Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

İstiaze Nedir? Allah'a Sığınmanın Önemi

MEHMET ERÇELİK

İSTİAZE

ALLAH’A SIĞINMAYANIN SIĞINAĞI CEHENNEMDİR!

SAHTE İLAHLARIN İHANETİ: TEK SIĞINAK ALLAH!

İSTİAZE: YA ALLAH’A KAÇARSIN YA DA ŞEYTANA YEM OLURSUN!

EY GAFİL! KENDİNİ BİLE KORUYAMAYAN ACİZLERE Mİ TAPARSIN?

ŞAH DAMARINDAN YAKIN OLAN RABBİNİ TERK ETMEK AKIL KÂRI MIDIR?

AKLINI İDRAK ET: ALLAH’TAN BAŞKA LİMAN, ÖLÜM TUZAĞIDIR!

ALLAH’A SIĞINMAK HÜRRİYET, MAHLUKA SIĞINMAK ESARETTİR!

SAHTE HEYKELLER, RUHSUZ BEDENLER: SENİ MAZARDAN KİM ÇIKARACAK?

ŞEYTANIN OKLARI KALBİNE SAPLANMADAN 'EÛZÜ' ZIRHINI KUŞAN!"

"BAŞKA KAPI YOK! BAŞKA SIĞINAK YOK! BAŞKA KURTULUŞ YOK!

اعوذ بالله من الشيطان الرجيم

بسم الله الرحمن الرحيم

الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي بِيَدِهِ مَفَاتِيحُ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ، الَّذِي هُوَ أَقْرَبُ إِلَيْنَا مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ، يَسْمَعُ كُلَّ صَوْتٍ وَيَعْلَمُ كُلَّ نِدَاءٍ خَفِيٍّ، مَالِكِ الْمُلْكِ، لَا يُرَدُّ مَنْ لَجَأَ إِلَيْهِ، وَلَا يُضَيِّعُ مَنْ أَتَى بَابَهُ.

وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ﷺ، الَّذِي عَلَّمَ الْبَشَرِيَّةَ الِاسْتِعَاذَةَ بِحَالِهِ قَبْلَ قَوْلِهِ، وَبَيَّنَ أَنَّ اللُّجُوءَ إِلَى اللَّهِ لَيْسَ كَلِمَةً فَقَطْ بَلْ هُوَ مَوْقِفٌ وَحَيَاةٌ، الَّذِي كَانَ يَقُولُ: «أُمَّتِي أُمَّتِي»، وَيَلْجَأُ إِلَى رَبِّهِ دَائِمًا لِصَلَاحِهَا، وَعَلَى آلِهِ الطَّاهِرِينَ، وَأَصْحَابِهِ الْكِرَامِ الَّذِينَ رَأَوُا اللُّجُوءَ إِلَى غَيْرِ اللَّهِ ذُلًّا، فَتَمَسَّكُوا بِاللّٰهِ وَاعْتَصَمُوا بِهِ.

Hamd; yerin ve göğün anahtarlarını elinde tutan, bizlere şah damarımızdan daha yakın olan, her sesi işiten ve her gizli yakarışı bilen, mülkün tek sahibi Yüce Allah’a mahsustur. O ki kendisine sığınanı geri çevirmez, kapısına geleni sahipsiz bırakmaz.

Salât ve selâm; sığınmayı sadece sözle değil hayatıyla öğreten, Allah’a yönelişin bir duruş ve bir hayat olduğunu gösteren, “Ümmetim, ümmetim!” diyerek daima ümmetinin selameti için Rabbine yönelen Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v), O’nun tertemiz ehli beytine ve Allah’tan başkasına sığınmayı zillet sayan sahabe-i kiramın üzerine olsun.

AZİZ MÜMİNLER, DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!!

Bir düşünelim... Seni her yerde duyan, seni her an muhafaza eden, sana senden daha yakın olan ve kudreti her şeyi kuşatan bir Rabbin varken; O’nu bırakıp da fani olana, aciz olana, daha kendisini bile korumaktan aciz mahlukatlara el açmak, onlardan medet ummak akıl kârı mıdır?

Gel! Her nefeste ‘Eûzü’ ile başla, her işte Allah’a sığın!” Unutma ki; “Kalbini temizle, zihnini koru, ruhunu Allah’a emanet et!” Çünkü bu hayat yolculuğunda her köşe başında bir pusu, her adımda bir vesvese vardır. Bu fırtınalı denizde seni sağ salim limana ulaştıracak tek bir gerçek vardır: “Unutma! Sığınılacak tek kapı Allah’tır!” O kapıdan başka her kapı yüzüne kapanır, O sığınaktan başka her yer seni korumasız bırakır.

Ey nefsine uymuş olan bedbaht! Daha zamanın varken, güneş henüz batıdan doğmamışken uyan! Aklını başına al, kalbindeki sahte ilahları kır ve sadece mutlak güç sahibi olan Allah’a iltica et. Zira Allah’a sığınan izzet bulur, mahluka sığınan zillet içinde boğulur.

Taştan yontulmuş heykellere, ruhsuz putlara, nefislerinin pençesinde kıvranan fani şahsiyetlere bel bağlamak, insan onurunu yerle bir etmek değil de nedir? Allah’ın insana lütfettiği en büyük nimet, hiç şüphesiz ki akıldır. Akıl, hakikati batıldan, ebediyi faniden ayırmak için verilmiş bir terazidir.

Öyleyse ey insan! Verilen bu muazzam nimeti kullan, idrak et ve uyan! Kendi acziyetini gör ve sadece Mutlak Güç sahibi olan Allah’a sığın. Zira O’ndan başka her sığınak örümcek ağı kadar zayıf, O’ndan başka her liman fırtınada batmaya mahkûmdur.

Gel, şimdi hep beraber ayetlere ve hadislere kulak verelim... Rabbimizin vahyine ram olalım, Resulullah’ın (S.a.v) nebevi soluğuyla dirilelim. Bu sözleri sadece kulaklarımızla değil, kalbimizin derinlikleriyle işitelim. Kur’an’ın ve sünnetin süzgecinden geçen bu hakikatlerden ibret alalım ve hayatımızın her anını Allah’ın koruması altında yeniden inşa etmek için derin derin tefekkür edelim.

Unutma ki; Allah’a sığınan izzet bulur, başkasına el açan ise zilletten kurtulamaz.

İSTİAZE: MANEVİ ZIRH – ALLAH'A SIĞINMA

GİRİŞ: KİMİN KAPISINDASIN? ALLAH'A KAÇMAYANIN GİDECEK YERİ YOKTUR

1. DELİL

— AYET —

فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

"Kur'an okuduğun zaman, o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın." (Nahl, 98)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nahl Suresi, 98. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِنِّي لَأَعْلَمُ كَلِمَةً لَوْ قَالَهَا لَذَهَبَ عَنْهُ مَا يَجِدُ: أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ"

"Ben bir söz biliyorum ki, eğer şu (öfkeli) adam onu söylese üzerindeki bu hal gider: Kovulmuş şeytandan Allah'a sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Edeb 76; Tirmizî, Tefsir 7

Nüzul Sebebi: Kur'an'ın nuruyla buluşmak isteyen müminin kalbine şeytanın vesvese atarak onu anlamdan uzaklaştırmasını önlemek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Namazdan ve kıraatten önce "Eûzü" çekmek, gönül evini misafire hazırlamaktır. Ev sahibi Allah'tadır; şeytan ise o eve pislik atmak isteyen bir müdahildir. Okumaya sığınarak başlamak, "Ya Rabbi, Senin kelamını Senin korumanla okuyorum" demektir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), iki kişi birbiriyle kavga edip birinin öfkeden yüzü kızardığında bu hadisi zikrederek ona "sığınma" kalesini göstermiştir.

