Ana içeriğe geç
İslam Arşivi الأرشيف الإسلامي İslam Arşivi

İslam Arşivi artık mobilde

Binlerce kaynağa her an, her yerden ulaşın.
Web sitemizde bulunmayan özellikleri uygulamada keşfedin.
iOS ve Android uygulamalarımız şimdi yayında!

Güvenli • Hızlı • Ücretsiz

Mevlid Kandili 2023: Veladet Gecesi

İsmail Sezkin

MEVLİD KANDİLİ -2023-


Değerli Mü’minler!.. Öncelikle kandiliniz mübarek olsun Bundan 1452 yıl önce dünyaya teşrif ettiğinde; cehalet nasıl yok olduysa, insanlık vahşetten nasıl kurtulduysa, nasıl rahmete erdiyse; O’nun bu gün veladet-i mevlidi yeniden ülkemizi, milletimizi, gönül coğrafyamızı, Âlem-i İslam’ı sevgiyle, muhabbetle, rahmetle, merhametle kuşatsın inşallah… Allah’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun

Değerli müminler!.. 20 Nisan 571 tarihine rastlayan Rebiu'l-evvel ayının 12. Pazartesi gecesi Peygamber Efendimiz dünyayı şereflendirmişlerdir. O sabah Hz. İbrahim Peygamber ile oğlu Hz. İsmail Peygamber'in duaları ve İsa (AS)'ın müjdesi gerçekleşmiş oluyordu. Kur'an-ı Kerim'de hikâye edildiğine göre Hz. İbrahim ile oğlu Hz. İsmail, Kâbe'yi inşa ederlerken şöyle dua etmişlerdi:

رَبَّنَا تَقَبَّلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّمٖيعُ الْعَلٖيمُ

““Ey Rabbimiz, bizden bunu kabul buyur, sen işitensin bilensin.”

رَبَّنَا وَاجْعَلْنَا مُسْلِمَيْنِ لَكَ

“Ey Rabbimiz, bizi sana boyun eğenlerden kıl,”

وَمِنْ ذُرِّيَّتِنَا اُمَّةً مُسْلِمَةً لَكَ

“Soyumuzdan da sana itaat eden bir ümmet çıkar,”

وَاَرِنَا مَنَاسِكَنَا

“Bize ibadet usullerimizi göster,”

وَتُبْ عَلَيْنَا

“Tövbemizi kabul et,”

اِنَّكَ اَنْتَ التَّوَّابُ الرَّحٖيمُ

“Zira tövbeleri çokça kabul eden ancak sensin.”

رَبَّنَا وَابْعَثْ فٖيهِمْ رَسُولًا مِنْهُمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِكَ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ وَيُزَكّٖيهِمْ

“Ey Rabbimiz, onlara, içlerinden senin ayetlerini kendilerine okuyacak, onlara kitap ve hikmeti öğretecek, onları temizleyecek bir Peygamber gönder.”

اِنَّكَ اَنْتَ الْعَزٖيزُ الْحَكٖيمُ

“Çünkü üstün gelen, her şeyi yerli yerince yapan yalnız sensin''(BAKARA;127-129) Hz. İsa da şu müjdeyi vermişti.”

يَا بَنٖى اِسْرَایٖٔلَ اِنّٖى رَسُولُ اللّٰهِ اِلَيْكُمْ مُصَدِّقًا لِمَا بَيْنَ يَدَیَّ مِنَ التَّوْرٰيةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَاْتٖى مِنْ بَعْدِى اسْمُهُ اَحْمَدُ

““Ey İsrailoğulları, ben size Allah'ın elçisiyim, benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı ve benden sonra gelecek Ahmet adında bir Peygamberi de müjdeleyici olarak geldim, demişti."(SAF;6)”

Bir gün Ashab-ı Kiram Peygamber Efendimizden hayatının ilk günlerini anlatmasını rica etmişler, O da şu sözleri söylemişti:

“Ben, atam Hz. İbrahim'in duası, kardeşim Hz. İsa'nın müjdesi, annem Âmine'nin rüyasıyım… Annem bana hamile olduğu sırada bir rüya görmüştü: İçinden bir nur çıkmış ve bu nur Suriye'deki sarayları aydınlatmıştı."

