MİRAÇ KANDİLİ 2026
Hepinizin bildiği gibi mübarek Recep ayının sonlarına yaklaşıyoruz… Bu gece Miraç Kandilini idrak ediyoruz hamd olsun
Hepinizin bildiği gibi; Peygamber Efendimizin en büyük mucizesi Kur'an-ı Kerim'dir… Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük mucizesi Miraç mucizesidir…
Miraç Gecesinde yaşananlara baktığımız zaman, Allah-u Teâlâ’nın Peygamber Efendimizi ne kadar çok sevdiğini, Peygamberimizin de bizi ne kadar çok sevdiğini görüyoruz
Peygamberimiz annesinin karnındayken babasını, 5-6 yaşlarındayken de annesini kaybetmişti… Yani Peygamberimiz 5-6 yaşlarından sonra hem anneden öksüz, hem babadan yetim büyümüş…
5-6 yaşlarında annesi vefat edince, Peygamberimizi dedesi Abdülmuttalip himaye etmiş, korumuş, kollamış, büyütmüş… Abdülmuttalip vefat etmeden önce de, Peygamberimizi amcası Ebu Talib'e emanet etmişti… Peygamberimiz 8-9 yaşlarından sonra 25 yaşına kadar amcası Ebu Talip'le beraber kalmış Amcası Ebu Talip onu hep himaye etmiş, korumuş, kollamış…
Peygamberimiz 25 yaşına geldiğinde Hz. Hatice ile evlenmiş… Hz. Hatice’den 6 tane çocuğu dünyaya gelmiş Zeynep, Rukiye, Ümmü Güsüm ve Fatıma kız çocukları, Kasım ve Abdullah da erkek çocukları… Peygamberimiz Hz. Hatice’den olan beş çocuğunu ve Hz. Hatice vefat ettikten sonra evlendiği bir hanımından dünyaya gelen oğlu İbrahim'i, yani 6 tane çocuğunu hayattayken toprağa vermiş… Yani 6 tane evlat acısı çekmiş… Sadece en küçük kızı Hz. Fatıma Peygamberimizden sonra vefat etmiş
Hepimizin bildiği gibi; 610 yılında Peygamberimiz 40 yaşlarındayken, Ramazan ayının 27. gecesi Hira Dağı’nda Kur'an-ı Kerim inmeye başlamış… Alak Suresi’nin ilk beş ayet-i kerimesi inerek Peygamberimize peygamberlik verilmişti Peygamberimiz 571 yılında dünyaya geldi ve 610 yılında kendisine peygamberlik verildi
Peygamberimize peygamberliğin verilmesinden 10 yıl sonra, yani 50 yaşlarındayken, bu zamana kadar kendisine en çok yardımı dokunan, kendisini himaye eden iki tane dostunu kaybetmişti Biri 25 yıllık hayat arkadaşı olan, altı çocuğunun annesi, kendisine en çok maddi ve manevi yardımda bulunan eşi Hz. Hatice… Bundan çok kısa süre sonra da; kendisini 42 yıldır himaye eden, koruyan, kollayan, her türlü maddi manevi desteği sağlayan amcası Ebu Talip Peygamberimiz çok üzülmüştü Ashap ve siyerciler o seneye ‘Senet’ül hüzün’ yani ‘üzüntü yılı’ demişler
Onların ölümünden sonra Peygamberimiz himaye kapısı aramış… Bunun için Taif'e akrabalarının, dayılarının yanına gitmiş… Ama Taif'te de çocukların eline taş vermişler ve Peygamberimizi taşlatmışlar…
Allah-u Teala da Cebrail (AS) 'ı yollamış ve “Ya Muhammed!.. Dilersen Allah şu dağların altını üstüne getirir, şu seni taşlayan kavmi helak eder” deyince, Peygamberimiz kendisini taşlayarak öldürmek isteyen o kavme beddua etmemiş, “Ya Rabbi!.. Bunların soylarından iman edenler olabilir Bunların yüzünden onlar da helak olmasın… Bilmiyorlar ya Rabbi, bilseler yapmazlardı” diyerek yine de o kavmin hidayete ermesi için Allah-u Teâlâ’ya dua etmişti
İşte bu yaşananlardan sonra Allah-u Teâlâ hem teselli etmek için, hem de taltif etmek için Kur'an-ı Kerim'den sonra en büyük mucizesi olan Miraç mucizesi ile Peygamberimizi mükâfatlandırmıştı
Peygamberimiz yine böyle bir Recep ayının 27. gecesi, halası Ümmü Hani'nin evinde yatarken Cebrail (AS) cennetten bir burakla gelmiş
Miraç mucizesini saatlerce anlatsak bitiremeyiz… Ama Peygamberimizin bizi ne kadar çok sevdiğini anlamamız ve bizim Peygamberimize muhabbetimizin artması için miraç mucizesindeki birkaç noktaya temas edeceğim
Dediğim gibi; Cebrail Peygamberimizi miraca çıkarmak için cennetten bir burakla gelmiş, ama Peygamberimiz “Ümmetim binmedikçe binmem” diyerek o cennet bineğine binmek istememiş Yani Peygamberimiz, Allah'ın huzuruna çıkacağı o kadar heyecanlı bir anda bile biz ümmetini düşünmüştü Peygamberimizin bu arzusu üzerine Allah-u Teâlâ Meryem Suresi’nde şu müjdeyi veriyor…
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقٖينَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْدًا
“ahman'ın kullarını, Allah'tan korkanları, müttakileri kıyamet gününde mahşer yerine şerefli konuklar olarak toplayacağız…”(MERYEM;85)”
Eğer bu dünya hayatında Allah'ın rızasına göre yaşıyorsak, Allah'ın emir ve yasaklarına uyuyorsak, Allah'a saygı duyuyorsak işte Allah-u Teâlâ bize bu müjdeyi veriyor… ‘Kıyamet gününde şerefli konuklar olarak mahşer yerine toplayacağız’ buyuruyor Peygamberimiz bu müjdeyi alınca burağa biniyor
Mescid-i Haram'dan yani Kâbe’den, maalesef bugün Yahudilerin çizmesi altında çiğnenen, esir ve tutsak olan, ilk kıblemiz olan Mescid-i Aksa’ya gidiyor…
Yolculuğun bu kısmına İsra denir… İsra mucizesi Kur'an-ı Kerim'de ayet-i kerime ile sabittir
سُبْحَانَ الَّذٖى اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
İsra Suresi’nin bu ilk ayet-i kerimesinde; “Kulu Muhammed’i gecenin bir bölümünde bazı ayetlerimizi göstermek için Mekke'deki Mescid-i Haram’dan, etrafını manen ve madden feyizli ve bereketli kıldığımız Mescid-i Aksaya götüren Allah'ın şanı yücedir, O her şeyi işitir ve her şeyi görür”(İSRA;1) buyuruyor Allah-u Teâlâ…
Burada Allah-u Teâlâ Mescid-i Aksa ve etrafı için
بَارَكْنَا حَوْلَهُ
Etrafını manen ve madden feyizli ve bereketli kıldık” diyor… İşte onun için Mescid-i Aksa meselesi coğrafi bir mesele değildir, imani bir meseledir… Onun için her zaman Mescid-i Aksa bilincini, Filistin bilincini, Gazze bilincini, Kudüs bilincini ve çevresindeki o toprakların kutsal olduğunu aklımızdan çıkarmayacağız… Bu konuda Allah-u Teâlâ hepimizi hesaba çekecek Onun için bugün Gazze meselesi, Kudüs meselesi, Mescid-i Aksa meselesi sadece Arapların meselesi değil, 2 milyar İslam âleminin meselesidir Allah-u Teâlâ kıyamet gününde hepimizi hesaba çekecek… Yani ‘Benim
بَارَكْنَا حَوْلَهُ
dediğim, etrafını manen ve madden feyizli ve bereketli kıldım dediğim o kutsal toprakları niye Siyonist Yahudilerin eline esir ve tutsak bıraktınız’ diye bunun hesabını bize soracak…
İşte bu vebalden kurtulmak için elimizden ne geliyorsa yapmamız lazım… Elimizden gelmiyorsa dilimizle, onunla da bir şey yapamıyorsa kalben buğz edeceğiz… Gündem oluşturmak gerekiyorsa gündem oluşturacağız… Maddi-manevi yardım gerekiyorsa yardım edeceğiz… Boykot gerekiyorsa boykot yapacağız Dua etmemiz lazımsa dua edeceğiz… Yani elimizden ne geliyorsa onu yapacağız
Çünkü Mekke nasıl mukaddesse, Mescid-i Haram nasıl mukaddesse ve Mescid-i Nebevi yani Medine-i Münevvere nasıl mukaddesse, Mescid-i Aksa da, Kudüs de aynı şekilde mukaddes Çünkü orası bizim ilk kıblemiz…
İşte onun için; Mescid-i Aksa meselesi bizim imani meselemizdir… Her zaman elimizden geleni yapmamız lazım Ora için bu mübarek gecelerde maddi ve manevi yönden dua etmemiz lazım… Fiili dua yapmamız lazım Kavli dua yapmamız lazım Kalbi dua yapmamız lazım
İşte Cebrail (AS) Peygamberimizi Mescid-i Haram'dan alıyor, Mescid-i Aksaya götürüyor… Peygamberimiz orada kendisini bekleyen önceki peygamberlere imamlık yapıyor ve oradan artık Miraç mucizesi yani göğe yükselme başlıyor…
Mekke'den yani Mescid-i Haram'dan Mescid-i Aksa'ya kadar olan bu gece yürüyüşü İsra mucizesi Mescid-i Aksa’dan da yedi kat semayı geçip, Allah'ın huzuruna çıkması da Miraç mucizesi… Biz buna İsra ve Miraç diyoruz…
Oradan yedi kat semayı dolaşıyor Peygamberimiz Her kat semada değişik peygamberlerle sohbet ediyor Yedi kat semayı dolaştıktan sonra Allah-u Teâlâ’nın mucizeleleriyle karşı karşıya kalıyor… Allah-u Teâlâ’nın ayetleriyle karşı karşıya kalıyor…
Namazlarda okuduğumuz Tahiyyat duası da miracın bir hatırasıdır… Peygamberimiz Allah-u Teâlâ’nın o ayetlerini, mucizelerini görünce;
ٱلتَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَٱلصَّلَوَاتُ وَٱلطَّيِّبَاتُ
““Bütün sözlü, bedeni ve mali ibadetler senin içindir Ya Rabbi” diyor… Allah-u Teâlâ da Peygamberimize”
ٱلسَّلَامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا ٱلنَّبِيُّ وَرَحْمَةُ ٱللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
““Ey Peygamber Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi senin üzerine olsun” diye cevap veriyor…”
Şimdi buraya dikkat edin… Peygamberimiz bizi o kadar çok seviyor ki, Allah-u Teâlâ’nın huzurunda olmak gibi öyle muazzam bir heyecan anında bile bizi unutmuyor ve
ٱلسَّلَامُ عَلَيْنَا وَعَلَىٰ عِبَادِ ٱللَّهِ ٱلصَّالِحِينَ
enin selamın, rahmetin, bereketin, affın ve mağfiretin sadece benim üzerime olmasın, Senin salih kullarının da, benim ümmetimin de üzerine olsun ya Rabbi” diyerek Allah-u Teâlâ’nın selamının rahmetinin, bereketinin, affının, mağfiretinin bize kadar ulaşması için Allah-u Teâlâ’ya dua ediyor… Bu selamlaşmaya şahit olan Cebrail ve bütün melaike-i kiram da
أَشْهَدُ أَنْ لَا إِلَٰهَ إِلَّا ٱللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
““Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur… Ve yine şehadet ederim ki Muhammed Allah'ın kulu ve elçisidir” diyor… İşte namazlarda okuduğumuz bu tahiyyat duası da miracın hatırasıdır”
Bakın; bütün bu anlattıklarımızda hep Allah-u Teâlâ’nın Peygamberimizi ne kadar çok sevdiğini, Peygamberimizin de bizi ne kadar çok sevdiğini görüyoruz…
Miraç gecesi Peygamberimize cennet gezdirildi ve cehennem de gösterildi… Peygamberimiz cennetteki akılların tahayyül edemeyeceği, tasavvur edemeyeceği, tefekkür edemeyeceği, gözlerin görmediği, kulakların işitmediği, dillerin de anlatamayacağı o güzellikleri gördüğünde dileseydi orada kalabilirdi… Çünkü Allah-u Teâlâ Duhâ Suresi’nde Peygamberimize tabiri caizse, açık bir çek veriyor…
وَلَسَوْفَ يُعْطٖيكَ رَبُّكَ فَتَرْضٰى
en ne dilersen dile, onu sana vereceğim” diyor
Ama Peygamberimiz bizi o kadar çok seviyor ki; o cenneti görüp gezdiğinde bile “Ya Rabbi!.. Ümmetim olmadan cennetini istemem… Beni dünyaya gönder, sıkıntıya gönder, meşakkate gönder, çileye gönder, tehlikeye gönder… Ben günahkar ümmetimin günahlarını affettirerek, ümmetimle beraber cennetine girmek istiyorum” diyerek yine bizi düşünmüş…
Peygamberimiz Hz. Ömer'i umreye gönderirken “Kardeşim beni de duandan mahrum etme” demiş Peygamberimizin ona kardeşim demesi Hz.Ömer’in çok hoşuna gidiyor “Dünyayı verselerdi bu kadar sevinmezdim” diyor
Biz de sevinelim… Çünkü Peygamberimiz bizi o kadar çok seviyor ki, bizlere de kardeşlerim diyor… Bir gün ashabıyla sohbet ederlerken “Kardeşlerimi özledim” diyor… Ashap “Ya Resulallah!.. Biz senin kardeşlerin değil miyiz?” diye soruyor, Peygamberimiz “Hayır, siz benim ashabımsınız, arkadaşlarımsınız… Benim mucizelerimi görerek bana iman ettiniz… Şakk’ul Kamer mucizesini gördünüz Şehadet parmağımı Aya doğru uzattım, Ay ikiye bölündü ve tekrar birleştirdim Siz böyle iman ettiniz… Savaşta susuz kaldınız, on parmağımdan on çeşme akıttım, kaplarınızı doldurdunuz, susuzluğunuzu giderdiniz… Öylelikle iman ettiniz… Ama kıyamete yakın beni görmeden bana iman eden, mucizelerimi görmeden bana iman eden ümmetim olacak… İşte onlar kardeşlerimdir Ve o kardeşlerimi çok özledim” diyor…
Yine bir gün Hz. Ayşe “Ya Resulallah!.. Bana bir dua eder misin?” diye ricada bulunuyor Peygamberimiz de “Ya Rabbi!.. Ayşe'nin gelmişini, geçmişini hayırlı eyle” diye başlayarak Hz. Ayşe’ye dua ediyor… Hz. Ayşe bu duaya çok sevinmiş ve “Ya Resulallah!.. Bu duayı sadece bana mı yaptın?” diye sorduğunda Peygamberimiz “Hayır, bu duayı sadece sana yapmadım… Her namazımdan sonra kıyamete kadar gelecek olan bütün ümmetim için bu duayı yapıyorum” cevabını veriyor… Yani Peygamberimiz bizler için her namazından sonra dua ediyor… Bizi bu kadar çok seviyor… İşte cenneti gezdiğinde de “Ümmetim olmadan cennetini istemiyorum” diyor…
