Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kadir Sûresi ve Kadir Gecesi'nin Şerefi

İsmail Sezkin

KADİR SÛRESİ


Değerli Mü’minler!.. Kadir Sûresi… Hem Kadir Gecesine, hem de o gecede nazil olmaya başlayan Kur’an’a dikkat çeken… Hem o gecenin, hem de o gecede mele-i a’lâ ile yeryüzünü birleştiren Kur’an’ın şerefini anlatan bir sûre Kadir Suresi Cenab-ı Hakk’ın yeryüzüne hayat bahşeden kelâmını indirdiği, yeryüzüne rahmet kapılarını açtığı, beşeriyete en büyük nimetini bahşettiği, kullarının hayatına karışmak üzere Kur’an’ı inzal buyurduğu geceden söz eden bir sure

Cenab-ı Allah kullarından birini seçerek… Onun vasıtasıyla, böyle mübarek bir gecede bize Kur’an’ı ulaştırarak… Nimetlerin en büyüğüyle bizi şereflendirmiş… Kur’an nimeti yani vahiy nimeti; nimetlerin en büyüğüdür Çünkü Cenab-ı Hakk’ın diğer bütün nimetleri Kur’an’la tamamlanır… Cenab-ı hakk’ın bize ulaşan bütün nimetleri bu kitap sayesinde ve bu kitabı bize ulaştıran, Peygamber Efendimiz sayesinde bize ulaşmış nimetlerdir

Mesela; nimetlerin en büyüğü hidâyet ve iman nimetidir İman ve hidâyet olmadan öteki nimetlerin hiç birisine ulaşmak mümkün değil İşte hidâyet nimeti bize Kur’an’la ulaşıyor

Cenab-ı Allah eğer Kur’an’ı bize göndermeseydi… Bizi kendine muhatap kabul ederek, kendi bilgisiyle bizi bilgilendirmeseydi… Bizim muhtaç olduğumuz hidâyeti bize sunmasaydı… Şu kâinatın içinde bizim hiçbir değerimiz olmazdı Cenab-ı Allah’ı ve Cenab-ı Allah’ın bizden nasıl bir hayat istediğini bilemezdik… Bu dünyanın mânâsını bilemezdik… Hayatın mânâsını bilemezdik… Nereden geldiğimizi bilemezdik… Bizi kimin var ettiğini bilemezdik… Niçin dünyaya geldiğimizi ve nereye gittiğimizi bilemezdik… Ölümün ne olduğunu, ölümden sonra nasıl bir hayatın bizi beklediğini bilemezdik… Cenab-ı Allah’ın öteki nimetlerine rıza nimetine, gazabından kurtulma nimetine, cennet nimetine ve cehenneminden kurtuluş nimetine de ulaşamazdık…

İşte Kadir Sûresi, bize Kur'an'ı Kerim’in değeri ve önemi hakkında bilgi veriyor… Allah-u Teâlâ, Hicr Sûresi’nde

اِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ

“"Bunu biz indirdik"(HİCR;9) buyuruyor”

Yani Peygamber istediği için değil, biz istediğimiz için indirilen bir kitaptır Kur’an diyor… İşte Cenab-ı Allah'ın insanlığa son mesajı olan Kur’an-ı Kerim bu gecede indirilmeğe başlanmış

Kadir Gecesi, bin aydan daha hayırlı olan değerini bu olaydan alıyor Kadir gecesinin hangi gün olduğu konusunda birçok görüş ileri sürülmüş Ancak âlimlerin çoğunluğunun görüşü, Ramazan ayının yirmi yedinci gecesi olduğu şeklinde

İslâm Dini, dış görünüşü benimseyen, şekle önem veren şekilci bir din değildir Ama Kadir Gecesini hatırlayıp, o geceyi imanla ve sevabını Allah’tan umarak geçirmek, İslâm'ın sağlam ve bir bütün olan terbiye metodunun bir yanını oluşturuyor

اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةِ الْقَدْرِ

““Doğrusu, Biz, Kur’an'ı Kadir Gecesinde indirmişizdir…”

وَمَا اَدْرٰیكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ

“Kadir gecesinin ne olduğunu sen bilir misin?..”

