MİRAÇ KANDİLİ (2)
Cenab-ı Allah’a hamd-ü senalar olsun… Peygamber Efendimize salat-ü selam olsun…
Millet olarak hüzün içerisindeyiz… Peygamberimize Miraç’ın verildiği zaman gibi hüzün yılı yaşıyoruz… Bize de imdat eyle Ya Rabbi!.. Rahmetini göster Ya Rabbi!.. Bizi de sevdiğini göster Ya Rabbi!.. Şehitlerimiz var, şehitlerimizden ayrılışın hüznünü de bizim hüzün yılımız kabul edip bize rahmetinle muamele eyle Ya Rabbi!.. Yaralılarımıza, hastalarımıza şifalar ver Ya Rabbi!.. Evinden-ocağından, malından-mülkünden olan kardeşlerimize yardım eyle Ya Rabbi!..
Değerli Mü’minler!.. Recep ayının sonlarına gelmiş bulunmaktayız… Birkaç hafta önce
اَللَّهُمَّ بَارِكْ لَنَا فِي رَجَبَ، وَشَعْبَانَ، وَبَلِّغْنَا رَمَضَانَ
““Ya Rabbi!.. Recep ve Şaban'ı hakkımızda hayırlı eyle, bereketli eyle, mübarek eyle… Ve Ramazan-ı Şerif ayına bizi hayırla, bereketle kavuştur Ya Rabbi!..” dualarıyla başlayan yolculuğumuz devam ediyor…”
Bu yolculukta bu ayları bereketli kılan, daha da anlamlı hale getiren mübarek günler ve geceler var… Bu gecelerden birisi de, Peygamber Efendimizin İsra ve Miraç mucizesinin yıldönümü olan bir geceyi idrak ediyoruz… Bu gece Miraç Gecesi…
Değerli Kardeşlerim!.. Mekke döneminde, önce müşrikler tarafından Müslümanlara uygulanan üç yıla yakın bir boykot dönemi yaşanır… Bu dönemde Müslümanlarla her türlü ilişki kesilir… İş öyle bir hale gelir ki; Müslümanlar, hatta Peygamberimiz bile, açlıktan karınlarına taş bağlayarak ayakta durmaya çalışırlar… Bununla da Müslümanları inançlarından çeviremeyince, Müslümanların işkencelere maruz kaldığı, evlerinden barklarından edildiği, çocuklarına bile en büyük zulüm ve işkencelerin yapıldığı dönem başlar… Böyle zor bir zamanda Peygamberimiz bir de, en büyük destekçileri amcası Ebu Talip ve eşi Hz.Hatice’yi kaybeder… Sonra; acaba bir nefes, bir umut olur mu diye Taif’e gider… Ama orada da aynı şeyler… Hatta Taif’in kölelerine, ayak takımı insanlarına taşlattırılır…
Değerli Kardeşlerim!.. İşte bu kadar zorluğun arkasından Peygamberimize bir gönül ferahlığı… Bir yürek aydınlığı olacak bir mucize gerçekleşir… İsra Suresi’ne de ismini veren bir olay gerçekleşir… Bu surenin ilk ayetinde Cenab-ı Allah bizlere ve insanlığa şöyle sesleniyor…
سُبْحَانَ الَّذٖى اَسْرٰى بِعَبْدِهٖ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذٖى بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَا اِنَّهُ هُوَ السَّمٖيعُ الْبَصٖيرُ
““O Allah ki; her türlü noksanlıklardan, eksikliklerden münezzehtir ki; O kulu Muhammedi bir gece Mescid-i Haram'dan etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa'ya birtakım ayetlerimizi göstermek üzere yürütendir ve o Allah her şeyi en ince ayrıntısına kadar işiten ve her şeyi en iyi bilendir…”(İSRA;1)”
Peygamber Efendimiz de bu olayı şöyle anlatıyor: “Bir gece yatsı namazından sonra hatimde uykuyla uyanıklık arasında bir durumda iken iki tane melek geldi ve beni aldılar… Burak isimli bir binite bindirdiler… Bu Burak isimli binit adımının attığı yerler ancak gözlerin görebildiği yerlerdi… O kadar büyük adımlar atıyorlardı… Sonra beni Mescid-i Aksa'ya götürdüler…”
Peygamberimiz Mescid-i Aksa'da diğer peygamberlere namaz kıldırır… Sonra yolculuk başlar… Bu yolculuk yedi kat semanın aşıldığı ve her kat semada diğer peygamberlerle selamlaşılan bir yolculuk… Sidre-i Münteha’ya doğru giden ve ondan sonra da mahiyetini bizim bilmediğimiz bir şekliyle Peygamberimizin Cenab-ı Hakk ile buluştuğu bir olaydır bu olay…
Değerli Kardeşlerim!.. İşte kısaca anlatmaya çalıştığımız İsra ve Miraç olayının yıldönümü… Miraç Kandili…
Peygamber Efendimiz Miraç’tan inerken bize hediyelerle dönüyor… Bu hediyeler bize dünya ve ahireti kazandıracak hediyeler… İyi bir mü’min, iyi bir Müslüman olmak için bize yol haritası olabilecek hediyeler…
Bu hediyelerden birincisi hayatımızın olmazsa olmazı… Dinimizin direği olan namaz ibadeti… Beş vakit namaz bize Miraç hediyesi olarak gelmiştir… Bu nedenle imandan sonra ilk sorguya çekileceğimiz ibadet olan namazlarımızı, Peygamber Efendimizin ifadesiyle gözümüzün bebeği bilmek durumundayız…
Miracın ikinci hediyesi; yatsı namazlarımızdan sonra okuduğumuz… Her okuyuşumuzda bir anlamda imanlarımızı tazelediğimiz… Cenab-ı Allah’a niyazda bulunduğumuz Bakara Suresi’nin son iki ayeti… Amenerrasulü diye bildiğimiz, imanın ve tevhidin ikrarı olan ayetler… Müslümana mükellefiyetini, sorumluluğunu hatırlatan ve bir Müslümanın Rabbine nasıl niyazda bulunması gerektiğini ifade eden ayetler…
Miracın üçüncü hediyesi ise bir müjdedir… İman eden, şirke bulaşmayan mü’minlerin Allah-u Teâla tarafından affedileceğinin müjdesi… İman eden herkesin cennete gireceği müjdesi bu gece Peygamber Efendimiz tarafından, Ümmet-i Muhammed'e getirilmiştir…
Değerli Kardeşlerim!.. Kıldığımız namazların her oturuşunda okuduğumuz… Peygamber Efendimiz ile Cenab-ı Allah’ın Miraç gecesindeki selamlaşmalarını ifade eden et-Tahiyyatü duası da bize bir Miraç mucizesidir…
التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ
وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ
أَشْهَدُ أَنْ لا إِلَهَ إِلا اللَّهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ
Peygamberimiz;
التَّحِيَّاتُ لِلَّهِ وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّبَاتُ
Tahiyyat, selam, her türlü ihtiram, iyilikler ve güzellikler Allah'adır” diye Cenab-ı Allah’a selamda bulunduğunda, Allah-u Teâlâ da;
السَّلامُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللَّهِ وَبَرَكَاتُهُ
““Ey Nebi Allah'ın selamı rahmeti ve bereketi üzerine olsun” diyerek Peygamberimizin selamına karşılık veriyor… Bu selamlaşmayı duyan melekler de”
السَّلامُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللَّهِ الصَّالِحِينَ
Selam bizim üzerimize ve Allah’ın salih kullarının üzerine olsun” diyerek bu selamlaşmaya katılıyorlar…
Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Allah İsra Suresi’nin birinci ayetiyle Mescid-i Aksa'yı bize anlattıktan sonra, mü’minlerin özelliklerini sayıyor… Gelin, bu ayetleri yeniden hep birlikte hatırlayalım bu gece… Böylece kendimizi bir muhasebe etmiş olalım…
