Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kibir: Kendini Üstün Görme Hastalığı

İbrahim Bölükbaşı

KİBİR


Kibir nedir ? bir insanın servet, makam, ilim, ibadet, soy, güzellik ve kuvvet gibi her hangi bir meziyetinden dolayı, kendini başkasından üstün görme hastalığıdır.

Kibrin çok dereceleri vardır. Bazısı vardır ki, insanı inkara kadar götürebilir. Şeytan, gurur ve kibrinden dolayı Allah’ın huzurundan kovuldu ve ebedi cehenneme düçar oldu.

Yüce Rabbimiz Lokman Suresinin’18 .ayetinde şöyle buyurmaktadır.

وَلَا تُصَعِّرْ خَدَّكَ لِلنَّاسِ وَلَا تَمْشِ فِي الْاَرْضِ مَرَحاًؕ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۚ

“Küçümseyerek insanlardan yüz çevirme ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allah, kendini beğenmiş övünüp duran kimseleri asla sevmez.”[2]

ATA SÖZÜ DOST BAŞA DÜŞMAN AYAĞA BAKARMIŞ

:İLK KİBİRLENEN İBLİS İDİ

İmam-ı Salebi hazretlerinin, İbni Abbas hazretlerinden rivayet ettiğine göre; İblis, meleklerle beraber idi. Ateşten yaratılan cinler taifesinden idi. Melekler ise, nurdan yaratıldı. İblis’in önceki adı Azazil idi. Cennetin bekçilerindendi. Dünya semasında meleklerinin reisi idi. Dünya semasının ve yerin sultanıydı. Meleklerden ilimde üstün idi. Gök ile yeryüzü arasını idare ediyordu, bunun için kendini büyük gördü. Bu hâli onu Allah’a isyana sürükledi. Allahü teâlâ da onu, rahmetinden uzaklaştırdı.

Onu allahın Rahmetinden uzaklaştıran kibri oldu ve nasıl olduğuna bakalım

وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ ثُمَّ صَوَّرْنَاكُمْ ثُمَّ قُلْنَا لِلْمَلٰٓئِكَةِ اسْجُدُوا لِاٰدَمَࣗ فَسَجَدُٓوا اِلَّٓا اِبْلٖيسَؕ

لَمْ يَكُنْ مِنَ السَّاجِدٖينَ

And olsun sizi biz yarattık; sonra size şekil verdik; sonra da meleklere, “Âdem’e secde edin” diye emrettik. İblîs’in dışındakiler secde ettiler. O secde edenler arasında yer almadı

(12)قَالَ مَا مَنَعَكَ اَلَّا تَسْجُدَ اِذْ اَمَرْتُكَؕ قَالَ اَنَا۬ خَيْرٌ مِنْهُۚ

خَلَقْتَنٖي مِنْ نَارٍ وَخَلَقْتَهُ مِنْ طٖينٍ

Allah buyurdu: “Ben sana emretmişken seni secde etmekten alıkoyan nedir?” (İblîs), “Ben ondan daha üstünüm; çünkü beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın” dedi.

قَالَ فَاهْبِطْ مِنْهَا فَمَا يَكُونُ لَكَ اَنْ تَتَكَبَّرَ فٖيهَا فَاخْرُجْ اِنَّكَ مِنَ الصَّاغِرٖينَ

Allah, “Öyle ise in oradan! Orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık! Artık sen aşağılıklardansın!” buyurdu.Araf (13)

اِنَّ قَارُونَ كَانَ مِنْ قَوْمِ مُوسٰى فَبَغٰى عَلَيْهِمْۖ وَاٰتَيْنَاهُ مِنَ الْكُنُوزِ مَٓا اِنَّ مَفَاتِحَهُ لَتَنُٓواُ بِالْعُصْبَةِ اُ۬ولِي الْقُوَّةِۗ اِذْ قَالَ لَهُ قَوْمُهُ لَا تَفْرَحْ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْفَرِح۪ينَ

Kārûn Mûsâ’nın kavmindendi. O, gücüne dayanarak onlara haksızlık etmekteydi. Biz ona öyle hazineler vermiştik ki sadece anahtarlarını güçlü kuvvetli bir ekip bile zor taşırdı. Halkı ona şöyle demişti: “Sakın şımarma! Bil ki Allah şımarıkları sevmez.Kasas.(76)