Her peygamberin çok önemli bir duası vardır Her peygamber dünya hayatında bu duasını kullanmış Nuh Peygamber tufanda kullanmış Adem Peygamber tövbesinde kullanmış… İbrahim Peygamber ateşe düştüğünde kullanmış İsa Peygamber göğe yükseldiğinde kullanmış Musa Peygamber Firavunla karşı karşıya kalınca kullanmış… Ama bizim Peygamberimiz en önemli duasını, bizi çok sevdiğinden dolayı, bu dünya hayatında kullanmamış, kıyamet günü günahkâr ümmetine saklamış…
Biz de zerre kadar O’nu sevdiğimizi iddia ediyorsak Onun sünnetine uymalıyız Onun ahlakıyla ahlaklanmalıyız ve Onun getirmiş olduğu hak davaya, İslam davasına şek ve şüphe etmeden inanmalı, yaşamalı ve yaşanması için de elimizden gelen gayreti yapmalıyız… Zerre kadar Onu sevdiğimizi iddia ediyorsak, Peygamberimize zerre kadar vefa duygusu taşıyorsak, bu dünya hayatında hayatımızı, onun sünnetine uydurmak zorundayız… Peygamberimizi sevmek sadece sözle olmaz…
Eğer Peygamberimizi sevdiğimizi iddia ediyorsak; bir, Onun sünnetine uyacağız… İki; ahlakıyla ahlaklanacağız… Üç ve en önemlisi de; Onun getirmiş olduğu dini yaşayacağız ve yaşanması için de elimizden geleni yapacağız…
Evet; Peygamberimiz Miraç’ta Allah-u Teâlâ’nın pek çok mucizeleriyle karşılaştı Nasıl, biz bir yere gittiğimizde eşimize, çoluk-çocuğumuza hediyelerle döndüğümüz gibi, Peygamberimiz de Miraç’tan üç tane hediye ile döndü… Bunlardan birincisi ve en önemlisi; gözümün nuru dediği beş vakit namaz Miraç gecesi farz kılındı…
Her peygamberin bir miracı vardır… Adem Peygamberin miracı tövbesinin kabul olduğu gündür Nuh Peygamberin miracı tufandan kurtulduğu gündür Musa Peygamberin miracı Firavundan kurtulduğu gündür İbrahim Peygamberin Miracı ateşten kurtulduğu gündür… İsa Peygamberin miracı göğe yükseldiği gündür
Miracı olan tek ümmet ise biziz… Ümmet-i Muhammed olan bizim miracımız da beş vakit namaz Onun için Peygamberimiz miraçtan döndüğü zaman “Namaz müminlerin miracıdır” buyurmuş… Çünkü namazda alnımız secdeye gidiyor, ama ruhumuz Allah'ın katına yükseliyor, Allah-u Teâlâ’nın huzuruna çıkıyor
Peygamberimizin Miraç’tan bize getirdiği en büyük hediye olan beş vakit namaz; dinin direği, bütün ibadetlerin başıdır… Kıyamet günü ilk sual imandan olacak İman edenlerle, etmeyenler ayrılsın emri verilecek… İman edenlerle etmeyenler ayrılacak İmandan sonra ikinci sual, namazdan olacak Namaz kılanlarla, kılmayanlar ayrılsın emri verilecek… Bir kimse namaz sualinin hesabını verirse diğer suallerin hesabını kolay verecek… Ama namaz sualinin hesabını veremezse, diğer suallerin hesabını da veremeyecek Yani namaz sorusu, baraj sorusu gibi bir soru olacak… Onu geçen ötekileri kolaylıkla geçecek, onu geçemeyenin ötekileri geçmesi çok zor olacak Çünkü Allah-u Teâlâ “Eğer beni ilah olarak kabul ediyorsanız beş vakit namazı kılacaksınız” diyor…