Kıssadan Hisse: Öfke insanın zihnini bulandırdığında, Allah'a sığınmak kalbi ferahlatır. Bir kavganın ortasında bile "Eûzü" diyebilen, şeytanın vesvesesini yenmiştir.

2. DELİL

— AYET —

قَالَا رَبَّنَا ظَلَمْنَا أَنْفُسَنَا وَإِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَنَا وَتَرْحَمْنَا لَنَكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِرِينَ

"(Âdem ve Havva) dediler ki: Rabbimiz! Biz kendimize zulmettik. Eğer bizi bağışlamaz ve bize acımazsan, mutlaka hüsrana uğrayanlardan oluruz." (A'râf, 23)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, A'râf Suresi, 23. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ"

"Allah'ım! Mesih Deccal'in fitnesinden sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Mesâcid 128; Buhârî, Fiten 111

Nüzul Sebebi: Hazreti Âdem'in yasak meyveyi yedikten sonra duyduğu büyük pişmanlık ve sığınacak başka hiçbir kapı olmadığını ikrar etmesi üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: En büyük sığınış, hatayı itiraf edip rahmete kaçmaktır. Deccal fitnesi ise dışarıdaki en büyük sapmadır. Mümin hem kendi nefsinin hüsranından hem de dışarıdaki küresel sapkınlıktan Allah'ın korumasına iltica eder.

Sahabe Kıssası: Hazreti Âdem bu dua ile yeryüzünde tövbenin öncüsü olmuş, ümmete "hüsrandan kaçış" yolunu açmıştır.

Kıssadan Hisse: Tövbe, kulun Allah'a en yakın olduğu andır. Hatasını itiraf edebilen, rahmete kapı açmış demektir.

3. DELİL

— AYET —

قَالَ رَبِّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أَسْأَلَكَ مَا لَيْسَ لِي بِهِ عِلْمٌ

"(Nuh) dedi ki: Rabbim! Hakkında bilgim olmayan şeyi Senden istemekten Sana sığınırım." (Hûd, 47)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Hûd Suresi, 47. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ"

"Allah'ım! Fayda vermeyen ilimden ve huşu duymayan kalpten Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 73; Tirmizî, Deavât 124

Nüzul Sebebi: Hazreti Nuh'un tufanda boğulan oğlu için beşeri bir şefkatle dua etmesi üzerine, Allah'ın muradına ters bir talepte bulunmaktan korkarak yaptığı sığınış üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Cahilce dua etmekten bile sığınmak gerekir. Bilgi eğer insanı Allah'a yaklaştırmıyorsa, o bilgi sadece bir yüktür. Faydalı ilim ise "sığındırır".

Sahabe Kıssası: Hazreti Nuh, bir peygamber olmasına rağmen en ufak bir zelle ihtimalinde derhal "Eûzü" zırhına bürünmüştür.

Kıssadan Hisse: İlim, eğer insanı alçaltmıyorsa o ilim yoktur. Faydalı ilim, kulun Allah'a yaklaştırır.

4. DELİL

— AYET —

قَالَ مَعَاذَ اللَّهِ إِنَّهُ رَبِّي أَحْسَنَ مَثْوَايَ

"(Yusuf) dedi ki: Allah'a sığınırım! Şüphesiz O (kocan), benim efendimdir, bana güzel baktı." (Yûsuf, 23)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Yûsuf Suresi, 23. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفَقْرِ وَالْقِلَّةِ وَالذِّلَّةِ"

"Allah'ım! Fakirlikten, (iman ve hayırda) azlıktan ve zilletten Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Nesâî, İstiâze 14; İbn Mâce, Duâ 58

Nüzul Sebebi: Züleyha'nın Hazreti Yusuf'u harama davet etmesi ve tüm kapıları kilitlemesi üzerine, Hazreti Yusuf'un iffetini korumak için Allah'a iltica etmesi üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Meâzallâh!" sözü, harama giden tüm kapıları iman gücüyle kırmaktır. Zillet, sadece maddi fakirlik değildir; asıl zillet, günahın karşısında eğilmektir. Mümin, haramın şatafatından Allah'ın izzetine sığınır.

Sahabe Kıssası: Hazreti Yusuf, zindanları saraylardaki harama tercih ederek istiazenin fiili destanını yazmıştır.

Kıssadan Hisse: İffet, sadece bedeni korumak değil, kalbi harama karşı dirençli kılmaktır. Yusuf gibi sığınan, şeytanın en büyük tuzağını bozar.

5. DELİL

— AYET —

قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ

"(Musa) dedi ki: Cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım." (Bakara, 67)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Bakara Suresi, 67. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُوعِ، فَإِنَّهُ بِئْسَ الضَّجِيعُ"

"Allah'ım! Açlıktan Sana sığınırım; çünkü o ne kötü bir arkadaştır."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Salât 367; Beyhakî, Şu'ab 8952

Nüzul Sebebi: Yahudilerin bir ineği kesme emri karşısında alaycı tavırlar sergilemesi üzerine, Hazreti Musa'nın vakarını korumak için yaptığı sığınış üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Cehalet, Allah'ın emirleriyle alay etmektir. Açlık ise insanı iradesiz bırakabilir. Mümin hem zihni cehaletten hem de iradeyi kıran bedeni zaaflardan Allah'ın kudretine sığınır.

Sahabe Kıssası: Hazreti Musa, kavminin tüm provokasyonlarına rağmen "Eûzü" diyerek peygamberlik vakarını muhafaza etmiştir.

Kıssadan Hisse: Cehaletle alay etmek yerine, Allah'a sığınmak gereklidir. Musa gibi duran, kavminin provokasyonlarına rağmen dik duruşunu korur.

6. DELİL

— AYET —

قَالَتْ إِنِّي أَعُوذُ بِالرَّحْمَنِ مِنْكَ إِنْ كُنْتَ تَقِيًّا

"(Meryem) dedi ki: Eğer Allah'tan korkan biriysen, Senden Rahmân'a sığınırım!" (Meryem, 18)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Meryem Suresi, 18. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْبُخْلِ، وَأَعُوذُ بِكَ مِنَ الْجُبْنِ"

"Allah'ım! Cimrilikten Sana sığınırım, korkaklıktan da Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Cihâd 25; Müslim, İmâre 154

Nüzul Sebebi: Hazreti Meryem (Radıyallahu Anhâ) yalnızken bir melek insan suretinde göründüğünde, iffetini korumak adına sarsılmaz bir imanla "Rahmân" ismine iltica etmesi üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: En zayıf anında "Rahmân"a sığınmak, dünyanın en büyük gücünü yanına almaktır. Cimrilik malın, korkaklık ruhun hapsidir. Mümin bu hapishanelerden ancak Allah'a sığınarak çıkar.

Sahabe Kıssası: Hazreti Meryem'in bu sığınışı, onun iffetinin kıyamete kadar Kur'an'da mühürlenmesine vesile olmuştur.

Kıssadan Hisse: En zayıf anında "Rahmân" ismine tutunmak, en büyük güçtür. Meryem gibi iffetini koruyan, Allah'ın korumasına erer.

7. DELİL

— AYET —

وَإِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمْ أَنْ تَرْجُمُونِ

"Beni taşlamanızdan, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan (Allah'a) sığındım." (Duhan, 20)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Duhan Suresi, 20. ayet

— HADİS —

اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ زَوَالِ نِعْمَتِكَ

وَتَحَوُّلِ عَافِيَتِكَ

وَفُجَاءَةِ نِقْمَتِكَ

وَجَمِيعِ سَخَطِكَ

Meali:

Allah’ım! Nimetinin yok olup gitmesinden,

Verdiğin afiyetin (sağlığın/huzurun) değişip bozulmasından,

Ansızın gelecek cezandan (azabından),

Ve Senin gazabına sebep olacak her şeyden Sana sığınırım.