وَابْتَغِ ف۪يمَٓا اٰتٰيكَ اللّٰهُ الدَّارَ الْاٰخِرَةَ وَلَا تَنْسَ نَص۪يبَكَ مِنَ الدُّنْيَا

وَاَحْسِنْ كَمَٓا اَحْسَنَ اللّٰهُ اِلَيْكَ وَلَا تَبْغِ الْفَسَادَ فِي الْاَرْضِۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ الْمُفْسِد۪ينَ

Allah’ın sana verdiğinden âhiret yurdunu kazanmaya bak ve dünyadan nasibini unutma! Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de insanlara ihsanda bulun. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma! Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.” kasas(77)

قَالَ اِنَّمَٓا اُو۫ت۪يتُهُ عَلٰى عِلْمٍ عِنْد۪يۜ اَوَلَمْ يَعْلَمْ اَنَّ اللّٰهَ قَدْ اَهْلَكَ مِنْ قَبْلِه۪ مِنَ الْقُرُونِ مَنْ هُوَ اَشَدُّ مِنْهُ قُوَّةً وَاَكْثَرُ جَمْعًاۜ وَلَا يُسْـَٔلُ عَنْ ذُنُوبِهِمُ الْمُجْرِمُونَ

Kārûn, “Bu serveti sahip olduğum bilgi sayesinde elde ettim” diye karşılık verdi. Bilmiyor muydu ki Allah ondan önceki kuşaklardan, ondan daha güçlü ve daha çok servet biriktirmiş kimseleri helâk etmişti. Ama suçluluğu kesinleşmiş olanlara artık günahları sorulmaz!(78

فَخَرَجَ عَلٰى قَوْمِه۪ ف۪ي ز۪ينَتِه۪ۜ قَالَ الَّذ۪ينَ يُر۪يدُونَ الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا يَا لَيْتَ لَنَا مِثْلَ مَٓا اُو۫تِيَ قَارُونُۙ اِنَّهُ لَذُو حَظٍّ عَظ۪يمٍ

Kārûn gösterişli bir şekilde kavminin karşısına çıkardı. Dünya hayatını arzulayanlar, “Keşke Kārûn’a verilenin bir benzeri bize de verilseydi! Doğrusu o çok şanslı!” derlerdi. (79)

وَقَالَ الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا الْعِلْمَ وَيْلَكُمْ ثَوَابُ اللّٰهِ خَيْرٌ لِمَنْ اٰمَنَ وَعَمِلَ صَالِحًاۚ وَلَا يُلَقّٰيهَٓا اِلَّا الصَّابِرُونَ

“Kendilerine ilim verilmiş olanlar ise şöyle derlerdi: “Yazıklar olsun size! İman edip iyi işler yapanlar için Allah’ın.mükâfatı daha üstündür. Ona da ancak sabredenler kavuşabilir.” (80)”

فَخَسَفْنَا بِهٖ وَبِدَارِهِ الْاَرْضَ فَمَا كَانَ لَهُ مِنْ فِئَةٍ يَنْصُرُونَهُ مِنْ دُونِ اللّٰهِࣗ وَمَا كَانَ مِنَ الْمُنْتَصِرٖينَ

“Sonunda onu da, sarayını da yerin dibine batırdık. Allah'a karşı ona yardım edebilecek adamları da yoktu. Kendisini savunup kurtarabileceklerden de değildi! (81)”

KİBİR İNSANIN GÜNAH İŞLİYE İŞLİYE GÜNAHLARI UMURSAMAMA YÜZÜNDEN KALBİNİ PASLANDIRIR

كَلَّا بَلْ رَانَ عَلٰى قُلُوبِهِمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ ١٤

Hayır hayır! Doğrusu onların kazanmakta oldukları kalplerini paslandırmıştır Mutaffifîn Sûresi (14)

insan her şeye sahib olduğu zaman kendini kibir abidesi kılar

كَلَّٓا اِنَّ الْاِنْسَانَ لَيَطْغٰىۙ اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ اِنَّ اِلٰى رَبِّكَ الرُّجْعٰىۜ

Hayır,insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.Şüphesiz dönüş ancak Rabbinedir. (6-7-8)

İnsan yaratılışını acizliğini her zaman hatırında tutmalıdır.

