CUMA VAAZI
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه اجمعين
İMANI KALBİNDEN HAYATINA YANSITAN MÜMİN.
İMANIN TADI, AHLÂKINLA ORTAYA ÇIKAR!
SECDEDE ALLAH’A, HAYATTA İNSANA ADİL OL!
DİLİNİ KORU, KALBİNİ TEMİZLE, AHİRETİNİ KURTAR!
AZİZ MÜMİNLER!
Kâmil mümin; imanın özünü kavramış, kalbindeki inancı ahlâkına, davranışlarına ve bütün uzuvlarına yansıtmış olan kimsedir.
Kâmil müminin camideki hâli ile çarşıdaki hâli farklı değildir.
Namazdaki hâli ile ticaretteki hâli farklı değildir.
İnsanların yanında başka, yalnız kaldığında başka değildir.
Çünkü iman sadece dilde söylenen bir söz değildir.
İman, kalbe yerleştiğinde insanın hayatına yön verir.
Ey Müslüman!
Namazın seni kötülükten uzaklaştırıyor mu?
Dilinden çıkan sözler insanlara güven veriyor mu?
Elin harama uzanmıyor mu?
Gözün harama bakmıyor mu?
Ayağın harama ve kötülüğe yürümüyor mu?
Kazancında helal-haram hassasiyetin var mı?
Evinde eşine, çocuklarına ve ailene karşı güzel ahlaklı mısın?
İşte kâmil mümin olmak, imanı hayatın her alanında yaşayabilmektir.
1. AYET: GERÇEK MÜMİNİN İLK ÖZELLİĞİ NAMAZ VE HUŞÛDUR.
قَدْ أَفْلَحَ الْمُؤْمِنُونَ
الَّذِينَ هُمْ فِي صَلَاتِهِمْ خَاشِعُونَ
وَالَّذِينَ هُمْ عَنِ اللَّغْوِ مُعْرِضُونَ
“Müminler gerçekten kurtuluşa ermişlerdir. Onlar ki namazlarında derin saygı içindedirler. Onlar ki faydasız işlerden ve boş sözlerden yüz çevirirler.”
(Mü’minûn, 23/1-3)
Allah Teâlâ kurtuluşun yolunu gösterirken önce namazı ve ardından boş sözlerden uzak durmayı zikretmektedir.
HADİS
أَكْمَلُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا
“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâk bakımından en güzel olanıdır.”
(Ebû Dâvûd, Sünnet, 15; Tirmizî, Radâ, 11)
Aziz Müslüman kardeşim!
Sadece başın secdeye gitmesi yetmez; elin de secde edecek, harama uzanmayacak.
Sadece alnın secde görmesi yetmez; ayağın da secde edecek, kötülüğe yürümeyecek.
Sadece dilin Allah’ı zikretmesi yetmez; o dil yalan söylemeyecek, gıybet etmeyecek, iftira etmeyecek, insanları birbirine düşürmeyecek.
Namaz kılıp da insanlara zulmediyorsak, ibadetimizi yeniden düşünmeliyiz.
Çünkü iman kalbe yerleştiğinde ilk önce dildeki yalanı, eldeki haramı, gözdeki harama meyli ve ayaktaki kötülüğe gidişi kurutur.
Kâmil mümin, ibadeti kuru bir alışkanlık olarak yaşamaz.
Namaz onu değiştirir.
Oruç onu değiştirir.
Kur’an onu değiştirir.
İbadet, insanı insan yapan ahlâkî bir terbiyedir.
2. AYET: KÂMİL MÜMİN DOSDOĞRU İNSANDIR
فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْاۚ إِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ
“Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.”
(Hûd, 11/112)
HADİS
خَيْرُ الْمُؤْمِنِينَ إِيمَانًا أَحْسَنُهُمْ خُلُقًا
“Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlâkı en güzel olanıdır.”
(Ebû Dâvûd, Sünnet, 15)
AZİZ MÜSLÜMANLAR!
Kâmil müminin hayatında iki yüzlülük yoktur.
Camide başka, iş yerinde başka değildir.
İnsanların yanında başka, yalnızken başka değildir.
Dürüst ticaret yapar.
Adaletli davranır.
Ailesine merhamet eder.
Emanete sahip çıkar.
Verdiği sözün arkasında durur.
Müslümanlık sadece camiye gelip namaz kılmaktan ibaret değildir.
