Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Kurban İbadeti: Niyet, İhlas, Takva ve Teslimiyet

MEHMET ERÇELİK

KURBANIN KABULÜ ETTE DEĞİL, NİYETTEDİR.


GÖSTERİŞLE KESENİN KURBANI YERE ÇAKILIR!

KURBANIN KANI YERE, NİYETİ GÖĞE YÜKSELİR!

اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ

بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ

الْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ وَالصَّلٰوةُ وَالسَّلَامُ عَلٰى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلٰى اٰلِه۪ وَصَحْبِه۪ اَجْمَع۪ينَ

AZİZ MÜMİNLER! DEĞERLİ MÜSLÜMANLAR!

Zaman akıp gidiyor; ömür sermayesi eriyor, insanoğlu ebedi hesaba doğru süratle yaklaşıyor! Rabbimiz bizlere bir kez daha nefisteki kibri boğazlama, ihlası kuşanma ve O'na yakınlaşma vesilesi olan Kurban ibadetini ihsan ediyor.

Dinle ey mümin! Kurban; sadece bir bıçağı hayvana sürmek değildir; asıl kurban, nefisteki kibri boğazlayabilmektir. Eğer bugün kestiğimiz kurbanın göklere yükselmesini istiyorsak, önce kalbimizdeki o gizli putları -riyâyı, gösterişi, desinler arzusunu- kurban etmeliyiz.

Nice kurbanlar vardır ki eti paylaşılır ama sevabı semaya yükselmez; çünkü o kurban, "İnsanlar ne der" düşüncesiyle gölgelenmiştir!

Şimdi elinde bıçakla bekleyen mümin, dur ve kendine sor: "Ben bu kurbanı Allah için mi kesiyorum, yoksa insanların takdiri için mi?"

Gerçek kurban; derin dondurucuları doldurmak değil, yetimin sofrasında bir şenlik, fakirin evinde bir bayram, aç bir müminin kalbinde "Beni düşünen kardeşlerim var" huzuru olabilmektir.

Hayvanı boğazlamak kolaydır; asıl hüner içimizdeki nefis canavarını kurban edebilmektir!

Unutma! Bugün kurban keserken kalbini de hesaba çek; zira Allah kurbanın niceliğine değil, niyetinin samimiyetine bakar!

Ey gösteriş için kurban kesen! Bil ki: Senin kurbanın göklere değil, yere çakılır!

AYET-İ KERİME

لَنْ يَنَالَ اللّٰهَ لُحُومُهَا وَلَا دِمَٓاؤُهَا

"Onların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır;"

وَلٰكِنْ يَنَالُهُ التَّقْوٰى مِنْكُمْۜ

"Fakat O'na ulaşan sadece sizin takvanızdır."

كَذٰلِكَ سَخَّرَهَا لَكُمْ لِتُكَبِّرُوا اللّٰهَ عَلٰى مَا هَدٰيكُمْۜ

"İşte Allah, onları sizin hizmetinize verdi ki, size yol gösterdiğinden dolayı O'nu büyük tanıyasınız."

وَبَشِّرِ الْمُحْسِن۪ينَ

"İyilik edenleri müjdele!"

(Hac Suresi, 22/37)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ عَائِشَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهَا عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَا عَمِلَ ابْنُ آدَمَ يَوْمَ النَّحْرِ عَمَلاً أَحَبَّ إِلَى اللّٰهِ عَزَّ وَجَلَّ مِنْ هِرَاقَةِ دَمٍ، وَإِنَّهَا لَتَأْتِي يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِقُرُونِهَا وَأَشْعَارِهَا وَأَظْلاَفِهَا، وَإِنَّ الدَّمَ لَيَقَعُ مِنَ اللّٰهِ بِمَكَاـنٍ قَبْلَ أَنْ يَقَعَ مِنَ الأَرْضِ، فَطِيبُوا بِهَا نَفْسًا»

Hazreti Aişe'den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İnsanoğlu Kurban Bayramı gününde Allah katında, kurban kesmekten daha sevimli bir amel işlememiştir. Şüphesiz o kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla gelir. Kurbanın kanı, yere düşmeden önce Allah katında yüce bir makama ulaşır. Öyleyse gönüllerinizi hoş tutarak (gönül rızasıyla) kurbanlarınızı kesin."

(Tirmizi, Edâhî, 1; İbn Mâce, Edâhî, 3)

Rabbimizin açık fermanıdır: Allah'a ulaşan ne o etlerdir ne de akan kanlar! O'na ulaşan yegâne şey, kalbindeki o incecik takva çizgisi ve ihlasın derinliğidir.

Gönül rızası olmadan, sırf eşe dosta gösteriş olsun diye, kibrini tatmin etmek için kurban kesenlerin etleri dünyada kalır, amelleri ise mahşer günü yüzlerine vurulur!

Allah için akıtılmayan kan, boşa harcanmış bir sermayedir!

Ey riya ile kurban kesen! Senin kanın değil, günahların akar!

AYET-İ KERİME

فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرِۜ

"Rabbine kulluk et ve kurban kes."

(Kevser Suresi, 108/2)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «مَنْ كَانَ لَهُ سَعَةٌ وَلَمْ يُضَحِّ فَلَا يَقْرَبَنَّ مُصَلاَّنَا»

Hazreti Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "İmkânı olup da kurban kesmeyen kimse, bizim namazgâhımıza yaklaşmasın!"

(İbn Mâce, Edâhî, 2; Ahmed bin Hanbel, el-Müsned, 2/321)

Ey imkânı olduğu halde dünyalık hırsıyla cebindeki paraya kıyamayıp kurban kesmekten kaçınan gafil!

Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem senin namazgâha gelmeni bile istemiyor!

Rabbine kulluk etmeyi mal biriktirmekten aşağı görenlerin, "Allah affeder" tesellisine sığınmaya hakkı yoktur!

Kurban malın sevdasına son vermektir; mala köle olanlar ahiretin saadetini kurban etmişlerdir!

Ey malına tapan! Malın seni kurtaramaz! Kurban kesmeyen, cennete giremez!

AYET-İ KERİME

فَلَمَّا بَلَغَ مَعَهُ السَّعْيَ قَالَ يَا بُنَيَّ اِنّ۪ٓي اَرٰى فِي الْمَنَامِ اَنّ۪ٓي اَذْبَحُكَ فَانْظُرْ مَاذَا تَرٰىۜ

"Çocuk onunla birlikte koşup gezecek çağa erişince İbrahim: 'Yavrum! Ben rüyamda seni boğazladığımı görüyorum; bir düşün, ne dersin?' dedi."

قَالَ يَا اَبَتِ افْعَلْ مَا تُؤْمَرُ۫ سَتَجِدُن۪ٓي اِنْ شَاءَ اللّٰهُ مِنَ الصَّابِر۪ينَ

"İsmail: 'Babacığım! Emrolunduğun şeyi yap! İnşallah beni sabredenlerden bulacaksın' dedi."

(Sâffât Suresi, 37/102)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ زَيْدِ بْنِ أَرْقَمَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ أَصْحَابُ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَا رَسُولَ اللّٰهِ مَا هَـذِهِ الأَضَاحِيُّ؟ قَالَ: «سُنَّةُ أَبِيكُمْ إِبْرَاهِيمَ» قَالُوا: فَمَا لَنَا فِيهَا يَا رَسُولَ اللّٰهِ؟ قَالَ: «بِكُلِّ شَعَرَةٍ حَسَنَةٌ»

Hazreti Zeyd bin Erkam'dan nakledildiğine göre Sahabe-i Kiram: "Ey Allah'ın Resûlü! Bu kurbanlar nedir?" diye sordular. Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem: "Babanız İbrahim'in sünnetidir" buyurdu. Onlar: "Peki bunda bizim için ne sevap vardır?" diye sorduklarında, "Akan her damla kana ve kurbanın her bir kılına karşılık bir hasene (sevap) vardır" buyurdu.

(İbn Mâce, Edâhî, 3; Tirmizi, Edâhî, 1)

Kurban, bıçağın altındaki İsmail olmak değil; yürekteki dünyalıkları feda edebilmektir.

Hazreti İbrahim en sevdiğini, evladını Rabbinin emriyle gözünü kırpmadan feda etti; Hazreti İsmail canını seccade yaptı.

Söyle bana ey mümin! Sen bugün Allah için hangi sevdandan vazgeçiyorsun?

Kalbindeki hangi haramı, hangi dünyalık hırsı feda edebildin ki İbrahimî bir teslimiyetten bahsediyorsun?

İsmailî bir adanmışlık olmadan kurban ibadeti kuru bir ritüelden ibarettir!

Ey dünyasına bağlı! İbrahim olmak istiyorsan, dünyayı terk et!

Ey malına aşık! Malın İbrahim'in önünde hiçbir şeydir!

AYET-İ KERİME

وَاتْلُ عَلَيْهِمْ نَبَاَ ابْنَيْ اٰدَمَ بِالْحَقِّۘ اِذْ قَرَّبَا قُرْبَانًا فَتُقُبِّلَ مِنْ اَحَدِهِمَا وَلَمْ يُتَقَبَّلْ مِنَ الْاٰخَرِۜ

"Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini hakkıyla oku. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birininkisi kabul edilmiş, diğerininkisi kabul edilmemişti."

قَالَ لَاَقْتُلَنَّكَۜ قَالَ اِنَّمَا يَتَقَبَّلُ اللّٰهُ مِنَ الْمُتَّق۪ينَ

"Kurbanı kabul edilmeyen: 'Andolsun seni öldüreceğim' dedi. Diğeri de: 'Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder' dedi."

(Mâide Suresi, 5/27)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «إِنَّ اللّٰهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأَمْوَالِكُمْ وَلَكِنْ يَنظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأَعْمَالِكُمْ»

Hazreti Ebu Hüreyre'den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah sizin dış görünüşlerinize ve mallarınıza bakmaz; fakat O sizin kalplerinize ve amellerinize bakar."

(Müslim, Birr, 34)

Hâbil ile Kâbil'in kıssası, kurbanın sadece bir 'takdim' değil, bir 'kalp imtihanı' olduğunu tarihe mühürlemiştir.

Hâbil, Rabbine en güzelini ihlasla sunarken, Kâbil gösterişin ve değersiz niyetin esiri olmuştur.

Allah senin kurbanının kilosuna, fiyatına, gösterişine bakmaz!

O senin kalbindeki gizli niyetine bakar!

İhlasla kesilmeyen kurban, Kâbil'in reddedilen nasibinden farksızdır!

Kalbinde kin, kibir ve riya taşıyarak kurban kesenlerin amelleri göğe yükselmez, yere çakılır!

Ey Kâbil'in izinden giden! Senin kurbanın reddedilecek!

Ey Hâbil gibi ihlaslı ol! Senin kurbanın göklere yükselecek!

AYET-İ KERİME

وَلِكُلِّ اُمَّةٍ جَعَلْنَا مَنْسَكًا لِيَذْكُرُوا اسْمَ اللّٰهِ عَلٰى مَا رَزَقَهُمْ مِنْ بَه۪يمَةِ الْاَنْعَامِۜ

"Her ümmet için, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği hayvanlar üzerine O'nun adını ansınlar diye kurban kesmeyi meşru kıldık."