Eğer bir insan beş vakit namazını kılmıyorsa, ne kadar Allah'ı seviyorum derse desin, ne kadar Peygamberi seviyorum derse desin, o insanın Allah'la, Peygamberle arası açıktır
Peygamberimiz hayatında hiç beddua etmemiştir Mesela biraz önce anlattım Taif'te, onu taşlayarak öldürmek isteyenlere beddua etmedi, dua etti Yine Uhud Savaşında yanağı yarıldığında, dişi kırıldığında ashabı “Ya Resulallah!.. Bir beddua et de Allah bunları helak etsin” deyince, Peygamberimiz kendisini öldürmek isteyen, yanağını yaran, dişini kıran o müşrikler için “Ya Rabbi!.. Bunlara hidayet ver” diye dua etti
Ama Peygamberimizin hayatında bir beddua var O da; Hendek Savaşı’nda gün boyu ok yağmuru altında kaldılar, ashap ve Peygamberimiz üç vakit namazını kılamadı… İşte o namazını kılmasına engel olanlara Peygamberimiz ilk defa beddua etti… Namazına engel olduklarından dolayı beddua etti… Demek ki Peygamberimiz namaza bu kadar önem veriyor…
Kesin ve net söylüyorum; Allah-u Teâlâ’yı protesto etmenin, tanımıyorum demenin en kestirme yolu namaz kılmamaktır Çünkü Allah-u Teâlâ “Beni ilah olarak kabul ediyorsanız, beş vakit namazı kılacaksınız” diyor…
Peygamberimiz “Başın vücuttaki görevi ve önemi neyse, namazın da dindeki önemi ve görevi odur” diyor Namaz İslam'ın sadece beş şartından biri değildir, namaz İslam’ın baş şartıdır
İkinci hediye; her akşam yatsı namazlarından sonra okuduğumuz Bakara Suresi’nin son iki ayeti… Âmener Rasûlü… Allah-u Teâlâ bu ayet-i kerimelerde bize şu müjdeleri veriyor… Unutarak, yanılarak, hatayla yaptıklarımızdan dolayı bizi mes’ul tutmuyor Bize kaldıramayacağımız yükü yüklemiyor… Diğer ümmetlere verdiği zorlukları bize vermiyor Bu da Miraç gecesi hediye olarak gönderilmiş…
Üçüncü hediye de; şirke girmemek şartıyla imanını kurtaran her müminin eninde sonunda cennete gireceği müjdesi… Yani şirke girmeme şartıyla, bir insan, sonuna kadar imanını korumuşsa, bu imanını taşıyabilmişse eninde sonunda cennete girer… Allah-u Teâlâ dilerse adaletinin eseri olarak o kulun işlediği günahlarının karşılığını verir Veya rahmetinin eseri olarak o kulunun günahlarını bağışlar… Ona kimse karışamaz Ama kelime-i şehadet getiren ve son nefesine kadar bu inancı, bu ikrarı taşıyan insanın eninde sonunda cennete gireceği müjdesini veriyor…
Ve’l hasıl-ı kelam; bu Miraç olayı iman edenlerin imanını artırır, küfredenlerin de küfrünü artırır
MİRAÇ KANDİLİ DUASI
Bu gece şu mübarek Miraç Kandili hürmetine, senin rızanı umarak camimizde toplandık, huzuruna geldik; bizleri huzurundan boş çevirme Ya Rabbi!..
İslâm’ın mukaddes beldesi Kudüs ve Mescid-i Aksa tarihin en çirkin tecavüzüne maruz kalırken, dağınıklığımızı ve perişan hallerimizi Sana arz ediyoruz… Onurumuzu çiğnetme Ya Rabbi!..
Bize uyanış ve vahdet nasip eyle ve yardımını bizden esirgeme Ya Rabbi!..
Bu katliamı önleyemediğimiz için, insanlık ailesi olarak bizleri bağışla Ya Rabbi!..