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 96; Tirmizî, Deavât 120

Nüzul Sebebi: Hazreti Lût'un, kavminin onu taşlayarak öldürme tehditleri karşısında, korkusuzca sadece Allah'ın korumasına güvenmesi üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Zalimin taşı bedeni öldürür ama nankörlük ruhu öldürür. Elimizdeki nimetlerin ve afiyetin kıymetini bilip, onları kaybetmekten yine Nimetin Sahibi'ne sığınmalıyız. İstiaze, bir şükür duruşudur.

Sahabe Kıssası: Mekke'de taşlanan sahabiler, bu ayetin ruhuyla dimdik ayakta kalmışlardır.

Kıssadan Hisse: Nimetin kıymetini bilen, onu kaybetmekten Allah'a sığınır. Lût gibi dimdik duran, zalimin taşına rağmen ayakta kalır.

8. DELİL

— AYET —

وَقَالَ مُوسَى إِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمْ مِنْ كُلِّ مُتَكَبِّرٍ لَا يُؤْمِنُ بِيَوْمِ الْحِسَابِ

"Musa dedi ki: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirliden, benim de Rabbim sizin de Rabbiniz olan (Allah'a) sığındım." (Gâfir, 27)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Gâfir Suresi, 27. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّةِ مِنْ كُلِّ شَيْطَانٍ وَهَامَّةٍ وَمِنْ كُلِّ عَيْنٍ لَامَّةٍ"

"Her türlü şeytandan, zararlı hayvanlardan ve kem gözlerden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Enbiyâ 10; Tirmizî, Tefsir 36

Nüzul Sebebi: Firavun'un "Musa'yı öldüreyim" diyerek kibrini kustuğu anda, Hazreti Musa'nın sarsılmaz bir teslimiyetle tek otoriteyi tanıması üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kibirlinin şerrinden sığınmak, onun sahte gücünü reddetmektir. Göz (nazar) haktır, kem gözler insanın rızkını ve huzurunu hedef alır; sığınak ise Allah'ın tam kelimeleridir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem), torunları Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin'i bu hadisteki dua ile nazardan korumaya almıştır.

Kıssadan Hisse: Allah'ın tam kelimelerine sığınmak, her türlü nazardan ve şeytandan korur. Musa gibi kibire karşı duran, Allah'ın korumasına erer.

9. DELİL

— AYET —

وَقُلْ رَبِّ أَنْزِلْنِي مُنْزَلًا مُبَارَكًا وَأَنْتَ خَيْرُ الْمُنْزِلِينَ

"De ki: Rabbim! Beni bereketli bir yere indir. Sen konuk edenlerin en hayırlısısın." (Mü'minûn, 29)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Mü'minûn Suresi, 29. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ جَهْدِ الْبَلَاءِ، وَدَرَكِ الشَّقَاءِ"

"Allah'ım! Dayanılamayacak belalardan ve bedbahtlığın pençesine düşmekten Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Kader 13; Müslim, Zikir 94

Nüzul Sebebi: Hazreti Musa'nın, Firavun'dan kaçtıktan sonra yeni bir hayata başlarken bereketsizlikten ve belalardan sığınması için bir talimat olarak inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Gittiğimiz her kapı, girdiğimiz her iş bereketli olsun diye sığınırız. Bela kapıyı çaldığında ise bedbaht olmamak için Sabır Sahibi'ne iltica ederiz.

Sahabe Kıssası: Muhacirler Medine'ye geldiklerinde bu ayetin bereketiyle huzur bulmuşlardır.

Kıssadan Hisse: Gidilen her yere bereketle giriş, Allah'a sığınmakla mümkündür. Muhacirler gibi Medine'ye gelen, Allah'ın bereketine erer.

10. DELİL

— AYET —

وَإِنِّي سَمَّيْتُهَا مَرْيَمَ وَإِنِّي أُعِيذُهَا بِكَ وَذُرِّيَّتَهَا مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

"Ben ona Meryem adını verdim. Onu ve soyunu kovulmuş şeytandan Sana sığındırıyorum." (Âl-i İmrân, 36)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi, 36. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللَّهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ"

"Yarattığı şeylerin şerrinden Allah'ın tam kelimelerine sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 54; Tirmizî, Tefsir 7

Nüzul Sebebi: Hazreti Meryem'in annesi Hanne'nin, evladını daha doğmadan her türlü şeytani etkiden koruması için Allah'a adaması üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: İstiaze nesil emniyetidir. Evlatlarımızı modern zamanın şeytanlarından korumanın yolu, onları daha doğmadan Allah'a emanet etmektir. Mahlûkatın şerri her yerdedir; sığınak ise Allah'ın tam kelimeleridir.

Sahabe Kıssası: Hanne (Radıyallahu Anhâ) validemiz, samimiyetiyle bir nesli kurtarmış, Hazreti İsa'nın yolunu temizlemiştir.

Kıssadan Hisse: Evlatları Allah'a emanet etmek, onları her türlü şerden korur. Hanne gibi samimi olan, nesli kurtarır.

11. DELİL

— AYET —

وَإِمَّا يَنْزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

"Eğer şeytandan bir kışkırtma (vesvese) seni dürtecek olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (A'râf, 200)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, A'râf Suresi, 200. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ"

"Allah'ım! Kederden, hüzünden, acizlikten ve tembellikten Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Deavât 36; Müslim, Zikir 91

Nüzul Sebebi: İnananların bir haksızlığa uğradıklarında veya düşman kışkırtmasıyla karşılaştıklarında, öfkeyle yanlış bir adım atmalarını önlemek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Şeytanın "nezb"i yani dürtmesi; bazen bir öfke, bazen bir bıkkınlık olarak gelir. İbadete karşı bir tembellik hissettiğinde, içine bir hüzün çöktüğünde bil ki o dürtüyor. Ayet "Hemen sığın" diyor; bekleme, tartışma, sadece O'na kaç. Çünkü O, senin içindeki feryadı işitendir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ebû Ümâme camide dertli otururken Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem) ona bu sığınma duasını öğretmiş, o da sığınarak borç ve kederlerinden kurtulmuştur.

Kıssadan Hisse: Vesvese geldiğinde hemen sığınmak, şeytanı yenmektir. Ebû Ümâme gibi dua eden, kederden kurtulur.

12. DELİL

— AYET —

وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ

"De ki: Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından (fısıltılarından) Sana sığınırım." (Mü'minûn, 97)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Mü'minûn Suresi, 97. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِنَّ الشَّيْطَانَ يَجْرِي مِنَ الْإِنْسَانِ مَجْرَى الدَّمِ"

"Şeytan, insanın damarlarında kanın dolaştığı gibi dolaşır."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Selâm 24; Tirmizî, Tefsir 36

Nüzul Sebebi: Şeytanın müminleri en yakın oldukları anlarda (namaz, yemek, uyku) sinsi saldırılarla meşgul etmesini engellemek için nebevi bir korunma yolu olarak inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kanımızda dolaşan bir düşmana karşı dışarıdan kılıç çekilmez. Ona ancak kalpten bir "Eûzü" ile müdahale edilir. Şeytanın fısıltısı (hemz), senin en zayıf damarını bulur. İstiaze, o damara iman şırınga etmektir.

Sahabe Kıssası: Bazı sahabe efendilerimiz Efendimiz'e (Sallallahu aleyhi ve sellem) içlerinden geçen ağır vesveselerden dert yanınca, Efendimiz onlara bu ilticayı tavsiye etmiştir.