لَا تَجْعَلْ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ فَتَقْعُدَ مَذْمُومًا مَخْذُولًا
Cenab-ı Allah’tan başka ilâh kabul etme Eğer kendine başka ilâhlar bulursan… Eğer Allah’la birlikte onları da dinlersen… Eğer onlara da kulluk edersen… Eğer onlara da dua edersen… O zaman Cenab-ı Hakk’ın desteğini kaybeder, tek başına kalırsın (İSRA;22)
وَقَضٰى رَبُّكَ اَلَّا تَعْبُدُوا اِلَّا اِيَّاهُ وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا اِمَّا يَبْلُغَنَّ عِنْدَكَ الْكِبَرَ اَحَدُهُمَا اَوْ كِلَاهُمَا فَلَا تَقُلْ لَهُمَا اُفٍّ وَلَا تَنْهَرْهُمَا وَقُلْ لَهُمَا قَوْلًا كَرٖيمًا
Bu ayette de Cenab-ı Hak sadece kendisine kulluk etmemizi istiyor Onun emrettiği gibi yaşamamızı istiyor Kendisiyle ilgili bu emrinden sonra da anne-babalarımıza karşı iyilik yapmamızı emrediyor… Yani anne-babaya hizmet etmenin, onlara hürmet etmenin Allah’ın huzurundaymış gibi, Ona ibadet ediyormuş gibi kulluk etmek olduğunu bildiriyor Onlara öf bile demeyin diyor Onları azarlamayı, onların kalbini kırmayı kesin bir ifadeyle yasaklıyor Onlarla konuşurken gönüllerini alarak konuşmayı emrediyor (İSRA;23)
وَاخْفِضْ لَهُمَا جَنَاحَ الذُّلِّ مِنَ الرَّحْمَةِ وَقُلْ رَبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانٖى صَغٖيرًا رَبُّكُمْ اَعْلَمُ بِمَا فٖى نُفُوسِكُمْ اِنْ تَكُونُوا صَالِحٖينَ فَاِنَّهُ كَانَ لِلْاَوَّابٖينَ غَفُورًا
Anne-babalarımız için nasıl dua edeceğimizi de öğretiyor: “Rabbim, ben küçükken, yardım ve merhamete muhtaçken onlar nasıl beni yetiştirmişler, beni nasıl eğitip büyütmüşlerse, bana nasıl merhamet etmişlerse, şimdi şefkat ve merhamete muhtaç oldukları ihtiyarlıklarında Sen de onlara karşı merhametli ol. Sen onları bağışla ya Rabbi” diye dua et onlar için diyor
Değerli Mü’minler!.. Cenab-ı Hakk önce kendisine kulluk etmemizi istedi… Hayatımızda sadece kendisini dinlememizi, sadece kendisi için bir hayat yaşamamızı istedi Sadece bana kulluk edin dedikten sonra bu kulluğun ayrıntısını ortaya koyuyor Cenab-ı Hakk
Demek ki biz bütün hayatımızda kulluk şuuru içinde olacağız Hayatımızın tamamında O’nun kulu olduğumuzu unutmayacağız… Bunun için de en başta anne-babalarımız ihtiyarladıkları zaman onlara karşı çok iyi davranmayı emrediyor Cenab-ı Allah. (İSRA;24-25)
وَاٰتِ ذَا الْقُرْبٰى حَقَّهُ وَالْمِسْكٖينَ وَابْنَ السَّبٖيلِ وَلَا تُبَذِّرْ تَبْذٖيرًا اِنَّ الْمُبَذِّرٖينَ كَانُوا اِخْوَانَ الشَّيَاطٖينِ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِرَبِّهٖ كَفُورًا
Cenab-ı Allah’ın bu dünyada bizi imtihan etmek için verdiği malı-mülkü saçıp savurmayacaksın… İsraf etmeyeceksin… Bunları kulluğun ve Allah’ın rızasının dışında kullanmayacaksın Cenab-ı Allah’a kulluk etmenin gereği olarak; akrabalara, miskinlere, düşkünlere ve yolcuya hakkını vermemiz emrediliyor…
Eğer malınızı-mülkünüzü Cenab-ı Allah’ın gösterdiği yerlerde harcamazsanız, eğer saçıp-savurur boş yerlerde harcarsanız şeytanla dost olursunuz… Şeytan nankördür… Siz de onun gibi nankör olmayın diyor Cenab-ı Hakk… Yani Cenab-ı Allah’ın verdiklerini Onun razı olmadığı yerlerde harcamak israftır ve şeytanlıktır diyor… (İSRA;26-27)