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ

“Kadir gecesi bin aydan hayırlıdır”

تَنَزَّلُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ

“Melekler ve Cebrâil o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler”

سَلَامٌ هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

“O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir…””

Bu sûrenin inişi hakkında değişik rivâyetler vardır… Bunlardan biri şöyle: Bir gün Peygamberimiz Ashab-ı Kirâma İsrail oğullarından birinin, silahını kuşanarak Allah yolunda bin sene cihad ettiğini anlatmıştı Ashabın buna hayret etmeleri üzerine Cenabı Hak bu Kadir Sûresi’ni indirmiştir…

Sahabeden Zir b. Hubeyş, Übey b. Ka'b'a “Kardeşin Abdullah b. Mes'ud, yıl boyunca ibadet eden kişi Kadir Gecesine isabet eder demiş, sen ne dersin" diye sorar Übey b. Ka'b da: “O, insanların sadece Kadir Gecesine güvenmemeleri için böyle söylemiş… Yoksa Kadir Gecesinin, Ramazanın son on günü içerisinde, yirmi yedinci gecesinde olduğunu biliyordu" diye cevap vermiş “Bunu neye dayanarak söylüyorsun?” diyor Zir b. Hubeyş Übey’de diyor ki; "Ben bunu Resûlüllahın bize haber vermiş olduğu alametle söylüyorum" diyor

Allah-u Teâlâ bir takım hikmetlere dayanarak Kadir Gecesini ve başka bazı şeyleri gizli tutmuş Kadir Gecesinin Ramazanın hangi gecesi olduğu gizlidir… Cuma günü içerisinde duanın kabul olacağı saat gizlidir… Beş vakit içerisinde Salât-ı Vusta gizlidir… İlâhî isimler içerisinde İsm-i Azam gizlidir… Bütün taatler ve ibadetler içerisinde rızay-ı ilâhî gizlidir… Zaman içerisinde kıyametin ne zaman kopacağı gizlidir… Hayat içerisinde de ölümün kime ne zaman geleceği gizlidir Bunların gizli tutulmasından maksat mü'minlerin uyanık, dikkatli ve devamlı Cenab-ı Allah'a ibadet ve taat içerisinde olmalarını sağlamak içindir…

Mü'minler bu geceyi gaflet içerisinde geçirmemeli, ibadet ve taatle değerlendirmeli Peygamberimiz: "Kim Kadir gecesini, faziletine inanarak ve alacağı sevabı Allah'tan bekleyerek ibadet ve taatle geçirirse geçmiş günahları bağışlanır" buyuruyor…

Kadir Gecesini, namaz kılarak, Kur'an-ı Kerim okuyarak, tevbe-istiğfâr ederek ve dua yaparak değerlendirmeliyiz Üzerinde namaz borcu olanların nafile namazı kılmadan önce hiç değilse beş vakit kaza namazı kılmaları daha faziletli olur Kazası yoksa nafile kılar…

Süfyan-ı Sevrî: "Kadir gecesi dua ve istiğfar etmek namazdan sevimlidir Kur'an okuyup sonra dua etmek daha güzeldir" diyor Hz. Aişe Peygamberimize: "Kadir gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?" diye soruyor… Peygamberimiz; "Allahümme inneke afüvvün tühıbbü'l-afve fa'fu annî: Allah'ım sen çok affedicisin, affı seversin, beni affet diye dua et" buyuruyor.

Bu gecenin öyle bir anı vardır ki, o anda yapılan ibadet ve dualar mutlaka makbul olur Bu önemli anı yakalamak için gecenin tamamını tevbe-istiğfar ile geçirmek gerekir Bu da kişinin imanını tazeler… Gecenin bütününü ibadetle geçiremeyenler en azından teravihten sonra bir miktar oturup dua ederek değerlendirebilirler

Kadir Gecesinin ne olduğu sorusunu ihtiva eden ikinci ayete cevap veren müteakip ayetlerde onun tarihinin açıklanması yerine, üstünlüğü ve özellikleri üzerinde duruluyor Kadir Suresi’nde… Bu ayetlerde Kadir Gecesinin bin aydan daha hayırlı olup Cenab-ı Allah’ın izniyle meleklerin yeryüzüne indiği ve bundan dolayı fecrin doğuşuna kadar bütün geceyi manevi bir huzur ortamının kapladığı belirtiliyor Yine bu gece ve her gece Cenab-ı Allah’ın kitabıyla birlikte olan, Kur’an’ın ayetlerini anlayıp, ayetlerin emrettiği gibi bir hayat yaşamaya çalışan, yâni bu Kur’an’ın kıymetini bilen mü’minlerin, meleklerin kendilerine katılmalarına kadar varan bir yüceliğe ulaşacakları haber veriliyor

