Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kurban Bayramı: Bayram Sabahının Bereketi

İsmail Sezkin

KURBAN BAYRAMI (3)


Muhterem Müslümanlar! Sabahın bu vaktinde uykunuzdan kalkarak rızasını kazanmak için geldiğiniz Cenab-ı Allah’ın evine hoş geldiniz Her yıl Müslümanlık bilincimizi yenileyen, millet olma irademizi diri tutan; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştiren, rahmet ve bereket dolu bugünlere bizleri kavuşturan Cenab-ı Hakk’a hamd-ü senalar olsun…

Cenab-ı Hakk’ın dost edindiği İbrahim Peygambere, Allah için kurban olmaya razı olan İsmail Peygambere ve her iki peygamberin sadakat ve teslimiyetini evrensel bir bayrama dönüştüren Hz.Muhammed Mustafa (SAV) Efendimize sonsuz salât-ü selâm olsun…

Bu gün bayram ve bu bayramın adı Kurban Bayramı… Aslında Rabbimize kurban olmanın bayramı bu Rabbimiz için kurban kesmemizin bayramı Bu gün Rabbimize yaklaşmanın bayramı Kutlu olsun, hayırlara ve selamete vesile olsun inşallah…

Kurban, yaklaşmak manasına gelir… İbadetlerimizle ve kurbanlarımızla Rabbimize yaklaştığımız için, onun bayramını yapıyoruz bu gün… Aslında Allah’a kurban olmanın bayramı bu gün… Aslında Rabbimize kurban olduğumuzu, O’nun yoluna kurban olduğumuzu bu gün bayram ederek, bu günü eda ederek göstermiş oluyoruz…

Peygamber Efendimiz (SAV) “Bayram günleri yeme-içme ve eğlence günleridir.” buyuruyor

Kurban günleri aynı zamanda Hac günleridir… Malum salgın hastalıktan dolayı ülkemizden ve dünyanın diğer ülkelerinden insanlarımız, maalesef, bu sene de hacca gidememiş olsa da, orada sınırlı sayıda Müslüman kardeşlerimiz, bütün dünya Müslümanlarını temsilen Müzdelife’den Mina’ya doğru hareket ettiler…

Sabah namazlarını Müzdelife’de kıldılar… Arkasından vakfe yaptılar… Cenab-ı Mevla’nın bir ikramı olarak tertemiz oldular, günahlarından temizlendiler, analarından doğdukları günkü gibi tertemiz… Müzdelife’den topladıkları taşlarıyla birlikte Mina’ya doğru hareket ettiler… Mina’da şeytana karşı bir savaş olacak bu gün Büyük şeytana yedi taş atılacak ve bununla birlikte savaş başlatılmış olacak ve ömür boyu o savaş devam edecek Dün Arafat’tı…

Arafat meydanında başları açık, ayakları yalın ayak, üstlerinde iki parça bez, yani ihramla birlikte, dillerinde telbiyeler, “Lebbeyk Allahümme lebbeyk, lebbeyke la şerike leke lebbeyk, innel hamde, venni’mate leke vel mülk, la şerike lek” telbiyeleriyle birlikte akşama kadar gözlerinden yaş döktüler, gönüllerini sonuna kadar açtılar, günahlarını itiraf ettiler, Cenab-ı Mevlaya dua edip yalvardılar… Af günüydü dün… Dünyanın hangi coğrafyasında yaşıyor olursa olsun “La ilahe illallah” diyen bütün Müslümanların gönlü Arafat’taydı dün…

Bir de dilimizde bir söylem var dün sabahtan beri Teşrik tekbirleri… Dün sabah namazında başladık, bu gün devam edeceğiz ve bayramın dördüncü gününe kadar da devam edecek bu söylemimiz Sabah namazından sonra yine haykırdık, birazdan yine haykıracağız… Ve diyeceğiz ki; “Allah-u ekber, Allah-u ekber, lâ ilahe illallahu Allah-u ekber Allah-u ekber velillahilhamd…” Şu anda bir buçuk milyar Müslümanın yaşadığı bütün topraklarda; bütün Müslümanların dilinde bu tekbir var… İşte bu; bir birlikteliğin ifadesidir…