وَاِمَّا تُعْرِضَنَّ عَنْهُمُ ابْتِغَاءَ رَحْمَةٍ مِنْ رَبِّكَ تَرْجُوهَا فَقُلْ لَهُمْ قَوْلًا مَيْسُورًا
Hayır-hasenat yaparak Cenab-ı Allah’ın rızasını kazanmak istiyorsun Ama buna gücün yetmiyorsa; o zaman hiç olmazsa o veremediğin kimseleri azarlayıp tersleme Senden yardım isteyip, bekleyenlerin hepsine veremiyorsan, ya da istedikleri kadar veremiyorsan, buna gücün yetmiyorsa O zaman onların gönlünü alacaksın, güzel sözler söyleyip üzmeyeceksin onları (İSRA;28) Sonra:
وَلَا تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً اِلٰى عُنُقِكَ وَلَا تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَحْسُورًا
Şimdi de bir ölçü koyuyor, sınır koyuyor Cenab-ı Allah… Cimri olmayacaksın, ama cimri olmayacağım diye saçıp-savurmayacaksın da Eğer böyle yaparsan fakir düşersin, ondan sonra pişman olursun, aç ve açıkta kalırsın Yani ne cimrilik edeceksin, ne de saçıp savuracaksın Evet, cimri olmamak lâzım, ama israfçı da olmamak lâzım Ölçü bu…(İSRA;29)
اِنَّ رَبَّكَ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَقْدِرُ اِنَّهُ كَانَ بِعِبَادِهٖ خَبٖيرًا بَصٖيرًا
Herkesin rızkını veren Allah istediğine bol bol verir, istediğine de az az verir Ama herkese rızkını belli bir ölçüyle verir Bunun kuralını koyan Allah Allah niye böyle yapıyor?.. Niye bana az veriyor?.. Niye falancaya çok veriyor?.. diye bir soru sormaya hiç kimsenin hakkı da yok Bizler bu eşitsizliğin hikmetini anlayamayız… Mülkün sahibi olan Cenab-ı Hak bizi böyle imtihan ediyor Cenab-ı Allah; herkesi görüyor, herkesin durumunu biliyor, kimin neye muhtaç olduğunu, kime ne kadar vermesi gerektiğini, kimin için azın hayırlı, kimin için de çoğun hayırlı olduğunu biliyor… (İSRA;30) Öyleyse:
وَلَا تَقْتُلُوا اَوْلَادَكُمْ خَشْيَةَ اِمْلَاقٍ نَحْنُ نَرْزُقُهُمْ وَاِیَّاكُمْ اِنَّ قَتْلَهُمْ كَانَ خِطْاً كَبٖيرًا
Sen ne yaparsan yap Cenab-ı Allah’ın sana nasip ettiğinden fazlasını kazanamazsın O halde öyle yoksulluk korkusuyla, besleyememe korkusuyla falan çocuklarınızı öldürmeyin Onların rızkını veren de Allah Bizim rızkımızı da veren Allah
O halde kendinizi rızık verici -haşa- tanrı makamında görerek, bakıp-büyütemeyiz diye çocuklarınızı öldürmeye kalkışmayın diyor Cenab-ı Allah… İşte bu düşünce ve endişelerle çocukların daha anne karnındayken öldürülmesi çok büyük bir günahtır (İSRA;31) Sonra:
وَلَا تَقْرَبُوا الزِّنٰى اِنَّهُ كَانَ فَاحِشَةً وَسَاءَ سَبٖيلًا
Zinaya da yaklaşmayın… Zina çok büyük günahtır… Cenab-ı Hak burada zina etmek şöyle dursun, zinaya yaklaşmayı bile yasaklıyor Yani insanı zinaya götüren yollara bile girmeyin diyor (İSRA;32)
وَلَا تَقْتُلُوا النَّفْسَ الَّتٖى حَرَّمَ اللّٰهُ اِلَّا بِالْحَقِّ وَمَنْ قُتِلَ مَظْلُومًا فَقَدْ جَعَلْنَا لِوَلِيِّهٖ سُلْطَانًا فَلَا يُسْرِفْ فِى الْقَتْلِ اِنَّهُ كَانَ مَنْصُورًا
“Cenab-ı Allah’ın öldürülmesini yasakladığı hiçbir canlıyı öldürmeyin (İSRA;33)”
وَلَا تَقْرَبُوا مَالَ الْيَتٖيمِ اِلَّا بِالَّتٖى هِىَ اَحْسَنُ حَتّٰى يَبْلُغَ اَشُدَّهُ وَاَوْفُوا بِالْعَهْدِ اِنَّ الْعَهْدَ كَانَ مَسْؤُلًا