(Hac Suresi, 22/34)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللّٰهِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُمَا قَالَ: «شَهِدْتُ مَعَ رَسُولِ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ الأَضْحَى بِالْمُصَلَّى فَلَمَّا قَضَى خُطْبَتَهُ نَزَلَ مِنْ مِنْبَرِهِ وَأُتِيَ بِكَبْشٍ فَذَبَحَهُ رَسُولُ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِيَدِهِ وَقَالَ: بِسْمِ اللّٰهِ وَاللّٰهُ أَكْبَرُ هَـذَا عَنِّي وَعَمَّنْ لَمْ يُضَحِّ مِنْ أُمَّتِي»

Hazreti Câbir bin Abdullah'tan nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte namazgâhta Kurban Bayramı'na katıldım. Hutbesini bitirince minberden indi, bir koç getirildi. Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem onu kendi eliyle kesti ve şöyle buyurdu: 'Bismillâhi vallâhu ekber! Bu benim adıma ve ümmetimden kurban kesemeyenler adınadır.'"

(Tirmizi, Edâhî, 10; Ebu Davud, Dahâyâ, 4)

Kurban, bencilce kendi boğazını düşünmek değil; Ümmet-i Muhammed'in derdiyle dertlenmektir!

Kestiğin kurbanın etini donduruculara doldurup fakir yetimi unutanlar, Fahr-i Âlem Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem'in bu yüce ahlakından mahrumdurlar.

Yoksulun kursağına bir lokma et girmemişse, mahalledeki fakir bayram etmemişse senin kestiğin kurban ibadet değil, sadece bir et ziyafetidir!

Ey zengin! Fakiri unutan kurban, kurban değildir!

Ey kurban kesen! Yetimin sofrasına et götürmeyen, cennete giremez!

AYET-İ KERİME

قُلْ اِنَّ صَلَات۪ي وَنُسُك۪ي وَمَحْيَايَ وَمَمَات۪ي لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَۙ

"De ki: 'Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.'"

(En'âm Suresi, 6/162)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ عُمَرَ بْنِ الْخَطَّابِ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: سَمِعْتُ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ: «إِنَّمَا الأَعْمَالُ بِالنِّيَّاتِ وَإِنَّمَا لِكُلِّ امْرِئٍ مَا نَوَى»

Hazreti Ömer bin Hattâb'dan nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Ameller ancak niyetlere göredir ve herkes için ancak niyet ettiği şey vardır."

(Buhari, Bed'ü'l-Vahy, 1; Müslim, İmâre, 155)

Niyetin neyse amelinden eline geçecek olan sadece odur!

Kurbanını 'Adımız yürüsün', 'Millet kurban kestiğimizi görsün' niyetiyle kesiyorsan, dünyadaki övgüden başka ahirette eline hiçbir şey geçmeyecektir.

Bütün hayatını ve kurbanını Âlemlerin Rabbine adamayan kimse, nefsinin kurbanı olmaktan kurtulamaz.

Amelinde ihlas olmayanın kurbanı heba olmuştur!

Ey riya ile kurban kesen! Senin amelin boşa gidecek!

Ey ihlaslı ol! Senin kurbanın göklere yükselecek!

AYET-İ KERİME

وَالْبُدْنَ جَعَلْنَاهَا لَكُمْ مِنْ شَعَائِرِ اللّٰهِ لَكُمْ ف۪يهَا خَيْرٌۖ

"Kurbanlık develeri ve sığırları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır."

(Hac Suresi, 22/36)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ قَالَ: «ضَحَّى النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِكَبْشَيْنِ أَمْلَحَيْنِ أَقْرَنَيْنِ ذَبَحَهُمَا بِيَدِهِ وَسَمَّى وَكَبَّرَ وَوَضَعَ رِجْلَهُ عَلَى صِفَاحِهِمَا»

Hazreti Enes bin Malik'ten nakledildiğine göre şöyle demiştir: "Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem alaca renkli, boynuzlu iki koçu kurban kesti. Onları kendi eliyle kesti, Besmele çekti, tekbir getirdi ve ayağını hayvanların boyunlarının yan tarafına bastı."

