KURBAN BAYRAMI - 2025
Değerli Mü’minler!.. Bir Kurban Bayramı sabahı yine bu mübarek vakitte, mübarek huzurda beraberiz Bu gün bayram ve bu bayramın adı Kurban Bayramı…
Şu anda yeryüzündeki bütün Ümmet-i Muhammed ayakta… Biz Kâbe’nin şubeleri olan camilerde bir arada, hacılar da Mina’da; “Lebbeyk Allahümme lebbeyk… Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk… İnne'l-hamde ve'n-ni'mete leke ve'l-mülk, lâ şerîke lek” nidalarıyla, bütün kâinatı inletirken, bütün Melâike-i Kiram’da gıptayla bu ümmete eşlik ediyorlar şuanda…
Değerli Kardeşlerim!.. Bu mübarek vakitlerde, sadece Mescid-i Haram’daki hacıların değil, bizim de vazifelerimiz var… Bu vazifelerimize biz, dün sabah namazından itibaren tekbirle başladık… Çünkü Cenab-ı Allah:
وَاذْكُرُوا اللّٰهَ فٖى اَيَّامٍ مَعْدُودَاتٍ
““Sayılı günlerde Rabbinizi zikrediniz… Allah’ınızı anınız” diyor…(BAKARA;203) İşte bu ayet-i kerimede bahsedilen o sayılı günler, dünkü Arafe gününün sabah namazından itibaren başladı… Bayramın dördüncü gününün ikindi vaktine kadar da devam edecek… İşte bu günlere Eyyam-ı Teşrik denir… Yani yüksek sesle tekbir getirilen günler demektir bu…”
Bayramın ilk üç gününe, aynı zamanda Eyyam-ı Nahr denir… Bu üç gün, kurban kesim günleri demektir… Ama teşrik günleri dördüncü gün de devam edecek… Yani dün tekbirlerle karşıladık nahr günlerini, dördüncü gün de tekbirlerle uğurlayacağız…
Değerli Mü’minler!.. Dün; Arafe günüydü… Dün yaklaşık üç milyon Müslümanın Arafat’ta, Cebel-i Rahme’nin etrafında bir araya geldiği gündü dün…
Arafenin bir manası da; Rayaha-i Tayyibe demektir… Çok güzel bir koku demektir bu… Dün Arafat’ta cennetten gelen kokular teneffüs edildi… Oradaki müminlerin o heyecanını anlatmanın imkânı yok Her ne kadar bu günkü biz Müslümanlar bunun manasını kaybetmiş olsak da; yeryüzünde kurulan en büyük meclis, en büyük kongre bu…
Bu meclise riyaset eden kâinatın efendisi, Peygamberimiz Hz.Muhammed Mustafa(SAV) Efendimiz… Biz de fiziken, şeklen oraya gidemedik ama gönüllerimiz oradaydı…
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ
diyerek inanıp, iman eden hepimiz oradaydık dün…
Cenab-ı Allah Hz.İbrahim’e
وَاَذِّنْ فِى النَّاسِ بِالْحَجِّ
““Benim kullarımı oraya çağır, davet et” diyor…(HAC;27) İşte bu hitap gereği bütün iman edenlerin gönülleri hep orada olacak… İşte bu çağrının gereği; şuanda bizim gönüllerimiz de Mina’da, Kâbe’de…”
Şuanda Mina’da başka bir heyecan daha var… Hakk’ın, Peygamberlerin ve insanlığın düşmanı şaytan-ı lâin; bütün hacılar tarafından, o ilahi emre intisaben, Peygamberin beyan buyurduğu şekilde taşlanıyor…
Değerli Kardeşlerim!.. Bunların çok derin ve engin manaları var… Mü’min hayatı boyunca baş düşmanı olan şeytana karşı direncini ve mücadelesini sürdüreceğinin açık bir ispatı yapılıyor şuanda Mina’da…
Peygamberimizin beyanıyla; “Kim ki hac vazifesini usulüne uygun, ihlas ile yaparsa
