi bize de ağır bir yük yükleme.

Ey Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmediği işler de yükleme! Bizi affet! Bizi bağışla! Bize acı! Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!

3. Şirk Koşmayanların dışında herkesin Affedileceğinin Müjdesi veridi

اِنَّ اللّٰهَ لَا يَغْفِرُ اَنْ يُشْرَكَ بِه۪ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذٰلِكَ لِمَنْ يَشَٓاءُۜ وَمَنْ يُشْرِكْ بِاللّٰهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلَالاً بَع۪يداً

Allah, kendisine ortak koşulmasını bağışlamaz, bundan başka her şeyi dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan da uzak bir sapıklığa düşmüştür.

Peygamberimiz’e (as)Allah vahyedeceğini vahyettikten sonra, Peygamberimiz (as), Cebrail (as) tarafından cennete götürülür ve gezdirilir.

Cennetin eni, göklerle (altlarındaki) yer kadar olup.Peygamberimiz (asm) orada:İnciden, yakuttan,köşklerin sarayların olduğunu ,ve cennetin toprağının da, misk gibi kokar bir halde olduğunu görür..ayrıca Peygamberimiz (as), cennette; iki yanında içi boş inciden yapılmış kubbeler (kubbeli evler) cennetin ortasında dizili bir ırmak da görür içindeki çakılların inci taşlar gibi suyunun insanı mutlu eder derecesinde akıp gittiğini görür. Sorar Efendimiz:Ey Cebrail! Nedir bu?diye sorar Cebrail (as):Bu, sana Yüce Allah'ın vermiş olduğu Kevser ırmağıdır!"der. Kevser ırmağının suyu da, baldan daha tatlı rengi ise sütten daha ak idi.

Cennet yolculuğu bitince oradan ayrılıp bu sefer de Cehenneme gidilir .Cehennem çok dehşet verici bir yerdir. Oraya vardıklarında Cehennemin ateşinin öfkeden çatladığını görür ve korkar..nitekim bu kuranı kerimde şöyle geçer.

Peyğamberimiz’e (sav) Cehennemin Gösterilişi

تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ الْغَيْظِۜ كُلَّمَٓا اُلْقِيَ ف۪يهَا فَوْجٌ سَاَلَهُمْ خَزَنَتُهَٓا اَلَمْ يَأْتِكُمْ نَذ۪يرٌ

Neredeyse öfkesinden çatlayacak gibi olur. Oraya her grup atıldığında, onun bekçileri onlara: "Size uyarıcı gelmedi mi?" diye sorar mülk 8

قَالُوا بَلٰى قَدْ جَٓاءَنَا نَذ۪يرٌ فَكَذَّبْنَا وَقُلْنَا مَا نَزَّلَ اللّٰهُ مِنْ شَيْءٍۚ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا ف۪ي ضَلَالٍ كَب۪يرٍ

Onlar, "Evet, bize uyarıcı geldi, fakat biz onu yalanladık. Allah, hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapkınlık içindesiniz." dedik mülk.9

وَقَالُوا لَوْ كُنَّا نَسْمَعُ اَوْ نَعْقِلُ مَا كُنَّا ف۪ٓي اَصْحَابِ السَّع۪يرِ

“"Eğer dinlemiş veya düşünmüş olsaydık, şimdi alevli ateşin halkı içinde olmazdık." dediler mülk 10”

فَاعْتَرَفُوا بِذَنْبِهِمْۚ فَسُحْقاً لِاَصْحَابِ السَّع۪يرِ

“Böylece suçlarını itiraf ettiler. Rahmetten uzak olsun Cehennemlikler. Mülk 11”

CEHENNEMDE PEYGAMBERİMİZ AZAP GÖREN BİR TOPLUMU GÖRÜR:

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ:

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ : «لَمَّا عُرِجَ بِي، مَرَرْتُ بِقَوْمٍ لَهُمْ أَظْفَارٌ مِنْ نُحَاسٍ، يَخْمِشُونَ وُجُوهَهُمْ وَصُدُورَهُمْ، فَقُلْتُ: مَنْ هَؤُلَاءِ يَا جِبْرِيلُ؟

قَالَ: هَؤُلَاءِ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ لُحُومَ النَّاسِ، وَيَقَعُونَ فِي أَعْرَاضِهِمْ»

“Miraç’a çıkarıldığım gece, yüzlerini ve göğüslerini bakırdan tırnaklarla parçalayan bir topluluğa rastladım.‘Bunlar kimdir ey Cebrâil?’ dedim.‘Bunlar insanların etini yiyenler, onların şeref ve haysiyetine dil uzatanlardır (gıybet edenlerdir)’ dedi.” Faiz Yiyenler – Kan Nehrinde Yüzenler

