BUGÜN KABUL OLMADI DİYE AĞLADIĞIN DUAYA,
YARIN KABUL OLMADI DİYE ŞÜKREDEBİLİRSİN!
— AYET —
فَخَرَجَ عَلَىٰ قَوْمِهِ فِي زِينَتِهِ ۖ قَالَ الَّذِينَ يُرِيدُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا يَالَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَا أُوتِيَ قَارُونُ إِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظِيمٍ
“Karun, bütün ihtişamı ve görkemiyle kavminin karşısına çıktı. Dünya hayatını isteyenler: ‘Keşke Karun'a verilen servetin benzeri bize de verilseydi. Şüphesiz o büyük bir nasip sahibidir’ dediler.”
AYET KAYNAĞI: Kasas Sûresi, 28/79
— HADİS —
« مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ »
“Kim bir topluluğa benzemeye çalışırsa o da onlardandır.”
HADİS KAYNAĞI: Ebû Dâvûd, Libâs, 4
Ey insan!
Kaç defa başkasının hayatına imrendin?
Kaç defa kendi kaderini beğenmedin?
Kaç defa Allah'ın sana verdiğini küçümsedin?
Kaç defa:
“Keşke onun kadar zengin olsaydım…”
“Keşke onun kadar meşhur olsaydım…”
“Keşke onun kadar güzel olsaydım…”
“Keşke onun kadar yakışıklı olsaydım…”
“Keşke onun kadar takipçim olsaydı…”
dedin?
Karun'u görenler de aynısını söylediler.
Onlar serveti gördüler…
Ama hesabı görmediler.
Sarayı gördüler…
Ama sonunu görmediler.
Altınları gördüler…
Ama kabri görmediler.
İnsanların çoğu sonucu değil, vitrini sever.
Hakikati değil, görüneni ister.
Allah ise perdenin arkasını bilir.
Sen dua ederken bugünü görüyorsun.
Allah ise yarınını, ahiretini ve ebediyetini görüyor.
— AYET —
فَخَسَفْنَا بِهِ وَبِدَارِهِ الْأَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِن فِئَةٍ يَنصُرُونَهُ مِن دُونِ اللَّهِ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنتَصِرِينَ
“Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edecek hiçbir topluluk yoktu. Kendini kurtarabileceklerden de değildi.”
AYET KAYNAĞI: Kasas Sûresi, 28/81
— HADİS —
« الدُّنْيَا سِجْنُ الْمُؤْمِنِ وَجَنَّةُ الْكَافِرِ »
“Dünya müminin zindanı, kâfirin ise cennetidir.”
HADİS KAYNAĞI: Müslim, Zühd, 1
Bir gün geliyor…
Alkışlar bitiyor…
Takipçiler dağılıyor…
Şöhret sönüyor…
Güzellik soluyor…
Gençlik tükeniyor…
Makam el değiştiriyor…
Servet miras oluyor…
Ve insan toprağın altına giriyor.
Dün peşinden milyonların koştuğu insanlar bugün mezar taşına dönüşmüş durumda.
Dün ekranları dolduran yüzlerin çoğu bugün toprak altında.
Dün herkesin olmak istediği insanlar bugün hesap veriyor.
Çünkü Allah'ın vermesi nimet olduğu gibi, bazen imtihandır da.
Allah'ın vermemesi mahrumiyet olduğu gibi, bazen rahmettir de.
Nice insanlar vardır ki istedikleri şeye kavuşunca helak olmuşlardır.
Nice insanlar vardır ki kavuşamadıkları şey sayesinde kurtulmuşlardır.
Bu yüzden her verilene nimet denmez.
Her alınmayana da musibet denmez.
Bazen verilmemesi, verilmesinden daha büyük rahmettir.
— AYET —
وَأَصْبَحَ الَّذِينَ تَمَنَّوْا مَكَانَهُ بِالْأَمْسِ يَقُولُونَ وَيْكَأَنَّ اللَّهَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَن يَشَاءُ مِنْ عِبَادِهِ وَيَقْدِرُ ۖ لَوْلَا أَن مَّنَّ اللَّهُ عَلَيْنَا لَخَسَفَ بِنَا
“Dün onun yerinde olmayı isteyenler şöyle demeye başladılar: ‘Demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı bol veriyor, dilediğine kısıyor. Eğer Allah bize lütufta bulunmasaydı bizi de yerin dibine geçirirdi.’”
AYET KAYNAĞI: Kasas Sûresi, 28/82
— HADİS —
« انْظُرُوا إِلَى مَنْ هُوَ أَسْفَلُ مِنْكُمْ وَلَا تَنْظُرُوا إِلَى مَنْ هُوَ فَوْقَكُمْ »
“Sizden aşağı durumda olanlara bakın, yukarıda olanlara bakmayın. Bu, Allah'ın size verdiği nimetleri küçümsememenize daha uygundur.”
HADİS KAYNAĞI: Buhârî, Rikāk, 30; Müslim, Zühd, 9
Ey nefis!
Belki de kabul olmayan duan senin kurtuluşundu.
Belki de kavuşamadığın makam senin felaketin olacaktı.
Belki de elde edemediğin servet seni azdıracaktı.
Belki de evlenemediğin kişi seni Allah'tan uzaklaştıracaktı.
Belki de sahip olamadığın şöhret seni mahvedecekti.
Belki de ulaşamadığın dünya seni cehenneme sürükleyecekti.
Sen ağladın…
Allah korudu.
Sen istedin…
Allah vermedi.
Sen üzüldün…
Allah rahmet etti.
Çünkü bazen Allah'ın “vermemesi”, kuluna olan sevgisinin eseridir.
Asıl soru şu değildir:
“Neden duam kabul olmadı?”
Asıl soru şudur:
“Eğer kabul olsaydı sonum ne olurdu?”
Düşün!
Bugün hayran olduğun insanların kaç tanesi kabirde rahat uyuyor?
Kaç tanesi Allah'ın huzurunda hesap vermiyor?
Kaç tanesi sahip olduklarıyla kurtuldu?
Kaç tanesi servetiyle cenneti satın alabildi?
Kaç tanesi güzelliğini mezara götürebildi?
Kaç tanesi şöhretini mahşerde yanında bulabilecek?
Hiçbiri…
Öyleyse Allah'ın sevdiğini sev.
Allah'ın razı olduğuna özen.
Peygamberlere benzemeye çalış.
Sıddıklara benzemeye çalış.
Şehitlere benzemeye çalış.
Salih kullara benzemeye çalış.
Çünkü insan sevdiğiyle beraberdir.
Bugün kimi seviyorsan…
Kime benzemek istiyorsan…
Yarın onunla haşrolma ihtimalini unutma.
Belki de yıllardır kabul olmayan duan için değil…
Seni ondan koruyan Allah'a şükretmen gerekiyordur.
Şems-i Tebrizî'nin veciz sözü ne kadar da düşündürücüdür:
“Bugün kabul olmadı diye üzüldüğün duaya, gün gelecek kabul olmadı diye şükredeceksin.”
Allah'ım!
Bizlere Senin sevdiğini sevmeyi, Senin razı olduğun kullara benzemeyi nasip eyle.
Kalplerimizi dünya hayranlığından, gözlerimizi haram özlemlerden muhafaza eyle.
Bizlere verdiğin nimetlere kanaat etmeyi, vermediklerinde ise hikmetini görebilmeyi nasip eyle.
Bizi dünyaya değil, Sana yakınlaştıracak şeyleri istemeyi nasip eyle.
Âmin.
HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK
