Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kul ve Kamu Hakkı

İsmail Sezkin

KUL VE KAMU HAKKI


وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

““Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Buyuruyor Cenab-ı Allah…”

İşte hayat bu çerçevede dönüyor… Dolayısıyla Allah-u Teâlâ’ya kulluğu unutmak bir kulun yapabileceği en büyük ayıptır… Peki; ben Rabbime nasıl ibadet ederim?.. Bunun için iki şey var

Birincisi ‘Hakkullah: Hakkullah, Allah’ın hakkıdır Cenabı Allah’ın bizim üzerimizde hakkı var ve bizden bazı şeyler istiyor Bu bizimle Rabbimiz arasında Meselâ; namaz kılmak… Meselâ, oruç tutmak… Bunlar Rabbimizle bizim aramızda ve bunlar Allah’ın hakkı…

İkincisi de ‘hakkul ibad… Bu da kullar arasındaki haklar Cenab-ı Allah bizim kendi aramızdaki hakkı, kullarıyla kendi arasındaki hak olarak kabul etmiş… Yani bizim birbirimize karşı duymuş olduğumuz saygıyı Cenab-ı Allah kendisine yapılıyor kabul etmiştir…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا لَا يَسْخَرْ قَوْمٌ مِنْ قَوْمٍ

““Ey iman edenler!.. Bir topluluk bir diğerini alaya almasın…”

عَسٰى اَنْ يَكُونُوا خَيْرًا مِنْهُمْ

“Belki onlar kendilerinden daha iyidirler…”

وَلَا نِسَاءٌ مِنْ نِسَاءٍ

“Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın…”

عَسٰى اَنْ يَكُنَّ خَيْرًا مِنْهُنَّ

“Belki onlar kendilerinden daha iyidirler…”

اَنْفُسَكُمْ وَلَا تَلْمِزُوا

“Birbirinizi ayıplamayın,”

وَلَا تَنَابَزُوا بِالْاَلْقَابِ

“Birbirinizi (kötü) lakaplarla çağırmayın,”

بِئْسَ الاِسْمُ الْفُسُوقُ بَعْدَ الْاٖيمَانِ

“İmandan sonra fasıklıkla aldanmak ne kötü bir namdır!..”

وَمَنْ لَمْ يَتُبْ فَاُولٰئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

“Kim bunları yaparsa, yaptığı zaman tövbe etmezse, işte onlar zâlimdir…”

Bu ayette Cenab-ı Allah alay etmeyi yasaklıyor İnsan burada haşa Allah ile alay etmekten bahsedilmiyor, insanla alay etmekten bahsediliyor… Ama Cenab-ı Allah buna rağmen onu da yasaklamış Karşındakiyle alay etsen bu kullar arasındaki bir haktır, bunu çiğnersen Cenab-ı Allah kendi hakkını çiğnenmiş kabul ediyor…

يَا اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثٖيرًا مِنَ الظَّنِّ

Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının

اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ

“Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”

وَلَا تَجَسَّسُوا

“Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini yani hiç kimsenin özel hayatını araştırmayın…”

وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا

“Birbirinizin gıybetini yapmayın.”

اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَاْكُلَ لَحْمَ اَخٖيهِ مَيْتًا

“Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini yemekten hoşlanır mı?”

فَكَرِهْتُمُوهُ

“İşte bundan tiksindiniz!”

وَاتَّقُوا اللّٰهَ

“Allah’a karşı gelmekten sakının.”

اِنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ رَحٖيمٌ

“Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir, çok merhamet edendir.”

Cenab-ı Allah gıybet etmeyi yasaklıyor ayette… Oysa gıybet kullar arasında olan bir şey… Hırsızlığı yasaklamış, yalan söylemeyi yasaklamış… Bunlar hep bizim aramızda olan şeyler… Ve sonra anne ve babaya saygılı olmayı emretmiş Bakın, bunlar hep kulun kula olan saygısı Kulun kula olan saygısını Cenab-ı Allah kendisine olan saygı kabul ediyor Ve sonra akrabalar arasındaki hakkı ilişkiyi Rahim olarak ifade ediyor… Rahim Allah’ın isimlerinden biridir Ve akrabalarla olan ilişkiye kendi ismini vermiş Allah Akrabalık ilişkisi kullar arasındaki bir ilişki olmasına rağmen kendisine yapılan bir hak olarak sayıyor…

Meselâ; yine hepimiz hayatımızda hep bir yerlerde bir araya geliyoruz, bir yerlerde oturuyor, toplanıyor, konuşuyor sohbet ediyoruz… Buralarda da yerine getirmemiz gereken haklar var Bu Cenab-ı Allah bunlardan da hesaba çekecek bizi Sen oralarda birini incittin mi?.. Birini üzdün mü?.. Birinin hakkına girdin mi?.. Birini alaya aldın mı?.. Maddi ya da manevi olarak ona zarar verdin mi?.. Bulunduğun yerde insanlar senden zarar gördüler mi?.. Senden sıkıntı duydular mı?.. Cenab-ı Allah bunların hepsinin hesabını soracak bizden… Hâlbuki; bunlar bizim aramızdaki şeyler… Ama Cenab-ı Allah bunları kendisine yapılmış bir muamele olarak kabul ediyor İşte biraz önce Hucurat Suresi’nden okuduğum ayet-i kerimelerde Cenab-ı Hak bizlere bu edebi öğretiyor…

Özetleyecek olursak; bütün ibadetlerimiz iki şeyle mümkün Birincisi; Allah’ın hakkını yerine getirmekle olacak Bu da namaz, oruç gibi ibadetlerle olacak

İkincisi de; kullar arasında ki hakkı yerine getirmekle Bu da şöyle olacak; mesela yalan söylemeyeceğiz, hırsızlık yapmayacağız, akrabalarımızla ilişkilerimizi kesmeyeceğiz, komşuluk hakkını gözeteceğiz… Trafik kurallarına uyacağız, kendi işimiz-gücümüz için kaldırımları işgal etmeyeceğiz… Bize yapılmasını istemediğimiz bir şeyi başkalarına yapmayacağız Kısaca topluma faydalı insan olacağız…

İşte bunları yaptığımız zaman Cenab-ı Allah’ın

وَمَا خَلَقْتُ الْجِنَّ وَالْاِنْسَ اِلَّا لِيَعْبُدُونِ

““Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” emrini yerine getirmiş oluyoruz”

Efendim; ben çok güzel namaz kılıyorum, ben çok oruç tutuyorum… Ama diğer taraftan insanları üzüyorsam, işte o zaman o çok güzel kıldığım namazın, o çok tuttuğum orucun Cenab-ı Allah katında hiçbir kıymeti olmuyor

Peygamberimize bir gün bir kadından bahsediyorlar; “Falanca kadın geceleri namaz kılar ve gündüzleri de oruç tutar… Ama diliyle komşularına eziyet ediyor” derler Peygamberimiz “Onda hayır yok, o cehennemliktir” buyurur Yine başka bir kadından bahsederler ve “Falanca kadın yalnızca farz namazları kılar, ramazan orucunu tutar, biraz da sadaka verir… Fakat diliyle kimseye eziyet etmez” derler Peygamberimiz “O cennetliktir” buyurur…

Evet; Değerli Kardeşlerim!.. Dinin sadece bir tarafını yaşamayacak Müslüman… Tamamını yaşayacak… Namaz kılar oruç tutar, ibadet eder ama başkalarının haklarını ihlal eder Bu kıymetsizdir… Birbirimize saygı göstermemiz Cenab-ı Allah’a saygı göstermemiz anlamına geliyor yani…

İşte kul hakkı bu kadar önemli Peygamber Efendimiz; “Kim bir kul hakkı yemişse derhal o kardeşi ile helalleşsin… Çünkü kıyamet günü para-pul, mal-mülk geçmez… Böyle olunca o hak yiyen kişinin sevapları alınır o adama yüklenir… Eğer sevapları yoksa o hakkını yediği adamın günahları buna yüklenir” buyuruyor… Ve Peygamberimiz bu durumu müflis olarak bildiriyor… Yani bu duruma düşen birinin iflas etmiş olacağını söylüyor

İmam-ı Azam’a adamın biri geliyor ve diyor ki “Ben Rabbime yönelmek istiyorum… Bana bir yol göster… Bana bir pusula ver ki onunla ibadetlerimi yapayım, Rabbime yöneleyim kendimi Allah’a affettireyim” diyor..