Evet, işte o sabah Hz. İbrahim'in duasına ve Hz. İsa'nın müjdesine mazhar olan bu son Peygamber doğdu.

Değerli müminler!.. Bu sabah gerçekten feyizli bir sabahtı. İnsanlık için yepyeni bir gün doğmuş, aydınlık bir devir açılmıştı. Hz. Adem'le başlayan tevhid inancı yeniden canlanmış, cehalet ve sapık inançlarla kararan ruhlar, bu doğuşla aydınlığa kavuşmuştu.

Peygamber Efendimizin doğumu, Cenab-ı Allah'ın bütün insanlara en büyük nimetlerinden birisidir. Bu husus Kur'an-ı Kerim'de şöyle haber veriliyor:

لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِنٖينَ اِذْ بَعَثَ فٖيهِمْ رَسُولًا مِنْ اَنْفُسِهِمْ يَتْلُوا عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهٖ وَيُزَكّٖيهِمْ وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ

“"And olsun ki, Allah, müminlere ayetlerini okuyan, onları kötülüklerden temizleyen, onlara kitap ve hikmeti öğreten bir Peygamber göndermekle büyük bir lütufta bulunmuştur.”

وَاِنْ كَانُوا مِنْ قَبْلُ لَفٖى ضَلَالٍ مُبٖينٍ

“Halbuki onlar önceleri apaçık bir sapıklıkta idiler."(ALİ İMRAN;164)”

Bu ayet-i kerimede buyurulduğu gibi, insanlar Peygamberimizden önce gerçekten de her türlü değer ölçülerini yitirmiş, yollarını şaşırmışlardı. Küfür ve zulüm, gönülleri karartmış, Cenab-ı Allah'a giden yoldan uzaklaştırmıştı. Yeryüzünde hayır ve fazilet namına hiçbir şey kalmamıştı. Sosyal hayat bozulmuş, ahlâk bağları tamamen çözülmüştü. Hak, kuvvete boyun eğmiş, merhamet ve şefkat kalplerden silinmişti. Kadın esir muamelesi görmüş, bir eşya gibi alınıp satılmıştı. Kız çocukları acımasızca diri diri toprağa gömülmüştü. Evet, bunları kim söylüyor? Bunları, bu toplumun içinde yaşayan insanlar söylüyor, nitekim Mekke'de gördükleri zulüm ve işkence yüzünden Habeşistan'a göç etmek zorunda kalan ilk Müslümanlar Habeş kralına hicrete mecbur olduklarının sebeplerini anlatırken, bakınız neler söylüyorlar? (Kureyş elçileri ve Habeş kralı Necaşi)

“Ey hükümdar, biz cehalet içinde yaşayan bir millet idik, putlara tapıyor, ölmüş hayvan leşlerini yiyorduk. Fuhuş yapıyorduk. Akraba ile münasebeti kesiyor, komşularımıza kötülük yapıyorduk. Kuvvetli olanımız zayıf olanı eziyordu. Biz toplum olarak bu halde yaşarken Allah Teâla bize acıdı, Iütfederek içimizden birini Peygamber gönderdi. O’nun soyu, iffeti ve dürüstlüğü hepimizce bilinen birisi. O, bizi yalnız Allah'a ibadet etmeye çağırdı. Atalarımızın tapına geldikleri ağaç ve taş parçalarını terk etmemizi söyledi. Bize doğru söylemeyi, emanete ve akrabalık bağlarına riayet etmeyi, komşularla güzel geçinmeyi, kan dökmekten ve haram olan şeylerden sakınmayı öğütledi. Bizi fuhuştan, yalandan, yetim malı yemekten, namuslu kadınlara iffetsizlik iftirasında bulunmaktan uzak durmayı emretti. Allah'a ibadet edip O'na hiçbir sûretle ortak koşmamayı emretti. Namaz kılmaya, sadaka vermeye ve iyilik yapmaya bizi çağırdı. Biz de ona inandık, getirdiği dini kabul ettik. Onun haram dediğini haram bildik, helâl dediğini helâl tanıdık. Bundan dolayı içinde yaşadığımız her yönü ile kokuşmuş toplum bize düşman kesildi, eziyet ve işkence yapmaya başladı. Bu sebeple biz de hicret ederek ülkenize geldik."