اَوَلَمْ يَرَ الْاِنْسَانُ اَنَّا خَلَقْنَاهُ مِنْ نُطْفَةٍ فَاِذَا هُوَ خَصٖيمٌ مُبٖينٌ

İnsan, bizim kendisini az bir sudan (meniden) yarattığımızı görmedi mi ki, kalkmış apaçık bir düşman kesilmiştir. Yâsîn Sûresi (77)

اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ

“O dökülen meniden ibaret az bir su değil miydi?(37)”

Kendini beğenmiş vali

Emeviler döneminde Raşit halifelerden sonra .Muhalleb adında bir vali halkın içinden kibirli bir şekilde yürüyünce Mutarrif adındaki bir alim ona ey Muhalleb bu yürüyüş Allah ve Resulunun çirkin gördüğü yürüyüştür. Böyle yürüme melisin der .Vali muhalleb ise ona sen benim kim olduğumu biliyor musun der. Mutarrif evet biliyorum babanın annenin rahmine akıttığı evvelin pis bir meni ,sonun mezara girdiğinde kokmuş bir leş olacak olup bu ikisi arasında karnında bağırsaklarında pislik taşıyan birisisin demiş Muhalleb İnsanın nasıl bir varlık olduğunu uzun bir düşünerek bundan sonra böyle kibirli yürümemiş

Değerli Mü’minler!

Müslüman’ın hayatı onurlu, izzetli ama bir o kadar da mütevâzî olmalıdır.kibir mütavazinin zıddıdır. Tevazu örnekleriyle dolu Sevgili Peygamberimiz’in hayatından sadece bir tanesini hatırlayalım:

zira rabbimiz onu bizlere en büyük ahla üzere yarattığını anlatmıış:

وَاِنَّكَ لَعَلٰى خُلُقٍ عَظٖيمٍ ٤

Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.Kalem Sûresi (4)

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖي رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيراًؕ

İçinizden Allah’ın lutfuna ve âhiret gününe umut bağlayanlar, Allah’ı çokça ananlar için hiç şüphe yok ki, Resûlullah’ta güzel bir örneklik vardır.

Hz. Peygamber (s.a.s), Abdullah b. Mes’ud, Bilâl’i Habeşî, Ammar b. Yasir gibi bazı yoksul ve kimsesiz sahabîlerin olduğu bir toplulukta bulunuyordu.

Mekke’nin ileri gelen kibirli müşrikleri, Hz. Peygamber’le görüşmek istediklerini, ancak yanındaki yoksul Müslümanları uzaklaştırması gerektiğini söylediler. Çünkü hakir gördükleri yoksul Müslümanlarla bir arada bulunmak onların gururlarına dokunuyordu.

Rasülullah, ‘ben Müslümanları kovamam’ cevabını verince, hiç olmazsa geldiklerinde ayağa kalkıp ayakta beklemelerini istemişlerdi. Hz. Peygamber, bu teklifi belki onların İslâm’ı kabul edecekleri umuduyla düşünürken Allah Tealâ’dan şu ikaz gelmişti; “

وَلَا تَطْرُدِ الَّذ۪ينَ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ بِالْغَدٰوةِ وَالْعَشِيِّ يُر۪يدُونَ وَجْهَهُۜ مَا عَلَيْكَ مِنْ حِسَابِهِمْ مِنْ شَيْءٍ وَمَا مِنْ حِسَابِكَ عَلَيْهِمْ مِنْ شَيْءٍ فَتَطْرُدَهُمْ فَتَكُونَ مِنَ الظَّالِم۪ينَ

Rab’lerinin rızasını isteyerek, sabah akşam O’na dua edenleri yanından kovma. Onların hesabından sana bir şey yok, senin hesabından da onlara bir şey yok ki onları kovasın. Eğer kovarsan zalimlerden olursun.”[3]

Rabbimiz bize kendisine dua etmemizi ona dua etmeyen ibadeti ona çok görenlere Cehenneme atacak..

وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُون۪ٓي اَسْتَجِبْ لَكُمْۜ اِنَّ الَّذ۪ينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَت۪ي سَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِر۪ينَ۟

Rabbiniz şöyle buyuruyor: “Bana dua edin, size cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler, yakında perişan bir halde cehenneme gireceklerdir

Sana nimetler veren Rabbine karşı seni kibirlendiren ne? ne aldattı

يَٓا اَيُّهَا الْاِنْسَانُ مَا غَرَّكَ بِرَبِّكَ الْكَرٖيمِۙ

Ey insan! Yüce rabbin hakkında seni yanıltıp aldatan ne oldu? intifar(6)

VERİLEN NİMETLER ALINIRKEN ÜZÜLMEYESİNİZ VERİLİR KENDE ŞIMARMAYASINIZ

لِكَيْلَا تَأْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلَا تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْۜ وَاللّٰهُ لَا يُحِبُّ كُلَّ مُخْتَالٍ فَخُورٍۙ

Elinizden giden şeylere üzülmeyesiniz ve Allah’ın size verdiği nimetlerle de şımarmayasınız diye böyle yaptık. Çünkü Allah, büyüklük taslayan ve insanlara karşı böbürlenen hiç kimseyi sevmez.

وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰىۙ

“Zengin eden de O yoksul kılan da O'dur.Necm Sûresi (48)”

Peygamber efendimiz:Kalbinde zerre kadar kibir olan kimse cennete gireme

لاَ يَدْخُل الجَنَّةَ مَنْ كَانَ في قَلْبِهِ مثْقَالُ ذَرَّةٍ مِنْكِبرٍ

ALLAH KİBİRLİLERLE KONUŞMAZ

ثَلاثةٌ لاَ يُكَلِّمُهُمُ اللَّه يَوْمَ القِيامَةِ ، وَلا يُزَكِّيهِمْ ، وَلاَ يَنْظُرُ إِلَيْهِمْ ، وَلهُمْ عَذَابٌ أَلِيمٌ : شَيْخٌ زانٍ ، ومَلِكٌ كَذَّابٌ ، وعائلٌ مُسْتَكْبِرٌ»

“Rasulullah(s.a.v.) şöyle buyurdu: “Üç grup insan var ki Allah onlarla konuşmaz, onları temize çıkarmaz, suratlarına bile bakmaz. Bu sebeble onlara büyük azab hazırlanmıştır. Bu kimseler, zina eden ihtiyar, yalancı (veya zalim) hükümdar, kibirlenen fakirdir.” Kibrin Alametleri:*Fakirlerin DÜĞÜNÜNE SEVİNÇ DAVETİNE KATILMAMAK VEYA CENAZE HASTA GİBİ ZİYARETLERİNE gitmek istememek fakat zenginlerin HER ACI SEVİNÇ ÜZÜNTÜ TÜM DAVETLERİNE gitmeye can atmak,*Maiyetinde çalışanlarla aynı sofrada yemek yememek, yani amir memurla patron işcileriyle zengin fakirlerle birlikte gibi*İstişare etmiyorsa, danışmıyorsa, soramıyorsa, peki diyemiyorsa, hatasını kabul etmiyorsa, özür dilemiyorsa, *Hep kendini haklı kabul ediyorsa, kendi görüşünün doğru olduğunu sürekli anlatmaya çalışıyorsa, *Herkeste kusur, kabahat arıyorsa, onları bilgisiz, cahil, kendini onlardan üstün ve kabahatsiz görüyorsa *sürekli kendini övüyor yaptıklarını anlatıyorsa.]övünmekten çok hoşlanıyorsa bunlar bir takım kibir alemetleridir.Rabbim bizleri bu en büyük ahlak hastalığından muhafaza etsin”

HZ ÖMER BUYURMUŞTUR Kİ :kibrin zıddı olan tevazudur: karşıllaştığın her müslümana ilk önce selam vermen .insanların senin iyiliklerinden yani seni övmelerinden hoşlanmamandır Hz ömer derki :Cehennemlik bir adam görmek istiyorsan karşında ayakta duranlar varken oturan adama bak Rabbimiz; bizleri kibir ve gururdan, benlik ten muhafaza eylesin. Bizleri;hiçliğini idrâk ederek Cenâb-ı Hakk’a sığınan, nefsini tanıyarak Rabbini bilen, yeryüzünde tevâzû ile yürüyen, alçak gönüllü ve olgun kullarından eylesin. AMİN


İBRAHİM BÖLÜKBAŞI

DİN HİZMETLERİ UZMANI