Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kur'an Bir Hayat Nizamıdır: Sadece Okumak Yeterli mi?

MEHMET ERÇELİK

📜KAPAKTAKİ HÜRMET, HAYATTAKİ İHANET: RAFA KALDIRILAN KUR’AN’IN MAĞDUR ÜMMETİ!

🩵KUR’AN BİR MERASİM KİTABI DEĞİL, BİR HAYAT NİZAMIDIR! ONU MEZARA GÖMMENİN DÜNYASI ZİLLETTİR!

​🩵YÜZÜNDE ET KALMAYACAKLAR! KUR’AN’I DÜNYALIK MENFAATE ALET EDEN DİN TÜCCARLARI!

🩵MAHŞERİN EN BÜYÜK DAVACISI: RAFTA TOZLANAN, HAYATTA DIŞLANAN KELAMULLAHTIR!

​🩵MEZARLIKTA OKUDUĞUN KUR'AN SOKAKTA,TİCARETTE SENİ TANIYOR MU?

🩵HÜKMÜNÜ ÇİĞNEDİĞİN MUSHAF I ÖPÜP BAŞINA KOYMAK, ALLAH’LA ALAY ETMEKTİR!

🩵KUR’AN MAHŞERDE SANA ŞEFAAT Mİ EDECEK, YOKSA SENİ CEHENNEME Mİ SÜRECEK?

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.

DEĞERLİ MÜMİNLER! AZİZ MÜSLÜMANLAR

Bizlere hidayet rehberi olan Kur’an-ı Kerim’i indiren Allah’a sonsuz hamd olsun.

Kur’an’ı sadece diliyle değil; hayatıyla yaşayan Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa S.a.v.’e, aline ve ashabına salât ve selam olsun.

KUR’AN RAFTA, ÜMMET GAFLETTE!

İlmi var… ama yaşamıyor!

Kitabı var… ama hükmüne teslim olmuyor!

Onun hali; sırtında kitap taşıdığı halde, içindeki hazineden habersiz yaşayan bir hayvan gibidir!

Eşek kitap taşır…

Ama:

Ne okur…

Ne anlar…

Ne yaşar…

Sadece yük taşır!

Bugün nice insan da Kur’an’ı sadece taşıyor…

Diline alıyor ama kalbine indirmiyor…

Evine koyuyor ama hayatına koymuyor…

Okuyor ama teslim olmuyor!

Halbuki Kur’an kıyamet günü susmayacaktır!

Her okuduğun ayet karşına dikilecek ve sana tek tek soracaktır:

“Namazı dosdoğru kıldın mı?”

“Haramdan gerçekten kaçtın mı?”

“Dilini gıybetten korudun mu?”

“Kul hakkından sakındın mı?”

“Okuduğun ayetlerle amel ettin mi?”

Eğer cevap veremezsen…

O ayetler senin lehine değil, aleyhine şahitlik edecektir!

EY GAFLETİN İÇİNDE KAYBOLAN İNSAN!

EY “MÜSLÜMANIM” DEDİĞİ HALDE KUR’AN’I HAYATININ DIŞINA İTEN KİMSE!

EY ALLAH’IN KELAMINI DUVARA ASIP DA HÜKÜMLERİNİ RAFA KALDIRAN ZAVALLI NEFİS!

Bugün burada birbirimizin sözünü değil; Allah’ın Kitabını konuşacağız!

Nefsimizi değil; hakikati dinleyeceğiz!

Çünkü bugün mesele; bir vaaz dinlemek değil…

Bugün mesele; mahşerde Kur’an’ın şefaatine mi yoksa şikâyetine mi uğrayacağımız meselesidir!

Biz öyle bir hale geldik ki…

Mushaf’ı öpüp başımıza koyduk…

Ama içindeki emirleri ayaklarımızın altına aldık!

Kabirlerde Yâsîn okuduk…

Ama sokaklarda Yâsîn’in yasakladığı haramlarla yaşamaya devam ettik!

Kur’an evlerimizde vardı…

Ama ahlakımızda yoktu…

Dillerimizde vardı…

Ama ticaretimizde yoktu…

Mezarlıklarımızda vardı…

Ama gençliğimizde yoktu!

EY ÜMMET-İ MUHAMMED!

Soruyorum size ve önce kendi nefsime:

Duvardaki tozlu Mushaf mı bizi kurtaracak?

Yoksa kalbimizde büyüttüğümüz günahlar mı bizi ateşe sürükleyecek?

Şunu iyi bilin:

Kur’an bir merasim kitabı değildir!

Kur’an sadece ölülere okunmak için inmemiştir!

Kur’an; hayatı diriltmek, nefsi temizlemek, zulmü yıkmak ve insanı Allah’a kul yapmak için indirilmiştir!

Eğer okuduğun ayet seni değiştirmiyorsa…

Eğer dinlediğin nasihat kalbini sarsmıyorsa…

Eğer Kelamullah seni haramdan koparmıyorsa…

Bil ki büyük bir tehlikenin içindesin!

Çünkü okunup yaşanmayan Kur’an, kıyamet günü sahibinden davacı olacaktır!

Bugün insanların çoğu Kur’an’ı sesleriyle okuyor…

Ama nefisleriyle ona savaş açıyor!

Dilde tilavet var…

Ama kalpte ihanet var…

Secdede ayet okunuyor…

Ama sokakta o ayetin hükmü çiğneniyor!

İşte en büyük felaket budur!

Öyleyse artık kendimize gelmek zorundayız!

Ya Kur’an’ın nuruyla dirileceğiz…

Ya da onu terk etmenin karanlığında kaybolacağız!

Ya bu Kitap elimizden tutup bizi cennete çıkaracak…

Ya da mahşer günü yakamıza yapışıp:

“Ya Rabbi! Bu kul beni okudu ama yaşamadı!” diye bizden şikâyetçi olacaktır!

Vakit daralıyor…

Kabir yaklaşmış durumda…

Mahkeme kurulacak…

Defterler açılacak…

Maskeler düşecek…

Ve herkes Kur’an’la olan gerçek bağını orada görecek!

Şimdi kendine gel!

Silkin!

Tövbe et!

Kur’an’a dön!

Çünkü yarın çok geç olabilir!

VAKİT TAMAM…

HESAP GÜNÜ YAKIN…

ÖLÜM KAPIDA…

KENDİNE GEL!

BÖLÜM: KUR’AN RAFTA, ÜMMET REZALETTE: BU HESABI KİM VERECEK?

​1. Ayet

​وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ

​(Peygamber der ki: Ey Rabbim!)

​اِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هٰذَا الْقُرْاٰنَ مَهْجُورًا

​(Kavmim bu Kur’an’ı büsbütün terk edilmiş bir kitap haline getirdi!)

(Furkân, 30)

​1. Hadis

​اِنَّ اللّٰهَ يَرْفَعُ بِهٰذَا الْكِتَابِ اَقْوَامًا

​(Allah bu Kitap ile kavimleri yüceltir)

​وَيَضَعُ بِه۪ اٰخَر۪ينَ

​(Ve diğerlerini ise onunla alçaltır!)

(Müslim, Müsâfirîn, 269; Sahih)

Nüzul Sebebi: Müşriklerin Kur'an'ı ciddiye almamaları üzerine nazil olsa da asıl ihtar, Kur’an ellerindeyken onu hayatın dışına iten "kitap yüklü" gafiller içindir.

Az ve Öz Tefsir: "Mehcur" bırakmak; sadece okumamak değil, okunduğu halde hükmünü rafa kaldırmaktır. Resulullah S.a.v.'in mahşerdeki tek şikayeti, Kitabı’nı kılıflara hapsedip ahlakını başıboş bırakanlaradır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), Bakara suresini 12 yılda bitirmiştir. "Bir ayeti yaşamadan diğerine geçmiyordum" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Kur’an’ı duvara asan, kendi izzetini ayaklar altına almıştır!

​2. Ayet

​مَثَلُ الَّذ۪ينَ حُمِّلُوا التَّوْرٰيةَ

​(Kendilerine Tevrat yükletilenlerin durumu)

​ثُمَّ لَمْ يَحْمِلُوهَا

​(Sonra onu taşımayanların -amel etmeyenlerin-)

​كَمَثَلِ الْحِمَارِ يَحْمِلُ اَسْفَارًا

​(Ciltlerle kitap taşıyan eşeğin durumu gibidir!)

(Cuma, 5)

​2. Hadis

​وَالْقُرْاٰنُ حُجَّةٌ لَكَ

​(Kur’an senin lehine bir şahittir)

​اَوْ عَلَيْكَ

​(Ya da senin aleyhine bir davacıdır!)

(Müslim, Tahâret, 1; Sahih)

Nüzul Sebebi: İlmi olduğu halde yaşamayan, Kitabı bir yük gibi taşıyan din istismarcılarını tasvir etmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an’ı okuyup faize, yalana devam eden bedbaht; sırtta taşınan kitapların ağırlığından başka bir şey kazanmayan hayvandan daha aşağıdadır.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Mes’ud (Hz.) derdi: "Bize Kur’an’ın lafzını ezberlemek zor, amel etmek kolay gelirdi. Sonrakilere ise lafzını ezberlemek kolay, amel etmek zor gelecek!"

Kıssadan Hisse: Kitabı okuyup yolunu bulmayan, hidayeti yük edinmiş bir cahildir!