Kurban Bayramı deyince insanın aklına hemen kurban ibadeti geliyor… Kurban… Allah’a yakınlaşmak için, Cenab-ı Allah’ın rızasına daha yakın olabilmek için kestiğimiz hayvanların adı… Kurban bu demek… Kurban yeni bir ibadet de değildir… Kurban ibadetinin tarihi tâ Adem (AS) ile birlikte başlıyor

Ve Maide Suresi’nde Adem (AS)’ın iki oğlunun, bizim toplumumuzda Habil’le Kabil diye bildiğimiz o iki oğlunun, Allah-u Teala’ya kurban edişi anlatılıyor.

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَىْ ادَمَ بِالْحَقِّ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا

““Sen onlara Adem’in iki oğlunu da gerçek bir şekilde anlat Onlar bir kurban vermiştiler Allah-u Teala’ya…” diye haber veriliyor bu hadise Kur’an’da…”

Kurban ibadeti, tâ Adem (AS)’a dayanır, İbrahim (AS)’a dayanır, Hz.Muhammed Mustafa (SAV)’e dayanır Ve bu güne kadar gelmiştir ve kıyamete kadar da Allah’ın izniyle, Müslümanlar olduğu müddetçe devam edecek… Böyle bir ibadetin eşiğindeyiz, önündeyiz…

Ama öncelikle kurbanın ne olduğunu bilmemiz lazım… Kurban demek, yakınlaşmak demektir… Kurban demek; feda etmek demektir… Hani sana şunu kurban ederim, bunu kurban ederim diyoruz ya; işte bunun gibi kurban etmek feda etmek demektir… Kurban ihlasla ve samimiyetle Allah’a karşı bir teslimiyettir, fedakârlıktır…

Hz.Adem’den başladık… Bu gün bizim İbrahim Peygamber’i de anmamız lazım…

سَلَامٌ عَلى اِبْرهيم

““Selam olsun İbrahim’e” ve İsmail’e… Her gün, günde beş vakit, İbrahim Peygamber’e selamlar gönderiyoruz;”

اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ

كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ

كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيم إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ

Diye hem İbrahim’e, hem İbrahim’in ailesine selamlar gönderiyoruz Yani Hz.İbrahim Peygamber’in bizim hayatımızda çok önemli bir şahsiyet olduğunu, olması gerektiğini öğreniyoruz bu duadan

Müslümanların önünde duran çok önemli bir örnek İbrahim Peygamber… Kur’an zaten O’nu güzel bir örnek, üsve-i hasene olarak sunuyor bize…

Hz.İbrahim Peygamber… İlerlemiş yaşına rağmen elini açmış bir gün, dua etmiş Allah’a, demiş ki;

رَبِّ هَبْ لى مِنَ الصَّالِحينَ

““Ya Rabbi bana şöyle salih bir evlat, iyi bir evlat, güzel bir evlat nasip et”(SAFFAT;100) diye dua etmiş…”

Saffat Suresi’nin ayetlerinden okuyalım, öğrenelim bunları Saffat Suresi’nin 100. ayeti kerimesinden itibaren başlar…

Bu seneki bayramda Kurban kesmekten sonra yapacağımız ikinci işimiz, ikinci ibadetimiz olsun bu… Mutlaka Kur’an meali vardır evinizde, tefsiri vardır. Bunların başköşede olmadığı bir Müslüman evi yoktur heralde…

Saffat Suresi… Hemen Yasin Suresi’nden sonraki sure… 100. ayetinden itibaren, o muhteşem olay bize detayına kadar anlatılır orada… Şu bayramda bu hadiseyi Saffat Suresi’nden okumak hepimize vazife olsun inşallah…

İbrahim (AS);“Ya Rabbi bana bir evlat nasip et” demiş İlerlemiş yaşına rağmen…

فَبَشَّرْنَاهُ بِغُلَامٍ حَليمٍ

Allah buyuruyor ki; “Biz de ona böyle yumuşak huylu, güzel bir evladının olacağını müjdeledik” (SAFFAT;101) dedik ki; evladın olacak…