(Buhari, Edâhî, 7; Müslim, Edâhî, 17)

Kurban, Allah'ın dininin açık bir nişanesidir.

O nişaneye hürmet etmek, kalbin takvasındandır.

Hayvana eziyet ederek, acı çektirerek, ibadetin ruhunu çiğneyerek kurban kesenler, ihlastan ve şeair bilincinden uzaktır.

Kurban keserken takvayı kuşanmayanlar, ilahi hayırdan ve bereketten mahrum kalacaklardır!

Ey hayvana eziyet eden! Senin kurbanın kabul olmayacak!

Ey hayvana merhamet eden! Senin kurbanın göklere yükselecek!

AYET-İ KERİME

يَا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ

"Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır."

(Haşr Suresi, 59/18)

HADİS-İ ŞERİF

عَنْ شَدَّادِ بْنِ أَوْسٍ رَضِيَ اللّٰهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: «الْكَيِّسُ مَنْ دَانَ نَفْسَهُ وَعَمِلَ لِمَا بَعْدَ الْمَوْتِ وَالْعَاجِزُ مَنْ أَتْبَعَ نَفْسَهُ هَوَاهَا وَتَمَنَّى عَلَى اللّٰهِ»

Hazreti Şeddâd bin Evs'ten nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: "Akıllı kişi, nefsini hesaba çeken ve ölümden sonrası için çalışan kimsedir. Âciz kişi ise nefsinin heva ve hevesine uyup da Allah'tan bağışlanma uman kimsedir."

(Tirmizi, Sıfatü'l-Kıyâme, 25)

Yarın mahşer yerinde ameller önümüze serildiğinde, kestiğimiz kurbanların hesabı sorulacaktır!

Nefsinin hevasına uyup, Kâbil gibi gösteriş peşinde koşanlar ve tövbeyi erteleyenler o gün büyük bir acziyet ve pişmanlık içinde kalacaklardır.

Yarın için ne hazırladın?

Kalbini kibir ve riyadan temizlemediysen, kestiğin kurban seni cehennem azabından korumaya yetmeyecektir!

Uyanın ve nefsinizi ölüm gelip çatmadan önce hesaba çekin!

Ey gaflete düşen! Ölüm gelince uyanırsın, ama iş işten geçmiş olur!

Ey tövbe eden! Bugün tövbe et, yoksa yarın çok geç olur!

EY ALEMLERİN RABBİ, kalplerin ve niyetlerin yegâne Hâkimi olan Yüce Allah'ım!

Bizleri Kurban ibadetinin hakikatine eren, nefsindeki kibir ve riyayı boğazlayan samimi kullarından eyle!

BİZLERİ HÂBİL'İN İHLASIYLA KURBAN KESENLERDEN EYLE!

BİZLERİ İBRAHİM'İN SADAKATİYLE KURBAN KESENLERDEN EYLE!

BİZLERİ İSMAİL'İN TESLİMİYETİYLE KURBAN KESENLERDEN EYLE!

BİZLERİ KURBANLARINI KATINDA MAKBUL EYLE!

BİZLERİ GÖSTERİŞTEN, RİYADAN VE "İNSANLAR NE DER" DÜŞÜNCESİNDEN MUHAFAZA EYLE!

BİZLERİ İHLASLA KURBAN KESENLERDEN EYLE!

BİZLERİ KURBANIN ETİ DEĞİL, TAKVASIYLA SANA YAKLAŞANLARDAN EYLE!

BİZLERİ, AİLEMİZİ VE BÜTÜN ÜMMET-İ MUHAMMED'İ KATINDA İHLASA EREN VE CEHENNEM AZABINDAN AZAT OLAN KULLARININ ARASINA DÂHİL EYLE!

ÂMÎN, YÂ MUÎN... VE'L-HAMDÜ LİLLÂHİ RABBİ'L-ÂLEMÎN.

Hazırlayan: MEHMET ERÇELİK