MERHAMET
Merhamet Nedir
Acıma, esirgeme, koruma, sevgi gösterme, yardım etme.
İnsanı başkalarına iyilik ve yardım etmeye yönlendiren acıma duygusu.
Tüm yaratılmışlara sevgi ile yaklaşma, onları kötülüklerden koruma ve kurtarma, zor durumlarında yardım etme, bağışta bulunma, affetme gibi iyi huy ve davranışların başlıca nedenidir.
ALLAHIN MERHAMETİ NASILDIR.
RAHMAN VE RAHİMİ ACIKLA :Kur'an öncelikli olarak Allah'ın rahmetinden, O'nun Rahman ve Rahim oluşundan söz eder. VE KULLARININ NE KADAR GÜNAHI VARSA HEPSİNİ AFFEDECEĞİNİ İFADE EDER
قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذ۪ينَ اَسْرَفُوا عَلٰٓى اَنْفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِنْ رَحْمَةِ اللّٰهِۜ
اِنَّ اللّٰهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَم۪يعاًۜ اِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّح۪يمُ
De ki: "Ey kendilerinin aleyhine aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz Allah, bütün günahları affeder. Çünkü O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."
Peygamberimizin Merhameti:
Yüce Rabbimiz onu alemlere Rahmet Olarak göndermiştir.
Ey Habibim Muhammed! Biz seni, alemlere rahmet olasın diye gönderdik.
Yüce Rabbimiz onu anlatırken
لَقَدْ جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ مِنْ اَنْفُسِكُمْ عَزٖيزٌؗ عَلَيْهِ مَا عَنِتُّمْ حَرٖيصٌ عَلَيْكُمْ بِالْمُؤْمِنٖينَ رَؤُ۫فٌ رَحٖيمٌ
Andolsun, size kendi içinizden öyle bir peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya düşmeniz ona çok ağır gelir. O size çok düşkün, mü'minlere karşı da çok şefkatli ve merhametlidir.
İnsanların onun etrafında toplanmalarına sebep de yine MERHAMET duygusudur.
فَبِمَا رَحْمَةٍ مِنَ اللّٰهِ لِنْتَ لَهُمْۚ وَلَوْ كُنْتَ فَظًّا غَل۪يظَ الْقَلْبِ لَانْفَضُّوا مِنْ حَوْلِكَۖ فَاعْفُ عَنْهُمْ وَاسْتَغْفِرْ لَهُمْ وَشَاوِرْهُمْ فِي الْاَمْرِۚ فَاِذَا عَزَمْتَ فَتَوَكَّلْ عَلَى اللّٰهِۜ اِنَّ اللّٰهَ يُحِبُّ الْمُتَوَكِّل۪ينَ
“Allah'tan bir merhamet sebebiyle onlara yumuşak davranmıştın.”
“Kaba, katı yürekli olsaydın, şüphesiz ki etrafından dağılırlardı. Onları affet; bağışlanmaları için dua et; iş(ler) hakkında onlarla istişarede”
“bulun!”
“Kararını verdiğin zaman da artık Allah'a güven! Şüphesiz ki Allah kendisine güvenenleri sever.”
Annenin ve babanın evladına merhameti :Ömer b. Hattab (r.a.) şöyle anlatır: "Allah Resulü'nün huzuruna bir takım esirler gelmişti. Bunların içinde bir kadın vardı ki çocuğunu aramakta idi. Kadın esirler arasında çocuğu bulunca hemen onu aldı bağrına bastı ve emzirmeye koyuldu. Allah Resulü (a.s.) bize: "Şu kadının, kendi çocuğunu ateşe atacağını sanır mısınız?" dedi. Biz de: Hayır vallahi. Atmamak elinden geldiği sürece atmaz, dedik. Bunun üzerine Allah Resulü: "İşte muhakkak ki yüce Allah, kullarına bu kadının çocuğuna acımasından daha merhametlidir" buyurdu.