Secdede Allah’tan korkup, insanlara zulmetmek nasıl bir Müslümanlıktır?
Kur’an okuyup, sonra kardeşinin hakkını yemek nasıl bir imandır?
Tesbih çekip, ardından insanın kalbini kırmak nasıl bir kulluktur?
Ey nefis!
Allah seni camide gördüğü gibi evinde de görüyor.
İnsanların bilmediğini Allah biliyor.
İnsanların görmediğini Allah görüyor.
Öyleyse emrolunduğun gibi dosdoğru ol!
Dosdoğru olmak, imanın en büyük şahididir.
3. AYET: KÂMİL MÜMİN DİLİNE, GÖZÜNE VE KALBİNE SAHİP ÇIKAR
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهِ عِلْمٌۚ إِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤَادَ كُلُّ أُولَٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُولًا
“Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”
(İsrâ, 17/36)
HADİS
الْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ الْمُسْلِمُونَ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ، وَالْمُؤْمِنُ مَنْ أَمِنَهُ النَّاسُ عَلَى دِمَائِهِمْ وَأَمْوَالِهِمْ
“Müslüman, insanların dilinden ve elinden emin olduğu kimsedir. Mümin ise insanların canları ve malları konusunda kendisinden emin olduğu kimsedir.”
(Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8)
AZİZ CEMAAT!
Kâmil mümin, insanlara güven veren insandır.
Onun elinden korkulmaz.
Dilinden korkulmaz.
Hilesinden korkulmaz.
Ticaretinden korkulmaz.
Emanetine ihanet edeceğinden korkulmaz.
Cami safında omuz omuza durduğu kardeşinin gıybetini yaparak arkasından kuyusunu kazan insan, imanını yeniden sorgulamalıdır.
Çünkü kardeşinin yüzüne gülüp arkasından onu çekiştirmek, müminin ahlâkı değildir.
Bir söz söylemeden önce düşün:
Bu söz doğru mu?
Bu söz gerekli mi?
Bu söz Allah’ın hoşuna gider mi?
Unutma!
Bugün ağzından çıkan söz, yarın önüne konulabilir.
Bugün söylediğin bir yalan, yarın hesabını soran bir şahit olabilir.
Dil küçücük bir organdır; fakat insanı cennete de götürebilir, ateşe de sürükleyebilir.
Dil, ya rahmetin anahtarı olur ya da ateşin yakıtı.
4. AYET: KÂMİL MÜMİN GIYBETTEN VE KÖTÜ AHLAKTAN UZAKTIR.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۚ أَيُحِبُّ أَحَدُكُمْ أَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ أَخِيهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۚ وَاتَّقُوا اللَّهَۚ إِنَّ اللَّهَ تَوَّابٌ رَحِيمٌ
“Ey iman edenler! Zannın çoğundan sakının; çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın. Herhangi biriniz ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz! Allah’a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”
(Hucurât, 49/12)
HADİS
أَتَدْرُونَ مَا الْغِيبَةُ؟ قَالُوا: اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَعْلَمُ، قَالَ: ذِكْرُكَ أَخَاكَ بِمَا يَكْرَه
“Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?”
Sahâbîler, “Allah ve Resûlü daha iyi bilir.” dediler.
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
“Kardeşini hoşlanmayacağı bir şeyle anmandır.”
(Müslim, Birr, 70)
KARDEŞLERİM!
Gıybet, dilin küçük gördüğü fakat günahın büyük olduğu bir hastalıktır.
Bir insanın olmadığı yerde onun kusurunu anlatmak kolaydır.
Ama asıl mesele, dilin susturulması gereken yerde susabilmesidir.
Ey Müslüman!
Kardeşinin namusunu diline dolama.
Ailesini diline dolama.
Şerefini diline dolama.
Hatasını insanların önüne taşıma.
Belki sen onun kusurunu anlatırken kendi günahını büyütüyorsun.
Bugün bir kardeşinin arkasından konuşursun; yarın senin arkandan konuşulur.
Bugün bir insanın ayıbını açarsın; yarın senin ayıbın açılır.
Allah Resûlü’nün ifadesiyle gıybet, ölmüş kardeşinin etini yemek kadar çirkindir.
Öyleyse dilimizi koruyalım.
Gıybet, kalbi karartan, uhrevî sermayeyi yakan bir yangındır.
