Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kurban Bayramı 2018: Bayram Bir İkramdır

İsmail Sezkin

KURBAN BAYRAMI-2018


فَلَمَّا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبينِ وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَا اِبْرهيمُ

قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَا اِنَّا كَذلِكَ نَجْزِى الْمُحْسِنينَ

اِنَّ هذَا لَهُوَ الْبَلؤُا الْمُبينُ وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظيمٍ

Muhterem Müslümanlar! Rabbimize sonsuz hamd-ü senalar olsun, sonsuz şükürler olsun ki; bizi bir bayram sabahına daha ulaştırdı; el-hamdülillah. Cenab-ı Hakk’ın siz inanmış kullarına ikramıdır bu bayramlar.

Hz.Aişe Validemiz anlatıyor: Peygamber Efendimiz (SAV) Medine’ye hicret edince, bakmış ki Medineliler iki günde eğleniyorlar. Oyunlar tertib ediyorlar. Bir takım eğlenceler yapıyorlar. Sormuş, demiş “Ney bu? Nedir bu günler ki, siz bu günlerde eğleniyorsunuz?” Demişler ki; “Ya Rasulallah! Eskiden beri bu günler bizim için bayram. Bu günlerde biz bir araya geliriz, oyunlar oynarız, eğleniriz, şiirler söyleriz. Bu günlerde biz bayram yaparız.” Demişler. Bunun üzerine Peygamberimiz şu güzel müjdeyi vermiş bize. Buyurmuş ki;

“Cenab-ı Allah sizin bu iki gününüze karşılık iki bayram ikram etti. Bundan sonra bunlar bizim ve Müslümanların bayramıdır.” Demiş.

İki bayram; nedir bunlar? Birincisi Ramazan Bayramı, ikincisi Kurban Bayramı… Bu gün bayram ve bu bayramın adı Kurban Bayramı… Aslında Rabbimize kurban olmanın bayramı. Rabbimiz için kurban kesmemizin bayramı. Bu gün Rabbimize yaklaşmanın bayramı.

Hani kurban, yaklaşmak manasına geliyordu ya, ibadetlerimizle ve kurbanlarımızla Rabbimize yaklaştığımız için, onun bayramını yapıyoruz işte bu gün. Aslında Allah’a kurban olmanın bayramıdır bu gün. Rabbimize kurban olduğumuzu, O’nun yoluna kurban olduğumuzu bu gün bayram ederek, bu günü eda ederek göstermiş oluyoruz aslında.

Bir yandan Peygamber Efendimizin yolunu, izini, sünnetini takip ederek bu bayramları anlamaya çalışacağız. Öbür taraftan bayramın değeri ney, kıymeti ney, bayramda neler yapılır; bunları öğrenmeye gayret edeceğiz inşallah.

Peygamber Efendimiz (SAV) ifade buyuruyor ki; “Bayram günleri yeme-içme ve eğlence günleridir.” Diyor.

Kurban günleri aynı zamanda Hac günleridir… Şu anda hacca giden Müslümanlar Müzdelife’den Mina’ya doğru akın akın hareket ettiler.

Sabah namazlarını Müzdelife’de kıldılar, arkasından vakfe yaptılar, Cenab-ı Mevla’nın bir ikramı olarak tertemiz oldular, günahlarından temizlendiler, analarından doğdukları günkü gibi tertemiz, sıfır oldular; ellerinde taşları, Müzdelife’den topladıkları taşlarıyla birlikte Mina’ya doğru hareket ettiler… Mina’da şeytana karşı bir savaş olacak bu gün. Büyük şeytana yedi taş atılacak ve bununla birlikte savaş başlatılmış olacak ve ömür boyu o savaş devam edecek. Dün Arafat’tı…

Arafat meydanında başları açık, ayakları yalın ayak, üstlerinde iki parça bez, ihramla birlikte, dillerinde telbiyeler, “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk, innel hamde, venni’mate leke vel mülk, la şerike lek” telbiyeleriyle birlikte akşama kadar gözlerinden yaş döktüler, gönüllerini sonuna kadar açtılar, günahlarını itiraf ettiler, Cenab-ı Mevlaya dua edip yalvardılar. Af günüydü dün… Dünyanın hangi coğrafyasında yaşıyor olursa olsun “La ilahe illallah” diyen bütün müslümanların gönlü Arafat’taydı dün…