Adam İmam-ı Azam’ın kendisine sabaha kadar şu kadar namaz kıl, şu kadar teşbih çek, şu kadar Kur’an oku, diyeceğini zannediyor Ama İmam-ı Azam ona alışverişle alakalı helal ve haramları ifade eden bir reçete veriyor Adam; “Yahu ben ticaret reçetesi istemiyorum senden Bana ibadet reçetesi ver” diyor…

İmam-ı Azamın adama söylediklerine dikkat edelim şimdi… “Sen bir insansın… Yemeğe, içmeye, alış veriş yapmaya muhtaçsın Sen ne kadar ibadet edersen et, eğer haram yersen yaptığın ibadet kabul olmaz… Satın aldığın şeylerde harama dikkat etmezsen, faizle satın alırsan, haksız bir şey satın alırsan… Senin yaptığın ibadetlerin bir anlamı olmaz… Sen namaz, oruç, zekat, hac gibi farz olan ibadetleri zaten yapmak zorundasın… O yüzden sen günlük yaşantındaki hassasiyetlere önem verip dikkat edeceksin… Sen işte o zaman Rabbine hakkıyla ibadet etmiş olursun ” diyor…

Yani bu şu demek; görevini gereği gibi yapmayan bir memur fazladan ne kadar ibadet ederse etsin yaptığı ibadetleri boşa gider Herkes önce kendisine verilen sorumluklarını yerine getirecek Alış verişlerimizde önceliğimiz kul hakkı olacak Ölçü var, tartı var Müşteriysen güzel müşteri olacaksın… Satıcıysan güzel satıcı olacaksın Ne alırken, ne de satarken hakka hukuka girmeyeceksin… Sen insanlara karşı, hatta mahlukata karşı hata yaparsan, haksızlık yaparsan Cenab-ı Hak bunu kendisine yapılmış olarak kabul ediyor

İnsanların hukukuna dikkat etmek Cenab-ı Allah’ın hukukuna dikkat etmek sayılır bizim dinimizde İnsanlara saygısızlık etmek, hakkını çiğnemek demek; Cenab-ı Allah’ın hakkını çiğnemek ve Cenab-ı Hakk’a karşı haksızlık etmek demektir

Mevlana Hz.leri şöyle bir menkıbe anlatır… Harun Reşid zamanında Şahne adında bir devlet adamı varmış Takva sâhibi, dindar bir kişiymiş Hep adâletle hükmeder, zulme karşı dururmuş… Bu adamı, hem halk hem de devlet erkanı çok severlermiş İnsanların işlerini gördüğü, problemleri çözdüğü için insanların duasını alırmış Bu adama Hızır (AS) da gelir görüşür ve onunla sohbet edermiş Ama bu devlet adamı, Cenab-ı Hakk'a daha fazla ibadet edebilmek için görevinden istifa eder, uzlete çekilir Artık, gündüzleri oruç tutuyor, geceleri de ibadet ve taatle meşgul oluyor Ama istifa ettikten sonra bir daha Hz. Hızır (AS) ile görüşemez oluyor Bu yüzden üzüntüsünden günlerce gözüne uyku girmeyen bu adam bir gece Hz. Hızır (AS)’ı rüyasında görüyor ve Hızır (AS)’a, "Ey Hz. Hızır!.. Ben seninle devamlı sohbet edebilmek için dünya makam ve mevkilerinden vaz geçip ayrıldım Uzlete çekilip kendimi tamamen Cenab-ı Hakk'ın ibadetine verdim Sana, senin sohbetine tamamen kavuşacağımı zannederken, aksine senden tamamen mahrum kaldım… Acaba bunun hikmeti nedir?.. Bir kusur ve kabahatim mi oldu?.. Hatam varsa, bildirin de tövbe edeyim Ne olur yine ziyaretime gelin; ilim ve irfanınızdan beni mahrum bırakmayın… Son derece sohbetlerinize ihtiyacım var; terk etmeyin beni " diye yalvarıyor Hızır (AS)’a