İnsanlığa merhamet ve vicdan, İslam ümmetine feraset ve iz’an nasip eyle Ya Rabbi!..
Bu azgın ve zalim topluluğa karşı, Filistinli kardeşlerimize yardım eyle Ya Rabbi!..
Her zaman Din-i Mübin-i İslâm’a hizmet etmiş, hep zalimin karşısında mazlumun yanında olmuş, kimsesizlerin, gariplerin, ezilenlerin, umudu olmuş aziz milletimize ve kahraman ordumuza rahmetinle, nusretinle muamele eyle, milletimizi ilelebet payidar eyle Ya Rabbi!.
Sana inandık, sana güvendik, sana tevekkül ettik Bizleri sensiz, sahipsiz, inayetsiz, kimsesiz, vatansız, çaresiz, bırakma Ya Rabbi!..
Okuduğumuz Kur’an-ı Kerim’i dualarımızla birlikte kabul eyle Ya Rabbi!..
Peygamber Efendimizin âlinin, ezvacının, ashabının ve etbaının ruhlarına hediye eyledik vasıl eyle Ya Rabbi!..
Enbiyanın, evliyanın, ulemanın, şühedanın ruhlarına bağışlıyoruz Kabul eyle Ya Rabbi!..
Şu mübarek gecende senin evinde sana misafir olup ellerini açıp amin diyen şu cemaatin bütün geçmişlerinin ruhlarına hediye eyledik kabul eyle Ya Rabbi!..
Bu mabedin yapımından bu güne kadar burada emeği olan ve rahmeti rahmana kavuşmuş olan ecdadımızın ruhlarına hediye eyledik haberdar eyle Ya Rabbi!..
Şu mübarek gecede sadece senin rızanı umarak ikramda bulunan kardeşimizin bütün geçmişlerine hediye ediyoruz, kabul eyle Ya Rabbi!..
Milletimizi ve bütün insanlığı her türlü felaket ve tehlikeden muhafaza eyle Yaşadığımız toprakları rahmet, bereket ve inayetinle mamur eyle Ya Rabbi!..
Her türlü zorlukla mücadelede bizlere birlik ve beraberlik, sabır ve metanet, basiret ve dirayet lütfeyle Ya Rabbi!..
Milletimizi, âlem-i İslam’ı ve bütün insanlığı her türlü afetten, kazalardan, belalardan, görünür görünmez felaketlerden muhafaza eyle Ya Rabbi!..
Korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nâil eyle Ya Rabbi!..
Aziz şehitlerimizin ruhlarına hediye ediyoruz, her birini sonsuz rahmetine gark eyle Ya Rabbi!..
Bütün gazilerimize rahmet eyle Ya Rabbi!..
Hürriyet ve istiklaline âşık olan bu milletimizi, bir nefes hürriyetsiz, bir saniye istiklâlsiz bırakma Ya Rabbi!..
İmanına, ezanına, bayrağına, vatanına, Kur’an’ına sevdalı olan bu milleti, ezansız, vatansız, bayraksız bırakma Ya Rabbi!..
Milletimizin huzur, barış ve kardeşliğine kastedenlere fırsat verme Ya Rabbi!..
Umudumuzu ve huzurumuzu bozmak isteyenlere fırsat verme Ya Rabbi!..
Dinimizin, devletimizin, milletimizin bekasını sarsacak düşmanlardan bizleri halas eyle Ya Rabbi!..
Dünyanın her bir yerinde mücadele eden kahraman askerimize yardım eyle Ya Rabbi!..
Biz sırtımızı sana dayadık, sana güvendik, gücümüzü imandan aldık… Yıkılmamıza ve dağılmamıza izin verme Ya Rabbi!..
Bize dünyada ve ahirette iyilik ve güzellikler ihsan eyle Ya Rabbi!..
Bizi cennet ve cemalinle müşerref eyle Ya Rabbi!..