Kur’an’ı indiren Cenab-ı Allah’tır Onun için Kur’an’ı okurken, onun Allah’tan geldiğini asla unutmamalıyız

Yine Kur’an’la beraber olanların, hayatında Kur’an olanların izzet ve şeref sahibi, hikmet sahibi ve hâkimiyet sahibi olacağını bilecek ve buna iman edeceğiz Hayatında Kur’an olan şerefli olur… Yaşamı Kur’an olan güçlü olur… Kur’an’ı anlayarak ve Kur’an’ın istediği şekilde yaşayan hikmet sahibi olur Kur’an’dan habersiz yaşayanlar, Kur’an’ın hikmetinden, izzet ve şerefinden istifade edemeyenler hikmetsiz, izzetsiz ve permeperişan olarak sürünmek zorunda kalır dünyada…

Peygamberimiz “Kime hikmet verilmişse, kimin bu kitaptan nasibi varsa ona çok büyük hayırlar verilmiştir” diyor… “Bu kitabı tanıyan ve bu kitabı hayatında hareket noktası yapan kimseye güçlü bir hikmet verilmiştir” buyuruyor… Kur’an’la beraber olanlar yeryüzünde ulaşacakları her yere ulaşmıştır her zaman Kur’an’a uyan adamın görüşleri keskin olur… Kur’an’a uyan adamın anlayış ve kavrayışları engin olur… Kur’an’a uyan adamın kararları isabetli olur…

Öyleyse Kur’an’ı anlamak için… Hayatımızı Kur’an’la düzenlemek için… Onu elimize aldığımız zaman kiminle diyalog halinde olduğumuzu… Kimin kitabından bilgilenmeye çalıştığımızı bileceğiz ve unutmayacağız Rastgele bir kitapla değil… Azîz ve Hakim olan Cenab-ı Allah’tan gelme… Azîz ve Hakim olan bir kitapla karşı karşıya olduğumuzu bileceğiz… Eğer izzet ve şerefe ihtiyacımız varsa… Eğer bilgi sahibi olmaya ihtiyacımız varsa… Eğer hikmet sahibi olmaya ihtiyacımız varsa… Bu kitabı hiçbir zaman elimizden düşürmemeye çalışacağız Elimize aldığımız bu kitabın ayetlerini anlayıp, hayata onlarla bakabildiğimiz zaman yeryüzünde izzet ve şerefe ulaşacağımızı… Her zaman üstün olacağımızı… Kur’an’dan ayrı kaldığımız, onunla ilgimizi-alakamızı kestiğimiz zaman, ebediyen izzet ve şerefimizi kaybederek şerefsizlerin elinde oyuncak olacağımızı… Onların kulu-kölesi olarak rezil bir hayatı yaşamak zorunda kalacağımızı da unutmayacağız Kur’an’ı kendimizden… Kendimizi de Kur’an’dan ayırdığımız zaman… Ne yaparsak yapalım… Kime gidersek gidelim… İzzetsiz ve hikmetsiz olarak yeryüzünde sürünmek zorunda kalırız… Ondan sonra artık ne Amerika’da, ne Avrupa’da, ne de başka yerlerde izzet ve itibar bulamayız…

اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةِ الْقَدْرِ

““Biz bu Kitabı Kadir Gecesinde indirdik” buyuruyor Cenab-ı Hak Kadir Gecesi Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı gece olduğu için, şerefli ve mübarek bir gecedir…”

Kur’an kendisinde indirildiği için şerefi ve azameti büyük bir gece olan Kadir gecesi… Aynı zamanda Cenab-ı Allah’ın kâinatta olacak hadiseleri takdir buyurup, kadere bağlayıp, onaylayıp uygulamaya koyduğu takdir gecesidir

Bir de Leyle-i Kadir, tazyik gecesi, darlık gecesi anlamına gelir O gece melekler yeryüzüne o kadar çok inerler ki, yeryüzü onlara dar geldiği için bu geceye Kadir Gecesi denmiş

Kur’an’ın indirildiği geceyi Bakara Suresi;

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ

Diye anlatıyor bize… “Ramazan ayı öyle bir aydır ki onda insanlara yol gösteren, hakla bâtılı ayıran, hidâyet rehberi ve deliller halinde bulunan Kur’an o ayda indirildi.” diyor… (Bakara 185)