قَالَ النَّبِيُّ : عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ:

«رَأَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي رَجُلًا يَسْبَحُ فِي نَهْرٍ مِنْ دَمٍ، وَعَلَى شَطِّ النَّهْرِ رَجُلٌ قَدْ جَمَعَ عِنْدَهُ حِجَارَةً، فَكُلَّمَا أَرَادَ أَنْ يَخْرُجَ رَمَاهُ فِي فِيهِ بِحَجَرٍ فَرَدَّهُ حَيْثُ كَانَ، فَقُلْتُ: مَا هَذَا؟ قَالَ: الَّذِي رَأَيْتَهُ فِي النَّهْرِ آكِلُ الرِّبَا»

“İsrâ gecesinde, kan dolu bir nehirde yüzen bir adam gördüm. Nehrin kenarında bir başka adam vardı; yanında taşlar bulunuyordu.

Nehirdeki adam çıkmak istedikçe, kenardaki adam ağzına taş atıyor, onu tekrar nehre döndürüyordu.‘Bu kimdir?’ dedim.‘Bu, faiz yiyendir’ denildi.”

3. Zina Edenler – Ateşle Kaynayan Fırın

عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ:

«فَانْطَلَقْنَا حَتَّى أَتَيْنَا عَلَى تَنُّورٍ، فَإِذَا فِيهِ لَغَطٌ وَأَصْوَاتٌ، فَاطَّلَعْتُ فِيهِ، فَإِذَا فِيهِ رِجَالٌ وَنِسَاءٌ عُرَاةٌ، وَإِذَا هُمْ يَأْتِيهِمْ لَهَبٌ مِنْ أَسْفَلَ مِنْهُمْ، فَإِذَا أَتَاهُمْ ذَلِكَ اللَّهَبُ ضَوْضَوْاقَالَ: قُلْتُ: مَنْ هَؤُلَاءِ؟ » قَالَ: «هَؤُلَاءِ الزُّنَاةُ وَالزَّانِيَاتُ»

“Sonra bir fırına geldik. İçinden çığlıklar ve uğultular geliyordu.İçine baktım; çıplak erkekler ve kadınlar vardı. Altlarından bir alev yükseliyor, alev onlara ulaşınca acıyla feryat ediyorlardı.‘Bunlar kimdir?’ dedim.‘Bunlar zina eden erkekler ve kadınlardır’ denildi.”

***Başka bir bivayette bir kavim var ki önlerine en güzelinden kebaplar var, etraflarında da leşler, onlar o güzel etleri bırakıp bu leşleri yemeğe başladılar, -Bunlar kim? Ya Cebrail, dedim, bunlar zinakârlar dedi. Allah'ın helâl kıldığı evliliğibırakırlar da haram kıldığı zinaya gidenlerdir.

Mirac gecesinde ateşten makasla kendi dudaklarını kesenleri görüp, kim olduklarını sordum. "İlmi ile amel etmeyen din adamlarıdır" dendi. [Buhari, Müslim]

4. Yetim Malı Yiyenler – Ağızlarında Ateş

«رَأَيْتُ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي قَوْمًا لَهُمْ مَشَافِرُ كَمَشَافِرِ الْإِبِلِ، يُلْقَمُونَ فِي أَفْوَاهِهِمُ الْجَمْرَ، فَيَخْرُجُ مِنْ أَدْبَارِهِمْ»قُلْتُ: مَنْ هَؤُلَاءِ يَا جِبْرِيلُ؟

قَالَ: «هَؤُلَاءِ الَّذِينَ يَأْكُلُونَ أَمْوَالَ الْيَتَامَى ظُلْمًا»

“Miraç gecesi, develerin dudakları gibi dudakları olan bir topluluk gördüm.Ağızlarına ateş korları atılıyor, bu ateş arkalarından çıkıyordu.‘Bunlar kimdir ey Cebrâil?’ dedim.‘Bunlar yetimlerin mallarını haksız yere yiyenlerdir’ dedi.”

.اِنَّ الَّذ۪ينَ يَأْكُلُونَ اَمْوَالَ الْيَتَامٰى ظُلْمًا اِنَّمَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ نَارًاۜ وَسَيَصْلَوْنَ سَع۪يرًا۟

Yetimlerin mallarını haksız yere yiyenler, muhakkak ki karınlarını ateşle doldurmuş olurlar ve cehennemi boylarlar. Nisa 10

5. Namazı Terk Edenler – Başları Taşla Ezilenler

«فَأَتَيْنَا عَلَى قَوْمٍ تُرْضَخُ رُءُوسُهُمْ بِالصَّخْرِ، كُلَّمَا رُضِخَتْ عَادَتْ كَمَا كَانَتْ، فَقُلْتُ: مَا هَؤُلَاءِ؟“

قَالَ: هَؤُلَاءِ الَّذِينَ كَانَتْ تَثْقُلُ رُءُوسُهُمْ عَنِ الصَّلَاةِ

Bir topluluğa rastladık: Başları taşlarla eziliyor, her ezilişten sonra eski hâline dönüyordu.‘Bunlar kimdir?’ dedim.‘Bunlar namaza karşı ağır davranan, namazı terk edenlerdir’ denildi.