Bir başka rivayette: İki kadın ve oğulları bir aradayken bir kurt gelerek ikisinden birinin oğlunu kapıp götürür. Kadınlar birbirlerini işaret edip, “Kurt senin çocuğunu götürdü.” diyerek tartışırlar. Olayı Hz. Dâvûd'a anlatırlar ve o, büyük kadının çocuğunun götürüldüğüne hükmeder. Onun yanından ayrıldıktan sonra Hz. Süleyman'a başvururlar. Onları dinleyen Süleyman (as), “Bir bıçak getirin çocuğu iki parçaya bölüp aranızda taksim edeceğim.” deyince, gerçek anne olan küçük kadın, “Yapma, Allah sana merhamet etsin, çocuk onun olsun.” der. Kadının bu şekilde şefkat göstermesinden gerçek annenin küçük kadın olduğunu anlayan Süleyman (as) çocuğu ona verir. Çünkü gerçekten hiçbir anne, çocuğunun acı çekmesine razı olamaz, bir annenin yavrusuna karşı kalbinde taşıdığı merhamet ve şefkat, sökülüp alınamaz
Rabbimiz çocuklarınızı öldürmeyin der:
وَلَا تَقْتُلُٓوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍؕ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِيَّاكُمْؕ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْـٔاً كَبٖيراً ٣١
“Evladınızı, yoksulluk korkusuyla öldürmeyin; onları da biz rızıklandırırız, sizi de. Şüphe yok ki onları öldürmek, pek büyük bir suçtur.”
Gaziantep'te bir baba, eşini ve 4 çocuğunu öldürdükten sonra intihar etti.
Mersinde :Cinnet geçiren anne, 9 yaşındaki çocuğunu öldürdü
Ankara'da İnşaat Mühendisi baba evde rehin aldığı 14 yaşındaki oğlu ile 11 yaşındaki kızını tabancayla vurduktan sonra intihar etti. Olay yerine gelen anne ise sinir krizi geçirdi. " Mersin'de cinnet geçiren bir anne, misafir olduğu evde 9 yaşındaki çocuğunu bıçaklayarak öldürdü.
“لاَ يَرْحَمُ اللَّهُ مَنْ لاَ يَرْحَمُ النَّاسَ.”
“Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.””
Kur'an ahlâkını benimseyen ve Resûlullah'ın örnek kişiliği ile kendi tavır ve davranışlarına yön veren müminler, birbirlerine karşı merhametli olmalıdır. Peygamberimizin anlatımıyla
مَثَلُ الْمُؤْمِنِينَ فِى تَوَادِّهِمْ وَتَرَاحُمِهِمْ وَتَعَاطُفِهِمْ مَثَلُ الْجَسَدِ إِذَا اشْتَكَى مِنْهُ عُضْوٌ تَدَاعَى لَهُ سَائِرُ الْجَسَدِ بِالسَّهَرِ وَالْحُمَّى
“Müminler, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet ve şefkat göstermede, tıpkı bir organı rahatsızlandığında diğer organları da uykusuzluk ve yüksek ateşle bu acıyı paylaşan bir bedene benzer.” günümüzde : trafikte tartışıp bir birlerini döven öldüren insanlar var..
Babanın ve annenin rahmetinin belirtisi
Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kızı Hz. Zeyneb’in çocuğu rahatsızlandığında gelmiş, can çekişmekte olan çocuğu şefkat ve merhametle kucağına almış, Rahmet Peygamberi, gözyaşı dökmeye başlamıştı. Yanındaki sahabesinden Sa’d b. Ubâde, “Bu (gözyaşı) da nedir yâ Resûlallah?” diyerek hayretini gizleyememişti. Bunun üzerine şefkatli Nebî,
هَذِهِ رَحْمَةٌ وَضَعَهَا اللَّهُ فِى قُلُوبِ مَنْ شَاءَ مِنْ عِبَادِهِ ، وَلاَ يَرْحَمُ اللَّهُ مِنْ عِبَادِهِ إِلاَّ الرُّحَمَاءَ
“Bu gözyaşı, Allah"ın, dilediği kullarının kalplerine yerleştirdiği bir rahmettir. Allah, kullarından sadece merhametli olanlara merhamet eder.” (Buhârî, Merdâ, 9; Hadislerle İslam, 3/89) buyurmuştur
Peygamber Efendimizi (s.a.s) torunlarını öperken gören bir bedevî, “Biz çocuklarımızı öpüp okşamayız.” demesi üzerine Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle cevap vermiştir:
أَوَ أَمْلِكُ لَكَ أَنْ نَزَعَ اللَّهُ مِنْ قَلْبِكَ الرَّحْمَةَ “
“Allah, senin kalbinden merhameti çekip almışsa ben senin için ne yapabilirim ki!” (Buhârî, Edeb, 18) Çocuklarımızı öpmemiz, koklamamız, sevmemiz onlara olan merhametimizin göstergesidir.”
Yine bir gün torunu Hz. Hasan’ı öpüp kokladığı bir sırada yeni Müslüman olan Akra’ b. Hâbis; Benim on çocuğum, bunlardan hiçbirini öpmüş değilim, deyince Resul-i Ekrem hayretle:
مَن لا يَرحَمْ، لا يُرحَمْ
“Merhamet etmeyene merhamet olunmaz.” (Buhari, Edeb, 18; Müslim, Fadail, 65) buyurdu.