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْىَ

““Ve nihayet çocuk oldu, dünyaya geldi ve büyüdü.” (SAFFAT;102) Artık babasının yanında koşup oynayacak yaşlara geldi…”

Cenab-ı Allah peygamberi İbrahim’e vahiy gönderiyor Uykuda, rüyada ona vahyediyor…

Diyor ki “Ey İbrahim! O çok sevdiğin yavrunu benim yolumda kurban et” diyor… O çok sevdiği, her şeyden koruduğu, ona gelmesin bana gelsin dediği evladını, kurban etmesini emrediyor; “Kurban edeceksin onu” diyor… Keseceksin, kurban edeceksin onu benim yoluma…

Şimdi, şu bayram sabahında bu ayeti okurken ve konuşurken şöyle bir muhasebe yapalım nefsimize… Böyle bir emir karşısında acaba bizim tavrımız ne olurdu?.. Ama Cenab-ı Allah bizden evladımızı kurban etmemizi istemiyor hamdolsun… Allah-u Teâla bize başka bir şey emrediyor; buyuruyor ki “Kulum; benim sana verdiğim, ikram ettiğim oğlunu, kızını benim yolumda yetiştireceksin” diyor Ona İslam’ı öğreteceksin, ona Kur’an’ı öğreteceksin, Ona Allah’ı öğreteceksin, ona Peygamber’i öğreteceksin, ona helali-haramı öğreteceksin, ona örfünü-âdetini öğreteceksin; kısaca ona dinini öğreteceksin… Ahireti öğreteceksin ona diyor…

Diğer öğreteceğin şeyler ondan sonra gelecek diyor… Onlar olsa da olmasa da bu dünya geçip gidiyor zaten… Ama iman olmazsa olmaz… Allah’a teslimiyet olmazsa olmaz… Sizin yaratılış gayeniz bu diyor… Dedi mi Allah bize bunu?.. Evet dedi… Böyle bir yükümlülüğümüz var mı bizim?.. Evet, var… Çünkü çocuklarımız bize birer emanet…

Peki, Allah aşkına şu bayram sabahı elimizi vicdanımıza koyalım ve Ümmet-i Muhammed’in evlatlarına bakalım bir… Yeni nesil nasıl yetişiyor, nasıl yetiştiriliyor, kimler yetiştiriyor diye bir düşünelim Çocuklarımıza öncelikli olarak Allah’ı, Peygamber’i ne kadar öğrettik diye bir muhasebe edelim kendimizi?..

Küçük yaşta elinden tutup camiye gelerek, aman evladım namaz, aman evladım Kur’an; ne kadar söyleyebildik bunu… Daha küçük büyüyünce yapar, okulu bitirsin, diplomasını alsın, askere gitsin, evlensin, çoluk-çocuk sahibi olsun… Bütün bunları düşündük… Aman bir iş kursun, aman bir meslek sahibi olsun diye düşündük… Aman efendim okulunda çok başarılı olsun diye düşündük…

Bunları düşüneceğiz tabi ki, görevimiz bu… Ama ilmi noktada, ibadet noktasında, Allah’a karşı kulluk sorumluluğu noktasında maalesef eksik kaldık, eksik kalıyoruz Eksik kaldığımızdan dolayı da, neslimiz, evlatlarımız parmaklarımızın arasından böyle dökülüp gidiyor maalesef

İbrahim(AS)’la İsmail (AS)’ın şu anlatımını dinlerken çocuğumuza karşı Cenab-ı Allah’ın emirlerini ne kadar uyguladığımızı hesap edip, aklımızda tutalım ve öyle dinleyelim bu ayetleri

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْىَ

““Artık İsmail koşup oynayacak yaşa gelince” (SAFFAT;102)”

قَالَ يَا بُنَىَّ

“Babası İbrahim diyor ki; “Evladım, yavrucuğum””

اِنّى اَرى فِى الْمَنَامِ ْ اَنّى اَذْبَحُكَ

“Ben rüyamda gördüm, Allah-u Teala’dan emir aldım, seni kurban etmem lazım” diyor.”