Müthiş bir sıralama var ayetlerde Önce Allah’a iman ve kulluk, sonra anne-babaya itaat ve hurmet, sonra mal-mülk, sonra çocuklar, sonra zina, daha sonra da öldürme yasağı… Şimdi bu ayette ise yetimler…
Burada yetimin malına yaklaşmayı yasaklıyor Cenab-ı Allah Yetim faydasını zararını bilecek, malına sahip olabilecek yaşa gelinceye kadar onun malıyla ilgilenme meselesi Allah’ın ayetlerinde yerini almış burada
Değerli Mü’minler!.. Ne yaparsanız yapın, yetimin olmadığı bir toplum olmaz Çünkü Allah’ın takdiri bu… Cenab-ı Allah yetimlerle ve fakirlerle imtihan ediyor bizi… Kimine çok veriyor, kimine de az veriyor Kimini analı-babalı imtihan ediyor, kimini de yetimlikle imtihan ediyor…
Mademki Müslümanız… O halde hepimiz yetimlere ve fakirlere şefkat ve merhamet etmekle mükellefiz Allah böyle emrediyor çünkü
Ayet devam ediyor ve ahitlerinizi de yerine getirin diyor Hem Allah’a verdiğiniz sözleri, hem de insanlara verdiğiniz sözleri tutun Allah’a verdiği sözü tutmayan bir kimsenin insanlara verdiği sözlerini yerine getirmesi de mümkün olmaz… Allah’ın haklarına riayet etmeyen bir adam insanların hakkını-hukukunu hiç gözetmez Allah’a verdiğiniz ahitlerinizin de, insanlara verdiğiniz taahhütlerinizin de belli bir sorumluluğu vardır Ağzınızdan çıkan her sözün bir bedeli vardır (İSRA;34)
Peygamberimiz münafığı tarif ederken ne diyordu? Hatırlayın… “Münafığın alâmeti üçtür Konuştuğu zaman yalan konuşur, söz verdiği zaman sözünde durmaz, kendisine bir şey emanet edildiği zaman o emanete hıyanet eder ”
وَاَوْفُوا الْكَيْلَ اِذَا كِلْتُمْ وَزِنُوا بِالْقِسْطَاسِ الْمُسْتَقٖيمِ ذٰلِكَ خَيْرٌ وَاَحْسَنُ تَاْوٖيلًا
Verdiğiniz sözleri tuttuğunuz gibi; ölçtüğünüz zaman da ölçüyü tam tutun, doğru teraziyle tartın Ölçüp biçmeniz, tartıp takdir etmeniz Allah’ın istediği gibi dosdoğru olsun… Kendinize ölçerken başka, başkalarına ölçerken başka ölçüp-biçmeyin Müşteriyken başka, satıcıyken başka ölçmeyin Borçluyken başka, alacaklıyken başka ölçmeyin Başkalarına söylerken ayrı, kendinize uygularken ayrı uygulamayın Her konuda ölçüyü Allah ve Resûlü belirlesin Allah ve Resûlünün ölçüsünü ölçü olarak kabul edin (İSRA;35) Ve sakın ha sakın:
وَلَا تَقْفُ مَا لَيْسَ لَكَ بِهٖ عِلْمٌ اِنَّ السَّمْعَ وَالْبَصَرَ وَالْفُؤٰادَ كُلُّ اُولٰئِكَ كَانَ عَنْهُ مَسْؤُلًا
Bilmediğin bir şeyin peşine düşme… Gözün, kulağın ve kalbin o körü körüne peşine düştüğün şeyden sorumlu olacak ve bir bir hesabını vereceksin Bilmediğimiz bir şeyin peşine düşmeyeceğiz Yaptığımız hiçbir şey, konuştuğumuz hiçbir söz bilgisizce ve cahilce olmayacak… Kısaca bilinçli bir hayat yaşayacağız (İSRA;36) Fakat ne kadar bilgili olursan ol, ne kadar zengin olursan ol;
وَلَا تَمْشِ فِى الْاَرْضِ مَرَحًا اِنَّكَ لَنْ تَخْرِقَ الْاَرْضَ وَلَنْ تَبْلُغَ الْجِبَالَ طُولًا كُلُّ ذٰلِكَ كَانَ سَيِّئُهُ عِنْدَ رَبِّكَ مَكْرُوهًا
Yeryüzünde bir kul olduğunuzu, âciz bir varlık olduğunuzu da unutmayın Yeryüzünde öyle kendinizi bir şey zannedip de sakın böbürlenerek, kibirlenerek, hava atarak yürümeyin