İşte bu sözler o toplumda yaşamış olan insanların sözleri. Demek ki, o toplum içine düştüğü bu bunalımdan büyük ölçüde rahatsızlanmış, beklediği kurtarıcıyı bulunca ona sımsıkı sarılmıştı. O’nun getirdiği esasları benimsemiş ve onları hayata geçirmek için hicret etmeyi ve hiç tanımadığı bir ülkeye gitmeyi göze almıştı.

Değerli kardeşlerim!.. Hz. Muhammed Mustafa (SAV) son Peygamberdir. Allah-u Teâlâ Hz. Adem'den itibaren kesin sayılarını ancak kendisinin bildiği pek çok Peygamberler göndermiştir. Peygamberimiz bunların sonuncusudur… Peygamber Efendimiz önceki Peygamberler gibi bir milletin değil, tüm insanlığın Peygamberidir. Diğer Peygamberlerden farklı yönlerinden birisi budur. Peygamber Efendimiz aynı zamanda sadece insanlara değil, alemlere rahmet olarak gönderildi.

Evet, Peygamber Efendimiz sadece insanlar için değil, alemler için bir rahmet. Peygamber Efendimiz bütün insanlara hatta canlılara şefkat ve merhamet gösterir, bu konuda insanlar arasında ayırım yapmazdı. Müslüman olsun-olmasın; kadın-erkek, büyük-küçük, zengin-fakir, köle-efendi herkese merhamet ederdi.

Değerli müminler!.. Peygamber Efendimiz anılırken akla ilk gelen, O’nun, Kur'an-ı Kerim'le övülmüş olan yüksek ahlâkıdır. O’nu Allah-u Teâlâ terbiye ettiği için bir insanda bulunması düşünülebilen güzel huy ve davranışların daha mükemmeli onda toplanmıştı. Ahlâkının güzelliğine ve her yönü ile güvenilir olduğuna düşmanları bile hayrandı. Daha gençliğinde halk arasında ''el-Emin-güvenilir" kimse olarak tanınıyordu.

Değerli Kardeşlerim!.. Hz. Aişe validemize, Peygamber Efendimizin ahlâkının nasıl olduğu sorulduğunda, O: “O’nun ahlâkı Kur'an'dı" demişti. Peygamber Efendimiz, davranışları ve üstün kişiliği ile en güzel örnekti. Aslında Kur'an-ı Kerim de tek örnek kişi kabul ediyor ki, o da Peygamber Efendimiz. Şöyle buyuruluyor:

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فٖى رَسُولِ اللّٰهِ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَذَكَرَ اللّٰهَ كَثٖيرًا

“''And olsun ki, Allah'ın Resûlü, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok ananlar için güzel bir örnektir."(AHZAP;21)”

Bu ayet-i kerimede Peygamber Efendimizin, Cenab-ı Allah'ın razı olacağı davranışlarda bulunmak isteyenler için canlı bir örnek ve büyük fazilet numunesi olduğu anlatılıyor. Peygamber Efendimiz, Peygamber olarak insanları davete başladığı zaman, onu duyan komşu ülkelerin başkanları, karşılaştıkları her Mekkeliden Peygamberimiz hakkında bilgi alıyorlar, daha çok ahlâkının nasıl olduğunu soruyorlardı. İşte Mekke ileri gelenlerinden Ebû Süfyan Müslüman olmadan önce ticaret amacı ile Şam'a gittiği zaman Bizans imparatoru onu huzuruna çağırmış ve Peygamberimizle ilgili kendisine bazı sorular sormuştu. Bu sorulardan birisi de şöyle idi.