Kıssadan Hisse: Vesvese kalbe yerleşmeden hemen sığınmak, şeytanı uzaklaştırır. Sahabe gibi vesveseden dert yanan, Allah'a sığınarak kurtulur.

13. DELİL

— AYET —

وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ

"Rabbim! Onların (şeytanların) yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım." (Mü'minûn, 98)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Mü'minûn Suresi, 98. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ مُنْكَرَاتِ الْأَخْلَاقِ وَالْأَعْمَالِ وَالْأَهْوَاءِ"

"Allah'ım! Kötü ahlaktan, kötü işlerden ve boş arzulardan Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Deavât 126; İbn Mâce, Duâ 28

Nüzul Sebebi: Müminin her amelinde (ticaret, aile, ibadet) şeytanın o ameli kirletmek için hazır bulunma teşebbüsüne karşı bir kalkan olarak inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Yanımda bulunmasınlar!" feryadı, hayatın her alanını sterilize etmektir. Şeytanın bulunduğu mecliste bereket, huzur ve ahlak kalmaz. Mümin, kötü arzuların (ehvâ) istilasından Allah'ın nuruna sığınarak temiz kalır.

Sahabe Kıssası: Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve sellem), sofraya oturduğunda besmele çekmeyenlerin yemeğine şeytanın ortak olduğunu bildirerek bu sığınışın hayatiyetini vurgulamıştır.

Kıssadan Hisse: Şeytanın meclisten uzak olması, bereketin gelmesidir. Sofrada besmele çekmek, şeytanı uzaklaştırır.

14. DELİL

— AYET —

إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَوْا إِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُوا فَإِذَا هُمْ مُبْصِرُونَ

"Takva sahipleri, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman (Allah'ı) hatırlarlar; bir de bakarsın ki hemen (gerçeği) görürler." (A'râf, 201)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, A'râf Suresi, 201. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ أُشْرِكَ بِكَ وَأَنَا أَعْلَمُ، وَأَسْتَغْفِرُكَ لِمَا لَا أَعْلَمُ"

"Allah'ım! Bilerek şirk koşmaktan Sana sığınırım, bilmediklerim için de Senden af dilerim."

HADİS KAYNAĞI: Ahmed b. Hanbel, Müsned 1:147; Taberânî, Duâ 124

Nüzul Sebebi: Takva yolunda ilerleyen müminlerin, beşeri bir zaafla kalplerine gelen ani vesveselerden kurtulma yolunu onlara öğretmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Şeytan insana "dokunur" (mes). O dokunduğunda zihin bulanır, haram helal karışır. Ama takva sahibi "Eûzü" deyince sanki karanlık bir odada ışık yanmış gibi olur; "mübsir" olur, yani gerçeği görür. En gizli şirkten (riyadan) sığınmak, bu basiretin zirvesidir.

Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, içlerine bir gösteriş duygu gelse derhal bu sığınışla amellerini kurtarırlardı.

Kıssadan Hisse: Takva sahibi vesveseye düştüğünde Allah'ı hatırlar ve basiret kazanır. Sahabe gibi riyadan sığınan, ameli kurtarır.

15. DELİL

— AYET —

رَبَّنَا لَا تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً

"Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalblerimizi saptırma. Bize katından bir rahmet bağışla." (Âl-i İmrân, 8)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi, 8. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قَلْبِي عَلَى دِينِكَ"

"Ey kalpleri çekip çeviren Allah'ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl."

HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Deavât 124; Ahmed b. Hanbel, Müsned 6:291

Nüzul Sebebi: İlimde derinleşenlerin (Râsihûn), kalbin her an kayabileceği gerçeğini fark ederek, hidayetlerini korumak için yaptıkları iltica olarak inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: En büyük istiaze, hidayeti kaybetmekten sığınmaktır. Kalp "mukallib"dir, yani değişkendir. Bugün namazda olan yarın nifakta olabilir. Bu yüzden mümin, her nefeste "Kalbim Sana sığındı, Sen saptırma" diye feryat etmelidir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ümmü Seleme validemiz, Efendimiz'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) hidayeti muhafaza için bu duaya nasıl sarıldığını bize aktarmıştır.

Kıssadan Hisse: Kalp değişkendir, hidayeti korumak için her an Allah'a sığınmak gerekir. Ümmü Seleme gibi dua eden, hidayeti korur.

16. DELİL

— AYET —

إِنَّهُ لَيْسَ لَهُ سُلْطَانٌ عَلَى الَّذِينَ آمَنُوا وَعَلَى رَبِّهِمْ يَتَوَكَّلُونَ

"Gerçek şu ki, iman edip sadece Rablerine tevekkül edenler üzerinde onun (şeytanın) hiçbir otoritesi yoktur." (Nahl, 99)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nahl Suresi, 99. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ سَمْعِي، وَمِنْ شَرِّ بَصَرِي"

"Allah'ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Deavât 125

Nüzul Sebebi: Şeytanın insan üzerindeki gücünün mutlak olmadığını, ancak teslim olanları etkileyebileceğini; sığınanların ise özgürleşeceğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Şeytanın silahı yok, sadece teklifi var. Eğer sen kulağını harama, gözünü şerre kapatıp Allah'a sınırsan, şeytanın kumandası senin üzerinde çalışmaz. İstiaze, organları Allah'ın emrine verip şeytanın yetkisini feshetmektir.

Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, harama bakmamak için gözlerini yere dikerken aslında bu sığınma ayetinin zırhına bürünüyorlardı.

Kıssadan Hisse: Harama bakmamak, şeytanın yetkisini feshetmektir. Sahabe gibi gözünü yere diken, şeytandan özgürleşir.

17. DELİL

— AYET —

فَإِنَّمَا يَسَّرْنَاهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

"Şüphesiz Biz Kur'an'ı senin lisanınla kolaylaştırdık, umul ki onlar ibret alırlar. Hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir." (Duhan, 58)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Duhan Suresi, 58. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا عَمِلْتُ، وَمِنْ شَرِّ مَا لَمْ أَعْمَلْ"

"Allah'ım! İşlediğim amellerin şerrinden ve henüz işlemediğim amellerin şerrinden Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 65; Tirmizî, Deavât 122

Nüzul Sebebi: Bir haksızlık karşısında müminin sabrının taşması ve "kısasa kısas" ötesinde bir zulme meylinden sığınması için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Fe'steiz!" emri; "Hemen, o an sığın!" demektir. Amelin şerrinden sığınmak ne demektir? Yaptığın bir iyilikten sonra gelen riya şerdir; yapmadığın bir iyiliğin pişmanlığı da şerdir. Her durumda O'nun ilmine sığınmalıyız.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ebubekir, amellerinin kabulü için bu sığınma şuuruyla her daim teyakkuzda yaşamıştır.

Kıssadan Hisse: Yapılan iyilikten sonra gelen riya, ameli bozar. Ebubekir gibi teyakkuzda yaşayan, ameli korur.

18. DELİL

— AYET —

إِذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِنْ لَدُنْكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

"Hani o gençler mağaraya sığınmışlardı da: 'Rabbimiz! Bize katından bir rahmet ver' demişlerdi." (Kehf, 10)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Kehf Suresi, 10. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِعِزَّتِكَ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ أَنْ تُضِلَّنِي"

"Allah'ım! Senin izzetine sığınırım -ki Senden başka ilah yoktur- beni saptırmandan (Sana sığınırım)."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 68; Tirmizî, Deavât 123

Nüzul Sebebi: İnançlarını korumak için zalim bir hükümdardan kaçıp mağaraya sığınan Ashâb-ı Kehf'in, fiziki kaçışlarını manevi sığınışla taçlandırmaları üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Mağara sadece bir taş kovuğu değildir; mağara Allah'ın rahmetidir. Dünyanın fitnesinden kaçan gençlere Allah mağarayı genişletmiştir. Sapanlardan olmamak için Allah'ın izzetine (mutlak gücüne) sarılmak tek çaredir.