Bir de dilimizde bir söylem vardı. Teşrik tekbirleri… Dün sabah namazında başladık, bu gün devam edeceğiz ve bayramın dördüncü gününe kadar da devam edecek bu söylemimiz. Sabah namazından sonra yine haykırdık, birazdan yine haykıracağız… Ve diyeceğiz ki; “Allah-u ekber, Allah-u ekber, lâ ilahe illallahu Allah-u ekber.Allah-u ekber velillahilhamd” Bir imkanımız olsa, şöyle bir aracımız olsa, o araca binsek, şu anda bir buçuk milyar müslümanın yaşadığı bütün toprakları bir anda dolaşabilsek;bütün Müslümanların dilinde bu tekbir var mı?

Vallahi var… Bu işte; bir birlikteliğin ifadesi… Siz bir vücudun azaları gibisiniz. Kiminiz gözünü, kiminiz kulağını, kiminiz burnunu, kiminiz elini, kiminiz ayağını ifade ediyor bu bedenin. Ve bu beden İslam bedeni… Siz Müslümanlar olarak bu bedenin birer parçasısınız, azasısınız. İnsanın ayağının tırnağı ağrısa, acısa rahat yemek yiyebilir mi? Rahat uyuyabilir mi? Rahat konuşup sohbet edebilir mi? Muhabbet edebilir mi? Hayır… Canım, ayak neresi, ağız neresi? Neden yiyemiyor? Ayak neresi beyin neresi? Neden eğlenemiyor?

Çünkü ayağın o ağrısı, o sızısı insanın eğlenmesine imkan vermiyor… O ağrı devamlı kendini hissediyor…

Müslüman da öyle… Müslümanın Filistin’i ağlıyorsa, Müslümanın Afganistan’ı ağlıyorsa, Müslüman coğrafya olarak Suriye ağlıyorsa, Irak ağlıyorsa, Doğu Türkistan ağlıyorsa… Müslüman memleketinde nasıl rahat, huzurlu, mutlu, eğlenceler içinde yaşayabilir? Bu mümkün mü?.. Mümkün olmamalı… Eğer mümkün oluyorsa, eğer bana ne onlardan deniliyorsa, -efendim- ettiler buldular diyorsa eğer Müslüman…

O zaman beden parçalanmış, haberimiz yok… Ayak bir yerde, göz bir yerde, kulak bir yerde çıkmış haberimiz yok… Peki şimdi soruyorum size; insanın bedeninden ayrı bir yerde olan ayağın o insanın bedenine bir faydası olur mu? Olmaz… Peki o ayak orada çürümeye mahkum mudur?.. İnanın mahkumdur… İşte bu gün bizim hali pür melalimiz de budur… Ah bir anlayabilsek bunu… Ah bir öğrenebilsek bunu…

Peygamber Efendimiz’in tabiriyle ve anlatımıyla ve göstermesiyle birlikte; ellerini, parmaklarını birbirine geçirmiş, bir birine yaslanmış, bir biri üzerine konulmuş kerpiçler gibi, duvar gibidir diyor Müslümanlar. Bunu bir anlayabilsek… İşte o zaman düştüğümüz yerden yeniden ayağa kalkacağız… Müslümanlar yeniden ayağa kalkacak… Şu anda Müslümanlar üzerinde oyun oynayanlar, plan yapanlar, programlar icra edenler, Müslümanların kanı, Müslümanların toprağı, Müslümanların ırzı her halükarda parçalanmalı, bölünmeli, dökülmeli diyen o vicdansızların hiç birisi düşündüklerini icra edemeyecekler. Bunu, yani bir vücut olduğumuzu anladığımız zaman bu olacak işte.

Evet; bir bayram yaşıyoruz amma, bayramın böyle bir sorgulanma yönü olmalı. Mü’minler, Müslümanlar olarak bizler burada böyle bir bayram yaşıyoruz. Ama Suriye’deki Müslüman acaba bayramı hissedebildi mi? Bayramın geldiğini Irak’taki Müslüman kardeşim hissedebildi mi acaba? Acaba Filistin’dekiler bayramla alakalı ne yapabildiler bu sabah?

Ve Mescid-i Aksa… Kabe-i Muazzama birinci, Mescid-i Nebevi ikinci, Mescid-i Aksa Müslümanın hayatında üçüncü önemli mescid ve camidir… Kur’an-ı Kerim Mescid-i Aksa’dan bahseder. Peygamberimiz (SAV) “Eğer ziyaret edecekseniz, sadece Kabe’yi ziyaret etmek için, Mescid-i Nebevi’yi ve Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmek için yola koyulun.” Derken Mescid-i Aksa’nın değerini ve önemini bize anlatmaya çalışıyor.

Peki, bu gün dünyada İslam alemi olarak bir buçuk milyar Müslüman yaşarken Mescid-i Aksa ne durumda? Kırk yaşından küçüklerin bu gün Mescid-i Aksa’ya girmeleri yasak… Ve bu gün, şu anda, şu vakitlerde orada bayram namazı kılabilmek için Mescid-i Aksa’ya yönelmiş insanların, kapıdan içeriye girebilmeleri için, oradaki Siyonist, Yahudi askerlerin önünden geçmesi lazım. Ve tamamen onların insafına kalmış vaziyette.. İsterse sokmuyorum seni der geri çevirir…

Bayram yapıyoruz ama, bir yönümüzde kan ağlıyor… Ne zaman bayramlar gerçek bayram olur biliyor musunuz? Ne zaman Filistin kurtulursa, ne zaman Irak durulursa, ne zaman Suriye’de Müslümanlar bir birlerinin boğazını kesmeyi bırakırsa, ne zaman mübarek ülkemizde Türkiye’mizde, ülkemiz üzerine oynanan şu oyunların hepsi biter, yeniden şu necip millet İslam için, Müslümanlık için hizmet bayrağını havaya kaldırırsa… İşte o zaman siz de bayram edeceksiniz, bir buçuk milyar İslam alemi de işte o zaman bayramı hak etmiş olur… Rabbim Müslümanlara birlik nasib eylesin! Rabbim Müslümanlara İslam kardeşliğinin şuurunu yeniden kazandırsın inşallah!

Evet; Kurban Bayramı deyince bir de kurban ibadeti geliyor insanın aklına… Kurban… Allah’a yakınlaşmak için, Cenab-ı Allah’ın rızasına daha yakın olabilmek için kestiğimiz hayvanlarımız… Kurban bu demek… Yeni bir ibadet de değil kurban… Kurban ibadetinin tarihi taa Adem (AS) ile birlikte başlıyor.

Ve Maide Suresi’nde Adem (AS)’ın iki oğlunun, bizim toplumumuzda Habil’le Kabil diye bildiğimiz o iki oğlunun, Allah-u Teala’ya kurban edişi anlatılıyor.

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَىْ ادَمَ بِالْحَقِّ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا

““Sen onlara Adem’in iki oğlunu da gerçek bir şekilde anlat. Onlar bir kurban vermiştiler Allah-u Teala’ya…””

Kurban ibadeti, taa Adem (AS)’a dayanır, İbrahim (AS)’a dayanır, Muhammed Mustafa (SAV)’e dayanır. Ve bu güne kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da Allah’ın izniyle, Müslümanlar olduğu müddetçe devam edecek… Böyle bir ibadetin eşiğindeyiz, önündeyiz… Ama kurbanı bilelim; kurban demek, yakınlaşmak demektir… Feda etmek demektir kurban… Hani sana kurban ederim şunumu, bunumu diyoruz ya; işte bunun gibi kurban etmek feda etmek demektir… İhlasla, samimiyetle Allah’a karşı bir teslimiyettir, fedakarlıktır kurban…

Hz.Adem’den başladık… İbrahim Peygamber’i de anmamız lazım bu gün…

سَلَامٌ عَلى اِبْرهيم

““Selam olsun İbrahim’e” ve İsmail’e… Her gün, günde beş defa, İbrahim’e selamlar gönderiyoruz; “Allahümme salli ala seyyidina Muhammedin ve ala eli Muhammed, kema sallayte ala İbrahime ve ala eli İbrahim…” Hem İbrahim’e, hem İbrahim’in ailesine selamlar gönderiyoruz. İbrahim Peygamber çok önemli bir şahsiyet bizim hayatımızda.”