Ramazan ayı, hicri aylarından bir tanesi Ama farklı bir ay Çünkü bu ayda Kur’an indirilmiş Yine bu Kur’an mübârek bir gecede indirilmiş Bu mübârek gecenin isminin Kadir Gecesi olduğunu ve bu gecenin de Ramazanın içinde bir gece olduğunu biliyoruz

Cenab-ı Allah Duhân Suresi’nde Kur’an’ı indirdiği geceyi anlatırken:

اِنَّا اَنْزَلْنَاهُ فٖى لَيْلَةٍ مُبَارَكَةٍ اِنَّا كُنَّا مُنْذِرٖينَ

““Apaçık olan Kitaba andolsun ki, biz onu, kutlu bir gecede indirdik” buyuruyor… (Duhân;13)”

Kur’an mübârek bir gecede indirilmiş… Ya da Kur’an kendisinde indirildiği için, o gece mübârek bir gece oluyor Kitap indirildiği için o gece bereketleniyor

Öyleyse siz de bereketlenmek istiyorsanız… Siz de hayatınızın bereketlenmesini ve hayatınızın şeref kazanmasını istiyorsanız… Kur’an’ı hayatınıza indirerek hayatınızı bereketlendirebilirsiniz… Bu bereket kaynağını eğer elinize alırsanız… Eğer onu raflardan indirirseniz… Onu süslü çantalarından çıkartır hayatınıza indirirseniz… İşte o zaman, aynen Kadir Gecesi gibi, siz de onunla şereflenir… Sizin de hayatınız onunla bereketlenir… Eğer Kur’an’ı mutfağınıza indirgerseniz… Kur’an’ı meslek hayatınıza indirgerseniz… Kur’an-ı kazanmanıza indirgerseniz… Harcamanıza indirgerseniz… Eğitiminize, ekonominize indirgerseniz… O zaman sizin hayatınız da bereketlenir Aynen Kadir Gecesi gibi…

Bu kitabı hayatımıza indirdiğimiz gece, bizim de Kadir Gecemiz olur Bu kitabın hayatımızdaki kadr-u kıymetini anladığımız ve onu elimize aldığımız gece bizim için Kadir Gecesi olur

Eğer öyle değilse, yoksa gecelerin hepsi aynı… Kur’an’ın hayatımızda bir kadr-u kıymeti yoksa… Kur’an’ın hayatımıza dair bir anlamı yoksa… O geceye tesadüf etmek çok fazla bir şey ifade etmez yani

Bakınız; Muhammed bin Abdullah’ı Hz. Muhammed’ür-Rasûlullah yapan aynı Kadir Gecesi… Ebu Cehil’i de Ebu Cehil olarak bırakıyor… Yani o gece kimilerinin hayatı bereketlenirken, kimileri hep aynı kalıyor

Cenab-ı Allah biz onunla yol bulalım diye… Yolumuzu ona sorarak bulalım diye… Kur’an-ı Kerim’i mele-i a’lâdan dünyaya indiriyor… Öyleyse bizler de Cenab-ı Allah’ın yaptığının tam tersini yapmayacağız… Cenab-ı Allah Kur’an’ı bizim hayatımıza indirirken… Biz onu hayatımızdan kaldırmaktan yana olmayacağız O indirirken biz raflara kaldırmaktan yana olmayacağız Kur’an’a hürmet etmek demek, onu kimsenin el değemeyeceği yüksek yerlere kaldırmak değildir… Sürekli onu el altında bulundurup, sürekli onu elden düşürmemeye ve onunla bilgilenmeye çalışmak demektir… Onun için Kur’an’ı hayatımıza indirmek, onu elimize almak ve hayatımızda hep bu kitapla beraber olmak zorundayız… Hayatımızın bereketlenmesi için, hayatımızın şereflenmesi için mecburuz buna…

Kadir kelimesi; bir de takdir anlamına, kader anlamına gelir Bu da yine Duhan Suresi’nde şöyle anlatılıyor…

فٖيهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَكٖيمٍ اَمْرًا مِنْ عِنْدِنَا اِنَّا كُنَّا مُرْسِلٖينَ رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

““Katımızdan bir buyrukla, her hikmetli işe o gecede hükmedilir Doğrusu biz öteden beri elçiler göndermekteyiz… Eğer kesin olarak inanırsanız bilin ki, bu senin Rabbinden, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunanların Rabbinden bir rahmettir… O, işitendir, bilendir…” (Duhân;4)”