HZ ÖMER VALİ SEÇER
Hz. Ömer (r.a.)’in hilafet günlerinde idi. İslam’ın adil halifesi vali tayin etmek istediği zatı huzuruna çağırır, onunla yapacağı işleri konuşur. Bu esnada konuşurlarken bir çocuk içeri girer; Müminlerin Emiri çocuğu kucağına alır, sever, okşar. Yanındaki vali adayı:
- “Ey Müminlerin Emiri! Bu çocuk kendi oğlunuz mudur?” diye sorar. Hz. Ömer (r.a.):
-“Hayır babası bir gazada şehit olmuş bir öksüzdür” der. Adam buna şaşırır ve:
- “Zat-ı Aliniz başkasının çocuğunu sevip okşuyorsunuz. Halbuki ben üç çocuğumdan hiçbirini böyle sevmem” der. Bu defa şaşkınlık içindeki Hz. Ömer (r.a.), hükmünü verir ve der ki;
- “Öyleyse evladına şefkati olmayanın, Allah’ın kullarına da merhameti olmaz, bu sebeple sen oraya vali olmayacaksın.” der.”ve onu vali yapmaktan vaz geçer
Anne ve Babaya Merhamet
Doğup, büyüyen güç sahibi olan insan, bir zaman sonra yaşlanmakta, gücünü kaybetmektedir. Rabbimiz kişinin yaşlandığında anne babasına nasıl davranılması gerektiği hususunda şöyle buyurmuştur:
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَان۪ي صَغ۪يرًاۜ
“Onlara şefkatle kol kanat ger ve ‘Rabbim, onların beni sevgiyle büyüttükleri gibi, sen de onlara merhamet et!’ diye dua et.” (İsrâ 17/24)
huzur ve Sevgi Evi :
Nahl:80
وَاللّٰهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ بُيُوتِكُمْ سَكَناً
“Allah, evlerinizi, sizin için bir huzur ve sükûn yeri haline getirdi”
Babasının ölümünden sonra bir oğul annesini huzurevine koydu ve arada sırada onu ziyaret etti. Bir gün huzur evinden bir telefon geldi, ölmek üzere olduğunu bildirdi. Ölmeden önce annesini görmeye gitti ve ona ′′Anne senin için ne yapmamı istiyorsun ?" diye sordu.
- ′′Huzur evine KLİMALAR yerleştirmeni istiyorum, çünkü BURADA sıcaklık dayanılmaz,
..bir de buzdolabı almanı istiyorum, böylece yemekler bozulmasın. Birçok gece hiçbir şey yemeden uyumak zorunda kaldım ′′ Oğul ona şaşırdığını söyledi:
Ama şimdi öldüğünde benden bunları istiyorsun ?, Neden daha önce söylemedin ?
Anne üzgün cevap verdi: - ′′ Açlık ve sıcaklıkla yaşamaya alıştım, ancak benim korkum şu ki çocuklarının evde sana bakmadığı ve yaşlandığında buraya gönderildiğin gün, İstediklerim, burda sana lazım olacak şeylerdi yavrum.
onun için şimdiden alıp getirmeni istedim..!" Hayatta yaptığın her şey elbet bir gün sana geri dönecektir..
EŞLERE KARŞI MERHAMET İMANIN kamil olanıdır.
Allah’ın emri, Peygamberin sünneti ile kurulan yuvada, Allah’ın emaneti olarak alınan eşe karşıda merhametli olunmalıdır. Peygamber Efendimizi (s.a.s):
أكْمَلُ المُؤمِنِينَ إيمَاناً أحْسَنُهُمْ خُلُقاً، وَخِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِاَهْلِهِ.
“Müminler arasında imanca en kâmil olanı, ahlâkça en güzel olanıdır. En hayırlınız da ailesine hayırlı olandır.” (Tirmizî, Radâ 11; Ebu Dâvud, Sünnet 16) Hayatı en güzel örnek ve model olan Hz. Peygamber (s.a.s.) eşlerine nezaketle davranmıştır.
Eşlerle iyi geçinmek onlara iyi davranmak gerektiğini Rabbimiz ifade ediyor.
وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْپًا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ فٖيهِ خَيْرًا كَثٖيرًا
Onlarla iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki, siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah onda pek çok hayır yaratmış olur.”