Ne kadar kibirlenirseniz kibirlenin… Ne kadar böbürlenirseniz böbürlenin… Ne yeri delebilirsiniz, ne de dağları geçebilirsiniz Ne kadar başınız yukarda olursa olsun ne yeri çökertebilirsiniz, ne de dağlarla boy ölçüşebilirsiniz Bu dünyada isterse bütün insanlara karşında boyun büktürmüş olsan da Bir gün Allah’ın emri geldiğinde yıkılıp gideceksin… Hayatı elinde olmayan, varlığı da, ölümü de kendisinden olmayan bir varlık yaratıcısına kafa tutamaz Dün doğduğun zaman hiçbir şeyin yoktu, yarın öldüğün zaman da hiçbir şeyin olmayacak Toprak olup gideceksin (İSRA;37-38)
Değerli Mü’minler!.. Kısaca özetleyelim şimdi… Sadece Allah’a kulluk edeceksin Sadece Cenab-ı Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşayacaksın Anne-babalarınıza karşı muhsin davranacaksın Onları incitmeyeceksin Onlar yanınızda ihtiyarladıkları zaman onlara öf bile demeyeceksin Onlar üzerine şefkat ve merhamet kanatlarınızı gerip ve onlar için Allah’a dua edeceksin
Sonra akrabalarınıza, fakirlere, yolda kalmışlara haklarını vereceksin, onlara yardım edeceksin… Varlığınızı, imkânlarınızı insanlarla paylaşacak, cimri olmayacaksın Ama gereğinden fazla saçıp savuran şeytan gibi de olmayacaksın Muhtaçlara verebilecek bir şey bulamazsan, hiç olmazsa onlara tatlı söz söyleyip gönüllerini alacaksın
Sonra rızık endişesiyle çocukları öldürmeyeceksin… Çünkü onların rızkını verecek olan benim diyor Cenab-ı Allah Zinayı yapmak şöyle dursun, yakın semtine bile uğramayacaksın Haksız yere hiçbir canlıyı öldürmeyeceksin…
Yetimlerin, garibanların mallarına el uzatmayacaksın… Cenab-ı Allah’a ve insanlara verdiğin sözlerinde duracaksın Ölçüyü tartıyı güzel yapacaksın, insanları aldatmayacaksın Bilmediğiniz bir şeyin peşine düşmeyecek, bilinçsiz bir hayat yaşamayacaksın Yeryüzünde gururlanarak yürümeyecek, alçak gönüllü ve mütevazı olacaksın İnsanlara tepeden bakmayacaksın
Değerli Mü’minler!.. Mirac "yükselme, yücelme" anlamına gelir Mü'minin de imanıyla yücelmesi, yaptıklarıyla yüksek mertebelere ulaşması onun için bir miraçtır İslâm'ın insana kazandırdığı bu ayetlerdeki ahlâki ve imâni değerlerle donanmak, İslâm'ın güzelliklerini kendinde toplayabilmek mü'min için bir miraçtır
Cebrail (a.s.) Peygamberimize gelerek yolculuk öncesinde onun göğsünü yarıp kalbini çıkarıyor ve kalbini iman ve hikmetle yıkıyor Demek ki miraca önce kalple hazırlanmamız gerekiyor Yüce makamlara ulaşmak isteyen bir mü'minin de kalbini iman ve hikmet sırlarına aykırı kirlerden temizlemesi gerekir
Hayatımızda bir miraç yolculuğuna başlamak istiyorsak önce göğsümüzü yarıp kalbimizi çıkarmamız ve kalbimizi iman ve hikmet nurlarıyla yıkamamız lazım… Ama iş bununla bitmiyor Çünkü yolculuk bundan sonra başlıyor Mü'min İslâm'ın bu güzelliklerinden birini hayatına geçirdiği zaman bu kutlu miraç yolculuğunda bir adım atmış, bir derece yükselmiş olur
Bu yolculukta "iki günü birbirine eşit olan zarardadır" ilkesine göre hareket ederek sürekli yücelmek, sürekli ilerlemek gerekiyor.