فَانْظُر مَاذَا تَرى

“Sen ne dersin Allah’ın bu emrine?” diye oğlu İsmail’e soruyor (SAFFAT;102)”

Şimdi dönelim kendimize… Altı-yedi yaşındaki çocuğunu karşına aldın; “Evladım, yavrum Allah sana namazı emrediyor, yavrum Allah bize bir kitap gönderdi, Kur’an gönderdi, bu Kur’an’ı öğrenmemizi, okumamızı, sonra da yaşamamızı emrediyor, haydi” desek biz de evladımıza İbrahim’in İsmail’e söylediğinin bir çeşidini de biz söylesek çocuğumuza… Acaba ne der çocuğumuz bize?..

Şimdi geri dönelim Hz.İbrahim’le oğlu Hz.İsmail’e… Kurban edileceğini duyan İsmail acaba ne cevap veriyor babasına bakalım…

Bunun ilâhi bir emir olduğunu anlayan ve Cenab-ı Allah’ın sabredenlerle beraber olduğunu bilen İsmail’in cevabı gerçekten dillere destan…

İşte bu, bütün çocuklara örnek bir tavır Dünyanın tadını çıkarmak isteyenlere, Allah yolunda nasıl kurban olunacağını anlatan en güzel örnek budur işte

Babasının Allah’a teslimiyeti, oğlunda doruğa çıkıyor Elbette babasının bu denli Allah’a teslimiyetini gören evlât da Cenâb-ı Allah’a teslim olacak

Onun için bu gün; çocuklarından teslimiyet isteyen anne-babalar, kendilerinin Allah’a ne kadar teslim olduklarına bir baksınlar önce

Onlar ne kadar teslim olmuşlarsa, çocukları da ancak o kadar teslim olacaklardır çünkü…

قَالَ يَا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ

“O İsmail diyor ki; “Babacığım Allah sana ne emrettiyse onu yap, sakın Allah’ın emrinden geri kalma””

سَتَجِدُنى اِنْ شَاءَ اللّهُ مِنَ الصَّابِرينَ

““İnşallah beni sabreden birisi olarak göreceksin karşında” (SAFFAT;102)”

فَلَمَّا اَسْلَمَا وَتَلَّهُ لِلْجَبينِ

““İkisi de Allah’ın emrine teslim oldular” (SAFFAT;103)”

Baba da teslim, evlatta teslim; ikisi de hazır… Baba dedi ki; bu Allah’ın emridir yapacağım, evlat dedi ki; bu Allah’ın emriyse sabredeceğim… Ve Cenab-ı Allah;

وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَا اِبْرٰهٖيمُ

““Biz seslendik, dedik ki; ey İbrahim!” (SAFFAT;104)”

قَدْ صَدَّقْتَ الرُّءْيَا

““Rüyada gördüğünü, aldığın emri yerine getirdin Ey İbrahim” (SAFFAT;105)”

اِنَّا كَذلِكَ نَجْزِى الْمُحْسِنينَ

“Biz muhsin kulları, iyi kulları, Allah’ın emrine uyan mü’minleri böyle mükafatlandırırız” (SAFFAT;105)”

اِنَّ هذَا لَهُوَ الْبَلؤُا الْمُبينُ

““Aslında bu bir imtihandı, apaçık imtihan ettik seni” (SAFFAT;106)”

Yoksa Allah bir babadan çocuğunu kurban etmesini, onu yatırıp kesmesini emretmiyor, istemiyor, böyle bir şeyi istemiyor Allah-u Teâlâ… Bu bir imtihandı, imtihanı kazandın diyor Sen de kazandın, evladın da kazandı diyor İşte şimdi imtihan sırası bizde artık

وَفَدَيْنَاهُ بِذِبْحٍ عَظيمٍ

““Biz ona büyük bir kurban, fidye olarak ikram ettik” (SAFFAT;107)”

Hani sözün vardı ya, bu sözünü yerine getir diye evladının yerine bir koç kurbanı ona gönderdik, ikram ettik

