KUR'AN SENİN CENAZE PROGRAMIN DEĞİL, HAYAT PROGRAMINDIR
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ
EY HAYATINDA KUR’AN’I TAŞIMAYIP ÖLDÜKTEN SONRA KUR’AN’DAN MEDET BEKLEYEN MÜSLÜMAN!
AZİZ MÜMİNLER!
Bugün nefsimize ağır gelen, fakat kalbimizi diriltecek bir hakikati konuşacağız.
Kur’an bizim evimizde var. Rafımızda var. Telefonumuzda var. Cenazemizde var. Mezarlığımızda var. Perşembe akşamlarımızda var. Ama soralım: Kur’an kararlarımızda var mı? Ticaretimizde var mı? Dilimizde var mı? Ahlâkımızda var mı? Mahremiyetimizde var mı? Öfkemizde var mı? Kazancımızda var mı? Evladımıza verdiğimiz terbiyede var mı?
EY MÜSLÜMAN!
Sen Kur’an’ı hayatta iken dinlemezsen, ölüm döşeğinde başucunda okunması seni nasıl diriltecek?
Sen Kur’an’a sağ iken teslim olmazsan, öldüğünde ardından okunan hatimler seni nasıl savunacak?
Sen Kur’an’ın emrine bugün kulak tıkarsan, yarın Kur’an senin lehine mi konuşacak, aleyhine mi?
Bu sözler, ölüye Kur’an okunur mu okunmaz mı tartışması değildir. Bu, daha büyük bir muhasebedir: Kur’an bizim hayat kitabımız mı, yoksa sadece ölüm merasimimizin sesi mi?
BUGÜN ASIL SORMAMIZ GEREKEN SORU ŞUDUR:
Kur’an bizim için yaşayan bir rehber mi, yoksa öldüğümüzde arkamızdan okunmasını beklediğimiz bir merasim kitabı mı?
Kur’an, bizi değiştirmiyorsa, bizi uyandırmıyorsa, bizi haramdan çekmiyorsa, bizi namaza kaldırmıyorsa, bizi kul hakkından uzaklaştırmıyorsa, bizi tevazua, takvaya, ahlâka, adalete götürmüyorsa; o zaman biz Kur’an’ı gerçekten okuyor muyuz, yoksa sadece seslendiriyor muyuz?
1. AYET
لِيُنْذِرَ مَنْ كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ
“Diri olanı uyarması ve inkârcılar hakkında azap sözünün gerçekleşmesi için.”
Yâsîn sûresi, 70. ayet
1. HADİS
الطُّهُورُ شَطْرُ الْإِيمَانِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلَأُ الْمِيزَانَ وَسُبْحَانَ اللَّهِ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ تَمْلَآنِ أَوْ تَمْلَأُ مَا بَيْنَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَالصَّلَاةُ نُورٌ وَالصَّدَقَةُ بُرْهَانٌ وَالصَّبْرُ ضِيَاءٌ وَالْقُرْآنُ حُجَّةٌ لَكَ أَوْ عَلَيْكَ كُلُّ النَّاسِ يَغْدُو فَبَائِعٌ نَفْسَهُ فَمُعْتِقُهَا أَوْ مُوبِقُهَا
“Temizlik imanın yarısıdır. Elhamdülillah mizanı doldurur. Sübhânallah ve elhamdülillah göklerle yer arasını doldurur. Namaz nurdur. Sadaka delildir. Sabır ışıktır. Kur’an ya senin lehine delildir ya da senin aleyhine delildir. Her insan sabahleyin çıkar; nefsini satar. Kimi onu kurtarır, kimi de onu helake sürükler.”
Müslim, Tahâret, 223
AZİZ MÜMİNLER!
Kur’an nötr bir kitap değildir. Sadece okundu, geçildi denilecek bir metin değildir. Kur’an ya seni savunur ya da senden davacı olur. Ya “Ya Rabbi, bu kul beni okudu, düşündü, anlamaya çalıştı, gücü yettiğince yaşadı” der. Ya da “Ya Rabbi, bu kul beni yalnızca ses yaptı; fakat hükmümü hayatına sokmadı” der.
EY MÜSLÜMAN!
Yâsîn sûresini her hafta ölülere okudun. Peki Yâsîn sana ne dedi, hiç düşündün mü?
Kur’an “diri olanı uyarmak için geldim” derken, sen onu sadece ölenlerin ardından hatırlarsan, burada korkulacak bir gaflet yok mu?
ASIL ÖLÜM, BEDENİN TOPRAĞA DÜŞMESİ DEĞİLDİR. ASIL ÖLÜM, KALBİN KUR’AN KARŞISINDA TAŞ KESİLMESİDİR.
Asıl ölüm, kulağın ezanı duyup değişmemesidir.
Asıl ölüm, gözün ayeti görüp titrememesidir.
Asıl ölüm, dilin Kur’an okuyup hayatın Kur’an’a yabancı kalmasıdır.
EY HAYATINDA KUR’AN’I TAŞIMAYAN AMA ÖLDÜKTEN SONRA KUR’AN’DAN MEDET BEKLEYEN MÜSLÜMAN!
Kur’an bugün sana sesleniyor. Kur’an bugün seni uyarmak istiyor. Kur’an bugün seni haramdan, gafletten, zulümden, kibirden, isyandan çekip almak istiyor. Sen bugün Kur’an’a kulak vermezsen, yarın Kur’an başucunda okunduğunda iş işten geçmiş olabilir.
KUR’AN’IN SESİ KULAĞINA ULAŞMIŞ AMA KALBİNE ULAŞMAMIŞSA, KORK. Çünkü Kur’an’ın kalbe ulaşmaması, toprağın bedeni örtmesinden daha büyük bir felakettir.
2. AYET
وَقَالَ الرَّسُولُ يَا رَبِّ إِنَّ قَوْمِي اتَّخَذُوا هَٰذَا الْقُرْآنَ مَهْجُورًا
“Peygamber dedi ki: Ey Rabbim! Kavmim bu Kur’an’ı terk edilmiş bir şey hâline getirdi.”
Furkân sûresi, 30. ayet
2. HADİS
خَيْرُكُمْ مَنْ تَعَلَّمَ الْقُرْآنَ وَعَلَّمَهُ
“Sizin en hayırlınız, Kur’an’ı öğrenen ve öğreteninizdir.”
Buhârî, Fezâilü’l-Kur’an, 5027
KARDEŞLERİM!
Kur’an’ı terk etmek sadece onu hiç okumamak değildir. Kur’an’ı terk etmenin çeşitleri vardır.
Okuyup anlamamak bir terk ediştir.
Anlayıp yaşamamak bir terk ediştir.
Hükmünü bilip nefsine uydurmamak bir terk ediştir.
Kur’an’ı sadece güzel sesli hafızlardan dinleyip Allah’ın bize ne dediğini merak etmemek bir terk ediştir.
Kur’an’ı cenazede arayıp düğünde, ticarette, mirasta, ahlâkta, ailede, komşulukta, sokakta ve pazarda aramamak bir terk ediştir.
EY MÜSLÜMAN!
Düşün: Kıyamet günü Resûlullah
صلى الله عليه وسلم
“senin hakkında “Ya Rabbi, ümmetim Kur’an’ı terk etti” derse ne cevap vereceksin?”
“Ben hatim indirmiştim” mi diyeceksin?
“Ben perşembe akşamları Yâsîn okuyordum” mu diyeceksin?
“Ben cenazelerde cüz alırdım” mı diyeceksin?
Peki Kur’an sana “faizden sakın” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “gıybet etmeyin” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “ölçüde ve tartıda adil olun” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “zinaya yaklaşmayın” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “anne babaya iyilik edin” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “yetimin malına yaklaşmayın” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “kul hakkından sakının” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “namazı dosdoğru kılın” dediğinde ne yaptın?
Kur’an sana “Allah’tan korkun” dediğinde kalbin titredi mi?
KUR’AN’I ÖĞRENMEK, SADECE HARFLERİ TANIMAK DEĞİLDİR. Kur’an’ı öğrenmek, Allah’ın benden ne istediğini öğrenmektir.
KUR’AN’I ÖĞRETMEK, SADECE TECVİD ÖĞRETMEK DEĞİLDİR. Kur’an ahlâkını evlada, aileye, topluma, pazara, okula, işe, sokağa taşımaktır.
EY MÜSLÜMAN!
Kur’an’ı evinde bulundurup hayatında terk edersen, mushaf rafta durur ama sen yolda kalırsın. Kur’an duvarda asılı olur ama kalbin karanlıkta kalır. Kur’an dilinde olur ama amelin boşta kalır.
EN KORKUNÇ TERK EDİŞ, KUR’AN’I DÜŞMAN GİBİ REDDETMEK DEĞİL; DOST GİBİ GÖSTERİP HAYATA KARIŞTIRMAMAKTIR.
3. AYET
أَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ أَمْ عَلَى قُلُوبٍ أَقْفَالُهَا
“Onlar Kur’an’ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerinin üzerinde kilitler mi var?”
Muhammed sûresi, 24. ayet
3. HADİS
اقْرَءُوا الْقُرْآنَ فَإِنَّهُ يَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ شَفِيعًا لِأَصْحَابِهِ
“Kur’an’ı okuyun. Çünkü o, kıyamet gününde kendisini okuyanlara şefaatçi olarak gelecektir.”
Müslim, Müsâfirîn, 804
AZİZ CEMAAT!
Hadis Kur’an’ın şefaatinden bahsediyor. Fakat şu soruyu sormadan geçmeyelim: Kur’an kime şefaat eder?
Kur’an’ı yalnızca sesiyle okuyan ama hükmünden kaçana mı?
Kur’an’ı sadece ölüsüne gönderen ama kendi nefsine indirmeyene mi?
Kur’an’ı mushaf olarak öpüp başına koyan ama emirlerini arkasına atan kişiye mi?
KUR’AN’IN ŞEFAATİ, KUR’AN’LA DOST OLANADIR. Kur’an’ın yanında duranadır. Kur’an’ın kendisini rahatsız eden ayetlerinden kaçmayana, nefsine ağır gelen emirleri duyunca teslim olmaya çalışana, günah işlediğinde ayetin önünde boynunu bükenedir.
EY KALBİ KİLİTLENMİŞ İNSAN!
Kur’an sana sesleniyor ama sen hâlâ dünyanın sesini daha cazip buluyorsun.
Kur’an sana “ölüm var” diyor, sen hâlâ hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorsun.
Kur’an sana “hesap var” diyor, sen hâlâ gizli günahlarını kimse görmüyor sanıyorsun.
Kur’an sana “tevbe et” diyor, sen hâlâ “daha yaşım genç” diyorsun.
Kur’an sana “dön” diyor, sen “sonra” diyorsun.
Kur’an sana “uyan” diyor, sen gaflet uykusunu seviyorsun.
KALPTEKİ KİLİT DEMİRDEN DEĞİLDİR. Bazen kibirdendir. Bazen alışkanlıktandır. Bazen haram lokmadandır. Bazen günaha alışmaktandır. Bazen “ben zaten Müslümanım” rehavetindendir. Bazen de Kur’an’ı okuduğu hâlde kendine değil, hep başkasına okuma hastalığındandır.
BUGÜN KENDİMİZE SORALIM:
Kur’an’ı okurken “bu ayet kime inmiş?” diye mi soruyoruz, yoksa “bu ayet benden ne istiyor?” diye mi soruyoruz?
EY MÜSLÜMAN!
Kur’an’ın ayetleri kalbine girmiyorsa, sadece kulağında kalıyorsa kork. Çünkü kulak duyar, ama kalp teslim olmazsa insan değişmez. Dil okur, ama kalp mühürlüyse hayat dönüşmez.
KUR’AN KALPTE KİLİT BULURSA İÇERİ GİRMEZ. KALPTE TEVAZU BULURSA ORAYI DİRİLTİR.
4. AYET
وَهَٰذَا كِتَابٌ أَنْزَلْنَاهُ مُبَارَكٌ فَاتَّبِعُوهُ وَاتَّقُوا لَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ
“Bu da bizim indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ona uyun ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki size rahmet edilsin.”
En‘âm sûresi, 155. ayet
4. HADİS
إِنَّ اللَّهَ يَرْفَعُ بِهَذَا الْكِتَابِ أَقْوَامًا وَيَضَعُ بِهِ آخَرِينَ
“Şüphesiz Allah bu kitapla bazı toplulukları yükseltir, bazılarını da alçaltır.”
Müslim, Müsâfirîn, 817
KARDEŞLERİM!
Kur’an bereket kitabıdır; ama bereketi duvara asılmakla değil, hayata asılmakla gelir.
Kur’an rahmet kitabıdır; ama rahmeti sadece okunup üflenmekle değil, ona uymakla gelir.
Ayette açıkça “ona uyun” buyuruluyor.
Sadece “okuyun” değil.
Sadece “dinleyin” değil.
Sadece “merasimlerde okutun” değil.
Sadece “cenazelerde hatırlayın” değil.
Sadece “mezarlıkta açın” değil.
ONA UYUN!
Kur’an’a uyan yükselir. Kur’an’ı süs yapan, ses yapan, gelenek yapan, fakat hüküm yapmayan alçalır. Çünkü Kur’an insanı ya diriltir ya da kişinin mazeretlerini elinden alır.
EY MÜSLÜMAN!
Kur’an evinde açık ama kalbinde kapalıysa, bu seni kurtarmaz.
Kur’an telefonunda yüklü ama hayatında silinmişse, bu seni kurtarmaz.
Kur’an dilinde var ama ticaretinde yoksa, bu seni kurtarmaz.
Kur’an cenazende okunacak ama bugün sofranda, kazancında, ahlâkında yoksa, kendini kandırma.
Allah bu kitapla toplumları da yükseltir, bireyleri de yükseltir. Fakat Kur’an sadece mezarlıkta hatırlanan bir kitap hâline gelirse, o toplumun ruhu mezarlığa dönmüş demektir.
EY HAYATINDA KUR’AN’I TAŞIMAYAN MÜSLÜMAN!
Kur’an’ı sadece ölümden sonra hatırlarsan, Kur’an sana hayat vermeden sen toprağa verilmiş olursun.
Kur’an’ın istediği insan, sadece güzel okuyan insan değildir. Kur’an’ın istediği insan, güzel yaşayan insandır.
Kur’an’ın istediği Müslüman, sadece hatim sayan Müslüman değildir. Kur’an’ın istediği Müslüman, haramdan kaçan, adaletli olan, merhamet eden, tevbe eden, Allah’ın emrine boyun eğen Müslümandır.
KUR’AN’IN BEREKETİ, SAYFALARDAN HAYATA İNDİĞİNDE BAŞLAR.
5. AYET
إِنَّكَ لَا تُسْمِعُ الْمَوْتَى وَلَا تُسْمِعُ الصُّمَّ الدُّعَاءَ إِذَا وَلَّوْا مُدْبِرِينَ
“Şüphesiz sen ölülere duyuramazsın; arkalarını dönüp giderlerken sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.”
Neml sûresi, 80. ayet
5. HADİS
لَا تَجْعَلُوا بُيُوتَكُمْ مَقَابِرَ إِنَّ الشَّيْطَانَ يَنْفِرُ مِنَ الْبَيْتِ الَّذِي تُقْرَأُ فِيهِ سُورَةُ الْبَقَرَةِ
“Evlerinizi kabirlere çevirmeyin. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar.”
Müslim, Müsâfirîn, 780
AZİZ MÜMİNLER!
Ne büyük uyarı!
Peygamberimiz
صلى الله عليه وسلم “
“evlerinizi kabirlere çevirmeyin” buyuruyor. Demek ki Kur’an sadece kabirde değil, evde okunacak. Sadece mezarlıkta değil, sofrada, odada, ailede, çocukların büyüdüğü yuvada okunacak. Sadece ölüm anında değil, hayatın tam ortasında okunacak.”
EVİNDE KUR’AN SESİ YOKSA, KALBİNDE KUR’AN HÜKMÜ YOKSA, AİLENDE KUR’AN AHLÂKI YOKSA, O EV BETON OLABİLİR AMA MANEN KABRE DÖNMÜŞTÜR.
EY MÜSLÜMAN!
Evini televizyon sesiyle doldurdun.
Telefon sesiyle doldurdun.
Tartışma sesiyle doldurdun.
Dünya telaşıyla doldurdun.
Peki Kur’an’a nerede yer bıraktın?
Çocuğun şarkıları ezberliyor, markaları biliyor, oyunları biliyor; peki Allah’ın kitabından ne biliyor?
Sen haberleri takip ediyorsun, piyasayı takip ediyorsun, gündemi takip ediyorsun; peki Rabbinin sana gönderdiği kitabı takip ediyor musun?
ÖLMEDEN ÖNCE DUY.
Musalla taşına gelmeden önce duy.
İmam “hakkınızı helal edin” demeden önce duy.
Tabutun omuzlara alınmadan önce duy.
Toprak yüzünü örtmeden önce duy.
Meleklerin suali başlamadan önce duy.
Defterin açılmadan önce duy.
Mizan kurulmadan önce duy.
Çünkü Kur’an sana bugün sesleniyor. Bugün tevbe edebilirsin. Bugün dönebilirsin. Bugün okuyabilirsin. Bugün anlayabilirsin. Bugün hayatını Kur’an’a göre yeniden kurabilirsin.
EY MÜSLÜMAN!
Kur’an’ı sağken duymazsan, öldüğünde kulakların değil, pişmanlığın açılır.
Kur’an’ı sağken hayatına sokmazsan, öldüğünde ardından okunan Kur’an sana “ben sana dünyadayken gelmiştim” diye şahitlik edebilir.
SON UYARI: KUR’AN SENİN CENAZE PROGRAMIN DEĞİL, HAYAT PROGRAMINDIR
6. AYET
اتَّبِعُوا مَا أُنْزِلَ إِلَيْكُمْ مِنْ رَبِّكُمْ وَلَا تَتَّبِعُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاءَ قَلِيلًا مَا تَذَكَّرُونَ
“Rabbinizden size indirilene uyun. O’ndan başka dostların, önderlerin ve velilerin peşinden gitmeyin. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz!”
A‘râf sûresi, 3. ayet
6. HADİS
وَقَدْ تَرَكْتُ فِيكُمْ مَا لَنْ تَضِلُّوا بَعْدَهُ إِنِ اعْتَصَمْتُمْ بِهِ كِتَابَ اللَّهِ
“Size öyle bir şey bıraktım ki, ona sımsıkı sarılırsanız benden sonra asla sapmazsınız: Allah’ın Kitabı.”
Müslim, Hac, 1218
EY MÜSLÜMAN!
Allah “size indirilene uyun” buyuruyor. Sadece okuyun demiyor. Sadece dinleyin demiyor. Sadece cenazelerde okutun demiyor. ONA UYUN buyuruyor.
KUR’AN SENİN CENAZE PROGRAMIN DEĞİL, HAYAT PROGRAMINDIR.
Kur’an, öldüğünde arkandan okunacak bir merasim kitabı değil; yaşarken seni haramdan, gafletten, zulümden ve isyandan kurtaracak ilahî rehberdir.
EY HAYATINDA KUR’AN’A YER VERMEYEN MÜSLÜMAN!
Kur’an’ı ölülere göndermeden önce kendi kalbine indir.
Kur’an’ı mezarlığa götürmeden önce evine getir.
Kur’an’ı başkasının ruhuna bağışlamadan önce kendi nefsine oku.
ÇÜNKÜ ÖLÜM GELDİĞİNDE ARTIK TERCİH YOKTUR.
Kabir geldiğinde artık dönüş yoktur.
Hesap günü geldiğinde artık “sonra okurum” yoktur.
O gün Kur’an ya lehine şahit olur ya da aleyhine davacı olur.
KORKULACAK OLAN, CENAZENDE KUR’AN OKUNMAMASI DEĞİLDİR. ASIL KORKULACAK OLAN, HAYATINDA KUR’AN’IN SANA HİÇ SÖZ GEÇİREMEMESİDİR.
Korkulacak olan, evinde mushaf bulunmaması değildir. Asıl korkulacak olan, mushaf evinde dururken kalbinin Kur’an’a kapalı olmasıdır.
Korkulacak olan, Yâsîn’i bilmemek değildir. Asıl korkulacak olan, Yâsîn’i okuyup da “diri olanı uyarmak için” indirildiğini hiç düşünmemektir.
BUGÜN KENDİNE SOR:
Kur’an benim neyimi değiştirdi?
Dilimi mi düzeltti?
Kazancımı mı temizledi?
Gözümü mü korudu?
Namazımı mı diriltti?
Ahlâkımı mı güzelleştirdi?
Haramla arama mesafe koydu mu?
Eğer Kur’an hayatında hiçbir şeyi değiştirmediyse, sen Kur’an’ı okumuş olabilirsin; fakat Kur’an henüz seni uyandırmamış demektir.
EY MÜSLÜMAN!
Kur’an’a sağken kulak ver. Çünkü tabutun başında okunan Kur’an artık sana emir vermez; sadece geride kalanlara ibret olur.
RABBİM bizi Kur’an’ı terk edenlerden değil, Kur’an’la dirilenlerden eylesin.
Rabbim Kur’an’ı dilimizde ses, rafımızda süs, cenazemizde gelenek olmaktan çıkarıp hayatımızda rehber eylesin.
Rabbim Kur’an’ı lehimize delil kılsın; aleyhimize davacı kılmasın.
ÂMİN.
MEHMET ERÇELİK