DUA
Ya Erhamerrahimin!.. Peygamberimizi derin bir üzüntüden kurtarıp teselli verdiğin, leyle-i miraca bizleri ulaştırdın Sana hamdediyor, sana şükrediyoruz Hamdimizi, şükrümüzü kabul buyur Ya Rabbi!..
Leyle-i Miraçla tekrar birliğine, büyüklüğüne, yüceliğine şahidiz… Bu gece sana teslimiyetle yalvarıyoruz Af ve mağfiretin bol olduğu bu gecede dualarımızı kabul eyle Yâ Rabbi!..
Kıldığımız namazları dergâh-ı izzetinde kabul eyle.. Bizleri, Miracımız olan namaza sadakatle bağlananlardan ve hakkıyla icabet edenlerden eyle Ya Rabbi!..
Rahmet ve keremine, inayet ve nusretine muhtacız; bizleri merhametinden, yardımından mahrum bırakma Ya Rabbi!..
Miraçla Peygamber Efendimizin hüzünlerini giderdiğin, ümitlerini yeşerttiğin gibi bizlerin de hüzünlerini ve acılarını, kederlerini ve sıkıntılarını gider Yâ Rabbi!..
Hata ve günahlarımızdan nedamet duyup tövbe ve istiğfar ediyoruz, kabul buyur Yâ Rabbi!..
Allah’a ortak koşmayan kimselerin günahlarının bağışlanacağı ve sonunda cennete girecekleri müjdesinin verildiği bu gecede, depremde vefat eden bütün kardeşlerimizi, bizleri ve cümle geçmişlerimizi affeyle Ya Rabbi!..
Senden başka sığınağımız yok Rahmetine güvenip mağfiretini umarak sana yalvarıyoruz, sana yakarıyoruz… Sen affedicisin, affetmeyi seversin Bizleri ve bütün geçmişlerimizi bağışla Ya Rabbi!..
İsm-i azamın hürmetine, hidayet rehberi kıldığın Kur’an-ı azimûşşân hürmetine, bu gece miraca yükselttiğin Peygamberimiz hürmetine, günahsız yavrularımız, beli bükülmüş ihtiyarlarımız hürmetine, duası kabul olan kulların hürmetine bizleri affeyle Yâ Rabbi!..
Bizleri hr türlü kötülükten, sıkıntıdan muhafaza eyle, koruyup gözetle Ya Rabbi!..
Bize vereceğin her türlü hayra muhtacız; hayır ve iyilik kapılarını bizlere aç Ya Rabbi!..
Milletimize ve memleketimize esenlik ihsan eyle Ya Rabbi!..
Peygamber Efendimiz senden ne istediyse biz de istiyoruz, ikram eyle Ya Rabbi!..
Nelerden sana sığınmışsa biz de sığınıyoruz, bizleri emanına al Ya Rabbi!..
Bizi doğru yola ulaştırdıktan sonra, kalplerimizi kaydırma Ya Rabbi!..
Kalplerimizi dinin üzere sabit kıl, razı olduğun yöne çevir Ya Rabbi!..