Sahabe Kıssası: Mekkeli gençler, Ashab-ı Kehf gibi daralan ruhlarını Kur'an'ın sığınağında ferahlattırmışlardır.

Kıssadan Hisse: Mağara, Allah'ın rahmetidir. Kehf gençleri gibi imanlarını koruyan, Allah'ın rahmetine erer.

19. DELİL

— AYET —

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُمْ مِنْهُ نَذِيرٌ مُبِينٌ

"Öyleyse Allah'a koşun (kaçın)! Şüphesiz ben, size O'nun katından gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım." (Zâriyât, 50)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Zâriyât Suresi, 50. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ، وَمِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ"

"Allah'ım! Kabir azabından ve cehennem azabından Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Mesâcid 128; Buhârî, Cenâiz 2

Nüzul Sebebi: Putlara ve fani güçlere güvenen insanlara; tek gerçek ve güvenli limanın Allah olduğu gerçeğini haykırmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Bu ayet-i kerime bir tavsiye değil, bir yangından çıkış emridir! Dünya bir yangın yeridir, bir fitne deryasıdır. İnsan bu yangının ortasında kalmışsa yapılacak tek bir iş vardır: Kaçmak! Ama nereye? Sahte ilahlara mı? Batılı sistemlere mi? Kendi nefsinin isteklerine mi? Hayır! Ayet "İlallâh" diyor; yani sadece ve sadece Allah'a! "Firar" kelimesi rastgele seçilmemiştir. Bir insan neden firar eder? Arkasında onu öldürmek isteyen bir düşman, yakalamak isteyen bir zalim varsa firar eder. Arkamızda bizi cehenneme sürüklemek isteyen şeytan var, bizi mahlukata kul etmek isteyen nefis var. Öyleyse durma, düşünme, mazeret üretme! Her şeyi ama her şeyi arkanda bırakarak Allah'ın merhametine, Allah'ın hükmüne, Allah'ın nizamına firar et. Allah'a firar etmek; O'nun dışındaki tüm otoriteleri (tağutları) terk edip, O'nun kopmaz ipine sarılmaktır. Bu firar, bir korku kaçışı değil, bir sevgi ve güven sığınışıdır. Kim Allah'a kaçarsa, o kurtulmuştur. Kim de O'ndan başkasına kaçarsa, o sadece zilletten zillete koşar.

Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, her türlü dünya malını terk ederek Allah'ın rızasına firar etmenin en güzel örneklerini vermişlerdir.

Kıssadan Hisse: Dünya bir yangın yeridir, Allah'a kaçmak tek kurtuluştur. Sahabe gibi dünyayı terk eden, Allah'ın rızasına erer.

20. DELİL

— AYET —

وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ رَبِّ اجْعَلْ هَذَا الْبَلَدَ آمِنًا وَاجْنُبْنِي وَبَنِيَّ أَنْ نَعْبُدَ الْأَصْنَامَ

"Hani İbrahim şöyle demişti: Rabbim! Bu şehri güvenli kıl, beni ve oğullarımı putlara tapmaktan uzak tut (Sana sığındır)." (İbrahim, 35)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, İbrahim Suresi, 35. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ غَلَبَةِ الدَّיْنِ وَقَهْرِ الرِّجَالِ"

"Allah'ım! Borç altında ezilmekten ve insanların (zalimlerin) kahrına uğramaktan Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Salât 367; Nesâî, İstiâze 43

Nüzul Sebebi: Hazreti İbrahim'in, putperest bir toplumda neslinin imanını korumak ve güvenli bir liman inşa etmek için yaptığı sığınış üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Put sadece taştan olmaz, modern zamanın putları paradır, borçtur, zalimlerin otoritesidir. Bunların kahrından sığınmak, gerçek hürriyettir. Nesli puttan korumak, babanın en büyük istiaze davasıdır.

Sahabe Kıssası: Hazreti İbrahim, ateşe atılırken bile Allah'a sığınmış ve ateş ona bir sığınak (serinlik) olmuştur.

Kıssadan Hisse: Putlar sadece taştan değil, para ve borçtan da olur. İbrahim gibi ateşe atılan, Allah'ın korumasına erer.

21. DELİL

— AYET —

فَقَالُوا عَلَى اللَّهِ تَوَكَّلْنَا رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِلْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

"Onlar da dediler ki: 'Biz yalnız Allah'a tevekkül ettik. Rabbimiz! Bizi o zalimler topluluğu için bir fitne (deneme konusu) kılma!'" (Yûnus, 85)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Yûnus Suresi, 85. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ جَارِ السُّوءِ فِي دَارِ الْمُقَامَةِ"

"Allah'ım! Yerleşik olduğum yerdeki (kalıcı) kötü komşudan Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Nesâî, İstiâze 45; Taberânî, Duâ 128

Nüzul Sebebi: Hazreti Musa'nın kavminin, Firavun'un baskıları karşısında imanlarını korumak ve zalimlerin elinde bir oyuncak veya onların azgınlıklarını artıracak bir "imtihan vesilesi" olmamak için yaptıkları sığınış üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Zalime fitne olmak; Müslüman'ın zayıf düşüp İslam'ın izzetine leke getirmesi, zalimin de "Bakın, bunlar haklı olsaydı Allah onları bu hale düşürmezdi" diyerek küfründe azmasıdır. Mümin, hem bu siyasi baskıdan hem de hayatın içindeki en yakın tehlike olan kötü komşunun huzursuzluğundan Allah'ın emniyetine sığınır.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ammâr b. Yâsir gibi işkence gören sahabiler, bu sığınışla dik durmuş ve kafirlerin sevinmesine izin vermemişlerdir.

Kıssadan Hisse: Zalime fitne olmak, İslam'ın izzetine leke getirmektir. Ammâr gibi işkence gören, dik durarak kurtulur.

22. DELİL

— AYET —

وَنَجِّنِي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ وَنَجِّنِي مِنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

"...(Asiye dedi ki:) Beni Firavun'dan ve onun (kötü) işinden kurtar; beni şu zalimler topluluğundan kurtar!" (Tahrîm, 11)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Tahrîm Suresi, 11. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ نَفْخِهِ وَنَفْثِهِ وَهَمْزِهِ"

"Allah'ım! Şeytanın kibrinden, sihrinden ve fısıltısından Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Salât 120; İbn Mâce, Duâ 31

Nüzul Sebebi: Firavun'un eşi Hazreti Asiye'nin (Radıyallahu Anhâ), sarayda her türlü imkana sahip olmasına rağmen, küfür sisteminden ve o sistemin amellerinden Allah'ın rızasına kaçması üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Sarayda hapsolmakla kalbindeki hürriyeti kaybetmek arasında kalan bir kadının feryadı... İstiaze budur! Şeytanın kibri (nefh) insana bulaşmasın diye sığınan, Firavun'un saltanatını elinin tersiyle iter. Dışarıdaki zalimden kaçmak zordur ama içteki kibirden kaçmak daha zordur.

Sahabe Kıssası: Hazreti Asiye, bu sığınışıyla şehitlik mertebesine ermiş ve tüm mümin kadınlara "sarayda da olsan Allah'a sığın" dersini vermiştir.