Her hikmetli iş bu gecede ayrışır, ayrıştırılıyor… Her önemli iş, o gece ayrıştırılıyor ve takdir ediliyor Her önemli iş icra edilmek üzere o gece karara bağlanıyor, yazılıyor ve takdir ediliyor Kâinatın kaderiyle, insanların ve tüm varlıkların kaderleriyle ilgili olan tüm olayların bir yıllık takdiri ya da değerlendirilmesi bu gecede yapılıyor Gelecek seneye kadar kulların kaderleri, kulların rızıkları, ecelleri ve başlarına gelecekler, olup bitecekler ayrıntılı bir şekilde bu gecede belirleniyor ve karara bağlanıyor…

Bu kararlar, bu kaderler Allah katında Her işin ötesinde Allah var Kararlaştıran Cenab-ı Allah… Takdir eden Cenab-ı Allah… Yürüten Cenab-ı Allah… Yasaları belirleyen ve uygulatan Cenab-ı Allah Bu işleri icra etmek üzere meleklerine emreden Cenab-ı Allah

Yeryüzündeki elçilerine vahiy göndererek emreden de Cenab-ı Allah Yaratan O… Hayat veren O… Öldüren de O… Her şeyi bilen ve karara bağlayan Cenab-ı Allah olduğuna göre… Hayatla ve ölümle alâkalı tüm işleri düzenleme hakkı da tabi ki Cenab-ı Allah’a ait olacak Yeryüzünde dalından düşen bir yaprak, gökyüzünden yere düşen bir damla, insanın ağaran saçının bir teli, yıldızlar, ay, güneş, bulutlar, rüzgârlar, dağ başında biten bir çiçek bile Cenab-ı Allah’ın emriyle gerçekleşiyor O’nun bilgisinin dışında, O’nun haberi olmadan hiçbir şey gerçekleşemez Her şey O’nun emriyle ve takdiriyle meydana gelir… O’nun emriyle yaşar ve O’nun emriyle son bulur

تَنَزَّلُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ

““Melekler ve Cebrâil o gecede Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler”(Kadr;4) deniyordu ya, işte aldığı her bir kararı uygulamak üzere Cenab-ı Allah elçilerini gönderiyor”

Ya da Kur’an’da bizim kulluğumuz adına aldığı kararlarını bize ulaştırmak ve insanlığı uyarmak üzere Cenab-ı Allah bizim içimizden Peygamberler gönderiyor… Bu Peygamberlerime bakın ve aynen onlar gibi bana kulluk yapın diyor…

İşte en büyük bir rahmet ve bereket budur Yoksa biz Cenab-ı Allah’ı bilemezdik Cenab-ı Allah’a kulluğu nasıl olacağını bilemezdik Herkes kendine göre bir hayat yaşar… Herkes kendine göre örnekler bulur ve onlar gibi olmaya çalışırdı Herkes kendi hevâsına ve hevesine göre bir hayat yaşardı… Hiç kimse Cenab-ı Allah’ın rahmetine ulaşma imkânı bulamazdı…

Cenab-ı Allah Kadir Gecesinin değerinin, şerefinin yüceliğini anlatmak için

لَيْلَةُ الْقَدْرِ خَيْرٌ مِنْ اَلْفِ شَهْرٍ وَمَا اَدْرٰیكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ

““Kadir Gecesinin ne olduğunu sen bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır” buyuruyor”

Evet, Kadir Gecesi, içinde böyle mübârek bir gece bulunmayan bin aydan daha hayırlı bir gece Onun için; böyle bir gecede yapılacak hayırlı bir iş, işlenecek sâlih bir amel, içinde böyle bir gecenin bulunmadığı bin aylık ibadetten daha hayırlı olur

Onun için; tek bir ayeti bile anlayıp, idrak edip hayatımızı onunla düzenleme gayretine girdiğimiz bir zaman, bizim için o ayetten habersiz geçirdiğimiz bin aydan daha hayırlı ve bereketli olur Eğer hayatımızda-yaşantımızda Kur’an yoksa, Kur’an’ın kadr-u kıymetini bilemiyorsak, ömrümüzde bizim hiç Kadir Gecemiz yok demektir…