Bizlere İslam’ın yüce değerleri ile yeniden yücelmeyi ve yükselmeyi lütfeyle Ya Rabbi!..
Bizleri zihinleri bir, yürekleri bir, sevgileri bir, hüzünleri bir, kederleri bir, acıları bir kardeşler topluluğu eyle Ya Rabbi!..
Bizlere birlik ve beraberlik, sabır ve metanet, basiret ve dirayet ihsan eyle Ya Rabbi!..
Huzurumuzu bozmaya, bizi birbirimize düşürmeye, fitne çıkarmaya çalışanlara fırsat verme Ya Rabbi!..
Bu gecenin feyiz ve bereketinden istifade etmek üzere Kur’an meclisinden nasiplendik, ellerimizi açıp boynumuzu büktük Halimizi Sana arz ediyoruz Bizleri dergâhından boş çevirme Ya Rabbi!..
Okumuş olduğumuz Kur’an-ı Kerimleri, hatm-i şerifleri, getirdiğimiz tekbirleri, salat-ü selamları, yapmış olduğumuz tesbihatları dergâhı izzetinde kabul eyle Yâ Rabbi!..
Hâsıl olan sevabı iki cihan serveri Peygamber Efendimiz’in mübarek ruhlarına hediye ediyoruz, vasıl eyle Ya Rabbi!..
Bütün Nebilerin, Peygamberimizin aile efradının, ashabının, İslam’a hizmet eden tüm ehl-i imanın ruhlarına hediye ediyoruz, vasıl eyle Yâ Rabbi!..
Din, vatan, millet ve mukaddesat uğrunda canlarını feda eden bütün şehitlerimizin ve vefat etmiş olan gazilerimizin ruhlarına hediye ediyoruz, sen vasıl eyle Yâ Rabbi!..
Burada el açıp âmin diyen kardeşlerimizin geçmişlerinin ruhlarına hediye ediyoruz, sen haberdar eyle Yâ Rabbi!..
Özellikle depremde kaybettiğimiz her bir kardeşimizin ruhlarına hediye ediyoruz, sen vâsıl eyle Yâ Rabbi!..
Ahirete irtihal eden bütün kardeşlerimize rahmet eyle Ya Rabbi!..
Kabirlerini cennet bahçesi eyle Ya Rabbi!..
Mekânlarını cennet, makamlarını âlî eyle Ya Rabbi!..
Onları Peygamber Efendimize komşu eyle Ya Rabbi!..
Ailelerine, yakınlarına ve aziz milletimize sabr-ı cemil ihsan eyle Ya Rabbi!..
Depremde yaralanan kardeşlerimize Şâfî isminle acil şifalar ihsan eyle Ya Rabbi!..
Deprem bölgesinde canla başla gayret gösteren bütün kardeşlerimize güç ve kuvvet ver, onlara kolaylıklar ihsan eyle Ya Rabbi!..
Depremzede kardeşlerimizin yardımına koşan, onların acısına ortak olan bu necip milletten de razı ol Ya Rabbi!..
İmanla can vermeyi, son nefesimizde (Buyrun)
اَشْهَدُ
diyerek çene kapamayı cümlemize nasip eyle Ya Rabbi!..
Bu zor günlerimizde rahmet ve inayetine her zamankinden daha çok muhtacız. Bizlere yardım eyle Ya Rabbi!..
Şefkat ve merhametinle acılarımızı dindir Ya Rabbi!..
Zorluklarımızı kolaylıklara tebdil eyle Ya Rabbi!..
Gazabından rahmetine sığınıyoruz Bizleri korktuklarımızdan emin, umduklarımıza nâil eyle Ya Rabbi!..
Bir daha bizlere böyle acılar yaşatma Ya Rabbi!..
Günahkâr dillerimiz, katılaşmış kalplerimizle ancak merhametine sığınarak yaptığımız dualarımızı kabul eyle Ya Rabbi!..
Dualarımızı, Peygamberimizin yaptığı dualara ilhak eyle, kabul buyur Yâ Rabbi!..
آمِين، آمِين، آمِين، وَ الْحَمْدُ هلِلِّٰ رَبِٰ الْعَالمَ۪ينَ الْفَاتحَِة