رَجَعَ كَيَوْمِ وَلَدَتْهُ أُمُّهُ
anasının onu doğurduğu günkü günahsız hâline dönmüş olur” müjdesine mazhar oluyorlar…
Hz.Ömer hacca giderken Peygamberimiz ona “Kardeşim!.. Duana bizi de ortak et ve bizi unutma” demişti… Onun duaya ihtiyacı yoktu Ama hacca gidenlere böyle söylenmesi gerektiğini öğretiyordu bize… Onlar orada böyle bir temizliğe mazhar olurken, işte bizim için de dua edecekler… Böyle olunca, kendileri orada bağışlandığı gibi, şuanda orada olamayan bizler için de dua ediyorlar ve bizler de aynı nimete mazhar oluyoruz…
Yani her hac döneminde hepimiz manen orada oluyor ve o nimete mazhar oluyoruz… İşte haccın böyle derin manaları var… İşte Cenab-ı Mevla’nın Kur’an ile bize bahşettiği güzellikler bunlar…
Değerli Mü’minler!.. Bütün ehl-i iman; Peygamberanın ruhlarının bulunduğu ve Peygamber Efendimizin önderlik ettiği bu mecliste şuanda… Bütün ehl-i iman, o heyecanı hep birlikte yaşıyoruz şuanda…
İşte bu coşkuyla, bu heyecanla; sabahın bu saatinde huzur-u izzete geldik… Sabah namazını eda ettik… Biraz sonra Kurban Bayramı Namazına kalkacağız… Biz buna hazırlanırken Cenab-ı Allah da meleklerini bütün kâinatta hazır bulunduruyor… “Ey meleklerim!.. Yeryüzündeki kullarımı seyredin… Bir zamanlar bana ‘Ya Rabbi!.. Sen yeryüzünde kan dökecek teröristler mi halkedeceksin’ demiştiniz… Bakın şimdi, benim yeryüzünde ne has kullarım var… Bana itaatle ömür boyu, ‘Lebbeyk Allahümme lebbeyk’ yani bütün varlığımla senin emrindeyim Allah’ım diyen kullarımı seyredin” diyor meleklere… “O kurbanlarıyla her şeylerini benim için feda etmeye nasıl hazır olduklarını gösteren kullarımın, bana nasıl ta’zim ettiklerini görün” diyor… İşte böyle müthiş bir zamanı yaşıyoruz şuanda…
Bayram namazından sonra ve kurbanlarımızı kesince; herkesin mükâfatı verilecek amel defterlerine… Ve bu gün hepimiz kazananlardan olacağız bu gün… Şuanda Arafa’ta tertemiz temizlenerek Mina’ya, Müzdelife’ye doğru yürüyenler de kazandı… Burada Allah’ın evlerinde olanlar da kazandı… Yeter ki isyankâr olma Allah’a… Yeter ki yoldaş olma şeytana ve avenelerine…
Arafat’tan Müzdelife’ye-Mina’ya, evlerimizden camilere, camilerden kurbanlıklarımıza yapılan bu yürüyüş; büyük bir yürüyüş… Çünkü bu yürüyüş Allah’a yürüyüş… Bu yürüyüş Rasûlüllah’a yürüyüş… Bu yürüyüş Cennete yürüyüş… Hakka yürüyüş… İyiliğe yürüyüş… Kötülükten, küfürden, şirkten, riyadan kaçış yürüyüşü bu… Allah’ın rahmet deryasına giden bir yürüyüş bu…
Kısaca; şuanda Arafat’tan başlayıp Mescid-i Haram’da zirve yapan ve oradan bütün kainata yayılan bütün tekbirler ve dualar müstecap ve makbul bu gün…
Değerli Kardeşlerim!.. O mukaddes topraklarda yaşanan hadisede Hz.İbrahim’i, Hz.Hacer’i ve Hz.İsmail’i şaşırtmaya çalışan şeytana ve kötülüklere karşı bir direnişin ifadesidir hac ve kurban ibadeti… Bütün tağutlara karşı verilen bir mücadelenin ifadesidir; dün sabah başlayan tekbirlerimiz…