KARISINI DEMİR ÇUBUKLA DÖVEN:Manisa'nın Akhisar ilçesinde 15 Ağustos'ta Paşa Mahallesi, Şehit Teğmen Tahir Ün Caddesi'nde , köye gitmeye ikna edemediği hamile olan eşini bir anda sokak ortasında dövmeye başladı. Kadın atılan yumruk darbeleriyle eş yere düşürdü. Yerde de genç kadının başına yumruk atmaya devam eden koca hızını alamayıp eline geçirdiği metal sopayla dövmeye devam etti. sonuç insanlar seyirci kaldı ancak seyrettiler. tutulanan sanık 10 ay ceza alarak tahliye oldu
Küçüklere merhamet etme büyüklere saygı
“لَيْسَ مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا
“Küçüğümüze merhamet etmeyen, büyüğümüze saygı göstermeyen ve iyiliği emredip/teşvik edip kötülükten sakındırmayan/uzaklaştırmayan bizden değildir.”
Allah kullarına Merhamet etmeyi tavsiye eder
Birbirine merhameti tavsiye edenlerden var ya, işte onlar Ahiret mutluluğuna erenlerdir Şayet insan bu uyarılara kulak vermez merhamet etmesse Allah da ona merhamet etmez
Hayvanlara tüm canlılara Merhamet
İnsanlığa merhameti öğreten Hz. Peygamber'in şefkati sadece insanlarla ya da kendisine tâbi olan müminlerle sınırlı değildi. O, hayvanlara karşı davranışlarında da merhamet dolu olup bunu her fırsatta ashâbına da tavsiye ederdi.Bir seferinde Rahmet Peygamberi, Medineli Müslümanlardan birinin bahçesine gir di. Oradaki bir deve, onu görünce inledi ve gözlerinden yaşlar akıttı. Nebî (sav) deveye yaklaşarak başının arka/üst tarafını okşamaya başlayınca hayvan sakinleşti. Peygamberimiz devenin sahibinin kim olduğunu sordu ensardan bir genç de onun kendisinde ait olduğunu söyledi.
Bunun üzerine Hz. Peygamber, o gence nasihatte bulunarak şöyle dedi:
أَفَلاَ تَتَّقِى اللَّهَ فِى هَذِهِ الْبَهِيمَةِ الَّتِى مَلَّكَكَ اللَّهُ إِيَّاهَا ، فَإِنَّهُ شَكَى إِلَىَّ أَنَّكَ تُجِيعُهُ وَتُدْئِبُهُ
“Allah'ın sana verdiği bu deve hakkında Allah'tan korkmuyor musun? Deve bana şikâyette bulundu. O bana senin kendisini aç bıraktığını ve fazla çalıştırarak yorduğunu şikâyet etti.”
. Hayvanlara iyilik yapmanın sevabı var mıdır? Bir köpeğe su verdiği için kurtulan günahkar kadın. Hayvanlara merhamet eden cennete eziyet eden cehenneme gider:
“Susuzluktan ölmek üzere olan bir köpek bir kuyunun etrafında dolaşıp duruyordu. İsrailoğullarından fâhişe bir kadın onu gördü; hemen çizmesini çıkardı ve onunla köpek için kuyudan su çekerek onu suladı. Bu yüzden o kadın bağışlandı.Rahmeti sonsuz olan Yüce Allah, günahkar kadının bu davranışını beğenmiş ve onu bağışlamıştı. Sahâbîler bu garip hadiseyi Hz. Peygamber'den işitince merak ederek sormuşlardı,
وَإِنَّ لَنَا فِى الْبَهَائِمِ لأَجْرًا “
“Hayvanları sulayınca da sevaba erişir miyiz?” Resûlullah (sav)”
فِى كُلِّ ذَاتِ كَبِدٍ رَطْبَةٍ أَجْرٌ “
“Resûl-i Ekrem: “Her canlı sebebiyle sevap vardır” buyurdu. (Buhârî, Müsâkât 9, Mezâlim 23, Edeb 27; Müslim, Selâm 153. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cihâd 44; İbni Mâce, Edeb 8)r.”
اِرْحَمُوا مَنْ فِي الْأَرْضِ يَرْحَمْكُمْ مَنْ فِي السَّمَاءِ
sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki, semâda bulunanlar da size rahmet etsinler
لاَ يَرْحَمُ اللَّهُ مَنْ لاَ يَرْحَمُ النَّاسَ “
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah da merhamet etmez.” SONUÇ: Dolayısıyla her mümin, cennete giden yolun merhametli olmaktan geçtiğini bilmelidir DUAMIZ:”
Cenâb-ı Hak, bizleri dâimâ MERHAMETİYLE MUAME ETSİN
BİZLERİ BAŞTA EVLATLARIMIZA ANNE VE BABAMIZA TÜM İNSANLARA HATTA TÜM CANLILARA MERHAMET ETEMEYİ NASİP ETSİN Âmîn…
İBRAHİM BÖLÜKBAŞI
DİN HİZMETLERİ UZMANI