Müslümanların önünde duran çok önemli bir örnek İbrahim Peygamber… Kur’an zaten Onu güzel bir örnek, üsve-i hasene olarak sunuyor bize…

Hz.İbrahim Peygamber… İlerlemiş yaşına rağmen elini açmış bir gün dua etmiş, demiş ki;

رَبِّ هَبْ لى مِنَ الصَّالِحينَ

““Ya Rabbi bana böyle salih bir evlat, iyi bir evlat, güzel bir evlat nasip et” diye dua etmiş…”

Saffat Suresi’nin ayetlerinden okuyalım, öğrenelim bunları. Saffat Suresi’nin 103. ayeti kerimesinden itibaren başlar… Evlerinize gittiğiniz zaman açın bakın. Mutlaka Kur’an meali vardır evinizde, tefsiri vardır. Bunların başköşede olmadığı bir Müslüman evi yoktur heralde… Saffat Suresi… Hemen Yasin Suresi’nden sonraki sure… 103. ayetinden itibaren, o muhteşem olayı bize detayına kadar anlatılır orada… Şu bayramda bu hadiseyi Saffat Suresi’nden okumak hepimize vazife olsun inşallah…

İbrahim (AS);“Ya Rabbi bana bir evlat nasip et” demiş. İlerlemiş yaşına rağmen…

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَليمٍ

Allah buyuruyor ki; “Biz de ona böyle yumuşak huylu, güzel bir evladının olacağını müjdeledik” Dedik ki; evladın olacak…

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْىَ

““Ve nihayet çocuk oldu, dünyaya geldi ve büyüdü.” Artık babasının yanında koşup oynayacak yaşlara geldi… Cenab-ı Allah peygamberi İbrahim’e vahiy gönderiyor.. Uykuda, rüyada ona vahyediyor…”

Diyor ki “Ey İbrahim! O çok sevdiğin yavrunu benim yolumda kurban et” diyor… O çok sevdiği, her şeyden koruduğu, ona gelmesin bana gelsin dediği evladını, emrediyor; “Kurban edeceksin onu” diyor… Keseceksin, kurban edeceksin onu benim yoluma…

Acaba; böyle bir emir karşısında bizim tavrımız ne olurdu? Ama hiç kurban etmeye falan lüzum yok… Yani böyle bir imtihana gitmeye falan lüzum yok… Cenab-ı Allah bize emrediyor; buyuruyor ki “Kulum; benim sana verdiğim, ikram ettiğim oğlunu, kızını benim yolumda yetiştireceksin” diyor. Ona İslam’ı öğret, ona Kur’an’ı öğret, Ona Allah’ı öğret, ona Peygamber’i öğret, ona helali-haramı öğret, ona örfünü âdetini öğret; kısaca ona dinini öğret… Ahireti öğret ona… Ondan sonra gelir diğer öğreteceğin şeyler… Onlar olsa da olmasa da bu dünya geçip gidiyor zaten… Ama iman olmazsa olmaz… Allah’a teslimiyet olmazsa olmaz… Bizim yaratılış gayemiz bu diyor… Dedi mi Allah bize bunu?.. Evet dedi… Böyle bir yükümlülüğümüz var mı bizim?.. Evet, var; çocuklarımız bize emanet…

Peki Allah aşkına, Ümmet-i Muhammed’in evlatlarına bakın; yeni nesil nasıl yetişiyor, nasıl yetiştiriliyor, kimler yetiştiriyor?.. Çocuklarımıza öncelikli olarak Allah’ı, Peygamber’i ne kadar öğrettik? Küçük yaşta elinden tutup camiye gelerek, aman evladım namaz, aman evladım Kur’an; ne kadar söyleyebildik bunu… Daha küçük büyüyünce yapar, okulu bitirsin, diplomasını alsın, askere gitsin, evlensin, çoluk-çocuk sahibi olsun… Bütün bunları düşündük… Aman bir iş kursun, aman bir meslek sahibi olsun… Aman efendim okulunda çok başarılı olsun…