Kıssadan Hisse: Sarayda olsa da kalbi hür olan, Allah'a sığınır. Asiye gibi şehitlik mertebesine eren, mümin kadınlara örnek olur.

23. DELİL

— AYET —

رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا مَعَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ

"Rabbimiz! Bizi zalimler topluluğu ile beraber kılma (onların arasına katma)!" (A'râf, 47)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, A'râf Suresi, 47. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ مَا يَجِدُ الْمَرْءُ فِي نَفْسِهِ"

"Allah'ım! Kişinin kendi nefsinde hissettiği (kötü duyguların) şerrinden Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 66; Tirmizî, Deavât 127

Nüzul Sebebi: A'râf ehlinin, cehennemliklerin halini görüp o zalimlerle aynı akıbete uğramaktan ve onlarla aynı safta bulunmaktan Allah'a iltica etmeleri üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Beraberlik kimlikle alakalıdır. Kiminle oturursan ondan bir renk alırsın. Zalimle beraber olan, zulme rıza göstermiş sayılmaktan korkmalıdır. Nefsin içindeki o gizli kin, haset ve kibir ise insanı fark etmeden zalimleştirir. Kurtuluş, her iki şerden de Allah'ın adaletine kaçmaktır.

Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, fâsıkların meclisinden bu ayeti okuyarak uzaklaşır, kendilerini salihlerin arasına sığındırırlardı.

Kıssadan Hisse: Zalimle beraber olan, zulme rıza göstermiş sayılır. Sahabe gibi fâsıkın meclisinden uzaklaşan, salihlerin arasına erer.

24. DELİL

— AYET —

فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِنْ بِاللَّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَى

"Kim tağutu (Allah'ın sınırlarını aşan güçleri) reddedip Allah'a inanırsa, şüphesiz kopmak bilmeyen en sağlam kulpa sarılmış olur." (Bakara, 256)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Bakara Suresi, 256. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ التَّرَدِّي وَالْهَدْمِ"

"Allah'ım! Yüksekten düşmekten ve (bina, enkaz) altında kalmaktan Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Deavât 128

Nüzul Sebebi: İnananların eski cahiliye alışkanlıklarından ve o devrin sahte tanrılarından (tağut) tamamen kopup, tek gerçek sığınak olan Allah'a bağlanmalarını sağlamak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: İstiaze, "Lâ" (Hayır) ile başlar. Tağutu reddetmeden Allah'a sığınılmaz. Yüksekten düşmek (tereddî) sadece bedensel değildir; şan ve şöhretten, yani kibrin zirvesinden manen düşmekten de sığınmalıyız. Enkaz altında kalmak ise dünyanın üzerimize çökmesidir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Mus'ab b. Umeyr, ailesinin ve Mekke'nin sunduğu tüm "sahte kulpları" bırakıp Allah'ın en sağlam kulpuna sarılmıştır.

Kıssadan Hisse: Tağutu reddetmeden Allah'a sınılamaz. Mus'ab gibi sahte kulpları bırakan, Allah'ın en sağlam kulpuna erer.

25. DELİL

— AYET —

فَاسْتَعِذْ بِاللَّهِ إِنَّهُ هُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ

"Hemen Allah'a sığın. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (Gâfir, 56)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Gâfir Suresi, 56. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَبِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ"

"Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Salât 222; Tirmizî, Deavât 129

Nüzul Sebebi: Müşriklerin içlerindeki büyüklük taslama duygusuyla Hakkı kabul etmemeleri ve müminleri küçümsemeleri üzerine, bu psikolojik baskıdan kurtulmanın yolunu göstermek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Semî ve Basîr" isimleri burada şu müjdeyi verir: Sen fısıltıyla sığınsan da O işitir, senin halini kimse görmese de O görür. En büyük sığınış ise Allah'tan yine Allah'a kaçmaktır. Gazabından kaçıp yine O'nun rızasına sığınırız.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ali, gece namazlarında bu hadisi gözyaşlarıyla okur, Allah'ın azametinden yine O'nun merhametine iltica ederdi.

Kıssadan Hisse: Allah'tan gazabını kaçı, yine O'nun rızasına sığın. Ali gibi gözyaşlarıyla dua eden, merhamete erer.

26. DELİL

— AYET —

قُلِ ادْعُوا اللَّهَ أَوِ ادْعُوا الرَّحْمَنَ أَيًّا مَا تَدْعُوا فَلَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى

"De ki: İster Allah diye dua edin, ister Rahmân diye dua edin. Hangisiyle dua etseniz, en güzel isimler O'nundur." (İsrâ, 110)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, İsrâ Suresi, 110. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَضِلَّ أَوْ أُضَلَّ، أَوْ أَزِلَّ أَوْ أُزَلَّ"

"Saptırmaktan, saptırılmaktan; ayağımı kaydırmaktan veya kaydırılmaktan Allah'a sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Edeb 102; Tirmizî, Deavât 130

Nüzul Sebebi: Müşriklerin "Muhammed hem Allah diyor hem Rahmân diyor, iki ilahı mı var?" şeklindeki alaycı ve cahilane sorularına karşı sığınma mercii olan Allah'ın tekliğini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Sığınırken O'nun hangi ismine tutunsan o isim sana kale olur. Hayat bir yürüyüş yoludur; saptırılmak (başkası eliyle) veya sapmak (kendi eliyle) her an mümkündür. Bilerek veya cahillikle ayak kaymasından Allah'ın "Hâdî" (Hidayet veren) ismine sığınmalıyız.

Sahabe Kıssası: Hazreti Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) evinden her çıktığında bu nebevi sığınışla güne başlar, dışarıdaki fitnelere karşı manevi zırhını giyerdi.

Kıssadan Hisse: Hayat bir yürüyüş yoludur, saptırılmaktan Allah'a sığınmak gerekir. Peygamber gibi evinden çıkan, fitnelere karşı zırhını giyer.

27. DELİL

— AYET —

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ

"De ki: Sabahın Rabbine sığınırım!" (Felak, 1)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Felak Suresi, 1. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَنْزَلَ اللَّهُ عَلَيَّ آيَاتٍ لَمْ يُرَ مِثْلُهُنَّ: الْمُعَوِّذَتَيْنِ"

"Allah bana, benzeri hiç görülmemiş ayetler indirdi: Bunlar Muavvizeteyn (Felak ve Nâs) sureleridir."

HADİS KAYNAĞI: Nesâî, İstiâze 1; Buhârî, Tefsir 33

Nüzul Sebebi: Efendimiz'e yapılan sinsi sihir ve büyülerin etkisini kırmak, tüm karanlık odaklara karşı yegane sığınağı göstermek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Falak", karanlığı yırtıp sabahı çıkaran demektir. Hayatın her karanlığına (dert, hastalık, sihir) karşı Allah "Sabahı getiren benim, Bana sığın" diyor. Bu iki sure, sığınma dualarının şahıdır. Başka hiçbir şey bilmese bile bunlarla sığınan emniyettedir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ukbe b. Âmir, yolculukta Efendimiz'in kendisine bu sureleri tek tek okutup "Bunlarla sığın!" dediğini nakletmiştir.

Kıssadan Hisse: Felak ve Nâs, sığınma dualarının şahıdır. Ukbe gibi bu surelerle sığınan, her karanlıktan korur.

28. DELİL

— AYET —

مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ

"Yarattığı şeylerin şerrinden..." (Felak, 2)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Felak Suresi, 2. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ"

"Fitnelerin görüneninden de gizli kalanından da Allah'a sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Cennet 67; Tirmizî, Fiten 22

Nüzul Sebebi: Mahlûkatın içinde barındırdığı her türlü zarardan (zehirli hayvanlar, kötü insanlar, mikroplar) korunmanın genel kuralını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Allah her şeyi hayır için yarattı ama bazılarının şerri bizim için bir imtihandır. Görünmeyen virüslerden, gizli kurulan fitne masalarından ancak "Mahlûkatın Sahibi"ne sınılır. İstiaze, mahluka bakıp Halik'ı görmektir.