Bunu çok iyi düşünmek ve anlamak zorundayız… Başka çaremiz yok… Hayatımızı Kur’an’la düzenlemek zorundayız Eğer biz; Kur’an-ı Kerim’le ilgimizi kesersek, Allah korusun, o zaman şeytanın vahiyleri devreye girer hayatımızda O zaman hayatımızı onlarla düzenlemek zorunda kalırız… O zaman başka vahiyler hayatımıza hakim olur ve biz başkalarının kulu, kölesi olmaktan kendimizi kurtaramayız…

Cenab-ı Allah Kur’an’la amel edilsin, insanlığın hayatını Kur’an belirlesin ve Kur’an’la yol bulsunlar diye göndermiş Kur’an’ı Bu kitap hak olarak indi, bâtıl olsun diye, oyun eğlence olsun diye gelmedi… Yeryüzünde zulüm ve haksızlıklar hakim olsun, yeryüzünde bozgunculuk olsun diye gelmedi… Bu kitapla yeryüzüne hakim olanlar yeryüzünde adâleti, özgürlüğü, hürriyeti hakim kılsınlar ve insanlar rahat bir şekilde Cenab-ı Allah’a kulluk yapsınlar ve aralarındaki problemlerini bu kitaba göre çözümlesinler diye Cenab-ı Allah bu kitabı göndermiş…

Öyleyse insanca, Müslümanca bir hayat yaşamak, hayatımızı bereketlendirmek, gecelerimizi Kadir gecesine çevirmek istiyorsak, her birimiz nereden yönelirsek yönelelim bu kitaba, Kur’an-ı Kerim’e yönelmek zorundayız…

تَنَزَّلُ الْمَلٰئِكَةُ وَالرُّوحُ فٖيهَا بِاِذْنِ رَبِّهِمْ مِنْ كُلِّ اَمْرٍ

Bu ayette Kadir Gecesinde meleklerin yeryüzüne inmesinden söz ediyor Cenab-ı Hakk Meleklerle birlikte Ruh da iner diyor Bu Ruh Cebrâil’dir Melekler ve Ruh o gece yeryüzüne selâm, selâmet olan işler için inerler Hayırlı işler için inerler Bereket için inerler Selâm için, selâmet için, esenlik ve huzur için inerler… Peygamberimizin haber verdiğine göre Kur’an okuyan mü’mini dinlemek, Kur’an’daki Cenab-ı Allah’ın emirlerini zikreden, Cenab-ı Allah’ın kendilerinden istediği hayatı zikredip, hatırlayıp onu yaşama mücadelesi veren zikir ehlinin zikirlerine katılmak için inerler…

Melekler mü’minlerin hizmetindedir… Bakara Suresi’nde Cenab-ı Allah meleklere Adem’e secde emrini verdiğini anlatıyor Secdenin bir mânâsı da yöneliştir Cenab-ı Allah meleklerine Adem’e yönelmelerini emrediyor… O zamana kadar meleklerin görevi sadece Cenab-ı Allah’ı tesbih ve takdis etmekti… Ama insanın yaratılmasından sonra Cenab-ı Allah meleklere ikinci bir görev daha veriyor… İnsana hizmet etme görevi veriyor

Bakıyoruz; Cebrâil’in işi insan olan Peygamberlere vahiy getirmek… Azrail’in işi de insana yönelik, bizim canlarımızı almaya yönelik Mîkâil’in işi de böyle… O da bizim için görevli İsrâfil de bizim için vazifeli… Kiramen Katibin melekleri bizim amel defterlerimizi yazıyor… Hafaza melekleri bizi koruyor Kur’an’da bize haber verilen bütün meleklerin görevi, insanla alakalı… İşte bu meleklerin hepsi, insanlar için o gece yeryüzüne iniyorlar

Melekler kendileri gibi Cenab-ı Allah’a kulluk yapan insanlara dua etmek, onlar hakkında istiğfarda bulunmak, onlara selâm vermek, onların ibadet, zikir meclislerine katılmak için iniyorlar Kadir Gecesi…

سَلَامٌ هِىَ حَتّٰى مَطْلَعِ الْفَجْرِ

Bu selâm işi, fecrin doğuşuna kadar devam eder Meleklerin mü’minleri selâmlamalarından dolayı, o gece sabahına kadar selâmdır, selâmettir, esenliktir Ve ya bunu şöyle de anlayabiliriz… O gece her işte selâm, selâmetlik ve esenlik vardır… Melekler mü’minler için esenlik diliyorlar, teslimiyet diliyorlar, cennet diliyorlar