KADRİN KADRİNİ BİLMEK
Bizleri Rahmetinin tecellisi olan Ramazana ulaştıran ve bir ömre bedel hayırları elde edebileceğimiz bir geceye, Kadir Gecesine kavuşturan Cenab-ı Allah’a hamdolsun.
Yaratılmanın kadrini bilen Rabbine yönelir. Kadr-ü kıymet bilenin de kadr-ü kıymeti bilinir.
وَآتَاكُم مِّن كُلِّ مَا سَأَلْتُمُوهُ وَإِن تَعُدُّواْ نِعْمَتَ اللّهِ لاَ تُحْصُوهَا إِنَّ الإِنسَانَ لَظَلُومٌ كَفَّارٌ
““O, istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi. Eğer Allah’ın nimetlerini saymaya kalkışsanız sayamazsınız. Şüphesiz insan çok zalimdir, çok nankördür.” (İbrahim, 14/34)”
Cenab-ı Rabbil Alemin istediğimiz her şeyi bizlere ikram etti. Bunu da bu okuduğum ayetinde ilan etti. Şimdi sıra bizde. Cenab-ı Hakk’ı bilme, O’na yönelme, dinimizi hayat tarzı haline getirme vakti. Bu günler, bu geceler kadir vakti. Kadr-ü kıymet bilme vakti. Kadir gecesi bir takdir gecesidir. Cenab-ı Hakk’ın hakkımızda güzel şeyleri takdim ettiği gecedir bu gece.
Peygamberimiz daha peygamber olmadan önce bazen Mekke’nin cehaletinden, zülmünden, karanlığından, ahlaksızlığından kaçıp şehrin dışında Hira mağarasına çekilir arayış içine girerdi. Özünü unutmuş, cehalet bataklığındaki, karanlıkta kalmış insanlığın arayışıydı bu. Peygamberimiz yine böyle bir arayış içinde bir gece Hira’dayken Cebrail gelir ve ilk vahiyle aydınlığı gösterir.
Bu gece Cebrail’i tüm heybetiyle karşısında gören Peygamberimiz korku içerisindeyken, Cebrail’in igra(oku) nidası yükseliyordu dünya semasında.
Peygamberimiz: la egra(ben okuma bilmem) dedi.
Cebrail tüm heybetiyle Peygamberimizi kucaklayıp güçsüz bırakıncaya kadar sıktı ve igra(oku) dedi yine.
Peygamberimiz yine: la egra(ben okuma bilmem) dedi.
Cebrail Peygamberimizi tekrar kucaklayıp nefesi kesilene kadar sıkıp bırakarak igra bismi rabbikellezi halak, halagal insene min alak. igra ve rabbükel Ekram, ellezi alleme bil galem, allemel insene ma lem ye’lem.(oku, yaratan rabbin adıyla oku, O insanı alaktan yarattı, Oku, kalemle yazmayı öğreten, insana bilmediğini belleten Rabbin sonsuz kerem sahibidir.)
Peygamberimiz Cebrail’in ardından tekrarladı bu ilk ayetleri. Heyecan ve korkuyla eve gitmek için mağaradan çıktığında Cebrail’in tüm ufku kapladığını ve “Ey Muhammed sen Allahın elçisisin ben de Cebrailim” dediğini duydu. Artık Muhammed bir peygamberdi, dağlar, taşlar, bitkiler ona evine gidinceye kadar selam veriyorlardı. İşte o gece bundan 1408 sene önceki bu geceydi.
İşte bu yüzden Kadir Gecesi 1000 aydan hayırlıdır. Ramazan ayı bu yüzden 11 ayın sultanıdır. Bir ayı onbir ayın sultanı yapan, bir geceyi bir ömürden bereketli kılan Kur’an-ı Kerimi eğer biz aklımıza, vicdanlarımıza indirirsek ve hayat tarzı haline getirirsek işte o zaman bizlerde en hayırlı insan oluruz şu dünyada ve ahirette.
