MEVLİD-İ NEBÎ: PEYGAMBERİ SEVMEK Mİ, O'NA UYMAK MI?
KIYAMETTE SANA SORULACAK: PEYGAMBERİNİN İZİNDEN YÜRÜDÜN MÜ?
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّح۪يمِ
الحمد لله رب العالمين والصلاه والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه اجمعين
AZİZ VE MUHTEREM MÜMİNLER!
Bugün sadece bir kandil gecesini idrak etmek için değil; Allah Teâlâ'nın âlemlere rahmet olarak gönderdiği Son Peygamber'in ümmeti olmanın hakkını ne kadar yerine getirdiğimizi muhasebe etmek için bir araya geldik. Çünkü kıyamet günü bize, "Mevlid gecelerinde nerelerdeydin?" diye değil; "Peygamberinin izinden ne kadar yürüdün?" diye sorulacaktır. Mevlid; sadece hatırlama gecesi değil, sünnetle yeniden dirilme gecesidir.
وَمَٓا اَرْسَلْنَاكَ اِلَّا رَحْمَةً لِلْعَالَم۪ينَ
"Biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik."
(Enbiyâ Sûresi, 21/107)
اَنَا دَعْوَةُ اَب۪ي اِبْرٰه۪يمَ وَبُشْرٰى ع۪يسٰى وَرُؤْيَا اُمّ۪ي
"Ben, babam İbrahim'in duası, kardeşim Îsâ'nın müjdesi ve annem Âmine'nin rüyasıyım."
(Ahmed b. Hanbel, Müsned; Hâkim, Müstedrek)
Aziz kardeşlerim!
Rahmet Peygamberi'nin ümmeti olduğumuzu söylüyoruz. Peki evlerimizde merhamet, ticaretimizde doğruluk, kalplerimizde Kur'an var mı? O'nu sevdiğimizi söyleyip sünnetini hayatımızdan çıkarıyorsak, korkalım! Çünkü dilde kalan sevgi değil, hayata taşınan itaat kurtaracaktır. Mevlid gecesinde kandiller yakıp kalbimizde sünnet kandilini söndürmüşsek, asıl felaket işte budur.
قُلْ اِنْ كُنْتُمْ تُحِبُّونَ اللّٰهَ فَاتَّبِعُون۪ي يُحْبِبْكُمُ اللّٰهُ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْۜ
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın."
(Âl-i İmrân Sûresi, 3/31)
لَا يُؤْمِنُ أَحَدُكُمْ حَتَّى أَكُونَ أَحَبَّ إِلَيْهِ مِنْ وَالِدِهِ وَوَلَدِهِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ
"Sizden biriniz, ben kendisine babasından, evladından ve bütün insanlardan daha sevgili olmadıkça gerçek iman etmiş olmaz."
(Buhârî, Îmân, 8; Müslim, Îmân, 70)
Kardeşlerim!
Resûlullah'ı sevmek sadece salavat getirmek değildir. Gerçek sevgi, harama sırt çevirmektir. Gerçek sevgi, faizden vazgeçmektir. Gerçek sevgi, sünneti nefsimize tercih etmektir. Yarın mahşerde "Seviyordum" demek fayda vermeyecek; "Uyuyordum, itaat ediyordum" diyebilmek kurtaracaktır.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
قُلْ أَطِيعُوا اللَّهَ وَالرَّسُولَۚ فَإِنْ تَوَلَّوْا فَإِنَّ اللَّهَ لَا يُحِبُّ الْكَافِرِينَ
"De ki: Allah'a ve Resûl'e itaat edin. Eğer yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah inkâr edenleri sevmez." (Âl-i İmrân Sûresi, 3/32)
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
كُلُّ أُمَّتِي يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ إِلَّا مَنْ أَبَى. قِيلَ: وَمَنْ يَأْبَى يَا رَسُولَ اللَّهِ؟ قَالَ: مَنْ أَطَاعَنِي دَخَلَ الْجَنَّةَ وَمَنْ عَصَانِي فَقَدْ أَبَى
"Ümmetimin hepsi cennete girecektir; ancak yüz çevirenler hariç." Ashâb, "Kim yüz çevirir?" diye sorunca buyurdu ki: "Bana itaat eden cennete girer, bana isyan eden ise yüz çevirmiş olur." (Buhârî, İʿtiṣâm, 2)
Aziz müminler!
Resûlullah'a itaat etmek bir tercih değil, imanın gereğidir. O'nun emirlerini hayatımızın dışına itip sadece sevgisini dilimizde taşımak, nefsi avutabilir; fakat Allah'ın huzurunda mazeret olmaz. Unutmayalım ki cennetin kapısını açan anahtar, kuru sevgi değil; Kur'an'a ve sünnete teslimiyettir.