Hızır (AS), bu adam şu cevabı veriyor, lütfen dikkat edin buraya: "Benim sana görünüp sohbet etmemin sebebi; senin yapmış olduğun ibadetler, şahsî hayır ve hasenatlar değildi Ben seninle, insanların işlerini hak ve adâletle idare ettiğin, zulmü önlediğin, problemleri çözüp Allah'ın kullarının işlerini kolaylaştırıp, rahat ve huzuru sağladığın içindi Hâlbuki sen o hayırlı işi bırakıp, Müslümanlara faydalı olmaktan vazgeçtin Hatta Müslümanları, adâleti olmayan birisiyle baş başa bıraktın Sadece şahsını düşünüp bir köşeye çekildin Kendi menfaatini, Müslümanlara tercih ettin Artık şimdi senin yerine geçen kişi Müslümanlara zulmediyor ve gayri meşru işlerle eza ve cefada bulunuyor Şu anda insanlar sıkıntı, üzüntü içinde bulunuyor… Bütün bunlara, işte senin bu anlayışın ve istifan sebep oldu… Aslında senin şahsî menfaatlerinin, Müslümanların umumi menfaatleri yanında bir değeri yoktur… Çünkü bir köşeye çekilip abdest, namaz ve oruçla, nafile ibadetler ve zikirle herkes meşgul olabilir Bunlar herkesin yapabileceği şeyler Zaten Müslümanlar bunları yerine getirecekler Ama bir makama yükselince adâletle iş yapmak, Müslümanlara faydalı olmak herkesin yapacağı bir iş değildir Herkes âdil olamaz Herkes seve seve Müslümanların işine koşamaz Herkes içinden gelerek sırf Allah rızası için, Müslümanların huzur ve rahatı için çalışamaz… İşte bu yüzden seni terk ettim "

Değerli Kardeşlerim!.. İnsanların işlerini halletmek, insanların hakkına-hukukuna dikkat etmek bu kadar önemli işte Kul hakkı derken sadece maddi anlamda değil tatbikî Her anlamda onunla alay etmemek, onun gıybetini yapmamak, ona maddi ya da manevi zarar vermemek

Peygamberimiz… "Kıyamet günü Cenab-ı Allah şöyle buyuracak: "Ey âdemoğlu! Ben hasta oldum beni ziyaret etmedin." Kul diyecek ki: “Ya Rabbi, sen Alemlerin Rabbiyken ben seni nasıl ziyaret ederim?" Allah-u Teâla: "Falan kulum hastalandı, fakat sen onu ziyaret etmedin, bilmiyor musun? Eğer onu ziyaret etseydin, yanında beni bulacaktın?" diyecek… Yine Cenab-ı Hakk: "Ey ademoğlu ben senden yiyecek istedim ama sen beni doyurmadın!" Kul: "Ya Rabbi, ben seni nasıl doyururum. Sen ki Alemlerin Rabbisin?" diyecek… Cenab-ı Hakk: "Benim falan kulum senden yiyecek istedi… Sen onu doyurmadın Bilmez misin ki, eğer sen ona yiyecek verseydin ben onu yanımda bulacaktım.” Diyecek… Yine Allah-u Teâla: "Ey âdemoğlu! Ben senden su istedim bana su vermedin!" diyecek… Kul diyecek ki: "Ya Rabbi, ben sana nasıl su içirebilirim, sen ki Âlemlerin Rabbisin!" Allah-u Teâla: "Kulum falan senden su istedi. Sen ona su vermedin. Bilmiyor musun, eğer ona su vermiş olsaydın bunu benim yanımda bulacaktın!" diyecek…” buyuruyor…

Değerli Mü’minler!.. Bir de kamu hakları denilen haklar var… Bunlar da "hukukullah"dır Malumunuz; kamu hakkı denilince, özellikle kamu mallarının korunması ve haksız yollarla zimmete geçirilmemesi akla geliyor

Öncelikle şunu bileceğiz… Kamu malı emanettir Devletin mal varlığı halka aittir… Bunda geçmişin, bugünün ve gelecek nesillerin hakları vardır Bu nedenle, tüyü bitmemiş yetimlerin de hakkı olan bu malların gereksiz yerlerde harcanıp, israf edilmeleri haramdır Kamuya, yani toplumun bütününe ait mal ve değerler, yöneticiler açısından olduğu kadar, bireyler açısından da birer emanettir… Her birey doğrudan ya da dolaylı olarak bu emanetlerin korunmasından ve yerli yerince kullanılmasından sorumludur Kamu hakkını ihlâl etmek ve kamu malından çalmak hıyanettir İslami literatürde, kamu malını zimmetine geçirmeye "gulûl" adı verilir Gulûl demek; gizlemek, bir şeyi gizlice almak, hırsızlık yapmak; hıyanet etmek demektir…

