KUNUT DUALARI ANLAMI VE TEFSİRİ
Her gece yatsı namazından sonra kıldığımız vitir namazında okuduğumuz kunut duaları Bu duaları her okuduğumuzda Cenab-ı Allah'a bir söz veriyoruz… Onun için; günlük hayatınızda yaptıklarınız ile her gece vitir namazında Allah'a verdiğiniz sözler arasında bir çelişki olmaması gerekiyor… Çünkü her gece okuduğunuz bu dualar, sadece basit bir yakarış değil, Cenab-ı Allah ile yaptığınız manevi bir sözleşmedir… Bir ahittir, bir akittir
Bir günde beş vakitte 40 rekât namaz kılıyoruz Biliyorsunuz, bu namazlardaki rekâtların kılınışı birbirinden farklı farklı… Ama içlerinde en özel olanı vitir namazının son rekâtıdır
Vitir namazına ‘Niyet ettim Allah rızası için bu geceki vitir namazını kılmaya’ diye niyet ediyorsunuz… Birinci ve ikinci rekâtı normal olarak kılıyorsunuz Üçüncü rekâtta Fatiha ve zammı sureyi okuduktan sonra hemen rükûya gitmiyorsunuz Sanki namaza yeni başlıyormuşsunuz gibi tekbir alarak ellerinizi yeniden bağlıyorsunuz ve kunut dualarını okuyorsunuz…
Kunut kelimesi Arapçada itaat etmek, boyun eğmek, huşu ile durmak anlamlarına gelir… Yani kunut duası Allah'ın huzurunda boyun eğerek tam bir teslimiyetle okunan özel bir duadır
Peygamber Efendimiz Miraçta Sidre-i Münteha’ya vardığında iki rekât namaz kılar… Bir rivayete göre; Cenab-ı Allah bir rekât daha kılmasını emreder Bu üçüncü rekâtı kılarken ilahi rahmet ve nur tecelli eder… Peygamberimiz o nur içinde kendinden geçerek elleri çözülür… Sonra ellerini kaldırarak yeniden tekbir alır ve kunut dualarını okur
Diğer bir rivayette ise; üçüncü rekâtta cehennemde azap çeken insanların hallerini görür ve elleri çözülür… Cebrail üzerine kevser suyundan dökünce kendine gelir ve tekbir alıp ellerini yeniden bağlayarak kunut dualarını okur
İşte bizler de; Peygamber Efendimizin bu sünnetini tekrar ederek vitir namazlarımızda kunut tekbiri alıp kunut dualarını okuyoruz…
Hanefi mezhebinde vitir namazının son rekâtında kunut duası okumak vaciptir… Vacip demek; yapılması şiddetle emredilmiş, terk edilmesi günah olan ibadet demektir… Şafii mezhebinde sabah namazının farzının ikinci rekâtında rükudan sonra kunut duası okunur Her iki uygulamanın da kaynağı Peygamber Efendimizin sünneti ve uygulamasıdır
Peygamber Efendimiz felaket ve musibet günlerinde yani sıkıntılı ve zor günlerde de hep kunut duası okurmuş… Bu sebeple; İmam-ı Azam’ın içtihadında, günümüz her zaman bir felaket ve musibet zamanı olduğu için, her gece vitir namazında kunut duası okunması vacip görülmüştür…
Biliyorsunuz; kunut duaları iki tanedir… Birincisi;
اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ
iye başlar İkincisi de;
اَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ
diye başlayan duadır Bu iki duayı peş peşe her gece okuyoruz
Mesela bir insan kelime-i tevhit getiriyor… Yani
لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللّٰهُ
iyor… Ama yaşantısında Allah'tan başka şeylere tapınıyorsa o kelime-i tevhit tam anlamıyla gerçekleşmemiş olur… Aynen bunun gibi; bir insan her gece kunut duası okur, ama verdiği sözleri tutmazsa o namazları da eksik kalır…