Ve İbrahim (AS) İsmail (AS) ile birlikte teşrik tekbirlerini getirerek “Bismillahi Allah-u ekber” dedi, Allah yolunda Cenab-ı Allah’ın gönderdiği kurbanı, koçu kesti…

Evet; Hz.İbrahim ve İsmail (AS)’ın samimiyetini ve fedakârlığını gösterir, yeniden hatırlatır işte bize bu bayram günü… Bu bayramın ibadeti olan Kurban ibadeti…

Bizler de kurbanlarımızı aldık, hazırladık, bayram namazını bekliyoruz… İşte biz de demiş oluyoruz ki; kurbanlarımızı alarak… “Ya Rabbi! Sen emrettin, bize para verdin, mal verdin, mülk verdin ve Kurban Bayramında senin yolunda hayvan kurban etmemizi, kurban kanı dökmemizi emrettin, emrin başımız üzerine Ya Rabbi!” dedik Kurbanlarımızı işaretledik, bayram namazından sonra hemen gideceğiz “Bismillahi Allah-u ekber” diyerek “Allah’ın ismiyle ve Allah en büyüktür” diyeceğiz ve kurbanımızı keseceğiz İşte bu fedakârlığın bir ifadesidir

Ama bu “Kurban kestin kulluğun bitti, senden daha fedakârı yok” demek değildir Çünkü fedakârlık senden hayatın boyunca beklenen kulluktur vesselam

Kurban bayramında malını Allah yolunda kurban ettiğin gibi hayatını, ömrünü, terini, emeğini, gözyaşını, samimiyetini; her ne zaman ne gerekiyorsa Allah için feda etmeye hazır ol ve feda et demektir bu… Uykunu feda et sabah namazına kalk demektir bu… İbadetlerini, teatini yaparken Allah için fedakâr ol demektir bu… Fedakâr olabiliyorsak ne mutlu… O zaman kurbanımızı kestik demektir… Kurbandan bir şey anlamış olduk demektir…

Adağını yerine getirmek için hiç tereddüt etmeyen baba ve babasının dediğine itiraz etmeyen oğlu bu teslimiyetleri ile yapılan imtihanı başarı ile kazanmışlardı İşte bu gün kurban kesen bizler de adeta şöyle demiş oluyoruz Cenab-ı Allah’a…

“Ya Rabbi! Senin yolunda, senin rızanı kazanmak uğruna maldan mülkten, sevdiklerimden ve hatta canımdan geçmeye hazırım İşte bu kurbanı benim bu imanımın ve bu teslimiyetimin bir nişanesi olarak yine senin adınla kesiyorum Bu kurbanın toprağa dökülen kanı, sana verdiğim sözde, imanımda ve ihlâsımda bütün benliğimle sabit olduğumun tasdikidir Kabul eyle ve beni bu yolda daim eyle…”

Acaba biz, Allah muhabbeti uğruna fânî muhabbetlerden ne kadar vazgeçebiliyoruz?.. Canımızı ve malımızı Allah yolunda ne kadar sarf edebiliyoruz? Tevbe Sûresi’nin 111. âyet-i kerîmesinde buyrulan; “Canları ve malları mukâbilinde cenneti satın alan mü’minler ” vasfına ne kadar lâyık hâldeyiz?..

Kurbana niyetlenen birer mü’min olarak; evvelâ gönlümüzdeki niyeti tashih etmeliyiz, tam bir ihlâs duygusu içinde olmalıyız, niyetimize fânileri ortak etmekten sakınmalıyız.. Konu-komşunun ayıplamasından, toplumdaki itibarımızın zedelenmesinden korkmak veya gösteriş yapmak gibi süflî ve nefsani kaygılarla kurban kesmemeliyiz…

İşte, kurban kesmekle Cenâb-ı Allah'ın emrine boyun eğmiş ve kulluk bilincimizi koruduğumuzu canlı bir biçimde ortaya koymuş oluruz Mü'minler her kurban kesiminde Hz.İbrahim Peygamber ile oğlu Hz.İsmail'in Cenab-ı Allah'ın buyruğuna mutlak itaat konusunda verdikleri başarılı sınavın hatırasını tazelemiş ve kendilerinin de benzeri bir itaate hazır olduğunu sembolik davranışla göstermiş olurlar