وَمَا كَانَ لِنَبِىٍّ اَنْ يَغُلَّ وَمَنْ يَغْلُلْ يَاْتِ بِمَا غَلَّ يَوْمَ الْقِيٰمَةِ ثُمَّ تُوَفّٰى كُلُّ نَفْسٍ مَا كَسَبَتْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

“" Kim emanete hıyanet ederse yani ganimet veya kamu malından aşırırsa, kıyamet günü, hıyanet ettiği şeyle birlikte gelir Sonra da hiçbir haksızlığa uğratılmaksızın herkese kazandığının karşılığı tastamam ödenir…" (Al-i İmran;161)”

Bu ayet-i kerimede kamu malına ihanetin cezasının çok ağır olacağına dikkatimiz çekiliyor Peygamberimiz SAV) de Ezd kabilesinden İbnü'l-Ütbiyye'yi zekât toplamakla görevlendiriyor, bu zat bazı mallarla gelip Peygamber Efendimize: "Şunlar size ait, bunlar da bana hediye olarak verildi" diyor… Bunun üzerine Peygamberimiz minbere çıkıp şunları söylüyor… "Benim -zekât toplamak için- gönderdiğim bir memura ne oluyor ki, ‘Şunlar sizin, şunlar da bana hediye edildi' diyebiliyor… Dikkat edin, bu kişi evinde otursaydı, kendisine hediye verilir miydi? Muhammed'i, kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, sizden her kim bu bu devlet malından alırsa mutlaka onu boynunda taşır olduğu hâlde kıyamet günü gelecektir. Eğer bu haksızlıkla aldığı şey deve ise böğürecek, sığırsa möleyecek, koyunsa meleyecek!" diyor (Buhari, Hiyel, 15; Cuma, 29) Yine başka bir diğer hadis-i şeriflerinde de, "Vergi memurlarına verilen hediyeler gulûldür." (Müsned, V, 424) buyuruyor Gulûl demek; bir şeyi gizlice almak, hırsızlık yapmak; hıyanet etmek demektir…

Kamu malından çalmanın vebali öyle büyük bir vebal ki, Peygamber Efendimiz, kamu malı çalmış, kamu hakkına tasallutta bulunmuş kimselerin cenaze namazlarına bile katılmamıştır "Hayber Savaşı sırasında ashabtan biri öldürülür Peygamberimize haber verilir Peygamberimiz, kendisi gitmez ve "Arkadaşınızın cenaze namazını kılın!" buyurur Peygamberin bu sözü üzerine, halkın çehresi değişir… Bunun üzerine Peygamberimiz cenaze namazına kendisinin gitmemesini şöyle açıklar: "Arkadaşımız, Allah için cihat sırasında ganimetten çalmıştı!" der… Bunun üzerine, sahabe o adamın eşyalarını karıştırırlar ve Yahudilere ait boncuk kolyelerden iki dirhem bile etmeyen bir kolyeyi çalmış olduğunu görürler " (Muvatta, Cihad, 23)

Demek ki, Değerli Kardeşlerim!.. Şehitlik kişinin birçok günahına keffaret olduğu hâlde, kamuya ait hıyanet günahını ve kul haklarını ortadan kaldırmıyor

Kamu hakkını ihlâl etmenin ve kamu malından çalmanın, kaçakçılık yapmanın özellikle günümüzde öne çıkan bazılarının şunlar olduğunu görüyoruz…

1-Kamu arazilerini işgal etmek, üzerine bina yapmak. Kamu kurumlarına ait menkul veya gayrimenkulleri şahsî menfaatler doğrultusunda kullanmak, üzerine izinsiz olarak bina yapmak, kamu malını çalmaktır Çünkü kamu malı olan bu araziler, devlet adına tüm vatandaşların ve gelecek nesillerin malıdır Devletin izni olmadan alınan kamu arazisi gasp edilmiş demektir "Kim başkasının bir karış bir yerine-arazisine haksızlıkla sahip olursa, o yerin yedi katı boynuna geçirilir." (Buhari, Mezalim, 13) diyor Peygamberimiz…