Ama ilmi noktada, ibadet noktasında, Allah’a karşı kulluk sorumluluğu noktasında vallahi eksik kaldık. Eksik kaldığımızdan dolayı da, neslimiz, evlatlarımız parmaklarımızın arasından böyle dökülüyor gidiyor. İbrahim(AS)’la İsmail (AS)’ın şu anlatımını dinlerken çocuğunuza karşı Cenab-ı Allah’ın emirlerini ne kadar uyguladığınızı hesap edin, aklınızda tutun öyle dinleyin.

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْىَ

““Artık İsmail koşup oynayacak yaşa gelince””

قَالَ يَا بُنَىَّ

“Babası İbrahim diyor ki; “Evladım, yavrucuğum””

اِنّى اَرى فِى الْمَنَامِ ْ اَنّى اَذْبَحُكَ

“Ben rüyamda gördüm, Allah-u Teala’dan emir aldım, seni kurban etmem lazım” diyor.”

فَانْظُر مَاذَا تَرى

““Ne dersin bu emre?” diye oğlu İsmail’e soruyor.”

Altı-yedi yaşındaki çocuğunu karşına aldın; “Evladım, yavrum Allah sana namazı emrediyor, yavrum Allah bize bir kitap gönderdi, Kur’an gönderdi, bu Kur’an’ı öğrenmemizi, okumamızı, sonra da yaşamamızı emrediyor, haydi” de sen de.. İbrahim’in İsmail’e söylediğinin bir çeşidini de sen söyle çocuğuna… Ne der?

قَالَ يَا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ

“O İsmail diyor ki; “Babacığım Allah sana ne emrettiyse onu yap, sakın Allah’ın emrinden geri kalma””

سَتَجِدُنى اِنْ شَاءَ اللّهُ مِنَ الصَّابِرينَ

““İnşallah beni sabreden birisi olarak göreceksin karşında””

فَلَمَّا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبينِ

““İkisi de Allah’ın emrine teslim oldular””

Baba da teslim, evlatta teslim; ikisi de hazır… Baba dedi ki; bu Allah’ın emridir yapacağım, evlat dedi ki; bu Allah’ın emriyse sabredeceğim… Ve Cenab-ı Allah;

وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَا اِبْرٰهٖيمُ

““Biz seslendik, dedik ki; ey İbrahim!””

قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَا

““Rüyada gördüğünü, aldığın emri yerine getirdin İbrahim””

اِنَّا كَذلِكَ نَجْزِى الْمُحْسِنينَ

“Biz muhsin kulları, iyi kulları, Allah’ın emrine uyan mü’minleri böyle mükafatlandırırız””

اِنَّ هذَا لَهُوَ الْبَلؤُا الْمُبينُ

““Aslında bu bir imtihandı, apaçık imtihan ettik seni””

Yoksa Allah bir babadan çocuğunu kurban etmesini, onu yatırıp kesmesini emretmiyor, istemiyor, böyle bir şeyi istemiyor Allah… Bu imtihandı, imtihanı kazandın. Sen de kazandın, evladın da kazandı. Şimdi imtihan sırası bizde.

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظيمٍ

““Biz ona büyük bir kurban, fidye olarak ikram ettik””

Hani sözün vardı ya, bu sözünü yerine getir diye evladının yerine bir koç kurbanı ona gönderdik, ikram ettik. Ve İbrahim (AS) İsmail (AS) ile birlikte teşrik tekbirlerini getirerek “Bismillahi Allah-u ekber” dedi, Allah yolunda Cenab-ı Allah’ın gönderdiği kurbanı, koçu kesti…

Evet İbrahim ve İsmail (AS)’ın samimiyetini ve fedakarlığını gösterir, yeniden hatırlatır bize şu bayram günü…

Biz de demiş oluyoruz ki; kurbanlarımızı alarak “Ya Rabbi! Sen emrettin, bize para verdin, mal verdin, mülk verdin ve Kurban Bayramında senin yolunda hayvan kurban etmemizi, kurban kanı dökmemizi emrettin, başımız üzerine Ya Rabbi!” dedik. Kurbanlarımızı işaretledik, bayram namazından sonra hemen gideceğiz “Bismillahi Allah-u ekber” diyerek “Allah’ın ismiyle ve Allah en büyüktür” diyeceğiz ve kurbanımızı keseceğiz. İşte bu fedakarlığın bir ifadesidir. Ama bu “Kurban kestin kulluğun bitti, senden daha fedakarı yok” demek değildir. Fedakarlık hayatın boyunca senden beklenen kulluktur vesselam.

Kurban bayramında malını Allah yolunda kurban ettiğin gibi hayatını, ömrünü, terini, emeğini, gözyaşını, samimiyetini; her ne zaman ne gerekiyorsa Allah için feda etmeye hazır ol ve feda et demektir bu… Uykunu feda et sabah namazına kalk demektir bu… İbadetlerini, taatini yaparken Allah için fedakar ol demektir bu… Fedakar olabiliyorsak ne mutlu… O zaman kurbanımızı kestik demektir… Kurbandan bir şey anlamış olduk demektir…

Rabbim keseceğimiz kurbanlarımızı kabul eylesin inşallah. Ve fedakarca, samimice kullukta bizleri daim eylesin inşallah.

Biz bu dünyaya vallahi yemek-içmek, gezip-dolaşmak için gelmedik. Yiyoruz-içiyoruz, geziyoruz-dolaşıyoruz; bunlar hayatın bir bölümü, bir parçası. Amma bu dünyaya gönderiliş gayemizi unutmamalıyız. Gönderiliş gayemiz Allah’a kul olmaktır… Mevla’ya kul olmadıktan sonra hiçbir değerimiz ve kıymetimiz yoktur. Kurban bunu öğretir bize, bunu gösterir…

Allah-u Zülcelal bizden kulluk istiyor… Bizden samimiyet istiyor… Bizden fedakarlık istiyor… Evlatlarımızı da O’nun gösterdiği şekilde yetiştirmemizi bize emrediyor… Rabbim bu konuda bizleri muvaffak eylesin inşallah…

Bayramınız mübarek olsun… Rabbim daha güzel bayramlara bizleri kavuştursun, ulaştırsın inşallah… Müslümanların daha rahat şekilde bayram edeceği, evinden rahatça çıkıp camisine gidebilecek, camide rahat bir şekilde ibadet edebilecek, kurbanını kesebilecek Filistin, Suriye, Irak topraklarını görmeyi de Rabbim bizlere nasip eylesin inşallah

Şimdi bir dua edeceğiz, arkasından da bayram namazını eda edeceğiz inşallah

DUA….DUA…DUA…

Bu gün, şu saatlerde, bu vakitlerde Arafat ve Müzdelife görevlerini bitirerek, Mina’ya doğru yürüyen kullarının duaları neyse; bizim şurada yapacağımız duaları da onların duaları arasına kat Ya Rabbi!

Bizim de dualarımızı onlarla birlikte makbul eyle Ya Rabbi!

Sana hamd-ü senalar olsun, yerden göğe kadar şükürler olsun ki; yeniden bir bayrama bizleri ulaştırdın. Bayramın gereği gibi yaşanmasını da bizlere nasip eyle Ya Rabbi!

Bu vesileyle yaptığımız bütün ibadetlerimizi, bütün hayır ve hasenatlarımızı kabul eyle Ya Rabbi!

Birazdan keseceğimiz kurbanlarımızı da sırf senin rızan için kesebilmeyi, sana fedakarlık ve samimiyetle kul olabilme nişanesi olarak kesebilmeyi bizlere nasip eyle Ya Rabbi!

Kurbanlarımızı kabul eyle Ya Rabbi!

Şu mübarek ve güzel toprakları bölmek için, parçalamak için üzerinde oynanan oyunların hepsini, şu mübarek saatte sana yalvarıyoruz, iltica ediyoruz, hepsini boz Ya Rabbi!

Ya Rabbi! Şu topraklarda Müslümanları bir birlerine kırdırmak isteyen, vurdurmak isteyen dış güçlerin fırsatını ellerinden al Ya Rabbi!