Peygamberimize gelen ilk vahyin igra-oku olması çok manidardır. Biri çıkıyor karşınıza ve oku diyor. Oku ama neyi okuyacaksın? İnsanı oku, kainatı oku, dağları-taşları oku, gökyüzünü-yeryüzünü oku, ağaçları-kuşları, insanı oku. Okuyabilirsen eğer her şeyi yaratan Rabbini görürsün her yerde.
Dolayısıyla Kıymetli Kardeşlerim! Kur’an’ın indiği bu gece okuma vaktidir. Kur’an’la öğüt alma vaktidir bu gece. Bakınız Rabbimiz nasıl buyuruyor:
كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُواالْأَلْبَابِ
““Bu Kur’an çok mübarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki âyetlerini düşünsünler ve aklıselim sahipleri öğüt alsınlar.” (Sâd, 38/29)”
Geçmişte meydana gelen hadiselerden ibretler alalım. İblisin şeytanlaşmasından ibret alalım. Kibrin sonunun felaket olduğunun, Cenab-ı Allah’ın emirlerine karşı gelmenin, tövbe etmek yerine hatada ısrar etmenin ne kadar değersiz ve yanlış olduğunu İblis’in şeytanlaşmasından öğrenelim. Bunu öğrenelim ki; bizde şeytanın avenesi olmayalım. Bilelim ki; dünyamız ve ahiretimiz cehennem olmasın. Firavun’dan, Nemrut’tan, Karun’dan, Ebu Cehil’den, Ebu Leheb’ten ibret alalım. Makamına-mevkiine, malına-servetine aldananların hüsrana olduklarının farkında olalım.
Hz. Mevlana, geçmişten ibret almanın ve geçmişte yaşananların farkına varmanın ne kadar değerli olduğunu bir hikâyeyle şöyle anlatıyor.
Aslan, kurt ve tilki arkadaş olmuş, avlanmaya çıkmışlar. Akşama doğru bir yaban öküzü, bir dağ keçisi, bir de semiz tavşan yakalamışlar. Avlar ormana getirilince aslan kurda dönüp: “Bunları, aramızda adaletle taksim et bakalım” diye emir vermiş.
Kurt: “Padişahım, yaban öküzü en büyük av olduğu için size layıktır. Keçi orta boyda, orta irilikte, o da benim olsun. Tilki de tavşanı alsın” demiş.
Aslan çok kızmış bu işe ve “Sen kim oluyorsun da ben varken pay istiyorsun?” diye kükremiş. Bir pençe ile kurdu yere yıkıp parçaladıktan sonra tilkiye dönmiş ve ona, “Haydi, avlarımızı bir de sen taksim et!” demiş. Tilki, “Aman efendim, pay etmekte neymiş? Bu semiz öküz sizin kuşluk yemeğiniz olsun, keçiyi gün ortasında yersiniz, akşama doğru da tavşanla kendinize ziyafet çekersiniz!” demiş. Aslan bu taksimden çok hoşlanmış ve tilkiye “Bu şekilde pay etmeyi sen kimden öğrendin” diye sormuş. Tilki yerde yatan kurdu göstermiş ve “Padişahım, yerde yatan kurttan” diye cevap vermiş.
Dolayısıyla Allah Kur’an-ı Kerim’de önceki kavimlerden, toplumlardan, peygamberlerden çok bahseder. Bizler onları okuyup da öğüt alalım diye anlatmış Cenab-ı Hak bunları.
Bu eski kavimler anlatılırken sahabe i kiram üzülürmüş. Peygamberimiz’e “Ne kadar güzel değil mi? Önceki kavimler uzun yaşamışlar, yüzyıllarca Allah’ın yolunda çok iyilikler, hayır hasenatlar işlemişler; ne çok sevapları vardır. Oysa bizim ömrümüz kısa, sevabımız az, hayırımız az” diye serzenişte bulunurlarmış. İşte tamda bu sırada Cebrail gelerek Ümmet-i Muhammed’e Kadir Suresi’ni indirerek Kadir Gecesini müjdelemiş.
إِنَّا أَنزَلْنَاهُ فِي لَيْلَةِالْقَدْرِ
““Şüphesiz, biz onu (Kur’an’ı) Kadir gecesinde indirdik.”