Peygamber efendimizin İsra ve Miraç yolculuğu tamamlanır ve (Refref ;Mirac ;ve Burak adındaki binitleriyle evine döner.

Başından geçen bu kutsal yolculuğunu Resûlullah Efendimiz sabah olunca, Kâbe yanına gidip mirâcını anlattı. Bunu İşiten kâfirler alay etti. Müslüman olmaya niyyeti olanlar da vazgeçti Kâfirlerden birkaçı hemen Hazreti Ebû Bekir'in evine geldi. Çünkü, onun akıllı, tecrübeli, hesaplı bir tüccâr olduğunu biliyorlardı. Dediler ki:-Ey Ebâ Bekir! Sen çok defa Kudüs'e gittin geldin. İyi bilirsin. Mekke'den Kudüs'e gidip gelmek, ne kadar zaman sürer? -İyi biliyorum. Bir aydan fazla. Kâfirler bu söze sevindi. "Akıllı, tecrübeli adamın sözü böyle olur" dediler. Gülerek, alay ederek ve HazretiEbû Bekir'in de kendi kafalarında olduğuna sevinerek; -Senin efendin, Kudüs'e bir gecede gidip geldiğini söylüyor. Artık iyice sapıttı! Dediler. Hazreti Ebû Bekir, Resûlullahın mübarek adını işitince, hiç tereddüt etmeden; -Eğer O söyledi ise, inandım. Bir ânda gidip gelmiştir!dedi Kâfirler neye uğradıklarını anlayamadı. Önlerine bakıp gidiyor; "Vay canına, Muhammed ne yaman büyücü imiş. Ebû Bekir'e sihir yapmış" diyorlardı Hazreti Ebû Bekir hemen giyinip, Resûlullahın yanına geldi. Büyük kalabalık arasında, yüksek sesle şöyle dedi:-Yâ Resûlallah! Mirâcınız mübârek olsun! Resûlullah, o gün Hazreti Ebû Bekir'e"Sıddîk dedi. Bu adı almakla, bir kat daha derecesi yükselmişti Neden ? Gaybı tasdik ettiği için

GECEYİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ.

1- DUA EDELİM : Kendimize, ailemize, çocuklarımıza, milletimize, Mü’minlere dua edelim. Ana-baba duası alalım.

2- TEVBE EDELİM : Büyük küçük bütün günahlarımızın bağışlanması için tevbe edelim.

3- KUR’AN OKUYALIM : Kendimiz ve mevtalarımızın ruhu için Kur’an ve meali okuyalım.

4- NAMAZ KILALIM : Kaza veya nafile namaz kılalım.

5- TESBİH ÇEKELİM : Zikir kelimelerini söyleyelim.

6- SELAT GETİRELİM : Peygamberimize salavat getirelim.

7- ZİYARET YAPALIM : Dost, yakın ve komşularımıza tebrik ziyareti yapalım. Şehit ailelerini ve hastaları ziyaret edelim.

8- İKRAM-YARDIM YAPALIM: Yoksul, yetim ve öğrencilere maddi yardım yapalım. Çocukları sevindirelim.

9- TEBRİKLEŞELİM : Birbirimizin kandilini tebrik edelim. Dargınları barıştıralım.

10- MUHASEBE YAPALIM: Ömrümüzün muhasebesini yapalım. Bundan sonra iyi bir Mü’min olmaya, düzenli namaz kılmaya, günahlardan sakınmaya Rabbimize söz verelim.

SON OLARAK

MİRAÇ KANDİLİNİZİ TEBRİK EDİYOR, BU KUTLU GECEDE YÜCE RABBİMİZE AÇILAN ELLERİNİZİN VE YAKARAN DİLLERİNİZİN, BAŞTA İSRÂ VE MİRACIN CEREYAN ETTİĞİ KUTSAL TOPRAKLAR OLMAK ÜZERE BÜTÜN İSLÂM ÂLEMİNİN BİRLİK VE BERABERLİĞİNE;

İNSANLIĞIN HİDAYETİNE; ADALET, HUZUR VE BARIŞIN TEMİNİNE VESİLE OLMASINI CENAB-I HAK’TAN NİYAZ EDİYORUM. MİRAC KANDİLİMİZ MUBAREK OLSUN


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

DİN HİZMETLERİ UZMANI