2-Kaçak elektrik ve su kullanmak Toplumsal duyarlılığımızı ve ahlâkî değerlerimizi kaybettikçe yolsuzluklar da baş gösteriyor, her kademede devlet malı yağmalanıyor, rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, vergi kaçakçılığı, kaçak su ve elektrik kullanımı gibi yüz kızartıcı durumlar ortaya çıkıyor… Kaçak elektrik ve su kullanımının yaygınlaştığını ve bedelinin de dürüst vatandaşlar tarafından ödendiğini hepimiz biliyoruz… Elektrik ve suların kaçak olarak kullanılması caiz değildir… Kul hakkı olan elektrik ve suyu kaçak kullananların, bu ülkede yaşayan herkesle teker teker helâlleşmeleri gerekir Ancak tüyü bitmemiş yetimlerin de hakları olan bu kamu mallarının sahiplerini bulup onlarla helâlleşebilmek neredeyse imkânsız olduğuna göre dikkat edeceğiz, korkup kaçınacağız bu haramdan…

3-Vergi kaçırmak, vergi vermemek de önemli bir kamu hakkı ihlâlidir Her insanın, vatandaşı olduğu ülkeden beklediği hakları olduğu gibi, yerine getirmekle yükümlü olduğu görevleri de vardır Vergi de bu görevlerden biri Çünkü toplum hâlinde yaşamanın insanlara yüklediği belli birtakım hak ve sorumluluklar var İhlâl ve ihmal edilen görevler, kamu hizmetlerinin aksamasına yol açar… Vergi mükelleflerinin yalan beyanda bulunup vergi kaçırmaları veya vergi vermemeleri, o toplumda yaşayan herkesin hakkının ihlâl edilmesi demektir ve kul hakkıdır Bir de meseleyi şu açıdan da değerlendirmek lazım… Bir kişi vergi verebilecek güç ve imkâna sahip olduğu halde, vergisini vermeyip, başkalarının verdiği vergilerle sunulan kamu hizmetlerinden yararlanıyorsa, o kişi "o nimet ve hizmetten haksız bir şekilde yararlanıyor" demektir… Bu da ayrıca bir kul hakkıdır…

Bireysel çıkarlar uğruna kamunun haklarını ihlâl etmek, görevi kötüye kullanmak, rüşvet alıp vermek, karaborsacılık yapmak, kamu malını zimmetine geçirmek, vergi kaçırmak, kaçak su ve elektrik kullanmak… Bunlar Müslümanım diyen birinin yapabileceği işler değil gerçekten Onun için her Müslüman, Allah hakkı olarak da kabul edilen kamu mallarını korumak zorunda… ‘Elhamdülillah Müslümanım’ diyen hiç kimse haksız ve gayr-ı meşru yollarla bunları elde etmeye çalışamaz, çalışmamalı Çünkü Müslüman olmanın şartların birisi ahiret gününe iman etmektir… Ahiret gününe iman eden kişi de yarın bunların hesabını mutlaka vereceğini bilir ve unutmaz Kamu malını yiyen kimse, toplumun bütün bireylerine karşı suç işlemiş olur… Bunları haksız yere almanın sorumluluğundan kurtulmak gerçekten çok zor bir mesele

Bu gün masal gibi okuduğumuz ve ya dinlediğimiz Hz. Ömer’in halifeliği döneminde, devletin mumunu söndürmeden verilen selamı almaması; Hz. Ebu Bekir’in kamu hakkı endişesiyle maaş almak istememesi bize garip gelebilir Ama kamu mallarına hıyanet etmenin Cenab-ı Allah'ın affetmeyeceği günahlardan olduğunu herkes biliyor Kamu malına hıyanet ederek kul hakkına giren birisi dünyada hak sahipleriyle helâlleşip tevbe etmeden ölüp giderse, ahirette hak sahipleri onlardan haklarını alacak ve Allah'ın huzurunda hesaplaşacaklar Şunu da çok iyi bileceğiz, kamu malından çalmanın vebal ve günahı sadece bu işi yapanların değil, böyle kişileri yok efendim bu bizdendir, bizim adamımızdır diye koruyup gözetenlerin veya göz yumanların da üzerinedir… Bizden söylemesi… Çünkü Peygamberimiz, "Kim aşıranı gizlerse, o da ondandır" diyor (Ebu Davud, Cihad, 135)