وَمَا أَدْرَاكَ مَا لَيْلَةُ الْقَدْرِ
“Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin!”
لَيْلَةُ الْقَدْرِخَيْرٌ مِّنْ أَلْفِ شَهْرٍ
“Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır.”
تَنَزَّلُ الْمَلَائِكَةُ وَالرُّوحُ فِيهَابِإِذْنِ رَبِّهِم مِّن كُلِّ أَمْرٍ
“Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner.”
سَلَامٌ هِيَ حَتَّى مَطْلَعِ الْفَجْرِ
“O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.”(Kadir, 97/1-5)”
Onun için bu gece Kadir Gecesini değerli kılan Kur’an-ı Kerim’i aklımıza, gönlümüze ve hayatımıza indirip nur çırağımızı yakma vakti olmalı. Bu gece artık Kur’an-ı Kerim’e hep beraber sarılma vakti olmalı bizim için.
Bu gece, günahlarımızı affettirme vakti olmalı bizim için. Çünkü Kadir Gecesini değerlendirmek günahların affedilmesine bir vesiledir.
مَنْ قام لَيْلَةَ القَدْرِ إِيماناً واحْتِسَاباً ، غُفِر لَهُ ما تقدَّم مِنْ ذنْبِهِ
““Faziletine inanarak ve karşılığını Allah'tan bekleyerek Kadir gecesini değerlendiren kişinin geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari, İman 25)”
Haddi aşmış olabiliriz, günah deryasında boğulmaya yüz tutmuş olabiliriz. Her ne olursak olalım, hepimiz Allah-u Teala’dan af dilenme vaktini yaşıyoruz şuan.
Bu gece bir de dua vakti bizim için. Hz. Aişe Validemiz, Peygamberimize “Ya Rasulülllah! Kadir Gecesi’nin hangi gece olduğunu bilecek olursam, o gece nasıl dua edeyim?” diye sorunca, Peygamberimiz şöyle dua edilmesini istemiş.
اللَّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ العفْوَ فاعْفُ عنِّي
““Allahım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affeyle!..”
Bizler de bu gece Peygamberimizin Hz.Aişe Validemize öğrettiği bu duayı hiç dilimizden düşürmeyelim, sürekli bunu okuyalım bu gece.
Kadir bizi bekliyor, biz de kadiri bekliyoruz bu gece… Mü’min yapacağı her şeyi veda ediyor gibi yapmalı. Biz de bu gece bir daha kadir gecesine ulaşamam diyerek, bu gecenin hayatımızdaki son Kadir Gecemiz olduğunu biliyormuş gibi değerlendirelim bu geceyi. Kadir Gecesi’nin kadrini-kıymetini bilelim ki; o da bizim kadrimizi-kıymetimizi bilsin yarın Allah’ın huzurunda…
Rabbim gecemizi hepimiz hakkında hayırlara vesile kılsın.
Tuttuğumuz oruçlarımızı, kıldığımız namazlarımızı, verdiğimiz zekat ve sadakalarımızı kabul eylesin.
Birbirimizi unuttuğumuz şu günlerde el ele verip gerçek manada birleşen seçkin kullarından eylesin cümlemizi…
Kandiliniz Mübarek Olsun.
KADİR GECESİ HATİM DUASI
Euzü Billahi Mineş Şeytanirracim. Bismilahirrrahmanirrahim Elhamdü lillâhi rabbil âlemîn. Ves- salâtü ves- selâmü alâ Rasûlinâ Muhammediv ve alâ âlihî ve sahbihî ecmeıyn.
Allâhümme rabbenâ, yâ rabbenâ, tekabbel minnâ, inneke entes- semî’ul alîm. Ve tüb aleynâ, yâ mevlanâ, inneke entet- tevvâbür rahıym.
Vehdinâ ve veffiknâ ilel hakkı ve ilâ tarîkım müstekıym. Bi beraketi (hatmi)’l Kur’ânil azıym. Ve bi hurmeti men erseltehû rahmetel-lil âlemiyn.