Kurban kesmenin diğer bir anlamı da, Kurban’ı kesen kimsenin, kurbanla birlikte bütün kötü duygularını, nefsinin arzu ve isteklerini kesmesidir denilebilir Yani kötü alışkanlıklarından ve kötü niyetlerinden vazgeçme niyet ve kararı var burada…

Onun için; toplum kurban kesen birinin elinden, dilinden emin olur, olmalıdır Bunun manası budur

Kurban;

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْؕ

Rabbin için namaz kıl ve kurban kes"(KEVSER;2) ilâhi emrinin eyleme dönüştüğü andır…

Cenab-ı Allah’a teslimiyetin zirvesi, bu olayda gözler önüne seriliyor Kestiği kurbanla insan, teslimiyetini sembolleştirmiş ve Cenab-ı Allah’a takdim etmiş oluyor. Kurban kesen insan, tavırlarıyla aslında şöyle demek istiyor… “Ya Rabbi! Senin yolunda, senin rızanı kazanmak uğruna maldan, mülkten, sevdiklerimden hatta canımdan vazgeçmeye hazırım…” demektir bu…

Mü’min bu dünya hayatını öylesine bir kulluk şuuruyla yaşamalı ki; Rabbinin her sınavında, teslimiyet ve sadakatini ortaya koymalı Kısacası; mü’min, her şeyi ile Cenâb-ı Allah’a kurban olmalı.

Kurban, Cenab-ı Allah ile yakınlık kurmaktır Bize Hz.İbrahim’in itaatini, Hz.İsmail’in teslimiyetini, Hz.Hacer’in rızasını hatırlatan bir ibadettir bu Kurban bayramı günleri temelde et ve kan değil, takva ve teslimiyet günleridir

Bir hayvanın kesilmesinin ötesinde, Cenab-ı Allah’a kurban sunmanın çok derin manevi ve ulvi anlamları bulunur…

Mü’minler kurban kesmekle, Cenab-ı Hakk’ın kendisine lütfedip bahşettiği nimetlere karşı şükran borcunu yerine getirmeye güç yetirmesinin ruh huzurunu yaşar, fıtraten insan nefsinde bulunan mal ve dünyalık sevgisinin muhasebesini yapma fırsatı bulur

Rabbim keseceğimiz kurbanlarımızı kabul eylesin inşallah… Ve fedakârca, samimice kullukta bizleri daim eylesin inşallah

Biz bu dünyaya sadece yemek-içmek, gezip-dolaşmak için gelmedik… Yiyoruz-içiyoruz, geziyoruz-dolaşıyoruz; bunlar hayatın bir bölümü, bir parçası

Amma bu dünyaya gönderiliş gayemizi hiçbir zaman unutmamalıyız Bizim bu dünya gönderilişimizin asıl gayesi Allah’a kul olmaktır… Mevla’ya kul olmadıktan sonra hiçbir değerimiz ve kıymetimiz yok bizim İşte kurban bunu öğretiyor bize, bunu gösteriyor…

Allah-u Zülcelal bizden kulluk istiyor… Bizden samimiyet istiyor… Bizden fedakârlık istiyor… Evlatlarımızı da O’nun gösterdiği şekilde yetiştirmemizi bize emrediyor… Rabbim bu konuda bizleri muvaffak eylesin inşallah…

Bayramınız mübarek olsun… Rabbim daha güzel bayramlara bizleri kavuştursun, ulaştırsın inşallah…

Cenab-ı Hakk devletimizi, milletimizi, İslam beldelerini ve bütün insanlığı her türlü afetlerden, musibetlerden, kötülüklerden, salgın hastalıklardan muhafaza eylesin inşallah!..

Birliğimizi, dirliğimizi, kardeşliğimizi Cenab-ı Allah daim eylesin inşallah!..

Büyük bir özveri ile gece gündüz demeden devletimiz ve milletimiz için, Din-i Mübin-i İslam için mücadele eden herkese Cenab-ı Allah yardım etsin inşallah