Sahabe Kıssası: Sahabe efendilerimiz, ıssız bir vadide konakladıklarında "Yarattıklarının şerrinden Allah'a sığınırım" diyerek huzurla uyurlardı.

Kıssadan Hisse: Görünmeyen fitnelerden de Allah'a sığınmak gerekir. Sahabe gibi ıssız vadede konaklayan, huzurla uyur.

29. DELİL

— AYET —

وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ

"Bastırdığı zaman karanlığın (gecenin) şerrinden..." (Felak, 3)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Felak Suresi, 3. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ أَرْذَلِ الْعُمُرِ"

"Allah'ım! Ömrün en rezil (takatten düşüldüğü) anından Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Deavât 37; Müslim, Zikir 92

Nüzul Sebebi: Karanlığın çökmesiyle birlikte artan tehlikelere (suçlar, sinsi düşmanlar, vesveseler) karşı manevi bir nöbetçi tayin etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Karanlık sadece gece değildir, yaşlılıkla gelen elden ayaktan düşme hali de ömrün akşamıdır. İnsanın zihninin karardığı, yardıma muhtaç olduğu "erzelü'l-ömr"den sığınmak, vakarla ölmek istemektir. Gece çöktüğünde Rabbine sığınan, ömrün sonunda da O'nun rahmetini bulur.

Sahabe Kıssası: Hazreti Sa'd b. Ebî Vakkas, çocuklarına bu sığınma duasını, bir öğretmenin öğrencisine yazı yazmayı öğretmesi gibi titizlikle öğretirdi.

Kıssadan Hisse: Karanlık sadece gece değil, yaşlılık da karanlıktır. Sa'd gibi çocuklarına dua öğreten, nesli korur.

30. DELİL

— AYET —

وَمِنْ شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ

"Düğümlere üfleyenlerin şerrinden..." (Felak, 4)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Felak Suresi, 4. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ وَفِتَنِ النَّاسِ"

"Allah'ım! Şeytanın amelinden ve insanların fitnelerinden Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebîr, Duâ 156; Beyhakî, Duâ 1247

Nüzul Sebebi: Lebid b. Asm adlı yahudinin Efendimiz'e yaptığı büyü ile düğümlere üflemesi ve Efendimiz'in bu sureyle şifa bulması üzerine inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Düğüm" sadece büyücü ipi değildir; insanların arasını açan dedikodular, fitne üfleyen ağızlar, yuva yıkan sinsi sözler de birer düğümdür. Bunları çözecek olan sadece Allah'ın kelamıdır. İnsanların gizli tuzaklarından Allah'ın kudretine sığınmak, düğümleri kökten kesmektir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Aişe (Radıyallahu Anhâ) validemiz, Efendimiz'in (Sallallahu aleyhi ve sellem) rahatsızlandığında bu sureyi okuyup ellerine üfleyerek vücuduna sürdüğünü ve bu sığınışla ferahladığını nakletmiştir.

Kıssadan Hisse: Düğüm sadece büyücü ipi değil, dedikodu da düğümdür. Aişe gibi sureyle şifa bulan, ferahlar.

31. DELİL

— AYET —

وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ

"Ve haset ettiği vakit, hasetçinin şerrinden (Sabahın Rabbine sığınırım)." (Felak, 5)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Felak Suresi, 5. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "إِيَّاكُمْ وَالْحَسَدَ، فَإِنَّ الْحَسَدَ يَأْكُلُ الْحَسَنَاتِ كَمَا تَأْكُلُ النَّارُ الْحَطَبَ"

"Hasetten sakının (ve sığının); çünkü haset, ateşte odunun yanıp bittiği gibi iyilikleri yer bitirir."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Edeb 44; Tirmizî, Kıyâse 16

Nüzul Sebebi: Yahudilerin ve müşriklerin, Efendimiz'e duydukları derin kıskançlık sonucu ona zarar verme girişimlerine karşı bir koruma olarak inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Hasetçi sadece "keşke bende de olsa" demez, "onda olmasın, yok olsun" der. Bu bir cinayettir. Hasetçi harekete geçtiği an (izâ hased), onun şerri zehir gibi yayılır. Mümin, bu negatif enerjiden ve kendi içindeki haset ateşinden Allah'ın "Falik" (sabahı aydınlatan) ismine sığınarak kurtulur.

Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, birbirlerinin nimetine haset etmek yerine "Bârekallâh" diyerek sığınma ahlakını kuşanmışlardır.

Kıssadan Hisse: Haset, iyilikleri ateş gibi yakar. Sahabe gibi "Bârekallâh" diyen, nimete bereket katar.

32. DELİL

— AYET —

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ

"De ki: İnsanların Rabbine sığınırım!" (Nâs, 1)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nâs Suresi, 1. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ"

"Allah'ım! Hayatın ve ölümün fitnesinden Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Deavât 37; Müslim, Zikir 93

Nüzul Sebebi: İnsanların birbirine verdiği zararlardan, toplumsal baskılardan ve beşeri azgınlıklardan kurtuluşun ancak "İnsanların Sahibi"ne sığınarak mümkün olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: "Rabbi'n-nâs" demek; beni yaratan, rızık veren ve üzerimde mutlak tasarruf sahibi olan Allah'a kaçıyorum demektir. Yaşarken karşılaşılan sapkınlıklar hayatın fitnesidir, ölürken gelen ümitsizlik ölümün fitnesidir. Her iki halden de İnsanların Rabbi'ne iltica edilir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Peygamber (Sallallahu aleyhi ve sellem) her gece yatağına girdiğinde bu sureyi okur, hayatın yorgunluğunu ve şerrini Rabbi'ne emanet ederek uyurdu.

Kıssadan Hisse: Yaşam ve ölüm fitnesinden Allah'a sığınmak gerekir. Peygamber gibi her gece Nâs okuyan, huzurla uyur.

33. DELİL

— AYET —

مَلِكِ النَّاسِ

"İnsanların yegâne hükümdarına (Melik'ine) sığınırım!" (Nâs, 2)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nâs Suresi, 2. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ"

"Allah'ım! Doymak bilmeyen nefisten Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 73; Tirmizî, Deavât 131

Nüzul Sebebi: Yeryüzündeki sahte otoritelerin (meliklerin) insanları ezmesine ve nefislerin dünyevi ihtiraslarla azgınlaşmasına karşı gerçek egemenliği hatırlatmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Hocam, eğer "Melik" olarak sadece Allah'ı bilirsen, hiçbir sahte güç önünde eğilmezsin. İstiaze burada bir hürriyet beyannamesidir. Doymayan nefis, insanı dünyanın kölesi yapar; Melik olan Allah'a sığınan ise nefsinin efendisi olur.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ömer, adaletle hükmederken hep "Melik" olan Allah'a sığınmış, nefsinin bir an bile olsa gurura kapılmasına izin vermemiştir.

Kıssadan Hisse: Melik sadece Allah'tır, sahte güçlere eğilmez. Ömer gibi adaletle hükmeden, nefsinin efendisi olur.