Vağfü annâ ,yâ rahıym. Vağfü annâ, yâ kerîm. Vağfirlenâ, zünûbena, bi fadlike ve cûdike ve keramike yâ ekramel ekramiyn. Ve yâ erhamer râhımîn.
Vel-hamdü lillâhi rabbil âlemîn.
Ya Rabbi! Yalnız sana ibadet eder ve yalnız senden yardım dileriz. Bizleri kendine kul, Habîb’in Muhammed Mustafa’ya ümmet eyle Yâ Rabbi.
Dünyanın sıkıntıları ve günahlarıyla bunalan ruhlarımızı, kararan kalplerimizi okunan Kur’an nuruyla aydınlık eyle Yâ Rabbi.
İmandan sonra küfre dönmekten, hidâyete erdikten sonra dalâlete düşmekten, İslâm’la şereflendikten sonra hor görülmekten bizleri muhafaza eyle Yâ Rabbi.
Rahmetin gazabından üstündür, bize rahmetinle tecelli eyle Yâ Rabbi.
Bazı yüzlerin ağarıp bazı yüzlerin kararacağı günde; bizleri yüzü ak, gönlü pâk olan ve Sevgili Rasûlü’nün ‘Livâ-ül Hamd’ isimli sancağı altında toplanan, mesut ve bahtiyar insanların zümresine dâhil eyle Yâ Rabbi.
Hasta kullarına şifâ, dertli kullarına devâ, borçlu kullarına da edâlar ihsan eyle Yâ Rabbi.
Vatanımızı ve tüm İslâm beldelerini güç yetmez, tâkat erişmez; âfet ve musîbetlerden muhâfaza eyle Yâ Rabbi.
Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem azabından kurtuluş ayına bizleri kavuşturdun, şimdi de bizlere bin aydan daha hayırlı bir gece olan Kadir Gecesine ermeyi nasip ettin. Bizlere bu Kadir gecesinde, kadir kıymet bilmeyi, bu geceden hakkıyla istifade etmeyi nasip eyle Yâ Rabbi.
Bizden önceki ümmetlere farz kıldığın gibi, korunmamız için orucu bize de farz kıldın… Bir ay boyunca yemekten, içmekten ve nefsanî duygulardan sırf senin rızan için ayrı kaldık, sen emrettin oruca başladık, sen emrettin orucumuzu açtık.
Bizlere her gece iftar sevincini yaşattın, sana kavuştuğumuz anda da senin razı olduğun kulları arasına girmeyi bizlere nasip eyle Yâ Rabbi.
Kim ramazanda oruç tutarsa, kim ramazan gecelerinde teravih namazı kılarsa, kim kadir gecesini ihya ederse, inanarak ve sevabını Allah’tan bekleyerek bunu yaparsa geçmiş günahları affedilir diye sevgili peygamberimiz bizlere müjde verdi. Bizleri bu müjdeye nail eyle Yâ Rabbi.
Bizler inanarak ve sevabını Senden bekleyerek oruç tuttuk, namaz kıldık. Tutmuş olduğumuz oruçlarımızı, kılmış olduğumuz vakit ve teravih namazlarımızı, vermiş olduğumuz zekât, fitre, fidye ve sadakalarımızı kabul eyle Yâ Rabbi.
Yine sevgili peygamberimiz bizlere haber verdi: Allah bana dedi ki diye… Ademoğlunun yaptığı her amelin bir karşılığı vardır. Ancak oruç müstesna… Çünkü kulum yemesini, içmesini ve nefsani arzularını sırf benim rızam için terk etti.
Onun için onun mükafatını ben vereceğim dediğini işittik… Biz sırf sen istedin diye bütün bunları yaptık. Bizlere kereminle muamele eyle Yâ Rabbi.
Bizlere sonsuz rahmetinle merhamet eyle Yâ Rabbi.
Bizler cennete girmeyi istiyoruz! Reyyan isminde bir cennet var dedi peygamberimiz. Bu cennete sadece oruç tutanlar girecekmiş. Bizler de oruç tuttuk, bizler de Reyyan ismindeki cennetine girmek istiyoruz. Bizleri Reyyan ismindeki cennetine koy Yâ Rabbi.