Kunutduaları vakit itibariyle gün sonunda, yatmadan önce kıldığımız vitir namazında okuduğumuz dualardır Teşbihte hata olmaz demişler; anlamına ve hikmetlerine baktığımızda, bu duaları bir yazar kasanın Z raporu gibi düşünebilirsiniz…
Allah'ın emirlerine uymaya ve yasaklarından da sakınmaya çalışarak bir günü tamamladınız… Artık gün sonunda, işte bu yaptıklarınızın bir muhasebesi olarak düşünebilirsiniz bunu Birazdan anlatacaklarımı dinlediğinizde neden bu örneği verdiğimi daha iyi anlayacaksınız…
Kunut duaları, Allah ile yaptığınız manevi bir sözleşmedir Günün sonuna geldiniz… Sabah namazından başladınız Öğle, ikindi, akşam derken yatsı namazını da kıldınız… Artık yatmadan önce vitir namazını kılıyorsunuz ve vitir namazının son rekâtındasınız… Ellerinizi tekrar kaldırarak tekbir aldınız ve ellerinizi bağlayıp kunut dualarını okumaya başladınız İlk cümlede
اَللَّهُمَّ إِنَّا نَسْتَعِينُكَ
Allah'ım biz ancak senden yardım isteriz” diyorsunuz…
Bir günü geride bıraktınız, sabahtan beri, belki herhangi birinden ve ya bir kurumdan bir yardım istediniz… Ama şimdi günün sonunda bu duaları okuyarak, Allah'ın huzurunda “Ya Rabbi, gün içinde birilerinden yardım istedim Ama onlar senin birer vesilendi Ben asıl yardımı senden bekliyorum…” demektir bu… İşte bu bir sözleşmedir…
Gün içinde unuttuklarınızı, gaflet anlarınızı, belki Allah'ı hatırlamadan yaptığınız işleri şimdi son namazda düzeltiyorsunuz…
Dikkat ederseniz; bu cümlede ben demiyoruz, biz diyoruz… Biz dememizin iki sebebi var… Birincisi; namaz tek başına kılınsa bile, bir ümmet şuuruyla kılınır… Siz evinizde tek başınıza vitir namazı kılıyor olabilirsiniz ama aynı anda dünyanın her bir yerinde Türkiye'de, Avrupa'da, Amerika'da, Afrika'da, Asya'da milyonlarca Müslüman vitir namazı kılıyor… Hepimiz aynı kıbleye dönüyoruz… Hepimiz aynı Allah'a yalvarıyoruz… Yani sen tek başına değilsin; bütün İslam ümmeti olarak, bütün müminler olarak, aynı anda onların duasına da ortak olarak Allah'a yöneliyoruz…
Biz dememizin ikinci sebebi; vücudumuzda onlarca organ ve trilyonlarca hücre var Her hücrelerin su ihtiyacı var, gıda ihtiyacı var, oksijen ihtiyacı var… Bütün bu hücrelerimiz, bütün organlarımız, saçımızın teli, tırnağımız, gözümüz, kulağımız, aklımız, ruhumuz, nefsimiz hepsi birden “Ya Rabbi!.. Biz ancak senden yardım isteriz” diyoruz Yani tüm hücrelerinle, tüm organlarınla, tüm benliğinle topluca Allah'tan istiyorsun İşte bunun için ben demiyor, biz diyoruz…
Kunut duası günlük muhasebe duasıdır… Gün içindeki hata ve günahlarımızdan dolayı Cenab-ı Mevlamıza yönelerek tövbe etme ve ondan bağışlanmayı dilenmedir
نَسْتَغْفِرُكَ وَ
enden af diliyoruz ”
Yaşadığınız gün içinde; gözünle günaha girmiş olabilirsin Dilinle günaha girmiş olabilirsin Elinle yanlış bir şey yapmış olabilirsin Kulağın gıybet, iftira, yalan işitmiş olabilir… Mutlaka bazı hatalar olmuştur… Belki sinirlendin, belki kaba konuştun, belki birine haksızlık ettin, belki namazınızı vaktinde kılamadın… Belki bilmeden haram lokma yedin… Belki birine gıybet ettin…
İşte şimdi günün sonunda yatmadan önce son namazda Allah'a diyorsun ki, “Ya Rabbi!.. Kulluğumda eksikliklerim oldu… Senin istediğin gibi yapamadım ama elimden bu kadar geldi, bu kadar yapabildim… Senden af diliyorum… Bugün yaptığım bütün hatalardan, bilerek veya bilmeyerek işlediğim bütün günahlardan, sana karşı gösterdiğim bütün gafletten dolayı senden af diliyorum Sen eksiklerimle birlikte ibadetlerimi kabul et…” Bu gerçekten çok güzel bir şey… Her gece temizlenme fırsatı, her gece yeniden başlama şansı…
Hz. Yunus Peygamber balığın karnında
لَا اِلٰهَ اِلَّا اَنْتَ سُبْحَانَكَ اِنّٖى كُنْتُ مِنَ الظَّالِمٖينَ
Senden başka ilah yoktur… Sen münezzehsin… Ben zalimlerden oldum”(ENBİYA;87) diye dua etmişti Allah’a… Bakın ‘ben zalimlerden oldum’ diyor… Kendini suçluyor… Hatasını kabul ediyor… İşte tövbenin özü budur
Kunut duasında biz de aynı şeyi yapıyoruz ‘Ya Rabbi ben hata yaptım… Günah işledim Ama senden başka gidecek kapım yok Senden af diliyorum” diyoruz…
Biz ‘tövbe istiğfar’ diye birlikte söyleriz… Ama tövbe ile istiğfar farklıdır… Tövbe; içtendir, kalptendir… Yaptığın kötülükten tiksinmek, pişman olmak, bir daha yapmamaya karar vermektir… İstiğfar ise o pişmanlığı dille ifade etmektir… Estağfurullah demektir Yani tövbe içten olur… İstiğfar ise dille söylenir
Kunut duasında
نَسْتَغْفِرُكَ وَ
diyoruz… İstiğfar ediyor, af diliyoruz… Demek ki içimizde tövbe var, pişmanlık var ve bunu dille de ifade ediyoruz… Dikkat edin, bazı insanlar eline tesbih alır, estağfurullah, estağfurullah der ama yaptığı günahı hiç düşünmez… Yapmaya devam eder… Bu istiğfar geçerli olmaz… Gerçek istiğfar için önce o günahtan tiksinmek, iğrenmek gerekir… Allah görürken, işitirken ben bunu nasıl yaptım diye düşünmesi gerekir…
Kunut duası aynı zamanda hidayet duasıdır… Son nefeste imanla ölme duasıdır…
نَسْتَهْدِيكَ وَ
enden hidayet isteriz…”
Cenab-ı Allah bizi Müslüman bir anne-babadan dünyaya getirerek; bizi hidayete erdirmiş, İslam dairesine kabul buyurmuş… Bu dünyada kazanabileceğimiz en değerli şey imanımızdır… Evimizden, arabamızdan, paramızdan, makamımızdan daha değerli bu İşte kunut duasını okuduğumuzda bu hidayet nimetinin devamını istiyoruz Rabbimizden Son nefeste de kelime-i şehadet nasip olsun istiyoruz… Hepimiz sonumuz güzel olsun isteriz Sonumuzun güzel olması demek; imanla Allah’ın huzuruna varmak demektir… Müslümanın bütün gayesi bu olacak Dünyada iyi arabaya, iyi eve, mala, mülke ulaşmak önemli değil… Asıl önemli olan dualarımızın kabul olması ve o dualara karşılık ahirette cennete ulaşmak
Peygamber Efendimiz bir hadisinde “Mahşer gününde mümin, ‘Ya Rabbi, keşke bana dünyada verdiğin her şeye hayır deseydim de, bütün dualarımın karşılığını ahirette alsaydım’ diyecek” diyor… Onun için
نَسْتَهْدِيكَ وَ
diyoruz ve ‘Ya Rabbi hidayetini devam ettir… Bizi doğru yoldan ayırma… Son nefeste de imanımızı sabit eyle’ demiş oluyoruz…
Hz. Yusuf (AS) bile, bir peygamber olmasına rağmen
تَوَفَّنٖى مُسْلِمًا وَاَلْحِقْنٖى بِالصَّالِحٖينَ
Ya Rabbi!.. Beni Müslüman olarak öldür ve salihler arasına kat”(YUSUF;107) diye dua etmiş… Yani son nefeste iman üzere olmayı, salih kullardan olmayı istemiş… İşte biz de her gece aynı duayı ediyoruz ve
نَسْتَهْدِيكَ وَ
Ya Rabbi hidayetini bizden alma, doğru yoldan ayırma” diyoruz…
Kunut duası tam tevekkül duasıdır
وَنُؤْمِنُ بِكَ وَنَتُوبُ اِلَيْكَ
““Sana iman eder, sana tevekkül ederiz…””
Şimdi dikkat edin; Rabbimiz bizim iman ettiğimizi biliyor… O bizim gönlümüzden geçeni de biliyor… Ama biz yine de her gece sana iman ediyoruz diyoruz…
Çünkü bu bir ikrardır, bir itiraftır, bir yenilenmedir Her gece imanımızı tazeliyoruz… Her gece Allah'a, ‘Ya Rabbi!.. Sana inanıyorum, sana güveniyorum, sana dayanıyorum’ diyoruz…
Bakın; günümüz dünyasında her şey imanımızı sarsmaya çalışıyor… Televizyonda, internette, sokakta, her yerde imanımıza saldırı var… Bazıları açıkça, bazıları gizlice Onun için her gece imanımızı yeniliyoruz, tazeliyoruz
عَلَيْكَ نَتَوَكَّلُ وَ
“ana tevekkül ederiz…” Tevekkül demek; her şeyi yaptıktan sonra neticesini Allah'a havale etmek demektir Çalışacaksın-çabalayacaksın ama ben yaptım demeyeceksin, Allah nasip etti diyeceksin…”
Ama şunu da bilmek lazım… Tevekkül tembellik değildir… Allah nasip ederse olur deyip hiçbir şey yapmamak tevekkül değildir O miskinliktir, tembelliktir Bu dinimizde yok
Gerçek tevekkül şöyle; sınavın için dersine çalışacaksın ama Allah muvaffak ederse bu sınavı geçerim diyeceksin İş kuracaksın, helal yollardan çalışacaksın ama Allah rızık verirse kazanırım diyeceksin…
Her işte; kabirde, ahirette, cennete girmede, her şeyde Allah'a tevekkül edeceğiz… Ama bu tevekkülü ederken de boş durmayacağız… Gayret göstereceğiz… Elimizden geleni yapacağız… Çünkü mümin olarak bizler gayretimizden sorumluyuz…
Kunut duası şükür ve nankörlükten sakınma duasıdır
وَ نُثْنِى عَلَيْكَ اْلخَيْرَ كُلَّهُ نَشْكُرُكَ وَ لاَ نَكْفُرُكَ
eni hayırla överiz, sana şükrederiz, sana nankörlük etmeyiz…”
Burada çok önemli iki kelime; şükür ve küfür… Şükür; Allah'ın verdiği nimetleri bilmek, kabul etmek, onları Allah'tan bilmek ve ona teşekkür etmek demektir Küfür ise; birçoğumuz küfrü sadece Allah'ı inkar etmek sanır… Evet, bu da doğru… Ama küfür kelimesinin asıl anlamı örtmek, nankörlük etmek demektir… Nimeti örtmek demek; Allah'ın verdiği nimeti görmezden gelmek, ondan bilmemek demektir Ben kazandım, ben yaptım, ben başardım demektir…
Bu bakış açısı Allah muhafaza gizli şirk içerir… Benlik putudur bu… İşte nankörlük budur… Allah sağlık vermiş, sen vücudum sağlam diyorsun… Allah rızık vermiş, sen ben çok çalışıyorum diyorsun… Allah evlat vermiş, sen genlerimizdeki güzellik diyorsun… Bu nankörlüktür…
Şükrün de üç şekli vardır… Birincisi; kalple şükretmek… Yani kalbinden, bu nimeti Allah’ın verdiğini bileceksin… Sen hak etmediğin halde, layık olmadığın halde Allah sana verdi… İkincisi; dille şükretmek, yani
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
demek Sabah uyandığında 1.2*************
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمٖينَ
demek… Yemek yerken
بِسْمِ اللّٰهِ
deyip başlamak,
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
deyip bitirmek… Üçüncüsü; organlarla şükretmek… Organlarını Allah'ın emrettiği şekilde kullanmak Gözünle harama bakmamak, kulağınla günaha kulak vermemek, elini haram kazanca uzatmamak, ayağını günah işlenecek yere götürmemek…
Her gece kunut duasında ‘Ya Rabbi!.. Sana şükrederiz, sana nankörlük etmeyiz’ diyoruz… Gün içinde belki şükretmedik, belki gaflet içinde yaşadık; ama akşam olunca
نَكْفُرُكَ لاَ وَ
“‘Ya Rabbi belki gün içinde gaflete düşerek şükredemedim, ama şimdi o eksiğimi tamamlıyorum, biz sana nankörlük etmeyiz’ diyoruz…”
Cenab-ı Allah Kur'an-ı Kerim'de
وَاِنْ تَعُدُّوا نِعْمَةَ اللّٰهِ لَا تُحْصُوهَا
Eğer Allah'ın nimetini saymaya kalkışsanız sayamazsınız”(NAHL;18) buyuruyor… Düşünün şu anda nefes alıyorsunuz, kim veriyor bu nefesi?.. Kalbiniz atıyor, kim çalıştırıyor bu kalbi?.. Gözünüz görüyor, kim verdi bu görme gücünü?.. Kulağınız işitiyor, kim yarattı bu kulağı?.. Her şey Allah'tan… O halde nankörlük etmemek demek; her nefeste, her kalp atışında, her adımda Allah'ı hatırlamak demektir
Bazı insanlara bakıyorsunuz… Sağlığı yerinde, malı var, evladı var… Ama hiç şükretmiyor… Hep şikâyet ediyor… Keşke şu da olsaydı, keşke bu da olsaydı… İşte bu nankörlüktür…
Bazı insanların da hiçbir şeyi yok… Ama şükrediyor…
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
Allah sağlık verdi
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
Allah iman verdi…
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
Allah namaz kılmayı nasip etti… İşte bu da şükürdür
Sabah kalktığınızda
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
Rabbim bana bir gün daha yaşamayı nasip etti Su içerken
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
temiz su var… Yemek yerken
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
rızık var İşe giderken
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
çalışacak sağlık var… Eve dönerken
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
sığınacak bir evim var… Aileni görünce
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
sevdiklerim yanımda… Yatağa girerken
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
dinlenecek bir yatak var… Hep
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ
hep şükür, hep minnettarlık…
Peygamber Efendimiz “İnsanlara teşekkür etmeyen Allah'a da şükretmez” buyuruyor… Yani birileri sana iyilik yaptığında teşekkür edeceksin, Allah razı olsun, sağ ol diyeceksin… Ama asıl teşekkür Allah'a olmalı
Her gece kunut dualarını okuyup
وَ نَخْلَعُ وَ نَتْرُكُ مَنْ يَفْجُرُكَ
enin emirlerine uymayan, sana karşı gelen, günah işleyenleri terk ederiz ya Rabbi” diyorsunuz Şimdi çok dikkat edin… Kimlerden bahsediyoruz burada biliyor musunuz?.. İçki içenlerden, kumar oynayanlardan, zina yapanlardan, faiz alıp verenlerden, yalan söyleyenlerden, gıybet edenlerden, iftira atanlardan, namaz kılmayanlardan, oruç tutmayanlardan, haram yiyenlerden, haram kazanç elde edenlerden bahsediyoruz
Her gece Allah'a, “Ya Rabbi, senin haramlarını rahatça işleyen, senin yasaklarını umursamayan insanlarla dostluğumuzu keseriz, ilişkimizi bitiririz” diyorsunuz…
Fakat burada çok önemli bir istisna var O da anne, baba… İsra suresinin 23 ve 24. ayetlerinde Allah-u Teâla
وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا
Rabbin kesin olarak şunları emretti… Yalnız kendisine ibadet edin… Anneye babaya iyilik edin…
اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا
“Eğer onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa, sakın onlara öf bile deme ve onları azarlama…”
وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرٖيمًا
“İkisine de güzel ve tatlı sözler söyle”