34. DELİL

— AYET —

إِلَٰهِ النَّاسِ

"İnsanların (tek) İlahına sığınırım!" (Nâs, 3)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nâs Suresi, 3. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْغَرَقِ وَالْحَرَقِ"

"Allah'ım! Boğulmaktan ve yanmaktan Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Nesâî, İstiâze 61; İbn Mâce, Duâ 42

Nüzul Sebebi: İnsanların Allah'tan başka varlıklara (ilah edinilenlere) sığınarak helak olmalarını önlemek ve tek sığınağın ilahlık makamı olduğunu vurgulamak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Sığınma eylemi bir ibadettir ve sadece İlah olana yapılır. Boğulmak bazen suda olur, bazen de günah deryasında. Yanmak bazen ateşte olur, bazen de şehvet ve öfke ateşinde. İlah olan Allah, kulunu her iki yangından da çekip alandır.

Sahabe Kıssası: Hazreti İbrahim ateşe atılırken "Hasbunallâh" diyerek İlahına sığınmış ve o ateş serinlik olmuştur.

Kıssadan Hisse: İlah sadece Allah'tır, O'na sığınmak her yangından korur. İbrahim gibi ateşe atılan, ateşi serinlik bulur.

35. DELİL

— AYET —

مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ

"O sinsi vesvesecinin (fısıldayıp kaçan, Allah anılınca büzülen şeytanın) şerrinden!" (Nâs, 4)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nâs Suresi, 4. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ أَنْ يَتَخَبَّطَنِي الشَّيْطَانُ عِنْدَ الْمَوْتِ"

"Allah'ım! Ölüm anında şeytanın beni çarpmasından (aklımı çelip imansız gitmemden) Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Vitir 32; Tirmizî, Cenaiz 4

Nüzul Sebebi: Şeytanın mümini cepheden değil, "Hannâs" yani sinsi bir şekilde arkadan ve içten vurma taktiğini deşifre etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Hocam, şeytan sen Allah'ı andığında kaçar, unuttuğunda ise fısıldar. En büyük sinsi saldırısını ise son nefeste yapar. "Çarpılmak" (tahabbût), zihnin bulanmasıdır. İstiaze, o son nefeste iman mumunun sönmemesi için Allah'ın nuruna tutunmaktır.

Sahabe Kıssası: Sahabe-i Kiram, sekerat halindeki bir müminin yanında "Lâ ilahe illallâh" diyerek onun bu sığınışına destek olurlardı.

Kıssadan Hisse: Şeytan son nefeste en büyük saldırıyı yapar. Sahabe gibi sekeratta olanlara destek olmak, imanı korur.

36. DELİL

— AYET —

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ

"Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir." (Nâs, 5)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nâs Suresi, 5. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا"

"Allah'ım! Kabul olunmayan duadan Sana sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zikir 73; Tirmizî, Deavât 132

Nüzul Sebebi: Şeytani telkinlerin kalbe girmeden önce "sadır" denilen göğüs boşluğunda başladığını ve müminin bu ön bölgede savunma yapması gerektiğini öğretmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Vesvese bir ok gibidir; eğer göğüs zırhın (istiaze) sağlamsa kalbe ulaşamaz. Duası kabul edilmeyen kişi sığınaksız kalmış demektir. Mümin hem o sinsi fısıltıdan hem de Allah ile arasındaki bağı koparan samimiyetsiz bir duadan sığınmalıdır.

Sahabe Kıssası: Hazreti Ebubekir, "Ya Rabbi, kalbimdeki vesveseleri Senin zikrinle temizle" diye dua ederek bu ayetin sırrıyla yaşamıştır.

Kıssadan Hisse: Vesvese kalbe ulaşmadan önce zırh giymek gerekir. Ebubekir gibi vesveseyi zikrel temizleyen, kalbi korur.

37. DELİL

— AYET —

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

"Gerek cinlerden, gerek insanlardan (olan tüm vesvesecilerin şerrinden Allah'a sığınırım)." (Nâs, 6)

AYET KAYNAĞI: Kur'an-ı Kerim, Nâs Suresi, 6. ayet

— HADİS —

قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: "أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنْ أَنْ أَظْلِمَ أَوْ أُظْلَمَ"

"Zulmetmekten ve zulme uğramaktan Allah'a sığınırım."

HADİS KAYNAĞI: Tirmizî, Deavât 124; Ebu Davûd, Edeb 78

Nüzul Sebebi: Şeytanın sadece görünmez cinlerden değil, onun gibi çalışan "insan şeytanlarından" da (kötü arkadaş, saptırıcı lider) gelebileceğini ihtar etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Bazen bir cinin veremediği vesveseyi bir "insan" verir de seni dinden, imandan, cihaddan soğutur. İşte o saptırıcı çevreden sığınmak hayati bir meseledir. Ne zalim olup birinin ahını alalım, ne de mazlum olup ezilelim; sığınak Allah'ın adaletidir.

Sahabe Kıssası: Hazreti Mus'ab b. Umeyr, eski müşrik dostlarının "insani vesveselerinden" Allah'a sığınarak İslam'ı yaymıştır.

Kıssadan Hisse: İnsan şeytanlarından cin şeytanları daha tehlikelidir. Mus'ab gibi kötü çevreden sığınan, İslam'ı yayarak kurtulur.

SON SIĞINAK, SON DURAK: TEVBE VE İLTİCA.

AZİZ DEĞERLİ KARDEŞLERİM

Ey fani dünyanın aldatıcı şatafatına kanmış, ey hevâ ve hevesinin peşinde ömür sermayesini tüketmiş bedbaht nefsim!

Yol yakınken, güneş henüz batıdan doğmamışken ve son nefes boğaza gelip dayanmamışken duy bu feryadı! Bak, bunca ayet ve hadis sana tek bir şeyi haykırıyor: "Allah’a firar et!" Kendini dahi korumaktan aciz mahlukların, sahte putların ve fani şahsiyetlerin kapısında derman arama. Seni senden daha iyi bilen, sana senden daha merhametli olan Rabbine dön.

Ey nefis! Sen şaşırdın, sen yanıldın, sen günahın karanlık dehlizlerinde kayboldun... Ama unutma ki, senin günahın ne kadar büyük olursa olsun, Allah’ın rahmeti her şeyi kuşatmıştır. Eğer sen samimiyetle ve pişmanlıkla; "Lebbeyke Allahümme Lebbeyk! Buyur Allah'ım, emrine amadeyim, kapına geldim!" diye nida edersen; göklerin ve yerin Rabbi olan Allah, sana rahmet nazarıyla bakacak ve meleklerine: "Lebbeyke ya abdi! Buyur ey kulum, ben buradayım!" diyecektir.

O, öyle bir Kerîm’dir ki; kulu bir adım gelirse O on adım gider, kulu yürüyerek gelirse O koşarak icabet eder. Senin o dağlar kadar biriken hatalarını bir tevbe fırtınasıyla silecek, seni anandan doğduğun günkü gibi tertemiz kılacak ancak ve ancak Allah’tır. O’ndan başka kim senin içindeki yangını söndürebilir? O’ndan başka kim seni yarın mahşer meydanında, o dehşetli günde sığındırabilir?

Vaktin varken gel ey yolcu! Ecel kapıyı çalmadan, defterin dürülmeden önce gel ve gerçek hürriyete, Allah’a iltica ederek kavuş. Kibrini bırak, inadını kır, secdenle toprağa yaklaş ki başın göğe ersin. Zira Allah’a sığınan, kainatın en güçlü kalesine girmiştir. O kaleden içeri girene ne şeytanın vesvesesi zarar verebilir ne de zalimin kahrı dokunabilir.

Rabbimiz! Bizleri sadece Sana sığınan, sadece Senden yardım dileyen ve huzuruna sığınmış bir kalp ile gelen kullarından eyle. Bizleri "Lebbeyke" nidasıyla kapına koşan ve "Lebbeyke ya abdi" hitabıyla müjdelenenlerden eyle.

Hazırlayan MEHMET ERÇELİK