Rabbimiz bir başka ayet-i kerîmede şöyle buyurmaktadır:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اسْتَجِيبُوا لِلَّهِ وَلِلرَّسُولِ إِذَا دَعَاكُمْ لِمَا يُحْيِيكُمْ
"Ey iman edenler! Size hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman Allah'a ve Resûlü'ne icabet edin." (Enfâl Sûresi, 8/24)
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
فَإِنَّ خَيْرَ الْحَدِيثِ كِتَابُ اللَّهِ، وَخَيْرَ الْهُدَى هُدَى مُحَمَّدٍ، وَشَرَّ الْأُمُورِ مُحْدَثَاتُهَا، وَكُلُّ بِدْعَةٍ ضَلَالَةٌ
"Sözlerin en hayırlısı Allah'ın Kitabı'dır. Yolların en hayırlısı Muhammed'in yoludur. İşlerin en kötüsü sonradan ortaya çıkarılanlardır. Her bid'at sapıklıktır." (Müslim, Cum'a, 43)
Muhterem kardeşlerim!
Mevlid gecesi bize hayat verecekse, bu; Kur'an'a dönüşle, sünnete sarılmakla ve günahlardan samimiyetle tövbe etmekle olacaktır. Eğer bu gece biter de hayatımız değişmezse, sadece bir gece geçmiş olur. Asıl diriliş; Resûlullah'ın ahlâkını evimize, işimize, ticaretimize ve bütün hayatımıza taşımaktır. Allah'ın Kitabı önümüzde dururken başka ölçüler arayan, Resûlullah'ın sünneti ortadayken nefsinin peşinden giden kimse, kendisini büyük bir muhasebeye hazırlamalıdır.
Yüce Rabbimiz bizleri şöyle uyarmaktadır:
فَلْيَحْذَرِ الَّذ۪ينَ يُخَالِفُونَ عَنْ اَمْرِه۪ٓ اَنْ تُص۪يبَهُمْ فِتْنَةٌ اَوْ يُص۪يبَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌ
"O'nun emrine aykırı davrananlar, başlarına bir fitne gelmesinden veya kendilerine elem verici bir azabın isabet etmesinden sakınsınlar." (Nûr Sûresi, 24/63)
Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmaktadır:
اَنَا فَرَطُكُمْ عَلَى الْحَوْضِ، لَيُرْفَعَنَّ اِلَيَّ رِجَالٌ مِنْكُمْ، حَتّٰى اِذَا دَنَوْا مِنّ۪ي اخْتُلِجُوا دُون۪ي، فَاَقُولُ: اَيْ رَبِّ! اُصَيْحَاب۪ي، فَيُقَالُ: اِنَّكَ لَا تَدْر۪ي مَا اَحْدَثُوا بَعْدَكَ
"Ben Havz'ın başında sizi bekleyeceğim. Sizden bazı kimseler bana yaklaştırılacak; tam yanıma gelecekleri sırada benden uzaklaştırılacaklar. Ben, 'Rabbim! Bunlar benim ümmetimdir.' diyeceğim. Bana, 'Sen onların senden sonra dinlerinde neler değiştirdiklerini bilmiyorsun.' denilecektir." (Buhârî, Fiten, 1; Müslim, Fezâil, 32)
Aziz müminler!
Bu hadis, hepimizin yüreğini titretecek kadar büyük bir ikazdır. Çünkü Havz-ı Kevser'den uzaklaştırılanlar, Peygamber Efendimiz'i hiç tanımayanlar değil; ümmetinden olduklarını söyleyen kimselerdir.
Öyleyse kendimize şu soruyu sormaktan kaçmayalım:
Yarın Resûlullah'ın huzuruna çıktığımızda, O'nun yüzüne bakabilecek bir hayat mı yaşıyoruz?
Mevlid gecesi sadece kandilleri yakıp da kalbimizi karanlıkta bırakmanın bize hiçbir faydası olmayacaktır. Efendimiz'i sevdiğimizi söylerken namazı ihmal ediyor, haramı terk etmiyor, kul hakkını gözetmiyor ve sünnetini hayatımızın dışına itiyorsak, önce kendimizden korkalım. Çünkü Allah Resûlü'nün şefaatine kavuşmanın yolu, O'nun yolundan yürümektir.
Bugün hâlâ tövbe kapısı açıktır. Bugün hâlâ Kur'an elimizdedir. Bugün hâlâ sünnet önümüzdedir. Öyleyse Mevlid-i Nebî'yi bir merasim olarak değil, hayatımızı değiştirecek bir başlangıç olarak değerlendirelim. Rabbimize samimiyetle yönelelim, Resûlullah'ın ahlâkını yaşayalım ve çocuklarımıza da bu kutlu mirası bırakalım.
ALLAH TEÂLÂ bizleri Kur'ân'a sımsıkı sarılan, Resûlullah'ın sünnetini hayatının rehberi edinen, dünyada O'nun izinden yürüyen, mahşer günü de Havz-ı Kevser'in başında O'nun müjdesine kavuşan bahtiyar kullarından eylesin.
Âmin.
HAZIRLAYAN MEHMET ERÇELİK