Hani Hz.İbrahim “Allah’ım!.. Senin için, değil bütün malımı-mülkümü kurban etmek,
رَبِّ هَبْ لٖى مِنَ الصَّالِحٖينَ
bana bir erkek evlat versen, onu bile senin için kurban ederim” diye söz vermişti Mevla’sına…
Cenab-ı Allah da kendisine
فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَلٖيمٍ
erkek evlat müjdeleyerek” Hz.İsmail’i ihsan etti… İbrahim peygamber ona bakmaya doyamıyordu… Allah’a verdiği sözü de, yıllar sonra, unutmuştu…
Nihayet böyle bir Zilhicce ayının sekizinci günü, yani evvelki gün; Cenab-ı Allah ona bu sözünü hatırlattı ve ‘Ya İbrahim!.. Sözünü yerine getir” dedi rüyasında… Ama hatırlayamadı ve “Benim sözüm neydi acaba” diye tereddüt etmeye başladı… Hatırlamıyor verdiği sözü… Çünkü aradan yıllar geçmiş… Ve o günün adı Yevm-i Terviye oluyor… Bu tereddüt ettiği gün manasına geliyor…
Sonraki gün yine ‘Ya İbrahim!.. Sözünü yerine getir” denilince rüyasında; Hz.İbrahim bu rüyanın şeytani değil, Rahmani olduğunu anlıyor… İşte bunun için de o güne Arafe günü deniyor… Arafe; biraz önce bahsettiğim güzel koku manasıyla birlikte; bildi, anladı, itiraf etti manasına da gelir…
İşte bu manada; dün Arafat’ta müminler Cenab-ı Allah’ın Rabliğini yeniden bilip anladılar ve kendi acizliklerini itiraf ederek temizlendiler, arındılar… Böylece Allah’a kulluğun zevkini yaşadılar… İşte Arafe’nin ifade ettiği mana bu…
Cenab-ı Allah’ın
رَبِّ هَبْ لٖى مِنَ الصَّالِحٖينَ
““Bana bir erkek evlat versen, onu bile senin için kurban ederim” diye verdiği sözü yerine getirmesini istediğini anladı İbrahim Peygamber…”
Değerli Mü’minler!.. Bu gün ise; Yevm-i Nahr günü… Yani Kurban kesme günü… Hz.İbrahim de anladı ki evladının kurban edilmesi lazım…
فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْیَ
Dokuz-on yaşlarındaki evladını aldı yanına ve şu saatlerde hacıların şeytan taşladığı yere, yani Mina’ya geldi ve evladına meseleyi açtı…
يَا بُنَیَّ
““Evladım”
اِنّٖى اَرٰى فِى الْمَنَامِ اَنّٖى اَذْبَحُكَ
Ben seni rüyamda keserken görüyorum
فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰى
Düşün bakalım, sen ne dersin bu işe?” dedi…
Dokuz-on yaşlarındaki o çocuk,
يَا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ
““Allah sana neyi emrediyorsa sen onu hemen yerine getir” diyor… İşte evlat, işte babaya itaat, işte Allah’a itaat, işte Peygambere itaat… İşte Hz.İsmail’in Allah’a bağlılığı bu, Hz. İbrahim’in Allah’tan istediği evlat bu… Çünkü”
رَبِّ هَبْ لٖى مِنَ الصَّالِحٖينَ
diyerek “Salihlerden bir çocuk istemişti” İbrahim Peygamber… İşte o evlat bu evlat ve
سَتَجِدُنٖى اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِرٖينَ
““İnşallah sen beni sabredenlerden bulacaksın” dedi babasına…”
فَلَمَّا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبٖينِ
“Allah’a hamd ederek, her ikisi de Allah’ın emrine teslim oldular… Allah böyle istiyor diye bir baba evladını kesecek… Gerçekten müthiş bir imtihan bu… Şeytan bir taraftan Hz.İbrahim’e, bir taraftan Hz.Hacer’e, bir taraftan Hz.İsmail’e vesvese veriyor… Ama üçü de onu dinlemiyor, defedip taşlıyorlar ve Allah’ın emrine teslim oluyorlar… İşte asırlar önce Mina’da yaşanan hadise bu…”
Bıçağı evladına çalıyor… Ama bıçak kesmiyor… Ve nihayetinde Allah-u Teâlâ
قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَا
““Verdiğin sözü yerine getirerek rüyana sadık kaldın” diyerek bu büyük imtihanı kazandıklarını müjdeledi…”
Ve dün sabahtan beri
اَكْبَرْ اللَّهُ اَكْبَرْ اَللّهُ
diye başladığımız tekbirlerle Cebrail bir koç getiriyor ve Allah-u Teâlâ
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِى الْمُحْسِنٖينَ
diyerek bu çetin imtihanı kazanmalarının karşılığında onu böyle mükâfatlandırdığını haber veriyor… Hz.İbrahim de
لأ اِلَأهَ اِلاَ اللّهُ وَ اللَّهُ اَكْبَرْ
diyerek bu tekbirlere mukabele ediyor… Hz. İsmail de
الْحَمْدُ لِلَّهِ وَ اَكْبَرْ اللّهُ
diyerek kalkıyor ve Allah’a hamd ediyor…
Değerli Kardeşlerim!.. İşte bu bir imtihan… Böylece; hem babayı, hem evladı halâs ediyor Allah-u Teâlâ, hem de yerde ve gökte sayısını sadece kendi bildiği meleklerini sevindiriyor…
Nihayetinde Hz.İbrahim, Hz.İsmail’e bedel, o kurbanı kesiyor… Böylece bu, kıyamete kadar Hz.İbrahim’in bize bir sünneti oluyor… Kurban bayramı günlerinde kurban kesme imkânına sahip olanlar, bu ibadeti yerine getirmelidir…
Kevser Suresi’nde Cenab-ı Allah Peygamberimize,
اِنَّا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
biz sana hiçbir peygambere vermediklerimizi verdik, Kevser’i verdik… Öyleyse bütün bu nimetlerimiz karşısında durma
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
namaz kıl ve hemen ardından da kurban kes…
اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ
Senin aleyhinde konuşanlardır nesilsiz olan… Onlardır soysuz olan … Senin ve senin tebliğ ettiklerin hakkında ileri-geri konuşanlardır
اَبْتَرُ
olan… İşte bunu bizzat Cenab-ı Hakk söylüyor Kur’an’da, Kevser Suresi’nde…
Değerli Mü’minler!.. İşte kurban vecibesi bizim fedakârlığımızı ve Mevla’mıza olan yakınlaşmamızı ifade ediyor… Bu çok mukaddes, çok mübarek bir ibadet… Onun için ne yapın, ne edin; durumunuz el veriyorsa mutlaka kurban kesmenin yollarını aramalıyız… Kurban kesmemenin yollarını değil… İhmal etmemeliyiz bu ibadeti… Bir takım dünyevi bahanelerle kendimizi böyle bir nimetten mahrum etmeyelim… Kurban başlı başına bir rahmettir çünkü…
Değerli Mü’minler!.. İşte bu hadisenin neticesi rahmet-i ilahi oluyor… Biz de zaten bu rahmete mazhar olmaya uğraşıyoruz… Bakın; sabahın bu saatinde bayram namazını kılmaya geldik; rahmet-i ilahiye nail olmak için… Şuanda Mina’daki, Müzdelife’deki o müthiş gayret hep rahmet-i ilahiye mazhar olmak için… Namazlarımız, oruçlarımız hep rahmet-i ilahiyi celbetmek için…