5. AYET: KÂMİL MÜMİN ALLAH’A VE RESÛLÜ’NE İTAAT EDER, İYİLİKTE YARIŞIR
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا أَطِيعُوا اللَّهَ وَأَطِيعُوا الرَّسُولَ وَأُولِي الْأَمْرِ مِنْكُمْ ۖ فَإِنْ تَنَازَعْتُمْ فِي شَيْءٍ فَرُدُّوهُ إِلَى اللَّهِ وَالرَّسُولِ إِنْ كُنْتُمْ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ ۚ ذَٰلِكَ خَيْرٌ وَأَحْسَنُ تَأْوِيلًا
“Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resûl’e itaat edin ve sizden olan emir sahiplerine de. Eğer bir hususta anlaşamazsanız, Allah’a ve Resûl’e başvurun. Eğer gerçekten Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsanız, en hayırlısı ve en güzel sonucu veren budur.”
(Nisâ, 4/59)
HADİS
ثَلَاثٌ مَنْ كُنَّ فِيهِ وَجَدَ حَلَاوَةَ الْإِيمَانِ: أَنْ يَكُونَ اللَّهُ وَرَسُولُهُ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِمَّا سِوَاهُمَا، وَأَنْ يُحِبَّ الْمَرْءَ لَا يُحِبُّهُ إِلَّا لِلَّهِ، وَأَنْ يَكْرَهَ أَنْ يَعُودَ فِي الْكُفْرِ كَمَا يَكْرَهُ أَنْ يُقْذَفَ فِي النَّارِ
“Üç özellik vardır ki bunlar kimde bulunursa o kimse imanın tadını alır: Allah ve Resûl’ünü her şeyden daha çok sevmek, bir kimseyi yalnızca Allah için sevmek ve Allah kendisini kurtardıktan sonra inkâra dönmeyi ateşe atılmaktan daha kötü görmek.”
(Buhârî, Îmân, 9; Müslim, Îmân, 67)
AZİZ MÜSLÜMAN KARDEŞLERİM!
İşte kâmil mümin budur.
Allah’ı sever.
Resûlullah’ı sever.
Mümin kardeşini sever.
Günahı sevmez.
Haramdan kaçar.
Haksızlıktan uzak durur.
İnsanların hakkına, hukukuna ve namusuna dokunmaz.
Çünkü iman kalpte kök salarsa ahlâk olarak meyve verir.
İman, sevgiyle filizlenir; itaatle boy atar; ahlâkla meyve verir.
EY MÜSLÜMAN, İMANINI HAYATINDA GÖSTER!
AZİZ MÜMİNLER!
Kâmil mümin; sadece çok konuşan değil, güzel yaşayan insandır.
Sadece çok ibadet eden değil, ibadetinin ahlâkına yansıdığı insandır.
Sadece camide Allah’ı hatırlayan değil, çarşıda, pazarda, evinde, işinde ve yalnız kaldığında da Allah’ı unutmayan insandır.
Ey Müslüman!
Kalbin imanlıysa dilin temiz olsun.
Kalbin imanlıysa elin harama uzanmasın.
Kalbin imanlıysa gözün harama bakmasın.
Kalbin imanlıysa ayağın harama gitmesin.
Kalbin imanlıysa kardeşinin hakkına dokunmasın.
Çünkü bir gün…
Dil susacak.
Gözler kapanacak.
Eller yanına gelecek.
Ayaklar duracak.
İnsan yalnız kalacak.
İşte o gün insanın yanında malı değil, makamı değil, şöhreti değil; imanı ve ameli kalacak.
Öyleyse daha neyi bekliyoruz?
Namazımızı düzeltelim.
Ahlâkımızı düzeltelim.
Dilimize sahip çıkalım.
Kul hakkından sakınalım.
Gıybetten uzak duralım.
Helal kazanalım.
Ailemize merhamet edelim.
Kardeşimize güven verelim.
Allah bizi sadece “Müslümanım” diyenlerden değil, İslam’ı hayatında yaşayan kâmil müminlerden eylesin.
ALLAH’IM! İmanımızı kalbimize yerleştir.
İmanımızı ahlâkımıza yansıt.
Dilimize doğruluk, kalbimize ihlas, gözümüze haya, elimize helal, ayağımıza istikamet nasip eyle.
Bizleri gıybetten, yalandan, kul hakkından, haramdan ve kötü ahlâktan muhafaza eyle.
Son nefesimizi imanla vermeyi ve huzuruna yüz akıyla çıkmayı bizlere nasip eyle.
Âmin.
HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK
