Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kur'an Ayı Ramazan

İsmail Sezkin

KUR'AN AYI RAMAZAN


Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah Ramazan ayı ile alakalı olarak;

شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذٖى اُنْزِلَ فٖيهِ الْقُرْاٰنُ

““Ramazan ayı öyle bir aydır ki; o ayda Kur'an inzal olmuştur…””

هُدًى لِلنَّاسِ وَبَيِّنَاتٍ مِنَ الْهُدٰى وَالْفُرْقَانِ

““İnsanları hidayete erdirmek üzere, insanlara Rabbimizden gelen bir takım beyyineleri(kanıtlar) ortaya koymak suretiyle sizi doğruyu yanlıştan, Hakkı batıldan ayırmanız üzere Kur'an inmiştir…””

فَمَنْ شَهِدَ مِنْكُمُ الشَّهْرَ فَلْيَصُمْهُ

““Kim o Kur'an'ın indiği Ramazan ayını idrak ederse o ayda oruç tutsun”(BAKARA;185) buyuruyor Cenab-ı Allah”

Peygamberimiz de bize iki tane emanet bırakarak aramızdan ayrılmış ve “Size iki şey bırakıyorum ve o iki şeye sımsıkı sarıldığınız da asla sapıtmazsınız… Bunlar Allah'ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir” buyurmuştur…

Değerli Kardeşlerim!.. Ramazan ayının da bize getirdiği iki hediye var… Birincisi; Kur’an-ı Kerim… İkincisi de; oruç ibadeti…

Peygamberimiz ashabı ile beraber hayatını sürerken, nazil olan her ayet sahabenin hayatında karşılık buluyor, davranışa dönüşüyor… Sahabe Peygamberimizden öğrendikleri ayet-i kerimeleri hayatlarına tatbik etmeden yeni ayetleri öğrenmiyorlardı…

Ama ne var ki; Peygamberimiz vefat ettikten sonra, Müslümanlar Kur'an'dan yavaş yavaş kopmaya başladılar… Ebu Hureyre Peygamberimizin vefatından bir süre sonra bir gün Mescid-i Nebi’ye uğrar… Bakar ki Mescid-i Nebi’de Peygamberimizin hayatta olduğu dönem gibi bir canlılık yok… Müslümanlardan bir kısmının mescidin bir bölümünde Allah'ın kitabını açıp okuduklarını… Bir kısmının o ayetlerle ilgili müzakere yaptıklarını… Birkaç Müslümanın da kendi hallerinde mescitte ibadet etmekte olduklarını görür… Ebu Hureyre mescitten ayrılır ve hemen yakındaki Medine çarşısına gider… Bakar ki Medine çarşısı çok canlı, hemen hemen herkes çarşıda… İnsanlar alışveriş yapıyor, çarşı çok kalabalık ve hareketli… Ebu Hureyre bir Peygamberimizin yaşadığı zamandaki Mescid-i Nebi’yi düşünür… Bir de mescidin o halini düşünür ve mukayese yapar… Sonra yüksekçe bir yere çıkar ve Müslümanlara şöyle seslenir: “Ey Müslümanlar!.. Mescidde Peygamberin mirası paylaşılıyor… O mirastan payına düşeni almak isteyen mescide gitsin ” Bu çağrıyı duyan Müslümanlar hemen Mescid-i Nebi’ye koşarlar… Mescide varırlar ve içeri bakarlar ki; içeride herhangi bir miras taksimi falan yok… Orada gördükleri manzara biraz önce de ifade ettiğimiz gibi, birkaç Müslümanın Allah'ın kitabıyla meşgul olmaları, birkaç Müslümanın o kitap üzerindeki ilmi müzakereleri, birkaç Müslümanın da ibadet halinde olduklarını görürler ve bu gördükleri manzara sonrası tekrar dönüp geri pazara giderler…

Ebu Hureyre’ye; “Ya Eba Hureyre!.. Sen Mescid-i Nebi’de Peygamberin mirası taksim olunuyor, payınıza düşeni alın dedin… Biz de mescide gittik ama herhangi bir miras taksimi görmedik” derler…

Ebu Hureyre de onlara “Siz mescidde ne gördünüz?” diye sorar… Onlar da gördüklerini anlatırlar… İşte o zaman Ebu Hureyre onlara der ki; “İşte Peygamberin mirası budur… Yani Allah'ın kitabıdır… Peygamber en büyük miras olarak size Allah'ın kitabını bırakmıştır… O kitaptan payınıza düşeni alın” der…

Değerli Kardeşlerim!.. Ramazan ayı bize Kur’an'ı hatırlatan bir aydır… Biraz önce okuduğumuz ayet-i kerimede işaret edildiği üzere, Kur'an'ın indiği ay olmuş olması bakımından, Ramazan ayı bizim yeniden Kur'an'a dönmemiz, yeniden Kur'an’la buluşmamız gereken bir ay olarak hayatımızı aydınlatmış bulunuyor…

Bizim Kur'an'la olan bu irtibatı nasıl kuracağımızın yol ve yönteminin de bu ayda tutacağımız oruçlar olduğunu anlıyoruz…

Çünkü Kur'an bedenimizden çok; bizim ruhumuza, gönlümüze, vicdanımıza, Rabbimizden gelen tarafımıza güç kazandıran, kuvvet kazandıran, ona dönüp şahitliğimizi güçlendiren bir deliller bütünü olarak inmiştir…

Değerli Kardeşlerim!.. Biz Müslüman olarak imanımızı ikrar ederken kelime-i şehadet getiririz… Rabbimize olan bu şahitliğimizin ölçülerini, doğrusunu, yanlışını biz kitabımız Kur’an’dan alıyoruz…

Bu yönüyle Peygamberimiz bizim için bir şahit olacak… Çünkü Kur’an’da

اِنَّا اَرْسَلْنَاكَ شَاهِدًا وَمُبَشِّرًا وَنَذٖيرًا

buyrulur…

Yani Peygamberimiz bizim için bir şahittir… Peygamberimizin şahitliğinin Kur'an üzerinden olacağını biz yine Kur'an’dan anlıyoruz… Bakınız; Peygamberimizin Kur'an üzerinden yapacağı bu şahitliği gereğince yerine getirmeyenler için Cenab-ı Allah, şu uyarıyı yapıyor…

وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ اِنَّ قَوْمِى اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا

““O gün Peygamber; Ey Rabbim benim kavmim, bana inanan Müslümanlar Kur'an'dan uzaklaştılar, Kur’an'ı arkalarına bıraktılar diyecektir” Yani Kur'an'la irtibatını kesen mü’minlerden Peygamberimizin şikayetçi olacağını haber veriyor…”

İşte; Ramazan ayı bu anlamda bizi Kur'an'la buluşmaya davet eden bir ay…

Değerli Kardeşlerim!.. Orucun Arapça karşılığı savm’dır… Ayet-i kerimenin son bölümünde “Kim o ayı idrak ederse o ayda,

فَلْيَصُمْهُ

oruç tutsun” buyurularak savm kelimesiyle oruç ifade ediliyor…

Savm; tutmak ve terk etmek demektir… İşte onun için biz de oruç tutmak deriz, oruç tutuyorum deriz… Oruç tutmak suretiyle bizler tarafımızı belirlemiş oluruz… Yani Kur'an'a olan tarafımızı, Kur'an'ın tarafında olduğumuzu, Kur'an'ın yanında yer aldığımızı tutacağımız ve tuttuğumuz oruçlar ile hep beraber ortaya koymuş oluruz…

Peygamberimiz Ramazan ayının geldiği vakitlerde ashabını topluyor ve onlara şöyle bir nasihatta bulunuyor… “Ey insanlar!.. Büyük bir ayın gölgesi üzerinize düştü… Bu öyle bir aydır ki, içinde bin aydan daha değerli Kadir Gecesi vardır… Cenab-ı Allah bu ayın gündüzlerinde oruç tutmayı farz, gecelerinde ibadet etmeyi nafile kılmıştır… Bu ayın evvelini rahmet, ortasını mağfiret, ahirini de azaptan kurtuluş” diyor…

Değerli Kardeşlerim!.. Kur’an-ı Kerim’deki ayet-i kerimelere bakıp, kendi kendimize, acaba bizim Kur'an'la irtibatımız hangi boyutlarda diye bir soru sorduğumuzda… Her şeyden önce, bir Müslüman olarak bizim Kur'an'la birinci irtibatımız iman irtibatıdır… Nitekim

فَاٰمِنُوا بِاللّٰهِ وَرَسُولِهٖ وَالنُّورِ الَّذٖى اَنْزَلْنَا

buyurulan ayette(TEGABUN;8) “Müslümanlar Allah'a inanırlar, Peygambere inanırlar ve o peygamber kanalıyla indirilmiş olan Kuran'a iman ederler” denilerek bir Müslümanın Kur'an'la ilk irtibatının iman irtibatı olduğu bildirilir…

Kur’an-ı Kerim bu irtibattan sonra, ikinci bir kapı daha açılmasını ister… Bu da Kur'an'ın tilavet edilmesi, Kur'an'ın öğrenilmesi, Kur'an'ın öğretilmesi safahatında devamını ister bizden… O yüzden Kur’an-ı Kerim sık sık

وَرَتِّلِ الْقُرْاٰنَ

ifadesiyle Kur'an'ın yavaş yavaş, ne dediğini düşünüp, tefekkür ederek okunmasını bizden ister… O yüzden; kendisini tilavet edenlere, kendisini anlayanlara, Kur'an'la hayat sürenlere kıyamet günü Kur'an’ın şefaatçi olacağını Peygamberimiz bize müjdeliyor… Hatta bu müjdeyi Peygamberimiz o kadar detaylandırmış ki… “Elif Lam Mim bir kelime demiyorum, Elif bir kelime, Lam bir kelime, Mim bir kelime” buyurarak Kur'an’ı okuyanlar için, Kur'an'ın her harfine ayrı ayrı sevap verileceğini müjdelemiştir…

Değerli Kardeşlerim!.. Kur’an’a karşı birinci görevimiz iman etmek dedik… Sonra Kur'an’ı okumak, öğrenmek dedik… Üçüncüsü ise; Kur'an'ı anlamak… Hayatımızı Kur’an'a göre yaşamak… Kur'an'ın asıl hedefi ve amacı da budur zaten…

Peygamberimiz bir gün arkadaşlarıyla beraber otururken onlara; “Siz Allah'tan başka ilah olmadığına, benim de onun kulu ve Resulü olduğuma şahitlik eder misiniz?” diye soruyor… Arkadaşları “Elbette ki inanırız, kabul ederiz Ya Resulallah” diyorlar… Bunun üzerine Peygamberimiz arkadaşlarına: “Şu Kur'an'ın bir tarafı Allah'ın, bir tarafı da sizin elinizde… Ona yapışın ve onunla amel edin… Bunu yaptığınız takdirde asla sapıtmazsınız” diyor…

İşte Ramazan ayı bize bu Kur’an'ı getirdi… O Kur'an bu ayda nazil oldu… Ramazan ayı bize orucuyla geldi… Her şeyden önce bu Ramazan ayı bir oruç ayıdır… İmsak ayıdır… İmsak tutmak demektir… Nefsimizi tutma ayıdır… Ve Ramazan ayı kapımızı Kur’an’a açma ayıdır… Bu ay iftar ayı değildir… İftar Ramazan'dan sonra karşımıza çıkan bir nimettir… Ramazan ayı bir infak ayıdır… Ramazan ayı israf ayı değildir… Ramazan ayı huzur ve dinginlik ayıdır, tartışma-cedelleşme ayı değildir… Ramazan ayı fırsat ayıdır Kur'an'la baş başa kalmak için, Kur’an'ı okurken Rabbimizle konuştuğumuzun bilincinde, Kur'an'la bütünleşmek için, Kur’an'ı anlamak için, Kur'an üzerinde tefekkür etmek için, Kur’an'ı hayatımıza yansıtmak için bu ayı fırsat olarak değerlendirmeliyiz… Kur'an ve Peygamberimiz bizlere bunu öğretiyor…

Rabbimiz bizlere Ramazan'ın getirdiği bu güzellikleri en iyi şekilde yaşayabilmeyi nasip eylesin…

Hayatımızı Kur'an ile şekillendirebilmeyi nasip eylesin…

Kur'an'ın yap dediklerini yapıp, yapma dediklerinden uzak kalarak Peygamberimizin yaşantısına yaşantımızı benzeterek bir Ramazan ayı idrak edebilmeyi Rabbimiz hepimize nasip eylesin…