Kul ile Allah arasında bazı perdeler vardır… Bu perdelerden birisi; maldır, servettir… İşte zekâtını, sadakasını verirseniz, kurbanı keserseniz; bu perdeyi yırtarsınız… Bu perdenin yırtılması; o serveti Allah yolunda kullanmak ve infakla olur…
İnsan ile Allah arasındaki perdelerden birisi de; evlattır… Evlat sevgisidir… Bu perdeyi de, ancak evladınızı Allah’ın emrettiği şekilde yetiştirirseniz, yırtarsınız… Hz.İbrahim işte bu perdeyi yırtmıştı… İşte böyle bir niyeti, böyle bir azmi kulunda görünce, Cenab-ı Allah o kuluna rahmet eder…
Değerli Kardeşlerim!.. Birazdan bayram namazımızı eda edeceğiz ve peşinden hutbemizi irad edeceğiz… Sonra her birimiz kurbanlarımızı keseceğiz… Kurban, sorgusuz teslimiyettir
وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ
Kurbanlık hayvanları, sizin için, Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık” diyor Cenab-ı Allah…
لَكُمْ فٖيهَا خَيْرٌ
““Sizin için onlar da hayır vardır… Onları kurban edeceğinizde;”
فَاذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلَيْهَا
Allah'ın adını anın…
فَكُلُوا مِنْهَا
Siz onlardan yiyin…
وَاَطْعِمُوا الْقَانِعَ
İstemeyen/isteyemeyen fakire de yedirin…
وَاَطْعِمُوا الْمُعْتَرَّ
İstemek zorunda kalan fakire de yedirin…
سَخَّرْنَاهَا لَكُمْ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ
Şükredesiniz diye onları sizin hizmetinize verdik…”
Değerli Kardeşlerim!.. Bizleri bu güzel İslam diniyle şereflendiren Allah’a hamd olsun… Allah’ın rızası hiçbir şeye değişilmez… Müslüman demek, Allah’a teslim olan demektir… Dolayısıyla gerçek anlamda bir Müslüman; Allah’ın emir ve yasaklarını dikkate alarak, yaptığı her işte Allah’ı hesaba katıp ona göre davranışlarına çekidüzen veren kişidir
Müslüman iyi insan olacak İyilik peşinde koşan insan olacak İyiliklerimizi çoğaltalım, kötü huylarımızı, hatalı davranışlarımızı azaltmanın gayretinde olalım Hatalarımızda ısrar etmeyelim
Müslümanların hakkı olan ve onlara özel kılınan bir günü idrak ediyoruz… Bu bayram, Cenab-ı Allah’tan bir lütuf olarak bize ait bir bayram Dolayısıyla, bugün sevinelim, bu günleri coşkuyla yaşayalım…
Müslüman olduğumuz için sevinelim… Allah’a kul olduğumuz için sevinelim… Son Nebi’ye ümmet olduğumuz için sevinelim… İslam’ın vazgeçilmez şiarı, sayısız hikmetlerle dolu kurban ibadetini yerine getireceğimiz için sevinelim… Kurban ile Allah’a yakınlaşacağımız ve O’nun rızasını kazanacağımız için sevinelim…
Unutmayın; bu dünya geçici, bizler de geçiciyiz Kazandığımız, biriktirdiğimiz her ne varsa, bu dünyada kalacak Ahirete götürebileceğimiz şeyler iyiliklerimiz ve takvamız olacak Tek bâki olan da sadece Allah-u Teâlâ O halde Bâki olan Allah’a iyi bir kul olmaya çalışalım şu dünyada
Bütün İslam ümmetinin bayramı kutlu olsun Allah sağlık sıhhat ve afiyet içinde bir bayram geçirmeyi lütfetsin… Allah memleketimizi ve bütün İslam beldelerini kazalardan, belalardan, afetlerden, şer güçlerin tasallutundan muhafaza eylesin