Sevdiklerimizi, sevenlerimizi, komşularımızı, akrabalarımızı iftar sofralarımıza davet ettik. Kim bir oruçluya iftar ettirirse, o oruçlunun sevabını iftar ettiren alır, ama iftar edenin sevabından bir şey eksilmez buyuran Sevgili Peygamberimizin müjdesine bizleri nail eyle Yâ Rabbi.
Ümmet-i Muhammed’in haline sen acı, bizleri birbirimize düşmekten muhafaza eyle, bu ümmetin perişan olması için gayret gösterenleri sana havale ediyoruz Yâ Rabbi!
Bizlere uyanış ver, hakikatleri anlama gücü ver, düşmanlarımızı bertaraf etme gücü ver, top yekün huzur ve selamete ulaşma azim ve gayreti ver Yâ Rabbi.
Birlik olmayı, birlikte hareket etmeyi bizlere sevdir Yâ Rabbi.
Artık ayrılığın, bencilliğin, başkasının güdümünde olmanın ne kadar acı verdiğini anlayıp kavramayı nasip eyle Yâ Rabbi.
Rahmet kapılarını açacak olan sensin.. İçinde bulunduğumuz durumu anlamaktan aciziz. Muhammed ümmeti perişan, imdadımıza yetiş Yâ Rabbi!..
Dünyanın dört bir yanında Müslüman kanı döken, Müslümanlara işkence, zulüm, haksızlık yapanları sen Kahhar ismi şerifinle kahreyle Yâ Rabbi.
Memleketimizdeki huzuru, mutluluğu çekemeyen her türlü fırsatta fitne, terör estirmeye kalkışan, fitne fücur gruplarını da sen kahru perişan eyle Yâ Rabbi.
Şu mübarek Ramazan ayı boyunca camimize gelerek, bizlerin okuduğu, cemaatimizin dinlediği ve takip ettiği Hatm-i Şerif’ten hâsıl olan sevabı, evvelâ Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafâ (SAV)’in azîz, latîf, mübârek ruhlarına hediyye eyledik vâsıl eyle Yâ Rabbi.
Ayrıca cemaatimizin evlerinde okumuş olduğu hatm-i şerifleri de katında ayrı ayrı kabul eyle Yâ Rabbi!
Bu kardeşlerimizin kelime kelime göz yorarak okuduğu hatimleri de makbul olan hatimlerden eyle Yâ Rabbi!
Ve bu hatimleri her ne niyet üzere okunmuş ise sahiplerinin niyetlerini halis ve makbul eyle Yâ Rabbi!
Yâilâhel âlemîn, okuduğumuz hatimlerden hâsıl olan sevabı; bütün Peygamberlere, Peygamberimizin âilesi, ashâbı ve etbâına, bütün ulemâ ve şühedâ’ya ve şu anda ‘âmîn’ diyen cemaatimizin de tüm geçmişlerinin ruhlarına hediyye eyliyoruz, vâsıl eyle Yâ Rabbi. Bu kardeşlerimizi her iki cihanda azîz eyle Yâ Rabbi!
Bizler de tüm geçmişlerimiz gibi sevdiklerimizden ayrılacağımız zaman, kâmil bir îman, sâlih bir amel ve arınmış bir ruhla huzuruna çıkmayı nasîp eyle Yâ Rabbi.
Peygamber Efendimiz bu geceye ulaşınca ne yapayım diyen Hz. Aişe Validemize: “Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet” diye dua etmesini tavsiye etmiş. Bizler de hep beraber söyleyelim:
Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affet.
Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affet.
Allahım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, bizleri de affet.
Sana yapmış olduğumuz duâları, Mescid-i Haram’da, Mescid-i Nebevi’de ve Mescid-i Aksâ’da yapılan duâlarla birlikte ‘Fe tekabbelehâ rabbühâ bi kabûlin hasenin’ âyetinin sırrına mazhâr eyle Yâ Rabbi.
Bizlere son nefeste Kelime-i Şehâdet ki buyrun ‘Eşhedü ’ diyerek çene kapamayı nasîp eyle Yâ Rabbi.