​3. Ayet

​اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْاٰنَ

​(Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı?)

​اَمْ عَلٰى قُلُوبٍ اَقْفَالُهَا

​(Yoksa kalpler üzerinde kilitler mi var?)

(Muhammed, 24)

​3. Hadis

​رُبَّ تَالٍ لِلْقُرْاٰنِ

​(Nice Kur’an okuyanlar vardır ki)

​وَالْقُرْاٰنُ يَلْعَنُهُ

​(Kur’an onlara lanet eder!)

(Gazâlî, İhyâ, 1/274; Zayıf-Meşhur)

Nüzul Sebebi: Münafıkların Kur'an ayetlerini dinleyip kalplerine kilit vurmaları ve hakikate sırt dönmelerini deşifre etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an "Haram yeme" derken haram yiyen, "Yalan söyleme" derken yalan söyleyenin okuduğu Kur’an; sahibinin yüzüne bir lanet olarak döner. Kur’an sarsmıyorsa, kalp ölmüş demektir.

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) şehit edildiğinde kanı "Onlara karşı sana Allah yeter" ayetinin üzerine damlamıştı. O, Kitabı’nı kanıyla savunmuştu.

Kıssadan Hisse: Kur’an’ın lanetlediği bir kulun, mahşerde şefaatçisi olmaz!

​4. Ayet

​يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لَا تَفْعَلُونَ

​(Ey iman edenler! Yapmayacağınız şeyi niçin söylüyorsunuz?)

​كَبُرَ مَقْتًا عِنْدَ اللّٰهِ اَنْ تَقُولُوا مَا لَا تَفْعَلُونَ

​(Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük bir nefretle karşılanır!)

(Saf, 2-3)

​4. Hadis

​يُؤْتٰى بِالرَّجُلِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيُلْقٰى فِي النَّارِ

​(Kıyamet günü bir adam getirilip ateşe atılır)

​كُنْتُ اٰمُرُكُمْ بِالْمَعْرُوفِ وَلَا اٰت۪يهِ

​(Size iyiliği emrederdim ama kendim yapmazdım der.)

(Buhârî, Bed’ü’l-Halk, 10; Sahih)

Nüzul Sebebi: Sözü ile özü bir olmayan, Kitabı anlatıp uygulamayanların samimiyetsizliğini ve bu halin ilahi nefretle karşılanacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an bir tiyatro metni değil, bir hayat nizamıdır. Allah’ın "makt" (şiddetli nefret) buyurduğu bu hal, ümmetin ruhsuzlaşmasının baş sebebidir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.) bir ayeti anlatmadan önce, o ayeti kendi nefsinde kırk gün dener, tam yaşadıktan sonra kürsüye çıkardı.

Kıssadan Hisse: Yaşamadığın ayetin hatibi olmak, cehenneme odun taşımaktır!

​5. Ayet

​فَوَيْلٌ لِلَّذ۪ينَ يَكْتُبُونَ الْكِتَابَ بِاَيْد۪يهِمْ

​(Vay o kimselerin haline ki; Kitabı elleriyle bozarlar)

​ثُمَّ يَقُولُونَ هٰذَا مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ لِيَشْتَرُوا بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًا

​(Sonra az bir dünya menfaati karşılığında "Bu Allah katındandır" derler!)

(Bakara, 79)

​5. Hadis

​مَنْ قَرَاَ الْقُرْاٰنَ يَتَاَكَّلُ بِه۪ النَّاسَ

​(Kur’an okuyup da onunla menfaat devşiren kimse)

​جَاءَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَوَجْهُهُ عَظْمٌ لَيْسَ عَلَيْهِ لَحْمٌ

​(Kıyamet günü yüzünde et kalmamış kemik halinde gelir!)

(Beyhakî, Şuabü’l-İman; Hasen)

Nüzul Sebebi: Allah’ın ayetlerini dünya menfaati için eğip büken, işine geleni okuyup işine gelmeyeni gizleyen din tüccarları için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an’ı geçim kapısı haline getiren, ahirette yüzsüz kalacaktır. Yüzünde et kalmaması, dünyada kaybettiği hayânın ahiretteki dehşetli cezasıdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), haram bir lokma yediğini fark edince boğazına parmağını sokup kusmuş; "İçinde Kur’an olan bedene haram giremez!" diye feryat etmiştir.

Kıssadan Hisse: Kur’an’ı ekmek kapısı yapan, cehennem kapısını aralamıştır!

​6. Ayet

​وَمَنْ اَعْرَضَ عَنْ ذِكْر۪ي

​(Kim de Benim zikrimden -Kur’an’dan- yüz çevirirse)

​فَاِنَّ لَهُ مَع۪يشَةً ضَنْكًا

​(Şüphesiz onun sıkıntılı bir hayatı olur)

​وَنَحْشُرُهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ اَعْمٰى

​(Ve Biz onu kıyamet günü kör olarak haşrederiz!)

(Tâhâ, 124)

​6. Hadis

​اَلْقُرْاٰنُ شَافِعٌ مُشَفَّعٌ

​(Kur’an, şefaati kabul edilen bir şefaatçi)

​وَمَاحِلٌ مُصَدَّقٌ

​(Ve davası tasdik edilen bir davacıdır!)

(İbn Hibbân, Sahîh, 124; Sahih)

Nüzul Sebebi: Kur’an’ı hayat rehberi edinmeyenlerin dünyada huzursuzluğa, ahirette ise körlüğe mahkûm edileceğini bildirmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Dünyada Kur’an’ın nuruna gözünü kapayan, mahşerin o karanlığında yolunu bulamaz. Kur’an senin ya avukatın ya da savcın olacaktır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bir ayeti okuduğunda mahşerdeki o hesabı düşünür ve; "Keşke bir toprak parçası olsaydım da bu Kitab’ın hesabını vermek zorunda kalmasaydım" diye hıçkırarak ağlardı.

Kıssadan Hisse: Dünyada Kur’an’ı arkasına atan, mahşerde ateşin önüne düşer!

​7. Ayet

​لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا

​(Diri olanları uyarmak için indirilmiştir)

​وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِر۪ينَ

​(Ve kâfirler hakkındaki azabın gerçekleşmesi için)

(Yâsîn, 70)

​7. Hadis

​اِقْرَؤُوا الْقُرْاٰنَ مَا ائْتَلَفَتْ عَلَيْهِ قُلُوبُكُمْ

​(Kalpleriniz Kur’an ile birleştiği sürece onu okuyun)

​فَاِذَا اخْتَلَفْتُمْ فَقُومُوا عَنْهُ

​(Anlaşmazlığa düşüp -nefsinize göre- yorumlamaya kalktığınızda ise bırakın!)

(Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 37; Sahih)

Nüzul Sebebi: Kur’an’ın yaşayanları inşa eden bir hayat nizamı olduğunu bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Mezarlıkta okuyup, sokakta o Kur’an’ın yasakladığı faizi işlemek, Kitab’ın ruhuna ihanettir. Kur’an diriler içindir; ruhu ölmüş yaşayan ölüleri uyandırmak için gelmiştir.

Sahabe Kıssası: Hz. Ebubekir (Hz.), bir ayeti okuduğunda; "Rabbim benden ne istiyor?" diye saatlerce tefekkür ederdi.

Kıssadan Hisse: Mezarda okuduğun Kur’an, sokakta ahlakın olmadıkça sana şefaat etmez!

​8. Ayet

​اَتَاْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبِرِّ

​(Siz insanlara iyiliği mi emrediyorsunuz?)

​وَتَنْسَوْنَ اَنْفُسَكُمْ

​(Ve kendinizi unutuyor musunuz?)

​وَاَنْتُمْ تَتْلُونَ الْكِتَابَ

​(Halbuki siz Kitab’ı okuyorsunuz!)

(Bakara, 44)

​8. Hadis

​مَنْ قَرَاَ الْقُرْاٰنَ فَقَالَ: مَنْ قَرَاَ مِثْلَ مَا قَرَاْتُ فَلَمْ يُثَبْ

​(Kim "Benden daha sevaplısı yok" derse)

​فَقَدِ اسْتَهْزَاَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ

​(Allah’ın ayetleriyle alay etmiş olur!)

(Taberânî; Hasen)

Nüzul Sebebi: Bilgisiyle gururlanan, başkalarına vaaz edip kendi nefsini serbest bırakanları sarsmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kitab’ı okumak bir iddiadır; "Ben bu hükme tabiyim" demektir. Okuyup da yapmayan, kendi iman iddiasına ihanet eden bir yalancıdır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), bir ayetin hükmünü nefsinde tam tatbik edemediği bir gün, namazını iade etmiş; "Kitab’ı okuyan, Kitap’la yaşamalıdır!" buyurmuştur.

Kıssadan Hisse: Başkasına Kur’an, kendine yalan söyleyenin sonu hüsrandır!

​9. Ayet

​لَوْ اَنْزَلْنَا هٰذَا الْقُرْاٰنَ عَلٰى جَبَلٍ

​(Eğer Biz bu Kur’an’ı bir dağa indirseydik)

​لَرَاَيْتَهُ خَاشِعًا مُتَصَدِّعًا مِنْ خَشْيَةِ اللّٰهِ

​(Onu Allah korkusundan paramparça olmuş görürdün!)

(Haşr, 21)

​9. Hadis

​اِنَّ هٰذَا الْقُرْاٰنَ نَزَلَ بِحُزْنٍ

​(Şüphesiz bu Kur’an hüzünle inmiştir)

​فَاِذَا قَرَاْتُمُوهُ فَابْكُوا

​(Onu okuduğunuzda ağlayın!)

(İbn Mâce, İkamet, 176; Hasen)

Nüzul Sebebi: Kalpleri dağlardan daha sertleşmiş olanları, kelam karşısındaki haşyeti hatırlatarak uyarmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Dağları eriten kelam senin kibrini, haram iştahını eritmiyorsa; senin kalbin taştan daha katıdır. Kur’an karşısında titremeyen bir vücut, cehennem ateşinde pişmeye namzettir.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Şihhîr (Hz.) anlatıyor: "Resulullah S.a.v. Kur’an okurken, ağlamaktan göğsünden kaynayan kazan sesi gibi sesler geliyordu."

Kıssadan Hisse: Dağları parçalayan ayetler seni sarsmıyorsa, imanını sorgula!

​10. Ayet

​يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ

​(Ey iman edenler! Allah’tan korkun)

​وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍ

​(Her nefis yarın -kıyamet- için ne hazırladığına bir baksın!)

(Haşr, 18)

​10. Hadis

​يُقَالُ لِصَاحِبِ الْقُرْاٰنِ: اِقْرَاْ وَارْتَقِ وَرَتِّلْ

​(Kur’an sahibine "Oku ve yüksel!" denilir)

​فَاِنَّ مَنْزِلَتَكَ عِنْدَ اٰخِرِ اٰيَةٍ تَقْرَؤُهَا

​(Zira senin makamın, okuduğun son ayetin yanındadır!)

(Ebû Dâvûd, Vitr, 20; Sahih)

Nüzul Sebebi: Dünyayı ebedi sananları, asıl hayatın mahşerde başlayacağını hatırlatarak uyarmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Cennetteki makam, Kur’an’ı kaç kez hatmettiğine değil; Kur’an’ın hayatında ne kadar hükmettiğine göredir. Ayetleri hayatına basamak yapan, Firdevs’in zirvesine çıkar.

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) her gece hatmeder ama derdi ki: "Eğer kalplerimiz temiz olsaydı, Rabbimizin kelamına asla doymazdık; onu okumayı değil, yaşamayı isterdik."

Kıssadan Hisse: Dünyada Kur’an’a basan, mahşerde ateşe basar!

​11. Ayet

​فَوَيْلٌ لِلْمُصَلّ۪ينَ

​(Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki)

​اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ

​(Onlar kıldıkları namazdan gafildirler!)

(Mâûn, 4-5)

​11. Hadis

​يَخْرُجُ ف۪ي اٰخِرِ الزَّمَانِ قَوْمٌ يَقْرَؤُونَ الْقُرْاٰنَ

​(Ahir zamanda bir grup çıkacak, Kur’an okuyacaklar)

​لَا يُجَاوِزُ تَرَاقِيَهُمْ

​(Ama okudukları boğazlarından aşağı inmeyecek!)

(Buhârî, Fedâilü’l-Kur’ân, 36; Sahih)

Nüzul Sebebi: İbadeti dış görünüşe indirgeyip, kalbinde riya taşıyanların hüsranını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Mahreçleri kusursuz olup da ahlakı kusurlu olanın kıraati, Allah katında sadece gürültüdür. Namazda okuyup namaz dışında ayetlere savaş açan hayatlar, "vail" (yazıklar olsun) kuyusuna sürüklenmektedir.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz.) derdi: "Öyle bir zaman gelecek ki, namaz kılan çok ama kalbinde zerre huşu olan az olacak!"

Kıssadan Hisse: Boğazında kalan ayet, mahşerde boğazına takılan ateşten bir halkadır!

​12. Ayet

​اَفَتُؤْمِنُونَ بِبَعْضِ الْكِتَابِ

​(Yoksa Kitab'ın bir kısmına inanıp)

​وَتَكْفُرُونَ بِبَعْضٍ

​(Bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz?)

​فَمَا جَزَآءُ مَنْ يَفْعَلُ ذٰلِكَ مِنْكُمْ

​(Sizden bunu yapanın cezası nedir?)

​اِلَّا خِزْيٌ فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا

​(Dünyada rezillikten başka bir şey değildir!)

(Bakara, 85)

​12. Hadis

​اِنَّ اَشَدَّ النَّاسِ عَذَابًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ

​(Kıyamet günü azabı en şiddetli olan kimse)

​عَالِمٌ لَمْ يَنْفَعْهُ اللّٰهُ بِعِلْمِهِ

​(Allah'ın, Kur'an ilmiyle kendisini faydalandırmadığı kimsedir!)

(Taberânî, el-Mu’cemü’s-Sağîr, 1/182; Hasen)

Nüzul Sebebi: İşine gelen ayeti alıp, nefsine ağır geleni (faiz, adalet, kul hakkı gibi) rafa kaldıran "seçmeci" iman sahiplerini uyarmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an bir "açık büfe" değildir. Bir kısmını yaşayıp bir kısmını rafa kaldıran, bütününe ihanet etmiştir. Ümmetin rezaleti, Kitab’ı bölüp parçalamasındandır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ömer (Hz.), Kur’an’dan bir hükmü ihlal edeni görünce; "Ya bütünüyle gir ya da Müslümanım diye dolaşma!" diyerek azarlamıştır.

Kıssadan Hisse: Ayetleri nefsine göre seçen, mahşerde ateşten payına düşeni seçer!

​13. Ayet

​وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَقُولُ اٰمَنَّا بِاللّٰهِ

​(İnsanlardan "Allah'a inandık" diyenler vardır)

​وَبِالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَمَا هُمْ بِمُؤْمِن۪ينَ

​(İnanmadıkları halde!)

(Bakara, 8)

​13. Hadis

​اَكْثَرُ مُنَافِق۪ي اُمَّت۪ي قُرَّاؤُهَا

​(Ümmetimin münafıklarının çoğu, Kur’an okuyanları arasından çıkacaktır!)

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, 2/175; Sahih)

Nüzul Sebebi: İnanmadığı halde diliyle ayetleri süsleyenlerin, Kur’an’ı "maske" olarak kullananların sahtekarlığını ifşa etmek için nazil olmuştur.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an okumak, bir iman beyanıdır. Diliyle hükmü onaylayıp, hayatında çiğnemek münafıklıktır. Mahreçleri kusursuz olup karakteri kusurlu olanlar, Kur’an’ı bir gırtlak oyunu sananlardır.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz.) derdi ki: "Bir zaman gelecek, camiler Kur’an okuyanlarla dolacak ama içinde bir tek gerçek mümin bulunmayacak!"

Kıssadan Hisse: Diliyle Kur’an okuyup, haliyle ona savaş açan münafıktır!

​14. Ayet

​وَمَنْ لَمْ يَحْكُمْ بِمَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ

​(Kim Allah’ın indirdiği ile hükmetmezse)

​فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْكَافِرُونَ

​(İşte onlar kâfirlerin ta kendileridir!)

(Mâide, 44)

​14. Hadis

​لَا تَعَلَّمُوا الْعِلْمَ لِتُبَاهُوا بِهِ الْعُلَمَاءَ

​(Alimlere övünmek için ilim -Kur'an- öğrenmeyin)

​فَمَنْ فَعَلَ ذٰلِكَ فَالنَّارُ النَّارُ

​(Kim böyle yaparsa; onun yeri ateştir, ateştir!)

(İbn Mâce, Mukaddime, 23; Hasen)

Nüzul Sebebi: Hükmü bırakıp batıla tabi olanların, imandan kopuş noktasına geldiklerini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Hüküm sadece mahkemede değil; evde, çarşıda, kalptedir. Kur’an’ın haram dediğine "çağdaşlık" diyerek helal süsü verenler, ağır tehdide muhataptır.

Sahabe Kıssası: Hz. Ali (Hz.): "Sırtında mushaf taşıyıp da kalbinde haram taşıyanın davacısı bizzat o mushaf olacaktır" demiştir.

Kıssadan Hisse: Allah’ın hükmünü rafa kaldıranın, mahşerde yüzü kara çıkar!

​15. Ayet

​يَآ اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ

​(Ey iman edenler! Allah’tan sakının)

​وَكُونُوا مَعَ الصَّادِق۪ينَ

​(Ve sözü özü bir olanlarla beraber olun!)

(Tevbe, 119)

​15. Hadis

​مَنْ قَرَاَ الْقُرْاٰنَ وَعَمِلَ بِمَا ف۪يهِ

​(Kim Kur’an’ı okur ve onunla amel ederse)

​اُلْبِسَ وَالِدَاهُ تَاجًا يَوْمَ الْقِيَامَةِ

​(Kıyamet günü anne babasına tac giydirilir!)

(Ebû Dâvûd, Vitr, 14; Hasen)

Nüzul Sebebi: Müslümanı "sadakat" ile mühürlemek, sadece dilde kalan değil, hayata yansıyan imanı ödüllendirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Vefa, Mushaf’ı öpüp başa koymak değil; onu hayata nakşetmektir. Amelsiz bir hafızlık mahşerin en büyük hayal kırıklığıdır.

Sahabe Kıssası: Zeyd b. Sâbit (Hz.) ezberlediğinde ağlamış; "Şimdi bu ağır yükün altında nasıl yaşayacağım, ya bir ayete ihanet edersem?" demiştir.

Kıssadan Hisse: Evladının Kur’an’ıyla cennet tacı takmak isteyen, evladına ayeti yaşamayı öğretmelidir!

​16. Ayet

​اِنَّ الَّذ۪ينَ يَكْتُمُونَ مَآ اَنْزَلَ اللّٰهُ

​(Allah’ın indirdiğini gizleyenler var ya)

​وَيَشْتَرُونَ بِه۪ ثَمَنًا قَل۪يلًا

​(Onu az bir bedelle satanlar)

​اُو۬لٰٓئِكَ مَا يَأْكُلُونَ ف۪ي بُطُونِهِمْ اِلَّا النَّارَ

​(Onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar!)

(Bakara, 174)

​16. Hadis

​مَنْ خَالَفَ الْقُرْاٰنَ فَاِلَى النَّارِ

​(Kim Kur’an’a muhalefet ederse -hayatını zıt yaşarsa- cehenneme sürüklenir!)

(Taberânî; Hasen)

Nüzul Sebebi: Çıkarları bozulmasın diye doğruları gizleyen, dini pazarlık konusu yapan "din tüccarlarını" uyarmak için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Kur’an’ı para için okuyup, sokağın haramına sessiz kalanların yedikleri her lokma ateştir. Kitab’a muhalefet etmek, Allah’a harb ilan etmektir.

Sahabe Kıssası: Abdullah b. Mes’ud (Hz.), Kâbe’nin yanında müşriklere karşı bağıra bağıra Kur’an okumuş; "Ölsem de Kitab’ın tek harfini gizlemem!" demiştir.

Kıssadan Hisse: Kur’an’dan susarak para kazanan, cehennemden yer satın almıştır!

​17. Ayet

​يَآ اَيُّهَا النَّاسُ قَدْ جَاءَتْكُمْ مَوْعِظَةٌ مِنْ رَبِّكُمْ

​(Ey insanlar! Size Rabbinizden bir öğüt gelmiştir)

​وَشِفَاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ

​(Ve kalplerdeki hastalıklara bir şifa!)

(Yûnus, 57)

​17. Hadis

​تَرَكْتُ ف۪يكُمْ اَمْرَيْنِ لَنْ تَضِلُّوا

​(Size iki şey bırakıyorum, sapıtmazsınız)

​كِتَابَ اللّٰهِ وَسُنَّةَ نَبِيِّه۪

​(Allah’ın Kitabı ve Nebisinin sünneti!)

(Muvatta, Kader, 3; Sahih)

Nüzul Sebebi: Kur’an’ın asıl gayesinin "tedavi" olduğunu, onu sadece tören eşyası yapanların şifadan mahrum kalacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Şifa, ilacın kapağını açmakla değil, içmekle olur. Kur’an’ı hayatın merkezine almayan her toplum zillettedir. Sünnetten kopuk Kur’an anlayışı, ayetleri nefse köle etmektir.

Sahabe Kıssası: Hz. Huzeyfe (Hz.) vefat ederken; "Beni hemen defnedin ve Kur’an okuyun. Çünkü kabirde beni koruyacak tek şey o Kitap’la aramdaki sadakattir" demiştir.

Kıssadan Hisse: Kur’an’a sarılmayan, karanlığa sarılmış demektir!

​18. Ayet

​يَوْمَ تَبْيَضُّ وُجُوهٌ

​(O gün birtakım yüzler ağaracak)

​وَتَسْوَدُّ وُجُوهٌ

​(Birtakım yüzler ise kararacaktır!)

(Âl-i İmrân, 106)

​18. Hadis

​يَج۪يءُ الْقُرْاٰنُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فَيَقُولُ: يَا رَبِّ حَلِّهِ

​(Kur’an gelir ve "Rabbim onu süsle!" der)

​ثُمَّ يَقُولُ: يَا رَبِّ ارْضَ عَنْهُ، فَيَرْضٰى عَنْهُ

​(Sonra "Rabbim ondan razı ol!" der ve Allah razı olur!)

(Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 18; Sahih)

Nüzul Sebebi: Kur’an’ın nuruyla aydınlanan kalpler ile onun hükmüne sırt dönenlerin mahşerdeki tefrikini bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Yüzü ak olanlar, Kur’an’ı dert edinenlerdir. Yüzü kararanlar ise Kur’an’ı dilde bırakıp hayatını haramla boyayanlardır.

Sahabe Kıssası: Hz. Osman (Hz.) şehit edildiğinde mushafın üzerine kanı damlamıştı. O, Kitabı’nın her harfini hayatıyla tescil etmiş, yüzü ak olarak Rabbine gitmiştir.

Kıssadan Hisse: Kur’an’la aydınlanmayan kalp, mahşerde karanlığa mahkûmdur!

​19. Ayet

​يَوْمَ نَدْعُوا كُلَّ اُنَاسٍ بِاِمَامِهِمْ

​(O gün bütün insanları imamlarıyla çağıracağız!)

(İsrâ, 71)

​19. Hadis

​اَلْقُرْاٰنُ حُجَّةٌ لَكَ اَوْ عَلَيْكَ

​(Kur’an mahşerde ya lehine delil ya aleyhine davacıdır!)

(Müslim, Tahâret, 1; Sahih)

Nüzul Sebebi: Herkesin dünyada neyin peşinden gittiyse onunla haşrolacağını bildirmek için inmiştir.

Az ve Öz Tefsir: Dünyada onu rafa kaldıranın, mahşerde karşısında en büyük düşman bizzat okuduğu ayetler olacaktır. İmamı Kur’an olmayanın sonu hüsrandır.

Sahabe Kıssası: Peygamber S.a.v. vefatına yakın; "Benim size en büyük vasiyetim Allah’ın Kitabı’dır" buyurarak, mahşerdeki en büyük şahidi bırakmıştır.

Kıssadan Hisse: Dünyada Kur’an’ı arkasına atan, mahşerde ateşin önüne düşer!

20. Ayet

​فَلَا تُطِعِ الْكَافِر۪ينَ وَجَاهِدْهُمْ بِه۪ جِهَادًا كَب۪يرًا

​(Kâfirlere uyma ve Kur’an ile onlara karşı büyük bir cihat (mücadele) et!)

(Furkân, 52)

​20. Hadis

​اَلْجِهَادُ مَاضٍ اِلٰى يَوْمِ الْقِيَامَةِ

​(Cihat, kıyamet gününe kadar devam edecektir!)

(Ebû Dâvûd, Cihad, 33; Sahih)

​Nüzul Sebebi: Kur’an’ın sadece okunacak bir kitap değil, hakikati haykıracak bir mücadele rehberi olduğunu bildirmek için inmiştir.

​Az ve Öz Tefsir: Kur’an'la cihat; kalpteki putları yıkmakla başlar, toplumsal şirke karşı kıyam etmekle devam eder. Mücadeleyi bırakan, Kur’an’ı teslim alan değil, ona teslim olandır.

​Sahabe Kıssası: Hz. Hamza (Hz.), vahyin ilk yıllarında Kur’an’ın sesini yükseltmek için Uhud meydanında bedenini siper etmiştir.

​Kıssadan Hisse: Kur’an’ı susturanların, cehennemde sesi kısılacaktır!

AZİZ MÜMİNLER, DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!

Kur’an, göklerden yere uzatılmış kopmaz bir halattır.

Eğer biz o halata sadece dokunup geçersek, bulunduğumuz kuyuda

mahkûm kalırız, boğuluruz, yok oluruz, helak oluruz! Kur’an’ı

mezarlıkların sessizliğinden çıkarıp; ticaretin dürüstlüğüne, ailenin

şefkatine ve vicdanın huzuruna taşımak zorundayız.

her nefis Allah’a döndürülecek ve her kul, elindeki o mukaddes Kitap ile mahşerin o dehşetli meydanında tek başına yüzleşecektir. Ayetleri mezarlıklarda okuyup, sokaklarda o ayetlere ihanet edenlerin; Mushaf’ı öpüp başı üzerine koyan ama o Mushaf’ın haram kıldığı her şeyi kalbinin içine dolduranların vay haline! Kur’an’ı mezarlıklara hapsedenler, aslında kendi ebedi hayatlarını mezara gömmüşlerdir.

Unutmayın ki; mahşer günü Kur’an bir davacı olarak ayağa kalktığında; "Yâ Rabbi! Bu kulun beni okudu ama beni yaşamadı; beni ezberledi ama beni rafa kaldırdı; beni sesiyle süsledi ama hayatıyla kirletti!" dediğinde, seni ne kıldığın namaz ne de ettiğin dua o ateşten kurtaracaktır. Kur’an ya senin cennet burak'ın ya da cehennem zincirin olacaktır. O gün gelmeden, Mushaf’ın tozunu değil, kalbimizin ve hayatımızın tozunu silmek mecburiyetindeyiz.

Rabbim bizleri, Kur’an’ı hayatının merkezine alan, O’nunla dirilen ve O’nun şefaatiyle yüzü ak çıkan müminlerden eylesin.


🇹🇷Hazırlayan MEHMET ERÇELİK🇹🇷