– “Peygamberlik iddiasında bulunan bu zatın daha önce hiç yalan söylediğini duydunuz mu?..” Ebû Süfyan:

– “Asla, yalan söylediğini duymadık” diye, cevap verdi. Bunun üzerine İmparator:

–“Size, Peygamberlik iddiasında bulunan bu zatın evvelce hiç yalan söyleyip söylemediğini sordum, Onun hiç yalan söylemediğini ifade ettiniz. Şayet bu zat Allah hakkında yalan söylemiş olsa daha evvel insanlara yalan söylemesi gerekirdi” dedi.

Değerli Müminler!.. Peygamberimize göre ahlâk her şeydi. O, ahlâka o kadar önem verirdi ki, dinin ne olduğunu soranlara, dinin güzel ahlâktan ibaret olduğunu söylerdi. Hatta ahlâkı güzel olmayanın; konuştuğu zaman yalan söyleyenin, söz verdiği zaman sözünde durmayanın, emanete hıyanet edenin -diğer dinî vecibelerini yerine getirmiş olsa bile- olgun mümin olamayacağını söylerdi.

O’nun hayatını inceleyenler, O’nun çok güzel bir ahlâka sahip olduğunu görürler. O, kim olursa olsun, herkese iyi muamele eder, kimseyi incitmez, ayıplamaz ve kırmazdı.

Peygamberimiz hayatı boyunca adaletten kıl kadar ayrılmamıştı. Herkese karşı âdil davranmış, insafla muamele yapmıştı.

Değerli müminler!.. Peygamber Efendimizin doğumunu anarken ne yapacağız? Sadece mevlit okuyup kandil simitleri dağıtmakla mı yetineceğiz. Elbette bunlar da güzel adetler. Ancak O’nun doğumunu anmak bu değil. O’nu anmaktan asıl gaye, onun cihanşûmül olan nübüvvet ve risaletini, yüksek ahlâkını anmak ve sünnetine uyma azmini tazelemektir. Çocuklarımıza O’nun hayatı ile ilgili bilgi vererek onu sevdirmeye çalışmaktır. Çünkü onu sevmek imandandır, hatta imanın ta kendisidir. Nitekim Peygamber Efendimiz:

“Nefsimi kudret elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, hiç biriniz, ben ona babasından ve çocuğundan da daha sevgili olmadıkça iman etmiş olmaz" buyuruyor.

Peygamberimizi sevmek demek, onun sünnetine uymak ve onu hayata geçirmek demektir. Nitekim Peygamber Efendimiz:

“Sünnetimi ihya eden beni sevmiş demektir. Beni seven ise cennet'te benimle beraberdir"buyurmuştu.

Değerli kardeşlerim!.. Allah-u Teâla'nın sevgisine ve mağfiretine mazhar olmanın tek yolu, O'nun sevgili Peygamberinin sünnetine uymaktır. Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruluyor:

قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُونٖى يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَحٖيمٌ

““(Ey Muhammed) de ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir."(ALİ İMRAN;31)”

İşte bu ayet-i kerime, Peygambere uymanın Cenab-ı Allah'ın rızasını kazanmaya ve günahların bağışlanmasına vesile olacağını gayet açık bir şekilde haber veriyor bizlere.

İşte merhamet peygamberi… İşte adalet peygamberi İşte vefa peygamberi… Böyle bir peygamberin ümmetiyiz biz… Böyle bir peygamberin ümmeti olmakla Cenab-ı Hak bizi şereflendirmiş ve o peygamberin doğumunun hicri takvime göre 1452. yılını idrak ediyoruz…

Böyle bir Mevlid Kandilinin tekrar Peygamberimizin getirdiği o rahmetin, o merhametin bütün yeryüzüne, bütün insanlığa yayılmasına vesile olmasını Cenab-ı Hak’tan niyaz ediyorum…

Tekrar kandiliniz mübarek olsun… Sizin yüreklerinizden, çocuklarınızın yüreklerinden Muhammed Mustafa sevgisi hiçbir zaman eksik olmasın

Ya Rabbel Âlemin!.. İlk yarattığın nur Peygamber Efendimizin nuruydu… Böyle bir elçiyi insanlığa bahşetmenden ve sayısız nice nimetlerinden dolayı sana sonsuz hamd ü senalar olsun Ya Rabbi!..