Hemen arkasından devam ediyor ayet… Eğer anne baban seni bana ortak koşman için zorlarsa onlara itaat etme… Ama yine de dünyada onlarla güzellikle yaşa
Yani anne babanız günah işlese bile onlara iyilik yapacaksınız… Onlara hizmet edeceksiniz… Sadece şirk koşmanızı, günah işlemenizi isterlerse o konuda itaat etmeyeceksiniz…
Onun için; kunut duasındaki
يَفْجُرُكَ
yani terk ederiz ifadesi anne babayı kapsamaz… Anne babaya iyilik etmek, helal isteklerine uymak farzdır…
Ama diğer insanlar için durum farklı Mesela işvereniniz günah işliyorsa yanında çalışmayacaksın anlamına gelmez bu Sen kendi rızkını kazanmak için meşru dairede çalışacaksın Helal kazanç elde edeceksin Ama o işverenle dost olmayacaksın Onunla samimi ilişki kurmayacaksın Onun yolunu benimsemeyeceksin
Komşunuz günahkârsa ona selam vermeyeceksin demek değil bu… Selam vereceksin, ama onunla sohbet kurmayacaksın Onun meclisinde bulunmayacaksın
İş arkadaşınız namaz kılmıyorsa ona yardım etmeyeceksin demek değil bu Yardım edeceksin Ona namazı anlatacaksın Emri bil maruf yapacaksın Ama onun yaşam tarzını benimsemeyeceksin İşte kunut duasında verdiğimiz sözdür bu
Kunut duası Allah'a kulluk sözleşmesidir
اَللّٰهُمَّ اِيَّاكَ نَعْبُدُ وَلَكَ نُصَلّ۪ى وَنَسْجُدُ
Allah'ım biz yalnız sana ibadet ederiz… Yalnız senin için namaz kılarız… Yalnız sana secde ederiz…”
Burada üç tane yalnız var Burada kuvvetli bir vurgu yapılmasının bir sebebi var… Çünkü ibadet şirke en açık yerdir… İnsan farkında olmadan gösteriş için namaz kılabilir, riya ile sadaka verebilir… Övülmek için dua edebilir…
İşte kunut duasında her gece Allah'a, “Ya Rabbi!.. Gösteriş için değil, insanlar görsün diye değil, övülmek için değil, namazımı yalnız senin rızanı kazanmak için kılıyorum” diyoruz… Peygamber Efendimiz “Ümmetim için en çok korktuğum şey küçük şirktir” diyor… Sahabe “Küçük şirk nedir ya Resulallah?” diye soruyor… Peygamberimiz, “Riyadır, gösteriştir… Gösteriş için ibadet yapanlara, mahşer gününde Allah ‘Gidin gösteriş yaptığınız insanlardan mükâfatınızı alın diyecek” diyor…
Onun için her gece
اِيَّاكَ نَعْبُدُ
Yalnız sana ibadet ederiz Ya Rabbi” diyoruz…
وَاِلَيْكَ نَسْعٰى وَنَحْفِدُ
alnız sana koşarız…
نَرْجُو رَحْمَتَكَ
Senin rahmetini umarız
وَنَخْشٰى عَذَابَكَ
““Senin azabından korkarız” deriz…”
Burada bir denge var… Hem rahmet, hem azap, hem ümit, hem korku, hem sevgi, hem saygı… Allah-u Teâlâ rahmandır, rahimdir ama azap sahibi de O’dur… Bunun yanında sadece Allah'ın azabından korkuyorum deyip ümitsizliğe düşmek de yanlış Allah azap verir, ama rahmet sahibi de odur… İşte dengeli iman budur Hem Allah'ın rahmetini umacaksın, hem azabından korkacaksın… Ne ümitsizliğe düşeceksin, ne de gaflete dalacaksın… Müslüman korku ve ümit arasında yaşayacak
Son cümle kâfirler için azap
اِنَّ عَذَابَكَ بِ الْكُفَّارِ مُلْحِقٌ
Şüphesiz senin azabın kâfirlere ulaşır, onları helak eder ” Bu son cümle ile duayı bitiriyoruz… Allah'ın azabının kâfirlere, inkâr edenlere, ona isyan edenlere mutlaka ulaşacağını söylüyoruz ki, bu bir uyarıdır Hem kendimize, hem de başkalarına… Eğer Allah'a karşı gelmekte ısrar edersek, eğer haramları işlemeye devam edersek o azap bize de dokunabilir diye kendi kendimizi uyarmış oluyoruz