Ya Rabbi! Birlikte beraberce, kardeşçe yaşadık. Kürdüyle-Türküyle birlikte beraberce yaşadık. Alevisiyle-Sünnisiyle şu ana kadar beraberce yaşadık. Kız alıp verdik. Aynı toprakların üzerinde birlikte yaşama örneği gösterdik Ya Rabbi!

Amma senin ve dininin düşmanları rahat durmuyorlar. Onlar Müslümanları birbirlerine kırdırmak için, topraklarını ve zenginliklerini ellerinden almak için, nihayi hedef olarak yeryüzünde bir tane “La ilahe illallah” diyen Müslüman kalmaması için ellerinden geleni yapıyorlar. Bütün planları bilen sensin. Bütün planların üzerinde senin planın var. Bunların planlarını boz Ya Rabbi!

Ya Rabbi! Biliyoruz ki; başımıza gelenler bizim günahlarımızdan dolayı. Biz bir birimize kırıldık, bir birimize küstük, Müslümanlar birbirlerinin aralarına kalın duvarlar ördüler, birbirlerine hakaret ettiler. Ondan dolayı da başımıza bunlar geldi. Bütün bu yaptıklarımızdan dolayı senden af diliyoruz. Şu mübarek saatlerde affeyle bizleri Ya Rabbi!

Bu imtihanı rahat suhuletle geçmeyi bizlere nasip eyle Ya Rabbi!

Irak’ta, Suriye’de, Afganistan’da, Filistin’de vesair beldelerde mazlum Müslümanlara sen yardım eyle Ya Rabbi! Onlara imdat eyle Ya Rabbi! Onlara rahat, huzurlu bir şekilde bayram edeceği ortamlara kavuşmayı nasip eyle Ya Rabbi!

İslam topraklarını, vatanını, bayrağını müdafaa ederken canını veren şehitlerimizin şahadetlerini kabul eyle Ya Rabbi! Geride bıraktıkları gözü yaşlı ailelerine de sen sabırlar ihsan eyle Ya Rabbi!

Bu memlekete ve Müslüman memleketlerine yeniden bir İstiklal Marşı yazdırma Ya Rabbi! Bizleri bölmelerine müsade etme Ya Rabbi!

Müslümanların birlik olabilmelerini, beraberce yekvücut olma şuurunu yeniden kazanmalarını sen bizlere lütfeyle Ya Rabbi!

Şu bölünmüşlükleri, şu parçalanmışlıkları, şu birbirimize kem gözle bakmayı bırakmayı bizlere nasip eyle Ya Rabbi!

Şeytanın hakkından sen gel Ya Rabbi!

Nefsimizin esiri olmaktan sen bizi kurtar Ya Rabbi!

Evlerimizi bereketlendir, evlerimizi huzurlu evlerden eyle Ya Rabbi!

Evlatlarımızı salih ve salihalar eyle Ya Rabbi!

Sana kul olma şuuruyla yetiştirmeyi bizlere nasip eyle Ya Rabbi!

Evlatlarımıza karşı görevlerimizi hakkıyla yapabilmeyi bizlere nasip eyle Ya Rabbi!

Helâlindan bol kazançlar ikram eyle Ya Rabbi!

Senin yolunda harcayabilmeyi nasip eyle Ya Rabbi!

Hastalara şifa, dertli olanlara deva, borçlu olanlara edalar nasip eyle Ya Rabbi!

Senin bu kulların senin evinde toplandılar, senin mescidinde bir araya geldiler, bayram namazı için saf tuttular. Bu kullarının istekleri var, arzuları var. Hepimizin gönüllerinden geçeni sen biliyorsun. Şu Gölbaşı Camide duamıza amin diyen bu kardeşlerimizin gönüllerinden geçen hayır muradı onlara ihsan eyle Ya Rabbi!

Müşkülatlarını, sıkıntılarını sen âsan eyle Ya Rabbi!

Problemlerini sen çöz Ya Rabbi!

Güzel bir hayat, İslamla dolu bir hayat, senin emrine uygun bir hayat yaşamayı bizlere nasip eyle Ya Rabbi!