Peygamber Efendimiz (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salât ü selamla bir kere daha yâd ederek, şu mübarek gecede huzurunda el açıp yalvarıyoruz, bizleri huzurundan boş çevirme Ya Rabbi!..

Bizler, senin evinde, bu mübarek gecede, senden bir kere daha diriliş istiyoruz; nasib eyle Ya Rabbi!..

Bu gecenin ve bu gece dünyayı şereflendiren Peygamber Efendimizin hürmetine; huzur çağını ve gül devrini yeniden dünyamıza yaşat Ya Rabbi!..

Sen bizleri kendi uzaklıklarını aşabilen, hak ve hakikatleri de bütün derinlikleriyle duyabilenlerden eyle Ya Rabbi! Ve bize yeniden diriliş yollarını göster Ya Rabbi!..

Herkesi inleten zulüm ve adaletsizlik ateşini söndürüver Ya Rabbi!..

Sevgiye, merhamete, şefkate hasret giden gönüllerimizi; muhabbetle, hoşgörüyle coşturuver Ya Rabbi!..

Bütün dünyaya huzur ve barış nasibeyle Ya Rabbi!..

Dünyada yer altı zenginlikleri için insanlığın onuru ayaklar altında… Hele hele Müslümanların ülkeleri işgal ediliyor… Kardeşlerimiz zorluklar içinde… Yeniden bir dirilme, yeniden bir birliktelik, yeniden bir olabilme duamızı bu gece sana arz ediyoruz… Habibin hürmetine, Habibinin yolunda birlik ve beraberliğimizi daim hale getirmede bize yardım et Ya Rabbi!..

Bu gece âlemlere rahmet olarak gönderdiğin Peygamber Efendimiz hürmetine bizlere rahmet eyle Ya Rabbi!..

Bu gece insanlığa gönderdiğin Peygamber Efendimiz hürmetine şefkatini Ümmet-i Muhammed’e indir Ya Rabbi!..

Cahiliye döneminde gönlü ateşlerde, etrafı cehennemde olan insanlığın yüreklerine su serptiğin gibi devrin yangınında yanan Müslümanlar üzerine rahmet yağmurlarını yağdır Ya Rabbi!.. Cahiliye adetlerinde inim inim inletilen yetimleri ve muhtaçları sevindirdiğin gibi bugünde yetimleri ve muhtaçları sevindir Ya Rabbi!.

Bu gece Peygamber Efendimizin nurunu yeniden kalbimize doldur Ya Rabbi!..

Bu Mevlid’i bize Mevlid eyle Ya Rabbi!..

Yeniden bir başlangıç için bize fırsat ver Ya Rabbi!..

İnsanlık onurunu ayaklar altına alanlara ise artık fırsat verme Ya Rabbi!..

Bizi birbirimize ram eyle Ya Rabbi!..

Bizi birbirimize dost kıl ki; artık ayrılmayalım Ya Rabbi!..

Okumuş olduğumuz Kur’an-ı Kerim ve Mevlidi Nebeviden hasıl olan sevabı; başta Peygamber Efendimiz olmak üzere bütün geçmişlerimizin, bize rehberlik ve kılavuzluk yapan büyüklerimizin, bir harf bile olsa kendilerinden istifade ettiğimiz hocalarımızın, öğretmenlerimizin, sevdiklerimizin, sevenlerimizin, üzerimizde hakkı bulunan herkesin, ruhlarına hediye eyledik haberdar eyle Ya Rabbi!..

Acizlikten, üzüntüden, tasadan, kederden, korkaklıktan, kabir azabından, cehennem ateşinden sana sığınıyoruz… Bizleri kötülükten ve kötülerin şerrinden emin eyle Ya Rabbi!..

Sen bizlerin dualarını kabul buyur, günahlarımızı bağışla Ya Rabbi!..

Duamızın sonunda Sana olan minnet ve şükran hislerimizi bir kere daha tekrarlıyor, Resûl-ü zîşânı, âlini, ashabını bir kez daha salavâtlarla anıyor ve dualarımızı kabul buyurmanı istirham ediyoruz…

Ne olur, bizlerin dualarına icabet buyur Ya Rabbi!..